SİGORTA SÖZLEŞMELERİNDE GENOM
ANALİZLERİNİN KULLANILMASI VE ORTAYA ÇIKAN HUKUKİ SORUNLAR
Yrd.Doç.Dr. Tekin MEMİŞ*
İnsanoğlu doğar doğmaz araştırma ve
öğrenme gayretine girer. İnsan için sır,
aşılmazlık, bilinmezlik kavramları son derece çekici ve
başdöndürücüdür. Bilim, hem uzayın derinliklerine hem de insanın
kendi içine doğru araştırmalarını sürdürmekte ve her
gün kendisi için kapalı olan sır kapılarını
aralamaktadır. Dışındaki dünya kadar kendi beden ve ruh
dünyasına da eğilen insanoğlu, yeni dünyaların
kapılarını aralamaktadır[1].
1990 yılında başlayan gen araştırmaları ile
birlikte kendini tanımada insanlık, büyük bir adım daha
atmış bulunmaktadır. O kadar ki, projeyi dönemin ABD devlet
başkanı Bill Clinton Beyaz Sarayda düzenlenen basın açıklamasında
Tanrının yaşamı yarattığı dili
öğreniyoruz cümleleri ile tanıtmıştır[2].
Çalışma, gen araştırmalarının veya genom analizlerinin sigorta hukuku açısından kullanılabilirliği üzerine yapılmıştır. Genom araştırmalarının hukuki incelemesi yapılırken her ne kadar çalışmanın ağırlık noktası sigorta ise de anayasa hukuku, özgürlükler hukuku gibi diğer hukuk branşları açısından da konunun ele alınması gerekmektedir. Zira hali hazırdaki değişik kanunların sigorta hükümleri konuyu doğrudan düzenlememektedir. Çalışmanın ele alınmasında bir başka temel etken de konunun doğrudan insan ve insani değerleri ilgilendirmesidir.
Sorun, karşılaştırmalı hukuk açısından genel olarak ele alınmıştır. Türk hukuku bakımından yapılan incelemede ise iki sorun etraflı bir şekilde ele alınmaya çalışılacaktır. Bunlardan ilki, sigorta sözleşmesinin yapılmasının ilk şartı olarak sigortacı tarafından bir genom analizi kullanılıp kullanlmayacağı, ikincisi ise daha önce yaptırılan bir genom analizinin sigorta sözleşmesinin kurulması aşamasında beyan edilmesinin gerekip gerekmediğidir.
I. GENOM ARAŞTIRMALARI HAKKINDA GENEL BİLGİLER
Gen teknolojisi, her
canlının genetik bilgilerini taşıyan DNAların analiz
edilmesi, sıralarının değiştirilmesi ve bunlar
üzerindeki araştırmaları ifade etmektedir[3].
Canlı hücre
içindeki bütün bilgilere ait genlerin toplamı genom olarak
adlandırılmaktadır. Genom projesi ise bu hücre içindeki bir
alfabenin nükleotid adı verilen ve üç milyar kadar olduğu tahmin
edilen birimlerin dizilişindeki manaların çözülmesini
hedeflemektedir. Bu proje, 16 kurumdan 1.100 insanın aktif olarak
çalıştığı uluslararası bir konsorsiyum
tarafından yürütülmektedir. Hem devlet hem de özel kuruluşlar tarafından
finanse edilen bu projede şimdiye kadar insan gen haritasının %
85inin doğru bir şekilde sıralanması
başarılmıştır[4].
Genetik kodun tamamlanması, uzmanlara göre yakın bir zamanda
gerçekleşecektir[5].
Günümüzde genetik bilim
ve teknolojisi insan yaşamına olumlu imkanlar sunmaktadır. Bu
imkanlar, insan için, bedensel hastalıklara, özürlülere çare olabilecek
buluşlar, hangi hastalıklara yatkın olunduğunun önceden
belirlenmesi, doğum öncesi olası hastalıklara müdahale etmek,
alkolizm ve uyuşturucu madde bağımlılıklarının
tedavisi olarak sıralanabilir. Gen teknolojisinin insana doğrudan
sunduğu bu imkanlar yanında gen teknolojisi ile daha verimli
tohumların elde edilmesi, hayvancılığın
geliştirilmesi, her tür iklime dayanıklı bitki örtüsünün
yetiştirilmesi gibi faydalar da sıralanabilir[6].
Bu alanda beklenen tehlikeler şu şekilde sıralanabilir[7]:
a. Bu alanın bilgisine yeterince sahip olamama,
b. Sahip olunan bilginin bilinemeyen sonuçlarından,
c. Bu bilgiyi kullanacak güce sahip olamamaktan, ya da başkaları
tarafından kullanılmaktan,
d. Bilgimiz ile onu hayata uygulacak teknolojiden mahrum olmak,
e. Bilginin insanlığa ve değerlerine karşı kötüye
kullanılma olasılığından,
f. Gen teknolojisine sahip olup, bunu bir pazar olarak gören, kendi
çıkarları doğrultusunda, bu teknolojiden haksız çıkar
elde etmek isteyen güçlerin harekete geçebileceği kaygısından,
g. Gen teknolojisi ile dünyayı ele geçirmeye çalışan
şeytani etkinliklerin gerçekleşmesi
olasılığından,
h. İnsan türünü geliştirme amacıyla diğer
varlıklarla birleştirmeden dolayı ortaya çıkabilecek
ucube varlıklar ve hilkat garibelerinden korkulmaktadır[8].
Genom analizlerinin
kullanılacağı alanların elbette başında tıp
bilimi gelmektedir. Araştırmaların ilk amacı zaten
kişilerin gen analizlerinin yapılarak, hastalıkları çok
erken hatta doğum ve hamilelik öncesi teşhis ve tedavi etmektir.
Bunun yanında kişinin salgın hastalıklara karşı
direncinin artırılmasında, kötü
alışkanlıklarının yok edilmesinde de
kullanılabilmektedir.
Tıbbi tedavi ve
araştırmaların yanında genom analizlerinin bir çok alanda
kullanılabilmesi mümkündür. Genom analizleri iş hukukundan ceza
hukukuna, sigorta hukukundan ispat hukukuna kadar sosyal bilimlerde de bir çok
kullanım alanına sahiptir. Bunlara iş ve işveren
ilişkilerinin kurulması ve devamında kullanılması ile
sigorta sözleşmelerinin kurulması ve primlerin belirlenmesi örnek
olarak verilebilir.
1.
İş İlişkilerinde
Genom analizleri,
iş ilişkilerinde ilk defa ABDde siyah ırktan işçiler için
kullanılmıştır. 1970-1980 yılları arasında
siyah ırkın bazı kimyasal maddelere aşırı tepki
verdiği ve düşük basınçlarda solunum problemleri bulunduğu
tespit edilmiştir. Bu nedenle amerikan ordusunda bazı kişilerin,
Hava Savunma Akademisine girmelerine izin verilmemiştir. Bir
kısmı da her ne kadar hava şartları Amerika ile uyum
göstermese de Meksikanın yüksek basınçlı ortamına
Olimpiyat Oyunları için gönderilmiştir[9].
Başlangıçta bu analizler, işçi sağlığı,
iş güvenliği ve araştırma amaçlı olarak
yapılmakta idi.
Almanyada şimdiye
kadar genom anlizlerinin sık kullanılmadığı görülmekle
birlikte, Bayer Leverkusen, iş hekimlerinin gen testleri ile meşgul
olduklarını belirtmiştir. Ayrıca Federal Sağlık
Dairesinin Işın Hijyeni Enstitüsünün ışınlara maruz
kalan kimselerin kromozomları üzerinde araştırmalar
yaptığı bilinmektedir. Almanyada çalışan yabancı
işçiler üzerinde yapılan araştırmalar da onların
Akdeniz Anemisi hastalığına yakalanma risklerini ortaya
koymaktadır. Fakat şimdiye kadar yapılan bu
araştırmaların hukuki temeli, işçi için mevcut tehlikelerin
önlenmesini öngören İş Güvenliği Tüzüğü
(Arbeitsschutzverordnung)ne dayanmakta idi[10].
Zaman
içinde gen araştırmaları kişilerin günlük iş
hayatlarının kaderini belirlemede kullanılmaya başlamıştır.
Kişilerin işten çıkmasında ve terfilerinde, genom
analizlerinin kullanıldığına rastlanılmaktadır[11].
Bu
duruma çarpıcı bir örnek verilebilir: ABD'de Terri Seargent adlı
bir kadın, yapılan testler sonucu genetik bir
rahatsızlığı bulunduğu anlaşılınca
işten çıkarılmıştır. Kuzey Carolina eyaletinde
yaşayan Terri Seargent, genetik yapısının incelenmesi
sonucu solunum yolu hastalıklarına eğilimli olduğu
anlaşılınca iş hayatı sona erdi. North Carolina
Sigortacılık şirketinde görev yapan ve başarılı
bir mesleki kariyere sahip bulunan Seargent, "özürlü" olduğuna
karar verilerek işten çıkarılmıştır. Genom
analizleri, sadece Bayan Seargentin işini kaybetmesine yol açmadı.
