
Büyümek
| Soranlara
Kizilcik Surubu Deyiniz Museccel Markadir Iciniz - Pinar Ogunc
(Dedecigim hadi yat; sana bir masal anlatacagim. Bundan tam 400 milyon yil once SILUR doneminde deniz hayvanlari yasiyordu bu gezegende. 300 milyon yil once KARBON doneminde kara bitkileri, 150 milyon yil onceki JURA doneminde dinozorlarla surungenler, 60 milyon yil onceki EOSEN doneminde de maymunlar ve ileride insanlasmasi muhtemel primatlar turedi. Gunumuzden 35 milyon yil onceki OLIGOSEN doneminde yasamis olan AEGYPTOPITHECUS ZEUXIS'in insanlasmayi hazirlayan maymun turlerinden DRYOPITHECUS'un atasi olabilecegini dusunuyor antropologlar. Tabii her seyden once o gaz ve toz bulutu vardi yalnizca...) Metre, hektometre, kilometrekare ve salise; hektar, dekar, milimetrekup, ay, yil ve desilitre. Once askatlari, sonra uskatlari, sonra da onar onar mi, yuzer yuzer mi, yoksa biner biner mi buyudugunu, matematik yazilisindan bir gece once, patates yemeginin suyundaki yag kumelerini catalimin tek disiyle birlestirirken ezberlemeye calistigim yemeklerde girdi yasamima kucuk olcu birimleri. Bilmek isteyenlerin yasamini o kadar kolaylastiran bilim, beynimde ogretileriyle konuslanacak uygun bir lob bulamamasindan ya da sadece bir tur talihsizlikten, ulvi gucunu hep esirgedi benden. Butun sayilar, formuller, teoremler uzaktan baktilar bana; benim de onlara baktigim gibi. Olur da bir kuruyemisciye Saglik Eczanesi'nin nerede oldugunu sorsam ve o da bana "300 metre ileride solda" dese, bir adimimin ortalama bir metre oldugu karinesiyle, basimi sol cenahtan ayirmaksizin, teker teker 300 adim saymaktan baska yolum yok. Hala litrenin "kup"lu aileyle iliskisini karistiririm; agzima "ar", "hektar" ve "dekar" sozcuklerini aldigimi hic animsamiyorum. Zaman birimleriyle olan hastalikli cekismemi de kangren haline getirmemek icin, olani oldugu gibi birakmayi yegledim hep. Annemin "Bir saat sonra donerim" diyerek ciktigi alisverislerde, evin tum duvarlari birleserek ustume gelmeye basladigi zaman, sorgulanmasi gerekenin hep o bir saat oldugunu dusundum. O bir saatin "Bahceye in ama bir saat sonra evdesin"lerle, aksam yemegi icin kizartilacak kabaklar, gelip de once coraplarini cikaracak babalar ve TRT'de ailecek izlenecek "Birseycik" filmleri icin ayrilan zamana tasmamasi sart kosulmus o bir saatle ayni degeri imledigini, o zaman bana anlatmaniz neredeyse olanaksizdi. Bugun icin de garanti veremiyorum. Buyuklerin "buyumek" dedigi sozcukte de ayni kaypaklik vardi sanki. Onun icin buyuk, sunun icin kucuk... Bu beni sinirlendiriyordu. Benim icin uzerine yagli kremalarla adimin yazildigi kakaolu pasta, sacma sapan nesnelerin sarili oldugu paketleri, cicek desenli kagitlarini yirtmadan acmaya calismak, cekmecelerimi karistirmamalari icin eve gelen cocuklari gozumun onunde tutmak anlamina gelen dogum gunlerinden nefret ettigimi gizlememem de hic hos karsilanmiyordu. Yasimi soranlara yillarca bilmedigimi soyledim aptal gibi. "Buyuyunce ne olacagimi" merak eden zevzek tonlamali sorulara da "Galiba hicbir sey" dedim. (Ya da hep bunu demek istedim.) 9 ise 10, 12 ise 13 yasimda oldugum yalanini kiviracak simarik bir kiz cocugu olsam, "Ben buyudum abla oldum", "buyuyunce gelin olacagim ya da doktor" desem yanaklarimi sikarlardi; bunu ne yazik ki o zaman da sezerdim. Benim cekmecelerim bunlarla doluydu: bilekten tokali kirmizi ayakkabilarimin alindigi gun, ciger yiyip de kusmadigim ilk aksam yemegi, saclarimi iki kuyruk yapabildigim, posta kutusunu tek basima acabildigim, dudaklarimi agzimin icine kivirip da dilimi disari cikardigim zaman, dilimin alt ve ust dudaklarim arasinda ikiye ayrilmadigini fark ettigim gun. O gun onemli bir gundu iste. Aynaya bakmistim. Onar onar, yuzer yuzer, biner biner buyuyen hicbir sey goremedim ben aynada. (Hadi dedecigim yat; sana bir masal daha anlatacagim. Yeni bir birey olusturmak icin birlesen iki hucreye GAMET denir. Bu Yunanca "evlenen" anlamina gelen GAMETOS sozcugunden geliyor. bazi basit organizmalarda gametler arasinda fark olmasa da butun kompleks yapili bitki ve hayvanlarda bu iki hucrenin sekli farkli oluyor.) Cok yoruluyorum. Oylece durmak, oylece durdugumu bilmek bile uykusuz yataklara dusurmeye yetiyor beni. Ogrendiklerim sasirtmiyor, ogreneceklerim ilgilendirmiyor. Boylari bir tirnak boyu daha uzayan uyluk kemiklerimin agrisini unutturacak, tersini deliler gibi isteyerek , ofke ve isyanla bu bedeni surdurecek denli guzellik de yok ne yazik ki "kucuk" animsamalarim arasinda. (OVUM adi verilen disi gametler kendileri hareket etmez, bol besin depolarlar. SPERM denilen erkek gametler ise hareket ederler ve neredeyse sadece cekirdekten olusmuslardir.) Insanligin tek ugrasi; sadece buyumeye calisiyoruz. Baska yonlere bakiyoruz, baska tamlamalara uyduruyoruz. Alnimizda cikan sivilceleri, mide duvarlarimizi saran kabuksuz yaralari, oglen aksama donerken dudaklarimizi kaplayan yapiskanligi, her sabah omuriligimize daha fazla coreklenen o baltayi baska seylere yormayi guzel beceriyoruz. Ne istedigimizi bilmez, bildigimizi tatsiz kilarak irilesen ellerimizi de kesebilse miydik ; saclarimizi, tirnaklarimizi kestigimiz gibi? Bence bosa konusuyoruz. Ne cikar yeryuzunun butun duyarli organizmalari "cocuk kalsak" uyakli siirleriyle asfaltlari kaplasa; ayrica hadi cocuk kalsak hepimiz? En buyuk hallerimizin toplandigi yere mezarlik diyorlar. (Dede uyan bitmedi masallarim. Dunya disi uygarliklari, evren otesi yasami anlatacagim daha sana. UGO diyor onlar bize UNIDENTIFIED GROWING OBJECT Gelismis beyinleri tanimlamaya yetmiyor buyuyerek tukenen bu canli neslini. Dede..?)
|
