Hacialinin websitesi

MERVE KAVAKÇININ TBMM Sİ GENEL KURULUNA ALINMAMASI ÜZERİNE, HACI ALİ ÖZHAN TARAFINDAN AÇILAN VE UYGULAMANIN ANAYASAYA AYKIRILIĞININ TESBİTİ İÇERİKLİ DAVA DİLEKÇESİ VE MAHKEME KARARIDIR.

OLAY

TARAF/SIFAT EHLİYETİ

GÖREV

KARŞI TARAF

BİLDİRİM TARAFI

TESBİT NEDENLERİ

DELİLLER

HUKUKİ SEBEPLER

TALEP

ANAYASA MAHKEMESİ KARARI

NOT

Anayasa Mahkemesi Başkanlığına

Ankara

Tesbit İsteyen (Davacı)..................: Hacı Ali Özhan......adres.........

Karşı Taraf (Davalı) ..............: Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığı Bakanlıklar-Ankara

Davanın Bildirim Tarafı..........: Merve Safa Kavakçı -TBMM Lojmanları-Ankara

Tesbit konusu...........................: TBMM'si içtüzüğünün 56 inci maddesinin türbanla genel kurula girmeyi yasaklayıp yasaklamadığının Tesbiti ile, Genel kurula alınmama uygulamasının Anayasanın 2, 6, 7, 11, 75, 76, 80, 81,84 üncü maddelerine aykırılığının Tesbiti istemidir.

l-OLAY :

a-Merve Kavakçı, 18 Nisan 1999 tarihli milletvekili genel seçimlerine İstanbul l numaralı seçim çevresinden katılarak, Fazilet Partisinden dördüncü sırada milletvekili seçilmiştir.

Yüksek Seçim burulunca kesin milletvekili isim listesi Resmi Gazetenin mükerrer 27/4/1999 tarihli nüshasında yayımlanarak ilan edilmiştir.(Pesmi Gazete örneği ektedir.Ek-1)

b-TBMM'si genel kurulu yemin töreni için 02 Mayıs 1999 tarihinde geçici başkan Ali Rıza Septioğlu'nün başkanlığında toplanarak yasama çalışmalarına başlamıştır.

Milletvekilleri yemin yaparken, İstanbul milletvekili Merve Kavakçı, başında türbanı ile meclis genel kuruluna girdiğinde, Demokratik Sol Parti grubu ayağa kalkarak, alkışlarla tempo içinde 'Dışarı1 şeklinde bağırmaya başlamışlardır. Geçici Başkanla tartışmaya başlanılmış, sn. Bülent Ecevit söz almadan kürsüye gelerek, sn.Kavakçı için suçlayıcı ifadelerle 'bu hanıma haddini bildiriniz' şeklinde açıklamada bulunmuştur.

Alicisi! tempoların ve Dışarı şeklindeki bağırmaların sürekli devam etmesi üzerine, geçici başkan oturuma ara vermiştir. Bu arada genel vurulu sn. Kavakçı terketmiş, çalışmaların aksamaması için tekrar genel kurula gelmemiştir.

c-Anayasa gereği 12/5/1999 tarihinde TBMM'si genel kurulu tekrar toplanarak yasama çalışmalarına devam etmiştir, sn.Merve Kavakçı, türbanla genel kurula girilip girilmeyeceği tartışmaları devam ettiğinden, çalışmaları aksatmamak için 12 mayıstada gelmeyerek yemin yapamamıştır. Halende Anayasanın 81 inci maddesinin amir hükmü gereği yemin yaparak, yasama çalışmalarına başlaması imkanı verilmemiştir.

d-Yukarıda anlatılan olayları TBMM Tv kanalından canlı olarak izlemem sonucu, 7/5/1999 tarihinde TPMM Başkanlığına başvurarak (Dilekçe örneği ektedir.Ek-2) 12 mayısta yemin yapılmasının sağlanması ile 2 mayısta çalışmaları aksatan milletvekillerinin içtüzüğün 157/2, 160/3-5 maddelerince cezalandırılmalarını istemiş bulunmaktayım.

e-Merve Kavakçı genel kurula alınmadığı gibi, Babanlar durulunun 16/5/1999 tarihli Resmi Gazetede yayımlanan tararı ile vatandaşlıktan çıkarılmıştır. Devamla Mecliste çalışma odası verilmemiş, maaşı kesilmiş ve sanki üyeliği düşmüş gibi işlem yapılmıştır.

