|
Gebelikte oluşan hipertansiyona pratikte oldukça sık rastlanmaktadır.
Yılda USA‘da yaklaşık olarak 250,000 kadında gebelik süresince hipertansiyon
geliştiği saptanmıştır. Bu sonuçla USA‘da hipertansiyon insidansı tüm
gebeliklerde %7 oranındadır. Doğumun neden olduğu hipertansiyon prematüre ve
perinatal ölümle sonuçlanabilir.Bu nedenle hipertansiyona meyilli gebeler
dikkatlice izlenmeli ve hipertansiyon tedavi edilmelidir.
Genel görüşler;
Gebelikle beraber olan hipertansiyon, American College of Obstetricians
and Gynecologists‘leri 4 kategoride gruplandırmıştır;
- Gestasyonel
hipertansiyon: Proteinüri olmaksızın gestasyonun 20. haftasından
sonra ortalama arter basıncının artmasıdır.
- Preeklampsi:
Ödemle beraber yada ödem olmadan hipertansiyona proteinürinin eşlik
etmesidir.
- Kronik
hipertansiyon,
- Preeklampsinin neden
olduğu kronik hipertansiyon.
Klinik bulgular olarak;
Preeklampside;
- Gestasyonun
20.haftasından sonra oluşan hipertansiyon + proteinüri + ödem
triyadından ibarettir.
- Preeklampsi
sıklıkla 24.haftadan sonra ortaya çıkmaktadır.
- Gebelik süresince
rastlanma sıklığı % 5-7 oranındadır.
- Sosyo-ekonomik
durum ve gebe kaldığı yaş preeklampside en sık rastlanan etiyoloji
nedenleridir.
- Preeklampsi
sıklıkla, kronik hipertansiyonda, diabetes mellitusda, multipl
gestasyonda ve mol hidatiformda görülür.
- Pıhtılaşma faktörleri,
preeklampsik gebelerin % 10-20‘sinde önemli derecede azalmıştır.
- Eğer trombositlerde
belirgin bir azalma söz konusu ise, kanama zamanı ve koagülasyon profili
(PT, PTT) kontrol edilmelidir.
Eklampside;
- Preeklamptik
gebelerde nöbet veya koma gelişirse eklampsi meydana gelir.
- Eklampside tüm
organlar etkilenmektedir;
a)Beyin ödemi ve yaygın fokal hemorajiler ortaya
çıkabilir.
b)Karaciğerde hemorajiler gelişebilir.
c)Böbreklerde hiyalin dejenerasyon gelişebilir.
d)Plasenta normalden daha küçüktür,
e)Dissemine intravasküler koagülopati (DIC) ortaya
çıkabilir.
en üste dön
Hellp sendromu; Preeklamsi ile beraber hemoliz, düşük trombosit
sayısı (trombopeni) ve yüksek karaciğer enzimleri ile karakteristiktir.
Şiddetli preeklampsi;
1.Preeklampsi, preeklampsi ve şiddetli preeklampsi olarak
sınıflandırılabilir.
- Sistolik kan
basıncı 160 mmHg‘den yüksek, diyastolik kan basıncı 110 mmHg‘den yüksek
değerlerdedir.
- Proteinüri 5
gm/gün ‘den daha fazladır.
- Oligüri 500
ml/gün‘den daha az olmaktadır.
- En belirgin
kriter ise, baş ağrısı, epigastrik ağrı ve pulmoner ödem
görülmesidir.
Etiyoloji kesin olarak bilinmemektedir. Normal aktivitede veya
utero-plasental bir yetmezlikle beraber olacağı düşünülmektedir. Burada
anjiyotensine yanıt artmıştır.
Mortalite;
- Maternal
mortalite; serebral hemoraji, karaciğer rüptürü, myokard infarktüsü
(kardiyak arrest riski) ve pulmoner ödemden kaynaklanan komplikasyonlar
sonucu görülebilir.
