TANIYALIM  Esociade familyasından, Esox
Lucius, yurdumuzda Turna adı ile anılır, bazı yörelerde dişli balık,
oklama, ördek balığı gibi isimlerle de tanınır. İngilizce kaynaklarda
pike, northern pike, jack. jackfish. pickerel, snake, gator, şuka (Rusça)
gibi isimlerle de rastlanır. En zevkli sportif balık avı balığıdır.
Vücudu ve başı hidrodinamik yapılı, rengi koyu yeşilden zeytin yeşiline
değişen tonlarda oval daha açık renkli harelerle kaplıdır. yaşadığı
yere göre bu hareler sarı veya gri renklerde olabilir. Vücuda iyi intibak
etmiş küçük pullarla kaplı ve kaygandır. Yüzgeçlerinde koyu renkli lekeler
vardır, çoğu zaman yüzgeçleri kırmızımsı bir renktedir. Hemen hemen tüm
dünyada su bitkili, 5-28 derece sıcaklık aralığındaki temiz, tatlı sularda
bulunur. Genelde tek yaşar ve göç etmez. Boyları dişilerde 150 cm. ye
erkeklerde 100 cm. ye kadar ulaşır, maksimum ağırlıkları 23 kg. kadardır.
Ömürleri 25 yıl kadar tahmin edilmektedir. Anlaşılacağı gibi dişiler daha
hızlı büyür ve daha iridirler. Yaşlı ve iri olanların et kalitesi
düşüktür, 50 - 60 cm. civarında olanlar en lezzetli olanlardır. 40
Santimden küçük turnalar standart dışı kabul edilir ve yakalanması halinde
incitmeden oltadan çıkartılıp bırakılması gerekir. Kışı yüzeye göre daha
sıcak olan derin sularda geçirirler bu dönemde pek aktif olmamakla beraber
zaman zaman avlanmak üzere sığlıklara da gelirler. İlkaharın hemen
başlarında su sıcaklığı 6-10 derece civarında iken 2-3 yaşına gelmiş
turnalar yumurta dökmeye başlarlar. Bu dönem yurdumuzda genelde 15 Ocak 1
Nisan tarihlerine denk gelir ki; balık avlamayı seven her zaman bu balığı
avlamak isteyen gerçek amatörlerin bu dönemde turna avlamamaları gerekir.
Dişi balık 200,000 kadar yumurta yapar. Yumurtalar sarı veya kırmızımsı
renktedir. Kuluçka süresi havalar soğuk giderse yaklaşık 29 gündür 18
derece sabit sıcaklıkta 5 günde açılırlar. Sıcaklığın artması yumurtaların
ölüm miktarını arttırır. Yumurtlama işlemi sığlıklarda yumurtaların
rastgele atılması ile gerçekleşir. Ana babanın yumurtaları korumak için
çaba göstermediği bilinmektedir. Turna havyarının (yumurtasının) ticari
değeri de vardır ve özel olarak üretilen balıklardan alınan yumurtalar
ambalajlanarak satılır. Yumurtlamadan sonra iri turnalar derin sulara
çekilirler, daha küçükleri ise sığlarda gezinir. Yumurtlamayı takip eden
dönemde çok aç ve hırslıdırlar özellikle atıp-çekme (kaşık) ile çok zevkli
çok verimli avlar yapmak mümkün dür. Avcılığı bu dönemi
takiben yaz boyunca hatta kışın bile devam eder. Havaların fazla ısındığı
zamanlarda aktivitesi düşer ve derin suya çekilir. Turna balığı çok güçlü
ve hızlı, tam bir yırtıcıdır. Tatlı sularda iri yayınlar hariç önünde
durabilecek balık yoktur. Ağzı büyük, dişleri iri ve keskindir. Alt çenesi
üstten hafifçe uzundur. Resimde de görüldüğü gibi alt çenesinin geriye
doğru kısmında bulunan içe dönük dişler avının kurtulmasına engel olur ve
turnanın yutması için avı içeri çekerler. Avını bütün olarak yutar. Üst
damağı da keskin dişlerle kaplıdır. Turnaların periyodik olarak diş
değiştirdikleri bilinmektedir. Bu işlem mevsime bağlı değildir sebebi de
tam olarak bilinmemektedir, buradan bazı dönemlerde daha çok bazı
dönemlerde daha az dişi olabileceği söylenebilir. Tecrübe ile söylüyorum
balık canlı iken ağzına elinizi sokmayın, ölü olsa bile parmağınızla
damağına dokunmayın. Oltaya yakalanan balık iğneyi derince yutmuşsa takımları
kullanarak
iğneyi çıkartın. Turna balığı elinizi ciddi şekilde ısırabilir, ısırılan
yerdeki yaralar kapandıktan sonra bile sanki etin içinde bir şey kalmış
gibi acısı uzun süre devam edebilir. Beslenme alışkanlıkları ile de bu
balık ilgi çekicidir. Başta küçük balıklar olmak üzere önüne çıkan boyuna,
dişine uygun herşeye saldırır ve yer. Sülük, kurbağa, fare, suda yaşayan
bazı memeliler ve su kuşları turna balığının menüsündedir. Kendi türünün
küçüklerine dahi saldırarak yer ve gerçek bir yamyamdır. Yandaki resim
bunun en iyi örneğidir. Genel alışkanlık olarak otların arasında
hareketsiz bekleyerek avını gözler. Suda görüşleri çok iyidir 15 metre
mesafeden avını rahatlıkla görür. Ortama o kadar iyi uymuştur ki
farkedilmesi genelde çok zordur ve bu şekilde beklerken önünden geçen veya
yakınına gelen avına saldırır. Su kuşlarını da ayaklarından yakalayarak
suya çeker ve yer. Zaman zaman oltaya yakalanmış ve çekilen balıklara
saldırdığı görülmüştür.