2-TARAF/SIFAT EHLİYETİ :

a-Ben türk vatandaşı olan seçmen "bir vatandaşım.- Milletin bir "bireyi olarak "bizi temsilen oluşan TBMM'si 550 vekilimizin çalışmaları ve sorunları "bizleri dolaylıda olsa ilgilendirmektedir. sn.Merve kavakçı'nın mensubu bulunduğu partiye oy vermemekle beraber, hatta sosyalist siyasal görüşte olmama rağmen, kendisine yapılan haksız, hukuksuz dayatma ile vekillik haklarının elinden alınmasına tepki olarak kendisini 'benim milletvekilim1 olarak seçerek bir dergide bunu ilan etmiş bulunmaktayım. (Ek-3)

Meclisin milleti ilgilendiren yasama çalışmalarının nasıl yürüdüğü, sorunları herkes gibi benide ilgilendirmekte olup, bir vekilen(veya bazı vekillerin) görev yapılmasının kanunlara ve içtüzüğe aykırı olarak engellenmesi beni dogaldırki ilgilendirmektedir. Yasama çalışmalarının iyi şekilde yapılmasından veya yapılmamasından etkileneceğim doğal bir sonuçtur.

b-Anayasamızda, Anayasa Mahkemesinde iptal davası açacaklar sayılmış olup, bireylerin iptal davası açabilmesi Önlenmiştir. Ancak, bireylerin tesbit davası açıp, açamayaçaklarına ilişkin bir hüküm getirilmemiştir.

Hukukta bir yetkinin, hakkın, usul kuralının düzenlenmiş olması "değil" bu hakkı, yetkiyi, usul kuralını yasaklayan hüküm olup olmadığına bakılmalıdır. Yasaklayıcı bir hüküm yoksa boşluk doldurma yoluna gitmek gerekmektedir.(1)

Anayasa Mahkemesi, Anayasada boşluk olduğu gerekçesi ile karar vermekten kaçınamayacağına göre boşlukları doldurmak konumundadır. Her yasada boşluk olabileceği gibi Anayasada da boşluk varolduğunda hukuk yaratma işlevini gerçekleştirmelidir. (2)

c-Almanya Federal Anayasa Mahkemesi kanununa göre, usule ilişkin eksikliklerde, yargılamanın amaca uygun olabilmesi için genel hukuk ilkelerine, özellikle idare ve hukuk yargılama usûlüne başvurularak kıyas yoluyla boşluk doldurulması Anayasa Mahkemesine bırakılmıştır. (3)

İçtihat yaratmada temel norm olan Medeni Kanunun l inci maddeside doğrudan başvurulabilecek bir hükümdür,İçtüzüğün 2/2 yoluyla,

2949 sayılı kanunun öncesi olan 44 sayılı kanunda, hüküm bulunmayan hallerde genel hukuk kurallarının uygulanması gerektiği gerekçede, "....Anayasa Mahkemesinin vasfı itibari ile karşılaçağı usul meselelerini umumi esaslar dairesinde içtihat yoluyla kolaylıkla çözebileceği düşünülerek bu sahada kapsayıcı bir düzenlemeden kaçınılmıştır." demektedir0 Yine karma komisyon raporunda da, "...hüküm sevk olunmayan hususların içtihada terk edilmesi uygun görülmüştür." demektedir.(İçtüzük m.2/2 fıkra)

d-Anayasa Mahkemesi, anayasada boşluk halinde hukuk yaratma yöntemini ihtiyaç tesbiti yaptığında kullanmaktadır. Örneğin,iptal davalarında yürürlüğün durdurulmasına ilişkin kararlar verilmesine ilişkin içtihat, siyasi partilerin dağılma halinin tesbitine ilişkin içtihat, bekletici mesele, ön sorun, soruşturmanın genişletilmesi gibi usuli konulardaki içtihat, RP'si davasında hazine yardımı hakkındaki ihtiyadi tedbir içtihadı, vb. çok sayıda boşluk doldurma tesbiti ile hukuk yaratmıştır.