Sigorta şirketi, hastalığı dolayısıyla
kendisinden sigorta primlerini yükseltmesini isterken, 23 yaşındaki
oğlunu da sigortalamaya yanaşmadılar. Olay, Equal Employment
Opportunity Commission'ın (Eşit İş Olanakları
Komisyonu) Seargent'ın davasını mahkemeye arz edeceği açıklaması
ile hukuki bir sürece de girmiş oldu[12].
İngiltere'de,
sigortacıların sigorta kapsamına almadan önce
müşterilerinden genetik tarama istemesini yasaklayan bir iş kanunu
çıkarıldı[13].
Bu
noktada genom analizi iş hukukunda da tartışılmaya
değer sorunları ortaya çıkarmıştır. Bir
işverenin iş akdinin kurulmasından önce işçi adayından
genom analizi isteyip isteyemeyeceği ve işçinin genom analizlerinin
sonuçlarını işverene bildirmeye zorunlu tutulup
tutulmayacağı bir düzenlemeye kavuşturulmalıdır[14].
Alman Federal Meclis
Soruşturma Komisyonu tarafından gelecekte iş ilişikilerinde
genom analizinin bazı hallerde yapılabilmesi öngçrülmüştür:
1. Genetik
yapının korunması ki belirli iş malzemeleri için özel
istidadı şart kıldığı hallerde,
2. Münferit olaylarda
iş malzemeleri dolayısıyla ortaya çıkan zararlarda genetik
nedenlerin ispat edilmesi halinde,
3. Sonradan baş
gösterecek hastalıklardan genetik yapının korunması gereken
hallerde[15].
2.
Sigorta İlişkilerinde
Sigorta endüstrisinin, sigorta ettiren hakkında bu tür ırsiyet
bilgilerini elde etmede bir takım çıkarları bulunmaktadır.
Genetik hastalıkların tespit edilebilmesini mümkün kılan gen
analizleri öncelikle hayat ve hastalık sigortaları için olduğu
kadar kaza sigortaları için de önem taşımaktadır. Gen
analizleri rizikonun doğduğu alanlarda riziko tahlil ve kontrol
imkanı da sunmaktadır[16].
Sigortacı, sözleşme yapma özgürlüğü çerçevesinde, sigorta
sözleşmesi yapmanın ön şartı olarak gen analizini ileri
sürebilir. Fakat şimdiye kadar Alman sigorta pratiğinde bu
şekilde bir uygulama tespit edilemediği halde, böyle bir
davranış biçimi asla bir teorik yapıda değildir. Sigorta
sektörü şimdiden buna uygun istekleri açıklamaktadır. Bundan
bağımsız olarak sigorta alanındaki gen analizleri
başka bir şekilde de problem olabilir. Sigorta himayesini sunan
sigorta şirketi, sigorta ettiren veya riziko şahsının
genetik araştırmaya izin vermesini ve araştırmanın
sonuçlarını açıklamasını mecbur kılabilir. Bu
hallerde şayet böyle bir testin yapılması için gerçek bir
zorlama mevcutsa, bunu yasaklayan kanuni bir hüküm olsa da sigorta
alanında kapalı kapılar arkasında gen analizleri
uygulanabilir[17].
II. GENOM ARAŞTIRMALARI VE
SİGORTA HUKUKUNDA SORUNLARA GİRİŞ
"İnsan
Genom Projesi" çalışmaları sırasında,
hastalıklara yatkınlık taraması gibi genetik testlerden,
kimilerinin, başkalarına göre "daha fazla" yararlanacağından
korkuluyordu. Bunun nedenlerinden biri, genetik testlerin sonuçlarını
merak edenlerin yalnızca hastalar ve doktorlar olmayacak
olmasıydı. Sağlık, hayat ve kaza sigortası
branşında çalışan sigortacılar, bazı ülkelerde
gen analizlerine göre sigorta sözleşmesi yapmaya başlayınca
kaygılar da haklılık kazandı.
Bugün
İngiltere ve Amerika'da bazı sigorta şirketleri,
müşterilerinin hastalık ve ölüm riskini saptamak için gen testi
yaptırmaktadırlar. Gemom analizleri sonunda, hayat,
sağlık, trafik ve hatta seyahat sigortası
yaptıracakların, genetik yapılarının
"riskli" görülmesi halinde ya hiç sigorta sözleşmesi
yapılmamakta veya çok yüksek primlerle sigorta koruması
sağlanmaktadır.
İnsan
hakları örgütleri ve tüketici koruma kuruluşları, sigorta
şirketlerinin "kara listeler" oluşturacağına ve
"arızalı" sayılıp yüksek prim ödemeye mahkum
edilen bir "alt sınıf" oluşturulacağına
dikkat çekmektedirler.
Korkuların
başında genom analizleri ile sigorta edilmeyecek bir
sınıfın ortaya çıkması gelmektedir. Bu durum, sigorta
kurumunun felsefesi ile çelişmektedir. Zira sigorta, sadece risk
değeri düşük sigortalılara değil, rizikonun
olabildiğince tabana yayılması anlayışına
dayanmaktadır[18].
İngiltere'de,
sigortacıların sigorta kapsamına almadan önce
müşterilerinden genetik tarama istemesini yasaklayan bir iş kanunu
çıkarıldı. Ancak sigortacıların genellikle
müşterilerinden bu tür taramalardan geçmelerini istediği
bilinmektedir. Hollanda gibi ülkelerde de bu uygulama yasak olduğu; ancak
yakın bir zamanda gerçekleştirilen bir araştırmada,
şirketlerin bu konudaki yasaya uymadığı ortaya
çıkmıştır. Sağlık hizmetlerinin maliyetinin
tümünün sigorta şirketleri tarafından
karşılandığı ülkelerde bu korkunun daha da fazla
olduğunun belirtilmesi gerekmektedir.
Dünyada
bunlar olurken Türk sigorta sisteminde neler yapılmaktadır?
Aslına bakılırsa Türkiye'de genetik çalışmalar, Avrupa
ve Amerika seviyesinde olmadığı için sigorta şirketlerinin
de bu alanda çalışmaları bulunmamaktadır. Fakat yakın
zamanda kullanılabilme olasılığı da göz ardı edilmemelidir.
Türkiye'de
bugün güvenlik birimlerince oluşturulan DNA bankaları vardır.
Buralarda ne kadar kişinin DNA örneği bulunduğu bilinmemektedir.
Güvenlik birimlerinin dışında da rahatlıkla çeşitli
amaçlar doğrultusunda kurulmuş olan gen bankalarının bulunma
ihtimali de yüksektir. Yasa ve kayıt olmadığı için tüm bu
bilgilerin karaborsaya düşme riskinin yüksek olduğu belirtilmelidir.
Sigorta şirketlerinin de genom analizleri doğrultusunda
çalışma yapmaları da mümkündür.
Bu
arada, Genom Projesi'ndeki her yeni gelişme, sigortacıların
kullanabileceği bilgilerdir. Genom Projesi sayesinde, bir biyoçipin
üzerine kayıtlı bilgilerden, ileri yaşlarda prostat kanserine,
Alzheimer'a yakalanıp yakalanmayacağımız, hastalık
tipine göre vücudumuzun hangi ilaca cevap vereceği
öğrenilebilmektedir. Bilim adamlarının hastalıklarda hangi
genin devreye girdiğini bildiği zaman, bu genlere müdahale edilerek
tedavi olanağı artacak veya önlem alınması
sağlanabilecektir. Sağlıklı, belli hastalıklara
yakalanmayan insanlardan oluşan toplumlar oluşturulabilecektir[19].
Elde edilen bu bilgilerin ve verilerin sigortacılar tarafından
kullanılabilmesi mümkündür. Zira, sigorta ettikleri topluluğun,
tedavisi pahalı hastalıklara yakalanmayacaklarını bilmek
"hasarsız" ve masrafsız müşteri anlamına
gelmektedir. Sağlıklı insanlardan oluşan bir müşteri
portföyünü hangi şirket reddedebilir ki?
Bir
insanın genom analizlerinin yapılmasında ortaya çıkan
sorunlar gibi toplumların gen analizlerinin çıkarılmasında
da bir takım sorunlar ortaya çıkabilmektedir. Örneğin belirli
bir insan soyundan gelenlerin, hastalık risk tahlili, sigorta
sözleşmelerinde prim-riziko dengesini doğal olarak engelleyecektir[20].
Genom analizlerinde ortaya çıkan sonucun da ayrıca değerlendirilmesi ve farklılığına dikkat edilmesi gerekmektedir. Genom analizlerinde, genlere bağlı olarak tedavi edilebilir ve tedavi edilemez hastalıklar bulunabilmektedir[21]. Normal olarak bir kişinin genom analizi sonucu hastalığını tedavi ettirmesi beklenir. Hukuki bir değerlendirmede de makul bir insan ölçütü kullanılmaktadır. Ancak bu durumda dahi sigorta türleri bakımından farklılıkların ortaya konulması gerekmektedir. Zira tedavi edilebilecek hastalıklarda dahi, kişinin sağlık sigortası riziko değerlendirmesinde bir farklılık ortaya çıkacaktır. Hayat sigortalarında ise daha ziyade onun yaşam süresine etki edecek hastalıklar, rizikoya etki etmektedir.
