|
Yenidoğanın doğum sırasındaki, ağızdan ağıza solunum
şeklinde yapılan resüsitasyonu, çok eski zamanlardan beri bilinmektedir.
XVII – XIX yy'a ait kaynaklarda pozitif basınçlı ventilasyona ait konulara
rastlanmaktadır.
1771 Benjamin PUGH, Ağızdan ağıza yapay solunumu tanımlamış,
1928 Endotrakeal tüp yolu ile pozitif basınç uygulanabileceği
tanımlanmıştır.
1960'larda hiperbarik oksijen ve analeptik ilaç uygulamaları gibi daha sonra
zararlı olduğu gösterilen yöntemlerin kullanıldığı görülmektedir.
1963 Dawes, Akut asfiksideki fizyolojik olayları tanımlamıştır.
Pediatrik resüsitasyon uygulamaları sırasında, uluslararası, ülke içi
hatta disiplinler arası birbirinden farklı yöntemlerin uygulandığı
gözlemlenmektedir. Pediyatrik resüsitasyonda ya da bu günkü toplantının
konusunu da oluşturan yenidoğan bebeğin resüsitasyonunda, etkin olmadığı
kanıtlanmış yöntem ve uygulamaların ayıklanarak bir standartın belirlenmesi
gerekmektedir.
Bu doğrulardan hareket edilerek
1974 ve 1980 yıllarında ABD’de CPR ile ilgili konular ele alınarak CPR
uygulama Klavuzları oluşturulmuştur.
Daha sonra 1986 yılında
American Heart Association (AHA),
American Red Cross (ARC),
The National Heart, Lung and Blood Instutite,
European resuscitation Council (ERC),
Heart and Stroke Foundation of Canada (HSFC),
American Collage of Cardiology,
American Academy of Pediatrics’in
katılımlarıyla bir konferansta yeniden düzenleme yapılmıştır.
Şubat 1992’de, Dallas’ta Cardiopulmonary Resuscitation (CPR) ve Emergency
Cardiac Care (ECC) konularında beşinci Ulusal Konferans
gerçekleştirilmiş olup, Bu toplantıda daha önce tartışılmış olan konularda,
çeşitli disiplinlerden katılan uzmanların vardıkları bir konsensüs olarak, Journal
of American Medical Association (JAMA. 268:(16)2172-2295, 1992)’da
yayınlanmıştır.
1992 yılında, Dünya üzerinde CPR ile uğraşan kuruluşlar arasında bulunan
bazı görüş ayrılıklarını gidermek amacıyla ILCOR (International Liaison
Comitteee on Resuscitation) oluşturulmuştur. İçerisinde AHA, ERC, HSFC, ARC,
RCSA ve CLAR’ın temsilcilerinin bulunduğu bu kuruluşun asıl amacı:
Temel Yaşam Desteği (BLS)
İleri Yaşam Desteği (ALS)
Pediyatrik Yaşam Desteği (PLS)
konularında, konsensüs oluşmasına zemin hazırlamak ve yaygın bir şekilde
kullanılabilecek uluslararası kılavuzların hazırlanmasını sağlamaktır.
ILCOR’un PLS Çalışma grubu, uluslar arası derneklerin kılavuzlarının
kapsamlarını güncelleştirmek ve çatışan ya da karmaşık görülen konuları
aydınlatarak konsensüs oluşturmak için çaba sarf etmektedir.
Sunulan bu raporun içeriğinde:
ILCOR Pediyatrik Çalışma grubunun Nisan 1997 - çerçeve niteliğindeki
önerileri (ILCOR Advisory Statements: Pediatric Resuscitation) (1).
İngiltere’deki Resüsitasyon Konseyi’nin Pediatrik Temel Yaşam Desteği
konusundaki 1998 Resüsitasyon Kılavuzu (2).
Avrupa Resüsitasyon Konseyi’nin hazırladığı 1998 Yenidoğan Bebek
Resüsitasyon Kılavuzu (3).
gözden geçirilerek üzerinde durulması gereken ortak noktalar sunulmaya
çalışılacaktır.
Toplumların sosyo-kültürel gelişim özelliklerine göre doğumda
canlandırılması gereken bebek yüzdesi değişmektedir. Gelişmiş ülkelerde bu
oran % 5 – 10 arasındadır. Canlandırma yapılan yenidoğan bebeklerin % 70’inde
ya prematürelik olgusu ya da eylemin 2. devresinde asfiksi gibi bir risk
faktörü vardır.
ILCOR’un değerlendirmeleri ışığında; Sadece basit havayolu açma
girişimlerinin uygulanmasıyla, tüm dünyada yılda 800 000 yenidoğan bebeğin
yenidoğan asfiksisinden ölmesinin ya da sakat kalmasının engellenebileceği ortaya
çıkmaktadır.
Yenidoğan bebeklerin çoğunda solunumu başlatmak için sadece basit uyarılar
yeterli olmaktadır. Havayolu açmak ve resüsitatif girişimler gereken
yenidoğanlarda ise çoğunlukla kısa süreli solunum desteği yeterli olmaktadır.
Bunların dışında kalan çok az sayıdaki yenidoğanda ise dolaşım desteği ve
ilaç uygulamasını içeren gelişmiş resüsitatif girişimlere gereksinim
duyulmaktadır.