Turna balığının en çok bilinen üç
türü vardır. Bunlardan biri burada anlatılan Türkiye' de yaşayan
Esox Lucius iken diğerleri altta resimleri görülen Esox Niger ve Esox
Masquinongy' dir. Biz bunların tamamına Turna derken yabancı dillerde
başka isimlerle anılırlar. Yurdumuzda diğer iki türün yaşadığına dair ben
bir bilgi, belge bulamadım. Tüm bilimsel kayıtlar diğer iki türün doğal
yaşam alanının Kuzey Amerika ve Kanada' da olduğunu gösteriyor. Ancak
Hikmet Solak kendi sitesinde bu Esox Masquinongy' nin Türkiye' de de
olduğunu hatta melezlendiğini yazıyor. Bence araştırılması gereken bir
tespit, zira bu balığın Kuzey Amerika dışında üretilmesi denemelerinin
başarlı olduğuna dair başka kayıt bulamadım.
 |
Esox Niger, turna
balığı gibi su bitkili göllerde nehirlerde ve küçük göletlerde
bulunur. Maksimum 99 cm. boy ve 4250 gr. ve 9 yaşında bir
balık rapor edilmiştir. Doğal yaşama alanı Kuzey Amerika' dır.
Amerika' dan Kanada' ya ve Fas' a getirilip salındığına dair tarihi
bilinmeyen bilgiler vardır Fas' da ürediği tespit edilememiştir.
Sportif avcılığının turna gibi zevkli olduğu bildirilmektedir.
İngilizce' de Pickerel veya Chain Pickerel isimleri ile
bilinir. |
 |
Esox Masquinongy,
turna balığı gibi su bitkili göllerde nehirlerde ve küçük göletlerde
bulunur. Maksimum 183 cm. 32 kg. ağırlığında 25 yaşında rapor
edilmiştir. Masquinongy adı Amerikan yerlilerinin lisanından
gelmektedir Büyük Turna Balığı demekmiş. Wisconsin' de 1955 yılında
yakalanan 31 kiloluk bir balık rapor edilmektedir. Doğal yaşama
alanı Kuzey Amerika' dır. 1964 yılında Amerika' dan Fas'a getirilip
salındığına dair kayıt vardır ancak burada ürediği tespit
edilememiştir. İngilizce' de Muskie, Musky, Maskinonge gibi
isimlerle tanınır. Sportif avcılığının balığın iriliği nedeni ile
çok zevkli olduğundan şüphe etmemeli. |
 |
Esox
Masquinongy dişisinin yumurtalarının erkek Esox Lucius (bizim turna
balığımız) tarafından döllenmesi sonucu Tiger Musky denen türün
ortaya çıktığı bilinmektedir. Amerikalı amatörler bazen sol altta
resmi görülen Silver Pike denen genetik bozukluk gösteren mutant
türler de yakalamaktadırlar. Bunlarında yukarıda belirtilen
melezlenmeden ürediği sanılmaktadır. |
 |
Turnanın bu yaygın olarak bilinen
türleri dışında daha az bilinen üç türü daha vardır.