- Perinatal
mortalite; plasentanın infarktüslerinden ve plasentanın gelişimindeki
yetersizliklerden kaynaklanmaktadır.
Laboratuvar sonuçları;
- Hemotokrit
yükselebilir. Hemotokrit yükselmişse, intravasküler volüm azalmıştır.
- Karaciğer
enzimleri; preeklampsiden şüpheleniyorsa, karaciğer enzimleri kontrol
edilmelidir. Değerlerin yükselmesi, hastalığın kötüye gittiğinin
işaretidir.
- Trombosit
sayısı 100 000 /ml‘nin altında ise, günlük trombosit sayımı
yapılmalıdır.
Obstetrik tedavi ;
Hipertansiyonun tedavisi, gebeliğe bağlı hipertansiyonun tedavisi
için önemlidir.Metildopa ve hidralazin etkin bir tedavi sağlar. Aynı zamanda
bu ilaçların fetüse etkileri minimaldir.
1.Metildopa, postgangliyoner sinir uçlarında norepinefrini tüketir.
Periferal arteriyollerde rezistansı azaltır. Doz olarak, 250-500 mg peroral 8
saatte bir verilir. Yan etkileri; hemolitik anemi ve karaciğer
enzimlerinde yükselmedir.
2.Hidralazin tek başına veya metildopa ile birlikte verilebilir.
Hidralazin doğrudan periferik arteriyol rezistansı azaltmaktadır. Doz olarak;
20-40 mg peroral günde 4 kez verilmektedir.
Preeklamptik hastaların tedavisi,
- Fetüsün ve
plasentanın çıkarılması preeklampsinin en etkin ve en önemli
tedavisidir.
- Farmakolojik
tedavi;
a)Magnezyum sülfat
(1)İlk kez 1925 yılında preeklampsi tedavisinde kullanılmıştır.
(2)Nöromusküler geçişi ve katekolamin salınımını azaltır. Aynı
zamanda sistemik vasküler rezistansıda azaltır.
(3)Terapödik plazma düzeyi 4-6 mEq/L‘dir. 7-10 mEq/L‘de patellar
refleks kaybolmaktadır. 12 mEq/L‘de A-V iletimi uzar. Solunum yetmezliği
14-18 mEq/L‘de gelişmektedir. Kardiyak arrest 24 mEq/L düzeylerinde
kaçınılmaz olmaktadır.
(4)Yan etkisi; nöromusküler bloğa bağlıdır. Uterusun gevşemesi ile
beraber doğumun uzamasına neden olabilir.
b)Sodyum nitroprussid;
(1)Fetal siyanür toksisitesi ve maternal taşifilaksi potansiyeli
nedeniyle kullanımı tartışmalıdır. Kısa süreli kullanıldığı zaman bu etkiler
seyrek görülmektedir.
(2)Hızlı etkilidir ve etki süresi kısadır. Arteriyel ve venöz
vazodilatatör olarak etkisini göstermektedir.
(3)Maksimum infüzyon hızı 2 m
g/kg/dakikadır ve maksimum 6 saat süre ile kullanılması sınırlandırılmıştır.
c)Nitrogliserin;
(1)Venodilatatör etkilidir. Preload‘ı azaltmak için kullanılır.
(2)Neonatal hipotansiyon gözlemlenmemiştir.
(3)10 m g/kg/dakika
dozlarında kullanılmaktadır.
d)Hidralazin,
(1)Doğum süresince vazodilatatör olarak sıklıkla kullnılmaktadır ve
uterus kan akımını arttırıcı etkiye sahiptir.
(2)Doğrudan arteriyel vazo-dilatatördür ve after-load‘ı azaltmak
için kullanılır.
(3)Etki başlama süresi 15-20 dakika kadardır.
(4)Doz 5-10 dakika aralarla her 20 dakikada bir toplam doz 20 mg
oluncaya kadar verilebilir.
