hacialinin websitesi
|
TBMM BAŞKANLIĞI SEÇİMİNİN ANAYASAYA AYKIRILIĞININ TESBİTİNE İLİŞKİN OLARAK, ANAYASA MAHKEMESİNDE HACI ALİ ÖZHAN TARAFINDAN AÇILMIŞ DAVA DİLEKÇESİ ÖRNEĞİ VE ANAYASA MAHKEMESİ KARARIDIR. |
| OLAY |
| YETKİ |
| SIFAT |
| KARŞI TARAF |
| DAVANIN İHBAR TARAFI |
| SÜRE |
| GÖREV |
|
USUL AÇISINDAN TESBİT NEDENLERİ
-GEÇERLİLİK AÇISINDAN -BİÇİM YÖNÜNDEN |
| ESAS AÇISINDAN TESBİT NEDENLERİ |
| HUKUKİ SEBEPLER |
| TALEP |
|
ANAYASA MAHKEMESİ KARARI |
|
|
|
NOT |
ANAYASA MAHKEMESi BAŞKANLIĞINA
Tespit îsteyen (Davacı).: Hacı Ali Özhan ...adres............
Karşı Taraf (Davalı.........: Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığı
Davanın ihbar Tarafı......: 1- Türkiye Cumhuriyeti Devleti Cumhurbaşkanlığı
........................................2- Anavatan Partisi Gn.B.lığı (iktidar Partisi sıfatı ile)
........................................3- Refah Partisi Gn.B.lığı (Ana muhalefet sıfatı ile)
Tespit Konusu......................................: Türkiye Büyük Millet Meclisi'nin 16-10-1997 tarih 516 sayılı 'Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına Gaziantep Milletvekili Hikmet Çetin'in seçildiğine dâir' içtüzük niteliğindeki karar ile, Başkanlık Divanı seçimi-ne ilişkin kararın Anayasanın 6, 11, 77t 94, seçici 6 maddelerine aykırılığının
T_E_S_B_İ_T_İ_N_E karar verilmesi istemidir.24-12-1995 tarihli millet
vekili genel seçim sonucu oluşan TBMM si Genel Kurulunda, TBMM'si Başkanlığına 24-01-1996 tarihinde Kütahya milletvekili Mustafa Kalemli seçilmiştir.Anayasanın 94/3 maddesi amir hükmü gereği Başkanlık makamı görev süresi 2 yıl olmasına karşın, Meclis Başkanı Mustafa Kalemli'ce görev süresinden 2 ay 24 gün önceden 01-10-1997 tarihinde fiilen makamını boşaltmıştır.
Yazılı ve usulüne uygun geçerli bir istifa işlemi yapılmadan fiilen makamın boşaltılması üzerine, en yaşlı Başkanvekili üye sıfatı ile geçici başkan olarak Çorum milletvekili Yasin Hatipoğlu tarafından, birinci dönemin kalan süresi için olmayıp ikinci dönem için Meclis Başkanı seçimi işlemlerine başlanılmıştır.
Adaylık süresince 7 aday müracatta bulunmuş ve yapılan l, 2, ve 3. tur oylamalarda yeterli çoğunluk sağlanamadığından hiçbir aday seçilememiş, 16-10-1997 tarihli 4. turdaki seçimde Gaziantep milletvekili Hikmet Çetin Meclis Başkanlığına seçilmiştir.
Başkanlık Divanı seçimleride müteakiben yapılarak tarihli .....nolu kararla Divan oluşturulmuş
tur.2709 kanun nolu Anayasa ve 2949 sayılı Anayasa Mahkemesinin Kuruluşu ve Yargılama uSülleri Hakkında Kanun'da anayasaya uygunluk denetimi içerikli iptal davası açabilme ve itirazen yerel mahkemelerden gelen anayasaya"aykırılıkların incelenerek iptaline karar verebilme hükümlerini düzenlemiş olmasına karşın, Tesbit davası açabilme şart ve usullerini düzenlememiştir.
Anayasa Mahkemesi içtüzüğünün Anayasa Mahkemesinin bağlı olduğu kurallar başlıklı 2/2 maddesinde "... Mahkeme çalışma esasları ve usûlleri hakkında kanunlarda ve içtüzükte hüküm bulunmayan hallerde genel hukuk kurallarını uygular." demektedir.
Hukukun genel ilkesi düzeyinde bulunan Medeni Kanunun 1. maddesinde "...Hakkında kanuni bir hüküm bulunmayan meselede...kendisi vazıı kanun olsaydı bu meseleye dair nasıl bir kaide vazedecek idiyse ona göre hükmeder..." demektedir.
Yine, 2949 sayılı kanunun öncesi olan ve aynı hükümleri içeren 44 sayılı kanunun gerekçesinde ".........Konacak usul hükümlerinin ihtiyaca uygunluk derecesini şimdiden kestirmenin güç olacağı, kurulacak Anayasa Mahkemesinin vasfı itibari ile karsılaçağı usul meselelerini umumi esaslar dairesinde içtihat yoluyla kolaylıkla çözebileceği düşünülerek bu sahada da kapsayıcı bir düzenlemeden kaçınılmıştır......." denilmiş,
Karma komisyon raporunda da "...hüküm sevk olunmayan hususlarında içtihada terk edilmesi uygun görülmüştür." denmektedir.Hukuk devleti, adaletli bir hukuk düzeni kuran, bunu sürdürmeyi zorunluluk sayan ve tüm etkinliklerinde hukuka uygun davranan derletti
r. Yine, Hukuk devletinin, Anayasa'nın açık hükümlerinden önce hukukun bilinen ve tüm uygar ülkelerin benimseyip uyduğu ilkelere uygun olması gerekir, şarttır. Bu yöndeki Anayasa Mahkemesinin yerleşik içtihatlarından bir kısmının numaralarını aşağıya alıyorum.-Any.Mah. 22-12-1964 tarih 63/166 E, 64/76 kararı,
-Any.Mah. 27-03-1986 tarih 85/31 E, 86/11 kararı,
-Aay.Mah. 01-02-1996 tarih 95/20 E, 96/04 kararı.
Anayasa yargısı yasamanın, yürütmenin üstün gücüne karşı 'anayasal denge aracı1 olarak getirilmiştir. Yargı yetkisinin etkinliği hukukun eksiksiz kullanılmasını gerektirir. Dava kavramı içinde yürütmenin durdurulması, tedbir, tesbit türü kararlarda vardır, îptal kararı vermeye yetkili organın, tesbit kararı veremeyeceğini düşünmek yargı yetkisinin eksik
siz kullanılması ile bağdaşmaz, iptale yetkili olan Anayasa Mahkemesi, sonuç doğurmayan yalnızca durumun tesbitine yönelik bir karar yetkisine 'evleviyetle' sahiptir. Çoğun içinde az her zaman vardır.Anayasa Mahkemesi, Anayasanın, yasaların, hukukun yargı işlevinin özünü gözardı edip kendini yalnızca kuralın sözlü anlamı ile bağlı saymamalıdır. Kural dişilik savunulamaz. Ancak, kuralların yorumu ile soruna, amaca en uygun çözümün bulunması gerekir. Mahkeme kararını verirken, bir yetkinin kendisine verilmiş olmasını değil, bu yetkiyi yasaklayan bir kuralın yar olup olmadığını araştırmalıdır. Anayasanın sistemi bu şekildedir. Örneğin m.125.
Tesbit davası şart ve usulleri Anayasa Yargı mevzuatımızda düzenlenmemiştir. Açıkça yasaklayıcı bir düzenleme olmadığı neden-lede Anayasa Mahkemesinin hukuk yaratabileceği çağdaş hukuk sistemlerinde benimsenen bir görüştür.
Hukukun genel ilkeleri düzeyinde bulunan Medeni Kanunun 1. maddesi gereği Anayasa Mahkemesi boşluk halini içtihatla doldurmalıdır. Yine Anayasanın 138 maddesi, hakimin yalnız anayasaya, kanuna göre değil 'hukuka' uygun olarak vicdani kanısına göre karar vereceğini belirtmiştir. Buradaki 'hukuk' hakimin genel ilkeler çerçevesinde yasal boşluğu doldurmak üzere oluşturacağı kuralıda kapsar.