Esox Reichertii, sadece
Kuzey Asya' da Amur nehir sisteminde bulunur. Maksimum 1 metre boy 16 kg.
ağırlığa kadar çıkar. Çin ve Rusya doğal olarak bulunduğu ülkedir. Amur
pike, black spotted pike ve Amurskaya Şuka (Rusça) isimleri ile tanınır.
Resimde bir örneği görülmektedir.
Diğer iki tür ise sadece Kuzey
Amerika kıtasına, bu anlamda Birleşik devletlerin kuzeyi ve Kanada' da
doğal olarak bulunan Esox americanus vermiculatus ve Esox americanus
americanus' tur. Bunlardan birincisi bitkili göllerde, derelerde yaşar ve
Grass Pickerel ismi ile tanınır maksimum 450 gr, ağırlığa erişirler.
İkincisin de yaşama alanı aynı olup Redfin Pickerel olarak tanınır ve
maksimum 38 santim boya 900 gr. ağırlığa erişir.
Ancak hangi tür olursa olsun aynı
yöntemlerle yakalanır; ortak yaşama ve beslenme alışkanlıları gösterirler. Hiç
şüphesiz hepsi de gayet saldırgan ve güçlü yırtıcılardır. Yalnız bu
türlere suda yaşayan aslaklar kolaylıkla bulaşır, bunların içinde şerit
kurtlar da bulunur ki balık iyice pişirilmeden yenirse bu parazit insana
da bulaşabilir. Yakalanan balığın incelenmesi ile bu parazitler varsa
hayvanın üzerinde görülebilir. Özellikle tuzlama veya tütsüleme yolu ile
tüketilecek balıklarda bu konuya daha da fazla dikkat etmek
gerekir.
Şimdi bakalım bu balık hangi
şartlarda nerelerde bulunur. Öyle ya suyun başına gider gitmez balık
bulamazsınız balıkçıların gelip onları yakalamalarını beklemez bunlar, o
zaman nerelerde bulunabileceğini bilmek lazım. Balığı bulalım sonra
bakalım nasıl yakalayacağız.
NERELERDE
BULUNUR
Turna balığı dibi taşlık,
kırmalık, bitkisiz yerlerde pek bulunmaz. Sakin göller veya hafif akışlı
derelerde yaşar. Dibi arasına saklanabileceği ve bu yolla avlanabileceği su
bitkileri ile kaplı alanlarda bulunur ve yakalanır. Alttaki resimlerde bu
tür bölgelerin temsili resimleri görülmektedir.  
Nilüferlerle
kaplı bölgeler turnanın en sevdiği saklanma ve avlanma alanlarıdır. Eğer
böyle bir bölge ile karşılaşırsanız buralarda deneme yapmanızda fayda vardır.
Sağdaki su bitkileri ise elodea adı ile anılır ve turnanın en sevdiği rengine uygun
saklanma alanıdır.
Akvaryumcularda da bolca bulunur, daha iyi tanıma için akvaryumcularda
görebilirsiniz.Bu bitkileri tespit ettiğiniz zaman kaçırmayın deneyin
büyük bir ihtimalle eliniz boş kalmayacaktır.
 
Sağda benzer resimleri olan sazlık
kamışlık alanlar da turna avlamak için ideal yerlerdir. Ancak buralarda
oltayı taktırma ve takımı bırakma riski vardır
dikkatli olmak gerekir. Bu
tür yerlerde kıyıdan çalışmak yerine sandalla açıkta durup kıyıya doğru
çalışmak daha yararlıdır.
Alttaki res imlerde su üstünde görülen bitkilerinin yaprakları dibin turna
için çok müsait olduğunun göstergesidir. Ancak buralarda takımın takılması
kaçınılmazdır. Bırakma şamandıralı takımlar daha etkili olabilir, ancak bu
durumda bile dikkatli olmak balığın yakalandığını görür görmez fazla
beklemeden almak gerekir ki oltayı bitkilere dolamasın.
