| RP DAVASI ÜZERİNE |
|
Hacı Ali Özhan.........11-13 EKİM 1997 tarihinde YENİ ŞAFAK GAZETESİ iki bölüm halinde yayımlanmıştır |
RP DAVASI ÜZERİNE
Bilindiği üzere Refah Partisince Anayasa Mahkemesine 5/8/1997 tarihinde sunulan ön savunmanın Başsavcılığa tebliği üzerine, Başsavcılık Esas Hakkındaki Görüşünü (Mütalâa) 6-15-1997 tarihindi Anayasa Mahkemesine sunmuştur. 215 sayfalık ön savunmaya karşılık, l günde sunulun 80 sayfalık Mütalâa' nın nasıl, ne zaman hazırlandığı soruları haklı olarak sorulmuş ve ön savunmanın okunmadan hazırlandığı tartışmaları üzerine Başsavcılıkça yapılan açıklamada, savunma süresinde Refah Partili yetkililerin basına yansıyan beyanlarının takip edildiği ve Mütalâa' nın yazımına başlanıldığı ve hazırlanarak bilgisayarda hazır olarak. tutulduğu, ön savunmanın Başsvcılığa ulaştığında da genel olarak kontrol edildiği farklı bir şey olmadığı bu nedenle de hazırlanmış metnin Anayasa Mahkemesine sunulduğu belirtilmiştir.
Yargılamadaki bu hızlılık takdir edilebilir ancak, yanlış anlamalara neden olacak bir acelecilikte adalete, bağımsızlığa, hakkaniyete gölge düşürür. Kaldı ki, Başsavcılık iddianame ve mütalâa hazırlarken gösterdiği titizliği en azından savunmayı okumak içinde göstermelidir. Savunmayı okuyup, okumamak Başsavcının şahsıyla ilgili olmasına karşın. Ceza Usu
l Kanunlarımız mutlaka okunmasını, savunma delillerinin araştırılıp incelenmesini, lehe ve aleyhe delillerin toplanması ve maddi gerçekliğin ortaya çıkarılmasını emretmektedir. Savcı muhakeme ilişkisinin sujesidir. Fakat bu sujelik sıfatı kendisine savcılık makamını işgal etmesi üzerine verilmiştir. (Nurullah Kunter, Ceza Muhakemesi Hukuku 8 baskı Kazancı Yayınları s. 398) Savcının ihtiyari ve mecburi görevleri olup, mecburi görevlerini yerine getirmemesi sorumluluğunu gerektirir (age.s.40l) . Hiçbir makam kaynağını Anayasadan almayan devlet yetkisi kullanamayacağı gibi, makamını ihmal etme, kötüye kullanma, keyfi kullanım, siyasi kullanım aracıda yapamaz. Bu yazıda Mütalâa esastan değil, usulden incelenecektir. Mütalâa, yani Esas Hakkındaki Görüş, davanın geldiği noktadaki deliller ve dosya kapsamı içinde yeniden savcılığın görüşünün alınmasıdır. (Ola ki iddianamedeki görüşleri değişmiştir.) İddianame hazırlanırken eldeki delillerle sınırlı olarak verilen, bir anlamda şimdilik çekincesi ile verilen görüştür. Ön savunma okunduktan sonra, deliller araştırılarak tespiti yapılacak, tartışılacak ve gelinen aşamadaki dosya kapsamı üzerine, siyasi parti kapatılması davalarına özgü mevzuatımız gereği bir anlamda son görüş olarak Mütalâa sunulacaktır. Mütalâa, ön savunmanın anlatımlarını karşılamamakta hatta dava dışı, dosya kapsamı dışı konu ve alıntılarla doldurulmuş olup, iddianame iddia ve içeriğine de hukuki olarak uyumsuzdur. Mütalaanın sistematiğinin çok bozuk olduğunu zorunlu olarak Başsavcılıktan özür dileyerek belirtmek istiyorum. Nerede başlayıp nerede bittiği belli olmayan, adeta alıntıların birbirine karıştığı gibi Başsavcılığın ve alıntının görüşlerinin birbirine