HaciAlinin websitesi
MİLLETVEKİLİ DOKUNULMAZLIĞI VE MECLİS SORUŞTURMASI ÜZERİNE BİR DEĞERLENDİRME
Hacı Ali Özhan
Yasama dokunulmazlığı her dönem tartışma konusu olmuş halada gündemdeki yerini korumaktadır. Dokunulmazlığı kaldırılan milletvekillerinin ili ve isimleriyle karar yılını aşağıya alıyorum.(Yıl ve ili buraya yazılmamıştır. Yeni Türkiye dergisinden görülebilir. Buradaki isimlerden ilk 16 sıraya kadar Türkiye de Politika isimli Süleyman Coşkun cem yy. 1995 isimli eserind
en alınmıştır. haö.)|
1-Ali Cenani bey |
2-Fikret bey |
3-îhsan bey |
4-Ali Sait ursavaş |
|
5-Rafet Ülgen |
6-H. Ahmet Aytuna |
7-Reşat Aydınlı |
8-Sadık Aldoğan |
|
9-Hüseyin Cahit Yalçın |
10-İbrahim us |
11-Osman Alişiroğlu |
12-Sırrı Atalay |
|
13rKamil Kırıkoğlu |
14-Osman Bülük başı |
15-Nuri Beşer |
16-Ziya Şerefhanoğlu |
|
17-Çetin Altan . |
18-Celal sungur |
19-Ali Karahan |
20-İsmail Özdağlar |
|
21-İdris Arıkan |
22-Safa giray |
23-Cengiz Altınkaya |
24-Hatip Side |
|
25-Orhan Doğan |
26-Leyla Zana |
27-Sırrı Sakık |
28-Mahmut Almak |
|
29-Selim sadak |
30-Ahmet Türk |
31-Hasan Mezarcı |
32-Mehmet Ağar |
|
33-Sedat Bucak |
34-Murat Karayalçın |
35-Kemal Akkurt |
36-Sema Pişkinsüt |
|
37-Mustafa Bayram |
38-Ömer Bilgin |
39- Mustafa Kalemli |
40- Kahraman Emmioğlu |
Dokunulmazlıkları kaldırılan milletvekillerinden
Osman Köksal, Çetin Altan, Selim Sadak hakkındaki karar Anayasa Mahkemesince iptal edilmiştir. Ali Cenani bey, îhsan bey, ismail özdağlar, Safa Giray, Cengiz Altınkaya Yüce divanda yargılanmışlardırDokunulmazlık denilince hiç kuşkusuz DEP li milletvekilleri akla gelmektedir. Gerçekte, milletvekillerinin yargılanması, DEP hakkındaki kapatma davası Türk siyasi tarihinde önemli ve derin izler bırakmıştır. 7 DEP' li milletvekilinin dokunulmazlığı kaldırıldıktan sonra DEP kapatılmış ve 13 partili milletvekilinin meclis üyeliği
düşürülmüştür. Mahmut Alnıak’ ın üyeliğinin düşmemesi nedeniyle tahliye olduktan sonra mahkeme kararı kesinleşinceye kadar milletvekilliği görevini sürdürmesi TBMM tarihinde ilginç bir dram oluşturmuştur. Keza, HEP' in kapatılması ile millet vekilliği düşürülen Fehmi Işıklar’ın durumu da hukuken ilginçlik oluşturmaktadır. Kapatma karar tarihinde SHP üyesi olan ve TBMM Başkan vekili görevini yürüten sn. Işıklar, Anayasa Mahkemesi kararına rağmen, TBMM Başkanı Sn. Cindoruk tarafından bir süre daha üyelik düşürülmesi işlemi ertelenmiştir. DEP' lilere haksızlık yapıldığı görüşü herkesçe açıklanmasına karşın ne yazık ki hala, 4 DEP milletvekili Ankara Merkez cezaevinde bulunmaktadırlarMesut Yılmaz hakkında, gecen yasama döneminde başlatılan soruşturmalar reddedilirken, bunlardan SEKA arazisinin FORD' a bedelsiz devri nedeniyle görevini kötüye kullandığı iddiası komisyonda kabul edildi. Altıya karsı 9 oyla kabul edilen Komisyon karan üzerine başta sn. Yılmaz olmak üzere ANAP grubu b
eklenmedik aşırı tepki göstererek konuyu Hükümet sorunu haline getirmeye çalışmakladır. Nitekim Ecevit’ in açıklaması da, bu yöndedir.Komisyonun MHP’ li üyelerince 'kabul oyu' verilmesi, gerek üyeleri. gerekse de MHP 'yi 'siyasi' davranmakla suçlayıp, Hükümetin bozulabileceği tehdidiyle kararlarını değiştirmeleri istenilmektedir.
Sn. Bahçeli, haklı olarak Komisyonun ve Hükümetin farklı çalışma alanları olduğunu Meclis ve Hükümetin karıştırılmaması gerektiğini belirtmiştir.
Konu Hükümetin bozulmasını etkileyeceği için sıcak tartışmalara neden, olmuş genel kuruldaki oylama gününe kadar da yoğun şekilde tartışılacaktır. Siyaset ağırlıklı görülse de aslında hukuki bir konu olan Meclis soruşturması hakkında bazı tesbit ve değerlendirmelerde bulunmak istiyorum.
