|
|
|
ERKEN DOĞUM, PREZANTASYON
ANOMALİSİ VEÇOĞUL GEBELİKLERDE ANALJEZİ & ANESTEZİ
Doç. Dr. Erkan TOMATIR Pamukkale
Üniversitesi Tıp Fakültesi Anesteziyoloji
ve Reanimasyon Anabilim Dalı |
||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||
|
Erken Doğumda Analjezi & Anestezi Prezantasyon Anomalilerinde Analjezi & Anestezi |
|
Erken doğum, prezantasyon anomalisi ve çoğul gebelik gibi komplike doğumlarda optimum analjezi ve anestezi yaklaşımı için bu tür doğumsal sorunların maternal ve fetal etkilerinin iyi anlaşılması ve bazı önemli ayrıntılara özen gösterilmesi gerekir. ERKEN DOĞUMDA ANALJEZİ & ANESTEZİOtuzyedinci gebelik haftasından daha küçük olan doğumlara “erken doğum”
denir. Üçüncü trimesterin en sık rastlanan komplikasyonudur ve tüm doğumlar
içindeki oranı % 5-10’dur. Erken doğan bebekler, vücut ağırlıklarının düşük
ve gelişimlerinin tamamlanmamış olması nedeniyle zamanında doğan bebeklere
oranla doğum sırasında daha yüksek risk taşırlar. Bebeklerin gebelik yaşı ve
doğum ağırlığı azaldıkça yaşama şansları da belirgin şekilde azalır (Tablo
I). Erken doğumların %90’ı 30-36. gebelik haftaları arasında olur. Yenidoğan
mortalitesinin %70-80’i prematüriteden kaynaklanmaktadır.1-3
Fetal riskler Kafa içi kanama riski 27. haftadan sonra hızla azalır ve 32. haftadan
sonra çok nadirdir. Solunum sıkıntısı, 35. haftadan önce surfaktan yapımının
yetersiz oluşuna bağlıdır.1 Fetal riskler arasında özellikle
resüsitasyon gereksinimi ve ilaç etkisine duyarlılığın artması anestezi
yönünden önemlidir (Tablo II). Resüsitasyon gereksinimi; doğum asfiksisi,
solunum sıkıntısı, hipoglisemi ve hipotermi nedeniyle belirgin şekilde artmaktadır.3
Erken doğumların mutlaka yenidoğan resüsitasyonu ve yoğun bakım olanaklarının
bulunduğu bir merkezde yaptırılması gerekir.4-5 Preterm bebekler
annede kullanılan sistemik analjezik ve anestezik ilaçlara çok duyarlıdır ve
kolayca deprese olurlar. Bunun nedenleri; protein düzeyi düşük ve bilirubin
düzeyi yüksek olduğu için ilacın proteinlere daha az bağlanması ve etkin
serbest fraksiyonun daha yüksek olması, kan-beyin bariyeri yeterince
gelişmediği için ilacın beyine daha fazla geçmesi, enzim sistemleri yeterince
gelişmediği için ilacın daha az metabolize olması ve doğum sırasında daha sık
oluşan asidoza bağlı iyon tuzağıdır.1 Tablo II. Erken doğumda fetal riskler1,5
Maternal riskler Otuzbeş haftalıktan önceki erken doğumu durdurmak için uygulanan tokolitik
tedaviye ve sezaryene sekonderdir (Tablo III). En sık kullanılan tokolitik
ajanlar magnezyum sülfat ve beta adrenerjik agonistleridir (ritodrin ve
terbutalin), daha az olarak kalsiyum kanal blokerleri (nifedipin) ve