e-Avrupa İnsan Hakları Divanı bir kararında, sözleşmenin ihlalinin kimi durumlarda mevzuattaki boşluklardan kaynaklanabileceğini belirterek, yasama organı boşluğu dolduruncaya kadar Yargı organının boşluğu doldurarak ihlali önlemesi gereklidir demektedir. (4) Yine "Komisyon ve Divan, bir menfaatin, hakkın ihlalini çok geniş yorumlayarak, potansiyel mağdur kavramını yeterli görmüştür.(5)

3-GÖREV :

A-a-Anayasa Mahkemesi içtüzüğün anayasa uygunluk: denetimini yaparken içtüzük hükmü niteliğindeki meclis kararı ve eylemli uygulamalarında anayasaya uygunluk denetimini yapmaktadır. Gerçekte, bir yasama metnine verilen isimden önce, metnin kapsamının, özünün amacının, etki ve değerinin göz önünde bulundurulması gereklidir. Aksi halde, meclisteki çoğunluk anayasal denetimden keyfi ve kötü niyetli olarak faydalanma, kaçınma imkanı verilmiş olur.

b-Anayasa Mahkemesi 1996 yılındaki bir kararında, aynen ; (6)

"...........Bir işlemin Anayasa Mahkemesinin görev alanına girip girmediği belirlenirken, içeriğinin niteliği üzerinde durulması, değer ve etkisinin ortaya konulması ve bu metnin denetime bağlı tutulan işlemlerle eşdeğerde ve etkinlikte ise denetiminin yapılması zorunludur. Anayasa Mahkemesi konuyu öteden beri bu yönden değerlendirmiştir. Nitekim 27/2/1968 günlü 1967/6 Esas, 1968/9 kararla adı 'içtüzük değiştirilmesi’ olmadığı ve içtüzüklerin değiştirilmesindeki yöntemler uygulanmadığı halde, değer ve etki bakımından birer içtüzük hükmü niteliğinde olan Millet Meclisi kararlarının denetim alanına gireceği kabul edilmiştir. İçtüzüğün bir kuralını değiştirme yada içtüzüğe yeni bir kural koyma niteliğinde olan TBMM uygulamaları ve kararları içtüzük kuralı sayılır............" demektedir.

Mahkemenin bu konuda çok sayıda yerleşik kararı vardır. Örneğin komisyon çalışmasının durdurulmasına ilişkin karar, .-ödenek ve -yollukların tesbitine ilişkin karar, Başkan vekillerinin tartışmalara katılamayacakları yolundaki uygulamanın Anayasa ve içtüzüğe uygun olduğunun oylanması hakkındaki önergenin kabulüne iliskin karar, Bütçenin bölümlerine geçilmesine ilişkin oylamanın yeniden yapılmasına ilişkin karar, Olağanüstü halin uzatılması ve çokuluslu gücün görev süresinin uzatılması kararları vb. çok sayıda kararında içtüzük hükmü niteliğinde görülmüştür. (7)

c-Sn .Merve Kavakçı türbanlı (başörtülü )olduğu için genel kurula alınmamaktadır. Tu konuyu içtüzüğün 56 inci maddesi düzenlenmiş olup herhangi bir yasak getirmemiştir. Bir milletvekilinin hangi kıyafetle yasama çalışmasına katılacağı içtüzük hükmündedir. Dolayısıyla kıyafet nedeniyle genel kurula alınmama eylemi içtüzük hükmü olduğu gibi her durumda etki, değer ve sonucu itibariyle içtüzük hükmü niteliğindedir. Ortada alınmış bir karar olmamakla beraber 'eylemli' bir uygulama kararı, işlemi vardır.

B-a-Sn. Merve Kavakçı milletvekili olmasına rağmen ; genel kurula alınmamakta, genel kuruldaki tartışma ve oylamalara katılamamakta, komisyonlarda görev alamamakta hiçbir yasama çalışması yapamamaktadır. Kendisine Mecliste oda ve çalışma ortamı verilmediği gibi, maaşı da kesilmiş hatta meclis albümü ve parmak izi albümünden kayıtları çıkarılmış adeta milletvekilliği düşürülmüş konuma getirilmiştir. Ortada Yüksek Seçim durulunun veya Meclis Genel kurulunun üyeliğin düşümüne ilişkin bir kararı olmamasına karşın fiilen, eylemli olarak üyeliğin düşümü şeklinde bir uygulama işlemine/eylemli karara muhatap olmuştur.

b-Anayasanın 84 üncü maddesine göre üyeliğin düşümü üzerine adı peçen milletvekilinin iptal davası açma hakkı bulunmaktadır. Eylemli olarak üyeliğin düşümü uygulaması/kararı niteliğindeki bir işlem/karar içinde Anayasa Mahkemesinin görevli olacakında kuşku duyulma malıdır.

