KALP HASTALIĞI OLAN GEBEDE

ANESTEZİK YAKLAŞIM

Prof. Dr. Ayşe GÜREL

Adnan Menderes Üniversitesi Tıp Fakültesi

Anesteziyoloji ve Reanimasyon Anabilim Dalı

Kardiyak İleti Bozukluğu

 

Gebelikte Kapak Hastalığı

 

Gebelikte Konjenital Kalp Hastalığı

 

Gebelikte İskemik Kalp Hastalığı

 

Peripartum Kardiyomiyopati

 

Gebelikte Kardiyopulmoner Bypass

 

KAYNAKLAR

 

 

Geçen yüzyılın başlarında ciddi kardiyak ve kardiyovasküler hastalıklar gebelik için kontrendikasyon oluşturmakta idiyse de aynı yüzyılın ikinci yarısında tıpta kaydedilen gelişmelerden en fazla yararlanan grup belki de gebe kardiyak hastalar olmuştur. Obstetrisyen, anestezist, kardiyolog, neonatolog ve hemşirelik hizmetlerinden oluşan bir multidisipliner takım, kalp hastası olan gebeye olaysız bir gebelik ve komplikasyonsuz bir travay ve doğum için yön vermelidir.

Kardiyak İleti Bozukluğu

Supraventriküler Aritmiler

Atriyal Prematür Kontraksiyonlar

Paroksismal Supraventriküler Takikardi

Atriyal Flutter ve Atriyal Fibrilasyon

Ventriküler Aritmiler

Ventriküler Prematür Kontraksiyonlar

Ventriküler Takikardi

Ventriküler Fibrilasyon

Kardiyak Arrest

Gebelikte ortaya çıkan aritmiler kimi zaman anne ve bebek yaşamını tehlikeye sokabilir. Aritmiler iyi tolere edildiğinde ve semptom vermediğinde konservatif tedavi yeterlidir (dinlenme, içeceklere dikkat etme, vagal stimülasyon). Aritmiler hemodinamiyi bozduğu zaman antiaritmik ilaç tedavisine başlamak gerekir. Hiç bir antiaritmik ilaç gebelikte tamamen güvenilir değildir. Antiaritmiklerin çoğu gebelerde fazla bir risk oluşturmaksızın kullanılabilir.

 Sınıf IA

  • Kinidin: Gebelikte en uzun süre denenmiş güvenli bir antiaritmiktir. İyi tolere edilir.
  • Prokainamid: İyi tolere edilir. Tanı konmamış kompleks takikardilerin akut tedavisinde ilk akla gelen ilaçtır. Tüm IA antiaritmikler hastanede kardiyak monitorizasyonla birlikte uygulanmalıdır.

Sınıf IB

  • Lidokain: İyi tolere edilir. Plasentadan geçebildiği için serum düzeyleri izlenmelidir.
  • Fenitoin: Konjenital malformasyon riski yüksek olduğu için tercih edilmez.

Sınıf IC

  • Flekainid: Hidropsla birlikte görülen fötal supraventriküler takikardinin tedavisinde oldukça etkilidir.
  • Beta Blokerler: İlk trimesterde kullanıldığında intrauterin gelişme geriliğine yol açtığı gösterilmiştir. Diğer dönemlerde iyi tolere edilir.

Sınıf II

  • Amiodaron: Konjenital anomalilere neden olabildiğinden ilk trimesterde bu ilaçtan kaçınılmalıdır. Ancak diğer tedavilere yanıt vermeyen ve anne hayatını tehdit eden ağır aritmilerde kullanılmalıdır..
  • Adenozin: Gebelikte güvenle kullanılabilir. Maternal supraventriküler takikardinin akut tedavisinde endikedir.
  • Digoksin: Gebelikte maternal ve fötal aritmi tedavisinde rahatça kulanılabilecek en uzun süre denenmiş antiaritmiktir.
  • Kardiyoversiyon: İyi tolere edilir, etkili bir yöntemdir. Endikasyon konduktan sonra uygulamada vakit geçirilmemelidir.
  • “İmplantable Kardioverter-Defibrilatör” : Ancak hayatı tehdit eden ventriküler aritmilerde endikedir.