Aslında usulün bütün ayrıntılarının düzenlenmesi beklenemez. Uygulamada ortaya çıkacak boşlukların içtihatla doldurulması MK. 1. maddesince mümkün olduğu gibi, Türkiye de ve Dünyada yeni mevzuat olan Anayasa Yargısında zorunludur„ Kaldı ki, kanunun gerekçesinde de açıkça
belirtilmiş olduğu gibi, Mahkemenin içtüzüğünün 2/2 maddesin-dede açıkça ifade edilmiştir. Nitekim Anayasa Mahkemesinin çok sayıdaki kararlarında hu yönde kararlar verilmiştir.Anayasada ve diğer mevzuatımızda, Anayasa Mahkemesinin yürütmenin durdurulmasına ilişkin karar verilip verilmeyeceği yönünde hiçbir açık düzenleme yok iken, hatta Mahkemece bu yöndeki talepler reddedilmiş iken, Örneğin-06-04-1972 tarih 72/13 E, 72/18 Kararı,
-24-05-1977 tarih 77/60 E, 77/81 Kararı,
-01-08-1985 tarih 85/659E, 85/04 Kar
arı.1993 yılı ve sonraki kararlarında, bu yöndeki boşluk içtihatla doldurularak Anayasa Mahkemesinin yetkisinde yorumu yapılmıştır. Nitekim yürütmenin durdurulmasına Anayasa Mahkemesi kendisini yetkili gördükten sonra çok sayıda kararda yürütmenin durdurulmasına ilişkin karar verilmiştir. Örneğin-21-10-1993 tarih 93/33 E, 93/40-1-2 kararı, -11-04-1994 tarih 94/43 E, 94/42-1 kararı.
Siyasi partilerin kapatılması veya kapanmasına ilişkin hükümler SPK'da bulunmasına karşın, kendiliğinden fesih, dağılma halinin tes-biti, hukuki varlığının sona erdiğinin tesbiti, kurulmamış sayılmanın tesbiti türünde tesbit kararı vermeye Mahkeme içtihatla, kendisini yetkili görerek davaları incelemeye almıştır.
Bu konudaki ilk kararını Yüce Görev Partisinin hukuki varlığının sona erdiğine şeklinde tesbit kararını 1983 tarihinde vermiş bundan sonraki birçok parti kararında da aynı içtihadını örnek göstermiştir.
Örneğin-Any.Mah.25-08-1983 tarih 83/01 E, 83/01 kararı,
-Any.Mah.20-9- 1984 tarih 84/129E, 84/22 kararı,
-Any.Mah.09-10
-1984 tarih 84/440E, 84/24 kararı,-Any.Man.21-01-3987 tarih 86/522E, 97/01 kararı,
-Any.Mah.24-11-1992 tarih 92/03 E, 94/04 kararı.
Mahkemece, karar verilmesine yer olmadığına tesbiti kararı, bir siyasi partinin kurulmamış sayılmasının tesbitine ilişkin kararı, dağılma halinin tesbitine ilişkin kararlarda vardır.
Örneğin-Any.Mah.01-11-1983 tarih 83/03 E, 83/03 kararı,
-Any.Mah.02-06-1987 tarih 87/01 E, 87/02 kararı,
Yine Mahkemece, anayasaya aykırılık sorunu yorumla 'bekletici mesele' olarak görülmüş, keza, SPK'nun 9 maddesinin yorumunda itirazı 'önsorun' olarak görmüş, bir kararında da 'soruşturmanın genişletilmesi' yönünde karar verilebileceği. yönünden inceleme yapmıştır.
Örneğin-Any.Mah.01-11-1983 ta'rih 83/03 E, 83/3 kararı,
-Any.Mah.03-11-1983 tarih
83/4 E, 83/4 kararı,-Any.Mah.02-12-1994 tarih 93/3 E, 94/2 kararı.
Yukarıdaki mahkeme içtihatlarından açıkça görüleceği üzere, mahkemenin duruma göre, zorunlu görülen önlemleri aldığı hatta bunun Birleşmiş Milletler ve Avrupa Belgelerinde de görüleceği üzere hukukun genel ilkeleri, adaletli yargılamayı da kapsayan hak arama özgürlüğünün doğal sonucu ve gereğidir.
Avrupa însan Hakları Divanı bir kararında sözleşmenin ihlalinin kimi durumlarda mevzuattaki boşluklardan kaynaklanabileceğini belirterek Winterwerp davasında gerekçe bölümünde bu tür kararların yerine getirilmesi ihlallerin tekrarının önlenmesi ancak mevzuattaki boşluğun giderilmesi ile mümkün olacaktır demektedir. Bir kanunun boşluğu halinde Yasama kuvvetince kanun boşluğu dolduruluncaya kadar
Yargı organınca doldurularak uygulanması ihlalin kaldırılması doğal bir sonuçtur,Bu nedenlerle ve resen nedenlerle Anayasa Mahkemesinde tesbit davası açılabileceğini ve Anayasa Mahkemesinin bu talepli davalara bakmaya yetkili olduğu görülmektedir.
:Dava konusu olan TBMM'si Başkanlık Divanı'nın oluşumu ve TBMM'si Başkanı'nın şahsı tarafımı doğrudan ilgilendirmemekle beraber:, aşağıda ayrıntıları ile belirteceğim vede Anayasa Mahkemesinin yerleşik içti-hatlarındanda açıkça anlaşılacağı üzere, konu dolaylı olarak tarafımı ilgilendirmektedir.
Şöyle ki; Anayasanın amir ve açık hükümlerine aykırı oluşturulan Başkanlık Divanı ve Başkan seçimi, tütün yasama faaliyetlerinin en "başta biçim yönünden iptali düzeltilemez, geri dönülemez hukuk çıkmazına yol açacaktır.
Öyle ki, kanunların iptali istenirken biçim yönünden incelenmesi ve iptali talep edilmese bile, Anayasa Mahkemesince kendiliğinden biçim denetimi yapılarak iptal kararı verilebilmesi ciddi bir sorundur. Keza, itirazen kendisine gelmiş yasaların iptali davalarında bile aradan uzun yıllar geçmesine karşın ve yine talep edilmese bile Başkanlık Divanı'nın anayasaya aykırı oluşumu nedeniyle biçim denetimini Anayasa Mahkemesi kendiliğinden yapmakta ve iptal kararı verebilmektedir. Aşağıda çok sayıd
a Mahkeme kararı açıkça bu yöndedir.Biçim denetimi nedeniyle, özü itibari ile doğru ve yerinde olan bir çok kanunun iptal riski bütün vatandaşları mağdur edeceği gibi kamu düzenini bozucu büyüklük ve öneme sahiptir.
Her vatandaş gibi tarafımın da mağdur olacağı açıktır. Kaldı-ki, hukukçu meslektaşlarımın, mesleki faaliyetlerinin yürütümündeki mağduriyeti ve bir avukat olarak tarafımın mesleki faaliyeti yürütüm çalışmalarımda mağdur olacağımda kesindir.