Yasal avlanma sezonu Türkiye' de
Tarım ve Köy işleri Bakanlığınca yıllık yayınlanan 'av sirküleri' ile
belirlenir. Ancak bunu temin etmek her zaman mümkün olmadığından Nisan
ayı başından itibaren ava çıkmaya başlanabilir. Turna balığı soğuk
havalarda derinlere iner, sıcaklarda daha sığlıklara gelse de iri
turnaların sıcaklarda da derinlere çekildiği ve daha az aktif olduğu
bilinmektedir. Amerikalı avcılar su sıcaklığı 19 dereceyi bulunca turna
artık vurmaz derlermiş, hatta dişlerinin döküldüğüne bile inanılırmış
ama bu gerçek değildir sadece çok sıcaklarda balığın aktivitesi azalır
ve iri balıklar derine çekildiğinden daha derinlerde avlanmakta yarar
vardır. Çok parlak ve güneşli havalar da av için en iyi zaman sayılmaz
daha iyisi hafif bulutlu sakin havalardır. yağmur sırasında su
bulanabileceğinden av pek bereketli olmaz, ancak eğer havada sert bir
rüzgar patlaması beklenmiyorsa derin sularda tekneden atıp-çekme (kaşık)
denemek başarı getirebilir. Çünkü yağmur ile suyun artan oksijen miktarı
balığın aktivitesini de arttırır. Yağmurdan sanra durulan sularda da
turna balığı oldukça aktiftir. Ani atmosferik basınç değişimler ki
bunlar hava şartlarında da değişiklik getirir, tüm balıklar gibi turna
balığını da olumsuz olarak etkiler. Turna genelde gündüz beslenen balıktır. Eski
amatörler bilirler genelde gece canlı yemle bırakılan oltalara,
paraketelere de vurmaz (bulutsuz parlak dolunaylı gecelerden sonrası
hariç); bu nedenle en iyi zaman sabah günün ilk ışıkları ile ava
başlamaktır. Avcılık gün boyu sürer.
AVLAYALIM
Turna balığının avcılığını suni
yemlerle yapılan avcılık, doğal yemlerle yapılan avcılık olarak ikiye
ayırabiliriz. Bunlar da kendi içlerinde bazı gruplara
ayrılabilir.
1. Suni yemlerle
avcılık
a.
Atıp-çekme
b.
Sürütme
2. Doğal yemlerle
avcılık (Bu sayfanın yükünü çok arttırıp yavaşlatmamak için ayrı
sayfada anlatılmıştır)
a.
Şamandıralı takımlar
b.
Serbest bırakma takım
c. Dip
oltası
d.
Parakete
1. Suni Yemlerle
Avcılık
a. Atıp Çekme
Turna balığının en zevkli avcılık
yöntemi belki de budur. Kaşık atma diye de bilinir, ben de daha çok kaşık
atma diyorum ve burada da kaşık atma olarak bahsedeceğim. Bu yöntemde
balıkçı ya kıyıdan ya da sandaldan kaşık adı verilen turna balığına yem
olan küçük balıkları taklit eden suni yemleri kamış ve makara yardımı ile
atar ve çeker. Önce balığı aldatan suni yemlere göz atalım. Altta benim
kullandığım bazı basit tipten kaşıkları görüyorsunuz. Bu kaşıklar esas
olarak turnanın avladığı balıkları taklit ederek aldatmaya yöneliktir. Pek
çok değişik renk, boy ve şekilde olabilirler. Ağırlıkları da
kullanılacakları
derinliğe göre farklıdır.
Hangi derinlikte hangi kaşığı kullanacağınızı iyi bilmelisiniz, yoksa ya
devamlı dibe takılır kaşığı bırakırsınız ya da o bölgede balığın
yaşadığı derinlik yerine daha üstten boşa atıp çekersiniz. Tavsiyem
bulunduğunuz yerde balığın hangi derinlikte olduğunu bilmiyorsanız
üstlerden başlayarak yavaş yavaş daha derinlere doğru deneyin. Bunun için
bu kaşıkları alırken rastgele değilde nerede nasıl kullanılacağını
ağırlığını bilerek alın. Üretici satıcı firmaların web siteleri bu konuda
gayet iyi bilgiler veriyor. Genel olarak 1-3 metre derinliğe kadar 5-15
gr. ağırlığında, 5 metreye kadar olan sularda da 15-25 gr, ağırlığında
olan kaşıklar tercih edilmelidir. Bu seçimi yaparken dipteki bitki yapısı
ve dibin ilişkenliğini dikkat etmek gerekir ki takılıp dipte kaşık
bırakmayalım. Üstad Hikmet Solak bu tür kaşıkları reklamcıların,
tabelacıların kullandığı türden yanar-döner fosforlu kağıtlarla
(hologramlı kağıt) kaplayarak kendine özgü renkler ve şekiller yaratıyor
ben de tavsiye ederim. Soğuk ve kapalı havalarda bu kaşıkların parlak
kırmızı renkte olanları daha iyi sonuçlar verebilir.