en üste dön

Gebelikte Kapak Hastalığı

Penisilin kullanımı, Akut Eklem Romatizması (AER) insidansının düşmesine yol açmış ise de az gelişmiş veya gelişmekte olan ülkelerde hala daha romatizmal kapak hastalıkları konjenital kalp hastalıklarından daha sık olarak görülmektedir. AER en çok mitral kapağı tutmaktadır ve gebelerde en sık görülen kapak hastalığı da mitral stenozudur. Ancak romatizmal kalp hastalığı olan kadınların bir çoğu gebe kalıncaya kadar hastalığının farkında olmayabilir. Gebelikte değişen fizyolojiyle birlikte romatizmal kalp hastalığının ilerlemesi sonucu tanı konabilir. Gebelikte kalp kapak işlevinin bozulmasına neden olan diğer patolojiler içinde sistemik lupus eritematozus ve Marfan Sendromu da vardır.

Annede valvülopati etiyolojisi ister kalp kapaklarını bizzat etkileyen bir hastalık, ister ventriküler ejeksiyonu engelleyen herhangi bir diğer patoloji (hipertrofik kardiyomiyopati, İHSS) olsun, gebelere prepartum dönemde önerilen tavsiyeler birbirinin aynıdır: yatak istirahati, bir miktar sol yan dekübit pozisyonu (uterusu vena kavanın üzerinden kaydırmak ve venöz dönüşü bozmamak amacıyla), ağrı, anksiyete, hiperventilasyon ve kardiyovasküler stresi önlemek amacıyla erken dönemde rejyonal anestezi uygulaması. Alınan bu önlemler pulmoner vasküler rezistansın düşürülmesini hedeflemektedir. Doğumhanede ve ameliyathanede takiaritmileri kontrol etmek amacıyla farmakolojik ajanlar ve kardiyoversiyon gerektiğinde kullanılabilecek bir defibrilatör, kullanıma hazır bulundurulmalıdır. Endokardit profilaksisi için travay veya seksiyo esnasında antibiyotik profilaksisi gerekebilir. Yukarıda belirtilen özenli yaklaşımın yararlarıyla birlikte morbiditeyi etkileyen en önemli faktörün gebelik öncesi devredeki bazal kardiyak fonksiyon olduğu da gözardı edilmemelidir.

Mitral ve Aort Kapak Darlıkları

Kapak darlığı olan tüm hastalarda tedavinin amacı kanın perifere doğru ilerlemesini kolaylaştırarak sol ventrikül diastol sonu basıncını minimale indirmek ve sol ventrikül diyastol sonu volümünü maksimal düzeye çıkarmak, ve bu sabit kardiyak “output” un perifere doğru hareket etmesini kolaylaştırmaktır. Gebelikte, doğal olarak artan kan volümünü ve kardiyak “output”u perifere dağıtmak zaten kronik olarak basınç artışına maruz kalmış olan miyokardı daha da zor duruma sokar. Ayrıca gebede miyokardın oksijen tüketimi ile birlikte kardiyak “iş”in de artması sol ventrikül yetersizliğine yol açabilir.

Sağlıklı bir gebede gebeliğin ilerleyen devrelerinde sinüs takikardisi kardiyak “output”ta ihtiyaç duyulan artışın gerçekleşmesini sağlar ve gebelik süresince kalp atım hızı yüksek olarak seyreder. Ancak valvüler stenozu olan gebelerin, kalp atım hızında oluşabilecek en ufak bir artışa bile toleransı yoktur. Bu konu, ventrikülün dolması için yeterince uzun bir diyastol süresinin olmasının gerektiği Mitral Stenozlu (MS) hastalarda daha da önemlidir. MS'lu gebelerin, gebeliğin 2. Döneminde veya 3. Dönemin başında kan volümleri ve kalp atım hızları maksimuma eriştiğinde kalp yetmezliğine girmeleri sık rastlanan bir olaydır.

Mitral stenozlu veya aort stenozlu hastalarda, atriyal fibrilasyonun başlamasıyla hipertrofiye olmuş ve komplimansını kaybetmiş ventrikülün doğumuna itriyumun yaptığı katkı ortadan kalkınca hemodinami tamamen bozulur. En kısa zamanda kardiyoversiyon veya uygun antiaritmik ilaçlarla agresif tedavi yapılmalıdır.

