|
KAPİTALİZM
ve
ÖZEL OKULLAR
Ahmet
HALİFANİ
Kapitalizm
kelime olarak sürekli tartışma konusu olmuş farklı şekillerde
ele alınmıştır. Bu tanımlarda genellikle sermayenin üstün
ve etkin egemenliği söz konusudur. Ayrıca kapitalizm serbest
piyasa ekonomisi ya da serbest girişim ekonomisi olarak ta
bilinir. Yine başka bir tanımda, üretim araçlarının devletin
değil de; özel teşebbüsün mülkiyetinde bulunduğu, toplumun
sınıflarının birbiriyle çatışma halinde olduğu sistemdir.
Özünde sınırsız, kayıtsız, şartsız mutlak kazanç fikri
bulunmaktadır. Bu sistemde güçlü ve kurnaz çoğu zaman zayıfı
geride bırakma, onu ezme imkanına sahiptir.
Sistemin
hakim olduğu toplumlarda belli bir kısım fakirlikten daima
uzaktır. Ülkenin ve halkın imkanlarından doyasıya faydalanırlar.
Halkın geri kalan kısmı ise ortak bir tuvaleti olan tek odalı
evlerde yaşarlar. Eğitim imkanlarından yeterli düzeyde
faydalanamazlar. Bunun sonucunda insanlık “acımasız, zalim,
duygusuz” düzen içinde “sömürücü, ahlak yıkıcı”
kapitalizmle kendinden uzaklaşır. Böyle bir sistemde ahlak
ilkeleri, eşitlik, adalet üzerine yapılan her konuşma yalandır.
Lao-çe’nin dediği gibi “Eğer bir toplumda durmadan
adaletten söz ediliyorsa, o toplumda biliriz ki adalet yoktur;
olsaydı adaletle ilgili düşüncelere gerek duyulmazdı. Gene
bir toplumda merhametten söz ediliyorsa, o toplumda yoksulluk var
demektir; olmasaydı merhamete gerek duyulmazdı”.
Peki
Türkiye’de kapitalist sistemden bahsedilebilir mi? Sistemin Türkiye’deki
sacayaklarından biri olan özel okullara bakarak ta bu konuda
fikir sahibi olabiliriz. Sistemin yavaş yavaş hayatın içtimai
ve iktisadi alanlarına yayıldığı ülkemizde, özel okullara
neden bu kadar önem verildiğin anlamak pek güçleşmiştir. Özellikle
İslam ahlakına sahip insanların, müslümanların özel
okullara olan ilgisi hakkında suskun kalması hatta bunları
koruyup kollaması, bunlara kaynak ayırması da farklı bir eleştiri
konusudur. Devletin özel okullarla flörtü ise çok gariptir. Ülkenin
Mardin, Şırnak, Batman gibi bir çok yerine eğitim götürmeyen,
öğretmen atamasında yetersiz kalan devletin asıl görevi özel
okullara katkıda bulunma durumuna gelmiştir.
Halkın
gün geçtikçe daha da yoksullaştığı ülkemizde özel okulların
varlığı, eğitimde eşitsizliğinin de açık bir göstergesidir.
Bu okullar bazen maddi durumu iyi olmayan öğrenci alırlar,
ancak bunların da sayısı üç beş zeki öğrenciden ibarettir.
Zeki ve başarılı öğrencilerin göz dolduran performansı ile
vitrinde iyi bir görüntü verip, reklam yaparak gelecek eğitim-öğretim
sezonunda daha çok paralı öğrenciyi kendi bünyesinde toplama
amacıyla vakfedilen bu ücretsiz eğitim ise gözleri boyamaktadır.
Biz bunu tasvip etmiyoruz. Her geçen gün sayısı artan bu
okulları açanları birazcık olsun düşünmeye davet ediyoruz.
Özellikle bu okulların bir çoğunun müslümanlara ait olan şirketlerin
vakıfların hizmetinde olması
irdelenmesi gereken önemli bir husustur.
Müslümanların
bu okullardan ve buradaki öğrencilerden neler bekledikleri gerçekten
merak konusudur. Çıkış noktası “kendi çocuğumuzu kendimiz
eğitelim; başkasına emanet etmeyelim”ken, sonradan “parası
olmayan çocuğu devlet eğitsin, çünkü bizim kimseye verecek
paramız yok” demeye gelmiştir. Yani parası olanın düdük çaldığı
bir platform olmuştur. Kapitalizmin her an yaşanarak
hissedilebileceği bu okullardan mezun olan öğrencilerimizden ne
bekleyebiliriz. Kapitalist bir İslam ihya(!)sını mı yoksa
toplumun sorunlarının bir çoğundan haberi bile olmayan aydınlar
kalabalığının oluşturulmasını mı? Her ne kadar biz oradaki
öğrencilerin yarınlarımızı garantiye alacağını düşlesekte
gerçekler farklı olacaktır. Tamamen kapitalist ahlakla yoğrulmuş
özel okul sisteminin kesinlikle kendi istediğimiz gibi öğrenci
yetiştirmemize fırsat vermeyeceği açıktır. Derslerde siz ne
anlatırsanız boş olacaktır. Çünkü öğrenci daha teneffüse
çıkmadan öğrendiklerinin okulda bile yaşanmadığını görecektir.
Bir çok körpecik dimağ bu tehlikeyle karşı karşıyadır.
Oysa Hz. Ömer (r.a.) “Irak’ta bir keçi sürçüp düşse ona
yol yapamadığım için ben mesul olurum” sözü Müslümanların
mesuliyet ve adalet anlayışını örneklendirirken, günümüz Müslümanların
bu tür girişimleri İslamiyet’in ve adaletin Müslümanlarca
ne kadar tatbik edildiğinin açık bir göstergesidir. Müslümanlar
bugün bunları yaparken başkası ne yapmasın?
Artık
İslam’ın özünde bulunanı yaşamanın her alanda gerekli
olduğunu kavrama zamanı gelmiştir. İnanç dünyamızdaki gerçek
adaleti pratik alana dökmek gerekmektedir. Ülkenin daha birçok
yerinde okul göremeyen, eğitimsiz büyüyen çocuklara karşı
sorumluluğumuzun farkında olmaya çalışalım. Eğer çocuğumuzu
böyle bir okula vermek zorunda hissediyorsak bir başka çocuğunda
aynı şartlarda okumasına şans verelim. Ve çocuklarımız o
okulda yanı başında oturan arkadaşında farklı bir dünyayı
görebilsinler. Ve illa istiyorsak özel okulları, muhakkak ders
müfredatında ciddi iyileştirmeler yapmak zorundayız, sadece
kapitalist düşüncenin
etkilerinden arındırılmalarını sağlamak için olsa bile. Son
olarak ta ülkenin bir çok yerine eğitim götürmekte aciz kalan
ve buralardaki insanların eğitimsiz kalmasına neden olan
devleti, ilgili tüm mercileriyle birlikte daha empatik düşünmeye
davet ediyoruz.
Kaynakça
BULAÇ,
Ali, Çağdaş Kavramlar ve Düzenler
ÖZEL,
Mustafa, Piyasa Düşmanı Kapitalizm
HUBERMAN,
Leo, Sosyalizmin Alfabesi
ŞENEL,
Alaeddin, Siyasi Düşünceler Tarihi
Geri
Ana Sayfa
|