Hacıalinin websitesi

Türk Ceza Kanunu madde 168-169 üzerine
mahkeme içtihatları ışığında bir inceleme

Hacı Ali Özhan.......*Gündem gazetesinde 7 nisan 1998 tarihinde yayımlanmıştır.

-TCK m.168 içeriği ve mahkeme uygulamaları

MADDE 168 İÇERİĞİ VE MAHKEME UYGULAMALARI

Türk Ceza Kanunu' nun değiştirilmesinin TBMM'nin gündeminde bulunması nedeniyle 168'inci maddenin mahkeme içtihatları ve uygulaması hakkında bilgiler vererek maddenin anlaşılmasını sağlamak ve değişiklik tartışmalarına katkıda bulunmak istiyorum.

168’ inci maddenin l 'inci fıkrasında sayılan suç maddelerinden 128'inci madde, 3038 sayılı kanunla 1936 yılında çıkarılarak 131 'inci madde eklenmiş, 2787 sayılı kanunin 1982 yılında

1’ inci fıkrasın da ki 5 yıldan 10 yıla kadar olan hapis cezası, 10 yıldan 15 yıla, 2' inci fıkrasındaki 5 yıldan 10 yıla kadar olan hapis cezası, 10 yıldan 15 yıla kadar artırılarak değiştirilmiş olup yürürlükte bulunan son şeklini aynen şöyledir:

Madde 168 "Her kim 125, 131, 146, 147. 149 ve 156'mct maddelerde yazılı cürümleri işlemek için silahlı cemiyet ve çete teşkil eder yahut böyle bir cemiyet ve çetede amirliği ve kumandayı ve hususi bir vazifeyi haiz olursa 15 seneden aşağı olmamak üzere ağır hapis cezasına mahkum olur. Cemiyet ve çetenin sair efradı 10 yıldan 15 yıla kadar ağır hapisle cezalandırılır." demektedir

Maddede sayılan suç türlerinde, sucun oluşması için silahlı çetenin var olması unsuru zorunlu olmasına karşın, bir anlamda tekraren ve madde içinde belirtilen maddelerdeki suçların işlenmesindeki hazırlık çalışmaları ‘sırf tehlike suçu’ niteliğinde düzenlenmiştir.

Bu düzenleme şekli içice geçen bu maddelerin mahkemelerde uygulanmasında hatta Yargıtay kararlarında çelişik yorumlara neden olmakta uygulama birliğini bozmaktadır.(1) Davaların uzamasına neden olduğu gibi bir ceza kanununda böylesine tereddütlere neden olan bir düzenleme yerinde değildir.

168'inci madde tümden kaldırıldığında Türk Ceza Kanunu'nda bir boşluk hali olmayacaktır. Çünkü madde içinde belirtilen suçların işlenmesi için silahlı çete zorunlu unsurdur. Ayrıca zaten cezalandırılan suçları işlemek için silahlı çete kurulması hali tekraren izah edilmiştir. Kuşkusuz madde içinde belirtilen suçların imlenmesinde suça dolaylı katılan çete mensupları ile suça iştirak, teşebbüs ve azmettirme gibi genel suç türlerinden dolayı cezalandırılacaktır. Dolayısı ile 168 'inci madde tamamen tekrar madde olup çıkarılması Türk Ceza Kanunu'nda bir boşluk yaratmayacaktır. Üstelik 'tehlike sucu’ kavramının düşünce açıklama ve Örgütlenme özgürlüğü ile çok yakın ilgisi olduğu gibi günümüz dünyasında çağdaş nitelikli değerler ve demokrasi ile de bağdaşmadığı iddia edilebilir.

Yine 169'uncu maddede tamamen yersiz bir madde olduğu gibi insan haklarına kesinlikle aykırıdır. Bir insan; ne sucu islerse islesin bir sanığa, insani yardım sayılacak barınma yeri gösterdi, elbise, gıda benzen yardımlar yaptı diye cezalandırılamaz. Tabii ki istenen bir suç varsa ve suçun işlenmesinde değişik aşamalarda katkısı olan cezalandırılacaktır. Ama suçu işlediği sabit olsa sile en basit insani yardımın yapılması suçlanamaz. Üstelik maddede aile efradı, akraba ayrımı yapılmadan herkesin suçluya (gerçekte suçlu olduğu bilinme güçlüğü açıktır) yardım etmesi cezalandırılmaktadır.