III. MUKAYESELİ HUKUKTA GENOM ANALİZİ
Genom analizinin sigorta sözleşmelerinde kullanılması, zasak
olup olmaması bakımından sistemleri sınıflandırmak
mümkündür. Bu sınıflandırma öncelikle kanuni bir düzenleme olup
olmamasına göre yapılmıştır. Bunların
yanında ayrı bir başlık olarak Türkiye için özel bir önem
taşıyan Avrupa Birliği düzenlemeleri ele alınacaktır.
1. Bildirim Görevi
Bu sistemde sigortacı, sigorta sözleşmesi yapmak isteyen kimseden rizikonun kıymetlendirilmesine yarayan bilgileri, tıbbi tahlilleri isteyebilir ve bu bilgileri sigorta priminin hesaplanmasında kullanabilir. Burada sigortacı daha önce yapılmış olan tıbbi tahlilleri talep etmekte, fakat ondan sigorta sözleşmesi yapmak için ilave testleri yaptırmasını isteyememektedir. Bu sisteme örnek olarak verilebilecek uygulama İngilterede mevcuttur.
İngilterede konu şimdiye kadar bir kanun hükmü ile ele
alınmamıştır. Bir hükümet dışı organizasyon
olan ve özellikle insan genleri hakkında değişik konularda
İngiliz Sağlık Bakanlığına danışmanlık
yapan Human Genetics Advisory Commission (HGAC)un raporunda konu hakkında
açık ifadeler bulunmaktadır.
Burada her şeyden önce genom analizlerinin etkilerinin hayat
sigortaları için incelendiğini, fakat oradaki ifadelerin başka
sigorta branşlarına etkiye de sahip olduğu görülmektedir.
Sonuçta HGAC, bir genetik testin sonucunun açıklanması için sigorta
ettiren kimse için bir yükümlülüğü reddetmektedir. Her şeyden önce
burada hukuki argümanlardan ziyade gerçek olaylara temas edilmektedir: Buna
göre, genetik testler bir hastalığın ortaya çıkıp
çıkmamasında etkin olduğu hakkında güvenilir bilgileri vermediği
için sigortacı için test sonuçlarına ulaşmanın kafi
sebepleri bulunmamaktadır[22].
İngiliz sigorta piyasasının %95ini temsil eden Association
of British Insurers (ABI), Alman Sigortacılarına benzer şekilde
kendini sınırlama taahhüdünü kamuya açıklamıştır.
Fakat bir başka şekilde öğrenilmiş bulunan önleyici
testlerin sigorta ilişkilerinde kullanılmasında daha az
sınırlama getirilmiştir. Burada özgürlük temeline dayalı
olarak ABI üyelerinin her şeyden önce sadece iki yıllık bir
süre ve istisnai olarak hayat sigortalarının bazı türleri için-
genetik testin zararlı sonuçlarını hesaba katmayacağı,
sözleşmelerde kullanmayacağı beyan edilmiştir. Diğer
sözleşme türlerinde bu sürenin geçmesinden sonra genom analizinin
sonuçlarının karara etki edip etmediği ABI üyelerinin takdirine
kalmıştır[23].
Bahsedilen bu sınırlamalarla, kendi kendini
sınırlamanın ilk kısmı önemli bir değer
kaybetmektedir. İyi bir sigorta elde etmek isteyen kimse kendi genetik
durumunu iradi olarak sigortacıya bildirebilir. Sigorta şirketi böyle
bir genetik içeriğin kullanılmasından yeminli beyan ile
kaçınsa bile, bu bilgilerin bir veya bir kaç sigorta türünde
değerlendirilmesi rizikosu söz konusudur. Belirli hayat sigortası
türlerinde vazgeçme beyanının sınırlanması da
inandırıcı değildir.
İngilterede 1999 yılının Nisan ayında Committee
on Genetics and Insurance oluşturuldu. Bu komitenin kararlarına göre
bugün genom analizlerinin sadece Chorea-Huntington, Alzheimer ve göğüs
kanseri için kullanılabilmesine izin verilmektedir[24].
İngiliz hükümeti, 17 Ekim 2000 tarihinde almış olduğu bir
kararla hayat sigortasının akdedilmesinde genom analizlerinin
yapılmasının istenemeyeceği ancak daha önceden
yapılmış olan genom analizlerinin şayet bir sinir
hastalığı olan Chorea-Huntingtonun ciddi belirtileri söz konusu
ise açıklanmasını kararlaştırmıştır[25].
2. Onay Sistemi (Consent Law)
Bu sistemde sigortacı, bazı tıbbi tahlilleri sigorta ettiren
kimseden primlerin hesaplanmasında kullanmak için isteyebilmektedir. Fakat
bu sistemde sigortacı genom analizlerini açıklamasını
isteyemez ve bunları sigorta sözleşmesinin yapılmasında da
ön şart olarak ileri süremez. Burada sigortacıya daha önce bir
başka nedenle yapılmış olan pozitif genom analiz sonucu
verilebilmektedir. Bu sistemin bir diğer özelliği ise, yetkili
makamların izin verdiği hallerde genom analizlerini sigortacı
isteyebilecektir. Bu sistem Norveç, İsviçre, İtalya ve Hollandada
uygulanmaktadır.
a. İtalya
İtalyada sigorta sözleşmelerinde genetik verilerin
kullanılması hakkında özel bir kural bulunmamaktadır. Fakat
1996 yılında çıkarılan bir kanunla kişiye ait bütün
tıbbi verilerin kişinin özel ve gizlilik alanına girdiği
kabul edilmiştir. Bu kanun, sigorta sözleşmelerini de etkilemektedir.
Buna göre genom analizleri ilgili kişilerin onayı
olmaksızın sigorta sözleşmelerinin kurulmasında ve primin
hesaplanmasında kullanılamamaktadır[26].
b. İsviçre
İsviçrede 31 Mart 1999 tarihinde insanlar üzerinde gen
araştırmaları federal bir kanunla düzenlenmiştir[27].
Fakat bu düzenlemeden önce de İsviçrede sigortacılar, sigorta
sözleşmelerinin akdedilmesinde ve primin tayininde gen analizlerini
kullanmayacaklarını bildirerek kendilerini
sınırlamışlardır[28].
Bu kanunla aynı zamanda daha önceden yapılmış bulunan gen
testlerinin de sigorta sözleşmesinin yapılması
sırasında sigortacıya bildirilmeyeceği hükme
bağlanmıştır[29].
Bir görüşe göre[30],
bu hüküm, bütün sigorta çevresini olumsuz etkileyecektir. Zira genom
analizlerinden olumlu bir sonuç elde eden sigorta ettiren, bu sonuçları
kullanarak prim indirimi sağlayamayacaktır. Ayrıca genom analizi
yaptırmış bir kimsenin bu sonuçları bildirmeyerek
taşımış olduğu yüksek riskleri sigortacıya
satabilme imkanına kavuşacaktır. Bunun sonucu ise prim ve riziko
adaleti sigortacı aleyhine bozulacaktır. Yakın bir gelecekte
insanların sadece genom analizlerine göre sigorta yaptırması ve
sadece analiz sonuçlarına göre bazı rizikolar için sigorta
yaptırmaları beklenebilir. Sigortacının riziko-prim
dengesini ayarlayamaması halinde, primlerin artması da normaldir.
3. Katı Düzenlemeler
Bu sistem dünyada genom analizleri konusunda uygulanan en katı
sistemdir. Buna göre, sigorta şirketleri, sigorta sözleşmesinin
yapılmasında genom analizlerini isteyemeyecekleri gibi, sigorta
primlerinin hesaplanmasında da kullanamazlar.
a. ABD
ABD'de
grup halinde sigortaya başvuran insanlar arasında genetik testlerin
sonuçlarına bakarak ayrım yapılmasını engelleyen
federal yasalar çıkarılmıştır.
Clinton Hükümeti sigorta şirketlerine genetik test yaptırma
yasağı getirmiştir. Ayrıca Federal Hükümet de personel
alırken ya da işten çıkartırken genetik test
yaptıramamaktadır. Bu uygulamanın, özel sektör işyerlerine
yönelik olarak genişletilme eğiliminde olduğu da görülmektedir.
Şu anda ABD'nin otuz dokuz eyaletinde genetik testlere dayanarak sigorta
poliçesini düzenlemek; on beş eyalette de genetik testlerden elde edilen
sonuçlara göre işten çıkartmalar yasaklanmıştır. Ne
var ki yasalardaki açıklardan yararlanan işveren ve
sigortacılar, genetik testleri gizliden gizliye incelemeyi sürdürmektedir.
ABDde genom analizinin sigorta hukukunda kullanılması ile ilgili
herhangi bir yeknesak hüküm bulunmamaktadır. Buna karşın
Kaliforniyada sigorta sözleşmelerinin yapılmasında genetik
tespitlerin kullanılması Kanunla yasaklanmıştır[31].
Önleyici ve genetik testler için sigorta alanında tam bir istisna
verilmemektedir. Buna karşın sigortacının bu tür testleri
istemede tam bir serbestiye sahip olduğu düşüncesi de ileri
sürülmektedir.