Türk Anayasa hukukunda yer almamakla beraber, başta Federal Almanya olmak üzere, ispanya, Portekiz, Meksika, Arjantin, Kolombiya, isviçre hukuk düzenlerinde Anayasa Mahkemesine Bireysel başvuru yolu •Anayasa Şikayeti' tanımı ile bireylere müracaat hakkı tanınmıştır. Keza 1961 Anayasasının kurucu mecliste '.gö
rüşmelerinde, iptal davası açma hakkının kişiler içinde tanınması gerektiği yolunda görüş bildirilmişse de, karşı görüşte olanlar 'dava hastası olan' yada 'reklam amacı güden' bazı kişilerce Anayasa Mahkemesinin gereksiz meşgul edileceğini ileri sürmüşler sonuçta ikinci görüş ağır basarak herkese iptal davası açma hakkı tanınmamıştır. (2)Bir menfaatin, hakkın ihlalini. Avrupa insan Hakları Komisyonu ve Divanı bir çok kararında en geniş şekilde tanımlamıştır. Komisyon kimi durumlarda, yasanın uygulanmadan da kişiye zarar verebileceğini baskı altında tutabileceğini bu durumda da sözleşmeye aykırı olunduğu yönünde karar vermiş ve Divanca da aynı yöndeki içtihatlarında 'potansiyel mağdur1 kavramını benimseyerek somut ihlal, doğrudan mağdur kavramlarının kapsamı
nı genişletmiştir. Kişi, yasanın doğuracağı sonuçların doğrudan etkisi altında" kalma tehlikesi ile karşı karşıya ise yasanın kendisi bir uygulama işlemi olmadan da kişinin hakkını ihlal eder niteliktedir yorumu Divan'ca yapılmıştır. (3)Anayasa Mahkemesind
e, tarafımın davacı sıfatı ile iş bu davayı açabilmem konusundaki boşluk Mahkemenizce doldurulmalıdır.Federal Anayasa Mahkemesine Kanununa göre usule ilişkin eksikliklerde, yargılamanın amaca uygun olabilmesi için genel usul hukuku ilkelerine, özellikle hukuk ve idare yargılama usulüne başvurularak kıyas yoluyla boşluk doldurulması Federal Anayasa Mahkemesine bırakıl- • mistir. Bu örnek uygulamanın olayımıza uyduğunu düşünüyorum. (4)
Hukukta bir yetkinin hakkın, usul kuralının düzenlenmiş olması değil bu hakkı, yetkiyi, usul kuralını yasaklayan hüküm olup olmadığı araştırılmalı ve yasaklayıcı bir hüküm yoksa boşluk doldurma yoluna gitmek gerekmektedir. Yasada yasaklanmayan şey serbesttir. Bu genel bir ilkedir. (5)
Yine bir makalede "Medeni kanunumuzdan far
klı olarak T.C. Anayasasında boşlukların hakimin hukuk yaratması yolu ile doldurulacağı yolunda açık bir hüküm yoktur. Ne var ki Anayasa Mahkemesi, anayasa-da boşluk olduğu gerekçesi ile karar vermekten kaçınamayacağına göre boşlukları doldurmak konumundadır. Anayasa Mahkemesi her yasa gibi Anayasada boşluk bulunduğu bir vakıa olduğuna göre bu boşluğu doldurmak işlevini de gerçekleştirecektir... Anayasada boşluk doldurmada yardımcı olabilecek kuralların bulunduğunu söylemek mümkündür."(6)
Yukarıdaki, Türk mevzuatı, Avrupa mevzuatı ve Divan kararları ile Türk donktrinin deki görüşlerden de açıkça anlaşılacağı üzere Tesbit davası talepli müracaatımın, tarafımı dolaylı olarak ilgilendirmesi nedeni ile içtihat yaratarak yorumla 'sıfat ehliyetimin' kabul edilme
si gerekmektedir.Talebimin siyasi saik veya başka nedenlerle değil, tamamen hukuk içinde kalan ve tamamen hukuk kaygısı ile yapıldığını, kanımca Anayasaya açık derecede aykırı dava konusu işlemin, Mahkemenizce aykırılık halinin tesbiti ile kısmen sorunun çözümüne katkı sağlamak ve sorunun çözülerek ileride tarafımın mağdur olmaması amaçlanmıştır.
Devada, davalı olarak gösterilen TBMM'si Başkanlığının karşı taraf olarak gösterilmesi dava dilekçesinin bir örneğinin gönderilmesi ile karşı görüşlerinin alınması amaçlıdır.
Gerek basında gerekse Mecliste ve hukukçular arasında hatta TBMM'si Başkanlığına yansıyan (Ek-2) görüşler ile Başkanlık Divanı oluşumunun anayasaya aykırılığı ciddi bir tartışma konusu olmuştur. Gerek tarafımca TBMM1sine sunulan 'makale' de gerekse sunulan diğer raporlarda bu görüş yenilenmiş ve kanımca TBMM'si Başkanlığınca da tereddütlü bir hal almıştır.
îş bu dava ile, bir anlamda bu tereddütlü ve tartışmalı konu sonuca bağlanacaktır. Bu nedenle inanıyorum ki bu davanın reddi değil aksine görüşülüp sonuca bağlanması TBMM'si Başkanlığınca da istenecektir.
Hukuki görüşüme göre Sn. Kalemli' nin istifasını örtülü şekilde geçerli saydığımızda, Sn. Çetin' in görev süresi 24-12-1997 tarihinde dolacaktır. Bu tarihin yaklaşması da gözönüne alındığında iş bu davanın sonucuna göre TBMM'sinin işlem yapması Mahkemenizce anayasaya aykırılık yoktur tesbiti kararı verildiğinde ise 24-12-1997 tarihinden sonraki bütün yasama işlemleri biçim yönünden hukuki risk taşımayacağı açığa çıkacaktır.
:Bilindiği üzere, Anayasamız iptal davası açmaya yetkili makamları belirtmiştir. Bu nedenle davanın ilgilisi olmaları nedeniyle Cumhurbaşkanlığı Makamına (Ek-1) ve iktidar Partisi sıfatı ile Anavatan Partisi Genel Başkanlığına, Ana muhalefet Partisi sıfatı ile Refah Partisi Genel Başkanlığına dava dilekçesinin bir örneklerinin gönderilerek, dava hakkındaki görüşlerinin alınması amaçlı olarak davada ihbar tarafı olarak gösterilmişlerdir.
Kanımca, iptal davası açmaya Anayasamızda hak verilen makamların dava açıp açmamaları takdir hakları olmakla beraber en azından anayasaya aykırılık yoktur diyemeyeceklerini düşünüyorum. Neden dava açmadıkları kuşkusuz makamlarını ilgilendirir, ancak sorun Sn. Çetin'in kişiliği veya siyasi saikle harek
et edilmeyecek kadar çok boyutlu anayasa düzeyinde derinlikli, içinden çıkılamaz bir biçimsel sorun kaynağı varedilmiştir0 Bütün meclis çalışmaları ve bütün zamanları kapsar büyüklükte ve canalıcıdır.Davanın ihbar tarafı olan makamlarında, iş bu davanın reddi değil görüşülüp, incelenip karara bağlanmasını isteyen görüş bildireceklerini umuyorum. Konu ile 'makalemi' Sn. Cumhurbaşkanlığına ve diğer siyasi partilerin grup başkanlıklarını bildirmiştim
.Anayasanın 148 maddesinde biçim yönünden dava .-açmak, için getirilen 10 günlük kısıtlayıcı süre sadece yasaları kapsamaktadır. Ayrıca 2949 sayılı kanunun 22 maddesinde de içtüzük konusundaki davaların 60 gün içinde açılacağını belirtmiştir.
Bu yönden içtüzük değişikliği niteliğindeki meclis kararının da, kararın Resmi gazetede yayımlandığı günden itibaren 60 gün içerisinde açılması gerekmektedir. Bir mahkeme kararınızda (7) içtüzük ve içtüzük niteliğindeki kararların biçim ve esastan anayasaya aykırılıkları halinde 60 gün içerisinde dava açılacağı beli
rtilmiştir.Yukarıdaki anlatımlarımızdan, Anayasa Mahkemesinin kararlı içtihatlarından, dava konusu meclis kararının içtüzük niteliğinde bulunduğu ve süresinde dava açıldığı anlaşılmaktadır.
l- Anayasa, Anayasa Mahkemesinin Kanun, Kanun Hükmünde
Kararname ve Meclis içtüzüğünün şekil ve esas bakımdan anayasaya uygunluğunu denetleyebileceğini belirtmiştir. Meclis kararlarına karşı Anayasa Mahkemesinde iptal davası açma yolu kapalı tutulmasına karşın, içtüzük hükümlerini değiştirici, bir içtüzük hükmü ihdas edici veya eylemli bir içtüzük hükmü niteliğinde olan meclis kararlarının anayasaya uygunluk denetiminin yapılması Anayasa Mah .si görevi içindedir.Başkanlık seçimi ve Divan seçimi bir meclis kararıdır. TBMM kararının niteliği, değeri, etkisi üzerinde durmadan anayasal denetimin dışında kaldığının kabul edilmesi, içtüzük hükmü etkisi doğuran meclis kararlarının anayasal denetimden kaçırılması çoğunluğu elinde bulunduran siyasi güçlerin keyfiliği neticesini doğurur. Bir yasama metnine verilen isim
den önce, metnin kapsamının, özünün göz ününde bulundurulacağı açıktır.Başkanlık seçimi ve Divan seçimi içtüzük niteliğinde bir meclis kararıdır. Bir meclisin Başkanlık Divanı'nın kuruluşunu ve iş yürütümünü o meclisin çalışma alanı dışında, meclis faaliyetlerinden ayrı nitelikte düşünmek mümkün değildir. Başkanlık Divanı'nın kuruluşu ve işleyişi, Divan'ın meclisi yönetmesi meclis faaliyetlerinin en başında gelir. Böyle olduğu içinde Başkanlık Divanı'na ilişkin sorunların çözümleme yeri içtüzük konusudur.