Bu gebelerde, özellikle de rejyonal anestezi uygulanacaksa, “preload”u sabit tutmak gerekir. Miyokard fonksiyonlarını düzeltecek, periferik (özellikle uteroplasental) perfüzyonu arttıracak şekilde sıvı yüklemesi yapılırken hasta kolaylıkla akciğer ödemine sokulabilir. Yine de bu hastalarda hipovolemiden kaçınıp sıvı yükünü arttırmakta fayda vardır. Çünkü pulmoner ödem genellikle tedavi edilebilir.

Pulmoner arter kateteri ancak ağır mitral stenozu vakalarında endikedir. Kimi yazarlara göre pulmoner arter kateterinin yerleştirilmesi ciddi aritmilere yol açabileceği için ancak kesin endikasyonun olduğu hastalarda uygulanmalıdır.

Yeterli hidrasyon yapıldıktan sonra bölünmüş dozlarda lokal anestetiklerle hastanın ihtiyaç duyduğu seviyede yerleştirilen epidural blok hasta tarafından iyi tolere edilir. Ancak ağır aort stenozlu hastalarda yüksek doz opiyatlar kullanılarak (Kardiyak Anestezideki gibi) genel anestezi verilmesi tavsiye edilmektedir. Çünkü bu hastalarda arteriyel veya venöz tonusta oluşabilecek en ufak bir azalma kardiyovasküler kollapsa neden olabilir.

Kapak Yetmezlikleri

Genelde gebe kadınlar kapak yetmezliklerini iyi tolere ederler. Gebelik fizyolojisinde görülen olağan değişklikler (kardiyak “output”un artması, kalp atım hızının yükselmesi, vasküler rezistansın düşmesi) aort ve mitral kapak yetmezliklerinde rahatlatıcı, faydalı gelişmelerdir. Zaten triküspid yetmezliği, ve daha az olmak üzere mitral ve aort yetmezliği normal gebelerde de ortaya çıkan bir fenomendir.

Bazı gebeliklerde kapak yetmezlikleri ciddi sonuçlar doğurabilir. Marfan sendromlu gebede genişlemiş aort kökü, gebelik ve travay esnasında aort rüptürü riskini beraberinde getirir. Mitral yetmezliğine bağlı ilerlemiş sol atriyal dilatasyon atriyal fibrilasyona neden olabilir. Aort yetmezliği olan gebede son trimesterde sol ventrikül yetersizliği gelişebilir. Sol atriumun kontraktilitesinin bozulduğu tüm bu durumlarda emboli riski yüksektir.

İntravasküler volümün yüksek tutulması koşuluyla tüm kapak yetmezlikleri rejyonal anestezinin sağlayacağı sistemik vasküler rezistans azalması durumundan yarar göreceklerdir.

en üste dön

Gebelikte Konjenital Kalp Hastalığı

 Çocukluğunda konjenital kalp hastalığı tanısı konmuş ve cerrahi tedaviyle kardiyak defektin normale döndürülmüş olduğu gebelerde travay ve doğum normal seyretmekte, diğer gebelerden farklı olarak antibiyotik proflaksisi gerekmektedir. Konjenital Kalp Hastalığı cerrahi olarak düzeltilmemiş olanlar veya kısmen düzeltilmiş olanlarda gebelik sırasında komplikasyon çıkabilir.

Atriyal veya ventriküler septal defekt gibi asiyanotik konjenital defekti olanlarda defekt büyükse ve tamir edilmezse, kronik volüm yüklenmesine bağlı olarak pulmoner hipertansiyon gelişebilir ki bu da zamanla şantın yön değiştirmesine, yani asiyanotik lezyonun siyanotik hale gelmesine yol açar. Pulmoner hipertansiyonu olan kadınlarda maternal mortalite oranı %40’ın üzerindedir.