Herşeyden önce dilekçe sahibi bu testleri yazılı olarak
onaylamalıdır. Böyle bir onaya bu testin kapsamı, amacı,
kullanılma ihtimali bulunan alanlar, sonuçların anlam ve önemi
aynı zamanda da test sonuçlarının güven çerçevesinde
kullanımını kapsayan bir açıklama eklenmelidir.
b. Avusturya
Avusturyada gen araştırmaları, 12 Temmuz 1994 tarihli bir
Gen Teknolojisi Kanunu ile düzenlenmiştir. Bu Kanunun 67. maddesine göre
işverenler ve sigortacıların gen analizlerini sigorta
ettrenlerden ve işçilerden almaları, toplamaları ve talep
etmeleri yasaklanmıştır[32].
c. Belçika
Belçika sigorta hukukunda konu özel olarak düzenlenmiştir. Burada
Haziran 1992 tarihinde Sigorta Sözleşme Kanununda genetik verilerin
sözleşme öncesi bildiriminin ilke olarak talep edilemeyeceği hükme
bağlanmıştır. Burada genetik test sonuçları için tek
istisna, başgösteren hastalıklardır[33].
d. Fransa
Fransada bir kişinin özelliklerini ortaya çıkaran
araştırmaları yasaklayan bir kanun hükmü bulunmaktadır. Bu
yasağın istisnalarını yine sadece Kanunlarda sayılan
ilmi ve tıbbi nedenler oluşturmaktadır[34].
Fransada benzeri bir tartışma HIV virüsünün bulaşıp
bulaşmadığını tespit için gerekli tıbbi testlerin
sigortacı tarafından talep edilmesinde
yaşanmıştır. Bugün gelinen noktada sigortacının
söz konusu testleri yaptırabilmesi için bir takım şartlar
konulmuştur. Bunlar, riziko şahsının onayı, bir doktorun
bu testi talep etmesi, testin komple bir tıbbi muayene çerçevesi içinde
yapılması ve sırların saklı tutulmasıdır.
Ayrıca sigortacılar, özel hayatın gizliliği çerçevesinde
riziko şahsının cinsel hayatına dair soru
sormamasını da taahhüt etmektedirler[35].
1. Tam Serbestiyet
Bu sistemi uygulayan ülkelerde genom analizlerinin sigorta
sözleşmelerinde kullanımı serbesttir. Sigortacı,
üstlendiği rizikonun mahiyetini bilebilmesi ve onu primlendirebilmesi için
sigorta ettiren veya riziko şahsından genom analizi sonucunu
isteyebilir. Bu sonuçlara göre sigorta sözleşmesi yapmak ve primin
miktarını tespit etmek noktasında tam bir serbestiyete sahiptir
(Laissez-Faire). Bu sistemin uygulndığı ülkelere Avrupa
Birliği ülkeleri içinde İrlanda ve Portekiz, dünyada da Avusturalya
ve Kanada örnek olarak verilebilir[36].
2. Gönüllülük Esasına Dayalı Sınırlamalar
Bu sistemin uygulandığı ülkelerde sigortacılar herhangi
bir kanuni zorlama bulunmaksızın kendilerini
sınırlayıcı uygulamaları taahhüt etmektedirler.
Sigorta sözleşmelerinin yapılmasında genom analizlerini ön
şart olarak ileri sürmeyecekleri ve primlerin hesaplanmasında göz
önünde bulundurmayacaklarını açıklamaktadırlar. Bu tür bir
kendini sınırlandırma uygulamasına Almanya örnek olarak
verilebilir.
Almanyada, şahıs sigortalarında genom analizlerinin
kullanılması konusunda şimdiye kadar bir kanuni düzenleme
bulunmamaktadır. 1988 yılında Alman hayat ve hastalık
sigortacıları, genom analizlerinin sonuçlarına göre sigorta
sözleşmeleri yapmayacaklarını açıklayarak kendilerine bu
konuda bir sınırlama getirmişlerdir. Alman Sigorta Denetleme
Organıda şimdiye kadar bu sınırın ihlal
edildiğini tespit etmemiştir[37].
Alman hukukunda genom analizlerinin, sigorta sözleşmelerinde
kullanılıp kullanılmayacağı konusunda ileri sürülen
görüşlerin zikredilmesi gerekmektedir. Bir görüşe göre[38]
genom analizleri hastalık sigortalarında caiz olmalıdır;
zira talep edilen sigorta primleri içinde hastalık rizikosunun
yansıması bulunmaktadır. Bu sigorta türü, saf bir riziko
sigortası türü olup, bir sermaye toplama karakteri göstermez. Buna
karşın genom analizi, sigorta ettirenin yaşlılık
güvencesine sahip olduğu normal bir hayat sigortasının
fonksiyonuna aykırıdır. Fakat bu düşünceye her iki sigorta
türü için de sigortacının, sigorta sözleşmesi öncesi ve
halihazırdaki hastalıklarını öğrenebilme imkanı
dolayısıyla itiraz edilmektedir[39].
Bu bilgi vermenin temeli, kişinin kendi kişisel verilerinin kaderini
tayin hakkının ihlalinde bulunmaktadır. Bir işyerine
başvuruda olduğu gibi, iş başvurusunun reddedileceği
endişesi ile genetik bilgilerin yanlış verilmesi halinde uygun
olmayan veriler de ortaya çıkmaktadır. Genom analizi, hastalık
riskinin büyük bir olasılık olduğu hallerde dahi genetik bir ön
hüküm veya ayıplama olabilir. Bu son halde insanlık onuruna bir
aykırılık bulunmaktadır[40].
Çalışma gruplarının bu konuda sunmuş
oldukları raporlarda verilen görüşler şu şekilde
özetlenebilir:
a. Gen Teknolojilerinin Risk ve Şansları Soruşturma
Komisyonu
1987 yılında Soruşturma Komisyonunun Raporunda temsil
edilen görüşe göre sigorta ettirenin gelecekteki sağlık durumunu
tespit eden genom analizleri sigortada riziko
farklılaştırılmasında ve sözleşmenin
yapılmasında ön şart olarak kullanılamamalıdır.
Şayet bu tür genom analizleri sözleşme öncesi sigorta ettiren kimsede
mevcut ise bu durumda bunlar sadece başgösteren bir hastalık
dolayısıyla veya bir takım önlemlerin alınması
gerektiği takdirde talep edilebilir. Fakat tahmine dayanan ve tam emin
olunamayan veriler hakkındaki analizler sigortacıya verilmemelidir.
Bu bilgilerin işletim amacına uygun kullanılacağı da
sigorta denetim organına garanti edilmelidir. Komisyon bunlardan
başka Sigorta Sözleşme Kanununda bu konuda bir değişiklik
yapılmasını da önermektedir[41].
b. Özel Sigortada Genom Analizlerinin Kullanılması
Karşısında Federal Meclisin Kararı (Eylül 2000)
Federal Meclisin Kararında bir Kanun taslağı
yapılması ve bu Kanunun içinde konuyla ilgili özel hükümlerin
bulunması dile getirilmiştir. Bu Karara göre, sigortacıya,
sigorta sözleşmesi yapmasının ön şartı olarak sigorta
ettiren kimseden genom analizi istenmesi yasaklanmalıdır.
Sigortacı, sigorta ettireni veya bir başka nedenle
yapılmış olan ve doktorun sır saklama mükellefiyetinde
bulundurduğu genom analiz sonuçlarını, genetik duruma göre
sorgulama yetkisine sahip olmamalıdır.
Sadece özellikle sigorta sisteminin kötüye kullanılmasının
önüne geçilmesi gibi çok sıkı şartlar altında istisnalar
öngörülmüştür[42].
c. Federal Sağlık Bakanlığı Sağlık
Politikası Etik Kurulunun Görüşü
1999 yılının Eylülünde Federal Sağlık
Bakanlığı bünyesinde, 13 kişilik doktorlar, hukukçular ve
ilahiyatçılardan oluşan Etik Kurulu oluşturulmuştur. Bu
Kurul, Bakanlığın danışma organı olarak görev
yapmaktadır.
Bu kurulun görüşüne göre sigortacı bu testlerin
sonuçlarını ne isteyebilir ve ne de başka bir şekilde
kullanabilir. Sigorta ettirenin, böyle bir testi ve sonuçlarını daha
önceden bildiği haller ve kanun tarafından tayin edilen yüksek bir
sigorta bedelinin aşıldığı sigortalarda[43]
sigortacı tarafından sözleşme öncesi yöneltilen soru listesi
içinde bulunuyorsa bunlara cevap verme yükümlülüğü bulunmalıdır[44].
Sigorta şirketleri, sigortalılara ait bilgileri otomatik olarak
sınıflandıracaklarından dolayı tahmini, güvenilir
olmayan ve yoruma ihtiyacı olan genetik bilgilerin görünürdeki olaylar
için bir delil olmaksızın kullanılmasından
korkulmaktadır. Bu şekilde elde edilen ve tasbif edilen verilere göre
bütün halk gruplarının daha önceden sigorta edilenlerin riziko
verilerine göre ayrılması ve sınırlanması tehlikesi de
mevcuttur. Hamburg Veri Koruma Görevlilerine göre, sigorta ettiren ancak
sözleşmenin kurulması öncesi tedavi edilemeyen bir
hastalığını öğrendiği genom analizlerini
sigortacıya vermeye zorlanabilir[45].