M
ahkemenizin bu konuda çok sayıda kararlı yerleşik içtihadı vardır. Örneğin, Anayasa Mahkemesi bir kararında (8) soruşturma hazırlık komisyonu çalışmalarının durdurulmasına dair önergenin meclis birleşik toplantısında kabulüne dair kararın iç'tüzük hükmü niteliğinde bulunduğuna karar vermiştir. Mahkeme bir başka kararında (9) millet meclisi üyelerinin ödenek ve yolluklarının saptanmasına ilişkin meclis kararının bir içtüzük hükmü niteliğinde olduğuna karar vermiştir. Bir kararında da (10) Başkan ve Başkan vekillerinin Senatoda tartışmalara katılamayacakları yolundaki uygulamanın Anayasa ve içtüzüğe uygun olduğunun oylanması hakkındaki önergenin kabulüne ilişkin meclis kararı içtüzük düzenlemesi niteliğinde kabul edilmiştir. Bir kararında da (11) Kültür Bakanlığının bütçesinin bölümlerine seçilmesine ilişkin oylamanın yeniden yapılmasına olanak sağlayan meclis kararının eylemli bir içtüzük kuralı niteliğinde olduğuna karar vermiştir.Yine bir kararda (12) Senato Başkanlık Divanı'nın kuruluşuna ilişkin Genel kurulca alınan kararın içtüzük düzenlemesi niteliğinde olduğuna karar verilmiştir. Bir kararında da (13) olağanüstü halin 10 ilde uzatılmasına dair meclis kararının yeni bir içtüzük kuralı niteliğinde bulunduğuna karar verilmiştir. Bir başka kararında da (14
) ülkemizde konuşlandırılan çok uluslu gücün görev süresinin uzatılmasına ilişkin Meclis kararının yeni bir içtüzük kuralı niteliğinde-olduğuna karar verilmiştir. Anayasa Mahkemesi bir kararında (15) Bakanlar Kuruluna Güven oylaması hakkındaki meclis kararının içtüzük kuralı niteliğinde olduğunu belirttikten sonra aynen "...bir işlemin denetiminin Anayasa Mahkemesinin görev alanına girip girmediği belirlenirken ...içeriğinin niteliği üzerinde durulması, değer ve etkisinin ortaya konulması ve bu metnin denetime bağlı tutulan işlemlerle eşdeğerde ve etkinlikte ise denetiminin yapılması zorunludur.Anayasa Mahkemesi öteden beri konuyu bu yönden değerlendirmiştir. Nitekim 27-2-1968 günlü Esas 1967/6, karar 1968/9 sayılı kararla adı 'içtüzük değiştirilmesi' olmadığı ve içtüzüklerin değiştirilmesindeki yöntemler uygulanmadığı halde, değer ve etki bakımından birer içtüzük düzenlemesi niteliğinde olan Millet Meclisi kararlarının denetim alanına gireceği kabul edilmiştir.
içtüzüğün bir kuralını değiştirme yada içtüzüğe yeni bir kural koyma niteliğinde olan ITMM uygulamaları ve kararları içtüzük kuralı sayılır..."
diyerek bu konudaki 1968 tarihinden bu yana uygulanan içtihatlarının halen uygulanmasına 1996 tarihli iş bu kararı ile atıf yapmıştır. Söz konusu atıf yapılan 27-2-1968 tarihli 67/6 E, 68/9 K, sayılı kararın da aynen ".......Millet Meclisi başkanlık divanına meclisteki siyasi parti gruplarının hepsinin katılmalarını, .ve bu katılmanın grupların kuvvetleri ölçüsünde olmasını engelleyen ve içtüzük hükmü niteliği
nde bulunan 2-11-1966 günlü millet meclisi kararının Anayasanın 84.maddesine aykırı olduğundan iptaline..... " şeklinde karar verilmiştir.2-İptal davasına konu olan meclis kararının, içtüzük değişikliği veya yeni bir içtüzük getirilme usulüne uyulmamış olması kararın içtüzük niteliğinde olmasına engel değildir.
Kararın usul yönünden tek eksiği daha önceden komisyondan geçirilmemiş olmasıdır. Ancak kararın çözümlediği konunun alınmasındaki amacın ve gördüğü işin açık ve kesinliği karşısında şekil eksikliğinin bu meclis kararını nitelemede etkisi olabileceği düşünülemez. Kararın uygulama ile içtüzüğün Başkanlık divanı ile ilgili hükümlerini değiştireceği kesindir. Bu durum dahi meclis kararının içtüzük hükmü niteliği kazandırmaya yeterlidir
. AN TESPÎT NEDENLERİ :A-GEÇERLİLİK ACISINDAN ;
1- Sn. Kalemli Makamdan geçerli bir istifa işlemi yaparak ayrılmamış, fiilen makamını boşaltmıştır. TBMM'si Başkanlığı istenildiğinde gelineçek istenildiğinde gidilecek makam değildir. Şekil kurallarına uygunluk geçerlilik koşuludur. Şekil kurallarına uygunluk bir çok yönden zorunlu olduğu gibi görevin niteliği de bunu gerektirir.
Anayasada açıkça düzenlenmiş olmamasına karşın, sıradan bir devlet memurunun istifa işlemi şekil kuralına bağlanmışken, Meclis Başkanlığının boşaltılmasının şekil kuralına bağlanmadığı düşünülemez. Anayasada bir milletvekilinin istifa işleminin geçerlilik koşulu bir dizi usule bağlanmışken, Bir Başbakan'in, Bakan'in istifası şekil koşullarına bağlanmışken, Yasama kuvvetinin en yetki
li organı olan, meclis faaliyetinin zorunlu makamı bulunan Başkanlık makamının boşalmasının şekil kurallarının olmaması düşünülemez. Meclisin bütün faaliyetleri ayrıntılı olarak şekil koşullarına bağlanmışken çok önemli görevleri bulunan yetkilere sahip, temsili nitelikli Cumhurbaşkanlığından sonraki bir makamın şekil koşullarının olması çok doğaldır. Açık bir kural olmamakla beraber genel kuraldan bu sonuç çıkmaktadır.Buradaki şekil kuralı yoğun ve uzun bir işlem olmayıp yazılı istifa dilekçesinin TBMM'si Başkanlığına sunularak kayıtlara geçirilmesinden ibarettir. Bu kadar kısa ve tek bir işlemin yapılmamış olmasını, böylesine önemli bir makam açısından hukuken savunulamaz.
2-Sn. Kalemli makamı geçerli bir istifa işlemi ile boşal&ma-masının yanında, aslında istifa iradesi, olmayıp görevi sürdürme arzusu vardır. Sn. Kalemli, mecliste 24-01-1996 tarihinde başkan seçilmiş olması nedeniyle Anayasanın 94/3 amir hükmü gereği 2 yıl olan görev süresinin dolmadığının farkında olmasına karşın, 5-3-1973 tarih 584 ka
rar nolu içtüzüğün yasama yılının l Ekimde başlar hükmü ile Anayasanın 93.maddesi meclisin her yıl ekim ayının ilk günü toplanacağı hükmü ile görev süresinin l ekimde sona ereceği yanılgısı ile makamını boşalt-Meclis Başkanlığı seçiminde yeniden aday olması ve ısrarla seçimlerden çekilmemesi görevi sürdürme isteğini açıkça göstermektedir. Bir istifa dilekçesinin en önemli zorunlu unsuru, hiç şüphesiz istifa iradesinin varlığıdır. Bu iradenin yokluğu çok açık olarak sabittir.