Yanda görülen döner
kaşıklar, ki bazen kelebek olarak da bahsedilir, turna avında oldukça
etkilidir. Bu tür kaşıklar balık taklit etmez sadece görünümü ve sesi ile
turnanın ilgisine çekerek saldırmasına ve tabii yakalanmasına neden
olurlar. Bu tür kaşıklar da boy boy, renk renk, tüylüsü tüysüzü ile
amatörün emrindedir. Ayrıca bu kaşıkların tandem denilen çiftlileri de
mevcuttur ben onlarla gayet iyi sonuçlar aldım. Bu kaşıklarla ilgili
yukarıda belirttiğim ağırlık-derinlik ilişkisi dışında tavsiyem iyi,
bilinen markaları seçmeniz, çünkü bu tür kaşıklar suya düşer düşmer dönmez
ise hiç bir işe yaramaz ve
genelde kötü kalite kaşıklarda bu sorun çok sık ortaya çıkar. Ağırlık ve
renk seçiminde yukarıda belirtilen kriterleri dikkate almak
gerekir.
Bunlar da suni balıklar.
Biraz pahalıca olmakla beraber turna balığı avında bunlarla iyi sonuç
almak mümkündür. Çeşitli ağırlıkta batan, yüzen, su üstünden çekilen
tipleri başta olmak üzere pek çok değişik tipi vardır. Kimi yüzer, kimi
batar, kimi ağırlığı dengelenmiştir. Derin ve sıığ sular için olanları
farklı derinliğe inenleri de mevcuttur. Genelde çenelerinin altındaki
plastik uzantının durumu dalma derinliğini belirler. İlk başlayanlar için
yüzer tipleri (batmayan) daha uygundur. Hangisi, nerede ne için kullanılır
alırken bilin ki boşa uğraşmayın. Atmadan önce kıyıdan veya tekneden suda
çekerek gözleyin hareketlerinin doğru olduğundan emin olun. Elinizdeki yapay balıklara
bulunduğunuz suların derinliğine göre hafif kalıyorsa bunlara ağırlık
eklemek de mümkündür ama bu ağırlıklar yapay balıktan 20-25 cm uzağa beden
üzerine monte edilmelidir, tek büyük bir ağırlık yarine bedeni dik tutmaya
daha uygun olan ufak birkaç ağırlık konması dengelemenin daha kolay
yapılmasına da yarar. Bir de tabii iyi bir marka seçin. Bu balıkların esas
gör evi normal hareket etmeyen yaralı balık hissi vermek
olduğundan, bu sağlanamaz ise boşa atar-çekersiniz. Plastik (silikon) balıklar en etkili av araçlarındandır. İngilizce
isminden tercüme edersek titrekkuyruk denebilir ki bu
yemler suda çekilirken kuyruğu sallanarak turnanın dikkatini çeker ve yaralı balık
izlenimi vererek saldırmasını sağlar. Boy boy, renk renk ve çeşitli
tipte olanları vardır. Bence en iyileri yumuşak malzemeden yapılmış
olanlarıdır bunlar suda çekilirken gayet güzel titreyip yaralı balık
izlemimi verirler. Tabii bunların kullanımları için hemen yanda görülen
zokalara ihtiyaç vardır,
bu zokalar jig diye de bilinir, çeşitli renklerde olur rengi pek önemli
olmamakla beraber plastik yeme uygun olmasında veya kontrast yaratmasında
fayda vardır. Zoka balığın ağzından takılarak içinde geçirilir ve ucu
sırtından çıkartılır. Bu işlemi yaparken zokayı önce balığın üstüne
koyarak boyunu ölçün çıkacağı noktayı tespit edin ki taktığınızda plastik
balık ya çok uçta ya da çok ileride kalıp bozuk durmasın. Son olarak çok
uzun saplı iğne kullanmamaya çalışın. Bu yemleri asıl amacı titrek kuyruk
hareketi ile yaralı balık taklidi yaparak turnanın ilgisini çekmek
olduğundan uzun saplı iğne fazla ileri giderek bu hareketi önler. Ayrıca
turna genelde kafadan saldırır veya yakaladığı avını kafadan yutar uzun
saplı iğne fazla ileri gideceğinden kuyruğa yakın kalır ve şansı azalır.
Zoka yerine sapı halkalı bir iğne ve bu iğneye bir ek halkası ile
bağlanmış iki halkalı kurşun ağırlık da kullanılabilir. Bu durumda beden
kurşun ağırlığın boşta kalan ikinci halkasına
bağlanacaktır.