Doğum öncesi yapılacak Doppler ekokardiyografi annede kardiyovasküler fizyolojiyi ve fiziki durumu saptamaya yarar. Kardiyak kateterizasyon daha ender olarak gerekebilir. Kullanılacak serum setlerinin özel hava filtreleriyle donatılmış olması ve içindeki havanın titizlikle boşaltılmış olması, sağdan sola şantı olan gebede emboli riskini önlemek açısından yararlıdır. Epidural anestezi veya analjezi uygulanacaksa rezistans kaybı tekniği kullanılırken hava yerine serum fizyolojik verilmelidir. Travayda epidural anestezinin kullanılmasıyla pulmoner vasküler rezistansın azaltıldığı, annede hemodinaminin düzeltildiği gösterilmiştir. Travayda ve doğumda şantlaşmanın artıp artmadığını izlemek açısından en değerli monitorizasyon aracı puls oksimetridir. Ancak seçilmiş vakalarda radyal arter kateteri gerekebilir. Pulmoner hipertansiyonu olan, konjenital kalp hastalığı nedeniyle kardiyak anatominin bozuk olduğu veya Eisenmenger Sendromu gelişmiş olan gebede hem verilerin yorumlanmasının zor olacağı, hem de pulmoner arter rüptürü olasılığının yüksek olması nedeniyle pulmoner arter kateterizasyonu ender olarak yapılır.

en üste dön

Gebelikte İskemik Kalp Hastalığı

Doğurganlık çağındaki kadında iskemik kalp hastalığı insidansı oldukça düşük olmakla birlikte miyokard enfarktüsü geçirdiği dokümante edilmiş gebede maternal mortalite %50 ye, fötal mortalite %34’e varmaktadır. Gebede göğüs ağrısı şikayetinin iskemi dışında başka nedenlerle de ortaya çıkabileceği unutulmamalıdır:

Kas-iskelet Sistemi: Kostokondritis

Gastrointestinal Sistem: Gastroözofageal reflü, özofagus spazmı, akut kolelitiazis

Psikiyatrik: Anksiyete

Pulmoner: Trakeobronşit, pnömoni, akciğer embolisi,spontan pnömotoraks

Meme Hastalığı: Mastodinia, enflamasyon

Gebede koroner spazm, valvüler stenoz, perikardit, IHSS, aort diseksiyonu gibi patolojiler miyokardın oksijenizasyonunu bozduğu için iskemiye neden olabilir.

Miyokard iskemisi ve enfarktüs tespit edilen gebede trombolitik tedavi, doğumda kanamaya neden olabileceği düşünülerek kontrendike kabul edilmektedir. Aspirin, heparin, nitratlar, beta blokerler ve kalsiyum kanal antagonistleri gebelikte iyi tolere edilmektedir. Yeni enfarktüs geçirmiş bir gebede doğumun vajinal yolla veya sezaryen seksiyo ile yapılması konusunda görüş birliği yoktur.

en üste dön

Peripartum Kardiyomiyopati

Evvelce kalp hastalığı olmayan veya kalp yetmezliğine yol açabilecek herhangi bir nedeni olmayan kadınlarda gebeliğin son birkaç ayı içinde veya postpartum dönemin ilk 5 ayı içinde ortaya çıkan kardiyak dilatasyonla karakterize konjestif kalp yetmezliğidir. Hastada konjestif kalp yetmezliğinin tüm klasik bulgu ve belirtileri görülür: Halsizlik, dispne, pulmoner ve periferik ödem, kardiyomegali, juguler venöz dolgunluk, S3 ve S4 galo, aritmiler, mitral yetersizliği gibi. Etyolojisi bilinmemekle birlikte hipertansiyon, preeklampsi, ilerlemiş gebelik yaşı, çok sayıda gebelik, siyah ırk ve beta adrenerjik tokolitik ajanların kullanılması kardiyomiyopati ensidansını arttıran faktörler olarak gösterilmektedir. Mortalitesi %25 ile %60 arasında değişmektedir. Anneye daha agresif tedavi yapılması gerektiği zaman bebeği tahliye etmek gerekebilir. Tedavi kalp yetmezliğinde uygulanan tedavinin aynıdır: Sodyum kısıtlaması, digoksin, diüretik tedavi, “afterload”un azaltılması (Dikkat! ACE inhibitörleri gebelikte kontrendike.), antikoagülan tedavi (Gebelik sırasında heparin, postpartum dönemde warfarin) ve inotropik destek. Bu hastalara immünsüpresif tedavinin uygulanması konusunda çelişkili görüşler vardır. Tıbbi tedaviye yanıt vermeyenlere kalp transplantasyonu yapmak gerekmektedir.