E-BİÇÎM YÖNÜNDEN TESBlT NEDENLERİ
:1-Meclis Başkanlığı makamının fiilen boşaltılmasından sonra geçici başkanca birinci dönemin artık kalan süresi için değil, ikinci dönem meclis başkanlığı seçimi çalışmalarına başlanılmış ve bu amaçlada seçim yapılmıştır.
Sn. Kalemli'nin usule uygun geç
erli bir istifa işlemi ve istifa iradesi olmamasına karşın, zorlama bir yorumla örtülü bir istifa şeklinde makamı boşalttığı yorumu yapıldığında bu kezde süre yönünden anayasal bir sorun çıkmaktadır.2-24-12-1995 tarihinde yapılan milletvekili genel seçimi Anayasanın 77/1 maddesi amir hükmü gereği kendiliğinden 24-12-2000 tarihinde yeniden yapılacaktır. Normal seçim dönemi süresine parelel olarak düzenlenen TBMM' si Başkanlık Divanı seçimleri de 2 ve 3 yıl olarak iki devre şeklinde anayasanın 94/3 maddesin
de amir hüküm olarak düzenlenmiştir.24-12-1997 tarihine kadar başkanlık süresi bulunan sn. Kalemli, 1-10-1997 tarihinde makamını 2 ay 24 gün önceden boşaltmış olması Anayasadaki birinci ve ikinci devre sürelerini etkilemez. Anayasanın 77 ve 94 maddeleri bütünlüğü içinde sözel olarak açıkça emredilen bu süreleri uzatmak veya kısaltmak mümkün değildir. Sn. Kalemlinin istifası ceçerli kabul edilse bile, yapılan başkanlık seçimi ikinci devre seçimi değil, birinci devrenin eksik kalan süresi içindir. Dolayısı i
le Sn. Çetin'in görev süresi 24-12-1997 tarihinde birinci devre sonu nedeniyle Anayasa gereği kendiliğinden son bulacaktır.Aksi şekilde yorum, Anayasanın sözel ifadesine, zamanlama sistemine aykırı olacağı gibi seçim tarihi olan 1-10-1997 tarihinden 3 yılın tamamlandığı l-10-2000 tarihinde başkanlık süresi son bulduğunda geriye kalan 2 ay 24 günlük dönem bitimi süresinde başkanın kim olacağı ciddi bir anayasal sorundur, îkinci devre 3 yıl olarak tamamlandıktan sonra yeniden 2 ay 24 günlük süre için seçim y
apılamaz. Anayasadan kaynağını almadığı gibi açıkça anayasaya aykırı bu durum başkan vekillerinin yönetiminde geçirilemez. Bu dönemdeki Başkan ve vekillerinin yokluğu halinde adeta TBMM'si çalışamaz, hiçbir yasama faaliyetinde bulunamaz konuma düşecektir.3
-Konuyu düzenleyen Anayasanın 94. maddesinde gerekçede aynen "yasama dönemi 5 yıl olduğu için bir yıl ve iki, iki olmak üzere üç döneme ayrılmıştır. Bu nedenle bir yasama döneminde üç seçim yapılması kabul edilmiştir. Her seçimden sonra Başkanlık Divanı' nda meydana gelecek boşalmadan sonra yapılacak seçiın geride kalan süreyi tamamlamak içindir, bunlar asıl seçimden sayılmaz" demekte, MGK Anayasa Komisyonunun değişiklik gerekçesinde de aynen "...bir yasama dönemi için iki seçim yapılacağı esası kabul edilmiş ve başkan seçimine açıklık getirilerek..." denmiştir.94.maddenin Danışma meclisi genel kurulunda, anayasa komisyonu taslağı görüşülürken, 9 önerge verilerek yasama yılı, yasama dönemi, seçim dönemi kavramları uzunca tartışılmış, genel kurulca iki önergenin kabul edilmesi, bir önergenin de dikkate alınmasına yolunda karar verilince madde komisyona iade edilmiştir. Danışma meclisi genel kuruluna tekrar gelen maddede, 94/3 fıkrası önergeler doğrultusunda hazırlanmış ve aynen "bir yasama döneminde üç seçim
yapılır. İlk seçilenlerin görev süresi "bir yıl, ikinci ve üçüncü devreler için seçilenlerin görev süresi ikişer yıldır." hükmü oylanarak kabul edilmiştir.Önerisi kabul edilen önerge sahibi üye madde görüşmelerinde aynen " maddede yasama dönemi diye ifade edilen ibareyi ben seçim dönemi olarak kabul ediyorum " demiştir. Bir üyece sorulan "yasama döneminden maksat yasama yılımıdır? yoksa bir seçimden öteki seçime uzanan süremidir ?" sorusuna karşılık Anayasa Komisyonu sözcüsü " Bir seçimden öbür seçime ka
dar uzanan süre yasama dönemidir. Bu yasama dönemleri kendi içinde yasama yıllarına ayrılır gayet tabi" karşılığını vermiştir.Anayasanın 78 maddesinin meclis görüşmelerinde ara seçim, ' başkanlık divanı oluşum sürelerinin tartışmalarında bir üyece aynen "iki yıl 24 ay eder, 90. maddede —78 oldu— ara seçim en az 30 ay sonra yapılır demektedir. Demek ki bir seçim döneminden sonra birinci dönem seçilenlerin görev süresi 24 ay bittikten sonra, ikinci 3 yıl için Başkanlık Divanının teşkiline gidilir ve meclist
e seçim yapılır" ifadeleri ile yasa koyucunun süreler konusundaki gerçek iradesi açıkça anlaşıldığı üzere söz konusu süreler takvim yılıdır.4-Konu hakkında Anayasa Mahkemesinin tereddüte yer bırakmayacak derecede açık kararları vardır. Bir kararında (16) yerel yönetimler seçim tarihi tartışması yapılırken aynen,
"..................Anayasanın 77 maddesinin birinci fıkrasında TBMM1si seçimleri beş yılda bir yapılır denildikten sonra ikinci fıkrasında meclis bu süre dolmadan seçimin yenilenmesine karar verilebileceği hükmüne yer verilmiştir, iki fıkranın birlikte ele alınması, kullanılan sözcükler açıkça bu süre dolmadan deyişi, bu maddedeki beş yılda bir sözlerinden beş yılın dolmasının amaçlandığını ortaya koymaktadır... Esasen beş yıda bir belirlemezinin ya
pısına bakıldığında, beş yılda sözcüklerinden beş yılın geçmesi, tamamlanması dolması anlaşılır. Dört yıl, dört buçuk yıl, dört yıl on bir ay öngörülen beş yıl olmaz. Beş yıl tamamlanmayınca beş yıldan söz edilemez. Hukukta süreler dolan zamana göre değerlendirilir.Anayasanın Başkanlık Divanı başlıklı 94. maddesinin üçüncü fıkrası, TBMM'si Başkanlık Divanı için bir yasama döneminde yapılacak iki seçimde 'ilk seçilenlerin görev süresi iki, ikinci devre için seçilenlerin görev süresi üç yıldır' açıklığı ile beş yılın tamamlanması gerektiğini doğrulamaktadır................"
diyerek süreler konusunda tereddüte yer bırakmayacak kadar açık bir anlatımla yorumlanarak, dava konusu olan 2942 sayılı kanunun 8 maddesinde 3420 sayılı kanunla yapılan değişikliğin anayasaya aykırılığına ve iptaline karar verilmiştir.
5-Anayasanın Başkanlık süresine ilişkin kuralları açık ve kesindir. Başkan ve Başkanlık Divanı'nın sürelerini kısaltan ve uzatan genel kurul kararları anayasaya açıkça aykırıdır. Bu yönde Mah-kemenizce alınmış kararlarda vardır.