prostaglandin inhibitörleri (indometazin) de kullanılmaktadır.1 Tablo III. Erken doğumda tokolitik
tedaviye bağlı maternal riskler 1,6,7
Magnezyum sülfat kullanımına bağlı nöromüsküler ileti azalması kas gevşetici etkiyi potansiyelize etmekte, hafif vazodilatasyon rejyonal anestezide derin hipotansiyon riskini artırmakta ve sedasyon da bilgilendirilmiş izin almayı güçleştirmektedir. Plasental geçişle bebekte de hipotoni ve solunum depresyonu yapabilir. Beta mimetik ajan kullanımına bağlı taşiaritmi eğilimi, anestezide kullanılan bazı ilaçlarla etkileşerek tehlikeli boyuta ulaşabilir. Hiperglisemi çoğu kez sorun olmaz, ancak diabetik gebelerde ketoasidoza yol açabilir. Hipokalemi de inatçı aritmi olmadıkça çoğu kez tedavi gerektirmez. Beta mimetik kullanımının nadir ama en ciddi komplikasyonu antidiüretik hormon aktivitesinin uyarılması ile aşırı sıvı birikimi sonucu oluşan pulmoner ödemdir. Anemi, kalp hastalığı, çoğul gebelik, aşırı hidrasyon, taşikardi, enfeksiyon ve tokolitik tedavinin uzun sürmesi pulmoner ödem riskini artıran faktörlerdir ve bu olgularda daha dikkatli olmak gerekir. Beta mimetikler plasental geçişle bebekte de taşikardi yapabilir. Doğum şekli Tartışmalıdır. Vajinal doğumda en önemli kaygı preterm fetüsün kafa
kemikleri yumuşak olduğu için doğum kanalından geçerken beyinin aşırı basınç
altında kalması ve intraventriküler kanama riskidir. Ancak çoğu yayında
sezaryenle doğumun da intraventriküler kanama ve mortalite riskini
azaltmadığı bildirilmiştir.1 Günümüzde erken doğumların çoğu
vajinal yolla yaptırılmakta, sezaryen seçeneği ise fetal distres varlığında
ve 1500 gr’ın altındaki bebeklerin makat gelişinde yaygın kabul görmektedir.2,8,9 Anestezi yaklaşımı Önkoşul olarak; tüm komplike doğumlarda tokolitik tedavi uygulanıp
uygulanmadığı, uygulandıysa hangi ajanın kullanıldığı mutlaka öğrenilmeli,
tercih edilen analjezi-anestezi yöntemi ne olursa olsun anneye oksijen
desteği verilmeli, yenidoğan resüsitasyonu ve yoğun bakım olanakları
bulunmalı ve acil sezaryen olasılığı için hazırlıklı olunmalıdır.1,6 Vajinal doğumda amaç, annede ıkınma hissini en aza indirerek yavaş, kontrollü
ve atravmatik bir doğum sağlamaktır. Sıklıkla geniş bir epizyotomi yapılır ve
çıkımda da enstrüman kullanılır. Etkin analjezi, fetal hipoksi ve asidozun
önlenmesi, zamansız ıkınmanın önlenmesi, pelvik relaksasyon ve
enstrümantasyon kolaylığı sağlanması ve gerektiğinde cerrahi kalitede
anesteziye geçilebilmesi bakımından en uygun yöntem lomber epidural
analjezidir. Tokolitik olarak magnezyum sülfat kullanılmış olgularda daha
derin bir hipotansiyon olabileceği için sıvı ön-yüklemesi fazla tutulmalıdır.
