YENİ FIKRALAR Borsa Köylünün biri eşşeğini satmaya karar vermiş.50 milyon fiyat biçmiş. Herkes itiraz etmiş bu yüksek fiyata. Derken başka bir köylü razı olmuş ve satın almış. Satan köylünün akşam gözüne uyku girmemiş, demek ki var bir hikmeti de eşşeği satın aldı demiş. Ertesi sabah sattığı kişiye gidip 75 milyon teklif etmiş. Tekrar satın aldığı eşşek bu sefer diğer köylüyü rahatsız etmiş. Sabahı sabah edip ilk sahibine 125 milyon verip tekrar almış. Bu böyle devam etmiş. -Birgün meydanda müthiş bir kalabalık bağıra bağıra bir eşşeğin etrafında toplanmışlar. Bir yabancının dikkatini çekmiş ve eşşeğin fiyatını sormuş; 995 milyon cevabını alınca: Olur mu be! En fazla 20 milyon eder demiş. Bir Köylü hemen itiraz etmiş: -Abi sen ne diyorsun!Var ya bu eşşek 1 Milyar direncini geçti mi 1.5 Milyara kadar yolu var... ----------------------------------------------------------------------------------------------- Oscar Atlas Okyanusu'nda giden geminin kaptanı gemide olan bütün herkesi güverteye çağırmış. Herkes gelince -Size bir iyi bir kötü haberim var. Önce hangisini söyliyeyim. Herkes: "İyi" demiş. -13 dalda oscar kazanacağız. ----------------------------------------------------------------------------------------------- Yüzbaşı Bir Astsubay'la bir gözü takma Yüzbaşı aynı bekar lojmanında birlikte kalıyorlardı. Yüzbaşı her gece yatmadan takma gözünü çıkartır su dolu bir bardağa koyar sabah tekrar yerine takardı. Sıcak bir Yaz akşamı gece yarısı Astsubay susadı,el yordamıyla sehpadaki bardağı kaptı bir dikişte yuvarladı oda ne..suyla birlikte gözüde yutmuştu.Astsubay farkına vardı ama artık iş işten geçmişti. Ertasi gün sabah sporundan sonra Astsubay tuvalete gitme ihtiyacı duydu .Koşar adımla tuvate gitti pantolonunu sıyırdı başladı ıkınmaya fakat mümkün değildi bir türlü rahatlayamıyordu.Onun ıkınma sesini duyan tuvalet nöbetcisi er telaşlandı nazikçe kapıyı tıklattı.. -Komutanım yardımcı olayım.. Astsubay can havliyle kapıyı açtı, -Bak oğlum şurada ne var bir türlü s...çamıyorum deyip er'e doğru döndü. Er eğilip bakar bakmaz hazırola geçti ve selam durdu.Bunu gören Astsubay sinirlendi, - Ne selam durdun evladım diye bağırdı.. Asker yanıtladı; -Nasıl selam durmayım Komutanım içeriden Yüzbaşım bakıyor...... ----------------------------------------------------------------------------------------------- Denize girmek yasak Bir grup İngiliz, Amerikan ve Türk gemiyle yolculuk ediyorlarmış. Birden şiddetli bir fırtına kopmuş. Geminin batacağını anlayan kaptan hemen yolculara koşup gemiyi boşaltmalarını istemiş. Fakat kimse buna inanmayarak kendini denize atmayı kabul etmemiş. Bir süre sonra bütün yolcuların ölüm tehlikesiyle karşı karşıya olduğunu gören kaptan hemen bir tayfasını çağırmış. "Git bir de sen dene onları gemiden atlamaya ikna etmeyi" demiş. Tayfa gitmiş ve kısa bir süre sonra geri dönmüş. Kaptan merakla sormuş: -Eee, noldu? -Hepsi atladılar efendim. Kaptan çok şaşırmış: -Nasıl olur, daha demin kıllarını bile kıpırdatmamışlardı. Ne dedin onlara? -Çok kolay. İngilizlere "Sizin gibi soylu insanlar batmak üzere olan bir gemide olmamalılar" dedim. Amerikalılara deniz suyunun insan vücudu için çok faydalı olduğunu söyledim. -Peki ya Türklere ne dedin? -Onlara da "Denize girmek yasak! " dedim. ----------------------------------------------------------------------------------------------- Çin İşkencesi Adamın biri ormanda bir geziye çıkıyor ve kayboluyor. İki gün geçiyor. Adam düzlük bir yere geliyor. Bir bakıyor büyük bir ev. Hemen koşüp kapıyı çalıor. Kapıyı yaşlı bir çinli açıyor. -Amca ben tanrı misafiriyim. Ormanda kayboldum. İki gündür durumum şudur budur anlatıyor. Çinli de: -Seni evime alırım ama bir şartla kızıma sarkmıyacaksın yoksa sana üç çin işkencesi uygularım diyor. Zaten açlık ve susuzluktan kadın düşünecek hali olmayan adam hemen kabul ediyor. Eve giriyor dinleniyor akşam yemekte kızı görüyor. Afet bir hatun. Gece herkes yattıktan sonra gizlice kızın odasına giriyor. İşini bitirdikten sonra odasına dünüp uyuyor. Sabah karnında bi acıyla uyanıyor bir bakıyor karnında dev bir kaya. Üzerinde de bi kağıt: - 1.