Bir davada (17) Senato Başkanlığına verilen önergenin, Danışma kurulu kararı olarak genel kurula götürülmesi ve genel kurulda anayasa ve içtüzüğe aykırı olarak ve oy çoğunluğunu kötüye kullanarak Başkanlık Divanı'nın ve Senato Başkanının süresinin sona erdirilmesine karar alınması ve bu yanlış karara dayanarak Senato başkanının görevi ve yetkileri hukuken devam ederken yeni bir başkan seçilmesi ve Divanın teşkiline ilişkin kararın iptali istenilmiş ve Anayasa Mahkemesi de iptali iste
nilen kararın içtüzük hükümlerinin zedelenmesi, bozulması, değiştirilmesi niteliğinde değil yeni bir içtüzük hükmü oluşturulması niteliğinde ele alarak esastan incelemeye almıştır.Bir başka davada (18) Senato başkanı seçilememesi zorunlu nedeni ile eski başkanın görev süresinin uzatılmasına ilişkin kararda Anayasa Mahkemesi şimdiki sorunumuza ışık tutacak tesbitler yapmıştır. Şöyle ki, Senato başkanı 18-6-1968 yılında seçilmiş ve görev süresi iki yıl olan 18-6-1970 tarihinde sona ermesi üzerine, başkan seç
imine geçilmiş ve yapılan oylamalarda çoğunluk sağlanamadığından seçim 23-6-1970 tarihine bırakılmıştır. Bu tarihte de hiçbir adaya yeter sayıda oy verilmediğinden seçimin sonuçlanmaması üzerine, Senato Danışma kurulunca 30-6-1970 tarihli 85. birleşiminde 'Cumhuriyet Senatosu başkanlığı görevinin yenisi seçilinceye kadar devam edeceği1 ne dair 6 sayılı kararla 39 oya karşı 48 oyla kabul edilmiş ve genel kurula duyurulmuştur. Bu arada başkanlık seçimlerine devam olunmuş ve nihayet 19-11-970 tarihli birleşimde başkan seçilmiştir. (tutanak D. c.59 s.364)Bu tarihe kadar 5 ay boyunca eski başkanca görev yürütülmüştür. 1327 sayılı kanunun iptali davasında Başkanlık Divanı'nın anayasaya aykırı şekilde uzatılmasına ilişkin karar biçim yönünden incelemeye alınmıştır, îki yılı dolduran bir başkanın süresinin bitimi gününden itibaren başkanlık görev ve yetkileri de sona ermiş olacağından Anayasa hükümlerine uygun biçimde yeniden başkan seçilmedikçe başkanlık göre-Tinin sürmesi olanaksızdır. Meclislere kararla başkan
veya başkan vekili atanmasına imkan yoktur. Anayasa, meclislere bu konuda yetki tanımamıştır. Eski başkan iki yıllık sürenin bittiği 18-6-1970 tarihinden itibaren başkanlık sıfatını kaybetmiş ve yeni başkanda seçilememiş olduğundan başkanlığın (münhal) boşalmış olduğunu kabul etmek zorunludur, görüşünü Anayasa Mahkemesi esastan incelemede belirtmiştir,IX-ESAS AÇISINDAN TESBİT NEDENLERi
:1-Geçerli bir istifa işlemi olmadan yapılan Başkanlık seçimleri ile Anayasa yanlış yorumlanarak ikinci döneme ilişkin 3 yıl süreli başkan seçilmesi işlemi anayasaya aykırıdır. Keza başkanlık divanı oluşumuna ilişkin yapılan işlemler ve seçimlerde aynı şekilde anayasaya aykırıdır.
Meclis başkanlığı anayasaya aykırı olarak Sn. Hikmet Çetin' ce doldurulmuştur. Başkanın durumundaki anayasaya aykırılık elbette ki bütün divanın kuruluşunu etkiler ve anayasaya aykırı duruma sokar.
Başkan yoksa başkan vekilliği de yoktur. Başkan olmayınca onun adına vekalette olmaz. Dolayısı ile başkan vekili unvanı bulunmasına karşın, vekillik etme dayanağı yoktur, vekillik edilemez. Sn. Hatipoğlunun yaptığı bütün işlemler, seçimlere hazırlık, seçim işlemlerinin tamamlanması ve Sn. Çetin'e mazbatasının verilmesi işlemi hukuken batıl olup geçersiz yok hükmündedir.
Başkan olmayınca, başkanlık divanı da yoktur. Meclis toplanamaz, içtüzüğün yalnızca başkana verdiği yetkiler, başkan olmadan divanın toplanamayacağı, gündemin belirlenemeyeceği, divanda karar alınamayacağı, danışma kurulunun toplanamayacağı vb. çok önemli yasama faaliyetleri yapılamaz.
2-Te
sbiti istenilen 516 sayılı meclis kararı ile yapılan seçim sıradan bir toplantı hali olup, hukuki sonuç doğurmaz. Yine başkanlık divanı oluşumuna ilişkin alınan kararlarda gelişigüzel bir seçim olup hukuki değerden yoksun ve yok hükmündedir.Başkanlık Divanı'nın oluşumuna ilişkin kurallar, yasama organınca verilen kararların geçerliliği üzerinde etkili olacak biçim kurallarıdır. Anayasaya aykırı düşen bir başkanlık divanının yönettiği birleşim alalede bir toplantı olmaktan öteye gidemez. Böyle bir toplantı
da alınan kararlar hukuki geçerlilik ve değerden yoksundur. Şenel kurulu böyle bir divanının yönetmesi ile genel kurulun divansız çalışması arasında fark yoktur. Başkanlık divanı olmayınca meclis genel kurulundan söz edilemez. (19) (12)3-Sn .Kalemli' nin y
anılgısına neden olan, yasama yılının başlangıcı ile, tatilin bitimi ile meclisin çalışmaya başladığı günün karıştırılmış olmasıdır.içtüzükteki l ekim tarihi, Anayasanın 93 maddesinin her yıl ekim ayının ilk günü kendiliğinden toplanır hükmü, meclis tatil süresinin l ekimde biteceğine amirdir. Bu tarihin Anayasaya göre, yasama yılı başlangıcı alınması 93 madde kapsamı dışındadır. Tatilin bittiği günün ertesi günü meclisin açıldığı tarih Anayasaya göre yasama yılının başlangıcı değildir. Aksi halde, seçim
dönemi ile yasama yılı mutlaka farklı tarihler olacak veya seçimler her zaman l ekimde yapılacaktır. Burada içtüzük ve Anayasa çelişmektedir. Anayasanın hem geçici 6 maddesi gereği hem de anayasanın üstünlüğü gereği uygulanması gerekmektedir.Tatilin bittiği gün ile yani l ekim tarihi ile yasama yılının başlangıcını anayasanın sistemi, 77 ve 94 maddeleri gereği a-yırmak zorundayız. Yasama dönemi başka ifade ile seçim dönemi 24-12-1995 tarihinden 24-12-2000 tarihi arası 5 tam yıl olup, yasama yılı her yılın
24 aralık tarihidir.Tatilin bittiği günün ertesi günü olan l ekim tarihinin yasama yılı başlangıcı şeklinde yorumlanarak anayasaya aykırılık oluşturulmuş ve gerçek iradesi dışında Sn. Kalemli makamını 2 ay 24 gün önceden fiilen boşaltmıştır.
Meclis başkanlığı ve Başkanlık divanını dolduran kişilerden ziyade makamın millet iradesi, egemenlik, hukuk devleti, ilkeleri yönünden usulüne uygun şekil kuralları ile doldurulması ve boşaltılması zorunludur. Bu zorunluluk mutlak şekil kuralı, geçerlilik şartı olup an
ayasanın amir hükmü gereğidir.4-Meclis Başkanı ve Başkanlık Divanındaki bu kaynak işlemdeki biçim hatası, meclisin bütün yasama faaliyetlerini başlangıçta biçim yönünden anayasaya aykırı yapacaktır. Usulüne uygun oluşmayan Başkanlık divanının, anayasaya aykırılığı biçim yönünden iddia edilmese bile Anayasa Mahkemesine resen iptal edilebilecektir. Anayasa Mahkemesi bir kararında (20) aynen,
"..........Başkanlık divanlarının kuruluş biçimi tesbit edilirken bütün siyasi parti gruplarına p-üçleri oranında üyelikler ayrılmalıdır. Bu ilkeye uyulmadan kurulan divanlar anayasaya aykırı düşer. Divanların anayasaya aykırı bulunmasına yol açan içtüzük hükümlerinin veya o nitelikteki meclis kararlarının bunlara karşı anayasa mahkemesine başvurulduğunda iptali gerekir.
