Bu makale Erzincan Hukuk Fakültesi Dergisi’nin IV. Cildi ve 1-2. sayısında yayınlanmıştır.
YENİ ALMAN ACİZ KANUNU GENEL HÜKÜMLERİ
Çev.: Yrd.Doç.Dr. Seyithan DELİDUMAN*
Alman Federal Meclisi tarafından kabul edilen 5 Ocak 1994[1] tarihli Aciz Kanunu (Insolvenzordnung) 1 Ocak 1999’da yürürlüğe girdi. Yeni kanunu isim olarak ifade eden “Insolvenzordnung” u karşılamak üzere, hukukumuzda teknik bir kavram bulunmamaktadır. Böyle olunca, kanun henüz yürürlüğe girmeden, kanunu tanıtıcı yönde verilen konferansların yapılan Türkçe çevirilerinde “Insolvenzordnung” kavramını karşılamak üzere farklı tabirler kullanılmıştır. Yapılan çevirilerde “Insolvenzordnung”u karşılamak üzere “Külli Takip Kanunu”[2] ve “Acz Haline İlişkin Kanun”[3] tabirleri kullanılmıştır. Ancak biz “Insolvenzordnung”un, karşılığı olarak “Aciz Kanunu” kavramını kullanmanın daha uygun olacağını düşünmekteyiz[4].
Yeni Aciz Kanunu, şimdiye kadar eyaletlerde (iki ayrı kanun olarak) uygulanmakta olan 1877 tarihli iflas Kanununu (Konkursordnung), 1935 tarihli Konkordato Kanununu (Vergleichsordnung) ve 1991 tarihinden sonra iki Almanya’nın birleşmesinden sonra uygulanmakta olan Külli Takip Kanununu (Gesamtvollstreckungsordnung)[5] ortadan kaldırmış ve tüm Federal Almanya Cumhuriyeti sınırları içerisinde uygulanacak yeknesak aciz hukuku meydana getirmiştir[6].
Yeni aciz kanununun yürürlüğe girişinden itibaren, artık iki ayrı iflas ve konkordato[7] davası değil, bunların yerine (Statt Konkurs und Vergleich)[8] sadece tek bir aciz davası vardır. Bu Kanun ile amaçlanan, alacaklıların mümkün olan en iyi oranda tatmin edilmesidir. Borçlu gerçek bir kişi ise, özel tüketici aciz prosedürü ile borçlunun tüm bakiye ve borçlarından kurtulabilmesi mümkün olmaktadır[9]. Alman hukuk tarihinde, ilk kez, borçluya, kanunda belirtilen şartları gerçekleştirmek kaydıyla, tüketici aciz prosedürü çerçevesinde kendisini baskısı altında olduğu borçlarından kurtarmak suretiyle ekonomik olarak başlangıçtaki durumuna kavuşma (ekonomik olarak yeniden dirilme) şansı tanınmıştır[10]. Daha önce, bu şekilde bir borçtan kurtulma imkanı Alman Hukukunda tanınmamakta idi[11].
Tüm aciz hukuku alanında köklü değişiklikler getiren[12]
yeni aciz kanunu çok yeni olmasına rağmen[13]
birtakım eleştirilere maruz kalmıştır[14].
Yeni Kanuna yöneltilen
eleştiriler, özellikle, tüketici aciz prosedürü konusunda kanunun yapıldığı
sıradaki beklentilerin bugüne kadar gerçekleşmediği[15] ve yargılama giderlerinin fazla olduğu noktalarında
yoğunlaşmaktadır[16].
Ancak her kanunun
eleştirilere ve reform ihtiyaç ve taleplerine maruz kalma mukadderatından bu
kanunun da istisna olamayacağı dikkate alınarak, yeni aciz kanunun Almanya
sınırları içerisinde yeknesak bir uygulamayı gerçekleştirmiş olmasının yanında
iflas ve konkordato kurumlarını bünyesinde birleştirmiş olmasını bir başarı,
en azından bir reform, olarak nitelendirmek yanlış olmayacaktır.
Genel hükümler, Yeni Alman Aciz Kanununun, Kanunun
Genel Hükümlerini düzenleyen Birinci Kısmının 1 ilâ 10. maddeleri arasında
düzenlenmiştir[17]. Buna göre:
Birinci kısım: Genel hükümler
Madde 1. Aciz Prosedürünün Amacı
Aciz prosedürü, borçlunun mallarının paraya
çevrilmesi ve elde edilen paranın paylaştırılması veya bir aciz planı
çerçevesinde farklı bir düzenleme ile özellikle işletmenin ayakta kalmasını
sağlanmak suretiyle, borçlunun alacaklılarının müştereken tatminine hizmet
eder. Dürüst borçluya, kendisini kalan borçlarından kurtulma imkanı
verilmektedir.