Plast ik (silikon)
kurbağalar ve sülükler
(veya solucanlar her neye benzetilirse işte, Ankara' da sasi
deniyor,İngilizce de twister diye geçiyor bu isim kuyruğunun
hareketinden gelmektedir ayrıca Mr. Twister markası ile de üretilmektedir) de
turna avında
başarı ile kullanılır. Bunların da boy boy renk renk olanları vardır.
Bunlarda zoka ile kullanılırlar ve zokaya plastik balıklar gibi
takılırlar. Sasiler alırken kullanılan plastiğin yumuşak olması suda çekilirken flama gibi
sallanması gerekir ki turna balığını saldırmak için ikna etsin. Ben bazen
özellikle bu sasi ve plastik balıklarla turna balığı avı için üretilmiş özel kokular kullanıyorum,
başarı oranı fena değil bulabilirseniz tavsiye ederim. Bu suni yemler de
de yaratıcılığınızı kullanarak keserek biçerek değişik şekiller yaratıp
demelere yapabilirsiniz yanda bu türden fikir verebilecek örnekler var. Bu
suni yemlerin dışında Türkiye de pek bilindiğini
sanmadığım sünger
balıklardan bahsedeyim. Ben bunları Rus balıkçılardan gördüm. resimlerdeki gibi balığa
benzetilenler olduğu gibi konik şekilde kesilmiş sarı süngerle de gayet
güzel turna ve sudak avlıyorlar. İşte yaratıcılığınızı kullanın yeni
yemler araştırın demenin anlamı bu, siz de bu tür şeyler
yapabilirsiniz.
Spinnerbait diye bilinen bu
suni yemler genelde levrek avında daha etkili olmakla beraber takılmaya
karşı emniyetli olduklarından sık otluk ve sazlık sığ sularda turna için
de rahatlıkla kullanılırlar.
Şimdi de
kullanılacak oltaya bakalım.Kamış eğer avcılık kıyıdan yapılıyorsa 2,7 m
veya 3 m boyundadır. Daha uzunu hem yorar hem de kullanımı zor olduğundan
isabetli atışları engeller. Refleksi pek önemli değildir, ben yine de atıp
çekme için yavaş kamışı yani parabolik kamışları daha çok tercih ediyorum.
Eğer avcılık kıyıdan yapılıyorsa 2,10 veya 2,40 kamış kullanılabilir.
Kamış hafif veya hafif-orta sınıf, ağırlık atma kapasitesi 10-30 gr. eğer
çok iri balık çıkıyorsa 30-60 gr olabilir daha büyüğü gerekmez. Ben 10-30
iki parçalı 2,7 boyunda DAM Senso Power Nordic karbon kamış kullanıyorum,
ama yanımdanda 30-60 lık bir kamışı eksik etmiyorum. Son zamanlarda 10-40
kamış kullamaya başladım ama arada pek fark yok. Makina 0,25 kalınlığında
100 metre misina alabilecek kapasitede uzun mesafe atış yapabilecek formda
1/5 çevrim oranı civarında atıp-çekme yapmaya uygun olmalıdır. Makinanın
sürtünme freni olmalı, atıp-çekme yaparken büyük balık yakalama ihtimaline
karşılık bu fren hafifçe gevşek bırakılmalıdır. Tedbiri elden bırakmadan
0,35 misinadan 100 metre sarabilecek ikinci bir makinada yedekte
bulundurmanın faydası vardır. Kural: Şaşmaz
matematiksel formül MİSİNA NE KADAR İNCEYSE VURUŞ O KADAR ÇOK OLUR. Misina
inceldikçe uzun mesafe atışı daha kolay yapılabilir. Mücadelenin zevkine
varılır balığa da şans verilmiş olunur. Ben yukarıda bahsettiğim
kamışla birlikte 0,20 misinadan 100 metre saran DAM ZRi 420 ve 0,22 misina
kullanıyorum, DAM LTI 440 da 0,27 ve 0,35 sarılı iki makara ile
yedekte. Misinanın ucuna kopçalı bir fırdöndü bağlamak yem değiştirme
işini çok kolaylaştırır bunu yaparsanız iyi olur. (Buralardaki bazı
terimlerin daha geniş açıklamasını '' sayfasında bulabilirsiniz.) Turna avı için genelde misina
ucundaki fırdöndüye 10 veya 15 cm.lik çelik beden ilave edilir ki balık
misinayı ağzına alıp kesmesin. Yalnız unutmamak lazım ki çelik beden vuruş
sayısını azaltabilmektedir. Ben genelde çelik beden kullanmıyorum,
ana misinanın ucuna kopçalı fırdöndü bağlıyorum kaşık veya suni yemleri
doğrudan fırdöndüye takıyorum, bu durumda balığı çekerken boşluk vermemek
gerekir ki yemi aşırıp misinayı kesmesin. Genel olarak balık çekilirken
kamışı dik tutmakta yarar vardır, bu hem başını dik tutarak balığı daha
çabuk yorar hem de boşluk bırakmaz. Bazen turna balığı yeme öyle hırslı
saldırır ki yemi aşırıp bedeni ağzına alır ki (bu durumda iğneler genelde
solungaçlara saplanmaktadır) eğer çelik beden yoksa misinanın kesilmesi
kaçınılmaz olur. 10 cm.lik çelik beden hem takımı kurtarır hem de
balığı alır. Karar sizin tecrübenize göre seçimizi yapın.