çin işkencesi. Adam zar zor taşı kaldırıyo. Camdan dışari atıyor. Kaya aşağı düşerken adam kayaya bağlı bir ipinde kayayla beraber aşağı gittiğini göruyor. Bi bakıyor ipin üzerinde bir kağıt: - 2.çin işkencesi. Lan gene noluyor diye bakınırken ipin diğer ucunun sağ testisine bağlı olduğunu farkediyor. Camdan asagi bakiyo. Cok yuksek. Simdi burdan asagi atlasak kolumuz bacagimiz kirilir ama tasagi kurtaririz diyo atliyo. Adam duserken, havada ucusan bi kagit goruyo. Adam yakaliyo kagidi, uzerinde bi yazi: - 3.çin işkencesi (NOT: Obur tasaginida yatagin bacagina bagladim) ----------------------------------------------------------------------------------------------- Çılgın moruk Yaşlı bir amca parkta bir banka çökmüş etrafi seyrediyormuş....Derken yanina bir delikanlı gelmiş ki saçları yeşil, kırmızı, turuncu, mavi, sarı renk boyalı... Adam çocuğa bakakalmış....çocuk da küstah bir sesle: - "ne var moruk, sen hayatında hiç çılgınca birşey yapmadın mı" demiş.. Adam gülümsemiş: "Yaptım.. bir seferinde çok sarhoştum ve bir papağanı becermiştim.. şimdi de yoksa bu çocuk benim oğlummu diye merak ediyorum..." ----------------------------------------------------------------------------------------------- Tesadüf Doktor muayene saatini sonuna doğru kapıyı açıp, salonda sohbet eden bir hanımla bir bey gördü. Buyurun ikiniz de dedi. İkisi de muayene odasına girdiler, doktor: -Soyunun, dedi. Adam soyunmaya başladı, biraz tereddütten sonra kadın da kızara bozara ve sinirlenerek soyundu. Soyunmaları bittikten sonra doktor adama: -Bayan hep böyle sinirli midir? -Vallahi bilmem... Ben de ilk defa görüyorum kendisini. ----------------------------------------------------------------------------------------------- İddia 51. piyade alayında yuzbaşı jack diye bir subay varmış. Bu alayda bütün herkes bu yzb'dan illallah demiş. Çünkü her girdiği iddiayı kazanıyormuş. Alay komutanı sonunda dayanamayıp yzb. jackin tayini ni çıkarmayı başarmış. Ve bizim yzb. 61. piyade alayına tayini çıkmış. 51. piyade alay komutanı, 61. piyade alay komutanına telefon ederek yüzbaşı için 'aman bu adama dikkat edin sakın kimseyle iddiaya girmesin. Aka kara der iddiayi yinede kazanır' diye uyarıda bulunmuş. 61. piyade alay komutanı olurmu canım öyle şey diyip telefonu kapatmış. Neyse bizim yzb. 61. piyade alayına gelmiş ve alay komutanın karşına geçerek komutanım ben geldim' demiş. Alay komutanı: - Sen misin şu meşhur yzb. jack derken, yzb. alay komutanına - a a komutanım beni hatırladınız mı, demiş - hayır hatırlamadım - olurmu komutanım vietnam savaşında beraber mevzide idik siz o zaman yarbaydınız bende daha teğmendim. - yok canım ben o savaşa katılmadım - aa komutanım ben adım gibi hatırlıyorum sizin kıçınıza şaraplen parçası gelmişti. Kesin onun yara izide kalmıştır. - olurmu canım sen manyakmısın ben ne o savaşa katıldım ne de kıçımda şaraplen yarası var. - komutanım 100$ iddiasina girerim ki sizin kıçınızda şaraplen yarası var demiş ve 100$ iddiasına girilmiş. Alay komutanı indirmiş pantalonu ve yaranın olmadığını göstermiş. yzb: - ah komutanım çok özür dilerim. yanılmışım buyurun 100$ ınızı demış ve 100$ i vermiş. 