(5)Fetüsa geçebilir ve fetal hipotansiyona neden olabilir.
(6)Maternal taşikardiye yol açabilir.
e)Kalsiyum kanal blokerleri: Bu ilaçlarla kesin sonuçlar henüz
yoktur. Araştırma fazındadır.
f)Labetalol;
(1)a ve b blokerdir.
(2)Uteroplasental kan akımını azaltması dışında sistemik kan
basıncını düşürmektedir.
(3)Fetüse etkisi konusunda çalışmalar sürmektedir.
g)Metildopa, Diazoxide ve Trimethaphan kullanımı sık değildir.
en üste dön
Preeklampsili gebelerde anestezik yönetim
A.Epidural anestezi;
- Hipotansiyon
yapıcı etkisinden yararlanabilir (sempatik blok sonucu).
- Bununla beraber
sıvı yüklenmesi, gebelerde pulmoner ödeme neden olabilir.
- Düşük doz lokal
anestezikler ciddi hipotansiyon oluşma insidansını azaltabilirler (%0,25
Markain titre edilerek verilmesi 5èr ml volümlerle).
- Epidural anestezi
girişimine başlamadan önce kanama ve pıhtılaşma sorunu olup olmadığı
araştırılmalıdır.
- Eğer fetal distres
belirtileri varsa ester grubu lokal anestezik 2- klorprokain
kullanılmamalıdır.Minimal fetal etkiler maternal plazmada ilacın hızlı
metabolizma oluşundan kaynaklanabilir.
B.Subaraknoid (spinal) blok; Subaraknoid bloğun hızlı bir şekilde
başlaması nedeniyle, spinal blokta hızlı ortaya çıkan hipotansiyon eğilimi
nedeniyle dikkatli olunması gerekmektedir.
C.Genel anestezi;
- Fetal distress
durumunda gerekli olabilir.
- Ketamin
kullanmaktan kaçınılmalıdır.
- Bu gebelerde
sıklıkla laringeal ödem olabilir. Küçük çaplı endotrakeal tüp seçimine
dikkat edilmelidir.
- Non depolarizan ve
depolarizan kas gevşeticileri MgSO4 ile etkileri
potansiyelize olabilir.
- Genel anestezi
uygulanan hastalar 48 saat gözlem altında tutulmalıdır.
D.Volüm tedavisi: Kolloid veya kristalloid solüsyonların
verilebilip verilemiyeceği tartışmalıdır.
E.Monitörizasyon:
- Santral ven basıncı
(CVP) pulmoner wedge basıncı ile (PCWP) korelasyon göstermeyebilir. Bu
nedenle pulmoner arter kateteri şiddetli sıvı gereksinimi olan
gebelerde kullanılabilir.
- Yeterli volüm
replasmanına karşın oligürisi devam eden gebelerde pulmoner arter
kateteri takılmalıdır.
- Pulmoner ödem
belirtisi olan gebelerde, arteriyel kateterizasyon yapılmalıdır.
Şiddetli preeklamptik gebelerde de arteriyel kateter endikasyonu vardır.
en üste dön
F.Preeklampsinin 3 alt grubu bulunmaktadır;
1.Alt grup I:
a)Azalmış veya normal kardiyak out-put‘la birlikte azalmış PCWP ve
artmış sistemik vasküler rezistans,
b)Bu hastalar sıvı ve vazodilatatör tedaviye cevap verirler.
2.Alt grup II:
a)Artmış kardiyak out-put ve normal veya azalmış sistemik vasküler
rezistans,
b)Bu hastalar, beta blokerler ve dikkatli sıvı verilmesi ile tedavi
edilebilirler.
3.Alt grup III:
a)Bu alt grup, azalmış kardiyak out-put, normal veya artmış PCWP,
artmış sistemik vasküler rezistans ile karakterizedir.
b)Bu hastalar sıvı verilmesi ve arteriyel vazodilatasyona yanıt
verirler.