Üyeliğin düşümü niteliğindeki eylemli uygulama halen devam etmekte olup, hiçbir milletvekilince mahkemenizde dava açarak uyuşmazlık giderilmemiştir. Sn. Kavakçı'nın kendi partisi dışındaki partiler tarafından sorunun çözümü yönünde bir ilgi olmadığı gibi hukuksuz dayatmaya açık veya örtülü olarak destek verilmektedir. Hukuki bir konu siyaseten önyargılarla içtüzüğe ve Anayasaya aykırı olarak eylemli olarak devam ettirilmektedir.

4-KARŞI TARAF :

Davada karşı taraf olarak TBMM'si Başkanlığı gösterilmiştir. Davaya konu eylemli işlem/karar, içtüzük hükmü niteliğinde olduğundan doğrudan taraf bulunmaktadır.

Dolayısıyla işbu dava dilekçesinin bir örneğinin TBMM'si Başkanlığına gönderilerek, karşı cevaplarının verilmesi arzulanmış olup, keza dava konusu hakkında bilgi ve belgelerin mahkemenize sunulması düşünülmüştür. Her ne kadar Mahkemenizin bunu resen yapması gerekliyse de tarafımca açıktan talep edilmiştir.

5-BİLDİRİM TARAFI :

Davada bildirim tarafı olarak gösterilen sn. Merve Kavakçı, milletvekillik hakkı üyeliğin düşümü niteliğinde elinden alınan mağdur olması nedeniyledir.

Davanın öznesi olan sn. Kavakçı'nın işbu davaya karşı yazılı veya sözlü olarak açıklamalarının alınması ile uyuşmazlığın çözümüne yardımcı olacak bilgi ve belgelerin sunulmasını sağlamak için dava dilekçesinin bir örneğinin gönderilmesi için taraf gösterilmiştir.

6-TESBİT NEDENLERİ-

a- Sn. Merve Kavakçı, 2 ve 12 mayıs 1999 tarihli genel vurula alınmamasından sonra, kurulan Hükümet yabancı vatandaşlığa izinsiz geçtiği iddiasıyla derhal gündemine" alıp Türk vatandaşlığından çıkarılmasına karar vermişler ve karar 16/5/1999 tarihli Resmi Gazetede yayımlanmıştır.

Bu tarihe kadar sn. kavakçı'nın milletvekili olup olmadığı tartışılmamış iken, Meclis Başkanınca milletvekilliğinin bir anlamda askıya alındığı yorumları yapılmıştır. Sn. Kavakçı'nın Danıştay da vatandaşlıktan çıkarma işleminin iptali davasının sonuna kadar milletvekili haklarının tanınmayacağı belirtilmiştir, keza maaş ve diğer mali ödemelerin durdurulması ^aranda alınmıştır .Bu nedenle de sn.Kavakçı Ankara İdare Mahkemesinde dava açmıştır. Her iki davada halen devam etmektedir.

Sn. Kavakçı tarafından TBMM Başkanlığına verilen dilekçeler cevaplandırılmamış, Meclis Başkanlığı uygulamasından vazgeçmemiştir. Yine Ankara DGM Savcılığınca yapılan bir soruşturma nedeniyle evinin aranılması, yurtdışına çıkışının yasaklanması yönünde kararlar verilmiş, Meclis Başkanının sn. Kavakçı 'nın 'milletvekili' olduğuna ilişkin yazılı belge vermesi üzerine Yedek Hakimlik bu yasaklayıcı kararlarını kaldırmıştır.