Palme ve Kilander’in İsveç’te bir yılda 100 000 yenidoğan üzerindeki
değerlendirmelerinde; 2.5 kg üzerinde doğum ağırlığı bulunan ve maske ya da
trakeal intübasyon ile ventilasyona gerek duyulan bebek sayısını 10:1000 (%
1) olarak bulmuştur. Bu 10 bebeğin ikisinde trakeal intübasyona, sekizinde
ise maske ile havalandırmaya gereksinim duyulmuştur (4).
Hamileliği sırasında sorunsuz gözüken annelerin 32 haftadan sonraki erken
doğumlarında, beklenmedik yenidoğan resüsitasyonu gereksinim oranı farklı
çıkmaktadır, ancak bunların da % 90 ında tek başına maske ventilasyon yeterli
olmakta birlikte, % 10 una trakeal intübasyon gerekmektedir (4).
Ülkemizde doğumda resüsitasyon yapılması gereken bebek oranı
bilinmemektedir.. Yaşamın ilk yılı içindeki ölüm oranının halen yüksek olduğu
ülkemizde, bebek ölümlerinin yarısı ilk altı ayda, yaklaşık ¼ ü ise yaşamın
ilk gününde olmaktadır.
en üste dön
Tablo-1: Türkiye’de Bebek Ölüm Hızı
(1995)
|
YAŞ
|
HIZ
|
|
0 – 1 Yaş Bebek
|
%
0.65
|
|
YENİDOĞAN
|
%
0.41
|
|
İLK GÜN
|
%
0.20
|
İlk günkü ölümlerin nedeni:
Perinatal komplikasyonlar nedeni ile asfiktik doğan çocuğa yaşamın ilk
dakikalarında bilinçli yaklaşım yapılamamasıdır.
Halbuki:
Bu bebeklere, doğumları sırasında hızla yapılacak doğru kurtarıcı
yöntemlerle yaklaşılsa idi, canlı kalabilir, hem de yaşam boyu nörolojik
sekelsiz olabilirlerdi.
Çözüm:
Perinatal mortalitenin yüksek olduğu ülkemizde mortalite oranını düşürmek
ve yaşayanların sağlıklı olabilmelerini sağlamak için:
İyi bir obstetrik bakım,
Normal doğum,
Yeterli neonatal canlandırma, esas olmaktadır.
Eğitim:
Canlandırmanın yeterli ve bilgili olarak yapılabilmesi için, bu işi
yapacak olanların eğitilmesi gerekmektedir. Bu eğitim üniversitelerden en
küçük birimlere kadar ülkedeki tüm OBSTETRİ – ANESTEZİ – PEDİYATRİ
personelini kapsamalıdır.
Her doğumda bu konuda eğitimli ve sadece bebeğin resüsitasyonu ile
ilgilenecek personelin bulunması zorunludur. Yüksek riskli doğumlarda ve
bebeğin risk taşıdığı durumlarda ise ayrıca ileri yaşam desteği teknikleri
konusunda eğitimli personelin de hazır bulunması gereklidir.
en üste dön
1. RESÜSİTASYONA HAZIRLIK
Bu ön bilgilerden sonra canlandırma iş1emine geçilecektir. Bu konuda
başlangıç noktası resüsitasyon için hazır olunmasıdır. Yenidoğan bebeği
canlandırmak gerektiğinde hızlı ve etkili fakat zarar vermeden yaklaşım
yapılmalıdır. Resusitasyonda iki önemli faktöre dikkat edilmelidir.
- Resüsitasyona gerek
olup olmadığını önceden tahmin etmek
- Araç, gereç,
personel ve doğum ortamının yeterli olarak hazırlanması
1.1. Resüsitasyona gerek olup olmadığının önceden tahmini:
Vakaların çoğunda perinatal asfiksi antepartum ve intrapartum öyküden
edinilen bilgilerle önceden tahmin edilebilmekteyse de, bazen hiç
bek1enmediği halde bebek asfiktik doğabilir. Çocuk hekimi bir sorun olduğunu
fark ederse derhal ve etkili yaklaşım yapabilmek için gerekli alet ve
personel ile doğum odasında hazır olmalıdır. Asfiksi riski fazla olmasına
rağmen, bazı bebekler doğum sonu çok iyi olurlar ve canlandırma gerekmez.
Bazı vakalarda ise çocuğun asfiktik doğacağı tahmin edilir ve önlemleri
alınır. Fakat gene de resüsitasyona gerek olabilir. Bunlar da perinatal
asfiksi riski yönünden gerekli prenatal incelemelerin hepsinin yapılmadığı,
ancak doğumdan sonra anlaşılır.
en üste dön
Tablo-2: Prenatal asfiksi yapan yüksek
riskli gebelikler.