61. piyade alay komutanı sevine sevine 51. piyade alay komutanını telefonla arayarak - he he bu muydu her iddiayı kazanan adam. - ne oldu ki - iddiaya girdim ve kazandım - sakin ona kıçımı gösterdim deme! - nereden anladın kıçımı gösterdiğimi - ulan senin allah belanı versin allah seni kahretsin o adam senin kıçını görmek için bütün alayla iddiaya girmişti. ----------------------------------------------------------------------------------------------- Kedi sütü iç Çocuk peltekmiş. Öğretmeni tahtaya kaldırmış ve tahtadaki "kedi sütü iç" yazısını okumasını istemiş. Çocuk "tedi tütü it" demiş. Öğretmen bağırmış ve doğru söyle demiş. Çocuk yine "tedi tütü it" demiş. Öğretmen acaip sinirlenmiş ve çocuğu dövmüş ve "doğru oku dedim sana şunu" demiş. Çocuğun artık canına tak etmiş ve ".natını .ttimin tediti ittene tu tütü" demiş. ----------------------------------------------------------------------------------------------- Yeni Horoz Yaşlı horoz,kümese yeni gelen ve hemen icraata başlayan genç horozun yanına yaklaşıp 'hoşgeldin' dedikten sonra; -Biliyorum der,benim günlerim artık sayılı..Genç ve kuvvetli biri varken sahibimiz beni yaşatmaz..Senden,ölmeden önce son bir istekte bulunabilirmiyim.?.. Genç horoz,karşışında ezilip-büzülen yaşlı horoza acıma ve küçümsemeyle bakar; - Neymiş o isteğin bakiimm?.. Yaşlı horoz,kümesin dip taraflarındaki tavuklardan birini göstererek, ağlamaklı bir ses tonuyla konuşmasına devam eder; - Şu benim en çok sevdiğim tavuk..İzin ver de onu son bir kez s*keyim.. - Hayır..olmaz.. - O zaman bana son birşans ver.. - Neymiş o.?... - Kümesin dışına çıkıp,şu ağaca kadar yarışalım.Kim kazanırsa tavuk onun olsun.. Ama ben senden iki adım önde başlıyayım.Zira ben yaşlıyım.. Genç horoz bu teklifi kabul eder ve kümesten önce yaşlı horoz,ardındanda genç horoz fırlar... Birden... GÜÜMM...diye bir silah sesi duyulur.Genç horoz kanlar içinde can verirken Silahı ateşleyen mal sahibi yanındaki arkadaşına döner; - Ulan bu oğlancı çıkan onuncu horoz be.. ----------------------------------------------------------------------------------------------- Peri 3 erkek çocuğu olan bir ailenin bir de inekleri var ve ineklerini çok seviyorlar, herşeyleri canları, ciğerleri o inek. Bir gün evin annesi ahıra gidip bakıyor ki inek ölmüs. O da hemen orda kriz geçirip ölüyor. Sonra en büyük oğlan ahıra gidiyor, bakıyor ki inek de anne de ölmüş buda intahar etmek için boğaz köprüsüne gidiyor. Tam atlayacak iken bir peri kızı geliyor. Oğlana benimle beş kere birlikte olursan hem ineği hem de annenizi diriltirim diyor. Tabii büyük oğlan hemen tamam diyor. Gelgelelim iki diyor üç diyor dördüncü de kalıyor... 5. yi yapamayıp kendini köprüden atıyor aşağı. Sonra ortanca oğlan geliyor ahıra bir bakıyor ki anne ve inek ölmüq. Oda gidiyor köprüye. Peri kızı yine geliyor bu sefer benimle on kez beraber olursan inegğide annenizi de abinizi de diriltirim diyor. Oğlan bir başlıyor o da en son 8 e kadargelebiliyor. O da kendini atıyor köprüden. En son da küçük oğlan geliyor ahıra bir bakiyor ki anne ölmüş bu da gidiyor köprüye. Peri kızı geliyor yine... Bu seferde benimle 15 kere birlikte olursan 4 ünüde diriltirim diyor. Bunun üzerine küçük oğlan 18 olmazmı diyor peri kızı olur diyor. Oğlan ya yirmi diyor tabbii o da olur diyor peri kızı.. Oğlan bu sefer 25 de olurmu diyor.. Tamam deyince peri kızı, oğlan gözleriparlayarak: - Bak sonra inek gibi ölmek yok ama.. ----------------------------------------------------------------------------------------------- Hadım Eski bir devirde İngiliz, Fransız ve Türk arkadaşlar haremin camından içeriyi gözetlerken yakalanmışlar. olayı öğrenen Padişah çok sinirlenerek hepsinin mesleğine göre hadım edilmesine karar vermiş. İngilize mesleğini sormuşlar; -Terziyim... -Kesin makasla, Fransıza