karıştığı 80 sayfalık bir metni 10 kez okumama rağmen, dilbilgisi kuralları nedeni ile hala anlamamış olduğum yerler vardır kanısındayım.Mütâlaanın en çok dikkat çekici yanı 80 sayfalık metnin 70 sayfasının alıntı olup adeta alınlılarla Başsavcılık görüşünün anlatılmasıdır. Öyle ki, bir alıntıdaki görüşe karşı başka alıntılarla cevap verilerek, bazen bir köşe yazısının tamamı alıntılanarak, bazen de yazarının amacı dışında halta tam tersi anlamında 'mütâlaaya aktarılmıştır. Mütâlaa, iddianame vakıaları olarak gösterilen konularla sınırlı bir anlamda son söz olup kısaca ve özet olarak belirtilen bir
metin olmasına karşın, hukuken böyle olmakla beraber dosya kapsamı ile ve dava ile ilgili olmayan şahısların gazetelerdeki köşe yazılarından, kitaplardaki görüşlerden alınlılar yapılması son goril; olmayıp yeniden tartışma yaratacak ve hatta dava ile ilgisiz tartışma yaratacak boyuttadır. 'Mütâlaada 49 yazardan alınlı yapılmış, bunlardan 5 adedi yabancı yazar, İ6 adedi akademik unvanlı yazar, 28 adet de gazele ve köşe yazarlarından oluşmaktadır.8 Adet alıntı Cumhuriyet gazetesi, 7 adet alıntı Akit gazetesi, 2 adet Milli Gazete ve Yeni Yüzyıl gazeteleri ile Sabah, Radikal, Milliyet, Hürriyet gazeteleri ile Cuma ve Akademya dergilerinden alıntılar yapılmıştır.
Ayrıca, Kur'an-ı Kerim ayetlerinden ve Atatürk'ün el yazısı ile yazdığı Medeni Bilgiler isimli eser ile Söylev ve Demeçlerinden sıkça alıntılar yapılmıştır.
Bu kadar çok alınlının yapılmış olmasını hukuken anlamak ve 'Mütâlâa' kavramı ile açıklamak zor olduğu gibi, bir 'Mütâlâadan çok arşiv çalışması, bir derleme denirse yanlış olmayacağını sanıyorum.
Y
apılan alınlılara gelince, alınlılar yer yer birbirine karıştığı gibi alıntılarla cevap verme yöntemi tercih edilmiş hana bazı yerlerde alınlı mı. Başsavcılığın görüşü mü olduğu karışmıştır.Okuyucu mektuplarının dava ile ilgisi olabilir mi?
Gazetelere yaz
ılan bir kısım okuyucu mektuplarının genişçe ve özellikle de Akit gazetesinden alınan ve Mütâlaanın 76,77,78,79. sayfalarındaki 3,5 sayfalık alıntıyı bir avukat olarak dava ile ilgilendirmeyi anlayamamış bulunmaktayım.Mütalaanın 24 sayfasında Cuma dergisinden yapılan isimsiz alıntı ile sanki Cuma dergisinin görüşüymüş gibi sunulması doğru bir alıntı aktarma usulü değildir. Alınlı yapılan bu yazı dergide de açıkça görüleceği Üzere Posta Kutusu isimli sayfada okuyucu mektuplarından oluşan ve "M. ÖZ/İZMİT1 i
simli okuyucuya aittir. Bir okuyucunun alıntı yapılan şekilde düşünmesi mümkün olabilir. Okuyucu yazısı olduğu belirtilmeden "Radikal islamcılar' ın yayın organı olan Cuma dergisi" tanımı ile "iBDA' nın ulu mimarı olarak adlandırılan Salih Mirzabeyoğlu, bu konuyu kendi yayın organı olan Akademya dergisinde şöyle anlatıyor" seklindeki tanıtıcı yorumların hukuki bir metinde bulunması garip bir anlatım tarzıdır. (...)Ali Bulaç kitabının önsözünde, alınlı yapılan 151,152,11. sayfalarımla, alıntı yapılan 4 bölüm C işaretli kısımda ilk paragraf ile C işaretli kışımın amacı olarak belirttiği cümlede, yazının butunu ve özünde hilafet, devlet, demokrasi tartışmaları yaparak görüşlerini aktarmasına karşılık, Başsavcılıkça yapılan alınlı tamamen yazarın görüşü dışında