Doğuma ait
Fetal
distres
Doğum
başında bebek hareketlerinin azalması
Anormal
prezantasyon
Kord
prolapsusu
Membran
rüptürünün gecikmesi (Prolonged rupture of membranes)
Antepartum
hemoraji
Amniyos
mayiinin mekonyumlu olması
Forsepsli
doğum
Vakum
yardımıyla doğum
Sezaryen
Anneye ait:
Eklampsi
Ağır
sedasyon
İlaç
bağımlılığı
Diabetes
mellitus
Kronik
hastalıklar
Çocuğa ait:
Çoğul
gebelik
Preterm
(<35/52)
Post
term (>42/52)
Gelişme
geriliği
Rh
iso-immunisation/Hydrops
Hidramniyoz
ve oligohidramniyoz
Konjenital
anomaliler
İntrauterin
infeksiyon
en üste dön
1.2. Araç, gereç, personel ve doğum ortamının yeterli olarak
hazırlanması
Doğum sırasında resüsitasyona gereksinim olabileceği bilindiğinden, doğum
öncesi gerekli malzemelerin ve resüsitasyon ortamının hazır edilme olasılığı
bulunmaktadır. Resüsitasyon için uygun, gerekli malzemelerin hazır olduğu,
ısıtılmış, iyi aydınlatılmış boş bir alan ayrılmalıdır. Doğumhanede
resüsitasyon için hazırlanan tüm malzemeler hergün kontrol edilmeli, bozuk
yada eksik olanların yerine yenileri konmalıdır.
Tablo-3: Resüsitasyonda gerekli ilaç ve
malzemelerin listesi
Gerekli Malzemeler
Resüsitasyon
troleyi (Padded shelf/resuscitation trolley)
Tepeden
ısıtıcı
Tepeden
aydınlatma
Saat
Steteskop
Oksijen
kaynağı (10 L/Dk kadar akım sağlayabilen)
Yedek
oksijen tüpü
Yüz
maskeleri (farklı boylarda)
Oro-faringeal
airway (0, 00 boylarda)
Resüsitasyon
sistemi (yüz maskesi, Y-parça, maske ve rezervuar kese)
Havayolu
basınç manometresi, Basınç düşürücü valv
Mekanik
ve/veya manuel aspiratör (çift kontrollü)
Aspirasyon
kateterleri (6, 8, 10 FG)
İki
adet laringoskop (uygun blade’leri ile)
Trakeal
tüpler (2, 2.5, 3, 3.5 ve 4 ID boyları)
Stile
Umblikal
ven kateter seti
Enjektör
(2, 5, 10 ve 20 ml ve uçları ile)
Gerekli İlaçlar:
Volüm
genişleticiler - % 4.5 Albümin
Plazma
Kroslanmamış
0 Rh – kan
Adrenalin
(100 mcg/ml veya 1/10 000 konsantrasyonda)
Naloxone
hydroklorid (400 mcg/ml)
Alkalizan
ajan Sodyum Bikarbonat (0.5 mmol/ml veya % 4.2 konsantrasyon)
(1.0
mmol/ml veya % 8.4 yoğunlukta)
TrisHydroxymethyl
Amino Methane (TRIS) % 3.6 konsantrasyon
Sodyum
Klorid (% 0.9)
Dekstroz
(% 5 – 10 solüsyonları)
Ek Monitorizasyon Cihazları:
EKG
monitörü
Pulse
Oksimetre
CO2
Monitörü
en üste dön
Evde doğum, konusunda kabul gören evrensel doğrular
yoktur. Ancak ideal olarak evde yapılacak doğumlarda en az iki eğitimli
personelin (sağlık personeli ve ebe) bulunması gerekir. Bunlardan en az biri
bag-maske ventilasyonunu da içeren pediyatrik temel yaşam desteği (PBLS)
konusunda tam eğitimli ve deneyimli olması gereklidir. Doğum başlamadan hangi
personelin bebekten sorumlu olacağı konusunda anlaşmaya varılmış olmalıdır.
Doğum planlanan doğumhane dışında gerçekleşecek ise orada en azından şu
malzemeler hazır edilmelidir:
- Kese-Maske
(Bag/valve/mask) ventilasyon cihazı (yenidoğana uygun ölçülerde)
- Aspiratör
- Aspiratör
kateterleri (uygun ölçülerde)
- Kuru, sıcak havlu ve
battaniyeler
- Temiz (steril) kordon
kesecek alet
- Temiz lastik
eldivenler
Tüm yenidoğan bebeklerin soğuk ortamı tolere etmesi zordur. Bebeklerde
mevcut termoregülasyon sisteminin yetersizliğine bağlı olarak, doğum
sırasında ıslak olan bebeğin hızla ısı kaybetmesi metabolik hızı ve oksijen
gereksinimini artırarak onu tehlikeye sokar. Soğuğa bağlı stresle karşılaşan
yenidoğanda arteriyel oksijen basıncı düşer ve metabolik asidoz gelişir.
- Doğum odasının tüm
kapı ve pencereleri kapatılır, ısının 25 oC olması sağlanır
- Bebek radiant
ısıtıcıyla önceden ısıtılan yere alınır
- Bebek doğar doğmaz
kurulanır vücudu ve kafası ısıtılmış örtülerle örtülür.