Atıp-çekme' de yemi çekerken
duraklamalar, ani çekmeler yapılırsa özellikle yumuşak plastik yemler ve
sasi de çok etkilidir. Çekiş sırasında kamışın ucunu aşağı yukarı sallamak
da iyi bir yöntemdir. Suni balıklar da da aynı teknik uygulanabilir ama bu
durumda onların batan mı, yüzen mi yoksa dengelenmiş tipten mi olduğunu
iyi bilmek gerekir.
Eğer avlandığınız bölgede uzun süre balık
yakalayamazsanız önce yemi değiştirin bundan sonuç alamazsanız yer
değiştirin, Turna balığı genelde bulunduğu bölgede kalabalık gruplar
halinde yaşamaz o nedenle bir bölgede bir kaç balık yakalandıktan sonra
oradan başka balık çıkmayabilir. Bu durumda da yer değiştirmekte fayda
vardır. Bulunduğunuz yerden devamlı aynı noktaya değil
mümkün olan her tarafa atın çekin. Yandaki resim buna
örnektir.
Bu suni yemlerde genel
kural olarak açık güneşli havalarda, sığ, berrak sularda daha koyu
renkli yem; kapalı bulutlu havalarda, derin bulanık sularda daha açık
parlak renkli yem kullanmak tavsiye edilir ama bu kuralın
işlemediği pek çok durum vardır. Ben bu kuralı da gözönünde bulundurarak
ava başlamak çalışmaz ise mümkün olan herşeyi demekte yarar var
derim.
Turna için geçerli bir
inanışda da büyük balık büyük yeme vurur denir. Doğru yanı
vardır ama tavsiyem siz o büyük balığı suda görmediyseniz ilk olarak
mümkün olan en küçük yemle başlayın (mesela Mepps Aglia 2 numara boyunda)
yavaş yavaş büyüklere çıkın. Büyük balık küçük yeme de
vurur.
Özellikle yeni gidilen sularda oltanın sık sık dibe takılması
durumunda kullanılan bir taktik de sayı saymaktır. Uygulamada atışı
yaptıktan sonra yem suya değer değmez 1,2,3,,,8,9,, diye sayılır olta
kaçta dibe değdiyse veya otlara takılmaya başladıysa bir dahaki atışta
daha az sayarsınız. Mesela atışı yaptık, yem suya değdi saymaya başladık
10 da çektik çekerken hafifçe otlara takılma oldu veya dibe vurdu; bir
dahaki sefere 8 e kadar sayıp 8 olunca başlarız çekmeye. Bu şekilde hemen
otların üstünden (en ideal durumdur) veya dibe paralel çekebiliriz.
Tavsiyem ilk atışlarda küçük sayılarda çekmeye başlamak yavaş yavaş
takılmayı hafifçe hissedene kadar sayıyı arttırmaktır, yoksa ilk atışta
fazla dibe inerek takımı otların arasında bırakabiliriz. Bu yöntem her
suni yem değişikliğinde uygulanarak ağırlığı farklı yemlerin batma hızı ve
süresine göre ideal derinlik bulunabilir.
b. Sürütme
Bu usulde atıp- çekme
bölümünde kullandığınız takımları kullanabiliriz yemlerde aşağı yukarı
aynı, ama ben daha çok suni balıklarla yapılan sürütmeyi tavsiye ederim.