Nitekim bunun yakın bir örneği de vardır. ..ilgili partinin dava açması üzerine Millet Meclisi başkanlık divanının TÎP grubundan üye alınmaksızın kurulmasına ilişkin bulunan ve içtüzük hükmü niteliği taşıyan bu iki millet meclisi kararı anayasa Mahkemesinin 27-2-1968 tarihli '.E.1967/6, K.1968/9 sayılı kararı ile iptal edilmiştir..........." diyerek görüşünü tereddüte yer vermeyecek şekilde açıklamıştır.Yine, Anayasa Mahkemesi bir kararında (21) anayasaya uygunluk denetiminde, davacılarca biçim yönünden iptal talepleri olmasa bile Anayasa Mahkemesi resen inceleme yapmaktadır.
"...............A-1327 sayılı kanunun 93 maddesinin (C) bendi hükmünün şekil yönünden incelenmesi : Davacı parti tarafından ileri sürülmemiş olmakla beraber, Anayasa Mahkemesi davacının gerekçesiyle bağlı olmadığından dava konusu hükmü ihtiva eden 31-7-1970 günlü 1327 sayılı kanunun Cumhuriyet Senatosundaki görüşmeleri bakımından Anayasaya aykırı bir durum bulunup bulunmadığı konusu üzerinde durulması gerekli görülmüştür, ..Anayasanın 8
4 maddesi Millet Meclisi ve Cumhuriyet Senatosu başkanlarının ikişer yıl için seçileceği kuralını koymaktadır., iki yılını dolduran bir başkanın sürenin bitimi gününden itibaren başkanlık görev ve yetkileri de sona ermiş olacağından Anayasa hükümlerine uygun biçimde yeniden başkan seçilmedikçe devam etmesi mümkün değildir............." denmektedir.5-Usulüne göre oluşmamış başkanlık divanının çıkardığı kanunun sırf bu nedenle -iddia edilmese bile- anayasaya uygunluk denetiminde biçim yönünden anayasaya aykırılığına karar verilmelidir. Nitekim Anayasa Mahkemesi bir kararında (20) aynen,
".............b) iptal davasına konu olan 1036 sayılı kanunun millet meclisinde görüşülüp kabul edildiği sıralarda görevli başkanlık ..dîvanının bünyesi içine TİP grubundan üye alınmamış olduğu görülmektedir. Bu divan : Anayasa Mahkemesince iptal edilen 1-11-1966 ve 2-11-1966 günlı" kararların benzeri bir kararla millet meclisinin 10-11-1967 günlü kararı ile kurulmuştur. Bu itibarla 10-11-1967 günlü Millet Meclisi kararının
hukuki değer ve etkisi üzerinde durulması yerinde olacaktır............" diyerek mahkemeniz görüşünü açıklamıştır.6-Usulüne uygun oluşmayan başkanlık divanının çıkaracağı bir kanun, anayasa mahkemesine itirazen geldiğinde biçim yönünden aykırılık iddiası yapılmamış olsa bile mahkemece resen incelenebilmededir.
Pir davada itiraz yoluna başvuran mahkeme sıfatı ile Tarsus Sulh ceza Mahkemesi, orman kanununa bir madde eklenmesine dair 1056 sayılı kanunun anayasaya aykırılığı iddiasını ciddi bularak Anayasa Mahkemesine başvurmuştur. Mahkemece de (19) 10-11-1967 tarihli meclis kararı ile oluşan ve anayasaya uygunluk denetiminden geçmeyen başkanlık divanı içerisine TİP grubundan üye alınmış ve bu başkanlık divanınca 4-7-1968 tarihinde itiraz konusu kanun kabul edi
lmiştir.1056 sayılı kanun, iptali istenirken her ne kadar taraflardan ve Tarsus sulh ceza mahkemesinden anayasaya aykırılık gerekçelerinde, 1056 sayılı kanunun meclis genel kurulunda kabul edildiği sıradaki meclis başkanlık divanının kuruluş biçimi dolayısı ile kanunun şekil yönünden anayasaya aykırılığı iddia edilmemiş olsa da, 44 sayılı kanunun 28/1 maddesine göre Anayasa Mahkemesi aykırılık konusunda ilgililerce ileri sürülen gerekçelere dayanmak zorunda olmadığı ve istemle bağlı kalmakla birlikte başka
gerekçe ilede anayasaya aykırılık kararı verebileceği, Anayasa Mahkemesinin şekil yönünü doğrudan doğruya ele alabileceğine karar vermiştir.Anayasa Mahkemesi 1056 sayılı kanunun, kanuna ilişkin tasarının görüşülüp kabul edilmesi sırasındaki meclis başkanlık divanının kurulu,ş biçimi dolayısı ile şekil yönünden iptaline oy çokluğu ile bu sonuca göre göre kanunun esas yönünden aykırı bulunup bulunmadığının incelenmesine yer olmadığına oy birliği ile karar vermiştir. (24) (25)
7-Bir kanun tasarı v ya teklifinin görüşülmesi için anayasanın kurulmasını emrettiği bir komisyonun bile kuruluşu anayasaya aykırı ise böyle bir komisyondan geçerek kanunlaşan bir yasanın şekil eksikliği nedeni ile iptali gerekmektedir. Kıyasen Başkanlık divanına yorumlanabilir. Anayasa
Mahkemesinin bir kararında (22) aynen,"...............IV-Esasın incelenmesi A)931 sayılı kanunun şekil yönünden anayasaya aykırı olup olmadığı sorunu : Davacı, 931 sayılı kanuna ilişkin tasarının komisyonlarda görüşülme evresinde komisyonların anayasanın 85. maddesine aykırı olarak kurulmuş bulunduğunu ve bu durumun 931 sayılı kanunun şekil yönünden iptalini gerektirdiğini ileri sürmüş olduğundan ve esasen anayasa mahkemesi, anayasaya uygunluk denetimine getirilmiş bir kanunu kendiliğindende bu yönü ile e
le alabileceğinden önce şekil yönünden anayasaya aykırılık sorununun çözümünü gerekli bulmuştur... V-Sonuç : 1-a) 28-7-1967 günlü 931 sayılı iş kanunu tasara halinde iken... kurulan karma komisyon bünyesinin anayasanın 85 madde hükmüne aykırı olduğuna ve bunun şekil yönünden iptali gerektirdiğine oy çokluğu ile............." karar vermiştir.8-Meclisin çalışması anında Başkanlık divanının aynı birleşimde aynı partiden olması halinde bile anayasa Mahkemesi bu hususu incelemeye almaştır. Anayasa Mahkemesinin bir kararında (23) kanun teklifinin genel kurulda görüşülmesi sırasındaki başkanlık divanının aynı siyasi partiye mensup kişilerden oluşması halinde, birleşimi yöneten başkanlık divanının, kurulun maksatlı oluşması, tarafsız sayılamayacak davranışların va
rlığı, sırası gelmiş divan üyelerinin bu kurula girmelerin-in engellenmesi yönünden incelenebileceğini belirtilmiştir. Aynı yönde (İl) karardır.9-Görev süresi bitmiş başkan vekili ve divan katiplerinin tüm işlemlerinin, divan adına yapılan yazışmaların, senatoyu yönetme işlemlerinin iptali istenilmiştir.
Anayasa Mahkemesi de kararında (12) 1-11-1973 tarihli Senato kararı ile 13-11-1973 tarihli senatonun, başkanlık divanının oluşumuna ilişkin kararının içtüzük niteliğinde olduğu ve anayasaya uygunluk denetimine tabi olup incelemeye alınmasına karar verdikten sonra, biçim yönünden karar, anayasaya aykırı "bulunarak iptaline oybirliği ile verilmiştir.