Birkaç saniye içinde yapılacak bu işlemler doğum sırasında tüm bebekler
için gerekli olmakla birlikte özellikle küçük ve/veya asfiktik doğan
bebeklerde daha da önemlidir.
en üste dön
2. İLK DEĞERLENDİRME
Canlandırma işlemine başlamadan veya canlandırmanın gidişine göre
verilecek kararlarda Apgar skorlaması kullanılmaz. 1953'de Virginia APGAR
tarafından uygulanmaya başlanan bu skorlama, doğumun birinci ve beşinci
dakikasında çocuğun durumunu belirlemede objektif bir yoldur ilk apgar
skorunun doğum sonu birinci dakikaya kadar tayin edilemeyeceğini unutmamak
gerekir. Çoğu asfiksi vakasında resüsitasyon ilk Apgar tayininden önce başlar.
Eğer resüsitasyona başlamak için ilk dakikanın sonuna kadar beklenirse, zaman
kaybedi1miş olur. Ağır asfiktik bebekler için bu süre çok önemli olabilir.
Doğumun 1. dakikasındaki Apgar skoru ile doğumdaki umblikal arter pH, kan
gazlarının ilişkisine gelince, 1982'de yapılan bir çalışmada düşük Apgar
skorlu bir çok bebeğin intrapartum asfiksi bulgularına sahip olmadığı
gösterilmiştir. Buna karşılık kord kanında asfiksinin biyokimyasal bulguları
saptandığı halde, doğum sonunda yeterli soluk alabilen bebekler vardır. Ancak
bunların bir kısmında doğum sonu 24-48 saatler içinde nörolojik problemler
gösteren ağır Hipoksik iskemik ensefalopati bulguları gelişir. Ayrıca
matürlere göre prematürelerde tonus ve refleks cevabının yetersiz o1uşu düşük
Apgar skoruna neden olur.
Solunum yetmezliğinin derecesini belirlemede ve yapay ventilasyona gerek
olup o1madığına karar vermede kullanılmamasına rağmen, Apgar skoru
canlandırma çabalarının etkinliğini tayin etmede önemlidir.
Önceden 1. dakikadaki APGAR skorunun, asidozis ve yaşayıp yaşamayacağı ile
ilişkili olduğu söylenirdi. Artık iyi bir resüsitasyonla bu görüş
geçerliliğini yitirmiştir. 5.dakika skoru ileride kalabilecek nörolojik sekel
hakkında bilgi verebilir. Bu nedenle 1. ve 5. dakika Apgar skorları
değerlendirilmelidir.
Beşinci dakikada Apgar skoru 7 nin altında olduğu zaman yirminci dakikaya
kadar her 5 dakikada bir skor hesaplanmalıdır. Arka arkaya alınan 2 skor
sekiz ve üzerinde ise skorlama bırakılabilir. 15. – 20. dakikalardaki düşük
Apgar skoru asfiksinin şiddeti ve nörolojik sekel ile ilişkilidir.
en üste dön
2.1 Solunum Gayreti
İlk olarak bebeğin ağlamasıyla olur.Ağlamanın olması yeterli solunumun
kanıtıdır.
Solunumun yeterli olup olmadığı daha sonra anormal nefes alma (grasping,
homurtu) durumları ile birlikte kalp hızı, nefes alma derinliği ve
simetrikliği değerlendirilmesiyle anlaşılır.
en üste dön
2.2 Kalp Hızı
Kalp tepe atımının steteskopla dinlenmesi, umblikal kord tabanından nabzın
palpe edilmesi ya da femoral veya brakial arterlerin palpe edilmesi
yollarından biriyle kalp hızı değerlendirilir.
2.3 Renk
Bebeğin pembe, siyanoze ya da solgun olup olmadığı gözlenir. Periferik
siyanoz sıklıkla görülebilir. Ancak bu tek başına hipokseminin bir göstergesi
değildir.
Her değerlendirmede saptanan bulguların ve alınan önlemlerin tamamının not
edilmesi hem iyi bir klinik bakım hem de medikolegal nedenlerden dolayı
gereklidir.
en üste dön
2.4 Taktil Stimulus
Doğumdan sonra yeterli solunumu olmayan bebeğin kurulanması genellikle
etkili solunumu başlatmak için yeterli uyarı sağlar. Bu başarısız kalacak
olursa ayak tabanına vurmak veya fiske atmak, sırtı ağmak gibi ek güvenli
yöntemler kullanılabilir. Şiddetli uyarı yöntemlerinden kaçınılmalıdır.
Stimülasyona rağmen bebekte spontan ve etkili solunum görülmüyorsa BLS ya da
ALS gereklidir.
en üste dön
2.5 İlk Değerlendirme Sonuçları
İlk değerlendirmeye göre bebekler 4 gruba ayrılabilir
- Dinç ve sağlıklı
bebek:
Kuvvetli ve etkili solunum gayreti vardır
Pembedir
Kalp Hızı > 100 At/Dk
Bu bebekler, kurulanıp sarılma ve anneye teslim edilme
dışında başka bakım gerektirmezler. Bu çocuğun vücut ısısını korumak için
annenin göğüs ya da memesine temas ettirilmesi yeterlidir.
- Apneik yada
yetersiz solunumu bulunan bebek:
Santral siyanoz
Kalp Hızı > 100 At/Dk
Bu gruptaki bebekler taktil uyarı ve/veya yüz oksijeni
uygulamaya yanıt verirler. Ancak genellikle BLS ye gereksinim duyarlar.