Türk örf ve geleneklerinde, aile efradı ve akrabalarımızdan ne suç islerse işlesinler suçluya, konut, giyim, gıda gibi yardımı yapmak çok yaygın olduğu gibi, bu tür yardımlar yapmamak kınanmaktadır.

Hukuk tekniği açısından 168'inci madde gereksiz ve kaldırılması en azından günümüz değer ve koşullarında hiçbir boşluk doğurmayacağı gibi çok da yerinde ve isabetli olacaktır. Keza bu maddeye bağlı olarak Türk geleneklerine ve insani değerlere aykırı olan 169 maddenin tümden kaldırılması zorunludur. Hiçbir somut eylem iddiası yapılmadan HADEP hakkında açılan bir davada ‘siyasi kanat yöneticisi' gibi bir tanımlama, düşünce açıklama, örgütlenme özgürlüğü ve bir çok anayasal temel haklar ile 168' na maddenin yan yana, içice geçtiği açıkça görülmektedir.

Yargıtay kararları ve mahkeme kararlarından da tınımı görüldüğü üzere uygulamada bir çok karışıklığa neden olan ve kanunca ceza kanunu sistemi içerisinde gereksiz bulunan 168'inci madde tümden kaldırılır. Ayrıca gerek 168'inci maddeye bağlı olarak gerekse yalnızca bağımsız olarak 169'uncu maddenin ele alınarak hem tümden kaldırılması insani ve hem de Türk gelenekleri gereği zorunludur. Yine 168'inci madde ile doğrudan ve dolaylı olarak ilgili bulunan 170, 171, 172' maddelerin kaldırılması da Türk Ceza Kanunu sistemi içerisinde esas ve usulden boşluk doğurmayacaktır. Aslında Dördüncü fasıl olarak düzenlenen ve 'Gecen fasıllar arasında müşterek hükümler' başlıklı 168-173 arasındaki içerik olarak baslığı ile de usul yönünden hukuk tekniğine aykırı dır.

Yargıtay ve Mahkemelerdeki çelişik, tereddütlü çelişik ve uyumsuz uygulama hali, adı geçen maddelerdeki suçların ceza miktarlarındaki belirgin dengesizlikten ve suçun unsurlarının karıştırılması ile aynı eylemin tekraren cezalandırılmasından kaynaklanmaktadır. Bir ceza kanununda kesinlikle olmaması gereken adeta aynı eylem için cezaların yarıştığı bu hal ceza adaletinde çok ciddi haksızlıklar yaratmaktadır.

168'inci maddede belirtilen 6 adet suç maddesinde belirtilen suçlan islemek amaçlı silahlı çete kurana, hiçbir eylemi, suça yönelik hazırlık ve teşebbüsü olmayan ve yalnızca çete mensubu olan kimseye 15 yıldan aşağı olmayan bir ceza verilirken; Silahlı çeteyi kurup ama 149/6'uncu maddedeki iştirak halinde 6 yıl ceza verilebilmekte,146/3'ina maddedeki fer' i iştirakte 5 yıl ceza verilebilmekte, 131/1'inci maddedeki eylemi yapma halinde 8 yıl ceza verilmektedir

Bu durum öylesine açık ve derin bir adaletsizlik örneğidir ki, adeta suçu işlemek için silahlı çeteyi kurmanın cezası, suçu işleme cezasından daha fazla olduğu için suç işlemeyi teşvik etmektedir. Hiç bir durumda ve hiçbir hukuk sisteminde suça hazırlık eylemleri, iştirak., teşebbüs hali, suçu işlemenin cezasından daha ağır olamaz.

Hacı Ali Özhan

[email protected].......ana sayfa / main page........ [email protected]

Hosted by www.Geocities.ws

1