Beta adrenerjik kullanılan olgularda ise pulmoner ödeme yatkınlık nedeniyle
sıvı yüklemesini sınırlı tutmaya çalışmak ve taşikardi yapmasına karşın
efedrin kullanmak daha uygun olur. Lokal anestezik olarak 2-klorprokain,
bupivakain, ropivakain ya da levobupivakain uygun konsantrasyonlarda güvenle
kullanılabilir. Doğumun operatif ya da nonoperatif olmasının fetal kalp
hızındaki küçük değişikliklerle belirlenebileceği sınırdaki olgularda
epidural adjuvan olarak opioid kullanmamak daha güvenli görünmektedir.1,3,6,7,9,10 Sezaryenle doğumda rejyonal anestezi (spinal, epidural, kombine
spinal-epidural) hem anne hem de bebek için daha güvenlidir. Hemodinamik
stabilitesi nedeniyle epidural anestezi daha çok tercih edilmektedir. Genel
anestezide preterm bebeklerin santral sinir sistemi depresanlarına daha
duyarlı olması, buna bağlı olarak yenidoğan resüsitasyon gereksiniminin
belirgin şekilde artması ve tokolitik ajanlarla etkileşim ek sakıncalar
getirmektedir. Rejyonal anestezide yetersizlik ya da çok acil operasyon durumlarında
genel anestezi uygulanır.1,3,4,6 Genel anestezi uygulanacağı zaman; magnezyum sülfat kullanımında hem depolarizan hem de nondepolarizan kas gevşeticilerin etkisinin artacağı ve uzayacağı anımsanmalıdır. Süksinil kolinin entübasyon dozunun düşürülmesi gerekmez, ancak ek doz kas gevşetici yapılmaması ve yalnızca nöromüsküler monitör kullanımı ile belirgin bir gereksinim saptanırsa düşük ek doz verilmesi önerilmektedir. Nöromüsküler derlenmede uzama ve postoperatif mekanik ventilasyon gereksinimi yönünden de hazırlıklı olunmalıdır. Postoperatif dönemde yeniden magnezyum sülfat kullanımı da rekürarizasyona yol açabilir. Beta mimetik kullanılmışsa taşiaritmi riski yönünden hem entübasyon sırasında hem de halotan, atropin, pankronyum, ketamin ve efedrin gibi ajanların kullanımı sırasında dikkatli olunmalı ya da mümkünse bu ajanlardan kaçınılmalıdır. Hipokalemi, beta adrenerjik ajan kesildikten sonra 10-15 dk içinde normale dönmektedir. Koşullar uygunsa anestezi indüksiyonunun beta mimetik tedavinin kesilmesinden 10-15 dk sonraya ertelenmesi aritmi olasılığını azaltacak basit bir önlemdir.1 PREZANTASYON ANOMALİLERİNDE ANALJEZİ & ANESTEZİPrezantasyon deyimi, fetüsün pelvise hangi kısmıyla girdiğini belirtmek
için kullanılır. Doğumların %96’sı baş geliş, % 4’ü makat geliş ve %0,3’ü ise
omuz geliş şeklindedir. 11 Makat ve omuz geliş sıklığı çoğul
gebeliklerde daha fazladır. Baş gelişler de boyunun fleksiyon derecesine göre
verteks, alın ve yüz geliş olarak üç tipe ayrılabilir. Prezente olan kısmın
anne pelvisi içindeki durumu ise “pozisyon” olarak tanımlanır. Fetüsün
anormal pozisyon ve prezantasyonları hem maternal hem de fetal mortalite ve
morbidite artışına neden olmaktadır. Malprezantasyonlarda analjezi ve
anestezi gereksinimi de daha sıktır.12 - ANORMAL POZİSYON Normal doğumda fetüs başı pelvise yan olarak girmekte ve ilerlerken rotasyon yaparak oksiput anterior pozisyona gelmektedir. Seyrek olarak bu rotasyon posteriora olmakta ya da daha da seyrek olarak hiç rotasyon olmayıp oksiput transvers pozisyonda (derinde transvers duruş) kalmaktadır. Oksiput posterior olgularında vajinal doğum, derinde transvers duruş
olgularında ise çoğunlukla sezaryen tercih edilir. Bu olgularda genellikle
doğum süresi uzamakta ve ağrı şiddeti daha fazla olmaktadır.1,4 Anestezi yaklaşımı Anormal pozisyonda epidural analjezi uygularken başın spontan
rotasyonunu etkilememek için sakral köklerin erken blokajından kaçınmak ve
opiod ekleyerek daha dilue lokal anestezik kullanmak yararlı olabilir.1 - MAKAT GELİŞ En sık rastlanan prezantasyon anomalisi makat geliştir ve doğumların
%4’ünde görülür. Doğum kanalına önce giren kısmın fetüsün gluteal bölgesi ya
da alt ekstremitesi olmasına makat geliş denmektedir. En sık nedeni
prematüritedir.11 Fetal riskler Perinatal morbidite ve mortalite riski önemli derecede artar (Tablo IV).