- Apneik yada
yetersiz solunumu bulunan bebek:
Düşük kalp debisi ve periferik vazokonstriksiyona
bağlı beyazlık yada solukluk
Kalp Hızı < 100 At/Dk
Bu gruptaki bebekler bazen BLS ile düzelebilirler
ancak normalde acil intübasyon ve PPV ye gereksinim duyarlar.
- Apneik yada
yetersiz solunumu bulunan bebek:
Düşük kalp debisi ve periferik vazokonstriksiyona
bağlı beyazlık yada solukluk
Kalp Hızı alınmaz
Bu gruptaki bebeklerde hemen PPV + göğüs basısı + ilaç
kullanımını da içeren ALS gereklidir.
3. Temel Yaşam Desteği (Basic Life Support - BLS)
Bebek 30 saniye içinde ağlamıyorsa veya kalp hızı 100 At/Dk nin altında
ise, bir dakika içinde düzenli solunumun sağlanabilmesi için BLS başlatılmalıdır.
Bu iş basit bir PPV aygıtı kullanılarak yapılabilir.
en üste dön
3.1 AIRWAY
Solunum gayretini anlamak için (Look, Listen, Feel) bak, dinle ve hisset.
Yenidoğan bebek sırtüstü ve boyun nötral pozisyona ya da hafifçe ekstansiyon
pozisyonuna gelecek şekilde yatırılıp pozisyon verilir. Uygun baş pozisyonu
sağlamak için yaklaşık 2 cm kalınlığında havlu ya da battaniye bebeğin
omuzlarının altına yerleştirilebilir.
Solunum gayretleri bulunan ancak gaz alışverişi saptanamayan bebekte
havayolu tıkanmıştır ve hemen havayolunu açmak için girişimde bulunulmalıdır.
Olası sekresyon ve atıkları uzaklaştırmak için önce ağız sonra burun
deliklerinden aspirasyon yapılır. Saldırgan yaklaşımlarla faringeal
aspirasyon, spontane solunumun başlamasını geciktirir ve laringeal spazm ve
vagal bradikardiye sebep olur. Amniyon sıvısı kan ve kalın mekonyumlu değil
ise faringeal aspirasyon gerekli değildir. Aspirasyon gerekiyorsa (10 yada 8
FG) kateter ile –100 mmHg basıncı geçmeyen bir aspiratöre bağlanarak aspire
edilir. Mekonyum yoksa bu iş için 5 saniyeden fazla süre geçmemeli, kateter 5
cm den daha fazla dudaklardan içeriye sokulmamalıdır.
en üste dön
3.2. BREATHING
Yüze yerleştirilen gevşek oturtulmuş bir maske yada huni ile verilecek
oksijen akımı soğuk uyarı ile solunumu başlatabilir. Resüsitasyonda
geleneksel olarak %100 oksijen uygulanmaktadır. Ancak yeni veriler, %100
oksijenin daha az yarar sağladığı ve oksijen serbest radikallerine bağlı
hasarların arttığını göstermektedir. Her ne kadar hayvan ve insan üzerinde
yapılmış bir kısım yeni çalışmalar, %100 oksijen kullanmaktansa hava
kullanılmasının resüsitasyonunu daha etkili kıldığını göstermekteyse de, Gaz
karıştırma imkanı varsa % 40 oksijen kullanılabilir.
en üste dön
3.2.1. Yüz Maskeleri
Yüze tam oturan bir maske ağzı ve burnu kapatmalı, gözleri örtmemeli, hava
akımını engelleyecek biçimde çeneyi kapatmamalıdır. Yüze tam oturan bir maske
etkili bir akciğer havalanması için gereklidir. Bu en iyi şekilde yuvarlak ve
yumuşak kaflı maskelerle sağlanır. Bunların farklı boyları hazır
bulundurulmalıdır.
Yüz Maskesiyle Solutma Sistemleri:
- Self inflating bag
- T Parçalı yüz
maskesi
- Pediatrik anestezi
dolanımı
en
üste dön
3.3. CIRCULATION
Asfiksi: periferik vazokonstriksiyon, doku
hipoksisi, asidoz, zayıf miyokardial kontraktilite, bradikardi ve en son
kardiyak areste neden olur.
Derhal yapılan etkili ventilasyon ve
oksijenizasyon çoğunlukla bu durumu önler. Göğüs basısı şu durumlarda
yapılmalıdır:
Kalp hızı >60 At/Dk
Kalp hızı >100 At/Dk ve yeterli ventilasyona
rağmen düşüyorsa
En uygun teknik iki başparmak, sternumun 1/3
alt kısmının üzerine yan yana gelecek şekilde yerleştirilir ,diğer parmaklar
göğsü sarıp sırtı destekler. Sternum geriye doğru dakikada 120 defa, iki üç
santim çöktürülür.
4. İleri Yaşam Desteği (Advanced Life
Support – ALS)
en üste dön
4.1 AIRWAY
ALS, trakeanın entübasyonunu gerektirir. Gerekiyorsa bir asistanın yardımıyla
bebeğin başı koklama pozisyonuna getirilir. Laringoskop handle’ı sol el ile
tutulup, sap ucunun bebek vücudunun orta hattını gösterdiğinden emin olarak,
epiglottis görülünceye kadar, blade ile dil ağız içinde sola itilir. Çoğu
klinisyen bu iş için düz laringoskop blade’i kullanmayı tercih eder. Epiglot
kaldırılarak glottis açığa çıkartılır, bu sırada, sol elin beşinci parmağı
kullanılarak ya da asistanın yardımıyla larinksin üzerine hafif bası
yapılabilir. Üst havayolunda sekresyon görülmekteyse aspire edilmelidir.