Me
clis soruşturması; Başbakan ve Bakanların göreviyle ilişkili konularda cezai sorumluluğu gerektiren bir suç işlemeleri halinde açılır. Oluşturulan soruşturma komisyonu; Ceza usul hükümlerine göre delil toplama, şahit dinleme, bilirkişi, keşif, arama yaptırma gibi hakimlere verilen yetkileri ve konuyla ilgili her türlü bilgi ve belgeyi toplama yetkisine sahiptir. Ayrıca bir hakimin davadan çekilmesi veya hakimin reddi gereken hallerde, milletvekilinin komisyona üye seçilemeyeceği koşuluda getirilmiştir.Bir
suç iddiasında bulunulmasından sonra oluşturulan komisyon; konuyu inceledikten sonra kanuna göre bir suç olup olmadığına karar vermektedir. Suç var denildiğinde, komisyon kararı bİr anlamda 'iddianame' niteliği ve kazanmaktadır. Genel kurul komisyon kararını benimsediğinde bu komisyon karan bir iddianamenin sonuçlarını doğurmaktadır. Bu yönüyle komisyon 'savcılık' görevi yapmaktadır. Kısaca komisyonun görevi, yetkisi, soruşturma usulü, kararın iddianame özelliği yargısal görev niteliği kazandırmaktadır. Bununla Meclis' e denelim görevleri içinde kendine özgü bir yargısal görev verilmiştir.Parti gruplarında Meclis soruşturması ile ilgili görüşme yapılamaması ve görevin niteliği komisyon üyelerinin bir hakim gibi, savcı gibi hukuk adamı bi-linçi ve vicdanı il
e karar vermelerini gerektirir.Ancak, komisyon üyelerinin hukuk bilinci ve vicdanlarıyla karar verip vermedikleri her zaman tartışma konusu yapılmaktadır. Geçmiş örnekler, üyeleri böylesi bir zan altında bırakmaktadır. Nitekim MHP’ lı üyelerin kararlan bu anlamda tartışılmakta, hatta adeta suçlayıcı eleştiriler yapılmaktadır. Yine ANAP konuyu hükümet meselesi haline getirerek genel kurulda kararın değişmesini sağlamaya çalışmakladır.
Özellikle belirtmek gerekir ki, sn. Bahçeli' nin ifade ettiği gibi Hükümet, yürütme organı olup, Meclis' in çalışmalarından ayrı tutulmalıdır. Hem de bir suçlamayı soruşturan komisyon çalışmasıyla da hiç ilgili değildir. Bir suçun varolup olmamasıyla, koalisyon ortaklarının birbirine güvenip güvenmemesi ilgilendirilemez. Bu hem kuvvetler ayrılığının bir gereği, hem de yasama organının yürütme organını denetlemesi görevinin de tabii bir sonucudur.Ancak, sn. Yılmaz' ın belirttiği gibi, kuskusuz bir suçlama yapılırken yeterli delil ve gerekçeye sahip olmak gereklidir. Geçen dönemde sn. Yılmaz ve sn. Çiller hakkında siyaset amaçlı soruşturma önergeleri verildiği ve bu dosyanın da onlardan biri oldu-ğu bilinmektedir. Yine muhalefette iken soruşturma isteyen partilerin, iktidara gelince aynı dosyalara red kararı verdikleri görülmüşt
ür. Meclis soruşturma yetki ve usulünün aslında sadece 'hukuki' olan bir konunun siyaseten kötüye kullanılmasına çok müsait olduğu açıktır. Meclis' in siyasi bir organ olması, partiler arasındaki siyasi çekişmeler Meclis' in yargısal görevine her zaman siyaset gölgesini düşürmektedir. Sorun anayasanın bizzat kendisinden Kaynaklanmaktadır. Bu nedenle anayasada yapılacak değişiklikle;, komisyonun görevi hukukçulardan oluşacak bir yargısal makama verilmelidir. Konu cezai bir alanda olması nedeniyle, suçlamaya konu ceza maddesini incelemeye yetkili Yargıtay Ceza Dairesi'nce yapılıp, Ceza Dairesi'nce hazırlanan iddianame üzerine dava açılabilir. Bu durumda Meclis' in siyasi karar vermesi tartışmaları biteceği gibi hem de cezai bir konuda daha isabetli karar verilmesi sağlanabilecektir. Gerçekte, suç isleyeni bir Bakan'ın veya Başbakan' ın siyasi nedenlerle hakkında soruşturma açılmaması, veya suçsuz bir Bakan veya Başbakan hakkında siyasi nedenlerle soruşturma açılması 'hukuken' kabulü mümkün olacak şey değildir. Vicdanen de, insani olarak da kabul edilemez.Ayrıca belirtmek isterim ki, Yüce Divan görevi Anayasa Mahkemesi'nden alınmalıdır. Cezai konularda en uzman heyet, Yargıtay Ceza Daire Başkanlarından oluşan bir kuruldur. Anayasa Mahkemesi içinde ceza hukukuna yabancı üyeler olduğu gibi hukukçu olmayan üyelerde bulunmaktadır. Üstelik Yüce Divan görevi, Anayasa Mahkemesi'nin asli işiyle de hiçbir ilgisi, yakınlığı olmayan dava türüdür. Uzmanlık isteyen bu tür davalarda hem de bir Bakanı, Başbakan' ı yargılayan bi
r mahkeme, doğru seçilmelidir. Meclis' in yargısal nitelikteki bu görevi, siyaset tartışmalarından kurtarmam isteniyorsa, en doğru ve gerçekçi çözüm komisyon görevinin Yargıtay Ceza Dairesi'ne verilmesi, keza Yüce Divan görevinin de Anayasa Mahkemesi'nden alınarak Yargıtay'a, Ceza Daire Başkanları Kurulu' na verilmesidir.Hacı Ali Özhan ...........................................
ana sayfa / main page
Not:Meclis soruşturma bölümü 8 haziran 2000 tarihli akit gazetesinde yayımlanmıştır.