Rheinland-Pfalz Bakanlık Komisyonu, hiç bir şekilde genom
analizinin sigorta sözleşmesinin akdinde bir ön şart olarak
koşulmasını tecviz etmemektedir[46].
Sigorta ettiren, genom analizi verilerini ancak güvenilir bir tıbbi
teşhise göre öngörülebilir bir süre içinde ağır bir
hastalığı beklediği takdirde bildirmek zorundadır[47].
Şayet sigorta sektörü, genom analizlerinden kaçınmaz ise bu takdirde
kanun koyucu genom analizleri verilerinin sigorta sözleşmesinin akdinden
önce alınması ve kullanılmasını
yasaklamalıdır[48].
Kişisel özgürlüğün korunabilmesi için uluslararası
enstrümanlar denildiğinde, Avrupa İnsan Hakları
Konvansiyonu-AİHK (Europaeischen
Menschenrechtskonvantion) akla gelmektedir. AİHKnın 14. maddesinde
kapsamlı bir ayrım yapma yasağı düzenlenmiştir.
Burada cinsiyet, ırk[49],
renk, dil, din, politik veya diğer görüşler, ulusal veya sosyal
menşe, herhangi bir azınlık mensubiyeti, mal, doğum veya
diğer statü ayrımı bu maddede düzenlenen yasak
kapsamındadır.
Sadece son bahsedilen iki husustan yola çıkılarak kestirme bir
sonuca ulaşılabilir. AİHK m. 14de doğum
ayrımından bahsedilmesi her şeyden önce evlilik
dışı doğumlar için özel bir öneme sahiptir. Bu manada
düşünüldüğünde doğum özelliğinin genetik yapıyı
kapsamayacağı sonucuna ulaşılır. Ancak genetik
yapı ve özellikler maddede bahsedilen diğer statü kavramı
altında mütalaa edilmektedir[50].
Konu, ayrıca Avrupa Birliği Sözleşmesinin 47 ve 55.
maddeleri açısından da incelenmelidir. Bu hükümlere göre,
ortaklık içinde mal ve hizmetlerin serbest dolaşımı
sağlanmalıdır. Bu açıdan genom analizleri hakkında bir
yeknesaklığa ulaşılmış değildir. Üye
ülkelerde yukarda incelendiği gibi farklı düzenlemeler
bulunmaktadır.
Fakat bu farklı düzenlemelerin olması da tabiidir. Zira Avrupa
Birliği Sözleşmesinin 153. maddesi uyarınca tüketicinin
korunması, insan onurunun sağlanması (Temel Haklar
Şartı m. 1), sigorta ettirenin özel hayatının
gizliliğinin korunması(Temel Haklar Şartı m. 7),
kişinin kendi kişisel verilerinin kaderini tayin ve kişisel
verilerin korunması amacı (Temel Haklar Şartı m. 8) ve
genetik ayrım yapma yasağına dikkat edilmesi gereklidir[51].
Avrupa Konseyinin 4.4.1997 tarihli İnsan Hakları ve Biotıp
Hakkında Konvansiyonu bu konuda ilk hukuki dokümanı
oluşturmaktadır[52].
Bu konvansiyon, gen testlerinin sonuçlarının kullanımında
ayrıntılı bir düzenleme getirmektedir.
Bu konvansiyonun amacı, bütün insanlığın
hayatının ve onurunun korunmasıdır. Ayrıca biyoloji ve
tıp uygulamaları bakımından temel hak ve özgürlüklerin
korunması ve ayrımın engellenmesi hedeflenmektedir (Madde 1).
Konvansiyonun 2. maddesinde ise açık bir şekilde insan
hayatının ve onurunun, salt toplum ve bilimin menfaatlerine göre bir
önceliğinin olduğu kabul edilmiştir.
Konvansiyonun 12. maddesinde ise genom analizlerinin ve testlerinin ancak
sağlığın korunması amaçlı veya sağlık
amaçlı ilmi araştırmalarla sınırlı olarak uygun
bir genetik konsültasyon şartının sağlanması halinde
yapılabileceği belirtilmektedir. Bilhassa Konvansiyonun bu maddesinde
açık bir şekilde sağlık ve araştırma amacı
ile üçüncü kişilerin ekonomik amaçları arasında bir ayrım
yapılmaktadır.
Bu Konvansiyonun hükümlerinin Avrupa Birliğince yorumlanış
tarzına göre, özel sigortalarda gen testlerinin sağlık
amacı dışında kullanılması kişinin özel
hayatına bir tecavüz ve insan hakkı ihlalidir. Bu nedenle
sigortacı hiç bir halde sigorta sözleşmesinin
yapılmasını veya şartlarının
değiştirilmesini genetik testlerin sonuçlarına bağlayamaz.
Zira hukuken caiz olmayan bir eylem, geçerli bir sözleşmenin ön
şartını oluşturamaz. Sigortacı da buna dayanarak
sözleşme kuramaz ve şartlarını değiştiremez[53].
Konvansiyonun 11. maddesinde ise sigortacının bu bilgilere
izinsiz olarak ulaşması durumu
düzenlenmiştir. Ayrıca Konvansiyonun 11. maddesinde EMRK
(AİHK)nun 14. maddesine atıf yapılarak genetik miras yüzünden
ayrım yapılması yasaklanmıştır.
V. TÜRK SİGORTA HUKUKU AÇISINDAN GENOM ANALİZLERİ
Genom analizlerinin özel sigorta sözleşmelerinde, özellikle de hayat,
hastalık ve kaza sigortalarında kullanılmasında şu
sorunların incelenmesi gerekir. İlk olarak sigortacının
sözleşme yapmasının bir ön şartı olarak genom analizi
isteyip isteyemeyeceğidir. Çözülmesi gereken bir diğer sorun ise,
genom analizini bir başka nedenle öğrenmiş olan kimsenin
bunları sözleşme öncesi bildirim görevi kapsamında sigortacıya
bildirme zorunluluğunun bulunup bulunmadığıdır.
1. Mevcut Durum
Türk sigorta uygulamasında sözleşme öncesi sigorta ettiren
kimselerden gemom analizi istenmemektedir. Ancak sözleşmenin
kurulması öncesi sigortacının sigorta ettiren kimseden veya
riziko şahsından genom analizi yaptırmasını istemesine
engel bir hükmün kanunlarda açık bir şekilde yer
almadığı da görülmektedir. Fakat kanunların her konuyu
açıkça düzenlemesi de beklenmemelidir. Kanunun açıkça
düzenlemediği hallerde de hukukçunun elinde bir takım enstrümanlar
bulunmaktadır. Bunlar, kanunun benzer düzenlemeleri, yorum, kanun
koyucunun amacı, hukukun genel ilkeleri ve nihayet hakimin hukuk
yaratmasıdır.
2. Soruna Yaklaşım
Sözleşme öncesi sigortacı tarafından genom analizinin
istenebilmesi hakkında karar vermek için bir takım konuların
açıklığa kavuşturulması gerekmektedir.
a. Gen testlerinin sonuçları, henüz bütün hastalıklar
bakımından geleceği, sigorta açısından rizikoyu kesin
olarak ortaya koymamaktadır. Yani bütün hastalıklar genetik
yapıya bağlı değildir[54].
b. Sigorta olmak isteyen kimsenin ileride meydana gelecek
hastalıklarını bilmeye ve araştırmaya zorunlu
tutulması mümkün olmamalıdır. Özellikle genom analizlerini
yaptırmaya zorlanan kimsenin bundan sonraki hayatında sadece sigorta
açısından değil, psikolojik ve sosyolojik bakımdan
hayatında büyük değişikliklerin ve çöküşlerin ortaya
çıkması muhtemeldir[55].
c. Genom analizlerinin sonuçlarının negatif çıkması
halinde kişinin bir ayrıma tabi tutulması riski son derece
yüksektir[56]. Her ne
kadar sigortacı ve aracıların müşterilerinin
sırlarını saklama yükümlülüğü bulunmakta ise de bu
yükümlülük ihlal edilmeden dahi bir takım zararların ortaya
çıkması muhtemeldir. Zira sigorta örgütlenmesi de son derece
geniş bir yapıya sahiptir ve sigorta şirketi, reasürans
şirketleri, acenteler, prodüktör ve brokerlerden oluşmaktadır.
İnsan genlerinin haritalanması anonim olmalıdır. Elde
edilen verilerin, bireysel farklılıklar, renk ve ırklardan
bağımsızlığı sağlanmalıdır. Bu
veriler, ticari amaçlar için kullanılmamalıdır. Sigorta
sektörünün bunu bilhassa ırk
ayrımında ölçüt olarak değerlendirmesine izin verilmemelidir[57].
d. Herkesin korunması gereken kendine ait bir takım gizli
alanları bulunmaktadır. Genom analizleri konusundaki
tartışmaların etrafında cerayan ettiği bir hakkın
burada ele alınması gerekmektedir. Bu hak, Alman Anayasası m. 1
ve 2de karşılığını bulmakta ve bizim Anayasamızda
ise 17. maddenin 2. fıkrasında ifade edilmektedir. Buna göre
tıbbi zorunluluklar ve kanunda yazılı haller
dışında kişinin vücut bütünlüğüne dokunulamaz,
rızası olmadan bilimsel ve tıbbi deneylere tabi tutulamaz.