sormuşlar; -Oduncuyum... -Kesin baltayla, Bu sırada Türk gülmekten katılıyormuş. merakla sormuşlar; -Ya neden gülüyorsun, biraz sonra hadım olacaksın... -ben dondurmacıyım, yalaya yalaya nasıl bitireceksiniz onu merak ediyorum... ------------------------------------------------------------------------------------------------ Ucuz Tedavi Adamın biri işyerindeki kantinde arkadaşıyla yemek yerken * Kolumun ağrısından ölüyorum, diye arkadaşına dert yanmış. Doktora gitsem iyi olacak Arkadaşı da * Yahu ne lüzum var demiş. İlerde köşedeki marketin çıkışında yeni bir bilgisayarlı cihaz koydular. Üç otuz paraya bir jeton alıyorsun kasadan,atıyorsun, yanında getirdiğin idrar örneğini açılan kapaktan içeri atıyorsun, on saniye sonra neticeyi ve tedavi için yapman gerekenleri öğreniyorsun demiş. Gördüğün gibi ucuz ve çabuk diye eklemiş. Adam hemen bir kaba idrarını doldurup arkadaşının dediğini yapmış ve Bilgisayar hemen yazılı olarak cevap vermiş: * Kolunuzda bir cins eklem ağrısı olan Tenis elbo oluşmuş. Sıcak suya koyun, ağır işlerden kaçının, iki hafta sonra düzelecektir demiş Memnun biçimde eve dönen adam, bir yandan Bilgisayarın dediğini uygularken bir yandan da muzurca fikirlere kapılıp bu akıllı cihazın nasıl aldatılabileceğini düşünmeye başlamış. Ertesi gün olunca bir miktar çeşme suyuna köpeğinden alınmış bir kılı koymuş, üstüne bir şekilde elde ettiği karısının ve kızının idrar örneklerini eklemiş, tüm bu karışımın üzerine bir de mastürbasyon yapıp doğru cihazın yanına varmış. Jetonu atıp kabı makinaya vermiş, on saniye sonra cihazdan yazılı yanıt gelmiş. 1. Çeşme suyunuz çok kireçli. Bir filtre cihazı almayı düşünün 2. Köpeğinizde kene var. Eczaneden özel bir şampuan alıp köpeğinizi yıkayın 3. Kızınız kokain bağımlısı. Bir psikiyatri kliniğine yatırın 4. Karınız hamile. Kız ikizler. Sizden değil. İyi bir avukat bulun. 5. Kendinizi bu yolla tatmin etmeyi bırakmazsanız kolunuz iyileşmez ----------------------------------------------------------------------------------------------- Ceset parası II. Dünya Savaşı sırasında Rus orduları geri çeliyorlar. Ve Rus generali durumu kurtarmak için askerleri teşvik etmeye karar vermiş. Her getirilen ölu Nazi için 10 ruble vaad etmiş. Askerler saldırdılar. Çatışmadan sonra kimi 1 kimi 3 ceset getiriyorlar ve paralarını anında alıyorlar. Birara bir Yahudi asker bir vagon sürükleyerek getirdi. Vagonun kapısını açtı, içerisi ceset doluydu. General bunu görünce şaşırdı ve askeri kenara çekerek şöyle dedi : -Asker, anlarsın ya bütçemiz zayıf, haydi ben sana 7.50 ruble ceset başı veriyim. Asker : -Olmaz, dedi, Zaten bana geliş fiyatı 8.30 ruble ----------------------------------------------------------------------------------------------- General Komutan karargah garajına telefon açar: Komutan: "Zırrr Zarrr..." Er:"Aluuu" Komutan: "Şu anda garajda kaç tane araç var?" Er: "Şu anda ipne generalin jipinden başka bi moh yokh Komutan:" Ulan sen kiminle konuştuğunu biliyor musun lan, ben generalim! Er: Mosmor bir şekilde yaa öyle mi? Eee peki siz kiminle konuştuğunuzu biliyor musunuz? Komutan: "Yooo..." Er:"O zaman bay bay mına godumun generali! Çatt ----------------------------------------------------------------------------------------------- Safari Bir Amerikali ile Japon safari'ye çıkmışlar. Her ikisi de son teknolojik silahlarıda birbirlerine nazire yapmak için yanlarına almışlar. Derken uzakta bir aslan görünmüş.... Amerikalı lazer tüfeğini doğrultmuş ve aslana ateş etmiş. Ama karavana. Hemen Japon uydudan yönlendirmeli tüfeğini doğrultup ateş etmiş. Fakat o da karavana. Aslan bizimkileri farkedince üzerlerine doğru gelmeye başlamış. Amerikalı bir yudum viski içip acı