|
IA.RKP�NİN (KOMAK - M L� NİN) �NEMLİ İLKESEL BELGELERİ TEZLER (Ekim 2006) İ�İNDEKİLER Avusturya�da Proleter Devrim ve Sosyalizmin Yolu �zerine Tezler (Mayıs 2005 / Ekim 2006) İş�i Hareketi ile ilişki, Sınıf M�cadelesi ve Kom�nist Parti inşası �ze�rine Tezler (Ekim 2006) Emperyalist Savaş �zerine Tezler (Mart 2003) Kadınların Kurtuluşu �zerine Tezler Emperyalist �lkelerde (iktidardaki) Faşizm �zerine Tezler (Ekim 2003) Yeni s�m�rgesel bağımlı �lkelerdeki Kurtuluş M�cadelesi �zerine Tezler (Şubat 2005). 6 Maddede daha sıkı bir işbirliğinin Temelleri (Kasım 1998) Kom�nizme G�t�ren Yol Avusturya�da Proleter Devrim ve Sosyalizmin Yolu �zerine Tezler (Mayıs 2005) Avusturya, k���k olmasına karşın burjuvazinin parlamenter bi�imde kendi sınıfsal diktat�rl�ğ�n� uyguladığı g�receli olarak etkili bir emperyalist devlettir. Bizzat bu devlet uzlaşmaz sınıf �elişkilerinin ifadesidir ve devlet ve zor aygıtı b�t�n�yle burjuvazinin siyasi ve ekonomik �ıkarlarını ger�ekleştirmek ve egemen sınıf diktat�rl�ğ�n� ayakta tutmak �zerine y�neliktir. Bu nedenle burjuvazinin propagandistlerinin �ok �vd�kleri demokrasi de sadece �ok sınırlı olarak demokratiktir. Bundan esas olarak avantaj sağlayanlar egemen sınıf mensuplarıdır. Bu uzlaşmaz sınıfsal toplumun aşılmasının koşulu - Avusturya�da da - proleter bir devrimdir. Proleter devrim ge�miş devrimlere karşın bir sınıfsal toplumun yerine bir diğerini koymayı hedeflememektedir. Tam tersine proleter devrimin hedefi sınıfsız toplumdur. Şuandaki Sistem ve Perspektiflerimiz 1. Tekniğin �redim, nakliyat, iletişim vs. deki gittik�e daha da y�kselen gelişmesine karşın d�nya �apında insanların en b�y�k �oğunluğu 21. y�zyılın başında yoksulluk ve �oğu kez sefalet i�inde yaşıyor. Halk kitleleri genel refahın bir y�kselişi yerine d�zenli olarak krizler ve savaşlara maruz kalmaktadırlar. Bunun su�lusu �retici g��lerin son derece dengesiz oranda geliştiği k�resel egemen kapitalist-emperyalist s�m�r� sistemidir. Toplumsal zenginlik buna uygun olarak hem uluslararası alanda, hem de metropollerde (en gelişmiş kapitalist, emperyalistlerde) bile b�t�n�yle tek taraşı dağılmıştır. Avusturya ve diğer emperyalist �lkelerde teknolojik ilerleme �retimin rasyonalize edilmesi ve iş�ilerin �ıkarlarına karşı olarak kullanılmaktadır. Emek�i kitlelerin yaşam standardı işsizlik ve y�kselen fiyatlar nedeniyle d�şmektedir. Kapitalistler sınıfı ve onların i�inde her şeyden �nce mali oligarşi (banka ve sanayi holdingleri) iktisat ve siyaseti kesinlikte kendi �ıkarlarına g�re y�nlendirmektedirler. 2. Kapitalistler sınıfı devlet iktidarına sahiptir; biz burjuvazinin diktat�rl�ğ� altında yaşıyoruz. O salt kendi medya organlarını ve iş�i sınıfı i�indeki kendi ajanlarını (diğerlerinin yanında SP�= Avusturya Sosyaldemokrat Partisi - �N, ve �GB= Avusturya Sendikalar Birliği � �N) kullanmakla kalmaz, aynı zamanda a�ık polis ter�r� ve askeri harekete ge�irmeye girişebilir ve gerektiğinde faşist bir egemenlik bi�imi kurabilir. Yani iş�i sınıfının m�cadelesi i�inde egemenlerin siyasi kararlarına bir etki yapabilecekse bile, yine sonsal olarak kararı kapitalistler verir. 3. İş�i hareketi sınıf m�cadelesinde toplumsal reformlar ger�ekleştirebilir ve burjuvaziyi tek tek taleplerin yerine getirilmesine zorlayabilir. Oysa bu iyileştirmeleri s�rekli g�vence altına almak i�in sermayenin egemenliği kırılmalıdır. Ne var ki kapitalistler egemenliklerinden asla g�n�ll� olarak vazge�meyeceklerdir, ve onları başımızdan barış�ıl ara�larla def edemeyiz. İş�i sınıfı devrimci kom�nist bir parti �nderliğinde silahlı bir ayaklanmayla siyasi iktidarı fethetmeli, eski devlet aygıtını yerle bir etmeli, kapitalistleri m�lks�zleştirmeli ve kendisinin yeni, proleter devrimci devlet aygıtına dayanarak kendisinin sınıf �ıkarlarını devrilen burjuvaziye karşı ger�ekleştirmelidir (9.Tez ile karşılaştırınız).Ancak b�ylece t�m insanların ger�ekten yoksulluktan, k�lelikten, baskıdan ve savaşlardan arındığı bir toplumsal d�zene kavuşabiliriz. Bunun i�in iş�i sınıfının �oğunluğu toplumun devrimci bir d�n�ş�m�n�n gerekliliğine ikna olmuş olmalı ve sosyalist inşayı kendi ellerine almalıdır. 4. Bu yolda t�m insanların kendi yeteneklerine g�re genelin zenginliği ve refahı ve s�rekli ilerlemeye katkıda bulunduğu ve kendi gereksinimlerine g�re pay sahibi olduğu sınıfsız bir toplumu m�cadele ederek istiyoruz. Proleter bir Devrim nedir? 5. Proletarya �nderliğindeki sosyal devrim toplumsal ilişkileri siyasi, iktisadi ve k�lt�rel alanda b�t�n�yle d�n�şt�r�r. 6. Proleter devrim bir�ok onlarca yıl s�ren s�rekli bir s�re�tir ve silahlı ayaklanmay�la ve iş�i sınıfının �rg�tl�, bilin�li kesimlerinin siyasi iktidarı ele ge�irmesiyle başlar. 7. Siyasi alanda Kapitalist sınıfın (ister onun burjuva-parlamenter, faşist-ter�rist, başkanlık diktat�rl�ğ� veya ister başka bir bi�imdeki) diktat�rl�ğ� veya �ifte egemenliğin diğer bir bi�iminin yerini iş�i Sovyetleri bi�iminde iş�i sınıfının dolaysız diktat�rl�ğ� planlı bir iktisat alır. Parti i�indeki �rg�tl� �nc� devrimde (kendisinin �n�ne) �nderlik talebini koymalıdır. 8. İktisadi alanda kapitalist s�m�r� d�zeni ve azami kar elde etme ilkesi, halk kitlelerinin �ıkarları doğrultusundaki planlı bir ekonomi ile değiştirilir. Bunun �nkoşulu geniş kapsamlı m�lks�zleştirme ve iktisadın t�m sekt�rlerinde �redim ara�larının kamulaştırılmasıdır. 9. K�lt�rel alanda burjuva, kadınları ayırımcı, milliyet�i ve dini-kara cahillik obskurantik/ k�lt�r, diyalektik materyalizme dayanan, halka hizmet eden bir k�lt�r ile değiştirilir. 10. Bu �� alanın hepsinde yeni devlet iktidarı tarafından ilk, kararlı adımlar hızla atılır. Ne var ki bununla toplumsal devrim hi�bir şekilde bitmemiştir; bilakis halk kitlelerinin bunların i�ine �ekilmesiyle devrimci kampanyalar s�rd�r�lmeye devam etmelidir; aksi halde devrimci hareketin bir felce uğraması ve adım adım veya hızlı bir şekilde kapitalizme geri d�n�ş tehdit eder. Proleter bir Devrimin Koşulları 11. Emperyalist bir �lkede proleter bir devrimin temel �nkoşulu kapitalist sınıfın şimdiye kadar olduğu gibi artık bu şekilde egemenliklerine devam edemeyeceği ve iş�i sınıfı ile ezilen halkın şimdiye kadar olduğu gibi artık b�yle yaşamaya devam etmek istemediği devrimci bir krizdir. Bundan bir devrim de �ıkabilmesi i�in Lenin�e g�re şu gerekliydi:�Birincisi, iş�ilerin �oğunluğunun (yada en azından sınıf bilin�li, d�ş�nen, politik olarak aktif iş�ilerin �oğunluğu) devrimin gereğini tam olarak kavraması ve bu uğurda �lmeye hazır olması; ikincisi, egemen sınıfların en geri kitleleri bile politikaya �eken (her ger�ek devrimin belirtisi, o zamana kadar gevşek olan emek�i ve s�m�r�len kitlenin siyasi m�cadele konusunda yetenekli temsilcilerinin on kat, hatta y�z kat artmasıdır), h�k�meti g��ten d�ş�ren ve devrimcilere bu h�k�meti hızla yıkma olanağını sağlayan bir h�k�met krizi yaşıyor olmaları gerekir.� (Lenin, �Sol Radikalizm�, TB, cilt 31, s. 71 vd, Almanca, T�rk�e�si: �Sol Radikalizm�, s. 85, İnter Yayınları, 1996) 12. Bunun i�in iyi �rg�tl�, iş�i sınıfının t�m kesimlerinin i�inde k�k salmış, iş�i sınıfı ve ezilen halk kitlelerinin hoşnutsuzluğunu ve devrimcileşmesini kendi etkinlikleri ile ilerleterek siyasi bunalımı keskinleştiren marksist-leninist bir m�cadele partisi gereklidir. Bu kom�nist partisi devrimci hareketi ideolojik ve pratik olarak y�netmesi i�in bilimsel kom�nizmi stratejik ve taktik olarak doğru kullanabilecek durumda olmalıdır. Kitlelere �devrimci şiarların doğruluğunu deneyim yoluyla kavramak - g�rev bundan ibarettir� (J. W. Stalin, �Leninizm�in Temelleri �zerine�, TE, cilt 6, Almanca) kolaylaştırmak i�in m�cadele ve �rg�tlenme bi�imleri somut koşullara uyarlanmalı ve en iyi şekilde kullanılmalıdır. 13. Kom�nist partisi en başından itibaren en kararlı ve en bilin�li g��leri �rg�tlemeli ve �rg�t�n� onun silahlı ayaklanmayı siyasi olarak y�netme ve iktidarı iş�i sınıfının proleter-demokratik organları ile devrimci bir şekilde ele ge�irmeye yetkin bir ara� olacak durumda inşa etmelidir. O �yelerini devrimci teoriyle ve bunun pratik, yaratıcı bir şekilde kullanılması konusunda eğitmeli; kendisini ve �yelerini illegalite koşulları altında da �alışabilecek olmaya hazırlamalı ve ileri iş�ileri gittik�e daha fazla kendi partisi i�ine �ekmeli ve onları devrimin gerekliliği konusunda ikna etmelidir. Kom�nist partisi iş�i sınıfına hizmet eder ve ondan kopuk �ıkarlara sahip değildir. 14. İş�i sınıfının belirleyici bir b�l�m� devrimci teorinin beyinlerde sağlam bir şekilde yer etmesi ve burjuva devlete karşı pratik m�cadeleler ile, siyasi, ekonomik ve k�lt�rel �nlemlerini burjuvazinin devrilmesinden sonra proleter iktidarı uygulamaya yetkin olmalıdır. Avusturya�da Proleter bir Devrimin Olanakları 15. Son 150 yılda bir�ok devrim �abaları ve bir dizi ka�ırılan devrimci veya devrim �ncesi durumlar oldu. (�eşitli nedenlerle, ama �oğu kez en bilin�li devrimci g��lerin deneyimsizliği veya kararsızlığı nedeniyle Avusturya tarihinin bu d�ğ�m noktaları kullanılamadı (Ekim 1848, Ocak 1918 - Yaz 1919, 1927 - 34, 1938 başı, 1945, 1950). 16. Devrimci fırsatların ka�ırılmasında Avusturya iş�i hareketi i�indeki reformizm ve revizyonizm belirleyici bir rol oynamaktadır: Sosyaldemokrasi 20. y�zyılın birinci yarısında kendisinin Austromarksizmi ile iş�i sınıfını devrimci m�cadelenin teori ve pratiğinden alıkoydu; ikinci yarısında ise Austro-Keynes�ilik ve kurumsallaştırılmış sosyal ortaklık sayesinde her t�rl� sendikal m�cadele faaliyetini de uyuttu. 17. 1930-lu ve 1940-lı yıllardaki faşizmin saldırısı ve ter�r rejimi kom�nistler arasında da proleter devrim perspektifini b�y�k oranda arka plana itti. KP� (Avusturya Kom�nist Partisi - �N) 20. y�zyılın ikinci yarısında �nce halk cephesinin strateji olarak eleştirisizce s�rd�r�lmesi, sonra Kruş�of-Breşnef-revizyonizminin Avusturya�ya uygulanması ile iş�i sınıfı i�indeki devrimci y�nelim hemen hemen b�t�n�yle harap edildi. K���k burjuva ideolojinin t�m t�revlerine ve onun iş�i sınıfı i�indeki etkisine karşı ideolojik m�cadele belirleyici bir g�revdir ve b�yle bir g�rev olarak kalmaktadır. 18. Avusturya�da proleter devrimin teorisi, devrimcilerin pratikleri �zerine de feci bir şekilde tesirli olan, 1940-1ı yıllardan beri ancak yetersiz bir bi�imde gelişmiştir. 19. Avusturya�da devrimci-kom�nist perspektif ancak 1960-1ı yıllardan buyana Avusturya Marksist-Leninist Partisi (MLP�) tarafından yeniden ele alınmıştır. Bu R�nesans �zellikle KP�-revizyonizmine karşı m�cadele, Komintern-�izgisinin yeniden yaşatılması, �in Devrimi ve Mao Zedung �un ger�ek�i bir değerlendirilmesi i�in m�cadele, ��-D�nya-Teorisine karşı m�cadele, Enver Hoca-revizyonizmine karşı m�cadelenin temelinde ger�ekleşti. 20. Faşizmin Kızıl Ordu ve M�ttefik G��ler tarafından yenilgiye uğratılmasından altmış yıl sonra ve sosyaldemokrat �refah devleti�nin bitiminden yirmi yıl sonra devrimci bir devinim i�in koşullar yeniden daha uygun olacaktır. T�m bir kuşak ne faşizmi, ne de refah devletinin inşasını yaşadı, bilakis sadece 1980-li yılların ortasından buyana kapitalist d�nya sisteminin s�rekli olarak inişini ve sermayenin gittik�e daha k�stah�a iş�i sınıfına ve halk kitlelerine saldırısını yaşadı. 21. Oysa en sınıf bilin�li g��lerin b�y�k bir b�l�m� hal� baş d�şman olarak faşizme karşı m�cadele y�r�tt�ğ�nden veya on yıllardır s�ren �sosyal ortaklık� nedeniyle kendi başlarına hareket etmek i�in olanak geliştirmediklerinden devrim i�in s�bjektif unsurlar olanakların �ok gerisinde kalıyorlar. 22. Kom�nistler ancak tutarlı, dayanıklı ve �ok enerjiyle parti inşasını ilerletirlerse, ve iş�i sınıfının �zel kesimlerini sosyaldemokrat iş�i aristokrasinin etkisinden koparır ve bağımsız olarak �rg�tlenirlerse, gelecek devrimci bunalımların olanaklarını kullanabilirler. Proleter Devrime G�t�ren Yol 23. Avusturya�da iki esas sınıflar kapitalist sınıf ve iş�i sınıfıdır. 2005 yılında Avusturya�da yaşayan 8 milyon insanın yaklaşık 5 milyonu daha dar anlamda iş�i sınıfına mensuptur (faal �alışanlar, işsizler, ge�imi temin edilenler ve yaşlılar). Ayrıca yaklaşık 2 milyon yarı-proleter, �crete tabi �ara tabakalara� (�zellikle eğitim, sağlık ve sosyal alanda �alışanlar ve onların aileleri) mensuptur. Geriye kalan Avusturya�daki bir milyon insan k���k burjuvaların daha b�y�k kesimine (k���k esnaf, zanaatkar ve kendi hesaplarına �alışan entelekt�el mesleklerden aileleri ile birlikte yaklaşık 600.000 kişi) mensuptur. K�yl�lerin �ok farklı tabakası, bunlardan en b�y�k b�l�m� k���k burjuvaziye ve yalnızca �ok k���k bir b�l�m� burjuvaziye mensup olan aileleriyle birlikte toplam yaklaşık 240.000 kişidir (% 3). Avusturya�da t�m burjuvazi 500.000 den daha az insandan ibarettir (yılda 40.000 ğ dan daha fazla kazanan daha �st menajment te �kendi başına �alışmayan� yaklaşık 230.000 �alışanlar ve aileleri bu sayıya dahildir). Daha dar anlamda kapitalist sınıfı (yani b�y�k ve ortaca kapitalistler ve onların aile fertleri) yaklaşık 100.000 insanı kapsar. Doğrudan ve hepten �cretli iş�ilerin s�m�r�lmesinden yaşayan asalaklar sınıfı işte bunlardır. Bunlardan b�y�k burjuvazi ve mali oligarşi ye mensup yaklaşık 10.000 kişi en �nemli �redim ara�larına ve �retilen değerlere sahiptir. 