b-Merve Kavakçı'nın milletvekili olmadığı bazı hukukçularca ileri sürülse dahi, çoğunlukla milletvekili olduğu görüşü benimsenmektedir. Bir hukukçu olarak benimde görüşüm sn. Kavakçı'nın halen milletvekili olduğudur. Çünkü, seçilmiş bir milletvekilinin sonradan seçilme şartlarını taşımaması hali vekilliğini etkilemez, üstelik yürütme organının, yasama organının bir üyesi hakkında vereceği bu yöndeki kararlar 'dokunulmazlık1 kavramına da açıkça aykırıdır. Aksi halde Yasama organına açıktan müdahale savunulacak olursa milli egemenlik tartışma konusu olacaktır. Bu yönde ki naçizane bir makalemi ekte sunuyorum .(ek-4)

Milletvekilliğinin nasıl düşürüleceği Anayasada açıkça belirtilmiştir. Bunun-dışında üyelik düşürülmesinin hukuki dayanağı yoktur. Ayrıca Meclis genel kurulunun bu yönde bir karanda yoktur. Yine Yüksek Seçim Kurulu, Merve kavakçı hakkında verdiği kararında, "...YSK süregelen içtihatlarında tam kanunsuzluk olarak adlandırdığı iddialarla yapılan itirazları, seçimden önce olmak kaydıyla incelemiştir....." diyerek, dosyayı TBMM'ne geri göndermiştir, (Konuya ilişkin iki adet gazete kupürü.Ek-5)

c-İçtüzük, yasama çalışmalarının usul ve esaslarını düzenleyen önem-bir mevzuattır. Genel kurul, komisyon, önerge v.s. konulardaki çalışma yöntemini belirtmektedir. Dogaldır ki genel kurula nasıl girileceği kuralıda tüzüğün 56 inci maddesinde .düzenlenmiştir.

Ortada alınmış bir genel kurul kararı olmamasına rağmen, FP'si dışındaki ANAP, DSP, MHP, DYP milletvekillerinin tamamına yakanı 'genel kurula alınmama' fiili eylemine destek vermektedir. Dolayısıyla yaklaşık 400 milletvekili örtülü olarak sn.kavakçı'nın 'genel kurula alınmaması' yönünde eylemli bir karar vermişlerdir.

Ayrıca belirtmek isterim ki, Yargıtay Başsavcılığınca açılan FP' nin kapatılması davasında bu konuda Başsavcılığın yorumu, "....İçtüzükte 'türbanla yemin edilemez' yönünde yasaklayıcı bir hüküm bulunmamasının FP yöneticileri ile Merve Kavakçı'nın eylemine meşruiyet kazandırmayacağı.." değerlendirilmesi yapılmıştır.

Sn. Kavakçı'nın türbanla genel kurula alınmama eyleminin hukuka, mevzuata uymadığı görüşünü TBMM benimsediğinden Anayasa komisyonuna bu yönde bir değişiklik teklifi sunulmuş, "milletvekilleri meclis çalışmalarında başı açık bulunurlar." şeklindeki değişiklik 5 oya karsı 10 oyla reddedilmiştir.(Gazete kupürü ektedir-6) İktidar partileri konuyu tekrar gündeme getirmişler bu kez de, aynı değişiklik 10 oya karşı 11 oyla komisyonda kabul edilmiştir. Halen genel kurulda görüşmeyi beklemektedir.(Ek-7)(Gazete kupürü)

d-Yukarıda bahsedilen olay sonucu bir milletvekili, vekillik görevini- yapamamakta , yapması engellenmektedir . 550 vekilden birisi için yapılan bu uygulama, meclis çalışmalarını aksatmıyor diye düşünülebilirse de burada önemli olan milli iradenin temsiline yapılan müdahaledir. Sorun ilke düzeyinde egemenlik derinliği olan büyüklükte ve can alıcı bir sorundur, kaldı ki türbanlı milletvekili 30 vekil olsaydı, sorunun pratik önemi kendiliğinden gözükecekti. Şuan milli iradenin temsili 549 olarak yapılabilmekte l temsil yapılamamaktadır. Hem de diğer milletvekillerinin fiili eylemi ile. sn. Kavakçı bu hukuksuz uygulamaya, yeterli destek bulamadığı için ve ülkede ve mecliste gerginlik çıkmasını istemediğinden hak aramamakta, bir anlamda haksızlığa boğun eğmeyi tercih etmek zorunda kalmıştır. Anayasa Mahkemesinde dava açmamıştır. Yine partisi de sorunun görüşmeler yoluyla çözülebileceğini ümid ederek, hak arama Anayasa Mahkemesinde dava açma yoluna gitmemiştir. Sn.Kavakçı gazetelere verdiği beyanlarda 'adalet aradığını' açıklamıştır. (Gazete vapuru ektedir. Ek-8)