Makat gelişe sık eşlik eden erken doğum, kordon sarkması, plasenta previa ve
plasenta abruptio gibi patolojiler için düzeltme yapıldığında bile makat
gelişin tek başına önemli bir risk olduğu gösterilmiştir. Baş gelişle
karşılaştırıldığında makat gelen bebekler hem vajinal hem de abdominal
doğumda daha fazla travmaya maruz kalmaktadır.11,12 Tablo IV. Makat gelişte fetal riskler (X
baş gelişe göre) 12
Maternal riskler Makat gelişte maternal morbidite ve mortalite riskinin artması özellikle
sezaryen insidensinin yüksek oluşuna bağlıdır. Sezaryenin kanama, enfeksiyon ve
ölüme kadar varan riskleri söz konusudur. Vajinal doğumda ise perineal travma
ve kanama riskinde artış vardır.12 Doğumun şekli Doğumdan önce makat prezantasyon saptanan ve uygun özellikleri taşıyan
olgularda eksternal sefalik versiyon ile makat doğumun önlenmesi
önerilmektedir.11,13,14 Dıştan manevralarla %50-80 arasında baş
gelişe dönen bu olgularda sezaryen oranının düştüğü, perinatal morbidite ve
mortalitenin de önemli ölçüde azaldığı bildirilmektedir. Eksternal sefalik
versiyonda epidural anestezi ile daha başarılı sonuçlar alındığı
bildirilmektedir.12 Makat gelişte doğumun şekli tartışmalıdır. Vajinal doğumda en önemli kaygı
arkadan gelen başın sıkışması riskidir. Makat geliş olgularının tamamında
elektif sezaryeni tercih eden obstetrisyenler de olmakla birlikte, güncel
eğilim 1500-3800 gr arasındaki fetüsler için vajinal doğum yönündedir.11,12,15 Anestezi yaklaşımı Önkoşul olarak; acil sezaryen ve yenidoğan resüsitasyonu için hazırlıklı olunmalı
ve tercih edilen analjezi-anestezi yöntemi ne olursa olsun anneye oksijen
desteği verilmelidir.6,11 Vajinal doğum için epidural analjezi mükemmel koşullar sağlar. Hastalar
makat gelişte rektal basınç duygusundan genellikle daha erken yakınırlar. Serviksin
açılması tamamlanmadan zamansız ıkınmalar alt ekstremitenin çıkması ya da
kordon sarkmasına yol açabilir. Baş gelişteki epidural analjeziden farklı
olarak, sakral köklerin doğumun birinci döneminde erken blokajı ile zamansız
ıkınmalar önlenir.11 Doğru uygulanan epidural analjezi
enstrümantasyon ve sezaryen insidensini artırmadan pelvis tabanını ve
perineyi gevşeterek doğumu kolaylaştırmakta, arkadan gelen başın sıkışma
olasılığını da azaltmaktadır. Gerektiğinde acil sezaryen için epidural anesteziye
geçme olanağı da diğer bir üstünlüğüdür. 6,11,14-21 Makat geliş olgularında özel bir durum olarak arkadan gelen başın
sıkışması ya da fetal malformasyonlar nedeniyle hem vajinal hem de abdominal
doğumda uterus gevşemesi istenebilir. Bunun için eskiden yüksek doz volatil
ajan kullanılırken günümüzde daha çok intravenöz (50-100 m g) ya da sublingual (400-800 m g) nitrogliserin kullanılmaktadır.4,11 Sezaryen için rejyonal ya da genel anestezi uygulanabilir. Rejyonal
anestezi hem maternal hem de fetal yönden daha güvenlidir.4,6,11,14 DİĞER PREZANTASYON ANOMALİLERİYüz geliş: Yaklaşık 500 canlı doğumda bir görülür. Olguların %