24. M�cadeleci iş�ilerin sermayenin siyasetine ve egemenliğine karşı birleşik cephesinin inşa edilmesi devrime giden yolda ger�ek ilerlemeler i�in belirleyicidir. İş�ilerin birleşik cephesinin anlamı ve amacı, iş�i hareketinin siyasi ve �rg�tsel b�l�nmesine karşın iş�ilerin kendilerinin ortak sınıf �ıkarları temelinde m�cadele i�inde birleşmesidir. Kom�nist partisi bu konuda sosyalizm y�nelimini ilerletmeli ve reformist ve revizyonist g��leri siyasi olarak tecrit etmelidir. Somut pratik ile ajitasyon ve propaganda �zg�rl�ğ�n� i�eren (�rneğin: savaşa karşı platform ve y�r�y�ş, sosyal hakların budanmasına karşı ortak toplantı) belirli sorunlarla ilgili eylem birlikleri ve platformlar iş�ilerin birleşik cephesinin g�ncel n�ve bi�imleridir. Bu eylem birlikleri �ok sayıda tek tek eylemlerden sonra bunları aşarak, kom�nist partisinin siyasi bağımsızlığını korumak zorunda olduğu (�eylemde birlik, eleştiride �zg�rl�k�), bir cepheye doğru (istikrarlı bir ittifak) geliştirilmelidir. 25. Birleşik cephenin inşası ve geliştirilmesi i�in, halk kitlelerinin egemenlerin siyasetiyle �elişki i�ine girdiği heryerde m�dahale eden kitle �rg�tlerinin (ilerici dernekler, gruplar, kolektif topluluklar) yaratılması ve bunların i�inde �alışılması herşeyden �nce şehirlerde gereklidir. Bu konuda (iş�i sınıfının yarısından fazlasını oluşturmalarına karşın toplumsal olarak marjinalleştirilen) emek�i kadınların ve (kurumsallaştırılmış ırk�ılık nedeniyle ekstra ayrımcılığa tabi tutulan) emek g��menlerinin �zel olarak �rg�tlenmesi �zel �neme sahiptir. Seksizm, şovenizm ve ırk�ılığın kitlelerin kafalarında �b�l ve y�net� siyasetinin yer etmesi olarak (ve b�ylece gericiliğin ideolojik dayanakları) aşılabilip aşılamayacağı onların katılımına da bağlıdır. Burjuvazi iktidarının temellerinin bulunduğu yerde, kapitalist �retimde, sınıf m�cadelesini y�r�tebilmek i�in m�cadeleci bir sendika hareketine gereksinimiz vardır. Ve doğal olarak iş�i gen�liğin �rg�tlemesi teşvik edilmelidir. 0 devrimin geleceğidir. Bu nedenle devrimci-kom�nist partisi iş�ilerin yaşadığı ve (�cretli) �alıştığı, �rneğin işletme ve semt h�creleri bi�iminde, heryerde faaliyetini geliştirmelidir. 26. Sosyalist y�nelimli bu kitle �rg�tlerinin siyasi, m�cadeleci ortaya �ıkışlarıyla proletaryanın esas tabakalarının dışında yarı-proleter �crete tabi ara tabakaların ve k���k burjuvazinin kesimleri de sermaye ye karşı m�cadeleye iş�i sınıfının yanına �ekilebilir. 27. �eşitli alanlarda (kadınların kurtuluşu, antirasizm, sosyal hareket, �alışma koşulları, işsizlik, anti faşizm, savaş karşıtlığı, proleter enternasyonalizmi, antiemperyalist dayanışma, gevre, evsiz-barksızlık vs.) m�cadele komitelerine katılım ile t�m bu tek tek m�cadeleler burjuvazinin egemenliğine karşı ve onun sosyalist bir devrimle devrilmesi i�in birleşik bir cephesinde bir araya getirilmelidir. 28. M�cadelelerinin darbesini ger�ekten bir b�t�n olarak kapitalist sınıfına karşı, yani egemen d�zene karşı y�neltmek amacıyla kom�nist partisi i�in iş�i sınıfı i�inde ideolojik egemenliği kurmak yani onu (iş�i sınıfını - �N) burjuvazinin zorla devrilmesinin ve sosyalist bir toplum kurulmasının olanağı ve gerekliliği konusunda ikna etmek gereklidir. 29. Kom�nist partisi kadrolarını sınıf m�cadelesi pratiği i�inde, onların iş�i sınıfının m�cadeleleri i�inde kendilerinin değer ve sağlamlığını sınanarak g�sterecek ve hem iktidarın ele ge�irilmesinde, hem de yeni proleter-devrimci devletin ve sosyalist planlı iktisadın inşasında �nder bir yol oynayacak bir şekilde geliştirmeli ve g�revlendirmelidir. İktidarın iş�i Sınıfı tarafından �zerlenilmesi 30. Kom�nist partisi Avusturya ve AB�ndeki ekonomik ve siyasi gelişmeyi titiz bir şekilde izlemeli ve irdelemelidir, ileriye g�t�r�c� taktik kararları almak i�in (ve d�nya durumunu, �zellikle antiemperyalist m�cadelelerin ve emperyalistler arası �elişkilerin gelişmesini dikkate almalıdır). O (KP -�N) ileri hareketin ne �ok �n�nden gitmeli, ne de peşine takılmalıdır. O sonal olarak silahlı ayaklanma i�in uygun zamanı doğru değerlendirmeli ve ayaklanma i�in ayrıntılı tam plan ve zaman kısa bir s�re i�inde belirlenerek, planlı bir şekilde saptanabilir. 31. Devrimci bir durumda kararlı ve silahlı birliklere dayanarak devlet g�c�n�n gittik�e daha b�y�k alanlarını devralan ve sonal olarak devrimci ayaklanmayla t�m devlet iktidarını �zerlenen ve iş�i sınıfının egemenliğini uygulayan proleter-demokratik ayaklanma organları olarak iş�iler Sovyetlerinin inşasına �zel dikkat hasredilmelidir. 32. Kom�nist partisi doğru zamanda, burjuva devlet aygıtının proletaryanın en kararlı g��lerinin b�y�k katılım rağbeti nedeniyle bu birlikleri dağıtamayacağı bir zaman� da, proleter milislerin inşasına başlamalıdır. 33. Kom�nist partisi silahlı ayaklanmanın hazırlanması ve girişilmesi i�in �lke �apında, devrimci genel greve y�nelimi iş�i sınıfı i�inde zamanında yerleştirmeli ve bunun �nlemlerini almalıdır. 34. Kom�nist partisi, devrimci bir krizin yaklaşması halinde devrimin ger�ekleşmesi i�in temel alınan plana dayanarak kendi g��lerinin belirleyici yerlerde yoğunlaşması amacıyla derhal somut ve g�ncel planı hazırlamalıdır: İş�i mahallelerinde, ama burju�vazinin askeri, siyasi ve ekonomik ana g��lerinin yoğunlaştırdığı yerlerde de (�reğin: kışlalar, nakliyat ve iletişim ara�ları, h�k�met binası, bankalar . . .). 35. Silahlı m�cadelenin başlatılması bir�ok kentsel b�lgelerde hemen hemen aynı anda ger�ekleşmeli ve hızlı bir şekilde �lke �apında bir silahlı m�cadeleye ge�ilmelidir. Kentlerdeki kitlesel ayaklanmalar m�mk�n olan en b�y�k b�lgede devrimci-demokratik iş�ilerin iktidarının kurulmasına g�t�rmelidir; bunun peşinden eski egemen sınıfının karşı devrimci askeri birliklerinin t�m�yle yerlebir edilmesi i�in bir i� savaş bi�iminde dev�rimci savaşa girişilir. Devrimci g��lerin inisiyatifi elden bırakmamaları belirleyici �nemdedir. Ge�iş Toplumu olarak Proleter Sosyalizm 36. Bizler toplumu kendi g�zel d�ş�ncelerine g�re d�n�şt�rmek isteyen �topistler değil, bilakis bilimsel d�nya g�r�ş�n�n yardımıyla ger�ek gelişmeyi ve onun yasallıklarını irdeleyen ve buna dayanarak daha iyi bir toplum i�in m�cadelemizi y�r�ten diyalektik-materyalistleriz. Ekonomik gelişme ve �retici g��lerin uluslararası durumu nedeniyle sınışı toplumun bir aşılması �oktan beri m�mk�nd�r. 37. İnsanın insan tarafından s�m�r�lmesine dayanan sınışı toplumların mirasına karşı m�cadelede kapitalist s�m�r�c� toplum ile sınıfsız kom�nizm arasında bir ge�iş toplu�mu gereklidir, proleter sosyalizmi, proletarya diktat�rl�ğ�. 38. İş�i sınıfı egemenliği altındaki toplum d�zeni olarak sosyalizm, proletarya diktat�rl�ğ�, ilkel toplumdan buyana (yani sınışı toplumun başından beri), halkın b�y�k �oğunluğunun, yani bizzat kadın ve erkek farklı k�kenli emek�ilerin en �nemli �redim ara�larına sahip oldukları ve siyasi kararları aldıkları ilk toplum d�zenidir. Bu, s�m�r�c� azınlığın sınıf egemenliğini ancak halk kitlelerini b�lmesi ve kışkırtmasıyla ayakta tutabildiği t�m ge�miş sınışı toplumlar karşısında temelli bir ilerlemedir. Sosyalist toplum d�zeni b�ylece toplumda, ekonomide ve ailede kadınların y�zyıllarca eski, ataerkil baskı altında tutulmasının ortadan kalkması i�in ve baskının ırk�ı, milliyet�i-şovenist ve benzer bi�imlerinin ortadan kalkması i�in de temel oluşturmaktadır. 39. Sosyalizm, kapitalizmden kom�nizme dinamik bir ge�iş toplumudur. Bunun anlamı bir yandan bunun i�in keskin siyasi, ekonomik ve ideolojik sınıf m�cadelesinin gerekli olduğu; ekonomi, siyaset, halk kitlelerinin bilincinde ve toplumsal yaşamdaki burjuva kalıntıların gittik�e daha fazla geriye itilmek ve sonunda ortadan kalkmak zorunda olduğudur. Diğer yandan, kapitalizmden dolaysız kaynaklanmayan, oysa b�l�nme, baskı ve s�m�r�ye yarayan �ok farklı d�zeylerdeki halk i�indeki diğer �elişkiler de adım adım ortadan kaldırılmalıdır (�reğin: kent-kır, kadın-erkek, elişi-kafa işi, ... gibi). Bu gelişme duraklamaya uğrarsa, kapitalizmin geri d�n�ş� tehlikesi daha b�y�r. 40. Sosyalizm, en �nemli �redim ara�larının toplumsallaştırıldığı ve �redim ara�ları �zerindeki �zel m�lkiyetin ortadan kaldırıldığı bir toplum d�zenidir. B�y�k ve ortaca kapitalist işletmeler (b�y�k toprak m�lkiyeti dahil olmak �zere) derhal m�lks�zleştirilecektir. K���k işletmelerdeki emek�iler kooperatiflerde biraraya toplanacak ve kooperatiflerin daha y�ksek tipleri yoluyla adım adım gittik�e daha g��l� bir şekilde ulusal iktisadi planlamanın i�ine �ekilecektir.Ekonominin �eşitli sekt�rlerinin bilin�li bir gelişmesini iş�i sınıfı ve halk kitlelerin �ıkarlarına g�re ve onları azami olarak katarak eşitsel ge�im g�vencesiyle onların gereksinimlerini ileriye g�t�ren b�t�nl�kl� toplumsal bir sosyalist bir plan iktisadı b�yle m�mk�nd�r. Bu k�ra y�nelik olmayan, planlı ve krizlerden arınmış ekonomi gelişmesi hem ekolojinin �l�eklerini hem de �alışma koşullarının kolaylaştırılmasını yerine getirecek ve �alışmanın nahoş bir y�k olmaktan �ıkıp sorumlu ve kendi sorumluluğunda yaşam tarzı olarak ilk yaşam gereksinimlerinden biri haline gelmesi hedefine adım adım hizmet edecektir. 41. Sosyalizm, eski ezilen �cretli iş�iler sınıfının siyasi iktidara sahip olduğu bir sınışı toplumdur. Devrimci devlet iktidarı, bir yandan eski burjuvazi ve diğer eski s�m�r�c� sınıfları ezmek ve dağıtmak; diğer yandan yeni bir burjuvazinin ortaya �ıkmasını engellemek i�in kullanılır. Yeni proleter devlet iktidarı, sovyetler sistemi, doğrudan, katılımcı bir demokrasidir. Bu, bir yandan kendisini burjuva-parlamenter demokrasiden, delegelerin/se�ilmişlerin se�menlerin s�rekli denetimi altında bulunmaları, her zaman se�imle g�revden alınabilirlikleri ve ortalama �cretten daha fazla kazanamamaları ile ayırır. Diğer yandan sovyetler hem karar alma, hem de y�r�tme g�c�ne her d�zeyde sahiptir; yani onlar kararlarını hemen de uygularlar veya uygulanmasını yaptırırlar. Bu ge�iş toplumundaki iş�i sınıfının ger�ek iktidarı i�in �nemli bir devletsel temel, iş�i ve asker sovyetlerinin demokratik denetimi altındaki proleter milislerin inşasıdır. Şimdiye kadarki sosyalist toplumların deneyimleri, devleti gereksiz kılmak i�in b�rokratikleşmeye karşı ve halk kitlelerinin gittik�e daha da yaygın bir şekilde y�netime katılması i�in m�cadeleye �zel �nem verilmesini a�ık�a belirtmektedir. 42. Bi�imsel burjuva-demokratik �zg�rl�kler (toplanma �zg�rl�ğ�, d�ş�nce ve basın �zg�rl�ğ�, ...) sosyalizmde - kapitalizmde �redim ara�ları �zerindeki �zel m�lkiyete tanınan merkezi hak dışında - halk kitleleri i�in ger�ek olanaklara d�n�şt�r�l�r. Her t�rl� iş�i dernekleri (�rn.: basın ve dernek teşvikleri ile) �zellikle desteklenir ve burjuva �rg�tler dağıtılır. Buna ek olarak iş�i hareketinin sosyal haklara ilişkin eski ve yeni talepleri (eğitim, sağlık, iş, konut, giyim, ev işinin toplumsallaştırılması hakkı, ...) kapsamlı bir şekilde ger�ekleştirilir. İnsanların gittik�e daha da b�y�k kesimlerinin temel gereksinimleri kendilerinin ger�ek iş verimlerinden bağımsız olarak sosyalizm inşası s�reci i�inde adım adım toplum tarafından karşılıksız karşılanır. 43. Halk kitlelerinin b�y�k bir b�l�m� eski durumlardan devrimci kopmanın gerekliliğini kavrarsa, ancak o zaman sosyalizmin m�cadeleyle kazanılabilmesine karşın, sosyalizmde insanlar eskisi gibi hal� eskiden kalma, geleneksel gerici d�ş�nceler ve davranış tarzlarıyla doludurlar. Sosyalim, iş�i sınıfının s�m�r�n�n eski ve yeni bi�imlerine, b�rokrasiye, eski toplumun kalıntıları ve geleneğine karşı, emek�ilerin gittik�e daha da yaygınlaşan �z �rg�t� i�in kesintisiz, bilin�li m�cadelenin tarihsel bir aşamasıdır. Bu nedenle sosyalist inşa s�recinde, halk kitlelerinin proletarya partisi �nderliğinde �st yapının radikal bir şekilde d�n�şt�r�lmesi i�in kampanyalar y�r�tt�ğ� sosyalizmde toplumsal yaşamın radikal bir şekilde d�n�şt�r�lmesi i�in yinelenen kampanyalar y�r�tmesi (k�lt�r devrimleri) gereklidir. Dinamiğin korunması ve sosyalizmin d�ş�k bir aşamasından daha y�ksek bir aşamaya ve sınıfsız toplum kom�nizme ge�iş s�recinin s�rd�r�lmesi ancak b�yle olabilir. 44. Sosyalist toplum d�zeni olarak nitelendirilmesinde �rg�t olarak esas olarak olumlu ve sosyalist olarak değerlendirdiğimiz �zellikle 1917 den 1952 yılına (19. Parti Kongresi) kadar Sovyetler Birliğindeki; 1949 dan 1969 yılına (9. Parti Kongresi) kadar (�in HC� indeki; 1944 den 1976 yılına (7. Parti Kongresi) kadar Arnavutluk SHC� deki toplumsal siyasi gelişmeye dayanıyoruz. Bununla Doğu Avrupa�nın ((�ekoslovakya SC, Bulgaristan, DAC, ...), Hindi�in�in bazı �lkelerinde ve K�ba vs. de halk demokratik-antiemperyalist y�nelim i�erisinde zaman zaman sosyalist gelişme unsurlarının bulunduğunu dıştalamak istemiyoruz. Fakat oralarda proleter-devrimci bir sosyalizmin sistematik ve uzun yıllar inşasını g�remiyoruz. K���k burjuva ve iş�i aristokratik Sosyalizmin Akımları 45. Sol sosyaldemokrat ve revizyonistlerden bizi herşeyden �nce onların sosyalizme barış�ıl bir ge�iş olanağı teorisi ayırmaktadır. Bu barış�ıl yol salt seyrek�e propaganda edilmekle kalınmamakta, aynı zamanda bu, �oğu kez şiddet yoluyla iktidarın ele ve burjuva devlet aygıtının yıkılması sorununu b�t�n�yle g�z ardı etmeyi ve ge�iştirmeyi ifade etmeyi i�ermektedir. Dahası kendimizi �zellikle siyasi olarak, bizim sosyalizmi iş�i sınıfı ile burjuvazi arasındaki geniş �apta barış�ıl rekabetin toplumu olarak kavramadığımız; bilakis proleter devlet iktidarının iş�ilerin gittik�e daha ileri giden �z �rg�t�ne d�n�şmesi i�in kullanıldığı keskin sınıf m�cadelelerin ge�iş evresi olarak kavratmamız ile ayırıyoruz. Bu nedenle sırf devletleştirme, �redim ara�larının kamulaştırılmasının en y�ksek aşaması deği1, bilakis onun birinci aşamasıdır. 