sonu beklemeye başlamış. Japon hemen botlarını çıkarıp spor ayakkabılarını giymeye başlamış. Amerikalı sormuş : -Ne o, aslandan hizlı mı koşacaksın ? -Yoo, senden hızlı koşsam yeter. ----------------------------------------------------------------------------------------------- Ekmek ve Ördek Ördek bara girer ve barmen'e: - ekmek var mı - yok - ekmek var mı - yok - ekmek var mı - yok - ekmek var mı - yok dedik ya - ekmek var mı - eğer bir daha sorarsan seni duvara çivilerim - çivi var mı - yok - ekmek var mı ------------------------------------------------------------------------------------------------ Kamplumbağa Ücra bir koyun ilkokuluna mufettiş geleceği haberi alınır. Bunu duyan tek sınıflı ilkokulun tek öğretmeni panikler çünkü çocuklar 2. sınıfta olmalarına rağmen çok zor okumaktadırlar. Öğretmen mufettişin geleceği gün sınıfta ufak bir konuşma yapar: "Bakın çocuklar bugün okulumuza müfettiş gelecek. Muhtemelen de tahtaya birşeyleryazıp okumanızı isteyecek. Müfettiş tahtaya birşey yazmaya başlarsa hemen bana bakın ben size ne yazdığını anlatırım, siz de okumuş gibi yapıp söylersiniz." Çocukların aklına yatmış bu tabii. Müfettiş gelmiş, kısa hoşbeşten sonra öğretmen çocuklardan birine "Kalk bakalım" demiş "Su tahtaya yazdığımı oku" ve başlamış kocaman harflerle "kaplumbağa" yazmaya. Bunu gören öğretmen müfettişe çaktırmadan çocuğa bir güzel anlatmış ne olduğunu tahtadakinin. Müfettiş: "Oku bakalım oğlum ne yazıyor?" Öğrenci: "Tos-ba-ğa" ------------------------------------------------------------------------------------------------ Enayi Enayi Bir araştırmacı sabır ve dikkatle çalışarak iki fareye acıktıkları zaman burunları ile bir zile basmayı öğretti. Üç gün sonra bu farelerden biri diğerine şöyle diyordu: "Enayiyi amma alıştırdık yahu... Her zile basışımızda peynir veriyor" ------------------------------------------------------------------------------------------------ Şempanze Kadın bebeğiyle otobüse binerken otobüs şöförü kendini tutamayıp şöyle demiş: "- Aman tanrım ne kadar çirkin bir bebek..." Kadın sinirle biletini kutuya basmış, en arka tarafa geçmiş, bir adamın yanındaki boş yere oturmuş. Adam dönüş kadına;"- Özür dilerim. Acaba az önce şöförle aranızda ne geçti?" Kadın: - Büyük bir terbiyesizlik etti. Hakaret... Adam: - Bir kamu görevlisi insanlara hakaret edemez. Suç teşkil eder. Kadın: - Doğru. Gideyim de şunu bir azarlayayım. - Merak etmeyin, ben maymununuza gözkulak olurum... ------------------------------------------------------------------------------------------------ Öğrenci Yurdu Üniversitede dönemin ilk gününde Rektör yeni gelenleri toplamış, üniversite kurallarını anlatırken sıra yurt olayına gelmiş. Rektor demiş ki "- Kız yurtları erkek öğrenciler için yasak bölge. Erkek yurtları da kız öğrenciler için. Yasak bölgede yakalanan kişiye ilk seferinde 20 dolar ceza kesilecek. İkinci yakalanışında 60 dolar, üçüncü yakalanışında da 180 dolar ceza kesilecek. Sorusu olan var mı?" Arka taraftan bir erkek öğrenci sesi: - Sezonluk bilet ne kadar? ------------------------------------------------------------------------------------------------ Süpermen İki adam New Yorktaki Empire State binasının tepesindeki barda oturuyorlarmış. Biri diğerine dönmüş: - Biliyor musun geçen hafta şunu keşfettim; Bu binanın etrafında öyle kuvvetli rüzgarlar var ki, tepesinden atlıyorsun aşağı, 10. Kata kadar düşüyorsun, sonra rüzgar o kadar kuvvetleniyor ki seni döndürüp 10.Kat penceresinden içeri atıyor... Barmen bunu duyunca kafasını olumsuz bir şekilde sallamış. Öbür adam demiş ki: - Yahu sen deli misin olacak şey değil şu dediğin.. - Yok kesinlikle oluyor denedim ben. İstersen şimdi göstereyim sana. Ve adam kalkmış bardan, gitmiş pencereye, yallah atlamış aşağı. 