Madde 2. Aciz Mahkemesi Olarak Sulh Mahkemesi
(1) Aciz prosedüründe, borçlunun ikâmetgahının bulunduğu yer asliye hukuk mahkemesi bölgesindeki sulh mahkemesi, aciz mahkemesi olarak münhasıran yetkilidir.
(2) Eyalet hükümetleri, amaca uygun gereklerle veya prosedürün çabuk tamamlanmasını sağlamak için, yapacağı bir düzenleme ile, diğer veya ilave bir sulh mahkemesini aciz mahkemesi olarak belirlemeye ve aciz mahkemelerinin yetki çevresini tespit etmeye yetkilidir. Eyalet hükümetleri bu yetkiyi eyalet adalet idarelerine bırakabilirler.
Madde 3. Yer İtibariyle Yetki
(1)
Borçlu hakkındaki genel yetkili mahkeme aciz mahkemesi olarak yer itibariyle
münhasıran yetkilidir. Borçlunun bağımsız ekonomik faaliyetlerinin ağırlık
noktası bir başka yerde bulunuyor ise, bu durumda o yerde bulunan aciz
mahkemesi münhasıran yetkilidir.
(2) Birden fazla mahkemenin yetkili olması durumunda, aciz prosedürünün ilk olarak açıldığı mahkeme yetkili olup, diğerleri yetkisizdir.
Madde 4. Usul Kanunu Hükümlerinin Uygulanması
Aciz prosedürü için, kanunda başkaca bir düzenleme bulunmadığı durumlarda Usul Kanununun uygun (ilgili) hükümleri uygulanır.
Madde 5. Yargılama Esasları
(1) Aciz mahkemesi, aciz davasıyla ilgili önemli bütün hususları resen araştırır. Bu amaca yönelik olarak tanık ve bilirkişiye başvurabilir.
(2) Mahkeme duruşma yapmaksızın karar verebilir. Duruşma yapılırsa Usul Kanunun 277, III, c. 3 hükmü uygulanmaz.
(3) Sıra cetveli ve listeler mekanik olarak hazırlanıp düzenlenebilir.
Madde 6. Acele Şikayet
(1) Aciz mahkemesinin kararları, yalnızca bu kanunda acele şikayetin öngörüldüğü hallerde, kanun yoluna tabidir.
(2) Şikayet süresi kararın tefhiminden, tefhim edilmemişse tebliğinden itibaren başlar. Aciz mahkemesi şikayeti karara bağlayabilir.
(3) Asliye hukuk mahkemesinin şikayet hakkındaki kararı, kesinleşmesiyle birlikte sonuç doğurur. Bununla birlikte asliye hukuk mahkemesi kararın derhal sonuç doğurmasını da kararlaştırabilir.
Madde 7. Diğer Şikayetler
(1) Asliye hukuk mahkemesinin kararına karşı, eyalet yüksek mahkemesine, kararın kanunu ihlal etmesi ve içtihat birliğinin sağlanması için kararın yeniden incelemesi gereği halinde dilekçe ile, diğer acele şikayette bulunulabilir. Talebin kabulü için, Usul Kanunun müteakip acele şikayet ileri sürülmesi hakkındaki kanunun ihlal edilmesinin incelenmesiyle ilgili 550, 551, 561 ve 563. maddeleri hükümleri burada da geçerlidir.
(2) Eyalet yüksek mahkemesi, aciz hukukuna ilişkin diğer şikayetler hakkındaki kararında, başka bir eyalet yüksek mahkemesinin bu şikayetler hakkında verdiği kararından sapmak (ayrılmak) isterse, şikayeti federal mahkemeye sunmak zorundadır. Konuya ilişkin federal mahkemenin daha önceden verdiği bir karar varsa ve eğer eyalet yüksek mahkemesi bundan sapmak isterse, aynı durum geçerli olur. Emsal karar, şikayet edenin iddiaları da eklenerek gerekçelendirilir.
(3) Bir eyalette birden fazla eyalet yüksek mahkemesinin bulunması halinde, aciz konularında kaza mercilerinin görüş birliğine, özellikle, içtihat birliğini sağlamaya hizmet ettiği sürece, eyalet hükümeti yapacağı düzenleme ile, acze ilişkin diğer şikayetler hakkında karar verme yetkisini eyalet yüksek mahkemelerinden birisine veya en yüksek eyalet mahkemesine verebilir. Eyalet hükümetleri bu yetkiyi eyalet adalet bakanlığına bırakabilirler. İkinci fıkra hükmü saklıdır.