46. Merkezcilik (Ortayolculuk -�N) proleter-devrimci hareket ile reformist hareket arasında bir akımdır. Onun siyasi karakteristiği, teori ile pratiğin birbirinden aşırı derecede koparılması, m�cadeleleri zayıflatırken ve şaşırtırken aynı zamanda tumturaklı devrimci boş lafların şamatasıdır. Merkezciler radikal ve devrimci lafları - kısmen de devrimci programatik g�r�şleri - pratik m�cadelelerdeki baştanbaşa reformist, b�rokratik ve i�ten pazarlıklı (abwieglerisch) ortaya �ıkışlarıyla birleştirmektedirler. Buna tipik bir �rnek Austro-marksizmidir. Merkezcilik sınıfsal a�ıdan iş�i sınıfı i�indeki k���k burjuvazinin etkisini ifade eder. Sermayenin belirli saldırıları hakkında hiddete kapılan ve - burjuvazi tarafından kabul edilmiş iş�i temsilcileri - konumunu tehdit altında g�ren radikalleşmiş iş�i aristokrasisinin tutumuna da uygun d�şer. Merkezcilik bug�n �ok �eşitli bi�imlerde ortaya �ıkmaktadır. Gelişmemiş sınıf m�cadeleleri d�nemlerinde bu akım, temsilcileri elbette kendilerini tutarlı devrimci m�cadele i�inde kanıtlamak zorunda olmadıklarından, proleter-devrimci akımlardan �ok da zor ayırt edilir. 47. Şu veya bu bi�imde farklı tro�kist gruplar tarafından savunulan biraz yukarda eleştirilmiş, bazı pozisyonlar biryana, biz ilkesel olarak komşu �lkelerdeki hızlı devrimci ilerlemeler ile g�ncel olarak daha uygunca olanaklar elvermediği s�rece sosyalizmin inşasının bir �lkede m�mk�n olduğu ve kom�nistler tarafından planlı bir şekilde ama� edilmesinin zorunlu olduğu g�r�ş�ndeyiz. Bizler, Avusturya gibi k���k bir sosyalist �lke�de d�şmanca ve saldırgan bir �evrede uzun bir s�re tek başına ayakta kalabileceğine inanan hayalperestler değiliz. Bizim i�in s�z konusu olan tarihsel ihtimaller de değildir. Ama bizler - Avusturya�da devrimci bir durum ortaya �ıkar �ıkmaz - biz kom�nistlerin iş�i sınıfını iktidarı ele ge�irme, proletarya diktat�rl�ğ�n� kurma m�cadelesine ve devamla sosyalist inşanın ilk adımlarını atmaya sevk etmemiz zorunda olduğumuzdan eminiz. Her duraksama ve komşu �lkelerde ne olacağını bekleme, sadece Avusturya devrimine ihanet etmek olmazdı. �st�ne �stl�k uluslararası devrimci harekete ihanet olurdu; ��nk� iktidarı ele ge�irebilecek durumda olmak ve bunu yapmamak, bizzat kendi �rneğinde diğer �lkelerdeki iş�i sınıfını cesaredlendirmek ve devrimci harekete ge�meye teşvik etmek olanağı fırsatını ka�ırmak anlamına gelir. 48. Kru�şof-Breşnef-revizyonistleri karşısında Sovyetler Birliği�ndeki kapitalizmin restorasyonunun 1956 daki 20. Parti Kongresi�nden beri uluslararası kom�nist hare�kete son derece ağır bir siyasi ve ideolojik darbe indirdiğini vurguluyoruz. Eskiden devrimci iş�i partisi kadrolarından yeni bir b�rokratik burjuvazi iktidarı ele ge�irdiğinde ve kızıl bayraklar altında b�rokratik kapitalizmin �zel bir tipinin yeni bir s�m�r�c� d�zenini kurduğunda devrimci iş�i hareketi d�nya �apında onyıllarca s�ren savunma durumuna getirildi. Bu yenilgi sosyalist kampın t�m halk cumhuriyetlerinde, ancak �in ve Arnavutluk�ta ge�ici olarak etkin bir şekilde m�cadele edilebilen durgunlaşmaya ve yozlaşmaya g�t�rd�. Sosyalist bir toplum d�zeni perspektifi, eğer bizler kendimizi Breşnef-revizyonizmden berrak ve kanıtlayıcı bir şekilde ayırırsak, ancak o zaman yeniden parlayacaktır. Bu, yeni bir b�rokratik burjuvazinin egemenlik teorisidir ve Doğu Avrupa�nın revizyonist devletlerini 1960-li yıllardan itibaren kesin bir şekilde kapitalist s�m�r�c� d�zenlerin �zel tipi olarak eleştirmeliyiz. 49. Yeni revizyonistler (Breşnef, Derg Siao-ping vs. lerin taraftarları) sosyalizmin �nemini burjuva-kapitalist d�ş�ncelerden devrimci kopuşun �ağı olarak ve bununla birlikte kom�nistlerin ideolojik m�cadelesinin se�kin �nemini ink�r ediyorlar. Onlar bunun yerine, ekonomik bazın gelişmesini sosyalizmin inşası i�in biricik belirleyici olduğundan �redici g��lerin �nceliği revizyonist teorisini vurguluyorlar. Bu, mekanik kaba materyalizmdir ve onların �rneğin �in�de 20. y�zyılın 70-li yıllarının ikinci yarısında ger�ekleştiği �zere yeni bir burjuvazinin iktidarı devralmasını desteklemekte ve �st�n� �rtmektedir. �ok�a devletleştirilmiş sanayinin ve belirli bir sosyal siyasetin varolduğu t�m �lkeler yeni revizyo�nistler tarafından yanlış bir şekilde �sosyalist� olarak değerlendirilmektedir. Onlar uluslararası durumun analizinde, kendi �lkesindeki s�m�r�c� sınışarın devrilmesi i�in amansız m�cadelenin esas olması değil, bilakis halkların s�zde �barış�ıl� emperyalistlerle (�2. d�nya�) �baş savaş kışkırtıcısına� veya �s�per g�ce� karşı ittifakın esas olmasını savunan ��-d�nya-teorisinin �eşitli t�revlerini kullanıyorlar. Revizyonist teorilerinin bir�ok b�l�mleri Breşnef-revizyonizmi ile m�şterektir. 50. Euro-revizyonistleri k���k burjuva sosyalizmin kendi başına akımları olarak bug�n b�y�k bir rol oynamamaktadırlar. Sosyal emperyalist, Moskova�nın h�kmettiği blokun sonuna kadar onlar bloklar arasındaki sosyalizm giden kendi s�zde ����nc� yol�larını �ne �ıkardılar. Bu bağlamda kendilerini teorik alanda herşeyden �nce 1930-li yılların Sovyetler Birliği�ndeki ve 1960-li yılların (�in�de ve Arnavutluk�taki sosyalist kazanımlarından ayırdılar ve Kruş�of ve Gorba�of�a bir yakınlıkları vardır. 51. G�ya ��zy�netim-sosyalizm�i Yugoslav Tito-revizyonizminin yandaşları tarafından en belirgin bir şekilde savunulmaktadır. Bu ve benzer akımlar, proleter-devrimci bir partinin �nderliği olmaksızın işlemesi gereken bir ��zy�netim-sosyalizmi�ni propaganda etmekte ve ekonominin dezentralisazyonunu aşırı derecede �ne �ıkarmaktadırlar. Onlar ayrıca aslında sosyalist inşa i�in bir temeli oluşturan yekpare bir plan doğrultusunda �lkenin sanayileştirilmesi ve k�yl�l�ğ�n kolektişeştirilmesini ger�ekleştirme gerekliliğini ink�r etmektedirler. Yugoslavya (veya Cezayir vs.) daki pratik, bu tamamen şekilsel �t�m emek�ilerin hak eşitliği� maskesi altında b�rokratik kapitalist k���k bir kliğin �lkeye h�kmettiğini g�sterdi. 52. Arnavutluk Emek Partisi (AEP) ve onun başkanı Enver Hoca�nın yandaşları 1978 den sonra Breşnef-revizyonizmine karşı m�cadelenin �zsel g�r�şlerini bundan on yıl sonra geri �ekti. AEP�nin �iş�ilerin b�rokratlaşmaya karşı m�cadelede harekete ge�irilmesi�, �parti b�rokratların yerine sınıf m�cadeleci iş�ilerin getirilmesi�, t�m kadroların bedeni �alışma ile de y�k�ml� kılınması� vs. gibi daha eskice kararları 1980-li yıllarda artık m�cadele g�revleri olarak konmadı � ve �k���k burjuva maoizmi� olarak red edildi. AEP bununla siyasi olarak gittik�e daha fazla Sovyetler Birliği�ndeki Breşnef sonrası devlet kapitalistlerinin g�r�şlerine yakınlaştı ve Gorba�of ve Yelsin ile eş zamanlı olarak sosya�list halk cumhuriyeti resmen fesh etti. Hoca yandaşları bug�n ancak 1970-li yılların ortasındaki marksist-leninist d�nya hareketinin durumuyla kısmen bağ kurdukları kadarıyla olumlu bir rol oynamaktadırlar. Buna karşın Mao Zedung d�neminin (�in KP ile ilgili olumlu ne varsa, bunların hepsinden nefred etmelerindeki �oğu kez a�ıktan a�ığa b�lme niyetleri olumsuzdur. İş�i Hareketi ile ilişki, Sınıf M�cadelesi ve Kom�nist Parti inşası �zerine Tezler (Ekim 2006) �n A�ıklama: İş�i sınıfının yaşam koşullarının k�t�leşmesi, �eşitli sağ ve sol partiler tarafından ele alınan toplumun değiştirilmesi i�in g��lenmiş bir gereksinime g�t�rmektedir. Kendiliğinden, herşeyden �nce sendikal hedeşere yoğunlaşmış iş�i hareketinin genişlemesi, iktisat ve toplum d�zeninin geniş �aplı değişmesi i�in �aba g�steren iş�i partilerinin de g��lenmesine g�t�rmektedir. Bu �eşitlilik (spektrum) i�inde devrimci-kom�nist bir partinin de sağlamlaşıp sağlamlaşmaması, devrimci iş�ilere ve marksist-leninistlere bağlıdır. Eğer bunu biz başaramazsak, o zaman sol sosyalist, tro�kist, yeni-revizyonist, anarko-sendikalist ve diğer parti inşa �rg�tleri sınıf m�cadelelerinin keskinleşmesi halinde en militan iş�iler arasında belirleyici n�fuza sahip olacaklardır. Bu tezlerde, başlıkta s�ylendiği gibi, iş�i hareketi ile ilişki, sınıf m�cadelesi ve kom�nist parti inşası s�z konusudur. Kom�nist partisinin ne olduğu ve g�revlerinin neler olduğu sorununa ilişkin olarak Lenin ve Stalin�den metinler ile birlikte iki temeller-broş�rleri (�Ana �zellikler� ve �İki Aşama� ve ML-Lit Vertrieb (ML-Kitap Dağıtım�ı -�N) de �Leninizm Defterleri� dizisinde �zel olarak parti ile ilgili 8. defteri yayınladık. Parti inşasında şuandaki ağırlık noktalarımız sorunu ile ilgili olarak esas olarak Kuruluş A�ıklaması�nda (� Faaliyetimizin Ağırlık Noktaları�, s.11 [Almancası � �N] veya s. 23 [T�rk�esi -�N] ) ve 5-yıllık-planda saptanmıştır. Kom�nist partisinin devrime ve devamına ulaşmak i�in gitmesi gereken yol sorununa ilişkin olarak en �nemli şeyler 2005 yılında kararlaştırdığımız� proleter devrime ve kom�nizme giden yol �zerine Tezler� de bulunmaktadır. Aşağıda �parti inşası�ndan s�z ettiğimizde, devrimci-kom�nist bir m�cadele partisi�nin planlı bir şekilde inşasını kastediyoruz. 1. Bir kom�nist partisinin inşası i�in olanaklar sınıf m�cadelelerinin ve varolan hareketlerin - ulusal ve enternasyonal - g�ncel durum ile sıkıca ilintilidir. AB�nin gelişmesiyle bir de Avrupa y�n� ortaya �ıkmaktadır; diğer Avrupa �lkelerindeki sınıf m�cadeleleri, (AB-�apında m�cadelelerin Avusturya iş�i sınıfını da silkeleyebileceğinden), Avusturya�daki parti inşası �zerinde gittik�e daha �nemlisi bir etkileşime sahiptir. Ne var ki, bu ilinti hi� te dosdoğru bir hat değil, bilakis son derece karmaşık ve karışıktır. Sınıf m�cadelelerinin g��lenmesiyle parti inşası olanaklarını otomatikman değil, ama her hal�karda dolaysız gerekliliği geliştirmektedir. Bu balamda gerek objektif (ekonomik, siyasi) ve gerekse �ok s�bjektif (kişisel, �ruhi�) unsurlar bir rol oynar. �rneğin: Austro-marksistlerin demagojisi nedeniyle Birinci Cumhuriyet�te partiyi yeniden inşa etmek uzun bir s�re aşırı derecede zordu. KP� (Avusturya Kom�nist Partisi - �N) ancak SDAP� (Avusturya Sosyaldemokrat iş�i Partisi - �N) siyasi ve askeri olarak b�t�n�yle başarısızlığa uğradıktan sonra amacına ulaştı. A�ık sınıf m�cadeleleri olmaksızın s�rekli bir şekilde kendisini bir KP (AO - inşa �rg�t� - İ�- �N) i�inde �rg�tlenmeye hazır olma hemen hemen hi� yoktur, bu da g��l� bir geliş-gidişlere (Şuktuation) neden olmaktadır. İş�i sınıfının daha fazla ve daha g��l� sosyal hareketleri ve kısmen a�ık sınıf m�cadeleleri K P (İ �)n�n daha b�y�k�e istikrarını sağlamaktadır. S�rekli hareketler ve sınıf m�cadeleleri kom�nist hareketin g��lenmesini m�mk�n kılar ve Pİ - sını (parti inşasını - �N) �zsel olarak kolaylaştırır; Kuruluş A�ıklaması �Avusturya�da durum�, s.7, �stten 4. paragraf - T�rk�esi, s.19 vd � �N - ile karşılaştırınız). 2. Sınıf m�cadelelerinin seviyesi de birden sı�ramalı bir şekilde gelişebileceği gibi parti inşasında gelişmeler sı�ramalı bir tarzda ger�ekleşebilir. Kom�nistlerin neden �durgunluk� d�nemlerinde de gelişme s�recindeki sı�ramalara hazırlanmak i�in parti inşasını ilerletmesi gerektiğinin nedenlerinden biri budur. İş�i sınıfının ve ML-partilerin belirli deneyimleri �ifte kez yapılmak zorunda değildir - ge�miş m�cadelelerin deneyimleri ve sonu�ları gelecekteki m�cadeleler i�in değerlendirilmelidir; bu da parti (İ �)-n�n g�revidir. 3. Kadroların gelişmesi ve sağlamlaştırılması tam da �durgun� d�nemlerde zor ve uzun solukludur ve bir dizi tehlikeler pusuda beklemektedirler: yoldaşlar gittik�e yinelenerek vazge�mekte ve teslim olmakta; veya ama iş�i sınıfından koparak ve teoriyi gerektiğinden fazla �ne �ıkarmak veya diğer taraftan teoriyi k���mseyip, pratik�iliğe ve kendiliğindenciliğe kapılmak eğilimi vardır. Bu tehlikeli eğilimler (teslimiyet, kopuş veya kendiliğindencilik) zaman zaman hem tek tek yoldaşlarda, hem de �rg�t�n t�m�nde ifadelerini buluyorlar. Kadroların ideolojik olarak sağlamlaştırılmasına �ok bilin�li ve azami girişilmesi bir o kadar gereklidir. Avusturya�da kadroların sağlamlaştırılmasını �durgun� d�nemlerde �zellikle engelleyen bir dizi koşullar vardır. Bunlara iş�i aristokrasisinin hareketleri ve m�cadelelerini d�ş�k seviyede, baskı altında tutma, boğma konusunda onlarca yıllık deneyimleri veya �oğu kez eylemlere d�zenli bir şekilde katılmaktan �rk�ten hava koşulları da gibi b�ylesine farklı unsurlar dahildir. 4. Hareketin g��lenmesi halinde devrimcilere karşı baskının artmasının hesaba katılması gerektiğinden, parti başından itibaren sadece a�ık değil, aynı zamanda gizli olarak ta inşa edilmek zorundadır. Partinin belirli eyaletlerde veya işletmelerde aktif olduğunu ilan etmek pekal� uygun olabilir, ama yapılanmalar ve toplantılar buna rağmen i�te kalmalıdır. 