Vokal kordlar görüldüğünde sağ el kullanılarak entübasyon tüpü trakeaya
itilir. Tüp yerleştirildikten sonra laringoskop blade’i ağızdan çıkartılırken
tüpü de yerinden oynatıp çıkarmamasına dikkat edilir. Bu işler bittikten
sonra trakeal tübün ucu bir ventilasyon sistemine bağlanır.
Trakeal tüpten verilen havanın her iki akciğere eşit gidip gitmediği,
aksilla ya da üst abdomen den solunum seslerinin dinlenmesiyle karar
verilebilir. Akciğerlerden solunum sesi gelmiyorsa bu durumun en sık nedeni
tüpün özofagusa itilmiş olmasıdır.
Eğer trakeaya yerleştirilen trakeal tüpün yeri ve pozisyonu hakkında şüphe
duyulursa derhal tüp çıkartılmalı, kısa bir süre maske ile oksijenizasyonu
takiben yeniden entübasyon yapılmalıdır.
Düz ve yumuşak tüpler kullanılacaksa içerisine stile sokulabilir. Stile
kullanılan durumlarda stile ucunun tüp ucundan çıkarak laringeal ya da
trakeal hasara yol açmamasına dikkat etmelidir.
Alternatif bir yaklaşım ise nazotrakeal tüpün burun deliklerinden
geçirilip Magil Forsepsi yardımıyla larinkse itilmesidir.
Tüpün ucundaki siyah işaret larinkste kaybolana dek tüp ilerletilir. Eğer
Cole tipi boyunlu tüpler kullanılıyorsa, tüpün geniş kısmının kordun hemen
üstünde olması gerekir, fazla itilerek zorlama yapılırsa kordlara hasar
verebilir.
Tablo- :Yenidoğan resüsitasyonunda
kullanılabilecek trakeal tüp ölçüleri
|
Trakeal
Tüp Ölçüsü
(mm.
olarak İç Çap)
|
Bebeğin
Ağırlığı (Gram)
|
Gestasyon
(Hafta)
|
|
2.5
|
<
1000
|
<
28
|
|
3
|
1000
- 2500
|
28
– 36
|
|
3.5
|
>
2500
|
>
36
|
Tabloda verilen rakamlar sadece bir rehber niteliği taşır. Malzeme
hazırlanırken hesaplanan trakeal tüp ölçüsünden bir üst ve bir alt boyları el
altında hazır bulundurulmalıdır.
İLK NEFES: Alveollerin doldurulabilmesi ve işlevsel rezidüel
kapasite oluşturmak için yüksek bir basınç gerektirebilir.
en üste dön
4.2. BREATHING
Eğer, T-Parçası konnektör kullanılıyorsa ilk inflasyon
basıncı 2-3 saniye için korunmalıdır. Bu akciğerlerin genişlemesine
(expansiyonuna) yardımcı olur. Daha sonra bebeğe dakikada 30 solunum
yaptırılır.
Eğer, Self-Inflating kese sistemi ya da Anestezi
Rebreathing Sistemi kullanılıyorsa, kese göğüs duvarının hareketi
gözleninceye kadar sıkıştırılır.
Eğer oskültasyonda tek taraf akciğere hava girişi duyuluyorsa, tüp
trakeadan uzağa muhtemelen sağ akciğere girmiştir. Bu durumu düzeltmek için
sol akciğer dinlenerek tüp 1 cm kadar geri çekilir. Eğer bir düzelme
olmamışsa oksijen akımı, malzeme hataları ya da kopukluklar kontrol
edilmelidir. Bütün bunlar kontrol edildikten sonra pnömotoraks, pleural
effüzyon ya da diyafragmatik herni’yi içeren diğer olasılıklar
araştırılmalıdır.
Ventilasyon desteğine bebekte, pembeleşene, yeterli perfüzyon sağlanana ve
aktif solunum gayretlerinde bulunana kadar devam edilir.
en üste dön
4.3 CIRCULATION
Göğüs basısı BLS de olduğu gibi yapılır.
Adrenalin
Kalp atım hızı 60 At/Dk veya 100 At/Dk den küçük ve yeterli solunuma
rağmen azalmaktaysa. Eğer hızlı bir düzelme yok ve damar yolu tesis edilmemişse.
10 – 30 mcg/kg (0.1 – 0.3 ml/kg, 1:10 000) adrenalin solunuma ara verildiği
bir sırada trakeal tüp içerisinden verilir. Her ne kadar, yetişkinler
üzerinde elde edilen bulgular, trakeal yol kullanılırken yüksek doz adrenalin
verilmesi gerektiğini gösteriyorsa da, bunun yenidoğanda da güvenli ya da
etkili olduğunu gösteren bilgiler bulunmamaktadır.
