J.B.WATSON; ÖĞRENME PSİKOLOJİSİ VE DAVRANIŞSAL ÖĞRENME

Watson’a göre, doğa bilimlerinde olduğu gibi psikolojide de yalnız somut ve gözlenebilir davranışlar ölçülebilir. Zihin ya da bilinç nesnel bir konu değildir ve bu nedenle bilimsel yöntemlerle incelenemez. Dolayısı ile psikolojinin uğraşı alanı herkes tarafından görülebilen davranışlar olmalıdır. Ona göre, konuşma boğaz kaslarını hareketi, düşünme sessiz konuşma, duygulanma ise organlardaki kas eylemleridir.

Watson insanların içgüdülerle, zihinsel yetenek ve eğilimlerle dünyaya gelmediklerini, dolayısı ile de, davranışların gerisinde bu tür özelliklerinin bulunmadığını ileri sürer. Ona göre, davranışlar koşullanma yoluyla öğrenilir.

Tüm çalışmalarını davranışlar üzerinde odaklaştıran Watson, davranışların başlangıç noktası olarak refleksleri kabul eder. İnsanların uyaran tepki bağlarıyla doğduğuna inanır ve bunlara refleks adını verir. Refleksler nörofizyolojik yapının bir işlevi olarak insanın davranış kapasitesini oluştururlar. Koşullanan refleksler yeni davranış biçimleri olarak kazanılırlar ve davranış repertuarını zenginleştirirler. Bu durum, yani öğrenme klasik koşullanma kurallarına göre oluşur. Ancak Watson’a göre koşullanma süreci, yalnız çeşitli uyarıcılara tepkilerde (koşullu tepki) bulunmayı öğrenme şeklinde değil, aynı zamanda davranış repertuarında bulunmayan yeni tepkiler vermeyi ve daha karmaşık davranışlarda bulunmayı öğrenme olanağı sağlar. Karmaşık davranışlar, basit reflekslerin zincirleme olarak birbirine bağlanmasından oluşur. Örneğin, yürüme bir dizi uyaran tepki zincirinin öğrenilmesine bağlıdır. Yürüme sırasında her tepki kasal bir duyuma yol açar ve bu durum, kendisinden sonra gelecek tepkinin bir uyarıcısı olur. Yürürken, bir ayağın üzerinde bedenin ağırlığını hissetmek, beden ağırlığını diğer ayağa aktarmak için uyarıcı etkisi yapar. Bir dizi uygulamadan sonra ayak üzerindeki ağırlık duyumu, diğer ayağın ileri atılması tepkisiyle bitişmiş olur. Bu bitişmeler bir süre sonra bütün ölçüde bütünleşir ve otomatikleşir; yürüme başka bir davranışın, uyaranın tepkisi gibi görünür. (Akyıldız,1994)

Watson’a göre karmaşık yada becerili bir davranışta uyarıcı ile tepki arasında oluşan bağların ardışıklığını sağlayan üç temel ilke vardır:

a-Bağ İlkesi

Bu ilkeye göre, karmaşık yada becerili davranışı oluşturan koşullu uyaranla tepki arasında bir bağım oluşması ve bunun zincirleme olarak sürmesidir. Bu bağlamda, her tepki kendisinden sonra gelen tepki için koşullu uyarıcı görevi yapacak olan doyumlara yol açar. Böylece, koşullanmış bir dizi uyarıcı-tepki bağları zinciri oluşmuş olur.

b-Sıklık İlkesi

Belirli bir uyarıcıya daha sık gösterilen bir tepkinin, aynı uyarıcı ile karşılaşıldığında gösterilme olasılığının daha fazla olmasıdır.

c-Yenilik İlkesi

Belirli bir uyarıcıya karşı yapılan en son davranışın, uyarıcı tekrar verildiği zaman, ortaya çıkma olasılığının daha yüksek olmasıdır.

Watson’a göre, her türlü öğrenmeyi bu ilkelerle açıklamak olanaklıdır. Ancak Watson’un becerileri koşullu reflekslerin ürünü olarak görmesi, kurumsal düşüncelerine yöneltilen temel eleştirilerden birini oluşturmaktadır.

J.B. Watson duygusal tepkilerin öğrenilmesi ile de ilgilenmiştir. Ona göre, korku,sevgi ve öfke olmak üzere doğuştan gelen iç temel duygusal tepki kalıbı vardır. Akılcı olmayan korkular koşullanmayla ortaya çıkar.

 

GERİ ANA SAYFA İLERİ

 

Hosted by www.Geocities.ws

1