G.Kolloid osmotik basınç (COP): Gebeliğe bağlı hipertansiyonu olan
hastalarda kolloid osmotik basınç normale göre daha düşüktür. Normal değer
22-24 mmHg arasındadır. Bu hastalarda COP: 17 mmHg kadardır.
H.Preeklamptik konvulziyonlar;
- Oksijen verilmesi
ve antikonvülzanlarla tedavi edilebilirler.
- Anti-konvülzif
olarak diazepam ve tiyopental kullanılabilir.
- Tiyopental (50-150
mg) diazepama tercih edilir. Çünkü diazepam plasentaya geçer ve fetüsta
yarılanma ömrü oldukça uzundur.
- Süksinilkolin hava
yolu açıklığı korunamayacak hastalarda kullanılır ve hastalar hemen
entübe edilmelidir.
I.Laboratuar testleri: Laboratuvar testleri faydalıdır. Kan sayımı,
koagülasyon profili (trombosit sayısı, fibrinojen düzeyi, PT,PTT), karaciğer
fonksiyon testleri, böbrek fonksiyon testleri, serum elektrolitleri, serum
glukoz düzeyleri ve arteriyel kan gazları analizi yapılabilir.
en üste dön
Sağlıklı bir gebe ile sağlıklı ancak
gebe olmayanlardaki hemodinamik değerlerin karşılaştırılması;
|
Parametreler
|
Gebe
değil
|
1.
Trimestr
|
2.
Trimestr
|
3.
Trimestr
|
|
Kalp
atımı /dk
|
60-100
|
81
|
82
|
84
|
|
Ort.art.
kan basıncı (mmHg)
|
90-110
|
82
|
84
|
86
|
|
Kardiyak
out-put (L/dk)
|
4,3-6,0
|
6,2
|
6,3
|
6,4
|
|
Atım
volümü (ml/atım)
|
57-71
|
76
|
75
|
76
|
|
Sistemik
vas. direnç (DynXsXcm-5)
|
900-1400
|
1087
|
1093
|
1119
|
MADDE BAĞIMLISI GEBELER VE ANESTEZİ
I. İnsidans:
Doğurgan yaşlarda madde bağımlısı popülasyon büyük bir pay
oluşturmaktadır. Bu popülasyonun yüzde kaçı madde bağımlısı olduğunu saptamak
oldukça güçtür. Çoğu zaman madde bağımlısı kişiler bağımlı oldukları
maddeleri kolay itiraf edemezler ve çoğu kez saklanmaktadır.
II. Genel değerlendirme:
- Madde kötüye
kullanımı, reçetesiz ilaçların kendi kendine kullanılmasıdır.
- Madde kötüye
kullanımıhem gebeliği hemde anestezi uygulamalarını karıştırabilir.
Gebeler kronik bağımlı veya ilaç alım zamanında isteğe bağlı
olabilirler.
- Madde bağımlıları
veya onların çocuklarında ilaçlara tolerans gelişebilir. Bu olay
anestezik ilaçlarda reseptörlerin azalması veya hepatik metabolizma
hızının artmasıyla oluşur.
III. Klinik bulgular:
- İlaç yoksunluğu
gelişebilir ve eğer bu preoperatif dönemde olursa hayatı tehdit
edebilir.
- Yoksunluk
semptomları; taşikardi, hipertansiyon, tremor, hipertermi, metabolik
asidoz ve kardiyovasküler kollapsı içerebilmektedir. Yoksunluk Metodan
için 48 saatte başlarken, Meperidin (dolantin) için 2 saat içinde
başlayabilir.
- Gebelerde kokain
kullanımı ablasyo plasenta oluşturabilmektedir.