Adrenalinin trakeal yoldan yaygın olarak kullanılmasına karşın, bunun
etkili olduğunu gösteren çok az kanıt bulunmaktadır. Bunun etkililiğinin tam
açıklanması için daha fazla araştırmalara gerek vardır. Akciğerler tam
inflate olmadan verilen adrenalinin etkisi az olacaktır.
Kalp atışlarının düzelmemesinin nedeni genellikle yetersiz solumaya
bağlıdır. İlk olarak yüz maskesinin konumunu veya trakeal tüpün pozisyonu
kontrol edilmelidir. Eğer uygun bir havayolu kontrolünden eminseniz ve
sürekli bir düzelme yoksa 4.5 – 5 FG umblikal kateter kullanarak umblikal ven
kateterize edilmelidir.
Ek doz adrenalin 10 – 30 mcg/kg (0.1 – 0.3 ml/kg, 1:10 000 sol) umblikal
venöz kateter yoluyla verilmeli, adrenalin verilirken 2 ml serum fizyolojik
ile sulandırılmalıdır. Damar yolu sağlanamazsa intraossöz iğne tibiaya
sokulur ve bu yol venöz umblikal kateter yerine kullanılabilir.
en üste dön
Sodyum Bikarbonat
Eğer hala bir yanıt yoksa bebeğe 1-2 mmol/kg NaHCO3, 2-3 dakikadan daha
uzun sürede iv verilir. % 4.2 lik NaHCO3 kullanılır veya % 8.4 NaHCO3
solüsyonu % 5-10 dekstroz ya da steril su ile karıştırılır. Bu karışım 0.5
mmol/ml solüsyona karşılıktır.
Bu sırada BLS mutlaka devam etmelidir. NaHCO3 bir hiperozmolar solüsyon
olduğundan, 32 haftadan küçük doğan preterm bebeklerde intraserebral kanamaya
neden olabilir. Bu yüzden yavaş infüze edilmesi önerilmektedir.
Hala yanıt alınmıyorsa adrenalinin tekrar dozları (10-30 mcg/kg) umblikal
kateter yoluyla iv olarak verilmelidir.
Dirençli olgularda 100 mcg/kg a kadar varan adrenalin dozlarının verilmesi
düşünülebilir, ancak yüksek doz kullanılan bu olgularda prognoz zaten iyi
beklenmemektedir.
Hernekadar asidozun metabolik komponentlerini tamamen düzeltmesi amaç
değilse de NaHCO3 dozunun tekrarlanması düşünülebilir. NaHCO3 ün dozu en iyi
olarak kan gazları analiz sonuçlarına göre yapılır.
en üste dön
Volüm Genişleticiler
Hipovolemisi olan ve resüsitasyona gerek duyulan tüm bebeklerde volüm
genişleticiler kullanılır. Böyle durumlar arasında şunlar sıralanabilir:
- Akut fetal kan
kaybının bulunması,
- Oksijenizasyona
karşın ısrar eden solukluk,
- Kalp atımları iyi
olmasına karşın belirsiz nabız bulunması
- Yeterli solunum da
yaptırıldığı halde resüsitasyona kötü yanıt alınması.
Volüm genişleticiler plazma olarak veya normal salin içinde % 4.5 albümin
olarak ya da plazma ürinleri olarak verilir.
Karşılaştırma yapılmadan O Rh – kan verilebilir. 10 – 20 ml/kg infüze
edilmelidir.
Örneğin, her ne kadar nadir de karşılaşılmış olsa, ileri derecede fetal
veya plasental kanama ya da devam eden bir kan kaybından sonra, ciddi bir
hipovolemi bulgusu saptanıyorsa, mümkün olduğu kadar çabuk volüm replasmanı
yapılması gereklidir.
en üste dön
4.4. NALOXONE
Naloksan Hidroklorid bir narkotik antagonisttir. Naloksan resusitasyonda
yeterli dolaşım olduğu açıkça gözlenen ve pembeleşen ancak yeterli solunum
gayreti olmayan kısa süre önce terapötik amaçla opioid uygulanmış tüm
annelerin bebeklerine verilmelidir. Naloksan 100 mcg/kg olarak verilmelidir.
Bebek, yeterli bir yanıt alındıktan sonra olabilecek solunum depresyonu
açısından dikkatle gözlenmelidir, yeniden depresyona girmesini engellemek
için im yoldan ek bir 100 mcg/kg Naloksan verilebilir. Gerektiği durumlarda
naloksan trakeal yoldan da verilebilir. Ciddi yoksunluk (withdrawal)
krizlerine yol açacağından opioid bağımlısı annelerin bebeklerine naloksan
verilmez.
en üste dön
4.5. ÖZEL DURUMLAR
4.5.1. Mekonyum Aspirasyonu
Amnion sıvısı yoğun mekonyumlu olduğu durumlarda bebeğin başı daha
perinedeyken orofarinks aspire edilmelidir. Direk laringoskopi doğumu takiben
hemen yapılmalıdır. Bu işlem sırasında farinks ve trakeada mekonyum görülürse
bebek derhal intübe edilip aspire edilir.
Bir yaklaşıma göre trakeal tüp aspiratöre bağlanıp emdirilerek trakeadan
çekilir. Bebeğin kalp hızı 100 At/Dk üzerinde tutularak trakea reentübe
edilebilir ve bu işlem mekonyum kalmayana kadar tekrar edilebilir. Bu iş
üç-dört defadan fazla nadiren uygulanır. Sonuçta, trakea yeniden entübe
edilir ve bebek oksijenlendirilir, gerekliyse solutulur.
