Buluşma

  Tamlama #1 - Faruk Ulay

 

Kahvenin bir eksigi, kaldirimsiz olmasi.

Asfalta atilmis birkaç masa, masalarin iki kati iskemle.

Fincandaki suyun rengi kahveden degil.

Baska eksikliklerin de varligina içtigimin tadini alamadigimda variyorum.

Sozgelimi kaldirimin olmamasina.

Herseyin tatsizlastigi bir devirde yasadigimiz soyleniyor.

Tadlarda anlasamamaktan dolayi olusan bir karmasa.

Kiyiya çekilmenin yasami uzak tutamayacagi da soyleniyor.

Beklerken dusunuyorum bunlari.

Beklenen her zaman oldugu gibi bu kez de gecikiyor.

Beklerken dusunmek guç geliyor.

 

At arabasinin tekerlekleri asfaltta iz birakiyor.

Iki kosut çizigi izleyerek buluyorum arabayi ve ati.

Aklim bulmanin kesif demek oldugu gunlere gidiyor.

Bu tadi kaçik kahveyi kesfettigim gunlere.

Tamamlanmamis dunlere degin uzaniyorum.

Bekledigim yerde.

Henuz kimse gorunmuyor.

Uzun bir henuzdeyim.

Bitip eskiye yamanmasi, beklenenin gelmesine bagli bir sureçteyim.

Olmayan, yasanmayacak, dusunulmemesi gereken.

Henuzde oldukça kimse gelmiyor.

 

O zaman beklemiyorum.

Yalnizca oturuyorum.

Simdilik.

Gur saçli kadinin kusursuz burnuna bakiyorum nereye baktigimi bilmeden.

Sakaginda bir sivilce beliriyor.

Bir tane daha.

Kadina uzun suredir bakiyor olmaliyim.

Henuz denli uzun, bir o kadar anlamsiz bu zaman dilimini harcayana degin gozlerimi sivilceli sakagin kusursuzlugunu gizledigi burundan ayirmiyorum.

Kadinin bana bakmamasi beni ona bakmaya itiyor.

Bakisarak anlasmanin çoktan kalkmis oldugu gunlerde oldugumuz soyleniyor.

Hep itildigimizden soz ediliyor.

Bakislar rastlasmiyor.

Kendindekini kendine saklayanlar arasinda dolastikça beklemelerim uzuyor.

Uzun gunlerdeyim.

Rastlantisizlik beni yoruyor.

 

Tasmasini agzinda tasiyan bir sus kopegi ugruyor masama.

Ardindan kirmizi gagali bir kus.

Kahveci bir fincan daha kahverengi su getiriyor.

Kadin atesim olup olmadigini soruyor.

Ona bir çakmak uzatiyorum.

Çakmami bekliyor.

Çakmiyorum.

Sigarasini kendi yakiyor.

Benim çakmagimla.

Kadina bakarken edepden adaba uzanan yolda kayboluyorum.

Bambaska seyler dusunuyorum simdi.

Uygunsuz dusunceler, beklemekte oldugum duygusunu silemiyor.

Bekliyorum ben de.

Henuz gelmeyenin geleceginden kusku duymadan.

 

Kendimi bekledigimin yerine koydugumda gecikmeyi bagislayabiliyorum.

Bu benlik degisimi beklememi de kolaylastiriyor.

Zaman ne çabuk geçiyor.

Uçuncu fincan kahveli suyu içecek firsat da doguyor.

Sus kopegi geri donuyor.

Cinsini bilmedigim bir kus daha gorunuyor, masama konmadan geçiyor.

Bir bisikletli, bir otomobil, bir kamyon, belediyenin bir otobusu.

Kadin bitmekte olan sigarasinin atesiyle yenisini yakiyor.

Onun da beklemekte oldugu usuma dusuyor bu arada.

Kendimi onun yerine koydugumda gerçeklesiyor bu dusus.

Kimi bekledigini tahmin edebiliyorum.

Onun yerinde oldugumdan.

Anliyorum.

Beklenen geciktikçe ayni kisiyi beklemekte oldugumuz belirginlesiyor.

Kadin henuz farkinda olmamali bu durumun.

Bana oyle geliyor.

Benimkinden baska bir henuzde yasiyor o.

Masasi, oturdugu iskemle, benimkine benzemiyor.

Elimi sakagimda gezdirdigimde sivilcelere rastlamiyorum.

Kendimi onun yerine koymak yalnizca beklememi kolaylastiriyor.

 

Henuz kimse gelmiyor.

Kimse gelmemesine karsin kadin kahveyi terkediyor.

Atin çektigi arabanin biraktigi izlerin arasinda yuruyerek uzaklasiyor masamdan.

Ben de kalkiyorum.

Kimse gelmediginden.

Yarin buraya donmeyi, bulusmaktan kaçan kadinin gorunmesini beklemeyi tasarliyorum.

Kahveci içtiklerimin parasini almiyor.

Herseyin kaniksandigi bir donemde yasadigimizi soyluyor.

Inanmiyorum buna.

Soylenen hiçbirseye henuz inanmiyorum.

Duyduklarima inanacagim zamani bekliyorum.

 

Hosted by www.Geocities.ws

1