Buluşma

  Köprü - Fatih Gürsu

 

Çok eski degildi köprü, ama kesinlikle yeni de degildi. Üstünden gelip geçen binlerce kisi onun oraya, o islek caddenin üstüne ne kadar yakistigini fark etmeyecek kadar dalgin olurlardi hep. Sabahin bu erken saatinde ki günes dogali daha çok az olmustu, köprünün bir ayagina yaklasan genç' delikanli köprünün yola ne kadar yakistigini fark edecek kadar duygusal bir zamanindaydi.

Hayatinin belki de en zor günlerini yasiyordu. Gecelerini onunla birlikte geçirmeye öyle alismisti ki, hala onsuz geçirdigi gecenin sokundaydi. Ve iste bu adam köprünün ayaginin dibine gelince bir an öylece durdu, köprüye söyle bir bakti. Agaçlarda yapraklarin olmadigi bu mevsimde sabahlari her zaman çok güzel olurdu, onunla ya da onsuz, sabahlar bu mevsimde hep çok güzeldi. Daha dükkanlar açilmadan, insanlar hayatlarindan yeni bir güne baslamadan, özellikle kosusturma baslamadan önce. En iyi günlerinde bile ara sira dolasmaya çikardi tek basina. Yavasça ilk adimini atti köprünün basamaklarina. sehrin diger köprülerine göre oldukça temizdi bu basamaklar. Basamaklardan çikarken yine aklina geldi, bir türlü çikaramiyordu onu zaten aklindan.

Böyle bir sabahta düsündü onu, üstündeki kalin ve uzun giysisine iyice sarilmis, yakalarini rüzgarin girmemesi için kaldirmis, uzun saçlari rüzgarda uçarken ve en önemlisi kime ya da nereye baktigi anlasilmayacak o gözleriyle. Buna bir çare bulmali, artik onu düsünmemenin bir yolunu bulmaliydi. Basamaklar bitti ve yukariya ulasti. Sabahin bu vaktinde hiç kimseyi görmeyi ummuyorken köprünün diger ucundaki kadini fark etti. Orta yasli bir kadin, ya da kendisinden daha büyük bir kadin. Üstünde pijamasi vardi ve bir de üsümemek için sikica sarildigi kahverengi kadife bir erkek ceketi vardi. Çok kisa ve simsiyah saçlari olan kadin kiyafetinden rahatsiz olmaksizin acele etmeksizin yürüyor, delikanliya yaklasiyordu. Adam onu görünce ister istemez sasirmisti ama tavrini degistirmeden karsiya dogru yürümeye devam etti. Üstündeki uzun, siyah mantosunu ceplerindeki elleriyle iyice kendisine bastirarak kadina yaklasmaya basladi. Kadina dogru giderken ona iyice, bir daha bakti. Evden aceleyle çikmisgibi ceketi giymemis, üstüne bir sal gibi geçirmis, ama buna tam ters olarak gayet yavas bir sekilde yürüyordu. Yasiti olan kadinlar makyaj yapmadan kimseyle konusmazken, o sanki uykusundan uyanir uyanmaz disariya uykusunu açmaya çikmis biri gibiydi. Bu issiz köprüde, bu vakitte, kumsalda dalgalarin sesi esliginde yürürken bir dram filminin çekimlerindeki ünlü bir aktris gibi de gösterisliydi. Gitgide yaklastilar, bir ara göz göze geldiler ve sonra birbirlerinin arkasinda kaldilar. Delikanli yavasça durdu ve köprünün kenarina dirseklerini dayayip yolun görünmeyen sonuna dogru düsüncelere daldi. Sonra sola dönüp geldigi yöne, yani kadinin gittigi yere bakti, kimseyi göremedi ve elini cebine uzatip sikismis, hatta ezilmisbir sigara paketi çikardi. Içinden bir tane alip agzina götürdü ve iki elini ceplerine daldirip ates aramaya basladi, bir kibrit kutusu çikardi ve üçüncü kibritte sigarasini yakmayi basardi. Günesbiraz daha yukaridaydi simdive bugün hava güzel olacak gibiydi. "Insanlar uyanmadan eve varmaliyim." dedi kendine. Sonra da "Iste, onsuz geçen ilk günüm." dedi. O öldü diye hiç aglamamisti ama aglamasina az kalmisti, simdi de aglamayacakti ama aklinda yine o vardi ve yine aglamasina da az kalmisti. "Bir tane alabilir miyim?" dedi arkasindan bir ses. Dönünce az önce gördügü kadini bir daha gördü. Cebinden ezik paketini çikardi ve ona verdi. Kadin paketten bir tane alip geri uzatti, adam paketi alip ceplerinde ates aradi ve bu sefer baska bir kibrit kutusu çikardi. Sirayla dört kibrit denedi ama sigarayi yakamadi, kadin kutuyu aldi ve o da ancak üçüncü kibritinde yakabildi. "Sag ol" dedi ve kutuyu geri verdi. Köprünün kenarina biraz yükselerek de olsa oturdu. Delikanli ise onun aksine dirseklerini oraya koydu ve yola bakmaya devam etti. Onlari yan yana görenler o anda onlari iki iyi dost ya da iki sevgili zannedebilirlerdi. Hiç konusmadilar. Adam sigarasi bitmek üzere iken onu yola dogru firlatti, bir süre yere düsen izmariti izledi. Hayat artik basliyordu, altlarindan bir iki araba geçti. Kadin da sigarasini bitirdi ve onu yola, asagiya dogru rast gele firlatti. "Istanbul'dan misin?" diye sordu kadin. Delikanli "evet" anlaminda basini salladi, kadin bir süre adama bakti, "Hiç belli olmuyor" dedi. Adam bir süre düsündü, "Acaba Istanbul'dan miyim?" diye; ve kendi kendine "Kim burali ki?" dedi ve sonra da iyi günler dileyerek yarim biraktigi yürüyüsüne devam etti, köprünün sonuna geldiginde arkasinda kalan köprüye bir kez daha bakti, kadin hala öylece oturuyordu.

 

Hosted by www.Geocities.ws

1