ve sanki yazarca da öyle düşünülüyor sanısı ile alıntı yapılmıştır. Hatta, yazarca kitabında başkasına ait görüşlerin mealen aklan iması kısmından «anki Ali Bulaç' a aitmiş gibi aktarılması alıntı yapılan insanları her yönü ile zor durumda bırakıcıdır, (s. ISI dipnot 44) Abdurrahman Dilipak' ın yazısından yapılan alınlıda da anlam bozukluğu yaratacak alınlılar olduğu gibi Toktamış Ateş'in Sn. Dilipak hakkında yaptığı bir yorumlu yazısının aktarılması iki yazan birbirine sorunlu yapmaktan öteye ne anlam taşır. "Günümüzdeki bazı islamcı ideologlara" diyerek Sn. Dilipak ila dahil atfedilen sözler birinci elden ve aslî kaynaklardan değil de Cumhuriyet gibi sol kaynaklı gazeteden eleştiri vepolemik konusu edilen ve çarpıtılarak alınmış, bir kısmı da tekzip edilmiş yazılardan, alınlı yapılması kaygı verici bir tutumdur. (Sayın Dilipak' ça Anayasa Mahkemesi'ne sunulan 'Müdahale' dilekçesi s.2)
Ahmet Taner Kışlalı' ya ait 22-06-1997 tarihli Cumhuriyet gazetesinde yayımlanan "İlkelleşmeli mi, ilkelleşmemeli mi?" başlıklı ve parti kapatma konusunu işleyen makalesinde (Mütâlâa, s.55) siyasi partilerin kapatılabileceği görüşünün 2 sayfa aktarılması, Yine, Prof. Dr. Mustafa Altıntaş'ın 1947-1997 tarihli Cumhuriyet' te yayımlanan "Suç belgeleri çoğalıyor" isimli makalesin
de, doğrudan RP'nin kapatılması istemli i; bu davadan bahseden ve siyasi partilerin kapatılabileceği yolundaki görüşünün (Mütâlâa, s. 58) 2 tayfa aktarılması, yine, Başsavcının 'Mütâlaanın 47. sayfasında başlayıp 50. sayfasında biten 2,5 sayfalık alıntıya başlarken "Refah Partisi'nin kapatılması için Başsavcılığımızca dava açılmasından sonra konuyu değerlendiren yazarlardan Prof. Dr. ilhan Arsel" diyerek, parti kapatma sorunu başlıklı makaleyi . alıntılama ne kadar yerindedir, ne kadar hukuki olup mütâlâa kavramı ile uyuşabilir. Doğrudan dava ile ilgili/şahısların görüşünü alıntılayıp, gazele tartışmalarını, -köşe yazısı yazan- en önemli ve hassas bir davada mahkeme önüne getirmenin alıntı yapılan şahıslar ile davalı partinin ilişkilerinden de öteye toplumsal barışa hizmet etmeyeceği kanısındayım. Yine, Sayın Toktamış Ateş hocamızın 19-07-1997 tarihli Cumhuriyet gazetesindeki "Ateşle oynayanlar" başlıklı dava konusu ile ilgili şeriatçı basın, Türk Silahlı Kuvvetleri, iktidar gibi hassas konuların işlendiği ve sert bir üslupla biten "Hiç kimse ateşle oynamasın. Sonu çok kötü olur" gerginlik doğurucu bir yazının (Mütâlâa, s. 52) 15 gün öncesine ait bir yazının alıntılanması, keza, Anayasa Mahkemesi Genel Sekreteri Sn. Bülent Serim'in Cumhuriyet' te yayımlanan 30-7-1997 tarihli "isteğe bağlı dinsel eğilim ve öğretim" başlıklı yazının genişçe mütâlaanın 73,74,75. sayfalarında 2.5 sayfa kadar alıntı yapılmasını hukuken kavramak zor olduğu kadar yerindelik açısından da sakıncalı olduğu birçok yönden belirgindir. (Bir hafta öncesine ait bir yazı.) Yalçın Doğan' ın köşe yazısından (Mütâlâa. 