TEFEKKÜR

Alıntı: www.harunyahya.org 

BİTKİLER ALEMİ 

Yeryüzünde yaşayan pek çok bitki türü, kendine zarar veren canlılardan kurtulmak için farklı stratejiler kullanır. Örneğin bazı bitkiler, gövdelerinde, böceklerden korunmak ve onların saldırılarını engellemek için özel tüycükler oluştururlar. Bazı türler ise farklı bir strateji kullanarak, böceklerin saldırdığı yapraklarının bir bölümünü dökerek, saldırganları kendilerinden uzaklaştırırlar. Saldırıya uğrayan bazı bitkiler ise, diğer bitkilere alarm vermek için etrafa "etilen oksit" gazı yayarlar. Bu alarm, saldırıyı haber alan bitkilerin kendilerini korumak için toksik maddeler oluşturmasını sağlar.  

Şüphesiz burada yalnızca birkaç örneğine yer verdiğimiz bu toplu şuur hareketleri, yeryüzündeki canlılığın devam edebilmesi için çok önemlidir. Peki ama bitkilere bu şuuru veren nedir? Bitkilere şuur kazandıracak bir beyinleri yoktur; hücrelerden oluşan canlılardır. O halde bitkilere strateji geliştirecek şuuru veren ancak mikroskopla görülebilen bu hücreler olabilir mi? Elbette olamaz. Bitkileri sahip oldukları tüm özelliklerle, tehlike anında salgıladıkları enzimler ve özel maddelerle, şuur gerektiren mekanizmalarla yaratan üstün kudret sahibi olan Allah'tır.

 

HAYVANLAR ALEMİ: KIŞ GÜVESİNDEKİ DOĞAL ANTİFİRİZ                  

Çoğumuz arabalarda kullandığımız suyun donmaması için kullandığımız antifrizleri biliriz. Ancak pek çok kimse bazı canlıların bünyelerinde de antifriz benzeri kimyasalların bulunduğundan haberdar değildir. Bu canlılar vücutlarındaki alkol kökenli doğal antifrizleri sayesinde dondurucu kış soğuğundan korunurlar. Ne var ki doğal antifrizin en büyük özelliği zehirleyici olması ve uyuşukluk vermesidir. Bu maddeler bir dizi biyokimyasal işlem sonunda daha az zehirleyici kimyasallara dönüştürülürler. Ancak bu, çok yavaş ilerleyen bir süreçtir. Özellikle hayvanın vücut sıcaklığı düşükse antifrizin yol açtığı uyuşukluğun atlatılması uzun zaman alacaktır. Vücudunda antifriz bulunan canlılardan biri de Sibirya’da bile yaşayabilen kış güveleridir. Gözlemler, kış güvelerinin çok az miktarda antifriz kullandıklarını göstermiştir. Bununla birlikte yapılan gözlemler, kış güvelerinin diğer canlılara oranla çok az miktarda antifriz kullandıklarını göstermiştir. Güvelerdeki hassas antifriz dengesinin nedeni şudur: Hava verimli bir uçuş için yeterince ısınır ısınmaz kış güvesi hemen harekete geçebilmelidir. Halbuki antifriz etkisindeki bir canlının tümüyle etkin hale gelebilmesi için oldukça uzun bir geçiş süresi gereklidir. Ancak güvelerdeki antifriz miktarı öyle bir oranda ayarlanmıştır ki sıcaklık tehlikeli bir düzeye düştüğünde güveye daha sıcak bir yer bulacak zaman kazandırır. Bu sayede buzsuz bir ortamda güvelerin donma sınırının –22°C’ye kadar düştüğü tespit edilmiştir. Hava sıcaklığı belirli bir seviyeye yükselince ise mekanizma hemen devreden çıkar ve böylece güvenin faaliyetlerine devam etmesine imkan tanır. Güvelerdeki bu sistem nasıl ortaya çıkmıştır? Güvenin karmaşık bir kimyasal olan doğal antifrizin formülünü bilmesi ve onu tam gerektiği miktarda kendi bedeninde üretmesi, bunun için gerekli olan tasarımları yapması elbette ki imkansızdır. Böyle karmaşık bir sistemin evrimcilerin ileri dürdüğü gibi aşama aşama, tesadüflerin etkisiyle ortaya çıkmış olması da imkansızdır. Çünkü doğal antifrizin formülünde yapılacak bir hata güve için ölüm demektir. Bu durum güvelerin antifrizle birlikte ortaya çıktıklarını yani yaratıldıklarını göstermektedir. Hem güve hem de kullandığı doğal antifriz alemlerin Rabbi olan Allah tarafından yaratılmıştır.

 

BİLİM: EVRENİN VAROLUŞU 

Kuran-ı Kerim'de evrenin ortaya çıkışı şöyle açıklanır:

"O gökleri ve yeri yoktan var edendir..."

(En'am Suresi, 101) 

Kuran'da verilen bu bilgi, çağdaş bilimin bulgularıyla tam bir uyum içindedir. Bugün astrofiziğin ulaştığı kesin sonuç, tüm evrenin madde ve zaman boyutlarıyla birlikte, bir sıfır anında, büyük bir patlamayla var olduğudur. "Büyük Patlama", orijinal adıyla "Big Bang" teorisi, tüm evrenin yaklaşık 15 milyar yıl önce tek bir noktanın patlamasıyla yokluktan meydana geldiğini kanıtlamıştır. Büyük Patlama teorisi bugün evrenin varoluşu ve başlangıcı konusunda bütün bilim çevreleri tarafından ortak kabul gören yegane bilimsel açıklamadır. 

Big Bang'den önce madde diye bir şey yoktur. Maddenin, enerjinin, hatta zamanın dahi bulunmadığı, tamamen metafizik olarak tanımlanabilecek bir yokluk ortamında madde, enerji ve zaman yaratılmıştır. Modern fiziğin ortaya koyduğu bu büyük gerçek, Kuran'da bize 1400 yıl önceden haber verilmektedir.  

NASA'nın 1992'de gönderdiği Cobe uydusunun hassas tarayıcıları Big Bang'den sonra tüm evrene yayıldığı varsayılan radyasyonun kalıntılarını buldu. Bu buluş evrenin yoktan var edildiği gerçeğinin bilimsel bir açıklaması olan Big Bang teorisinin ispatı oldu. 

Koyu kahverengi bölgeler arka plan radyasyonunu göstermektedir. Açık kahverengi bölgeler soğuktur. Açık pembe bölgeler sıcaktır. Koyu pembe bölgeler en sıcak yerleri belirtmektedir.

 

Geri   Ana Sayfa

                                                              

Hosted by www.Geocities.ws

1