5. Parti (İ �) en başından itibaren proleter devrim i�in bir m�cadele partisi olmaya y�nelmelidir. Yani kendimizi proleter bir devrimin gerekliliğini ve m�mk�n olduğunu kabul eden (veya bu konuda onları ikna edebileceğimiz) ve bunun i�in planlı bir şekilde �alışmaya hazır kişilerin kazanılmasına y�neltmek zorundayız. 6. İş�i sınıfının en iyi militanlarını devrim ve kom�nizm i�in kazanmak kom�nistlerin �nemli bir g�revidir. Bu ise ancak kom�nistlerin kendilerini kanıtladıkları salt teorik ve pratik m�cadeleler i�inde m�mk�nd�r. Pratikte �n�m�ze yeni �ıkan sorunları ��zebilmek i�in teoriyi kendimize mal etmeli, onu geliştirmeli ve zaman seviyesine getirmeliyiz. Hareket ve sınıf m�cadelesi zayıfsa, o zaman Parti (İ �) de -teorik, �rg�tsel ve pratik alanda- ancak zayıf olur. İradeci abartmalar uzun vadede parti inşasına zarar verir. 7. Eğer bir Parti (İ �) kitlelerin g�ncel sorunlarını biliyorsa ve onlarla, onların hareketleriyle ve m�cadeleleriyle sıkı bağ i�inde ise, onları geniş kapsamlı bilgileri ve yetenekleri sayesinde y�netebilir. Parti (İ �), - deneyimi ve analizi nedeniyle - somut bir hareketin �n�ndeki en yakın olası gelişme adımlarını g�rebilir ve bunları aktif olarak ilerletebilir. 8. Parti inşasındaki s�rekli ilerlemeye, �oğu kez uzun s�reli kurak s�relere karşın devrimci-kom�nist parti inşasının gerekliliği ve m�mk�nl�ğ� konusunda ikna olmuş halde ve bunun i�in planlı, istikrarlı ve kolektif �alışmaya hazır yoldaşlar gereklidir (Bkz: 3. Tez). Teori, gelişmemiş sınıf m�cadeleleri d�neminde de geliştirilmek ve pratikte sınanmak zorundadır. (8. ve 9. tezler herşeyden �nce, parti inşasının emperyalist �lkelerde, en azından bug�nk� koşullarda m�mk�n olmadığı şeklindeki g�rg�l (ampirik) tavra karşı y�nelmek- tedir. ) 9. Parti inşası, kom�nistler i�in her defasındaki ağırlık noktaları bakımından birbirlerinden ayrılan iki aşamada ger�ekleşir. 1. aşamada �nc�n�n kom�nizm i�in kazanılması s�z konusudur (Bkz: 10. ve U. Tezler); 2. aşamada kitlelerin devrim i�in kazanılması s�z konusudur (Bkz: 12. Tez). (Burada s�z konusu olan, bir �rg�t�n kendisini hangi andan itibaren �parti� olarak adlandırması gerektiği, ki bu �oğu kez taktik bakış a�ılarına bağlıdır, sorunu değildir. 2 aşamaya ayıma ile bununla parti inşasındaki t�m gelişme evrelerinin yeterli bir şekilde nitelendirildiği iddia edilmemelidir. Ama parti inşasının daha başlangıcında milyonlarca kitlelerin devrim i�in kazanılmasına bir y�nelme ka�ınılmaz olarak reformizme ve ekonomizme veya her t�rl� tekkeciliğe g�t�r�r.) 10. Parti inşasına yukardan aşağıya doğru giriştiğimizden, emperyalist �lkelerde, gelişmemiş sınıf m�cadeleleri d�nemlerinde de parti inşasının birinci aşamasını ilerletmek ve ikinci aşamaya ge�işe yaklaştırmak m�mk�nd�r. 11. Birinci aşamanın bitirilmesi i�in bazı kriterler şunlardır: - Marksist-leninist eğitimden ge�miş, ideolojik olarak sağlamlaşmış kadrolardan oluşan istikrarlı bir �ekirdek vardır; - G�ncel (kitle) hareketi bulunmasa da, o zaman bile �alışabilecek durumda kalarak işlevini s�rd�ren bir �aygıt� vardır; - Parti (İ �) devrime kadarki b�t�n aşama i�in bir programa sahiptir (kapitalizmin analizi, devrim i�in strateji ve sınıfsız bir toplum perspektifi ile birlikte sosyalizmin a�ıklaması) ; - Parti (İ �), taktiğin ana hatlarını (sendikalar, kadınlar, g��menler, secimler, ordu vs. ye ilişkin olarak) hazırlanıştır; - Parti (İ �), en azından eyalet başkentlerinde kendi başlarına �alışan yerel birimlere, b�y�k işletmelerde işleme h�crelerine ve sent h�crelerine sahiptir; dahası: - Parti (İ �), kitle �rg�tleri i�ine katılmalı, b�ylelerini inşa, teşvik etmeli ve y�nlendirici bir şekilde m�dahale etmelidir; - İş�i sınıfı ile istikrarlı bağlar varolmalıdır, Parti (İ �), iş�i sınıfı i�inde m�mk�n olan en b�y�k k�k salmayı g�nl�k g�rev olarak daima ilerletmelidir; - Parti (İ �), kom�nist g��lerin b�y�k b�l�r�n� birleştirir veya onların birleşmesini �rg�tler. 2. aşamaya ge�iş i�in (9. ve 12. Tezlerle karşılaştırın) bu kriterlerin - muhtemelen yalnızca şekilsel - yerine getirilmesi yeterli olmaz. Bir �lkede sınıf m�cadeleleri �ok zayıf gelişmiş ise, bu kriterleri yerine getirmiş parti �rg�tleri de 2. aşamaya ge�emez, bilakis 1. aşama siyasetlerini geliştirmeyi s�rd�rmelidirler. 12. İkinci aşama, yani �milyonlarca kitlenin� proleter devrimi i�in �kazanılması� iş�i sınıfının daha yaygınca hareketi olmaksızın ve herşeyden �nce sınıf m�cadelelerinin belirli bir artışı olmaksızın d�ş�n�lemez. 2. aşamada herşeyden �nce, partinin kitle �rg��tleri i�erisindeki n�fuzunu g��lendirmek, belki kendi kitle �rg�tlerini inşa etmek ve m�cadelelerde iş�i sınıfı ve halk kitlelerini burjuva devletle kapışmalarda y�netmek s�z konusudur. Bunun i�in kom�nistler tarafından g��lendirilecek bir m�cadele etmeye hazır olmanın bulunması zorunludur. Oysa devrimci olmayan durumlarda kom�nistleri her zaman sadece iş�i sınıfının bir azınlığı izler. Emperyalist Savaş �zerine Tezler Diyalektik materyalistler olarak siyasi olayların ve gelişmelerin ekonomik temellerini irdelemeye �alışıyoruz. Emperyalist savaşlar, emperyalist siyasetin �zel ara�larla s�rd�r�lmesidir. Bunları (emperyalist savaşları - �N) Stalin�in 1952 yılındaki ekonomi tartışmasında aşağıdaki gibi ifade ettiği modern kapitalizmin ekonomik temel yasası zorunlu olarak beraberinde getirir: � Kapitalist azami k�rın s�m�r� ile g�vence altına alınması, s�z konusu �lke halkı �oğunluğunun yıkıma uğratılması ve yoksullaştırılması, diğer �lkeler, �zellikle geri bırakılmış �lkeler halklarının k�leleştirme ve sistematik talan edilmesi ve son olarak savaşlar ve en y�ksek karların g�vence altına alınmasına hizmet eden iktisadın askerileştirilmesi yoluyla.� (SSCB� inde Sosyalizmin Ekonomik Sorunları , s, 44/45 Almanca ) Yabancı pazardaki g�receli s�r�m zorlukları emperyalist savaşların �nemli ekonomik nedenleridir: B�y�k kapitalistler emperyalist metropollerdeki k�r oranlarının eğilimli d�ş�ş� nedeniyle sermayenin daha d�ş�k organik bileşiminden �t�r� (daha fazla değişken sermaye = sabit sermayenin iş g�c�ne oranı = makineler ve ham maddeler) ve iş ve sosyal hukuksal koşullar nedeniyle (yatırımlar ile g�receli oranda) daha y�ksek kazan�ların zorla �ıkarılabildiği bağımlı tutulan �lkelerde yatırım, �redim ve s�r�m olanakları i�in �aba g�sterirler. Emperyalistlerin �barış i�inde� ekonomik olarak yayılabileceği b�lgeler yoksa veya boş değilse, o zaman bu emperyalist savaşlar i�in �nemli bir itici g��t�r. Emperyalist savaşlar bir yandan egemenlerinin yerel burjuvazinin �ıkarlarına t�mden tabi olduğu (burjuva �lkeler) veya (sosyalist veya yenidemokratik �lkelerde) emek�i kitlelerin emperyalist �ıkarları red ettiği �lkelere karşı; diğer yandan (dolaysız ve temsilciler savaşları bi�iminde) aynı pazara egemen olmayı ama�layan emperyalist rakiplere karşı y�r�t�l�r. A ) 2002 de G�ncel Durum 1. 1990-1ı yıllarda Somalya, Irak ve Yugoslavya /Arnavutluk�a karşı savaşlar ile n�fuz alanlarının yeniden paylaşımı uğruna emperyalist savaşların yeni bir serisi başladı. Bundan �nceki on yıllardaki hemen hemen t�m savaşlara (�zellikle Kore, Hindi�ini, sonra Afganistan,) �BD emperyalizmi ile (1950-li yıllarda sosyalist, daha sonra sosyal emperyalist ) Sovyetler Birliği arasındaki �elişkiler damgasını vurdu. 2. Bu yeni durum, askeri ikili kutbun (1950-li yıllardan 1990 a kadar) sona ermesi ile kolaylaşan ve D. A. C. (Demokratik Alman Cumhuriyeti -�N)�nin ilhakıyla Alman emperyalizminin g��lenmesi ile hızlanan Rusya �nderliğindeki revizyonist-sosyal emperyalist blokun ekonomik-siyasi ��k�ş� ile patlak verdi. 3. �BD, Britanya (İngiltere), Almanya, Fransa, Rusya, Japonya eskisi gibi şimdi de emperyalist b�y�k g��t�rler. Onlar birlikte en modern teknolojilerin belirleyici kesimini ve kapitalist d�nya pazarının (hem mallar hem de mali transaksiyonun) b�y�k bir b�l�m�n� ve bununla t�m d�nya �lkeleri ekonomilerini geniş �l��de denetlemektedirler. 4. Emperyalist b�y�k g��ler dengesiz ekonomik gelişme nedeniyle birbirleriyle d�zenli olarak ve gittik�e daha sert �elişkiye d�şmektedirler ve d�nya hegemonyası uğruna dalaşmalarında savaş�ıl kapışmalara y�nelmiş olan yeni koalisyonlar oluşturmaktadırlar. 5. Şuanda bir ABD- İngiliz bloku ile bir Alman-Fransız bloku g�r�lmektedir. ABD (İngiltere ile ittifak i�inde) egemenliğini Amerika, G�neydoğu-Asya, Pasifik B�lgesi ve G�ney Afrika�da sağlamlaştırır ve savunurken, Alman-Fransız bloku, n�fuzunu Avrupa, Kuzey ve Batı Afrika�da sağlamlaştırmakta ve n�fuzunu ABD, Britanya ve Rusya /SB �nin 20.y�zyılın sonuna dek b�lgeye geniş �l��de egemen olduğu Batı ve Orta Asya�da genişletmektedir. 6. Rusya şuanda ��k�ş halinde olup her iki blok arasında taktik yapmaktadır. Bu �lkenin gelecek ile ve �in ile de ilgili olarak, bunların saldırgan savaş merkezlerine doğru gelişip gelişmeyeceği veya emperyalistler arası dalaşmada bağımsız akt�rler olarak daha uzun vadede dıştalanmış olacakları bug�n itibariyle hen�z g�r�lebilir değildir. Japon emperyalizmi son on yıl i�inde ağır bir kriz ile sarsıldı; ana yine de hal� d�nya ekonomisinin hi�te az olmayan bir b�l�m�n� denetlemekte ve Asya�da daha hal� �nemli siyasi ve iktisadi bir rol oynamaktadır. 7. Orta (herşeyden �nce İtalya, İspanya, Kanada, Avustralya,) ve k���k emperyalist (bunlar i�inde Avusturya ) g��ler b�y�k emperyalist haydutlardan birinin yanında yer almakta veya bunlar arasında yalpalaşmaktadır. 8. Emperyalist b�y�k g��lerin G�neydoğu Avrupa (Balkanlar), Batı Asya (Filistin, Irak), Doğu Afrika (Somalya) ve şimdi Orta Asya (Pakistan, Afganistan, �zbekistan, ....} da ger�ekleşmiş ve s�ren savaş seferleri, zaten bug�n on yıllardır temsilci savaşlarıyla s�rd�r�len (�reğin: Latin Amerika, Merkezi Afrika, ....), yeni b�lgeler her zaman dolaysız m�dahalelere maruz kalabilirken, emperyalist b�y�k g��ler arasındaki kapışmada s�z konusu b�lgeyi kapsamaktadır. B) Emperyalistlerin savaş niyetleri bunalımı hızlandırıyor 9. Emperyalist d�nya ekonomisi s�rekli yeniden d�zenli olarak daha k���k�e veya daha b�y�k�e bunalımlarla sendelemektedir. Periyodik y�kseliş evreleri s�rekli olarak kısalmakta ve k���lmekte, �redim kapasitelerinin t�mden kullanılmasına asla g�t�rmemekte, (fazlaca belirtilerden biri olarak) işsizlik hemen hemen hi� gerilememekte, spek�lasyon �değerleri� hemen hemen hi� artmayan �redim değerleri ile karşılaştırıldığında kendilerini katlamaktadırlar. Ayrıca Rusya ve Japonya zaten nerdeyse iflas halinde iken, ABD� inde devlet bor�ları muazzam derecede artmaktadır. 10. Şiddet, ter�r ve savaş askeri yoldan ekonomiyi canlandırmak i�in emperyalist ekonominin b�t�nleyici par�alarıdır. ABD emperyalizmi bu ama�la 2001 sonunda şuanda Orta ve Batı Asya�daki ağırlık noktası ile birlikte daha uzunca ve yaygınlaşmış bir savaş başlattı. Bununla o aynı zamanda kendisinin gelişen emperyalist rakiplerini (herşeyden �nce Almanya ve Fransa ) yeni n�fuz alanlarının �barış�ıl� feth edilmesinde rahatsız etmekte ve d�ş�ş i�indeki rakiplerinin (Rusya, Japonya) ellerinden şimdiye kadar kendi egemenliklerinde bulunan n�fuz alanlarını almaktadır. Buna ek olarak feth edilen b�lgelerdeki �yeniden inşa� kendi emperyalist ekonomisi i�in itici bir g�ce d�n�şebilir. 11. Oysa tek başına ABD emperyalizminin savaştan yana olduğu kesinlikte doğru değildir. Yugoslavya savaşlarına �eşitli emperyalistler m�dahale ettiler ve hem Almanya, hem de Avusturya burada epeyi saldırgan bir rol oynadılar ve 1945 den buyana ilk kez yeniden askeri olarak da m�dahale ettiler. Bu ikisi orada dışardan desteklenen ulusal şovenistlerin (�rneğin; Hırvatistan�daki Tujman gibi ayrılık�ıların) savaşını �ıkarttılar ve ABD emperyalizmi (aynı zamanda Britanya ve Fransa da ) ancak daha sonra askeri olarak m�dahale ettiler. 12. Her ne kadar savaş emperyalist a�ıdan rakiplerin alanlarının ele ge�irilmesi uğruna y�r�t�lse de, savaş seferleri yeni s�m�rgelerin halklarına y�neliktir. emperyalist savaşlar ilgili �lkelerde iş�i sınıfının s�m�r�lmesini ve halkların (�rneğin vergi artışı ile) ve ulusal kaynakların talan edilmesini g��lendirmek i�in y�r�t�l�r. Buna ek olarak askeri donanım ve emperyalist savaşlara hazırlık �kendi� iş�i sınıfının ve halkların gittik�e daha artan s�m�r�lmesi ve talan edilmesine g�t�r�r. C) Almanya�nın yeni rol� 13. Alman emperyalizmi, barış pazarlıkları olmaksızın, yani tazminatlarsızın da, s�z�m ona �Doğu-Batı �ekişmesi� veya �Soğuk Savaş� ile 2. D�nya Savaşındaki yenilgisinden 50 yıl sonra kudredli b�y�k bir emperyalist g�� olarak yeniden ortaya �ıkmayı başardı. Burada o bir yandan barış�ıl işbirliği şiarı altında ekonomik olarak i�e sızma ve tabi kılma, diğer yandan İngiliz emperyalizmi ile sıkı işbirliği i�inde ABD emperyalizminin �nderliğindeki askeri darbelere katılarak bir �ifte taktik izlemektedir. 14. Alman emperyalizminin esas y�n� bug�n hen�z belirli �lke ve b�lgelerde askeri olmayan n�fuz sağlamaktır. Bu bağlamda ağırlık noktası geleneksel olarak Doğu ve G�neydoğu Avrupa ile Batı ve Orta Asya (T�rkiye, Kafkasya, Kazakistan) bulunmaktadır. Oysa bu yakın gelecekte diğer b�lgelerde (herşeyden �nce Afrika) de askeri m�dahaleleri hi�bir şekilde dıştalamaz. 