55) Refah Partisi'ni ağır eleştiren alınlıların yapılması, yukarıda belirttiğimiz yazarların ve belirlemediğimiz yazarların çoğunun görüşlerinin dava dışı olmasına karşın alınlı yapılması, hukuka, mütâlâa kavramına, yerindelik. hakkaniyet ilkelerine aykırı olduğu gibi, davalı parti ile yazarların ilişkilerini zedelemesinden de öteye, kamuya mal olmuş bir parti ve yazarların kamuya mal olmuş görüşleri arasındaki gerginlik toplumsal ilişkilerimizi zedeleyecek, toplumsal barışı olumsuz etkileyebilecektir. 1926 Yılına ait 61 yıl önceki bir kanuna konulmuş gerekçeden (Mahmut Esat Bozkurt-Mütâlaa. s. 5) bu dava ile nasıl bir bağlantı kurulabilir. Doğu Perinçek'in kitabında nereden (Mütâlâa, s. 36) alına yapıldığı belirtilmeyen -kaynak gösterilmeyen- Atatürk'e ait olduğu yazılan bir paragrafın Doğu Perinçek'ten alıntı yapılması, keza Atatürk'ten yapılan alıntıların iş bu dava ile (Mütâlâa, s. 34, 35,36,38) bağlantısı nasıl kurulabilir. İş bu davada Kur'an-ı Kerim'den yapılan ayet hükümlerinin alıntılanması ve yer yer tartışma konusu yapılmasını anlamak mümkün değildir.Mora Seni isimli bir yabancı yazarın Türk iç politikası hakkında, davalı parti ve istanbul Belediye Başkanı hakkında Recep Tayyip Erdoğan ismini vererek polemik üsluplu tartışmalı görüşlerinin yayımlandığı bir yabancı gazeteden (Le Monde-Mütâlaa. s. 50) alıntı yapılması yine, mütâlaanın 32 sayfasında aynen "Anayasamız' ın metnine dahil olan 'Başlangıç' kısmı, bir yabancı yazar tarafından şöyle değerlendirilmiştir" denilerek Atatürk milliyetçiliği, laiklik konularındaki Dr. Chiristian Rumpe'ye ail düşüncelerin iş bu dava 'Mütâlâasında olması açıkça bir talihsizlik değil midir (Yabana ve Atatürk milliyetçiliği yönünde)? Sn.Türker Alkan' ın akıcı ve zevkle okunan Anayasa' nın bir kere delinmesini konu alan (Mütâlâa, s. 64) 2 sayfalık alıntısının bu dava ile doğrudan ilgisi nasıl kurulabilir? Bir milletvekilinin (Mustafa Baş-mütâlaa. s. 68) görevi konun teklifi vermek iken, eleştirilmesi, Şevki Yılmaz, Hasan Hüseyin Ceylan, Halil İbrahim Çelik için "bu şahıslar, Erbakan ve arkadaşları tarafından adeta bir 'tetikçi' gibi kullanılmış" (Mütâlâa, s. 67) tanımlaması ile milletvekilleri ve davalı parti genel başkanı ve dava tarihinde Başbakanolan Sn. Erbakan' ın eleştiriden öteye suçlanması hukuken nasıl izah edilecektir.
Bu satırların yazarının Refah Partisi ile doğrudan ve dolaylı olarak hiçbir ilişkisi yoktur. Refah Partisi siyasi görüşünü de şimdiye kadar benimsememiştir. Demokrasi, hak, hukuk, hakkaniyet, özgürlük kavramlarından hareketle tarafsız, objektif olarak hukuk ve iş bu dava kapsamı içerisinde kalan samimi inanç ve düşüncelerini, hukuki yorum ve kanaatlerini hiçbir dava dışı hesabı olmadan, haksızlığa uğrayanın, mağdurun yanında bulunma iyiniyet duygularıyla dile getirilmesidir. Bu hukuki yorum ve düşünceler yazarına ait olup tartışmaya açıktır.
Hacı Ali Özhan
Bu kısım, 11-13 EKİM 1997 tarihinde YENİ ŞAFAK GAZETESİ iki bölüm halinde *yayımlanmıştır.