70-80’inde vajinal doğum olasıdır. Mentum anterior, transvers ya da posterior
şekilde olabilir. Mentum posterior ise sezaryen gerekir.11,12 Alın geliş: Yaklaşık 1500 canlı doğumda bir görülür. Eylem sırasında
spontan fleksiyon olmazsa sezaryen gerekir. 11,12 Omuz geliş: Yaklaşık 300 canlı doğumda bir görülür. Transvers duruş olarak
da bilinir. Versiyonla başarılı olunabilen olgular dışında sezaryen
uygulanmaktadır. 11,12,14 Küçük kısımların önde bulunması ya da sarkması: Görülme sıklığı
400-1200 canlı doğumda birdir. En sık, başın yanında el gelişi şeklinde
görülür. Çoğunda vajinal doğum olasıdır. Kordon sarkması ya da doğumun
ilerleyişinde durma olursa sezaryen gerekir. 11,12 ÇOĞUL GEBELİKLERDE ANALJEZİ & ANESTEZİNormalde ikiz gebelik sıklığı 1/100’dir. Hellin kuralına göre bu sayı “n” olarak kabul edilerek üçüz sıklığı n2, dördüz sıklığı n3 ve sonrakiler de benzer şekilde hesaplanır. Ancak günümüzde reprodüktif teknolojinin yaygınlaşması nedeniyle gerçek sıklık daha fazladır ve giderek de artmaktadır.22 Fetal riskler Çoğul gebeliklerde erken doğum, düşük doğum ağırlığı ve prezantasyon
anomalisi ile sık karşılaşılmakta ve fetal mortalite riski artmaktadır (Tablo
V).11,22 İkinci bebek ya da daha sonra doğan bebeklerde risk
birinci bebekten 14 kat daha fazladır.14 Fetüsler arası
transfüzyon, tek yumurta ikizlerinin %5’inden daha azında görülen ve
plasentadaki vasküler anostomozlardan şant yoluyla bir fetüsün donör
diğerinin de alıcı olduğu, mortalitesi yüksek bir olaydır.11 Tablo V. Çoğul gebelikte fetal riskler
(oranlar ikizler için) 11,22
Maternal riskler Fetüs sayısı arttıkça maternal morbidite ve mortalite riski de artar
(Tablo VI). Kan volümü artmasına karşın anemi sıktır. Uterusun daha büyük
olması diafragmayı yukarıya iterek solunumu zorlaştırır, özofageal sfinkter
açısını değiştirerek regürjitasyonu kolaylaştırır ve aortokaval basıyı
artırır.6,11 Tablo VI. Çoğul gebelikte maternal
riskler (tekil gebeliğe göre)
11
Doğumun şekli Üçüz ve daha yüksek sayıdaki çoğul gebeliklerde rutin sezaryen uygulaması
yaygın kabul görmektedir. İkizlerde ise fetüslerin prezantasyon şekline göre
yaklaşım değişmektedir. Genellikle her iki fetüsün de baş geliş olması ya da
ilk fetüsün baş geliş ikinci fetüsün makat geliş olması durumunda vajinal yol
tercih edilmekte, makat gelen ikinci bebeğe versiyon denenmekte ve gerekirse
acil sezaryene geçilmektedir. Birinci bebek doğduktan sonra abruptio plasenta
riski yükselir, ikinci bebeğin dikkatle izlenmesi gerekir. Bebeklerin
doğumları arasındaki süre eskiden önemli bulunurken, günümüzde bu sürenin
ikinci bebekle ilgili sonuçları etkilemediği kabul edilmektedir.11,22 Anestezi yaklaşımı Önkoşul olarak; acil sezaryen ve yenidoğan resüsitasyonu için hazırlıklı
olunmalı ve tercih edilen analjezi-anestezi yöntemi ne olursa olsun anneye