10.Kata yakınlaşınca birdenbire pencereden içeri doğru kayıvermiş. Sonra da asansöre binip yukarı, bara çıkmış. Öbür adam demiş ki: - Yahu gördüm ama bu bir sefer olacak bir şeydi bir daha olmaz - Olur olur bir daha göstereyim bak... Ve adam yine cumburlop aşağı atlamış. Yine 10. kat civarında rüzgar adamı pencereden içeri atıvermiş. Adam bara dönünce öteki adama deneyip görmesini söylemiş. Öbür adam: - Haydi bakalım. Hakkaten işe yarıyor demek. Bir deneyeyim...Demiş ve pencereden aşağı atlamış. Direk aşağı uçarken 11. katı geçmiş, 10.kat, 9.kat, 8.kat derkent taakk diye kaldırıma yapışmış. Yukarıda barda barmen birinci adama dönmüş ve: - Süpermen, içince eşşoğlueşşeğin teki oluyorsun... ------------------------------------------------------------------------------------------------ Büyülü göl Bir zenci ormanda yürüyormuş. Birden uzaktan gelen garip sesler işitmiş : "Çan Lin Wang, Wung Çon Li..." Sesin geldiği yöne doğru yürümeye başlamış. Birkaç saniye sonra sesler yine duyulmuş : "Po Mang Fu,Wong Ton Çi...". Bu arada adam açık bir alana gelmiş, bir de bakmış ki mistik görünümlü bir göl var. Az ötede de bir Çinli duruyor. Hemen yanına gitmiş ve bu tuhaf seslerin ne olduğunu sormuş. "Haaa" demiş çinli, "Bu göl büyülü. Eğer bir taş sektirirsen sana atalarının isimlerini söylüyor. Bak şimdi.." ve bir taş sektirmiş. Büyülü ses yine duyulmuş : "Wu Lang Çing, Hung Wong Lu..." Çinli Zenciye "Haydi sen de dene" demiş. Zenci bir taş almış ve sektirmiş ve ses duyulmuş: - Şem Pan Ze ----------------------------------------------------------------------------------------------- Kızıldereli Nasa, 1966 yılı civarında aya gidecek Apollo astronotlarını eğitmek için kızılderili rezervasyonu sınırlarında bulunan ve ortamı ay yüzeyine çok benzeyen Tuba City e götürmüş. Astronotlar çalışmaya başlamış. Acayip görünümlü kamyonların arasında sadece 2 uzay giysili astronot görünüyormuş uzaktan. Yakınlarda da yaşlı bir Navajo çobanı ile oğlu koyun otlatıyormuş. E iki astronot dikkatlerini çekmiş izlemeye başlamışlar. Bu arada da bazı Nasa personeli onları farketmiş ve yanlarına gelmiş. Çoban ingilizce bilmediği için oğlu aracılığıyla o iki acaip adamın ne olduğunu sormuş. Nasa personeli de "O adamlar aya gidecek astronotlar, eğitim yapıyorlar" deyince Çoban çok heyecanlanmış ve astronotlarla aya bir mesaj yollaması mümkün mü diye sordurmuş oğluna. Nasa personeli bunun çok orijinal bir şey olacağını düşünüp bir koşu teyp getirmişler ve adamın mesajını Navajoca teybe kaydetmişler. Mesaj kayıdı bitince Nasa personeli çocuktan babasının mesajını tercüme etmesini istemiş ama çocuk reddetmiş. Daha sonra Kızılderili rezervasyonunda birçok kişiye yanaşmışlar, her biri önce "Cık cık cık" demiş sonra da mesajı tercüme etmeyi reddetmiş. Ama en sonunda eline para sıkıştırılınca bir genç yaşlı adamın mesajını tercüme etmiş: - Bu heriflere dikkat edin, topraklarınızı çalmaya geldiler ----------------------------------------------------------------------------------------------- Microsoft & General Motors Bu gerçek bir olay. Geçmiş yıllardaki bir COMDEX bilişim fuarında Bill Gates Bilgisayar endüstrisi ile araba endüstrisini kıyaslarken "Eğer General Motors araba teknolojisini bilgisayar teknolojisi kadar geliişmiş tutsaydı, hepimiz 25 dolara satın alınabilen ve bir litre benzinle bin kilometre yapan arabalar kullanıyor olurduk" demesiyle başlamış. Bunun üzerine General Motors bir basın bildirgesi hazırlamış ve bu bildirge General Motorsdan bay Welch tarafından okunmuş. Eğer General Motors teknolojiyi Microsoft gibi geliştirseydi şu karakteristiklerde arabalar kullanıyor