Buradan bahsedilen hak, kişinin kendine ait genom yapılanmasını
bilme ya da bilmeme hakkı (Recht auf Wissen/ Recht auf Nichtwissen) olarak
da adlandırılabilir[58].
Bilme ya da bilmeme hakkının tayininde genel etik, tıp
etiği ve hukuk teorileri rol oynamaktadır.
Bilmeme hakkının amacı, kişinin geleceğini
etkileyecek olan bilgileri kişinin isteği olmaksızın
öğrenmemesini ifade etmektedir. Bu ifade, gen analizleri konusunda,
herkesin gen yapısını bilme ya da bilmeme hakkına
dönüştürülebilir[59].
Genom analizleri konusunda değişik ülkelerde çalışma
gruplarının vardığı netice de bu doğrultuda
bulunmaktadır[60].
Kişinin kendine ait verilerin kaderini tayin hakkının, özel
sözleşmelerde geçerli olmayacağı itirazı doktrinde
belirtilmektedir. Böyle bir hakkın tanınması ile daha ziyade
devlete karşı kişinin korunması amaçlamaktadır[61].
Fakat bu hakkın geniş yorumlanmasının, insan hakları
ve onurunun korunması için daha uygun olacağı
kanaatindeyim.
e. Nihayetinde sigortacılar, şimdiye kadar yapmış
oldukları riziko teftişleri ile sigorta sözleşmelerinde bulunan
rizikoyu yayabilmektedir. Kişilik haklarını ihlal eden,
kişinin geleceğini etkileyen bu tür genom analizlerinin istenmesini
haklı kılacak ve sigortacıyı mağdur eden bir durum
hali hazırda ortada bulunmamaktadır[62].
II. SÖZLEŞME ÖNCESİ BİLDİRİM GÖREVİ VE GENOM
ANALİZİ
Sigorta ettiren kimsenin daha önce bir başka nedenle
öğrenmiş olduğu genom analiz sonuçlarını sigorta
sözleşmesi yapılırken sigortacıya bildirip
bildirmeyeceği konusu, sigorta ettiren kimsenin sözleşme öncesi ihbar
yükümlülüğü ile ilgilidir. Sigortacının, sigorta sözleşmesini
yapmadan önce hangi rizikoyu taşıyacağını, rizikonun
mahiyetine göre sözleşmeyi yapıp yapmayacağını veya
taşıdığı riziko karşılığında
ne kadar prim alıp alamayacağını tespit etmesi gerekir. Bu
işlemlere rizikonun kıymetlendirilmesi ismi verilmektedir[63].
Türk Ticaret Kanununun (TTK) 1290. maddesine göre sigorta ettiren,
sözleşme yapılırken rizikonun tayini için önemli olan
hususları sigortacıya bildirmekle yükümlüdür. Önemli hususlar ise,
sigortacının sözleşme yapılırken gerçek durumu
bildiği takdirde sözleşmeyi hiç yapmamasını veya daha
ağır şartlarla yapmasını gerektirecek bütün hususlar
olarak tanımlanmaktadır[64].
Sözleşmenin daha ağır şartlarla yapılması ise
prim miktarının ağırlaşması anlamına
gelmektedir[65]. Sigorta
ettiren kimseye bir soru listesi verilmiş ise bu listenin sigorta ettiren
kimse tarafından doldurulmuş olması, görevin yerine
getirilmiş olması bakımından yeterlidir (TTK.m.1290/son)[66].
Gelecekteki haller, rizikonun gerçekleşmesi açısından
sözleşme kurulduğu sırada var olan elverişli sebep
sayılmamasına rağmen, rizikonun doğrudan bir sebebi olabilecek
mevcut haller veya bu gibi bir halin belirtileri de sözleşme öncesinde
sigortacıya bildirim yükümlülüğünün kapsamındadır[67].
Genom analizi konusundaki bir diğer problem de sigorta ettiren
tarafından sözleşmenin yapılması esnasında bilinen
genom analizleri sonucunun sigortacıya bildirilip
bildirilmeyeceğidir. Bu konuda bir görüşe göre, başka bir
nedenle sigorta ettirenin yaptırmış olduğu ve öngörülebilir
bir zaman dilimi içinde hastalığın nüksedeceği sonucunu
bildiren genom analizlerinin, sigortacıya bildirilmesi gerekmektedir[68].
Sigorta ettiren kimsenin genom analizlerinin sigortacıya ihbar görevi
kapsamında olup olmadığı konusunda birbirinden farklı
iki temel argüman burada dile getirilmelidir[69].
Bunlardan ilki kişisel hakların sigortada
sınırlanması, diğeri ise sigorta hukuku
manipülasyonlarının engellenmesidir. İlk bahsedilen argüman en
azından İnsan Hakları ve Biotıp Konvansiyonu
bağlamında etkin değildir. Konvansiyonun 2. maddesi kişilerin
hayat ve onurunu, birliklerin, şirketlerin yalın menfaatlerine üstün
tutmuştur. Burada neden sigorta menfaatinin insan hak ve onuruna üstün
tutulduğu sorunu çözümlenmelidir.
İkinci argümanda ise gen analizlerinin sonucunu bilen sigorta
ettirenin yakalanacağı hastalığı bilmesi ve bunu
sigorta ettiren kimseye bildirmesi durumunun herhangi bir ayrıma sebep
olmayacağı belirtilmelidir. Zira ayrım, eşit durumda
bulunan kimselerden birinin daha kötü bir duruma itilmesidir. Halbuki, sigorta
ettiren kimsenin genom analizlerini sigortacıya bildirmesinde böyle bir
ayrımdan bahsedilemez[70].
Riziko teftişlerinin amacından hareket eden aksi görüşlerin
de burada belirtilmesi gerekmektedir[71].
Zira riziko teftişinin tek amacı, sigortacının daha hafif
bir rizikoyu üstlenmesi değildir. Riziko teftişi ile üstlenilen
rizikoların kollektifleştirilmesi, primlerin buna göre daha az tespit
edilmesidir. Bütün bu durumlarda genom analizlerinin sigorta sözleşmesi
öncesi yapılarak ilerde yakalanılacak hastalıkların tespit
edilmesinde sigorta topluluğunu oluşturan genelin bir menfaati
bulunmaktadır. Burada sigortacının negatif genom analiz
sonuçları karşısında sigorta sözleşmesi
yapmayacağı savı da genom analizi istememeyi haklı
kılmaz. Zira sigortacının yapmış olduğu riziko
teftişlerinin olağan sonuçlarına
bakıldığında bunlardan birinin de tarafların (tabii ki
aynı zamanda da sigortacının) sigorta sözleşmesini
yapmaktan kaçınmasıdır.
Doktor muayenesi ile genom analizlerinin istenmesi
karşılaştırıldığında
sigortacının aynı amaca yönelik bir menfaati bulunmaktadır.
Sigortacının soru listesinde kişinin ailesinin geçmişini
araştırması ile, örneğin ailesinde şeker
hastalığının bulunup bulunmadığını
sorması ile genom analiz sonucunu istemesi arasında bir fark
bulunmamaktadır. Zira bu soru ile kişinin şeker
hastalığına yakalanma riski tespit edildiği gibi, genom
analizi ile de yakalanma riski yüksek bazı hastalıklar tespit edilmek
istenmektedir[72].
Ayrıca daha iyi bir riziko tahlili imkanı ve daha adil bir riziko
tarifesinin hazırlanmasına da elverişlidir[73].Fakat
bu görüşün isabetli olduğu da söylenemez. Çünkü, genom analizleri ile
diğer doktor kontrolü ve riziko teftişleri hem içerik hem de elde
edilen verilerin niteliği bakımından birbiri ile
karşılaştırılamayacak ölçüde farklıdır. Bu
veriler, kişinin geleceğini etkileyebilmekte, kişiyi sosyal ve
psikolojik açıdan çöküntüye uğratabilmektedir[74].
Genom analizleri konusunda yukarıda görüldüğü gibi birbirinden
farklı sistemler bulunmaktadır. Bazı ülkelerde genom
analizlerinin nasıl değerlendirileceği konusunda açık
hükümler bulunurken bazı ülkelerde de herhangi bir yasal düzenleme
bulunmamaktadır. Türk hukukunda genom analizleri ile ilgili olarak henüz
bir düzenleme yapılmamıştır. Türkiyede sigorta
sözleşmelerinin yapılmasında ve sigorta primlerinin
belirlenmesinde henüz genom analizleri kullanılmamaktadır. Fakat
dünyadaki gelişmelerden Türkiyenin tecrit edilmesi mümkün değildir.
Yakın bir zamanda Türkiyede de bazı alanlarda genom analizleri
kullanılabilir. Bu durumda Türkiyenin hukuki düzenlemelerin yanında
genom politikasının oluşturulmasına da gereksinimi
vardır.
Bu düzenlemede genom analizleri ile ilgili genel olarak şu
hususların gözetilmesi gerekmektedir:
1. Genom analizleri konusunda, ulusal çıkarlar doğrultusunda bir
politikanın oluşturulması gerekmektedir. Türkiyenin gen haritasının
çıkarılması halinde bunun kötü sonuçlara varacağı
aşikardır.
