Ahmed Yesevî
(Şule Yayınları, İstanbul 1998)
Ön Söz
Toplumların yüzyıllar boyunca her bir ferdinin emek ve üretimleri ile oluşturdukları, her neslin kendi ruhundan değerleri katarak sonraki nesillere aktara aktara zenginleştirdikleri bir birikimin adıdır kültür. Çoğu zaman da toplum dediğimiz tüzel varlığı ifade ve temsil eden bir kimliktir. Üreten her fert bu birikime bir şekilde katkıda bulunur. Yüzyıllar içende yoğrula yoğrula, ama yavaş yavaş değişir kültür dediğimiz kimlik. Kimi zaman ise bu değişmelerde ani sıçramaların olduğu gözlenir. Böyle sıçrama noktalarında mutlaka büyük şahsiyetlerin varlığı görülür; bazı din, siyaset, edebiyat adamları toplumun kültürü üzerinde yüzyıllar boyu sürecek tesirler bırakırlar; yeni bir ruh katarlar toplum kimliğine.
Hoca Ahmed Yesevî işte böyle şahsiyetlerdendir. Türklerin yeni bir coğrafyada yeni bir din ve hayat tarzıyla karşılaştığı bir dönemde ortaya çıkmış, onların kimliğine yüzyıllar boyunca silinmeyecek renkler katmış, Türk kültürünün hamurunu âdeta yeniden yoğurmuştur.
Yüzyıllar boyunca belki hiç bilmeden, farkına varmadan Hoca Ahmed Yesevî’nin öğretileriyle gündelik hayatımıza yön verdik. En azından maşerî vicdanımızı oluşturan temellerin arasında yer aldı Hoca Ahmed Yesevi’nin öğretileri; çoğumuz geçen yüzyıllar içinde adını unutmuş olsak bile.
Yirminci yüzyılın başında Hoca Ahmed Yesevî’yi bize yeniden öğreten Fuat Köprülü olmuştur. Ne var ki, ondan sonra da bu ilginin aynı canlılıkla sürdüğünü söylemek pek mümkün görünmüyor. 1990’lı yıllar ise Hoca Ahmed Yesevî’nin ve toplum üzerindeki tesirlerinin daha çok araştırıldığı, hakkında daha çok söz söylendiği yıllar oldu. Birçok toplum kesimi kendisini Hoca Ahmed Yesevî’nin öğreti ve uygulamalarının bir devamı olarak gördüğünü ilân etti. Bu ilgi, oldukça modernist bir yaklaşımın, yani onu günümüz kavramlarıyla anlamaya ve değerlendirmeye çalışmanın sonucu da olsa, önemlidir. Toplumların zaman zaman maşeri hafızalarını yoklamalarında, kimliklerinin canlılığını koruması açısından yararlar vardır. Ahmed Yesevî’nin bugün daha çok konuşulması, okunması yarınki Türk toplumunun kimliği üzerinde birleştirici tesirler yapacaktır.
Hoca Ahmed Yesevî hakkında söylenen sözlerin daha sağlam esaslara dayanabilmesi, ancak bilimin ışığında mümkün olabilir. Son on yılda yazılıp çizilenlerin pek azı Fuat köprülünün yüzyılın başlarında söylediklerinden farklı bilgiler içermektedir. Daha elimizde bilimsel ölçütlere göre gözden geçirilmiş sağlam bir Divan-ı Hikmet bile yoktur. Ahmed Yesevî ve Yesevîlikle ilgili kaynaklara ulaşma düzeyi, Fuat Köprülü’yü göz kamaştıracak bir şekilde aşamamıştır.
Hazırlamış olduğumuz bu kitap, bu bilimsel eksikliği giderme amacına
yönelik değildir. Bizim amacımız, genç kuşaklara Ahmed Yesevî hakkında kolayca
okuyup kaynaklara yönelebilecekleri bir başvuru kitabı sunmaktan ibarettir. Bu
ilk bilgileri edinenlerin arasından gelecek yıllarda kudretli Yesevî
araştırmacılarının çıkması ise bizim için muhteşem bir ödül olacaktır.