Bu hastalara travayda veya Sezaryen seksiyoda anestezi uygulanacağı zaman invaziv hemodinamik monitorizasyon yapmak gerekir. Sistemik arteriyel kanülasyon, pulmoner arter kateterizasyonu, kardiyotonikler ve vazoaktif aminlerle tedavi gereklidir. Kalp atım hızını ve sistemik vasküler rezistansı kontrol etmek ve her bir uterus kontraksiyonunun dolaşıma volüm yükleme etkisini hafifletmek amacıyla epidural veya kombine epidural-spinal uygulayarak doğum sancılarını ortadan kaldırma yoluna gidilir. Bölünmüş dozlarda uygulanan lokal anestetiklerle yalnızca ilgili dermatomlara uygulanan sempatik blok ani kardiyovasküler kollapsı önler. Genel anestezi tercih edildiği zaman kardiyak dozlarda opiyatlar kullanılarak miyokard depresyonu önlenmelidir.

en üste dön

Gebelikte Kardiyopulmoner Bypass

Ağır mitral veya aort darlığı olan ve balon valvülotominin teknik olarak olanaksız veya başarısız olduğu durumlarda, alternatif tedavinin bulunmadığı semptomatik kapak yetersizliklerinde açık kalp cerrahisi opsiyonu hayat kurtarıcı bir yöntem olabilir. Ancak ameliyatın zamanlaması konusu tartışmalıdır. Açık kalp ameliyatı için ikinci trimesterin son dönemleri veya 3. trimesterin erken dönemleri, fötusun ilaç maruziyetinden etkilenebileceği peryodu geçirmiş olması ve gebeliğin ileri döneminde kalp yükünün daha da arttığı peryoda henüz ulaşılmamış olması nedeniyle en uygun zaman gibi görünmektedir. Ancak intraoperatif veya postoperatif dönemde travay başlar ve doğum kaçınılmaz olursa bebek prematür olarak doğacaktır. Bu nedenle kimileri kardiyopulmoner bypass gerektiren ameliyatların 3. trimesterin sonlarına ertelenmesi gerektiğini savunmaktadır.

Bypass sırasında akım gebelik fizyolojisine uygun olarak yüksek tutulmalı (yaklaşık 70 mmHg), normotermi veya hafif hipotermi (32° C) uygulanmalıdır. Daha derin hipoterminin fötal bradikardi, aritmi ve arreste yol açtığı gösterilmiştir. Operasyon sırasında uterus sola kaydırılmalı, hiperventilasyondan kaçınılmalı ve fötal kalp atımları monitorize edilmelidir. Bypass sırasında uterus kontraksiyonları ortaya çıkabilir. Magnezyum sülfat, beta adrenerjik agonistler, volatil anestetik ajanlar ve bazen nitrogliserin tokolitik etki elde etmede kullanılabilir. Fötal kalp hızında görülebilen değişiklikler, bypass akımı arttırılarak, ısı ayarlaması yapılarak, anne kanındaki oksijen miktarı arttırılarak veya acilen tahliye yapılarak düzeltilebilir.

en üste dön

KAYNAKLAR

  1. Barbour LA, Current concepts of anticoagulant therapy in pregnancy. Obstetrics and Gynecology Clinics 24(3);499-521, 1997.
  2. Brown CS, Bertolet BD. Peripartum cardiomyopathy: A comprehensive review. American Journal of Obstetrics and Gynecology 178(2); 409-14, 1998.
  3. Hankins GDV, Wendel GD Jr, Leveno KJ, ve ark. Myocardial infarction during pregnancy: A review. Obstetrics and Gynecology 65:139-49, 1985.
  4. Ridley DM, Smiley RM. The parturient with cardiac disease. Anesthesiology Clinics of North America 16(2);419-440, 1998.
  5. Teerlink JR, Foster E. Valvular heart disease in pregnancy, a contemporary perspective. Cardiology Clinics 16(3);573-588, 1998.
  6. Weiss BM, von Segesser LK, Alon E, Seifert B, Turina MI. Outcome of cardiovascular surgery and pregnancy: A systematic review of the period 1984-1996. American Journal of Obstetrics and Gynecology 179 (6); 1643-53, 1998.
  7. Witlin AG, Mabie WC, Sibai MB. Peripartum cardiomyopathy: An ominous diagnosis. American Journal of Obstetrics and Gynecology 176(1);182-188, 1997.

en üste dön

PROGRAMA DÖNÜŞ

 

Hosted by www.Geocities.ws

1