2. Genom araştırmalarının, insan onuru ve
saygınlığını ihlal etmeden yapılması
gerekir. Tercih edilmesi gereken değer, insan hayatı ve insan
onurudur. Salt araştırma ve salt ekonomik çıkarlar, bu temel
değere tercih edilmemelidir.
3. Genom analiz sonuçlarının kötü niyetli kişi ve
kurumların eline geçmemesi için kişisel verilerin korunması ile
ilgili özel düzenlemeler getirilmelidir. Genom analiz sonuçlarının
anonimleştirilmesi ve saklanması için bütün önlemler
alınmalıdır.
4. Genom analizlerinin yapılabileceği haller ve
yapılış tarzı mutlaka sıkı denetimlere tabi
tutulmalı ve kişinin iradesine aykırı genom analizi
yapılmasına izin verilmemelidir. Kişinin açık ve
yazılı bir onayının da alınması gerekli
olmalıdır.
Sigorta konusunda da şu hususların göz önünde bulundurulması
gerekmektedir:
1. Sigorta sözleşmesinin yapılmasında
sigortacının, sözleşmenin ön şartı olarak genom
analizlerini talep etmesi kabul edilemez. Genom analizlerinin istenmesinin
kanuni bir hükme dayanmaması halinde, Anayasada belirtilen kişinin
gizlilik hayatına bir tecavüz olduğu kabul edilmelidir.
Yapılacak düzenleme ile bu hususun sözleşme öncesi sigorta ettiren
kimse veya riziko şahsından istenebilmesi engellenmelidir. Buna
aykırı sözleşme yapılması hali ayrıca
yaptırıma tabi tutulmalıdır.
Sigorta sözleşmesinin yapılmasında genom analizlerinin
sözleşmenin ön şartı olarak istenemeyeceği genel bir kural
olmalıdır. Bunun yanında tedavi edilebilen ve genom analizi
sonucunda kesin olarak teşhis edilebilen hastalıklar için istisna da
tanınmalıdır.
2. Sözleşmenin kurulmasından önce sigorta ettirenin bir
başka nedenle yaptırmış olduğu genom analizlerinin
sigorta ettiren kimsenin bildirim görevi içinde değerlendirilebilmesi için
bu analizlerin mutlaka tahmin edilebilir bir gelecekte belirli bir
hastalığın işareti olması şart
koşulmalıdır.
3. Sözleşme öncesi başka bir nedenle yaptırılan genom
analizi sonucu, yakın bir hastalık belirtisini kesin olarak
gösteriyor ise, sigortacının soru listesine söz konusu genom analizi
ile ilgili soruları koyabilmesi gerekir. Bu takdirde dahi bu bildirimin
nasıl yapılacağı, verilerin nasıl muhafaza
edileceğine dair şartlar açıkça belirtilmelidir. Bu şartlar
içinde şu hususlar, açıkça belirtilmelidir:
a. Sigortacıya verilen bu
bilgilerin başka bir kuruluşa hiç bir nedenle ve şekilde
verilmemesi gerekir. Genom analizine dair bu veriler sigortacı bünyesinde
özel bir şekilde korunmalıdır.
b. Sigortacıya bildirilen verilerin yetkisiz kimselerin eline geçmesi
halinde sigortacı için özel bir cezai sorumluluk öngörülmelidir. Sigorta
ettiren kimsenin muhtemel maddi ve manevi zararları için tazminat
hakkı da saklı tutulmalıdır.
c. Sigorta sözleşmesi süresinin bitiminde kişilere ait bu veriler
imha edilmelidir. Sigortacının ancak genom verilerini
anonimleştirmesi halinde saklayabileceği belirtilmelidir.
4. Şimdiye kadar ülkemizde genom analizleri sigorta
sözleşmelerinin kurulmasında kullanılmamıştır.
Türkiyede kanuni düzenlemelerin son derece yavaş
yapıldığı bilinmektedir. Genom analizleri konusunda ülkenin
ciddi bir politikası bulunmamaktadır. Bu nedenle sigorta ve reasürans
şirketleri, Almanya örneğinde olduğu gibi, bir araya gelerek
kanuni boşluğu, insani ölçüler çerçevesinde doldurabilir ve
kendilerini sınırlayabilirler.
5. Nihayet, Türkiyede yapılacak olan sigorta sözleşmelerinde
genom analizlerinin kullanımı Sigorta Denetleme Kurulu
tarafından engellenebilir ve çerçevesi belirlenebilir. Bu çerçevenin
belirlenmesinde insan hakları, etik, sigorta sözleşmesinin
amacı, genom analizi sonucunda ortaya çıkacak psikolojik ve
sosyolojik durumlar gibi ilgili bütün bakış açılarının
dikkate alınması gerekir.
* A.Ü. Erzincan
Hukuk Fakültesi Öğretim Üyesi
[1] Bu noktada
büyük divan şairi Şeyh Galibin ifadesi hatırlanmalıdır:
Hoşça bak zatına
ki zübde-i alemsin sen (Kendine iyi bak, zira sen alemin çekirdeğisin).
[2] Bkz.
Tanrının dilini öğrendik, Hürriyet Gazetesi 27 Haziran 2000;
aynı haberde İngiltere Başbakanı Blair ise bu konuda Bu, 21. yüzyılın en büyük zaferi
sözlerini sarfetmiştir.
[3] Michael
SCHRÖDER: Gentechnologie, Chancen und Risiken-eine Besprechung, MDR
(Monatschrift für Deutsches Recht) 1986, s. 720.
[4] Teknik
ayrıntılar için bkz. Arif SARSILMAZ: Çeşitli Yönleriyle
İnsan Genom Projesi, www.sizinti.com.tr/konular/01/haziran/genom.html;
Gen Haritası, www.genetikbilimi.com/genbilim/genharitasi.htm;
bu yazıda ayrıca Walter GILBERTin proje hakkında şu ilginç
sözleri nakledilmektedir: İnsan olmanın ne anlama geldiği
böylece anlaşılacak.
[5] Prof. Dr.
Beyazıt ÇIRAKOĞLU ise araştırmaların sonuçlanması
için daha uzun bir süre, 20-25 yıllık bir zaman dilimi öngörmektedir
(bkz. NTV Sağlık Raporu, Tele Tıp ve İnsan Projesi,
2.1.2001, www.ntvmsnbc.com/news/127772.asp);
buna karşın Prof. Dr. Arif SARSILMAZ ise bu projenin üç yıl
içinde tamamlanacağını bildirmektedir (bkz. SARSILMAZ, www.sizinti.com.tr/konular/01/haziran/genom.html).
[6] Bu konuda bkz. Ahmet İNAM, s. 53. Gen araştırmalarının kronolojik bir
sıralaması için bkz. Talin SUCUYAN: Terfi ve İşten
Çıkarmada Genetik Test, 30.03.2001, www.bianet.org/diger/arastirma1457.htm.
[7] Bu konuda bkz.
Andreas SPICKHOFF: Medizin und Recht zu Beginn des neuen Jahrhunderts, Die Entwicklung
des Medizinrechts 2000/2001, NJW (Neue Juristische Wochenschrift) 2001, s.
1766; Bu konuda ilginç bir haber için bkz. Yabancı Basından Haberler:
Gen Teknolojisi, Reasürör, Ekim 2000, s. 52 vd.
[8] İNAM, s. 53, 54.
[9] Jürgen SIMON:
Genomanalyse-Anwendungsmöglichkeiten und rechtlicher Regelungsbedarf, MDR
1991, s. 8.
[10] SIMON, s. 9.
[11] SUCUYANın
naklettiği araştırma sonuçlarına göre bu oran ABDde orta
ve küçük ölçekli şirketlerin % 30u terfi ve işten çıkarmalarda
gen testlerinden yararlanmaktadır (bkz. Talin SUCUYAN: Terfi ve
İşten Çıkarmada Genetik Test, 30.03.2001, www.bianet.org/diger/arastirma1457.htm).
[12] M. Yaşar
DURUKAN: Abi sen defolu çıktın, sigorta yapmıyoruz!, Aksiyon
Dergisi, Ekim 2001, Sayı 357 (www.aksiyon.com/2001/357).
[13] DURUKAN, Aksiyon
Dergisi, Ekim 2001.
[14] Michael
SCHWEITZER/Martin SELMAYR/Hans-Georg KAMANN/Sabine AHLERS: Gutachten
Gesetzgebungskompetenzen der Europäischen Gemeinschaft im Bereich Humangenetik
und Fortplanzungsmedizin, www.uni-passau.de/cep/links/Daten/Humangenetik.pdf,
s.10
[15] SIMON, s. 9.
[16] Peter PRAEVE: Das Recht des Versicherungsnehmers auf
gen-informationelle Selbstbestimmung, MDR 1992, s. 279.
[17] PRAEVE, s. 279.
[18] Geniş
açıklamalar için bkz. Rayegan KENDER: Türkiyede Hususi Sigorta Hukuku,
İstanbul 2001, s. 1-5.
[19] M. Yaşar
DURUKAN: Abi sen defolu çıktın, sigorta yapmıyoruz!, Aksiyon
Dergisi, Ekim 2001, Sayı 357 (www.aksiyon.com/2001/357).