e-Yukarıdaki sorunun bir vatandaş olarak tarafımı doğrudan ilgilendirmediği hatta 'ukelalık' yaptığım dahi düşünülebilirse de, gerçekte amacım bir milletvekilinin uğradığı haksızlığı mahkemenizin bilgisine sunarak, sorunun çözümüne katkı sağlamaktan ibaretttir.

Uyuşmazlık içtüzük hükmü niteliğinde olduğundan ve de fiilen, eylemli olarak üyeliğin düşürülmesi gibi bir sonuç varolduğundan uyuşmazlığı giderici mahkeme yalnızca Anayasa Mahkemenizdir. Bu uyuşmazlıktaki yetki ve görev Anayasa Mahkemesinindir. Ancak, 110 milletvekili dava açmadığı gibi, üyeliğin düşürülmesi için bir milletvekilinin dava açması mümkün olmasına rağmen hiçbir dava açılmamıştır. Sorunun çözüleceği ümidi ile ve de dava açılabilir ümidiyle beklememe rağmen uyuşmazlık çözülmemiştir. Bu nedenle bu davayı bugün açmak zorunda kalınmıştır.

Burada mağdur olan yalnızca sn. Kavakçı değil, milli iradesi temsil edilmeyen bütün millettir. Millet olarak, vekillerimizin sorunları bizi de doğrudan ilgilendirir kanısındayım. Çünkü doğrudan ve dolaylı olarak mağdur olduğumuz rahatça anlaşılacaktır, sn. Kavakçı 'nın yapacağı çalışmalardan benim ve vatandaşların etkileneceği açıktır. Yine Av. İn. Hak. Sözleşmesinin l nolu ek protokolünün 3 üncü maddesindeki hakkımın ihlal edildiğini düşünüyorum.

7-DELİLLER :

-Danıştay 10 Dairedeki iptal davası, (sn.Merve Kavakçı 'yla ilgili

-Ankara İdare Mahkemesindeki iptal davası, ( " " " "

-Ankara DGM Savcılığındaki hazırlık dosyası( " " " "

-Yüksek Seçim Kurulu kararı, (Ek-5) ( " " " "

-TBMM Anayasa Komisyon kararı, (E>-6-7) ( " " " "

-Milletvekili listeleri Resmi Gazete, (E?-l) " " " "

8-HUKUKİ SEBEPLER :

(1) Doç.Dr.İ.Kaboğlu-Anayasa Yargısı c.8 s.291

(2) Prof.Dr.S.Kaneti- c.8 s.77

(3) Doç.Dr.Z.Gören age.c.12 s.227

(4) Sn.Ş.Gözübüyük-F.Gölçüklü-AİHS uygulaması eseri s.146 Div.Kararı-Winterwerp/Hollanda 24-10-1979 A 33 sayılı.

(5)Div.K. Klas/Almanya 1981 A-45, Dudgeon/İngiltere 1978 A-28, Div."K. Norris/İrlandal988 A-142,Marks/Pelçika 1979 A-31.

(6)Anayasa Mahkemesi kararı-14/5/1996 tarih 96/19 E, 96/13 K.

(7)Any.Mah.Kar.l970 yılı 70/32 karar, 1977 yılı 77/14 kararı, 1971 yılı 71/22 karar, 1992 yılı 92/48 karar, 1996 yılı 96/14 karar, 1996 yılı 96/15 kararı.

-TBMM İçtüzüğünün 56 inci maddesi, . _ . ..