oksijen desteği verilmelidir.6,11 Vajinal doğumda epidural analjezi uygun koşulları ve gerekli esnekliği
sağlar. Bu olgularda doğumun seyri ve anestezi gereksinimleri hızla
değişebilir. Kateterin yeri ya da bloğun etkinliği konusunda herhangi bir
kuşku duyulursa kateter değiştirilmelidir. Aortokaval basının fazla olması
nedeniyle derin hipotansiyondan kaçınmak için bu hastalarda tam yan pozisyon
tercih edilmelidir. Doğum sonrası uterus atonisine bağlı kanama olasılığı
düşünülerek damar yolu geniş lümenli kateterle açılmalı ve kan
hazırlanmalıdır. İkinci bebek için versiyon ya da enstrümantasyon gereksinimi
öngörülüyorsa, ilk bebeğin doğumu yaklaştığında biraz daha konsantre lokal
anestezik solüsyon kullanılarak blok düzeyi T6-8’e yükseltilmelidir. Uterus
gevşemesine gereksinim olursa intravenöz (50-100 m g) ya da sublingual (400-800 m
g) nitrogliserin kullanılabilir. 6,11 Sezaryen için rejyonal ya da genel anestezi uygulanabilir. Rejyonal
anestezi hem maternal hem de fetal yönden daha güvenlidir. Spinal anestezi,
çoğul gebeliği olan hastalarda tekil gebeliği olan hastalara göre daha hızlı
başlamakta ve iki segment daha sefale çıkmaktadır. Bunun olası iki
nedeni, vena kava inferiora daha fazla bası sonucu epidural venlerin
dolgunlaşarak subaraknoid aralığı daraltması ve daha fazla progesteron yapımı
nedeniyle sinir dokusunun lokal anesteziklere duyarlılığının artmasıdır.23
Ancak aynı durum epidural anestezi için gösterilememiş ve sürpriz
şekilde üçüz ve dördüz gebeliği olan hastalarda lokal anestezik
gereksiniminin tekil gebeliği olan hastalardan farklı olmadığı saptanmıştır.24
Hipotansiyon riski daha yüksek olan bu olgularda hemodinamik stabilite
yönünden de epidural anestezi daha çok tercih edilmektedir. 6,11
Altız gebelik için sezaryende bile epidural anestezi başarıyla uygulanmıştır.
25 SONUÇErken doğum, prezantasyon anomalisi ve çoğul gebelik gibi komplike ve yüksek riskli doğumlarda lomber epidural kateterle analjezi-anestezi tekniği, mükemmel ağrı kontrolü yanısıra fetal asidozu azaltması, istenmeyen ıkınmaları önlemesi ve gerektiğinde versiyon, enstrümantasyon ya da sezaryen için blok kalitesinin ayarlanabilmesi gibi ek üstünlükleriyle özel bir değer taşır. Kuşkusuz, her hastanın özelliklerine göre analjezi ve anestezi yaklaşımı kişiselleştirilmeli ve güvenlik önlemlerine dikkat edilmelidir. KAYNAKLAR1.
1.
Muir HA,
Mcgrath JM, Chestnut DH. Preterm Labor and Delivery. In: Chestnut DH eds.
Obstetric Anesthesia. Mosby Inc., St. Louis, Missouri, pp 665, 1999. 2.
2.
Parsons MT,
Spellacy WN. Preterm Labor. In: Danforth’s Obstetrics and Gynecology.
Lippincott Williams & Wilkins, Philadelphia, pp 257, 1999. 3.
3.
Glosthen B. Anesthesia
for Obstetrics. In: Miller RR eds. Anesthesia. New York, Churchill
Livingstone. pp:21024, 1998. 4.
4.
Morgan GE,
Michail MS. Clinical Anesthesiology, Appleton & Lange, Connecticut, 1996. 5.
5.
Bowes WA.