[20] Burada
yakın zamanda Türkiyede yaşanan bir olaya değinmek
gerekmektedir. Dr. Babunaya ilik naklinin yapılabilmesi için açılan
kampanyaya binlerce Türk vatandaşı katılmış, genom
analizlerinin yapılabilmesi için gerekli olan kan ve ilik örnekleri
verilmiştir. Bunların tahlilinin Türkiyede
yapılamayacağı nedeniyle alınan örnekler
yurtdışına çıkarılmıştır. Bir çok ilde
açılan bu kampanyalar sonucu elde edilen verilerin değerlendirilmesi
halinde Türkiyenin gen haritasının çıkarılabilecektir. Bu
verilerin kötüye kullanımı, satılması ve haksız kazanç
sağlanılması pekala mümkündür.
[21] Reinhard DAMM:
Praediktive Medizin und Patientenautonomie, Informationelle
Persönlichkeitsrechte in der Gendiagnostik, MedR 1999, s. 443.
[22] HGAC (Hrsg.), The Implications of Genetic Testing for Insurance
Dezember 1997 (SPRANGERden naklen, dn. 27).
[23] PRAEVE, s. 279.
[24] Friedrich
BREYER: Optionen für die Regulierung von Gentests im
Versicherungswesen-ökonomische Bewertung und auslaendische Erfahrungen,
Vortrag auf dem Seminar der GeneralCologne Re über Genetik in der Lebens- und
Krankenversicherung, Köln 17.5.2001 (www.europarl.eu.int/comparl/tempcom/genetics/contributions/contri_breyer.pdf),
s. 6.
[25] Marion MORGNER:
Grossbritannien: Versicherungen dürfen Gentest verlangen, 17.10.200, www.bioweb.ch/news/1968.
[26] BREYER, s. 5.
[27] Jan von OVERBECK/Beatrice
Baldinger PIROTTA: Die Gefahrengemeinschaft, Magazin Unizürich 2000,
Sayı 2, s. 52.
[28] OVERBECK/PIROTTA, s. 54.
[29] Geniş
açıklama için bkz. ,Gendiagnostik-Gesetz: Diskriminierung von
'schlechten' Genen untersagt! www.bioweb.ch.
[30] OVERBECK/PIROTTA, s. 54.
[31] Mathias
SPRANGER: Praedektive genetische Tests und genetische Diskriminierung im
Versicherungswesen, VerR (Versicherungsrecht) 2000, s. 815 vd.
[32] Gudrun
REICHENBERG: Gentechnologie und Versicherungsmärkte: Überlegungen aus Sicht
der Versicherungsaufsicht, die Informationen vom Bundesaufsichtsamt für das
Versicherungswesen in Deutschland, Berlin 12 Februar 2001, s. 5 (www.spdfraktion.de/pa/wag/rem/bav_gentests_undversicherungswesen22001.pdf),
s. 2.
[33] REICHENBERG, s.
3.
[34] REICHENBERG, s.
3.
[35] Samim ÜNAN:
Hayat Sigortası Sözleşmesi, İstanbul 1998, s. 190.
[36] BREYER, s. 6.
[37] Gudrun
REICHENBERG: Gentechnologie und Versicherungsmärkte: Überlegungen aus Sicht
der Versicherungsaufsicht, die Informationen vom Bundesaufsichtsamt für das
Versicherungswesen in Deutschland, Berlin 12 Februar 2001, s. 5 (www.spdfraktion.de/pa/wag/rem/bav_gentests_undversicherungswesen22001.pdf);
BREYER, s. 6.
[38] Erwin DEUTSCH:
Die Genomanalyse: Neue Rechtsprobleme, ZRP 1986, s. 3; Sigorta hukukunda
genom analizlerinin kullanılabileceğine dair argümanlar için bkz.
Egon LORENZ: Zur Berücksichtigung genetischer Tests und ihrer Ergebnisse beim
Abschluss von Personenversicherungsverträgen, VersR (Versicherungsrecht) 1999,
s. 1309 vd.
[39] HIRSCH/EBERBACH,
s. 380; fakat van den Daele tehlikenin önceden tespit edilip edilmediğine
göre bir ayrım yapma eğilimindedir (bkz. s. 138 vd).
[40] SIMON, s. 12.
[41] REICHENBERG, s.
5.
[42] REICHENBERG, s.
6.
[43] Almanyada hayat sigortaları için böyle bir değer konulmuştur.
[44] REICHENBERG, s.
6.
[45] SIMON, s. 12.
[46] Zweiter Bericht
der interministeriellen Kommission (1989), S. 45.
[47] EBENDA, s. 47.
[48] In-Vitro-Fertilisation,
Genomanalyse und Gentheorie: Bericht der gemeinsamen Arbeitsgruppe des
Bundesministers für Forschung und Technik und des Bundesministers der Justiz
(Hrsg. Der Bundesminister für Forschung und Technologie, Bonn), München 1985,
S. 39; Arbeitskreis Christlich-Demokratischer-Juristen (BACDJ), Leitsätze zur
Genomanalyse, Teil 4, These 10 und 11, in: Rechtspolitische Grundsätze von CDU
und CSU zur Gentechnik am Menschen (Hrsg. Heinz Seesing), Frankfurt/M., München
1988, S. 105 und 107.
[49] Aslında
ırk ayrımı ile de genom anlizlerinin
ilişkilendirilmektedir. Amerikada Ulusal Sigorta Komisyonerleri
Birliği (National Association of Insurance Commissioners-NAIC) ırklar
arasında farklı prim ödenmesi dolayısıyla ülke çapında
bir soruşturma başlatmış ve ırk
ayrımını kesin bir şekilde ortadan kaldıran bir karar
almıştır. Bu olayda ileri sürülen iddialardan biri de siyahlarda
beyazlara göre daha kısa bir ömür beklentisidir Bkz. Yabancı
Basından Haberler: Sigortacılıkta Irk Ayrımı,
Reasürör, Ocak 2001, s. 38.
[50] FROWEIN/PEUKERT:
EMRK 2. Aufl. 1996 Art. 14 Rdn. 48
[51] SCHWEITZER/SELMAYR/KAMANN/AHLERS,
s. 79, 80.
[52] Directorate of Legal Affairs (Hrsg.), Explanatory Report to the
Convention for the protection of human rights and dignity of the human being
with regard to the application of biology and medicine: Convention on human
rights and biomedicine Mai 1997 Nr. 84.
[53] Directorate of Legal Affairs, Nr. 86.
[54] SPRANGER, dn.
27; OVERBECK/PIROTTA, s. 53.
[55] Von Bruno
STAFFELBACH: Genanalyse
vom Labor in die Lebenswelt, Magazin Unizürich 2000, s. 8. REICHENBERG, s. 10.
[56] REICHENBERG, s.
10.
[57] 44. Dünya
Tabipler Birliği Genel Kurulu, Dünya Tabipler Birliği Bildirgesi,
İnsan Genomu Projesi, Marbella, İspanya, Eylül 1992.
[58] DAMM, s. 446;
STAFFELBACH, s. 8.
[59] Van den DAELE:
Genetische Rationalisierung und Grundrechtsschutz (Steger(Herausgeber):Die
Herstellung der Natur. Chancen und Risiken der Gentechnologie, 1985), s. 137.
[60] Örneğin
Genom analizleri konusunda oluşturulan Alman Federal ve Eyalet
Çalışma Gruplarına göre bilme hakkı olduğu kadar
bilmeme hakkı da genel kişilik haklarının içinde mütalaa
edilmelidir (Bkz. DAMM, s. 446).
[61] LORENZ, s. 1310.
[62] REICHENBERG, s.
11.
[63] Merih Kemal
OMAĞ: Türk Sigorta Hukukunda Rizikonun Ağırlaşması
Sorunu, İstanbul 1985, s. 4.
[64] KENDER; s. 182;
ÜNAN, s. 140.
[65] 11.HD.
14.2.1978, E. 237, K. 568 (KENDERden naklen, s. 182, dn. 127b).
[66] Her ne kadar bu
hüküm mal sigortası başlığını taşıyan
fasılda yer alsa da deniz sigortaları dışında bütün
sigorta türleri için geçerli bir hükümdür
(Bkz. ÜNAN, s. 141; KENDER, s. 183). Ayrıca Türk hukukunda soru listesini
tam ve doğru olarak cevaplandıran sigorta ettirenin sözleşme
öncesi ihbar görevini yerine getirmiş olduğu kabul edilmektedir (bu
konuda bkz.; Haydar ARSEVEN: Ticaret
Kanununun Sigortaya Miteallik Umumi Hükümlerinin Meydana
Çıkardığı Bazı Meseleler, Ticaret ve Banka Hukuku
Haftası, Ankara 1969, s. 211, 212, ÜNAN, s. 141; KENDER, s. 183).
[67] ÜNAN, s. 141.
[68] PRAEVE, s. 283
[69] SPRANGER, dn.
63.
[70] LORENZ, s. 1313.
[71] LORENZ, s. 1309.
[72] LORENZ, s. 1310.
[73] ALEXANDER/FISCHER:
Die neue Genetik und mögliche Auswirkungen auf die Risikoprüfung in der
Lebensversicherung VW (Versicherungswirtschaft) 91, s. 500.
[74] BREYER, s. 14.