Bebeğin başının dışarı çıkmasından sonra
yapılan üst hava yolu emilmesinin yararı ve keza fetal asfiksinin yokluğunda
mekonyum aspirasyonu için trakeal intubasyon ve aspirasyona gerek olup
olmadığı üzerinde henüz bir uzlaşmaya varılmamıştır. Bazı merkezler salin ile
bronkoalveoler lavaj yapılmasını savunurlar. Bu probleme aktif yaklaşım
gösterenlerin savunduğu düşüncedir.
en üste dön
4.5.2. Preterm bebekler
Hamileliğin 35. haftasından sonra doğan bebeklerle zamanında doğan
bebekler arasında resüsitasyon gerektirmesi açısından bir fark görülmemektedir.
Daha aktif müdahale politikaları uygulanarak, düşük mortalite ve morbidite
hızları sağlanabilir.
Hernekadar hamileliğin 28-30. haftasından daha önce doğan bebeklerde rutin
yapılan intübasyonun iyi sonuç vereceğine dair bir kanıta rastlanmamaktaysa
da, yaşayabilecek sınırda olan bütün bebeklere elektif entübasyon
uygulanmasını öneren çalışmalar bulunmamaktadır. Ancak bebeğin uzaktaki
neonatal üniteye transferi veya sürfaktanın profilaktik kullanımı
düşünülüyorsa, intübasyon gerekebilir.
Nazal CPAP’ın uygulanması yeterli solunum düzenine ulaşılmasında ve bunun
sürdürülmesinde yararlıdır. Eğer preterm bebek 15 sn içinde ağlamaz veya 30
sn içinde düzenli soluyamazsa yüz maskesi uygulanarak resüsitasyona
başlanmalıdır. Ancak ileriki 30 sn içinde bebek yeterli gaz alışverişinde
bulunamıyorsa intübasyon yapılmalıdır.
en üste dön
5. RESÜSİTASYON BIRAKMA KRİTERLERİ
Yerel ve ulusal komiteler resüsitasyonu bırakma göstergelerini
belirlemelidir. ILCOR Pediyatrik Çalışma Grubu’nun önerileri baz alınarak
basit bir rehberin hazırlanması iyi olacaktır.
Bebekte 15 dk içinde kardiyak debiye rastlanmıyorsa,
Bebek, naloksan tedavisine rağmen 30 dk içinde hiçbir solunum gayreti
göstermiyorsa
resüsitasyon işlemleri bırakılmalıdır.
Bağımsız solunum hareketinde bulunan fakat yeterli gaz değişimi
sağlayamayan bebekler ileri solunum desteği için bir neonatal birime
gönderilmeli, 24-48 saat sonra yeniden değerlendirilmelidir.
en üste dön
Ebeveynle İletişim
Yeni doğan bebeğin gelişimi hakkında aileden bilgi alınması resüsitasyon
yapacak ekip için hayati önem taşır. Doğumda daha önce hazırlanan plana sadık
kalınmalı ve mümkünse bebek ilk fırsatta anneye verilmelidir. Eğer
resüsitasyon gerekiyorsa aile işlem ve nedeni hakkında bilgilendirilmelidir.
Özellikle bebek beklenmeyen bir resüsitasyona maruz kalıyorsa açık ve dürüst
olmak gereklidir.
Resüsitasyonu bırakma ve çok küçük bebeğin resüsitasyonu konusundaki
kararı aile ve pediatri hekimi birlikte vermelidir. Ciddi konjenital
malformasyon gibi durumlar ile karşılaşılacağı düşünülüyorsa doğumdan önce
aile + ebe + kadın doğumcu ve çocuk hekiminin seçenekleri ve prognozu
birlikte değerlendirmeleri gerekir. Bazı özel durumlarda aile ileride
gerekebilecek gelişmiş terapötik manevralar ve bebeğin yaşam kalitesiyle
ilgili uzun vadeli prognozu hakkında bilgilendirilmelidir
(danışmanlık)(spinal şok, transverse spinal lesion veya sendrom,
hematomiyelia, neonatal miyastenia, maternal intoksikasyon).
Tüm tartışmalar ve kararlar, doğumdan önceki annenin notları ve doğumdan
sonraki bebeğe ait notlar dikkatlice kaydedilmelidir.
6. KAYNAKLAR
1. 1. International
Liaison Committee on Resuscitation (ILCOR) - Advisory statement: Paediatric
Resuscitation. Circulation. 1997;95:2185-2195.
2. 2. The
Resuscitation Council (UK) – Paediatric Basic Life Support – The 1998
Resuscitation Guidelines for use in the United Kingdom. Resuscitation Council
(UK), 1999. (22 September 1999).
3. 3. The European
Resuscitation Council Guidelines for Resuscitation of Babies at Birth –
Paediatric Working Group of the European Resuscitation Council, 1998.
4. 4. Palme-Kilander
C. Methods of resuscitation in low Apgar score newborn infants - a national
survey. Acta Paediatr 1992; 81:739-44
en üste dön
PROGRAMA
DÖNÜŞ
|