15. Almanya�nın siyasi ve askeri tutumu gittik�e daha sıkı ekonomik ve siyasi i�i�e ge�mişlik nedeniyle Avusturya egemen sınıfının enternasyonal y�nelimi i�in �zel bir rol oynamaktadır. (Fakat bu konuda derinlemesine bir tahlilimiz hen�z eksiktir.) D) Avusturya emperyalizminin gittik�e daha saldırganlaşan tutumu 16. Avusturya mali oligarşisinin talebi ve yararına AB� ne girmeden yana karardan beri Avusturya�daki Alman sermayesinin ekonomik n�fuzu �nemli derecede arttı. Bu kendisini siyasi-askeri alanda �nemli bir d�zeltmede ve 1970-li yıllarda geliştirilen �emperyalist tarafsızlık� konumlarından kısmen bir uzaklaşma- da ifade etmektedir (ve tersine Alman sermayesinin y�kselen n�fuzu Avusturya emperyalizminin bu yeni pozisyonu almasını ilerletmiştir). 17. Avusturya askerleri 30 yılı ge�kin bir s�reden beri d�nya �apında bir�ok �lkede, 1990-1ı yıllara kadar s�rekli olarak BM-bayrağı altında ve herşeyden �nce sınırları g�vence altına almak i�in (d.y. Filistin ve Kıbrıs) g�rev yapmaktadır. Avusturya 1970-li ve 1980-11 li yılarda siyasi ve askeri gelişmelere yoğun silah ihracatları ile de m�dahale etti. Oysa Orta Avrupa ile ilgili olarak askeri tarafsızlık s�rekli g��l� bir şekilde vurgulandı. 18. �vusturya, 1990-1ı yılların başında Avusturya emperyalizminin yeni pozisyon alması �er�evesinde NATO-ortaklığına girmesi ile aynı zamanda her şeyden �nce G�neydoğu �vrupa�da �eşitli �atışmalarda yoğun bir işlere karışma siyasetine başladı. �vusturya askerleri sonunda NATO-bayrağı altında da olsa Yugoslavya�ya işgal birlikleri olarak girdiler. 19. Ne Avusturya emperyalizminin ekonomik �ıkar alanları s�z konusu olmaması, ne de Golan veya Kıbrıs� da olduğu gibi BM-birlikleri tarafından bir stat�konun sonradan askeri olarak g�vence altına alınması s�z konu olmaması nedeniyle Avusturya�1ı askerlerin Afganistan�a g�nderilmesi Avusturya askeri politikasının gelişmesinde ileri bir kademeyi oluşturmaktadır. �vusturya emperyalist ordusu 1960-1ı yılların ortasından beri (Kongo) ilk kez yeni d�nya askeri d�zenine kendi n�fuz alanı dışında, yani zaten Bosna savaşında başlatılmış olan Alman m�dahale birlikleri ile omuz omuza yeniden katılmaktadır. E) Emperyalist metropollerdeki kom�nistlerin savaş �zerine tavrı 20. Kom�nistler, sınıf savaşlarının aksine halklar arasındaki savaşları barbarca ve vahşiyane bir olay olarak daima mahkum ettiler. Ama bizler savaşların sınıf m�cadelesi ile değiştirilemez bağı hakkındaki g�r�ş�m�z ve savaşın toplumun sınıflara b�l�nmesinin ortadan kaldırmaksızın yok olamayacağı şeklindeki anlayış ile burjuva pasifistlerden ayrılmaktayız. Ezilenlerin ister yerli ister yabancı olsun egemen sınıflara, emperyalist ezenlere karşı i� savaşlar ve ulusal kurtuluş savaşlarının haklılığı, ilericiliği ve gerekliliğini aynı zamanda kabul etmekteyiz. Ayrıca bizleri bizim her savaş onun �zg�ll�ğ�nde tarihsel-materyalist olarak irdelememiz ve bunu �ıkış noktası alarak tavır takınmamız ile t�m pasifistlerden ayırmaktadır. 21. Esas i�erik bakımından sosyal baskıya, emperyalist hegemonyaya, ulusal baskıya ve bir sosyalist veya halk demokratik devletin tehdit edilmesine karşı y�nelik savaşlar bizim desteklediğimiz ilerici savaşlardır. Buna ek olarak emperyalizmin en tehlikeli destekleyicilerine y�nelik antifaşist savaşları destekleriz. 22. Savaş, siyasetin başka, askeri ara�larla s�rd�r�lmesidir. Bu nedenle savaşı kimin başlattığı, kimin saldırgan, kimin savunan olduğu sorularına yoğunlaşmamakta, bilakis savaş onun siyasi-ekonomik koşullarına g�re ve kim kimi eziyor? sorusuna g�re irdelemekteyiz. Salt bu anlamda - eğer bu kavramlar ger�ekten yararlı ise - � saldırı� veya �savunma savaşı� kavramlarını da kullanmaktayız (�rneğin 1980 ler de Sovyetler Birliği�nin Afganistan�a saldırısı, 1970 ler ve 1980 ler de Mozambik, Angola, Nikaragua�da emperyalist Kontra Ordularına karşı savunma savaşı). 23. 2001 de Afganistan�a karşı başlatılan savaş emperyalist bir savaştır. Katılan taraflar bir yanda emperyalistler ve onların yardak�ıları ve diğer yanda yeni s�m�rgesel olarak ezilen halklardır. Emperyalizm gericilik demektir ve emperyalizmden (emperyalizm �ncesi burjuva-ilerici hareketlerden farklı olarak) ilerici gelişmeler doğmaz; ��nk� bağımsız gelişme engellenecektir. Her ne kadar ABD emperyalizmi 1900 ler de �reğin İspanyol, İngiliz, Fransız ve Alman s�m�rgeciliği karşısında s�m�rge politikasının daha ilerici bir bi�imini uygulamış olsa bile, oysa bu sadece belirli b�lgelere girebilmek i�indi. Sovyetler Birliği�nin Afganistan�a girişi buna benzerdir. Emperyalist n�fuzun esas y�n� t�m �lkelerde baskı ve s�m�r�n�n hi�bir şekilde ortadan kaldırılması değildir. T�m t�rleriyle emperyalist cabalar - ne kadar iyi kamufle edilmiş olsalar bile - son tahlilde kesinlikle baskı ve s�m�r�n�n sona ermesine g�t�rmezler. 24. Belirli ulusal kurtuluş hareketlerinin rakibine karşı bir emperyalist tarafından desteklemesi ilgili �lkede kendi n�fuzuna hizmet eder ve dolaysız bir askeri m�dahale halinde derhal ilgili halklara karşı emperyalist bir ezen savaşına d�n�ş�r. ( Buna bir �rnek; somut olarak yerli feodalizmin ayakta tutulması anlamına da gelen) Afgan halklarının kendi kaderini tayinini değil, bilakis bu �lke �zerindeki Sovyet hegemonyasını hedef alan olaydan bağımsız olarak Sovyet Ordusunun 1979 da Afganistan�ı işgal etmesidir. Aynı şey Irak�a karşı ABD, İngiliz ve bununla ikiy�zl� bir şekilde H�seyin rejimine karşı Kuzey Irak�taki K�rt halkının �zerkliğini g�venceleyecek olsa da T�rk birlikleri tarafından hal� s�r�p giden askeri saldırı i�in ge�erlidir.) 25. 2001 den buyana s�ren Afganistan�a karşı emperyalist savaş hi� te , ABD emperyalizmi tarafından artık istenmeyen ve bu nedenle değiştirilmesi gereken geri kalmış, dinci-faşist bir rejime karşı y�nelmemektedir. Afganistan aynı zamanda Balkanlar�da, �e�enistan�da ve Irak�ta y�r�t�len (ve emperyalistlerin daha hen�z dolaysız olarak askeri birliklerini bulundurmadıkları diğer savaş �atışmalarının olduğu yerler de buna dahildir) aynı emperyalist savaş yalnızca bir odak noktasıdır. S�ren savaş emper�yalist b�y�k g��ler arasındaki yeni s�m�rgelerin yeniden paylaşımı uğruna askeri �atışmadır da. 26. Lenin�in 1. D�nya Savaşında Bel�ika �rneğinde g�sterdiği gibi o zamanlar Fransız ve İngiliz emperyalizmi i�in kesinlikle Bel�ika�nın Alman saldırısına karşı savunulması değil, bilakis s�m�rgelerin ve yarı s�m�rge b�lgelerin paylaşımı s�z konusuydu. ��nk� emperyalist savaşın �zg�ll�ğ� onun diğer ulusları baskı altına alması amacıyla y�r�t�lmesinde yatar. Her kim bu savaşa katılmayı doğru buluyorsa, o ulusların emperyalist ezilmesini ebedileştirmektedir. 27. Lenin 1. D�nya Savaş sırasında sosyal şovenizmi ve �anavatanın savunulması� d�ş�ncesinden yana �ıkılmasını teşhir etti. Bu d�ş�nce savaş sırasında sınıf m�cadelesinden vazge�meye g�t�r�r. Sosyal şovenler ger�ekte b�y�k g��lerin s�m�rgeleri talan etmek ve yabancı halkları ezmek �hakkı�nı savunurlar. Bu g�n esas olarak insan hakları ve Avrupa değerlerinin savunulması i�in yeni bir askeri h�manizm vaaz eden ve bunun i�in harekete ge�iren Blair, Schr�der, Van der Bellen ve Pilz ile karşı karşıya bulunmaktayız. 28. Liberal burjuvazinin Anti-Hitler Koalisyonunun haklı savaş �rneğine dayanması 2. D�nya Savaşının 1941 den itibaren esas i�eriğinin rezilce bir �arpıtılmasıdır. Alman emperyalizmi savaşın başındaki hızlı askeri başarılarından sonra Avrupa�daki emperyalist gericiliğin ana kalesi haline gelişti, Avrupa ve Kuzey Afrika�nın b�y�k b�lgelerini kendine tabi kıldı ve Hitler rejiminin devrilmesi iş�i sınıfı ve halkların barış, demokratik haklar ve sosyalizm i�in m�cadelelerinde tarihsel bir ilerlemeyi oluşturdu. 29. Her kim ki Taliban rejimini �aslında en berbat, en kanlı, en insan d�şmanı diktat�rl�k� olarak, Irak�ta H�seyin rejimini, Yugoslavya�da Milosevi�i, Kore�de Kim-Jong II�yi d�nyada demokrasi ve barış i�in en b�y�k tehlike olarak g�sterirse, veya bunların i�inde bir t�r enternasyonal başd�şman g�r�rse, ya bir kışkırtmadır veya kışkırtılmıştır. Biz uluslararası başd�şman teorisini genel olarak red etmekteyiz, ��nk� emperyalist metropollerde başd�şman hemen her zaman kendi �lkesinde bulunmaktadır. Her kim ki emperyalizmin gerici rejimlere karşı savaşını desteklerse, bununla o (�kendi�) emperyalizmini iş�i sınıfına ve halklara karşı m�cadelede desteklemektedir. 30. �Kendi� emperyalizminin eleştirisini merkez koymaksızın ABD emperyalizmine karşı m�cadeleyi Propaganda etmek yanlıştır. B�ylece �kendi� emperyalist burjuvazisinin onun kendi rakiplerine karşı rekabet m�cadelesindeki �ıkarlarının avukatı ve yanlısı olacaktır ve �kendi� emperyalist burjuvazisinin emperyalist n�fuz alanını b�y�tmesini ve iş�i sınıfı ve d�nya halklarının s�m�r�lmesini ve talan edilmesi �abalarını destekler. Esas g�rev, �kendi� emperyalizmini zayıflatmak ve sonunda devirmektir. 31. Emperyalist �lkelerde kitlesel etkiye sahip devrimci kom�nist partilerin eksikliği emperyalist savaşı �kendi� burjuvazisine karşı bir i� savaşa d�n�şt�rmeyi bug�n m�mk�n kılmamaktadır. Ama bu perspektif savaş sırasında Propaganda alanında gittik�e daha fazla �n plana �ıkarılmak zorundadır. F) Emperyalist savaşa karşı direnişten devrimci harekete 32. Genel olarak savaş karşıtı cephe, emperyalist saldırıya karşı y�nelen ve (tehdit edilen, saldırılan �lkelerin) halklarının kendi kaderini tayin hakkından yana tavır takınan t�m ger�ekten aktif barışsever g��lerin geniş bir eylem birliğidir. 33. Biz somut bir savaşa (veya somut bir savaş tehlikesine) karşı y�nelen anti-savaş cephesinden yanayız, katılan emperyalistlerin �ıkarları somut olarak g�sterilmek zorundadır. İfadeler ne kadar genel olursa, bunlar bir o kadar berrak olmaz ve bir o kadar daha az emperyalizme karşı y�nelirler. 34. G��l� bir anti-militarist ve anti-savaş cephesi i�in �izgimizin geliştirilmesinde hem sekterlik (temel olarak �savaşa karşı sosyalizm� eylem birliğini daraltıyor) hem de sağ oport�nizm ( �vusturya emperyalizminin manevralarına saldırmaksızın �ABD emperyalizmine karşı herkes �) tehlikelerine muhakkak dikkat edilmelidir. 35. Burjuva pasifistlerinden farklı olarak emperyalizm varolduk�a savaşların genel olarak engellenemeyeceğini vurgulamaktayız. Halk kitlelerinin belirsiz, mutlak barış istemi ciddiye alınmak zorundadır; ama bu, �izgimizin asıl temeli olmamalı (bilakis emperyalizm i�indeki �elişkilerin gerekli keskinleştirilmesi ve bunun biricik ��z�m�n�n sosyalist devrim ile olduğu olmalıdır). 36. Proleter enternasyonalizmin pozisyonlarını �ıkış noktası alarak iş�ilerin, emek�i kitlelerin ve ezilen halkların kurtuluşuna yarayan askeri eylemleri sel�mlamakta ve desteklemekteyiz. Bunlar her şeyden �nce devrimci i� savaşlar, anti-emperyalist kurtuluş savaşları, anti-faşist savaşlar ve (sosyalist �lkelerin savunulması i�in savaşlar) dır. 37. Devrimci kom�nistler olarak anti-savaş hareketini �kendi� burjuvazisine nefredin b�y�mesi şeklinde kavramalıyız. Bu bağlamda durum ve gelişme m�mk�n olduğunca �arpıtılmamalı; �kendi� burjuvazisinin sucu ve savaş �ıkarları mutlaka �ne �ıkarılmalıdır. 38. Genel olarak s�ylendiğinde emperyalist savaşta �kendi� h�k�metinin yenilgisini � Propaganda etme � her hal�karda �nemlidir. Kosova�daki gibi Avusturyalı işgalci birlikleri s�z konu olduğunda Avusturyalı askerlere karşı halkların safında yer alırız. Bir savaşa dolaysız olmayan askeri katılım halinde �kendi burjuvazisinin yenilgisi� kavramı da aske�ri anlamda değil, bilakis daha ziyade siyasi, ekonomik veya da diplomatik anlamda t�m �lkelerin iş�i sınıfının ve bağımlı �lkelerdeki ezilen halkların emperyalist burjuvaziye karşı ortak �ıkarlarını vurgularız. 40. Emperyalist savaşlar normal olarak iş�i sınıfı ve diğer emek�iler i�in hem maddesel hem de demokratik ve sendikal alanda daha b�y�k�e k�lfetlere g�t�r�r. Bu, anti-militarist propagandamızda �nemli bir bağlantı noktasıdır. Savaş ne kadar daha uzun s�rerse, bunun iş�i sınıfı ve halk kitleleri i�in ve emperyalist merkezlerde de dolaysız olumsuz etkileri bir o kadar daha belirgin olacaktır. Ajitasyonumuzda halk kitleleri �zerindeki gerekli (egemen sınıflar i�in gerekli!) artan baskı ve talanı ve bunun emperyalist savaş ile bağını teşhir etmeli ve saldırmalıyız. 41. Burjuvazi her savaşta ırk�ılık ve şovenist kışkırtma ile gelişmenin sorumluluğunu g�nah ke�ileri �zerine yıkmaya �alışmaktadır - bu burjuva Propaganda aygıtı onyıllardır faaliyettedir. G�revimiz, emperyalizm ile ilgili b�t�nl�kl� bağ �zerinden (�Avrupa [Almanca�da Avrupa s�zc�ğ�n ilk iki harfi - EU: AB dir - burada Avrupa Birliği�ne atıf yapılmaktadır - �N] Kalesi�, ...) savaş ile bağ i�inde ırk�ı ve milliyet�i kışkırtmacanın somut anlamını kanıtlamak ve teşhir etmektir. 