- Kokainden ölüm,
kardiyak disritmiler sonucu olmaktadır. Kokain kullanımında nöbetler
görülebilir. Sonuç olarak bu gebeler eklamptik hastalar gibi
görülmelidir. Myokardiyal infart ve serebrovasküler ataklar dahi
bildirilmiştir. Çünkü bu gebelerde hipertansiyon gelişebilmekte ve
reflekslerde aşırı aktivite oluşmuştur.Kronik kullanımda kronik
katekolamin azalmasına bağlı akut santral sinir sisteminde stimülasyon
görülebilir.
- İnfant
entoksikasyonu veya fetal yoksunluk uzamışmaternal ilaç kullanımını ele
verebilir.
en üste dön
IV. Obstetrik değerlendirme
Madde bağımlısı gebelerde kötü beslenme bulguları, hepatit, abseler,
tromboflebit ve pulmoner emboli görülebilir.
V. Anestezi ile ilişkili durumlar
- Kronik olarak
maddenin kötüye kullanımı sonucu ortostatik hipotansiyon
gözlemlenebilir ve obtetrik hastalarda rejiyonal anestezi sonrası artmış
risk oluşturmaktadır.
- Bu gebelerde enzim
indüksiyonu olabilir ve sonuçta bu durumda genel anestezi sırasında
hastanın daha fazla anestezi gereksinimini yaratır.
- İntravenöz
girişimler genelde zordur. Damarlar frajil yapıya sahip olurlar.
- Madde bağımlısı
gebelerde pulmoner ödem olguları bildirilmiştir.
- Bağımlısı olunan
maddenin intravenöz kullanımının bir komplikasyonu olarak AİDS görülebilir.
- Parenteral ilaç
kullanımı sonucu hepatit gelişebilir.
- İlaç kötüye
kullanımı infantlarda apne yapabilir. Eğer epidural opiyat
kullanılıyorsa bu durum göz önünde bulundurulmalıdır.
- Epidural opiyatlar
(agonist veya agonist-antagonistler) bu hastalarda yoksunluk
semptomlarına neden olabilirler.
- İnfantlarda sinir sistemi
skorlamalarında değişmeler olabilir.
- Yoksunluk içindeki
gebelerde sempatik sinir sistemi aktivasyonuyla uterin kan akımı
azalmaktadır ve fetal stres riski artmaktadır.
- Kontrollü Metadon
kullanımının minimal etkileri vardır.
- Narkotik
yoksunluğunda uterin hiperaktivite söz konusu olabilir ve yine fetal kan
akımı azalmaktadır.
- Akut entoksike
gebelerde vajinal doğum veya sezeryan için anestezi seçimi
entoksikasyonun derecesi ve anestezi teknik veya kullanılacak ajanla
etkileşimine bağımlıdır.
- Kötüye kullanılan maddeler:
|
Kategori
|
Ajanlar
|
Anesteziye etkisi
|
|
SSS depresantları
|
Etanol
Sedatifler
Barbitüratlar
Marijuana
|
Alkol entoksikasyonu
sitokrom P450 enzimini azaltabilir.
Enzim fraksiyonu lokal anestezik metabolizmasını
etkiler. Yoksunluk olabilir. Anesteziklerin SSS depresan etkilerine
tolerans oluşabilir. Yeni doğan da depresif etki olabilir.
|
|
SSS stimülantları
|
Kokain
Amfetaminler
|
Akut kullanım katekolamin
reuptake`ini inhibe eder. Uterin tonusu ve kan basıncını arttırır.
Taşikardi tedavisinde beta bloker kullanılabilir. Ancak tam ters etki ile
alfa adrenerjik stimülasyon ciddi hipertansiyona neden olabilir.
|
|
Opiyatlar
|
Narkotikler
|
Narkotik kötüye kullanımı prematüre
doğumla sonuçlanabilir. ACTH süpresyonu oluşabilir. Aşırı dozu takiben
oluşan hipotansiyon ve koma Naloksan infüzyonu ile düzeltilebilir. Klonidin
fetusa zararlı olabilir. Metadon daha güvenlidir.
|
en üste dön
PROGRAMA DÖNÜŞ
|