![]() |
||||||||||||
| ÖNSÖZ Bitkiler hakkında yazılmış birçok kitap var.Konu hakkında üniversitelerimizde birçok uzman,internet sitelerinde bir hayli bilgi ve geleneksel kuvvetli bir birikimimiz var. Ne de olsa Avrupa’da 2500 bitki türü mevcutken ülkemizde 4000 çeşit bitki var. Bu yüzden de Tıbbın babası Heredot’un bu topraklarda yaşamış olması dünyanın ilk hastahanesi Asklepios’un ülkemizde kurulmuş olması,Lokman’ın Misis’den çıkması birer tesadüf değil. Bu bilgiler ise kanımca hepimizin bilmesi gereken , hatta uygulamalı olarak öğrencilere pratik ve önemli hayat dersleri olarak sunulması gereken bilgiler.Fakat sokağa çıktığımız zaman yol kenarında veya parkta bankta otururken çimen diye baktığımız o yeşilliklerin içinde aslında bize hastalandığımız zaman şifa verecek deprem,ekonomik sıkıntı savaş,yangın veya herhangi bir doğal afet esnasında hayatımızı bedavaya idame etmemizi sağlayacak birçok bitki olduğunu kaçımız bilmekteyiz. |
||||||||||||
| Bitkilerle ilgili ilk araştırmalara başladığım yıllarda kitaplarda gördüğüm bu bitkileri bulmakta bayağı zorlandığım için bunun insanlara en kolay şekilde nasıl ulaştırılabileceğini de düşünmeye başladım(Bu arada yine diğer bitki kitaplarında ancak dağ başlarında ve uzman olursanız bulabileceğiniz bitkilerle ilgili yazıları da bu bağlamda gereksiz gördüğüm için kaldırmaya karar verdim ve onların yerine aktardan temin edebileceğiniz veya halihazırda evinizde bulunan bazı gıdaların faydalarını anlatmaya karar verdim).Kitaba temin edebildiğim en iyi resimleri koymaya çalıştım fakat şimdiye kadar olan deneyimlerimde en iyi resimin bile birinin sizi alıp bitkileri göstermesi kadar etkili olmayacağını yaşadım(hatta maalesef hiç işe yaramadığını).Bunun en kolay yolunun ise bir CD-Rom’la bu bitkileri mevsiminde nerede bulabileceğinizi bizzat size gösterebilmekle mümkün olacaktı. O yüzden de kitabımı size bu bitkileri gösteren bir CD-Rom’la sunmayı uygun gördüm.Bu vesileyle CD’yi hazırlamamda bana yardımcı olan Sn.Önal Koyluç’a da burada özel teşekkürlerimi sunmam gerekmekte.Özetle bu kitabı satın alacağınız zaman piyasada satılan kuru-potansiyel bilgiler yerine,sunulan bilgileri kinetize edebileceğiniz,hayatınıza aktif anlamda müdahil edebileceğiniz hale getirmeye yani aslında bilmeden uzaktan selamlaştığınız , beraber yaşadığınız,çevrenizdeki(hatta sokağınızdaki) bu bitkilerle sizi yakından tanıştırmaya karar verdim.Kanserin patladığı günümüzde kimyasal gübre,hormon,ilaç görmeyen bu bitkileri( veya şevketi bostan,madımak,kuşotu vb. tüm yeşillikleri) tanımanın en iyi yollarından biri de pazara giderek bunları satın almak.Daha sonra boş zamanlarımızda hobi şeklinde bunları tanımaya çalışmak için evimizin önüne,parklara,kırlara çıkabilir ve toplayabiliriz. | ||||||||||||
![]() |
||||||||||||
| Kitabımızın adını oluşturan cümlenin ilk kısmı” Bakıp da göremediğimiz”ibaresi. Evet gerçekten küçükken oyun olsun diye birbirimize sapını koparıp paraşüt gibi beyaz tohumlarını üflediğimiz ,daha evin kapısından çıkarken sokağın her kenarına serpiştirilmiş bir şekilde arsız arsız bize bakan bitkinin karaciğerin en iyi dostu,Peygamberimizin hakkında “Hindiba yaprakları yıkanmadan yenilmelidir çünkü Hindiba üzerine cennet çisentisinden damlar”hadisi olan ve bu hadis üzerine İbni Sina’nın da bir risalesi olan Hindiba olduğunu kaçımız biliyor? Yine parklara gittiğimiz zaman ağaç kenarlarında bulunan yapışkan bitkinin aslında çayı böbrek,dalak hastalıklarına deva olan yapışkan otu olduğundan veya parkta otururken gördüğümüz yaprakları damarlı olan otun nefes yollarına iyi gelen sinirli ot olduğundan kaçımızın haberi var?Ya her ucunda iki kalp tutan kolları sevgi içinde ikiye ayrılmış zarafetle duran Çoban Çantası’nın aslında her türlü kanamaya bir şifa olduğunu kim bilmekteydi? | ||||||||||||