42. Savaş y�r�ten emperyalist �lkelerdeki halk kitleleri tarafından savaşın gerici niteliği gittik�e daha a�ık bir şekilde kavranırsa ve barış hareketi g�� kazanırsa, emperyalist pasifistler derhal barıştan yana - ama emperyalistlerin dayattığı - propagandalarına başlarlar. Buna karşı biz bir �lke (veya toprak b�t�nl�ğ�ne sahip b�lgenin - teritoryum) halk kitlelerinin ulusal kendi kaderini tayin hakkını berrak bir şekilde vurgularız ve kendilerine yarayıcı kukla h�k�metler kurmak ve belki de kendilerinin �ıkarı doğrultusunda yeni sınırlar �ekmek gibi emperyalistlerin t�m manevralarına karşı durmalıyız. 43. Bug�n ger�ekleşen (son onyılın) savaşlarında biz ilkesel olarak emperyalistlere karşı halkların yanında yer almaktayız. Biz emperyalistlerin bir �lkenin egemenliğini hi�e sayması ve istediği gibi h�k�metleri d�ş�rmesi ve g�reve getirmesi hakkını ilkesel ola�rak red ederiz. 44. Katılan g��lerin değerlendirilmesinde her somut durumu burada emperyalist temsilciler savaş s�z konusu olup olmadığını , yani belirli bağımlı devletler ordularının veya belirli halkların s�z�m ona kurtuluş hareketlerinin bir emperyalizmin yardak�ıları rol�n� nesnel olarak oynayıp oynamadıklarını (�rneğin: UNİTA, U�K) sorgulamalıyız. 45. Diğer taraftan bir bağımlı �lkenin gerici y�netimi, emperyalistlerin buna karşı y�r�tt�kleri savaşın niteliğinin değerlendirilmesi i�in �l�ek alınmamalıdır. 46. Bizim kesinlikle belirli halk d�şmanı h�k�meti değil, bilakis halkı / halkları emper�yalist saldırıya karşı desteklediğimizi (veya Propaganda acısından savunduğumuzu) uygun bir bi�imde a�ıklığa kavuşturmalıyız. Bu bağlamda emperyalist askeri bir saldırının mahkum edilmesi ile burjuva-gerici h�k�metlerin eleştirilmesi arasında kesin bir ayrım yaparız. 47. Emperyalizme karşı �ıkmanın bağımlı bir �lke burjuvazisinin �z�yle geliştiğini tutarlı bir şekilde s�rekli olarak vurgularız. Bağımsızlık ve b�sb�t�n ulusal kurtuluş (ulusal kendi kaderini tayin etme) uğruna m�cadele salt emek�i kitlelerin (k���k k�yl�ler, k���k �reticiler) iş�i sınıfı �nderliğindeki ittifakı altında muzaffer olarak y�r�t�lebilir. 48. Savaştan dolaysız olarak etkilenen b�lgelerdeki (ve diğer savaş y�r�ten emperyalist �lkelerdeki) devrimci ve diğer ilerici g��lerle sıkı bağlar kurma tam da savaş ile ilinti i�inde �zel �neme sahiptir ve başlıbaşına bir g�revdir. 49. Avusturya�daki iş�i sınıfı i�inde bağımlı �lkeler kom�nistlerinin devrimci m�cadele- sini Propaganda etmeliyiz. 50. Onlar her şeyden �nce ABD emperyalizmi tarafından s�rekli askeri tehdit altında bulunduklarından (�rneğin: Kuba), a�ık bir şekilde anti kapitalist ve antiemperyalist hatlara sahip ilerici devletler bizim �zel dikkatimizi talep etmektedirler. Bu �lkeler aynı zamanda sosyalist �nekler olarak Propaganda edilemezler; ��nk� bu �oğu kez g�receli olarak k���k ve ekonomik olarak zayıf �lkeler (sosyalist kampın, g��l� enternasyonal kom�nist hareketin, emperyalistler arası keskin �elişkilerin bulunmadığı) mevcut koşullarda kendi g��leriyle sosyalizme / kom�nizme doğru ileriye atılmalarının �n�nde hemen hemen aşılamaz zorluklar durmaktadır. 51. AB emperyalizminin n�fuz alanında, �n�m�ze �zel talepler getirecek olan, İMF / DB dayatmalarına direniş g�steren b�ylesi �antiemperyalist � devletlerin doğa (bile) ca (ce) ğını (ğini) hesaba katmalıyız. 52. Emperyalist savaş d�nya iş�i ve halk kitlelerini gittik�e daha fazla karşısına almaktadır. 0 t�m �elişkileri d�nya �apında keskinleştirecektir. O proletaryanın ve ezilen halkların d�nyanın her �lkesinde devrimci bir �ıkış yolu bulmasını kolaylaştırabilir. Bu ise marksist-leninist parti ve �rg�tleri �alışmalarını bu perspektif ile geliştirmekle y�k�ml� kılar. (komak -ml, Mart 2003) Kadınların Kurtuluşu �zerine Tezler (Mayıs 2004) Burada tezlerde s�z konusu olan kapitalist �lkelerdeki, esas olarak Avusturya�daki kadınlardır. D�nya �apında kadınların �oğunluğu yeni s�m�rge �lkelerde �ok daha geri kalmış koşullarda yaşamakta ve b�t�n�yle başka sorunlara sahiptir. Burjuva-Kapitalist Toplumda Ataerkillik ve Kadınlar 1. Ataerkillik kapitalizmden �ok daha eskidir; toplumun sınıflara b�l�nmesiyle birlikte ortaya �ıkmıştır (Engels�in Ailenin, �zel M�lkiyetin ve Devletin K�keni ile karşılaştırınız). Ataerkillik, erkeklerin ekonomide, toplumda ve ailedeki egemen konumundan t�reyen erkeklerin kadınlar �zerindeki ger�ek toplumsal hakimiyetidir. 2. Sınıflı toplumda insanların konumunu, b�ylece cinsiyetler arasındaki her iş b�l�m�n� de, biyolojik farklılıklar değil, ekonomik ve siyasi koşullar ortaya �ıkartmaktadır. 3. Kadının k�leleştirilmesinde ataerkil kurum ailenin belirleyici �nemi vardır. İnsanların birbirleriyle kurduğu sosyal ilişkiler ve onların ge�imlerini nasıl sağladıklarının t�r ve tarzı egemen m�lkiyet ilişkileriyle sıkı bir şekilde belirlenmiştir. Sınışı toplumun ortaya �ıkmasından buyana kadınlar, kendilerine dayatılan toplumsal tabi olma nedeniyle, sınıf egemenliğinin ilgili bi�imleriyle sıkı bir bağ i�inde bulunan ataerkil ilişkilere tabidir. 4. Kapitalizm �ncesi toplumlarda aile aynı zamanda bir �redim birimini oluştururken, kapitalizm ve sanayi devrimi hemen hemen tun �retici faaliyetleri aileden fabrikalara taşıdı ve onu b�ylece salt bir reprod�ksiycn / yeniden �retim birimine d�n�şt�rd�. 5. Kendisini geliştiren sermayenin gittik�e daha yeni, ucuz iş g�c�ne tamahk�rlığı binlerce yıldan beri egemen kadınların eve ve evişine geri itilmesini deldi ve onları kitleler halinde kapitalist �retimin i�ine �ekti. Bununla kadının kurtuluşu i�in maddi temellerin bir kısmı yaratıldı (d.y.: kendine ait gelir ve bununla toplumsal kararlara katılma olanağı, aynı zamanda da �ocuk kreşleri, fabrika yemekhaneleri vs.) . Fakat ataerkilliğin ekonomik temeli olarak aile burjuvazi tarafından siyasi olarak istikrarlılaştırıldı. 6. Bug�nk� geleneksel ataerkil aile ve toplum yapıları ağırlıklı olarak feodalizmin kalıntılarıdır ve tun insanların �zg�rl�ğ� ve eşitliği burjuva taleplerine aslında uymamaktadır. 7. Kadın hareketi, burjuvazinin 18. y�zyılda insan hakları ve burjuva devrimleri uğruna siyasi m�cadelesi ile birlikte ayrı akım olarak doğmuştur. Burjuva kadın hareketinin ana talebi yasa karşısında hak eşitliğidir. Oysa daha Fransız devriminde daha radikal taleplerle ortaya �ıkan emek�i kadınların ayrı bir akımının ilk n�veleri de vardı. Ohlar binlerce yıllık ataerkilliği., erkeklerin ve yalnızca soylularının değil, toplumsal egemenliğini sorguladılar. 8. 19. y�zyılın �nceki, g��l� bir şekilde erkek egemen iş�i hareketi (1. Enternasyonal), proleter kadın hareketine k�t� bir durum hazırladı. İş�i hareketi i�erisindeki derin k�kl�, ataerkil, erkek şovenisti tutumlara karşı sert bir m�cadele y�r�t�lmek zorundaydı (�rn.: ge�im temini i�in �alışma hakkının tanınması i�in, kongrelere kadınların delege olarak katılabilmesi i�in). Bu ��ocukluk hastalıkları�nı iş�i hareketi bug�ne kadar b�t�n�yle gidemedi. 9. Burjuva kadın hareketinin esas talepleri bug�n Avrupa�da geniş �apta ger�ekleşmiştir. Kadınların bi�imsel hak eşitliği yasal olarak y�r�rl�ktedir ve (bu -�N) Avusturya�da dava edilebilir; ama ger�ekleştirilmesi zordur. Ama ayrıca kadınların bu hakları ataerkil ve ekonomik baskı yapıları nedeniyle yeterli bir şekilde talep etmedikleri ve bu nedenle bu hakların onlardan esirgendiği toplumsal ger�eklikte g�r�lmektedir. İş�i kadınlar ve diğer emek�i kadınlar ayrımcılığa uğramakta ve bir�ok kez ezilmektedir. Onlar sermaye tarafından daha g��l� bir şekilde s�m�r�lmekte ve parasız yeniden �redim �alışmalarının en b�y�k b�l�m� ve bir ayrımcılıklar penisi �geleneksel olarak� onlara dayatılmaktadır. 10. Tipik kadın ve erkek meslekleri ayrımını kırmaya y�nelik �eşitli sosyaldemokrat �abalara karşın, kız ve kadınlar �oğunluğunun ger�ek meslek kariyerlerinde �ok az şey değişti (kuaf�r, sekreter, tezgahtar, zincirleme iş�isi, bakıcı). 50 yıl �nce olduğu gibi bug�n de tam da bu meslekler en k�t� �cretlenenlerden sayılmaktadırlar. 11. Erkekler her kapitalist işletmede de daha �abuk y�kselmekte, tercihen y�netici g�revler almakta ve kısmi işte /part-time/ daha az sıklıkta �alışmaktadırlar. Bu, ayrımcılığın ifadesidir ve erkeklerin bir işletme i�erisinde de, her ikisi eşit işi yapsalar bile, buna karşın bunun devam ettiği, kadınlardan �ok daha fazla kazanmalarına g�t�rmektedir. 12. Kadınlar, t�m siyasi ve bilimsel kamusal yaşamda (burjuva partileri, t�m d�zeylerdeki mandalarda, sendikalar ve iş�i odası gibi temsil organlarında, bilim ve araştırmada) berrak bir şekilde azınlıktadırlar ve d�zey ne kadar y�kselirse, bileşim o kadar erkekseldir. 13. Evişi �zellikle 20.y�zyılın ikinci yarısında iş�i sınıfının y�kselen bir yaşam seviyesiyle gittik�e da- ha fazla aileden dışarıya taşındı (g�receli ucuz giyim, �abuk b�feler, hastaların bakımı, yaşlıların bakımı..), toplumsallaştırdı (fabrika kantinleri) ve teknik yeniliklerle kısaltırdı (�amaşır makineleri, s�p�rge makinesi, mikrodalga ocağı). Oysa geriye kalan işlerin b�y�k bir b�l�m�n� hal� kadınlar yapmaktadır. İşi kolaylaştıran tek�nik aletlerle, bunun (iş�i) aileleri i�ersinde ��ifte kazan�lılığı�) ekonomik olarak da gerekli kılmaya g�t�ren, yeniden �redim giderlerini de bir b�t�n olarak arttırdı (bu aletler satın alınabilir de olmak zorundadırlar). 14. İş�i sınıfının yaşam seviyesinin esnekleştirme, �cret d�şmeleri ve sosyal budama ile d�şmesiyle gerekli evişi yeniden artmakta ve yine �oğalan bir şekilde kadınlara dayatılmaktadır. Burjuvazi iş piyasası siyaseti nedenlerinden de kadınları konjonkt�r�n durumuna g�re �retime �ekmeye veya �mutfağa geri� yollama niyetindedir; kadınlar sanayisel yedek ordunun �nemli ve s�rekli bir par�asıdır. 15. Gereksinimleri karşılayıcı bir �ocuk bakımı yuvaları ağından �ok uzaklardayız ve eğilim yine geriletmedir. Bazı y�relerde uygun fiyatlı gocuk bakım kuruluşları da bulunmasına (gocuk yuvası, ana okulu, kreş, gen�lik merkezi) karşın, bu, kadınların hemen hemen tek başlarına gocuk bakımı i�in yetkili olarak g�r�lmesi konusunda hi�bir şey değiştirmedi. 16. Aile i�indeki ataerkil baskı: Boşama hakkı ve aile hukukunda bi�imsel hak eşitliğine karşın bir�ok ailede eşit haklara sahip partnerlikten hi� s�z edilemez ve gelenek ve �oğu kez daha g��l� ekonomik konum nedeniyle �nemli kararlarda erkeğin dominansı kendisini kabul ettirir. 17. G��men kadınlar, kendisini pratikte �zellikle kadınlara y�nelten ırk�ı �zel yasalarla ekstra olarak baskı altında tutulmaktadırlar (�rn.: boşanma halinde oturma iznin iptali). 18.Cinsel baskı: Erkekler ve kadınlar arasındaki cinsi davranışa geleneksel olarak erkekler egemen olduklarından, ve diğer taraftan erkekler kapitalist toplunda ekonomik h�kme sahip olduklarından, en demokratik burjuva toplumda bile cinsel hak eşitliği değil, bilakis kadınların ezilmesi vardır. 19. Kadın bedeni ataerkil erkek cinselliğinin objesi olarak fetiş haline getirilmekte ve reklam, medyalar ve diğer bilince kazıyıcı ara�larla herhangi bir �r�n�n pazarlanmasında kullanılmaktadır. Bu ve seks�el baskı seksizm, erkek şovenizmi ve erkekler tarafından belirlenen kadın g�r�n�ş�n�n sağlamlaşmasına s�rekli katkıda bulunmaktadır. 20. Burjuva Propaganda tarafından son yıllarda reva�taki, toplumsal olarak �ne s�r�len kadın g�r�n�m� yine daha g��l� bir şekilde �yeni kadınlık/dişilik� doğrultusunda geliştirmekte ve başarılı bir şekilde pazarlanmaktadır. Cinsiyetler farklılığının bu vurgulanması bir b�t�n olarak kadın hareketinin ve iş�i hareketinin zayıflığıyla bağıntılıdır. 21. Emperyalizm, seks turizmi ve kadın ticareti: Emperyalizm 20. y�zyılın sonunda seks turizmini seks�elliğin pazarlanması amacıyla yeni kitlesel fenomen olarak lanse etti ve modern k�leliğin bi�imi olarak �rg�tl� kadın ticaretini yeniden canlandırdı. Kadınların Kurtuluşuna G�t�ren Yol 22. �Kadıncıl emansipasyonun / (yasalar karşısında) hak eşitliğine sahip olma - �N/ derecesi genel emansipasyonun doğal �l�eğidir.� (Fourier) 23. �redim ara�larında �zel m�lkiyet bulunduğu s�rece, veya başka ifadeyle sınışı bir toplum varolduğu s�rece, kadın ve erkek iş�iler arasını b�lme bir b�t�n olarak iş�i sınıfını baskı altında tutmak i�in sermaye tarafından bilin�li bir şekilde yapılacaktır. (Bkz: Tezler 8-21) 24. Kadın iş�ilerin ve diğer emek�i kadınların kurtuluşu i�in kapitalist ve ataerkil s�m�r� ve baskının ortadan kalkması gereklidir. Kadınların kurtuluşu ancak t�m insanlığın kurtuluşu �zerinden m�mk�nd�r. Toplumsal koşulların proleter devrimle b�t�n�yle devinimi olmaksızın bu olmaz. 25. Kadın kitlelerinin devrimci m�cadelelere katılması bunların başarıya ulaşmasının ka�ınılmaz bir �nkoşuludur. 26. Ancak sosyalizmde ataerkilliğe karşı s�rekliliği sağlanmış adımlar atılabileceğinden, ataerkil kapitalizmin bertaraf edilmesinde kadın iş�ilerle birlikte t�m emek�i kadınların nesnel bir �ıkarı vardır. 27. Maddi ve ideolojik temeller uğruna sosyalizmde adım adım m�cadele edilerek bununla kadınların ve t�m insanların ger�ek kurtuluşuna, sınıfsız topluma ulaşılacaktır. 28. Sosyalizmde �redim ara�larının toplumsallaştırılmasıyla Kapitalist s�n�r� ortadan kalkacaktır.. �retime ve yaşamın yeniden �retilmesine toplumun �alışabilir t�m �yelerinin eşit katılımıyla erkeklerin egemenliği ortadan kalkacaktır. Evişi ve �ocuk bakımının �ok b�y�k oranda toplumsallaştırılması ve erkek şovenizmine ve seksizme karşı bilin�li ideolojik m�cadele ile ailedeki s�n�r� ortadan kaldırılacak ve kadınlar ile erkeklerin toplumsal rol� temelli bir şekilde değiştirilecek ve eşitlendirilecektir. Burada ataerkil ailenin dağıtılması gerekli olacak ve birlikte yaşam bi�imlerinin ger�ek bir değişimine ge�ilecektir. 