-Anayasanın 2, 6, 7, 11, 75, 16, 80, 81, 84 üncü maddeleri,

-2949 sayılı kanun,

-Anayasa Mahkemesi içtüzüğünün 2/2 fıkrası,

-Medeni Kanunun l inci maddesi,

-Avrupa İnsan Hakları sözleşmesinin l nolu ek protokolün 3 maddesi,

9-SONUÇ VE TALEP :

Yukarıda anlatıldığı üzere ve Mahkemenizde sözlü açıklamada anlatılacağı üzere ve Mahkemenizce resen nedenlerle ;

1-Tarafımın mahkemenizde sözlü açıklama (duruşma) talebimin,

2-Karşı Taraf olan TBMM'si Başkanlığına bu dilekçenin bir örneğinin gönderilmesi ile sözlü veya yazılı olarak karşı beyanlarının ve uyuşmazlık hakkındaki belgelerin istenilmesine,

3-Sn. Merve Kavavçı' ya, davanın bildirim tarafı olarak bu dilekçenin bir örneğinin gönderilmesi ile sözlü veya yazılı beyanlarının ve uyuşmazlık hakkındaki belgelerin istenilmesine,

4-Delil olarak gösterilen mahfeme ve kurumlardan dosyaların incelenmek üzere istenilmesine karar verilerek,

5-TBMM'si içtüzüğünün 56 inci maddesinin kapsamının tesbiti ile, türbanla genel kurula girmeyi yasaklayıp yasaklamadığının TESBİTİNE karar verilmesini,

6-İstanbul milletvekili sn. Merve Kavakçı'nın, İçtüzük hükmü niteliğindeki eylemli üyeliğin düşümü niteliğindeki, fiili uygulamanın;

Anayasanın 2 m.deki insan haklarına saygılı hukuk devleti, 6 m.deki egemenlik ilkesine, 7 m.deki yasama yetkisine, 11 m.deki anayasanın bağlayıcılığı, üstünlüğü, 75 m. deki TBMM'nin kurulusu ilkesine, 76 m.deki milletvekili seçilme yeterliliğine, 80 m.deki milletin temsili ilkesine, 81 m.deki yemin yaparak göreve başlama hükmüne, 84 m.deki milletvekilliğin düşümü hükmüne, aykırı olduğunun TESPİTİNE karar verilmesini dilerim.

Hacı Ali Özhan

[email protected]-------------ana sayfa

[email protected]

 

 

 

 

 

ANAYASA MAHKEMESİ KARARI

Esas Sayısı : 2000/4 (Değişik İşler)

Karar Sayısı . 2000/4

Karar Günü : 9.2.2000

Avukat Hacı Ali ÖZHAN 28.1.2000 günlü dilekçesinde, Türkiye Büyük Millet Meclisi İçtüzüğümün 56. maddesinin kapsamının ve türbanla Genel Kurul'a girmeyi yasaklayıp yasaklamadığının, tesbiti ile İstanbul Milletvekili Merve Safa KAVAKÇI' nın TBMM Genel Kuruluna alınmamasına ilişkin eylemli içtüzük değişikliği niteliğinde olduğu ileri sürülen uygulamanın, Anayasanın 2., 6., 7., 11., 75., 76., 80., 81. ve 84. maddelerine aykırılığının tesbitine karar verilmesini istemiştir.

Anayasanın 150. ve 2949 sayılı Yasanın 20. maddeleri ile iptal davası açma hakkı, Cumhurbaşkanı'na, iktidar ve ana muhalefet partisi Meclis gruplarına ve TBMM üye tamsayısının en az beşte biri tutarındaki üyelere verilmiştir.

İstemde bulunan bu maddelerde belirtilenler arasında yer almamaktadır.

Açıklanan nedenlerle;

1- Başvurunun başvuranın yetkisizliği nedeniyle REDDİNE,

2- Kararın bir örneğinin başvurana tebliğine,

3- Kararın Resmi Gazete' de yayımlanmasına gerek olmadığına, 9.2.2000 gününde OYBİRLİĞİYLE karar verildi.

Başkan vekili Haşim KILIÇ

Üye Yalçın ACARGÜN

Üye Mustafa BUMİN

Üye Sacit ADALI

Üye Ali HÜNER

Üye Mustafa YAKUPOĞLU

Üye Fulya KANTARCIOĞLU

Üye Mahir Can ILICAK

Üye Rüştü SÖNMEZ

Üye Ertuğrul ERSOY

Üye Tülay TUĞCU

Not: Talebin reddine ilişkin karar üzerine, Avrupa İnsan Hakları Mahkemesine başvurulmuş olup dava halen incelenme aşamasındadır. HAÖ.

main page / ana sayfa

Hosted by www.Geocities.ws

1