| Görüp de yararlanamadığımız ibaresini ise kanımca ısırgan , ballıbaba,ebegümeci ,meşe palamudu ve benzeri bitkilere atfetmemiz gerekiyor. Hepimiz şeklen de bu bitkileri bildiğimiz halde nerelerde kullanılabildiğini kaçımız bilmekteyiz? Bu araştırmalarım , “beni böyle önemli ve insanlara ve toplumlara birebir ekonomik ve sıhhi getiriler sağlayacak bilgiler niçin okullarda ders olarak işlenmez” sorusuna sevk ederken bir gün İstanbul/Tak- sim’deki bir sahaftan aldığım 1993/Mayıs tarihli “National Geographic" dergisinin içinde aynı soruyu Amerika’da da sadece sormakla kalmayıp geçim kaynağı ve yaşam biçimi haline getirmiş bir insanın olduğunu hayretle gördüm.Ben arkadaşlarımla yolda yürürken veya parkta gezerken bu bitkileri bulmacalar şeklinde - biraz da arkadaşlarımı hayrete düşürmek amacıyla -gösterirken “Wildman(Vahşi Adam)” lakaplı Steve Brill çoktan 18.000 öğrenciye bir parkta yetişen bitkilerle nasıl hayatta kalınacağının derslerini vermişti bile. Bir doğa hocası olarak nitelendirilen Steve Brill’in merakı New York’un en meşhur parkı olan Central Park’tan sarma yapmak için üzüm yaprağı toplamaya giden Yunanlı komşu kadınlarla başlamış,daha sonra yaptığı bilimsel,tarihi,folklorik ve doğa araştırmalarıyla kendini geliştirerek ayaklı ansiklopedi unvanını kazanmıştı. Parkta gezerek bitkileri tanıttığı 18.000’in üzerindeki insan dersler sonrasında bilinçli doğa avukatları haline dönüşerek parkı terk etmekteydiler.Unuttuğu bir şey ise park kurallarına göre bitki koparmanın yasak olduğu idi ve 1986 yılında iki park görevlisi öğrenci kılığında derslere katılıp daha sonra Steve bir hindiba kopardığı zaman onu kelepçeleyip götürdüler.Bunun üzerine Steve bütün basın mensuplarını çağırarak”Central Park’ın tümünü yemeyeceğine” dair söz verince utanan resmi yetkililer onu cezalandırmaktan vazgeçtiler.Yalnız “önemle” bilmeden ve araştırma yapmadan her bitkinin yenmeyeceğini söyleyen Steve bazen bir bitki hakkında 1 sene araştırma yaptıktan sonra yediğini söylemekte. Wildman parktaki bitkileri yemenin dışardaki Fastfoodları yemekten çok daha sağlıklı olduğunu da belirtmekte.Derhal yazışmaya başladığım Steve o sırada tevafuken annesinin Türkiye’li olduğunu ve onu çok mutlu ettiğini söylediği hanımıyla evlenmek üzereydi ve bilahare bana balayı gezilerinden de resimlerini yolladı. Kendisini gönüllü bir çevre bilinçlendirme görevlisi olarak addeden Steve medya ve insanlar aracılığıyla kendine,izciler okullar ve halktan öğrenciler temin etmekte hatta insanları doğum günü partilerini de kendileri ile birlikte geçirmelerini ikna ederek hayatını idame ettirmeye çalışmakta . İyi şeyler yapmak ve insanlara kabul ettirmek en zor fakat en kutsal işlerdendir.İyi şanslar Steve. Kitapta sırasıyla önce sokağa çıkar çıkmaz önünüze çıkan veya 100 metre yürüdükten sonra yol kenarında yeşillik diye adlandırdığınız bu gizli define ile sizi tanıştırarak onlara daha farklı bir gözle bakmanızı,hatta ileride belki saygı duyup üzerine basmaktan bile çekineceğiniz bu gizli hazineyle gözünüz arasındaki perdeyi kaldırmaya çalışacağım. İlerleyen sayfalarda ise adını bildiğiniz fakat yararları hakkında gerçek anlamda çoğumuzun yeterli bilgiye sahip olmadığı ve yine elimizin altında olan ve her an ulaşabileceğimiz bitkilere yer alacak.İlerki sayfalarda ise evde kullandığımız,aktardan satın aldığımız ya da genel olarak ismini duyduğumuz bitkiler ve baharatlara yer vermeye gayret edeceğim. Hobi veya ekonomik amaçla balık avlarken aynı zamanda içinize çektiğiniz deniz havasının çok iyi bir alternatifi de parklarda,bahçelerde veya pikniğe gittiğiniz ormanlarda bu bitkileri araştırırken alacağınız temiz doğa havasıdır. Tarsus’lu Doktor Seyyit Osman Hayri Efendi’ye dört kıtadaki Osmanlı halkının ve sıhhat ve selameti için bitkiler üzerine bir kitap yazmasını teklif Osmanlı sultanı gibi devlet yetkililerimize insanların sağlıklı yaşayabilmeleri için çağın koşullarına uygun doğal beslenme ve bitkilerle ilgili yaralı bilgilerin okullarda “Hayat Bilgisi” başlığı altındaki derslerde okutulmasını müfredata dahil etmelerinin çok faydalı olacağını düşünmekteyim.Son söz olarak kitapta göreceğiniz hindiba,ısırgan,ebegümeci salataları,ballıbaba,sinirli ot,papatya,ceviz yaprağı çayları,atkestanesi,meşe palamudu, gibi proteinli ve meyvemsi gıdalar evimizin en fazla 100 metre uzağında çay,kahve,kolalı içecekler veya diğer zararlı rafine gıdalara en sağlıklı ve bedava alternatif olarak kendilerini bize sunmayı bekliyorlar(Bunlara her yöremizin kendine has zengin bitki seçeneklerini de katabiliriz). Yenilenilebilir kaynaklar ve ekolojik zenginlikler günümüzde kıymetini bilmediğimiz ve yeterince değerlendiremediğimiz nimetlerdir. | ||||||||||||