olurduk: - Yol çizgilerinin her boyanışında yeni araba almak zorunda kalırdınız - Arabanız anayolda yoktan yere sık sık stop ederdi, siz de bunu doğal kabul eder, arabayı yeniden çalıştırır ve yolunuza devam ederdiniz - Çoğu zaman manevra yaparken arabanız stop eder ve tekrar çalışmazdı ve siz de motoru yeniden taktırmak zorunda kalırdınız. Her nedense bunu da doğal kabul ederdiniz. - Macintosh güneş enerjisiyle hareket eden, iki kat daha güvenilir, beş kat daha hızlı, iki kat daha kolay kullanılan bir araba yapardı, ama bu araba Microsoft tekelinden dolayı yolların ancak yüzde beşinde gidebilirdi. - Yağ, Isı, Benzin ve Sinyal göstergelerinin yerini tek bir "Genel Araba Hatası" göstergesi alırdı - Kaza anında Hava Yastığı açılmadan önce sorardı: "Emin misiniz?" - Eğer yeni bir araba almaya gücünüz yetmezse arkadaşınızınkini ödünç alıp kopyalardınız - Yeni bir araba aldığınızda çalışmaya başlaması için bir hafta boyunca ateşleme sistemi ayarlarıyla uğraşmanız gerekirdi - Eğer bir kaza geçirseydiniz, nasıl olduğu hakkında en ufak bir fikriniz olamazdı - Microsoft arabalarına koyacağı, ama diğer arabalarda çoktandır olan "Yeni" özelliklerle ilgili tantana yapardı ----------------------------------------------------------------------------------------------- 3 Zarf Şirkette eski genel müdür kovulmuş, yeni bir genel müdür atanmıştı. Eski müdür görevi devrederken, yenisine tavsiyelerde bulundu ve 3 adet zarf verdi. Her biri numaralanmıştı. Eski müdür yenisine ileride her başı sıkıştığında bir zarfı açmasını söyledi. Ve yeni müdür işe başladı. Altı ay işler yolunda gitti. Fakat sonra satışlar birdenbire düştü. Ne yapacağını bilemeyen yeni müdür, en sonunda 1. zarfı açtı. Zarfta şöyle yazıyordu: - Kendinden önceki müdürü suçla... Yeni müdür hemen bir basın toplantısı ayarladı ve sorunlar için kendinden önceki müdürün politikalarını suçladı. Basın ve borsa bu açıklamalara olumlu baktı, şirket hisseleri toparlandı, bu arada da satışlar düzeldi... İşler bir süre daha yolunda gitti. Fakat sonra üretim sorunları çıktı. Önceki olaydan tecrübeli yeni müdür gecikmeden 2. zarfı açtı. zarfta şu yazıyordu: - Şirketi yeniden organize et. Yeni müdür reorganizasyonu uygulamaya koydu, sorun çözüldü. Bir süre sonra işler yine bozuldu. Yeni müdür koşa koşa gitti ve 3. zarfı açtı: - 3 zarf hazırla... ----------------------------------------------------------------------------------------------- Ted Amca Amerikada bir ilkokulda öğretmen çocuklara evde ders alınabilecek bir hikaye yaratmalarını, ertesi gün sınıfta okuyacaklarını söylemiş. Ertesi gün çocuklar hikayelerini anlatmaya başlamış. İlk sırada küçük Suzi varmış. Başlamış anlatmaya: Bizim çiftliğimiz var. Bir gün babamla yumurtaları topladık, bir sepete koyduk. Arabayla giderken bir tümsekten geçtik, sepet devrildi ve yumurtaların hepsi kırıldı. " Öğretmen - Güzel. Peki bu hikayeden alınacak ders nedir? - Bütün yumurtaları aynı sepete koyma. - Aferim çok güzel. Lily sıra sende. Küçük Lily tahtaya kalkmış ve anlatmaya başlamış: - Bizim de bir çiftliğimiz var. Babam yumurtalardan civciv çıkması için onları kuluçka makinesine koyar geçen hafta 12 yumurta koydu. 