29. Sınıfsız bir toplum - kom�nizm - i�in kadının b�t�n�yle kurtuluşu koşuldur.. Kom�nistlerin G�revleri 30. Proleter kadın hareketi, burjuva kadın hareketinden farklı olarak toplumun sosyal sınıflara b�l�nd�ğ�nden ve ekonomik ilişkilerin t�m toplumsal �st yapıyı belirlediğinden ve yeniden �rettiğinden yola �ıkar. 31. Proleter kadın hareketini g��lendirmeli ve onun inşasına katılmalıyız. 32. Proleter kadın hareketi, egemen sınıfın varolan koşullardan (ataerkillik dahil) yarar sağladığından ve bu nedenle proleter devrim ile devrilmek zorunda olduğundan yola �ıkar. 33. Emek�i kitleleri devrim i�in harekete ge�irmek amacıyla - iş�i sınıfı i�erisinde de ve tam da orda - her t�rl� erkek şovenizmine karşı m�cadeleyi en başından itibaren y�r�tmeliyiz ve kadınların �ok daha fazla ezilmesini teşhir etmeli ve buna karşı m�cadele etmeliyiz. 34. Sovyetler Birliği� nin 1917 Sosyalist Ekim Devrimi�nden sonraki ile �in� in 1966 dan sonraki K�lt�r Devrim�indeki teori ve pratiği, daha değerlendirilmesi, kavranması ve savunulması gereken kadının ger�ekten kurtuluşu hakkındaki adımlar �zerine zengin bir deneyim hazinesi sunmaktadır. 35. Reformlar uğruna m�cadele: Proleter kadın hareketi, emek�inin sistem dahilindeki iyileştirmeleri hedefleyen taleplerini ele almalıdır. Kadınların eşitliği i�in yasal h�k�mlerin ger�ekten uygulanması i�in en �n cephede ortaya �ıkmalıdır. Burada kom�nistler, kapitalizme bunların sınırlı uygulanma olanağını g�stererek, bu talepler ve reformların sosyalizm perspektifi ile bağını kurmak g�revine sahiptirler. 36. Sendikalarda, iş�i sınıfının yasal temsilciliklerinde ve birliklerinde erkek egemenliğine karşı m�cadele etmek, kadınları ağızlarını a�maları konusunda cesaretlendirmek ve emek�i kadınların �ok daha b�y�k bir b�l�m�n�n �zellikle y�netici organlara gelmesini ger�ekleştirmek bu reform �abalarında bir g�revdir. 37. Reformizme karşı m�cadele: T�m iş�i hareketinde olduğa gibi proleter kadın hareketinde de daha iyi bir topluma gidiş yolunu mevcut sistemde adım adım iyileştirmeler �zerinden gitmek isteyen g��l� bir reformist akım vardır. Somut taleplerle ilgili olarak reformist g��lerle eylem birlikleri yapmamıza karşın, bu yolun �ıkmaz sokağa g�t�rd�ğ�n� ve toplumun kalıcı değişikliğine g�t�rmediğini g�steririz. 38. Burjuvaziden tekrar tekrar ge�ici tavizler ve reformlar s�ke s�ke alınır; ama o, ataerkilliğin egemenliğinin bir s�tunu olarak ilkesel bir şekilde sorgulanmasını her hal�karda engellemek isteyecektir. Burjuvazinin siyasi temsilcilerinin bir b�l�m� ve iş�i aristokrasisi iş�iler ve emek�iler i�in bir reform siyaseti Propaganda etmekte ve reformlar uğruna m�cadelenin devrim i�in bir okul olmasını engellemek amacıyla yukardan reformlara vurgu yapmaktadırlar. Buna karşın biz alttan m�cadeleci birliği teşvik etmekteyiz. �rg�t�m�z i�erisindeki �zel G�revler 40. Kadınların kurtuluşu uğruna m�cadele kapitalizme karşı �nemli bir cephedir; bunedenle, i�inde devrimci yolun �nemli bir rol oynadığı emek�i kadınların anti kapitalist / sosyalist y�nelimli birlikteliklerinin yaratılması veya desteklenmesini teşvik ederiz. 42. Kadınların kendi başlarına �rg�tlenmelerini teşvik ederiz; diğer taraftan �zel ezilmeye karşı ve kadınların kurtuluşu i�in m�cadele t�m �rg�t�n bir g�revi olması zorunluğu bilincimizdedir. 42. Herşeyden �nce erkekler �rg�t i�erisinde, onlar cinsiyetsel iş b�l�m�n� kırmaya (bulaşık yıkama, kahve yapma, ortalığı temizleme) ve ev işinde bilin�li bir g�rev dağılımı ve �ocuk bakımında annelerin y�k�n�n hafifletilmesini sağlamaya dikkat etmelidirler. 43. Kadınlar, hem ideolojik inşada, hem de �zel olarak da y�netici g�revler i�in bilin�li olarak cesaretlendirilmeli ve teşvik edilmelidirler. (KOMAK - ML, Mayıs 2004 ) Emperyalist �lkelerde (İktidardaki) Faşizm �zerine Tezler (Ekim 2003) I. İktidardaki Faşizm 1. Faşizm tahlilimiz ve antifaşist ajitasyon ve propagandamızda, kapitalizm ile faşizm arasındaki kopmaz bağlantıyı g�stermemiz ge�erlidir. (Bununla da kendimizi faşizmi onun tarihsel ve siyasi─ekonomik bağıntısından koparan burjuva �faşizm araştırmacıları�nın tarihsel olmayan totalitarizm - teorilerinden ayırıyoruz.) 2. Lenin�in ortaya koyduğu şekildeki tekelci kapitalizm, emperyalizm analizine dayanıyoruz. Faşizmin irdelenmesi emperyalizmin irdelenmesinin bir par�asıdır. Emperyalizm, mali sermayenin egemenliği, faşizmin ortaya �ıkışının başlıca �nkoşuludur. Faşistleş(tir)me � Faşizm 3. Kapitalizmin ilk zamanlarında burjuvazi y�kselen bir sınıf iken, eski feodal beylere karşı yeni bir toplumsal d�zeni ve bunun beraberinde kendine uygun burjuva-demokratik hakları m�cadeleyle kazandı. Kapitalizmin tekelci kapitalizme gelişmesiyle burjuvazi toplumsal olarak ileriye g�t�r�c� rol�n� giderek daha fazla yitirdi; ��k�ş�ne doğru giden ve kapkara gericileşen bir sınıf haline geldi: �Yeni ekonomi �zerinden, tekelci kapitalizm �zerinden siyasi �st yapı... demokrasiden siyasi gericiliğe d�n�ş�md�r. �zg�r rekabet demokrasiye tekab�l eder. Tekel siyasi gericiliğe tekab�l eder.� (Lenin, TE, cilt 23. s. 34, Almanca) ve �Emperyalizm b�t�n hattıyla gericilik anlamına gelir�. 4. Emperyalist burjuvazi tarihsel olarak bakıldığında burjuva demokrasisi i�erisinde eğilim olarak burjuva-demokratik hakların tırpanlanmasını s�rd�r�r (�faşistleş(tir)me�. Sınıf m�cadelesinin andaki durumu ve iş�i sınıfının m�cadele g�c� burjuva demokrasisi i�erisindeki burjuva demokratik hakların gelişmesini ve - ya budanmasını belirler. 5. Burjuva demokrasisi �er�evesindeki faşistleşme adımları ile iktidardaki faşizm arasındaki irdelemede ayrım g�zetmek gerekliliği, bizim i�in andaki farklı m�cadele koşullarından ve bunedenle de m�cadeledeki farklı bir strateji ve taktiğin gerekliliğinden kaynaklanır. Burjuva Demokrasisi ve Faşizm 6. Faşizm ve burjuva demokrasisi burjuva diktat�rl�ğ�n iki bi�imidir. 7. Burjuva demokrasilerinde ter�r�n normal halde a�ık değil, bilakis �rt�l� uygulanması �zsel bir farklılıktır. Burjuva bir �hukuk devleti� mevcuttur. Faşizmde a�ık ter�r normal durumdur; burjuva haklara bir atıfta bulunma olanağı kaldırılmıştır; devlet g�c�n�n başına buyrukluğu kuraldır. 8. Burjuva diktat�rl�ğ�n bu her iki şeklini - burjuva demokrasisi ve faşizm � m�mk�n olduğunca kav-ramsal olarak tam belirleme anlamında, �eşitli �lkelerdeki ge�işler farklı zamanlarda farklı olmuşsa ve olsa bile - birbirlerinden berrak bir şekilde sınırlandırılmak zorundadır. 9. Kom�nistler olarak bizler kapitalizmin �rg�tl� iş�i sınıfı tarafından yıkılması gerektiği konusunda ikna olmuş durumdayız. Burjuvazi egemenlik bi�imi olarak faşizmi getirirse, faşizmin bizi ne derece devrimden alıkoyduğunu ve bizim sosyalizm i�in m�cadelede buna rağmen nasıl ilerleyebileceğimizi a�ıklığa kavuşturmamız gerekir. Faşizmin Yerleşmesinin Koşulları 10. Tekelci burjuvazi s�rekli olarak azami kar elde etmeye �aba g�stermektedir. Ekonomik olarak egemen konumunun yanında aynı zamanda siyasi iktidarı da tekelleştirmeyi istemekte; burjuvazinin diğer b�l�mlerini de kendisine tabi kılmaktadır. 11. Faşizm, kapitalizmin genel siyasi kriziyle, Ekim Devriminin zaferinden sonra gelişti. Burjuvazi siyasi olarak da savunmaya zorlanmıştı. İş�i hareketinin g�c� nedeniyle onun i�in egemenliğin yeni bi�imlerini yerleştirmek gerekliliği doğmuştu - kendi iktidarını ayakta tutabilmek amacıyla devrimci hareketin harap edilmesi i�in. 12. Ekonomik bunalım zamanlarında burjuvazi i�in azami k�r elde etmek zordur. Kriz faşizmin kurulması i�in temel koşul olsa da, o �otomatikman� buna g�t�rmez. Faşizmin kurulması birinci planda siyasi duruma, iş�i sınıfının kararlılığına ve tekelci burjuvazinin siyasi kararlarına bağlıdır; ilk planda mali sermayenin i�inde bulunduğu ekonomik krize bağlı değildir. 13.Emperyalist burjuvazi, egemenliğini burjuva demokratik yolla ayakta tutmanın başka hi�bir olanağını g�rm�yorsa, devlet bi�imi olarak faşizmi yerleştirir. 14. Faşizmin yerleştirilmesi emperyalist burjuvazinin ekonomik ve/veya siyasi savunma konumundan bir �ıkma �abasıdır ve aynı zamanda iş�i sınıfına ve emek�ilere karşı kor�kun� bir saldırı anlamına gelir. İrdelememizin Temelleri 15. İrdelememizin temeli olarak Dimitrof�un meşhur konuşmasında saptadığı, Komintern�in 7. D�nya Kongresi�nde kabul edilen faşizmin nitelendirilmesini alıyoruz: �Egemen faşizm ... mali sermayenin aşırı gerici, şovenist ve emperyalist unsurların a�ık ter�rist bir diktat�rl�ğ�d�r...� ve: �Faşizm, g�ya her iki sınıfın, proletarya ve burjuvazi, �st�nde duran bir devlet bi�imi değildir, ... faşizm mali sermaye iktidarının bizzat kendisidir. Bu, iş�i sınıfının ve k�yl�l�ğ�n ve aydınların devrimci kesiminin zorla tabi kılınması i�in bir �rg�tt�r. Dış politikada faşizm, diğer halklara karşı hayvansal nefret besleyen en kanlı şovenizmdir....� Bu nitelendirmeler KE -partilerinin, 1935 de faşizm �zerine yaptıkları uzun bir tartışmanın sonucuydu. 16. Faşizmin bu ortaya konuşu bizim i�in bala �ıkış noktasıdır; ��nk� bu, a) faşist egemenlik bi�imini a�ık ter�rist olarak nitelendirmektedir. b) Faşizmin sınıfsal niteliğini berrak bir şekilde � bizzat mali sermayenin iktidarı� olarak adlandırılmaktadır. Bu, �reğin sınıfsal niteliğin silindiği, faşizmin vahşileşen k���k burjuvazinin iktidarda bulunması şeklindeki iddialardan kendini a�ık olarak ayırmadır. (Kişiselleştirmeyi tavsiye eden b�ylesi yorumlara genelde karşı �ıkıyoruz. �Mali sermayenin unsurları� ve � bizzat mali sermayenin iktidarı �ifadeleri, anda rol�n� oynayan kişilere değil, faşist iktidarın i�eriğine atıfta bulunmaktadır). c) Bu a�ık ter�r�n hangi g��lere / sınıflara karşı y�neldiğini adlandırmaktadır: İş�i sınıfının �rg�tlerine karşı, ama eninde sonunda her muhalefete karşı. d) Antifaşist m�cadele i�in strateji ve taktiği koyar - t�m antifaşist g��leri kapsayan, merkez ve �nderlik olarak kom�nist partisi ile antifaşist birleşik cephe. 2. ve 3. b�l�m hen�z kararlaştırılmamıştır: �II. Bağımlı �lkelerde ve yenis�m�rgelerde faşizm �zerine� ve �III. Faşist hareketler � Yenis�m�rge, Bağımlı �lkelerindeki Kurtuluş M�cadelesi �zerine Tezler (şubat 2005) D�n ve Bug�n S�m�rgecilik 1. Eski s�m�rgeler bi�imsel bağımsızlıklarına kavuşmadan �nce emperyalist sermaye ihracı eski feodal ekonomi bi�imleri, aslında �ana �lkelerin� gereksinimlerine y�nelmiş olan kısmen Kapitalist bi�imleriyle değiştirilmesine g�t�rm�şt�. Bunedenle kendi ulusal iktisatları i�in �ok az temeller gelişti - bu �lkelerde bağımlı, emperyalizmin ihtiya�larına y�nelik ekonomiler ortaya �ıktı. 2. Ulusal burjuvazi tali, siyasi olarak bağımlı bir rol oynadı; s�m�rgelerde ortaya �ıkan proletarya birinci planda emperyalist metropoller i�in �retti. 3. �oğu s�m�rgelerde bağımsızlık m�cadeleyle kazanıldıktan sonra bu ekonomik gelişme s�rmeye devam etti. Emperyalizmin baskısı nedeniyle kendi başlarına ekonomilerin inşası başarılamadı. şimdi şekilsel olarak bağımsız devletlerin �oğu emperyalizme (sosyalemperyalizme) bağımlı kaldılar veya yeniden bağımlı oldular. Dahası emperyalistler kendilerinin işine gelen, kurtuluş hareketleri i�in ek bir m�cadele cephesi demek olan kukla h�k�metler g�reve getirdiler. 4. 1960-1ı yıllardan buyana d�nya �apında yeni bir s�m�rge sistemi, yeni s�m�rgecilik oluştu. B�y�k sanayi ve toprakaltı servetleri ve diğer doğal kaynakların (su, tahta vs.) s�m�r�lmesinin hemen hemen b�t�n�yle emperyalist b�y�k g��lerin elinde veya denetiminde olması onun niteliksel belirtisidir. Bu ekonomik denetim, DT�, İMF ve D�nya Bankası gibi emperyalist merkezi �rg�tler tarafından koordine edilmektedir. 5. (�eşitli bağımlı �lkelerdeki yeni s�m�rgeciliğin somut temelleri ve bi�imleri �ok farklıdır; arta sanayi ve tarımın t�m alanlarını istikrarlı hale getiren ve b�ylece onların kapitalist rekabet i�inde kalabilmesini imkansız kılan ekonomik ve siyasi bağımlılık bu �lkelerde ortak olandır. a) (�Soğuk savaş� ta Rus sosyalemperyalizmine veya �in�e karşı �cephe devletleri olan) G�ney K�re veya Tayvan gibi �lkelerde ati emperyalistlerin yoğun yatırımları ile, bu �lkelerin emperyalistler tarafından denetlenmesi s�rd�r�len uygun High Tech (y�ksek teknoloji -�N) ve gerekli hammaddelere sahip olmaksızın sanayinin belirli dalları gelişti. 90-1ı yılların para krizlerinde bu �lkelerin ne kadar istikrarsız ve bağımlı oldukları g�r�ld�. b)İran, T�rkiye, Meksika, Brezilya, �rjantin, G�ney Afrika gibi �lkelerde (s�zde �eşik �lkeleri�) b�y�k ve belirleyici sekt�r işleyici (montaj -�N) sanayi gerek krediler gerekse dış ticaretin denetimi �zerinden emperyalist d�nya ekonomik sistemine (uzatılmış tezg�h olarak) bağlanmıştır ve b�t�n�yle ona bağımlıdır. c) Nijerya, Angola, Botsvana, Kongo DC, Suudi Arabistan, Irak, Venez�ela, Cote d� Ivoire, �zbekistan gibi �lkelerde ekonomik gelişme hammaddeler veya tarımsal �r�nlerin b�t�n�yle emperyalist �lkelere dışsatımına dayanmaktadır. 