Büyümek

  T'den Cok - Cenk Buker

 

Bir kabus goruyorum. Her sey buyuyor. Ilkbaharda yaban otlari nasil buyurse oyle, cabucak ve dusuncesizce. Ben kucucuk kaliyorum. Buyumedigim icin degil, yalnizca daha yavas buyudugumden. Kabus bir gece dusu degildir.

Gunler buyuyup aksamustu oluyor. Kizimin elinden tutup gezmeye cikariyorum onlardan birinde. Aslinda hangimizi gezdirmek istedigimi de bilmiyorum. Dogup buyudugum evi gostermek istiyorum ona. Dogmak buyumenin sarti degil, fakat dogunca daha buyuk buyunebiliyor. O anilar semtine yaklastikca heyecanlaniyorum. Iste bu! demek istiyorum ona. Bak bu cocuklugumun evi. Ne kadar da kucuk kalmis diger binalarin arasinda. Ya da en kotu ihtimalle, hinzir muteahhitler kandirabildiyse evsahiplerini yine; iste buradaydi, yikilmis koskoca apartman olmus. "Bizim zamanimizda"yla baslayan bir cumle de ben kurmak istiyorum. Benim de bir zamanim oldugunu hissetmek. Oyle degismis ki sehir, bulamiyorum. Ne evi, ne de cocuklugumu.

Karsiki evde oturmasan yine de farkederdim seni. Ben zaten yanina gelmek isterdim hep, gozlerin beni kolumdan tutup cekerdi. Zaman, ilk askin ilkokulda yasanip yasanamayacagina veya karsi komsunun kizi olup olamayacagina kafa patlatmakla gecerdi. Hayat cok, televizyon iki renkliydi ve izledigim filmlerde sikca duydugum sihirli cumleyi sana soyledigimde her sey degisti. Cesaretimi toplamak icin gunlerce ugrasmistim ben. Oysa sen, sanki bu ani coktandir bekliyormus gibi, cabucak soruvermistin peki seni ne kadar sevdigimi. Muhtemelen ayni filmleri seyrediyorduk. Kollari iki yana acip T olmak klasik, bense romantiktim. Sana bir fanila dolusu erik getirebilmek icin guc bela tirmandigim "agac kadar" dedigimde sen gulen taraftin, ben geceleyin evde... oysa dizimdeki yaralarla kafamdaki yariklar sahidimdi. Bahcenin sahibi Hikmet amcayla sopasi da.

Kar yagarken seyretmeyi cok sever pencereye cikardin. Arap kizi degil beyazdin. Bense yerliler gibi utangactim. Koca kafa degildim ama sanki kafam vucuduma gore buyuktu biraz. Herhalde daha onemli oldugundandir diye avunmaya calistiysam da, bir yerlerde benim yasimda bunun normal oldugunu okuyana kadar soru isareti gibi boynu bukuk gezdim. Belki her seyi ogrenme, butun hayati sigdirabilme istegiyle buyuk oluyordu kafalar cocukken. Ogrenmeye deger pek bir sey olmadigini ogrendiginde, huzunle durakliyordu daha sonra. Anormal baska turlu bir seydi o zamanlar. Ornegin tasitlar anormaldi. Demirden koskoca gemiler batmiyor; ucaklar agir, nasil ucuyor; ceryanlar ñe'ler pek de "muhim" degildi cocukken- kesik oldugu halde arabalarin farlari nasil yaniyor? Artik tasitlar normal, fakat tasidiklari degil.

Karanliktan korkardim. Hepimiz korkardik. Milyonlarca yil once, ormanin tehlikelerinde gece, atalarimizdan miras kalmis. Kuculmus ama yitmemis, bilincaltimiza sinivermis. Bilincaltindan da habersizdim o zamanlar. Simdi de bilmek istedigimden emin degilim, ustu bile yeterince sikici. S ile hayvan Sfenks degildi ama ansiklopedideki resmi cok guzeldi. O kadar etkilenmistim ki ihtisamindan, o magrur durustan, Sfenks olmak istedim. Hala onun gibi uyurum. Yuzukoyun-koyunlar boyle mi uyur Serpil, yoksa yuzumuzu mu koyuyorduk yataga?- avucicleri dosekte, eller yastigin altinda.

Simdi bile icimi acitan bir soru vardi. Durumu bizden daha kotu olan bir kac ailenin, kafasi sifir numara tirasli, nedense hep soluk kirmizi fanilali cocuklari bakkala girip sorarlardi. Bakkal Amca bu paraya ne olur? Aslinda o paraya hicbir sey olmazdi, ama Bakkal Amca bunu yapamazdi. Iste bu yuzden diger amcalar kucuk a'yla baslarken Onlarinki buyuktu. Cekinerek, usul usul iceri giren cocuk, agzi kulaklari tarafindan odunc alinmis bir bicimde disari firlar, Bakkal Amca bir sigara daha yakardi. Bu cocuklarin bir de babalari oldugundan bakkallik zor meslekti. Keske Bakkal Amca da yarim kilo kiyma icin ayni cumleyi Kasap Amcaya soyleyebilseydi. Fakirlik buyuyup sefalet, bakkallar buyuyup grosmarket oldu. Yazarkasalarin vicdani yok.

Buyuklerin de sikca sordugu bir soru vardi ve hepsi bu soruyu sorduguna gore, butun buyukler ayniydi ya da hicbiri istedigi seyi olamamisti. Onlari saf saf bakarken gormek hosuma gittiginden, birine balikadam digerine astronot diyor, aslinda hicbirinin ne yaptigini bilmiyordum. Yine de hem balik hem de adam olma fikri hosuma gidiyordu. Buyuyunce ne olmak istemiyorsun deseler yanit elbette ki bakkaldi. Hem, okulda ogretmenimizin yuzunu eksiterek, nefretle andigi bir defteri vardi onlarin. Yazarlik ise pek akil kari degildi. Yazi para etse sinav basina harclik alirdik. Zaten yazarlarin pasaportuna bile issiz diye yazarlar demisti ogretmenimiz. Ogretmenimiz her seyi biliyordu.

Babamin tiras olurken kullandigi, lavaboyla duvar arasina yaslanmis kalp seklindeki ayna yuksekti. Ben de bakabileyim diye duvardaki civiye asilmiyor, sanirim benim yalnizca kaslarimi gorebilmemin yeterli oldugu dusunuluyordu. Saclar ve kaslar her sabah taraniyordu. Buyumek istiyordum. Belki sadece o aynada gozlerimi de gorebilmek icin. Kendim olabilmek icin. Aynalarin yetmedigini bilmiyordum. Bir gun baktigimda, gordugumun bir baskasi olacagini da.

Bildiklerimiz cogaldikca hayat zenginlesmiyor. Sinirlar eriyip giderek silinse de yuzey degismiyor. Sehir, beni yutmaya sahlanmis bir masal devi gibi yine ustume ustume geliyor. Kacacak yer kalmiyor. Oyle bir geceye dusuyorum ki sonunda; kacan da ben, kovalayan da. Ayna kuculdu, ama evler, yollar, silahlar, hastaliklar, borclar, yalnizliklar hizla buyuyor. Ben irilestikce onlar devlesiyor. Yetismek icin cabaladiklarimi elde ettigimde anlamlari kuculuyor. Her sey buyuyor. Mutluluk haric. Ben buyudukce o kuculuyor.

 

 

Hosted by www.Geocities.ws

1