Tabii bu iş için bir de şişme bot veya daha iyisi sandala ihtiyaç var.
tatlı sularda sürütme yapılırken motor kullanılması doğru olmaz, balık
ürker en doğrusu kürekle sürütme yapmaktır. Sandalda iki kişinin olmalı,
biri kürek çekerken diğerinin oltaları kontrol etme. Balığın vurması
durumunda da oltacı balığı çekerken kürekçi de diğer iki oltayı toplayarak
hem dibe takılmayı hemde balığın boşta kalan oltaları karıştırmasını
önler. Balığın sanda alınmasında da kepçe veya kakıç gerekiyorsa oltacıya
yardım eder. Yine bu yöntemde dibin karakteristik durumunu veya
derinlikleri görüp takılmalara hazırlıklı olmak için balık
bulucu kullanmak işe yarar. Yanda sürütmenin yapılışına ait prensip
resmini görüyorsunuz. Bu örnekte de görüldüğü gibi sürütme yaparken üç
oltaya kadar kullanmak mümkündür. Resimde yemler doğrudan özel imal
edilmiş ağırlıkların ucuna bağlanmış. Ben bu yöntemi pek tavsiye
etmiyorum. Boşluk verildiğinde ağırlıklar dibe batarak takılmaya neden
olabiliyor veya derinliği ayarlamakta problem çıkıyor. Dibi temiz fazla
ilişken olmayan yerler için üçlü fırdöndü kullanarak alt uca ağırlık, üste
oltayı, yatay uca da bedeni bağlamak mümkündür. Üçlü fırdöndü bulunamaz
ise bir
ek halkasına üç
fırdöndü takılarak da aynı şey yapılabilir. Ben bu tür sürütme takımı
kullanılması durumunda el oltası için; olta 0,40 - 0,45 misina, 1,5 - 2
kulaç beden 0,35 misina. 10 cm çelik beden, kurşun bedeni derinliğe
göre en fazla 1 metre 0,30 veya daha ince misinadan tavsiye ederim böylece
takılma durumunda sadece kurşun kopar ve takım kurtarılır. Kurşun kürekle
hareket ettirilen teknenin hızına ve suların derinliğine göre 80 - 150 gr
arası olabilir. Derinlik ve hız arttıkça daha ağır kurşun kullanılır.
Kurşunun uçmaması dibe sürtmesi gerekir. Kamış ve makinalı takım olursa o
zaman daha ince misinalar tercih edin derim, misinanın
inceliği vuruş sayısını arttırır. Bu tür sürütme sadece suni balık
değil diger suni yemler de kullanılabilir. Yumuşak plastik yemleri daha
kullanışlı buluyorum. Döner yemleri pek tavsiye etmem. Sürütmede el
oltası da kullanılabilir ama kamışlı makinalı takımlar daha iyidir.
Sürütme esnasında kamış ucunun haraketleri takip edilmelidir; eğer sürekli
ve düzgün bir titreşim varsa herşey normal kaşıklar veya yemler görev
yapıyordur; eğer titreşim yoksa kamış eğik ve sabit olarak duruyorsa kaşık
veya yeme otlar sarılmıştır.
Sürütmenin
zevkli bir yolu da başta bahsettiğim gibi suni balık kullanmaktır. Ayrıca
dibi otlarla kaplı veya fazlaca ilişken olan yerlerde bu yöntem en iyisidir derim. Bu yöntemde
atıp-çekmedeki takımı aynen kullanabilirsiniz. Üç oltanın da ucuna batma
derinlikleri ve gerekirse
boyutları farklı üç ayrı
suni balık takılır. Derinlikler birinci balık
için 1 - 1,5 metre, ikincisi 1,5 - 2 metre, diğeri de 2 - 3,5 metre
olabilir. Derin sularda avcılık yapılacak ise daha derine dalma özelliği
olan yemler de kullanabilirsiniz. Yemler istediğiniz derinliğe inmiyor ise
suni yemden bir metre kadar öne 20 - 25 gr bir kıstırma takılabilir.
Kürekle ilerlendiğinde yemler özelliklerine
uygun olarak farklı derinliklere inecek ve hareket süresince bu
derinlikleri tarayacaktır. Bu yöntem için ben kamış ve makinalı takımı
daha uygun buluyorum el oltası tavsiye etmem. Makinalı kamışların kullanılması sırasında kamışı sandalda
sabitleyen, balık vurduğunda sabitlendiği yerden kolayca alınmasını sağlayacak düzenekler
Avrupa' da satılmaktadır ama her amatör bu işi görecek kendi ihtiyaçlarına
göre böyle bir sabitleme düzeneğini kendisi yapabilir. Sürütme de 10 veya
15 santimlik çelik beden kullanılması doğru olur. Yukarıda belirttiğim
gibi kamış ucunun takibi de yemlerin durumu hakkında bilgi
verir.

3.SAYFA |