Clinical management of preterm delivery. Clin Obstet Gynecol 31;652, 1988. 6.
6.
Dewan DM.
Anesthesia for preterm delivery, breech presentation and multiple gestation.
Clinical Obstetrics and Gynecology 30;566, 1987. 7.
7.
Gaiser RR,
Seem EH. Use of vecuronium in a pregnant patient with an open eye injury,
receiving magnesium medication for preterm labor. Br J Anaesth 77;669, 1996. 8.
8.
Gutsche BB,
Samuels P. Anesthetic considerations in premature birth. Int Anesthesiol Clin
28;33, 1990. 9.
9.
Ahn MO, Cha
KY, Phelan JP. The low birth weight infant: is there a preferred route of
delivery. Clin Perinatol 19;411, 1992. 10.
10. Babaev VA, Menvinskii ID.
Anesthesia in preterm labor. Anestheziol Reanimatol 6;18, 1997. 11.
11. Koffel B. Abnormal
Presentation and Multipl Gestation. In: Chestnut DH eds. Obstetric
Anesthesia. Mosby Inc., St. Louis, Missouri, pp 695, 1999. 12.
12. Cruikshank DP.
Malpresentations and Umblical Cord Complications. In: Danforth’s Obstetrics
and Gynecology. Lippincott Williams & Wilkins, Philadelphia, pp 419,
1999. 13.
13. Van Veelen AJ, Van Capellen
AW, lu PK, Straub MJ, Wallenburg HC. Effect of external cephalic version in
late pregnancy on presentation at delivery: a randomized controlled trial. Br
J Obstet Gynaecol 96;916, 1989. 14.
14. Meehan FP, Magani IM,
Mortimer G. Perinatal mortality in multiple pregnancy patients. Acta Genet
Med Gemellol 37;331, 1988. 15.
15. Daniel Y, Fait G, Lessing
JB, Jaffa A, David MP, Kupferminc MJ. Outcome of 496 term singleton breech
deliveries in a tertiary center. Am J Perinatol 15;97, 1998. 16.
16. Perl FM, Friederichs-Vieten
W, Klock FK. Progress of labor and neonatal morbidity in primiparity with
breech presentation. Z Geburtshilfe Neonatal 200;56, 1996. 17.
17. Benhamou D, Mercier FJ. Unusual
obstetrical situations: role of locoregional anesthesia. Cah Anesthesiol
42;735, 1994. 18.
18. Dailland P, Chaussis P,
Landru J, Belkacem H. Epidural anesthesia for labor. Cah Anesthesiol 44;127,
1996. 19.
19. Breeson AJ, kovacs GT,
Pickles BG, Hill JG. Extradural anagesia – the preferred method of analgesia
for vaginal breech delivery. Br J Anaesth 50;1227, 1978. 20.
20. Darby S, Hunter DJ.
Extradural analgesia in labour when the breech presents. Br J Obstet Gynaecol
83;35, 1976. 21.
21. Van Der Aa P, Van Der Donck
A, Meeuwis H, Smolders F. Are breech deliveries an indication for lomber
epidural analgesia? Anesth Analg 72;399, 1991. 22.
22. Spellacy WN. Multiple
Pregnancies. In: Danforth’s Obstetrics and Gynecology. Lippincott Williams
& Wilkins, Philadelphia, pp 419, 1999. 23.
23. Jawan B, Lee JH, Chong ZK,
Chang CS. Spread of spinal anaesthesia for caesarean section in singleton and
twin pregnancies. Br J Anaesth 70;639, 1993. 24.
24. Behforouz N, Dounas M,
Benhamou D. Epidural anaesthesia for caeserean delivery in triple and
quadruple prenancies. Acta Anaesthesiol Scand 42;1088, 1998. 25. 25. Steinberg ES, Adsumelli RS, Saunders TA, Mirza H. Successful epidural anesthesia for cesarean section for sextuplets. Anesth Analg 86;1236, 1998.
|
||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||