6. Emperyalizm ve yenis�m�rgecilik ile bağıntılı emperyalistlerin gereksinimleri doğrultusundaki Kapitalist ilişkilerin kısmen ger�ekleşmesinin bu �lkelerde nesnel hi�bir �uygarca� (ilerici) etkisi yoktur. Bizzat halklar kendilerini kurtarmazlarsa, hi�bir ger�ek toplumsal ilerleme olmayacaktır. Kurtuluş Uğruna M�cadele 7. Kurtuluş m�cadelesi insanın insan tarafından s�m�r�lmesi ve ezilmesine karşı m�cadele demektir. Kom�nistler i�in yeni s�m�rgesel bağımlı �lkelerdeki kurtuluş m�cadeleleri ilkesel olarak bir yandan emperyalizmin veya bir s�m�rge g�c�n (�rn.: K�rdistan karşısında T�rkiye) n�fuzundan kurtuluşun (ulusal) hedefine; diğer yandan feodal ve/veya kapitalist s�m�r�den kurtuluşun (sosyal) hedefine sahiptir. 8. Kurtuluş m�cadeleleri, halkın bağrından �ıkan ve taşıyıcının halk olduğu m�cadelelerdir. Egemen koşulların ger�ekten bir değiştirilmesine ve halkın yaşam durumunun bir iyileştirilmesine y�nelmektedirler. Hedeflerini, iş�iler, k�yl�ler (ve onların siyasi �nc�leri olarak kom�nistler ve ilerici g��ler i�in) daha �ok �zg�rl�k, demokratik haklar ve siyasi n�fuz olanakları i�ermektedir. 9. Bir sosyalist devrim perspektifi olmaksızın emperyalizmden ger�ekten kurtuluş m�mk�n değildir. Belirli �lkelerde feodal kalıntıların ortadan kaldırılması amacıyla bundan �nce bir yenidemokratik devrim gerekli olabilir. Bir ulusal yanı ve bir de sosyal yanı olan, bir iş�i ve k�yl� iktidarının kurulması i�in daha iyi koşullar yaratan ve emperyalizmi d�nya �apında zayıflatan kurtuluş m�cadelelerini desteklemekteyiz. 10. Bunedenle kurtuluş m�cadeleleri i�inde, eğer varsa (Filipinler, Nepal), kom�nist g��leri destekliyoruz. 11. Onların kendilerini askeri m�cadele ile sınırlandırmaları, bilakis m�cadele i�inde daha iyi bir yaşam i�in halka bir �rnek g�steren yapıları inşa etmeye �alışmaları tutarlı kurtuluş hareketlerinin bir niteliğidir. Tarım ağırlıklı �lkelerde kurtarılmış b�lgelerde kendi başına bir ekonominin n�velerinin inşasına başlanılır, gıda maddeleri ve tıbbı yardımın temel gereksinimleri sağlanır, okullar ve eğitim kuruluşları kurulur, kadınların durumu iyileştirilir vs. B�ylesi �nlemler halk i�indeki ilerici bir perspektifin k�k salması i�in �l�� �ıtasıdır da. 12. Yarıfeodal koşulları sağlamlaştıran veya emperyalizme karşı değil, bilakis emperyalist bir g�c�n �ıkarları doğrultusunda onunla rekabet halindeki başka bir emperyalist g�ce karşı m�cadele eden gerici hareketleri desteklemiyoruz. 13. İşgale ve m�dahaleye karşı - silahlı da - meşru direniş hakkı ile perspektif olarak uzun vadeli hedefleri izleyen kurtuluş m�cadeleleri arasında fark g�zetmekteyiz. Bu bağlamda direniş i�in emek�i kitlelerin harekete ge�irilmesi ile �n�m�zdeki geleceği g�sterici m�cadeleler i�in zeminin hazırlanabileceğinin bilincindeyiz. 14. Bir �lkenin yerli burjuvazisinin emperyalizme karşı m�cadelede halkın ge�ici, potansiyel bir m�ttefiki olup olmadığı ve hangi kısmının olduğuna (�ulusal-devrimci burjuvazi�) veya onun kendi başına ulusal burjuvaziye doğru gelişmesine hi�bir ilgi duyup duymadığı, yabancı emperyalistlerin kuklası olup olmadığı ve onların �ıkarlarını temsil edip etmediği her defasında somut olarak incelenmelidir. 15. Emperyalistler arasındaki �elişkilerden d�nem d�nem yararlanma kurtuluş hareket�leri i�in belirli tarihsel bir durumda, kendi pozisyonunu sağlamlaştırmak i�in bir şans olabilir; ne var ki bu konuda bizzat kendisinin şu ve bu emperyalist g�c�n bağımlılığa girmemesine dikkat edilmelidir. 16. Emperyalist �lkelerin devletsel kalkınma yardımının da bağımlılıkların ekonomik bakımdan korunmasının sabit bir par�asını oluşturduğu gibi �oğu ZT�-leri yenis�m�rgeci sermaye ihracı sisteminin par�asıdırlar. Bunedenle emperyalist n�fuz elde etmenin bu t�r�n� red ediyoruz. 17. Emperyalist bir �lkede kom�nist g��ler i�in uluslararası dayanışma her şeyden �nce, �kendi� emperyalizmini azami olarak zayıflatmaya, �kendi� burjuvazisine saldırmaya y�nelmektir: Baş d�şman kendi �lkende bulunmaktadır. �zellikle ek olarak kendi emperyalizminin bağımlı �lkelerdeki manevralarına dikkat �ekmek ve bunlara saldırmak g�revine sahibiz. Avusturya�da marksizm-leninizme y�nelmiş g��lerin daha sıkı bir işbirliği i�in Tartışma �zerine Temeller ( Kasım 1998 ) Asgari platform vazge�ilmez bulduğumuz (koyu basılmış) 6 başlıca maddeyi kapsamaktadır. Maddelerle ilgili olarak eklenen a�ıklamalarla her şeyden �nce kabul edilemez bulduğumuz pozisyonlardan kendimizi ayırıyoruz. Başarılı bir işbirliği i�in doğal ola�rak diğer sorunlarda da geniş �aplı fikir birliklerine ulaşmalıdır. Emperyalizmde d�rt b�y�k �elişkinin ka�ınılmaz olarak keskinleşmesinden yola �ıkıyoruz; iş�i sınıfı ile burjuvazi arasındaki �elişki, ezilen halk kitleleri ile emperyalistler arasındaki �elişki, emperyalistlerin kendi aralarındaki �elişki ve sosyalist hareket ile emperyalist gericilik arasındaki �elişki. 1. İş�i sınıfının sermaye tarafından kapitalist s�m�r�lmesi ekonomik d�zenin temelidir. Proletarya en ilerici sınıftır ve bu nedenle yeni bir toplum d�zeninin m�cadeleyle kazanılması rol� ona aittir. Kapitalist toplumun temelinde yatan �elişki �cretli emek ile sermaye arasındakidir. Bunun anlamı şudur: Toplumsal �retim ve �r�nlerin �zel m�lk edinilmesi ve bir yanda �ifte �zg�r emek g��leri (�redim ara�larından muaf ve bir s�m�r�c�y� bizzat aramak zorundaki yasal olarak �zg�r kişiler), diğer yanda �zel m�lkiyet ve �redim i�in ara�lar �zerinde �zel tasarruf yetkisi. Kapitalist d�nya sistemindeki t�m diğer ilişkileri, �rn.: emperyalizm, ırk�ılık, ataerkillik, yağma savaşları, �evrenin tahrip edilmesi... bu temel �elişki belirler. Proletarya t�m toplumsal işb�l�m�nde t�m meta ve değerlerin gittik�e daha da b�y�k bir b�l�m�n� (Avusturya�da hemen hemen hepsini) �retmektedir. Emek faaliyetinin toplumsal niteliği nedeniyle (kapitalist sınıfın devre dışı bırakılmasından sonra ) t�m �retimi planlı olarak �rg�tleyebilecek ve toplunun gereksinimlerine g�re geliştirebilecek durumdadır. �Emperyalist d�nya sistemi� temelinin emperyalist yağmalama ve aşırı s�m�r� olduğu g�r�ş�n� red ediyoruz. Toplumsal değerler, insancıl iş g�c�n�n takatı t�ketilerek yaratılmaktadır; yağmacı gasp etmeyle (yani dolaşım alanında) yeni hi�bir değer ortaya �ıkmaz. Sermaye dışsatımı ve (yeni) s�m�rgesel s�m�r�n�n temeli sermayenin empery�alist metropollerdeki aşırı birikmesidir. �retilen metalar ger�ek değerleri oluşturduklarından, kapitalist mali sisteminin toptan ��k�ş� �meta ekonomisi�nin sonuna� g�t�rmez; bilakis er veya ge� (oysa otomatikman değil) proletaryanın iktidarı ele ge�irmesine g�t�r�r. 2. Proletarya ile burjuvazi arasındaki sınıf m�cadelesi toplumsal gelişmenin motorudur ve proleter devrim sınıfsız bir topluma m�cadeleyle ulaşılması i�in �ıkış noktasıdır. Toplum gelişmesinin sınıf m�cadeleleri ile (ve �rneğin d�ş�nceler, rastlantılar veya buluşlarla değil) ilerlediği konusunda Ekim Devriminden nerdeyse 100 yıl sonra da hi�bir şey değişmedi. Emperyalist burjuvazi toplumsal gelişmeyi durdururken, toplumumuzun iki ana sınıflarından proletarya tarihsel olarak daha ileri �redim tarzını temsil etmektedir. Proletarya iktidarı ele ge�irdiğinde toplunun t�m ezilen sınıf ve tabakalarını kurtarır ve onları burjuva demokrasisinin bi�imsel eşitliğinden kom�nizmin ger�ekten ekonomik ve sosyal eşitliğine g�t�r�r. Faşizme karşı burjuva demokrasisinin savunulması ve � işverenin başına buyrukluğuna� karşı (burjuva haklar bazında) �iş�ilerin s�z ve kararlara katılımının� geliştirilmesi sosyalizme doğru ileriye g�t�r�c� unsurlar değildirler; yerk�renin minnacık bir b�l�m�ndeki asalak refah insanlığın tarihsel gelişiminin sonunu kesinlikle oluşturmamaktadır. 3. Son onyılların tarihsel deneyimi revizyonizme karşı, proletarya diktat�rl�ğ� i�in m�cadelenin ve eski ve yeni (b�rokratik) burjuvaziye karşı sınıf m�cadelesinin sınıfsız topluma kadar s�rd�r�lmesinin gerekliliğini yeniden kanıtlamaktadır. Devrimci iş�i hareketi belirleyici yenilgilere son 100 yılda her defasında teorik ve ideolojik alanda uğratıldı. Gerek faşizme karşı yenilgi, gerekse sosyalizmin yenilgileri birinci planda askeri d�zeyde ger�ekleşmemiştir. Bernstein�ın eski revizyonizmi Marks�ın �ğretilerine a�ıktan saldırırken, (Kruş�of, Brejnef, Deng vs )-modern revizyonizmi, marksist-leninist teorinin devrimci �ekirdeğini yerlebir etmek amacıyla Marks ve Lenin alıntılarını kullandılar. Bug�nk� yeni revizyonist akımlar, Brejnef y�netimindeki sosyalemperyalizm mi haklı �ıkarmak i�in �rn.: demagojik bir şekilde Stalin�e atıfta bulunuyorlar. İktidarın proletarya tarafından zorla ele ge�irilmesi gerekliliğini inkar eden veya sorgulayan t�m teorilere karşı m�cadele ediyoruz ve proletarya diktat�rl�ğ� altında kom�nistlerin �nderliğinde eski burjuvaziye karşı m�cadelenin onun yok edilmesine kadar s�rd�r�lmek zorunda olduğunu vurguluyoruz. Bir halk demokrasisi devletinde (iş�i-k�yl� egemenliği) de sosyalist devrim hazırlığı ve uygulanması iş�i sınıfı ve onun kom�nist partisi i�in başlıbaşına bir m�cadele g�revidir. (Devlet ve ekonomi i�indeki b�rokrat kesimden) yeni bir burjuvazinin ortaya �ıkmasına karşı m�cadele, sosyalist �retim ilişkilerinin ger�ekleşmesiyle ancak halk kitlelerinin harekete ge�irilmesiyle başarılı olabilecek siyasi esas g�revi oluşturmaktadır. 4. Kapitalizmin emperyalist evresinde tekelci sermayenin (mali sermayenin) egemenliği ile bir yandan ezilen halkların (d.y. yeni s�m�rgelerin) kurtuluş m�cadeleleri ve diğer yandan (ataerkillik, ırk�ılık, militarizm ve faşistleştirme ile ) keskinleşmiş baskıya karşı m�cadeleler sosyalist d�nya devrimi g��lerinin olası bir par�ası haline gelecekler. K���k burjuva �nderliğindeki antiemperyalist kurtuluş hareketleri de ortak d�şmanı zayıflattıklarından devrimin g��leri ve Avusturya�daki devrimci hareket i�in m�ttefiktirler. Halk kitlelerinin ideolojik kışkırtılması yeni s�m�rgelerdeki a�ık ter�rist baskının dışında �zellikle emperyalist metropollerde belirleyici bir rol oynamaktadır. Irk�ılık, milita�rizm, ataerkil d�ş�nme vs. burjuvazi egemenliğini g�vence altına alma i�in �oğu kez silah zoruyla a�ık tehditten daha �nemli bir ara� haline gelmektedir. Kom�nistler bu nedenle bu sorunlarla ilgili m�cadelelere seyirci kalmamalıdırlar. Bu m�cadelelerin devrim i�in sosyalist m�cadelenin bir par�ası haline gelebilmesi i�in bunlar proleter sınıf g�r�ş�n� i�ermeli ve bundan yola �ıkmalıdır. 5. Sosyalist devrimi ger�ekleştirmek amacıyla iş�i sınıfı m�cadeleyi ulusal �er�evede kendi burjuvazisine karşı geliştirmeli ve bu bağlamda emperyalizm tarafından ezilen sınıfları ve tabakaları beraberinde getirmeli ve y�netmelidir. O aynı zamanda proleter enternasyonalizmi ruhuyla diğer �lkelerin m�cadele eden iş�ileriyle sıkı birliğini ve �zellikle �kendi� emperyalistleri tarafından s�m�r�len ve ezilen halkları desteklemeyi ilerletmelidir. Tekelci sermayenin AB, NATO ve diğer uluslararası birliklerine karşın, Avusturya burjuvazisi her ne kadar ulusal ve uluslararası olarak �rg�tl� olsa da, oysa siyasi kararlar geniş �apta ulusal �er�evede alınmaktadır. Bu, Avusturya i�in, siyasi kararlar, Br�ksel, Berlin veya Nevyork�ta değil, sonal olarak her şeyden �nce Viyana�da alınmaktadır, anlamına gelir. O halde silahlı ayaklanma burjuvazinin siyasi iktidarını �nce Viyana ve Avusturya�da kıracaktır. İş�i sovyetleri cumhuriyetinin g�vence altına alınması ve sosyalizmin inşası - en azından ge�ici olarak - Avrupa�nın k���k bir par�asında da, �rn.: Avusturya�da m�mk�nd�r. Doğal olarak bunun i�in diğer �lkeler devrimci hareketleriyle sıkı bağlantı ve dayanışma ve karşılıklı destek gereklidir. Oysa sosyalizmin sonal zaferine ve sınıfsız toplumun inşasına ancak bir�ok sosyalist �lkelerin geniş işbirliğiyle ulaşılabilir. Bir �lkede sosyalizmin inşasının m�mk�n olmadığını a�ıklayan ve bu nedenle uluslararası ittifaklar, Avrupa �apında eylemler ve t�m d�nyadaki sınıf m�cadeleleriyle dayanışma g�sterilerine Avusturya�da devrim hazırlamaktan daha fazla enerji ve dikkat hasreden herkese karşı �ıkıyoruz. 6. Proletaryanın silahlı ayaklanma, iktidarı ele alma ve burjuva devlet aygıtını darmadağın etme i�in siyasi m�cadelesini başarılı bir şekilde ileriye g�t�rmek amacıyla proletaryanın en iyi g��lerinden oluşan sağlam bir kadro �rg�t�, marksist-leninist bir m�cadele �rg�t� gereklidir. Bunun i�in başından itibaren iş�i sınıfı i�inde planlı kom�nist ajitasyon-propaganda ve bilimsel kom�nizmin m�cadele i�inde benimsenmesi, araştırıcı bir şekilde incelenmesi ve uygulanması vazge�ilmezdir. Proletaryanın devrimci partisi m�cadele i�inde kendiliğinden değil, bilakis devrimci teoriyi devrimci pratik ile birleştiren kom�nist militanların bilin�li �rg�tl� birliğinden doğar. Parti konferans a�ıklamalarıyla değil, kom�nist kadroların iş�i sınıfının m�cadeleleri i�inde k�k salarak yaratılır. Parti, sendika �alışmasına ve �sosyal m�cadeleler� e iki aşamada yoğunlaşmayla ve �rg�t�n daha sonraki kom�nist bir �rg�te gelişmesiyle değil, bilakis başından itibaren kom�nist siyaset ile doğar. Bu ise parti inşasında g�ncel ilk adımları da beraberinde getirir. (25. 11. 98) IA.RKP Stiftg. 8, A-1070 Wien, [email protected], www.geocities.com/ia.rkp2017, www.komak-ml.tk |
||