10-Anayasa Mahkemesinin birçok kararında atıf yaptığı ve yorum ve kararını benimsediği yerleşim içtihadı olan 27-2-1968 tarihli kararında çok açıkça görüldüğü üzere (26) başkalık divanının meclisteki siyasi parti gruplarının hepsinin katılmalarını ve bu katılmanın grupların kuvvetleri ölçüsünde olmasını engelleyen ve içtüzük hü^mü niteliğinde bulunan 2-11-1966 t
arihli Millet Meclisi kararının anayasaya aykırı olduğundan iptaline ve 44 sayılı kanunun 28/1 maddesince 1-11-1966 tarihli kararın iptaline karar verilmiştir.Bu karar yorumuyla dava konusu 16-10-1997 tarih 516 sayılı Meclis Başkanlığı seçimine dair karar ile Başkanlık divanı oluşturulmasına ilişkin işlem ve kararların iptal edileceği şüphesizdir.
11-Anayasanın 7? ve 94 maddelerine açıkça aykırı dava konusu içtüzük niteliğindeki meclis kararı ayrıca anayasanın geçici 6 maddesine, yine anayasanın 11/2 fıkrası gereği hükümlerine aykırıdır. Anayasanın bağlayıcılığı, üstünlüğü açıktır.
Anayasanın 2 maddesinde cumhuriyetin nitelikleri arasında sayılan 'hukuk devleti', egemenlik başlıklı 6 maddesinde yetkilerin kaynağı gösterilmiştir . Dava konusu meclis kararı ile yetkisiz başkan ve başkanlık seçimi yapılmış ve kaynağını anayasadan almayan devlet yetkisi kullanılmaktadır.
Anayasanın 2, 6, 11, 77/1, 94/3 maddelerine açıkça aykırı olan 15-10-1997 tarih 516 sayılı Başkanlık seçimi ile müteakiben Başkanlık divanı oluşum seçimi işlemleri anayasaya aykırıdır. Aykırılığın tesritine karar verilmesi talep edilmektedir
.|
(1)Sn.Gözübüyük, Sn. Gölcüklü AİHS uygulama eseri s. 146 Div.K.V'interv/erp/Hollanda 24-10-1979 A33 |
|
(2)Doç. Dr. Zafer Gören-Anayasa Ya rgısı c. 11 s. 132, 98 (TKTD c. 4 s. 218) |
|
(3)-Div.K.Klas/Almanya 22-10-1981 A 45 |
|
-Div.K.Dudgeon/îngiltere6-9-197S A 28 |
|
-Div.K Norris/İrlanda 26-10-1988 A 142 |
|
-Div.K.Marks/Belçika 13-7-1979 A 31 |
|
(4)Doç .Dr. Zafer Gören-Anayasa yargısı c. 12 s. 227 |
|
(5)Doç.Dr. İ.T(aboğlu-Anayasa yargısı c. 8 s. 291 |
|
(6)Prof.Dr. Selim Kaneti- anayasa yargısı c. 8 s. 77 |
|
(7)Anayasa Kah. 12-12-1991 tarih 91/27 E, 91/50 kararı, |
|
(8) " " 18-06-1970 " 70/25 " 70/32 |
|
(9) " " 22-02-1977 " 77/06 " 77/14 |
|
(10) " " 23-02-1971 " 70/32 » 71/22 " |
|
(11) " " 17-09-1992 " 92/26 " 92/48 " |
|
(12) " " 25-12-1973 " 73/43 " 73/39 " |
|
(13) " " 14-05-1996 " 96/20 " 96/14 » |
|
(14) " " 14-05-1996 " 96/21 " 96/15 " |
|
(15) " " 14-05-1996 " 96/19 " 96/13 " |
|
(16) 14-06-1988 tarih 88/14 E 88/18 kararı, |
|
(17) 04-10-1977 l! n/88 II 77/120kararı, |
|
(18) 21-10-1971 11 70/53 II 71/76 kararı , |
|
(19) 30-09-1969 II 68/24 II 69/50 kararı , |
|
(20) 03-05-1968 II 68/15 II 68/13 kararı , |
|
(21) 28-01-1971 n 70/49 II 71/11 kararı, |
|
(22) 14-05-1970 II 67/40 II 70/26 kararı , |
|
(23) 06-04-1972 II 72/13 II 72/18 kararı , |
|
(24) 14-10-1969 II 68/34 II 69/55 kararı , |
|
(25) 03-04-1969 II 68/39 II 69/15 kararı , |
|
(26) 27-02-1968 II 67/06 II 68/09 kararı. |
|
ile Anayasanın başlangıç, 2., 6, 11, 77, 94 maddeleri. |
Yukarıda anlatıldığı üzere ve Mahkemenizce resen nedenlerle ,
-Dava dilekçesinin bir örneğinin karşı tarafa, birer örneklerinin davanın ihbar taraflarına gönderilmesini,
-Türkiye Büyük Millet Meclisinin 16-10-1997 tarih 516 sayılı 'Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına
Gaziantep milletvekili Hikmet Çetin'in seçildiğine dair içtüzük niteliğindeki meclis kararı ile Başkanlık Divanı oluşumuna yönelik işlem ve seçim kararlarının Anayasanın Başlangıç, 2, 6, 11, 77, 94 maddelerine aykırı olduklarının
TESBÎTİNE karar verilmesini saygılarımla talep ederim.17-12-1997
Hacı Ali Özhan
-EK-l Cumhurbaşkanlığına sunulan 2 dilekçe.
-EK-2 TBMM Başkanlığına sunulan 2 dilekçe.
ANAYASA MAHKEMESİ KARARI
Esas Sayışa......... : 1997/6(Değişik işler)
Karar Sayısı.........: 1997/5
Karar Günü........ : 22. 12. 1997
Avukat Hacı Ali ÖZHAN 17.12.1997 günlü dilekçesinde, "Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına Gaziantep Milletvekili Hikmet Çetin’ in seçilmesine dair içtüzük değişikliği niteliğindeki 16.10.1997 günlü, 516 sayılı TBMM Kararı ' nın.. Anayasa 'nın, 6., 11., 77., 94. ve Geçici 6. maddelerine aykırılığının tesbitine karar verilmesini istemiştir.
Anayasa'nın 148, 2949 sayılı Anayasa Mahkemesinin Kurulusu ve Yargılama Usulleri Hakkında Yasanın 18 maddesinde, Anayasa Mahkemesi ' nin görev ve yetkileri; Anayasanın 150. ve 2949 sayılı Yasanın 20. maddesinde de Anayasa Mahkemesi'nde iptal davası açmaya yetkili olanlar açıkça belirlenmiştir.
Türkiye Büyük Millet Meclisi'nin 16.10.1997 günlü, 516 s
ayılı kararının Anayasaya aykırılığının tesbiti için Anayasa Mahkemesi'ne başvuran, Anayasanın 150. ve 2949 sayılı Yasanın 20. maddesinde dava açmaya yetkili olarak gösterilenlerden değildir. Anayasa da yurttaşlara Anayasa Mahkemesi'ne doğrudan başvuru hakkı tanınmamıştır. Bu nedenler karsısında,Dilekçe sahibinin Anayasa Mahkemesi'ne dava açma hakkı bulunmadığından
BAŞVURUNUN REDDİNE, 23-12.1997 gününde OYBİRLİĞİYLE karar verildi.Başkan Yekta Güngör ÖZDEN
Başkan vekili Güven DİNCER
üye Selçuk TÜZÜK
üye Ahmet N. SEZER
Üye Haşirn KILIÇ
Üye Yalçın ACARGÜN
Üye Mustafâ 3UMiN
üye Sacit ADALI
üye Ali HÜNER
üye Lütfi F.TUNCEL
Üve Fulya KANTARCIOĞLU
Not: Davanın reddi üzerine, Avrupa İnsan Hakları Komisyonuna yaptığım başvuru, Komisyonca, usul yönünden kabul edilemez bulunmuş, iddiaların esası hakkında bir değerlendirme yapılmamıştır. HAÖ.
...........................................................................................
main page / ana sayfa