Madde 8. Tebligat
(1) Tebligat resen posta aracılığıyla gerçekleştirilir. Tebliğ evrakının tasdik edilmesine gerek yoktur.
(2) İkametgahları bilinmeyen şahıslara tebligat yapılmaz. Bu kişilerin tebligatı almaya yetkili bir temsilcisi varsa tebligat bu temsilciye yapılır.
(3) Aciz mahkemesi tebligat yapmak üzere aciz idarecisini görevlendirebilir.
Madde 9. Resmi İlan
(1) Resmi ilan, mahkemenin resmi ilanları için tayin edilen bültende yayınlanma ile gerçekleşir; yayın özet olarak yapılabilir. İlanda borçlu tam olarak tanıtılmalıdır, özellikle adresi ve yaptığı iş belirtilmelidir. İlan, yayımı takip eden iki gün geçtikten sonra sonuç doğurur.
(2) Aciz mahkemesi yeni bir ilan yapabilir veya ilanı tekrarlayabilir.
(3) Kanun resmi ilanın yanında özel bir tebliğ şekli öngörmüş olsa bile, tebligatın bütün ilgililerine yapıldığının ispatı için resmi ilan yeterlidir.
Madde 10. Borçlunun dinlenmesi
(1) Bu kanunun borçlunun dinlenmesini öngördüğü
hallerde, eğer borçlu yurt dışında ikamet ediyor ve dinlenmesi yargılamayı
aşırı geciktirecekse veya borçlunun ikametgahı bilinmiyorsa dinlemeden sarfı
nazar edilebilir. Bu durumda borçlunun temsilcisi veya yakını (aile ferdi)
dinlenmelidir.
(2) Borçlunun gerçek kişi olmaması halinde borçluyu temsile yetkili olan veya ona iştirak eden şahısların dinlenmesi hakkında 1. fıkra hükmü geçerlidir.
* A.Ü. Erzincan Hukuk Fakültesi Medeni Usul ve İcra İflas Hukuku Öğretim Üyesi.
[1] BGBl. I s. 2866
vd.
[2] Yıldırım, N.D.,
Federal Alman Cumhuriyetinde Yeni Külli Takip Hukuku-Ağırlık Noktaları ve
Temel Esaslar- [(Hans Friedheim Gaul’ den Çeviri): İstanbul Üniversitesi Hukuk
Fakültesi Mecmuası, 1995-1996, C. LV, S. 1-2, s. 465].
[3] Stallman, C.,
Einführung in das neue Insonvenzrecht (Çev.:Tercan, E., : Ankara Üniversitesi
Hukuk Fakültesi Dergisi, 1996, C. 45, S. 1-4, s. 413). Yazar bu tabirin kullanmasının
sebebini şu şekilde izah etmektedir: “Bu kanun ile, ödeme güçlüğü içine düşen
borçlunun, bu durumdan kurtarılıp, iyileştirilmesi (Sanierung), bu mümkün
olmazsa, malvarlığının tasfiyesi (Liquidation) öngörülmektedir. Alman
hukukunda, her iki durumu da ifade edecek şekilde “Insolvenz” kavramı
kullanılmıştır. Hukukumuzda, benzer teknik bir kavram bulunmadığından, her iki
durumu da ifade etmek üzere, “Insolvenzordnung” kavramını, iflas kanunu ile de
karıştırmamak için “Acz Haline İlişkin Kanun” olarak çevirmiş bulunuyoruz”.