12 civcivi olacağını sanıyordu, ama sadece 8inden civciv çıktı. - Eveeet. Peki burdan alınacak ders nedir? - Yumurtadan çıkmamış tavukları sayma - Aferim bu da çok güzel. Billy, sıra sende Küçük Billy tahtaya kalkmış ve anlatmaya başlamış: - Amcam Ted Vietnam Savaşına katılmıştı. Bir gün helikopterle bir göreve giderken helikopter vurulmuş. Ted Amcam helikopter düşmeden elinde bir makinalı tüfek, bir kasatura ve bir şişe bira ile atlamayı başarmış. Paraşütüyle yere inerken yolda birayı içip bitirmiş. İnince mermisi bitene kadar makinalı tüfeğiyle 70 kişiyi haklamış. Sonra kasatura kırılana dek onunla 20 kişiyi halletmiş. Sonra da son 10 kişiyi de silahsız bitirmiş. - Böyle korkunç bir hikayeden alınacak ne ders olabilir? - İçerken Ted Amcama bulaşmayın... ----------------------------------------------------------------------------------------------- Meslek Birinci sınıfa başlayan çocuklara öğretmen, babalarının mesleklerini soruyordu : -Söyle bakalım Tuna, baban ne iş yapıyor? Tuna : -Otobüsleri kaldırıyor efendim, dedi. Bir sıra önde oturan bir çocuk yanındaki arkadaşına yavaşça sordu: -Pekiyi anlayamadım, neymiş babası? Arkadaşı büyük bir saflıkla cevap verdi: -Vinç miş, vinç! ----------------------------------------------------------------------------------------------- İyilik Okulda öğretmen çocuklardan hafta sonu bir iyilik yapıp gelmelerini ister.. Sınıftada 3 afacan çocuk vardır.. Hafta başı gelince öğretmen sırayla herkese ne tür iyilikler yaptıklarını sormaya başlar.. Sıra bizim afacanlara gelmiştir.. Ali'ye sorar: Ali söyle bakalım sen nasıl bir iyilik yaptın..? Ali övünerek: Hocam yaşlı bir bayanın karsiya geçmesine yardım ettim der. Öğretmen: Aferin der.. Sıra Veli'ye gelir: Onada aynı soruyu sorar.. Veli'de: Hocam bende Ali'ye yardım ettim..Yaşlı bayanı karşıya geçirdik.. Öğretmen : Peki hala der.. Sıra Osman'a gelir.. Aynı soruyu onada sorar.. Osman'da: Hocam bende Ali ile Veli'ye yardım ettim, Yaşlı bayanı karşıya geçirdik.. Hoca biraz düşünür ve sorar: -Neden üçünüzde aynı kişiye yardım ettiniz peki? Çocuklar hep bir agizdan: -Hocam, yaşlı kadın karşıya geçmek istemeyince üçümüz bile az geldik, ne diyonuz siz? ----------------------------------------------------------------------------------------------- İmamların maçı Trabzonlu imamlar kendi aralarında maç yaparlarmış ama ne hikmetse hep merkez imamlarının takımı maçı kaybedermiş. Bir gün merkezin hocalardan biri demiş ki: -Böyle olmayacak. En iyisi biz Trabzonspor'lu Hami'ye rica edelim gelsin takımda oynasın.Soran olursa merkez camii imamı Hami Hoca deriz demiş. Hami'den rica etmişler. Hami de kabul etmiş. Maç oynanmış ama merkezin imamları yine mağlup olmuşlar. Maç dönüşü merkez imamlarının arkadaşlarından biri sormuş: -Hoca bu hafta kazandık değil mi? -Malesef 2-1 yenildik -Yapma ya nasıl olur Hami oynamadı mı? -Oynadı ve bizim golümüzü de o attı -Peki onların gollerini kim attı? -Roberto Carlos Hocayla, Ronaldo Hoca ----------------------------------------------------------------------------------------------- Cüceler Cüce kız kardeşler evlenmeye kara verirler. İki cüce erkek kardeş bulup evlenirler. Daha sonra balayına çıkarlar. Otelde odalar yanyanadır. Çiftlerden biri bir ürlü beceremez. Bu arada yan odadanda sürekli hop hop hooop hop diye sesler geldiğini duyar. Bu duruma çok sinirlenir. Tekrar tekrar denerler ama yinede beceremezler. Sabah çiftler kahvaltıya oturduklarında, birtürlü yapamayan çift diğer çifte; biz dün gece birşey yapamadık, sinirlendik uyuduk der. Diğer çifette; siz yine uymuşsunuz biz yatağa bile çıkamadık der. ----------------------------------------------------------------------------------------------- Hepsi eriyor Deli , kahveye girdiğinde soluk soluğadır. Boş bir masaya oturup ocağa seslenir; - Bana bir çay ! Çay gelir, şekerleri atıp karıştırır. Garsonadan yine şeker ister. Onları da atıp karıştırır, yeniden ister. Garson; - Sekiz şeker koydunuz çaya, der şaşkın şaşkın, - Koydum ama , işte görüyürsun, hepsi eriyor ----------------------------------------------------------------------------------------------- BİTTİ(İLERDE DEVAMI) BİLDİGİNİZ FIKRA VARSA BİZE YAZARSANIZ SEVİNİRİZ!! E-Mail:matrak_15@yahoo.com