[4] Hukukumuzda teknik bir karşılığı bulunmadığı için kanımca, terim olarak “Insolvenz” kavramından hareket etmek daha doğru olacaktır. Ayrıca, reform niteliğinde (en azından öyle ifade edilmektedir) bir düzenlemenin daha önceki kanunları ifade eden kavramlardan farklı bir ifade kullanmış olması da bunu gerektirmektedir. “Insolvenz”, “Solvenz” kelimesinin olumsuz şeklidir. “Solvenz” tediye (ödeme) kabiliyeti” (Langenscheids Grosswörterbuch, Deutsch als Fremdsprache, s. 892; Duden, Deutsches Universal Wörterbuch A-Z, Mannheim 1989, s. 769). “Insolvenz” ise ödeyememe, ödeme güçlüğü anlamına gelmektedir (Wahrig, Deutsches Wörterbuch, Gütersloh 1997, s. 682; Duden, s. 1415). Hukukumuzda ödeme güçlüğünü (ödeyememeyi) en iyi şekilde ifade eden kavram “aciz” kavramıdır. Yeni kanun tüketici aczini de düzenlediği için, aciz halini hem gerçek kişiler hem de tüzel kişiler bakımından ifade eden “Insolvenz” (Coşkun, H., Mesleki Terimler Sözlüğü, Fachwörterbuch, Ankara 1997, s. 513) kavramı kullanılmıştır. Acizden söz edebilmek için aciz halinin gerçekleşmiş olması şart olmayıp, aciz tehdit veya tehlikesinin varlığı da yeterlidir. “Acz Haline İlişkin” ibaresi sadece aciz halinin gerçekleşmiş olması ihtimalini ifade etmesi yüzünden tercih edilmemiştir. Nitekim yeni aciz kanununda aciz davasının açılma sebepleri; ödeme güçlüğü “Zahlungsunfaehigkeit” (m. 17), ödeme güçlüğü tehdidi “drohende Zahlungsunfaehigkeit” (m. 18) ve aşırı borçlanma “Überschuldung” (m. 19) olarak düzenlenmiştir.“Külli Takip Kanunu” tabiri ise, yukarıdaki gerekçelerden başka, külli takip hukuk sistemimizde iflas takibinin karşılığı olarak kullanıldığı için tercih edilmemiştir. Şüphesiz kanuna Türkçe anlam verilirken, kanunun içeriğine ilişkin hususlarda da bu anlamın kullanılabilirliğine dikkat edilmesi gerekir. Örneğin, “Acz Haline İlişkin Dava” veya “Acz Haline İlişkin Mahkeme” ya da “Külli Takip Davası” veya “Külli Takip Mahkemesi” yerine “Aciz Davası” veya “Aciz Mahkemesi” kullanılabilirlik açısından daha tercih edilebilir olsa gerek. Aynı yönde: Kıygı, O. N., Wörterbuch der Rechts- und Wirtschaftssprache, Teil II, Deutsch-Türkisch, Essen 1999, s. 422.
[5] BGBl. I, s. 1185
vd.
[6]- İnternet, Das neue Insolvenzrecht, Reihe: Text- und Dokumentationsbände, http://193.97.251.49/verlagsverzeichnis/static/files/30.html, (05.11.2000); “Statt Konkurs und Vergleich: Die neue Insolvenzordnung”, http://www.barkhof.uni-bremen.de/tbs/ ak/insolvpe.htm, (08.11.2000).
[7] İflas ve
Konkordato düzenlemeleri temelde birbirinden ayrı düzenlemelerdir [Hencel,
Wolfram, Batı Alman Aciz Hukukuna İlişkin Reform Planları İflas Hukukunda
Önerilen Değişiklikler (Çev.: Tanverdi, M.,), Hukuk Araştırmaları, 1988, C. 3,
S:2, s. 49].
[8] İnternet, http://www.barkhof.uni-bremen.de/tbs/ak/insolvpe.htm,
, (15.11.2000).
[9] İnternet, Das
Bundesministerium der Justiz, http://www.bmj.bund.de/misc/
e_insol.htm, (19.11.2000).
[10] İnternet, Oberlandesgericht Nürnberg- Justizpressestelle- Die neue Insolvenzordnung, http://www.justiz.bayern.de/olgn/presse_InsolvO.htm#Vorbemerkung, , (19.11.2000).
[11] İnternet, Das
Bundesministerium der Justiz, http://www.bmj.bund.de/misc/e_insol.
htm, (19.11.2000).
[12] İnternet, Kölner Schrift zur Insolvenzordnung, Das neue Insolvenzrecht in der Praxis, http://193.97.251.49/verlagsverzeichnis/static/ files/20.htm, (22.11.2000).
[13] Kanun’da, 25.08.1998 (BGBl. I S. 2866), 19.12.1998 (BGBl. I S. 2489) ve son olarak 08.12.1999 (BGBl. I S. 2384) tarihlerinde değişiklikler yapılmıştır.
[14] Internet,
Insolvenz und Recht, Reform der Reform, http://www.kanzlei-doehmer.de/webdoc46.htm,
, (25.11.2000).
[15] Internet, http://www.anwaltverein.de/03/05/00/Insolvenz/Einleitung.htm,
, (25.11.2000).
[16] Internet,
Insolvenz und Recht, Reform der Reform, http://www.kanzleidoehmer.de
/webdoc46.htm, , (05.11.2000).
[17] Kanunun tam metni için bkz; İnternet, Gesetzestext der Insolvenzordnung, http://www. anwalt-hls.de/insolvenz/insolo1.htm, (05.11.2000); Insolvenzordnung, http://www. kanzlei-doehmer.de/webdoc39.htm, (05.11.2000); Die neue Insolvenzordnung, http:// www.jur-online.de/insol98.htm (05.11.2000); Rüssmann, H., Insolvenzordnung vom 5. Oktober 1994 (Geltung ab 1. Januar 1999), http:// ruessmann.jura.unisb.de /rw20/gesetze/insolvo /insfram2.htm, (05.11.2000).