SENDİKALAŞMA ve EĞİTİM 

EĞİTİMBİR-SEN   Şevket SEZER


Genç Eğitimciler: Kendinizi ve kurumunuzu tanıtır mısınız?

Şevket SEZER: Ben, Şevket SEZER. İ.Ü. Fen Fakültesi Fizik-Matematik Bölümü mezunuyum. 28 senelik fizik öğretmeniyim. Öğrenciliğimde MTTB’de bulundum. Beşiktaş Milliyetçiler Derneği başkanlığı yaptım. Öğrenci iken arkadaşlarımla birlikte Oku Kitabevi’ni kurdurduk. Kalem dergisini çıkarttık. Meslek hayatımın taşra bölümünde Akıcılar; Akıncı Gençler, Yeşilköy Yeşilay Spor Kulübü, Mefkûreci Öğretmenler Tekirdağ Şubesi ve Kdz. Ereğli Tekbir Tüketim Kooperatifini kurdum. Eğitimciler Birliği Sendikası’nın Bakırköy Şube Başkanlığı, İstanbul Teşkilat Sekreterliği, İstanbul Şube Başkanlığı görevlerinde bulundum. Memur-Sen Konfederasyonu kurucu üyesiyim. Şuanda Marmara Bölge Başkanlığı ve Genel Başkan Danışmanlığı yapıyorum.

Genç Eğitimcileri iyi tanıyor, başarılı çalışmalarınızı gıpta ile izliyorum. Topluma hizmet heyecanınızın ömür boyu sürmesini diliyorum. Sizlerde biraz da kendi gençliğimi görüyorum.

Genç Eğitimciler: Sendika sizin için ne ifade ediyor?

Şevket SEZER: Bizler eğitimciyiz. Eğitimin, öğretmenin sorunlarına kayıtsız kalamayız. Bu ülkenin bireyleri olduğumuza göre toplumsal sorunlar karşısında da ilgisiz ve tepkisiz kalmamız söz konusu olamaz. Ülkemizin yığınla problemi var. Problem çok. Çözümse tek. O da eğitim. Eğitim problemi çözülür, insanımız iyi eğitilirse sorunların büyük oranda ortadan kalkacağına inanıyoruz.

Kendimizi çözümün odağında gören kişiler olarak sendikayı ve sendikacılığı çok önemsiyoruz. Sorumlu sendikacılık anlayışıyla meslek ve ülke sorunlarının çözümünde önemli rolümüz olduğuna inanıyoruz. Bizler için sendika; bir oğul, bir ana, bir baba, hatta bir sevgili gibi... Bir aşk bir tutku sanki sendikamız Eğitim-Bir-Sen...

Canımız kadar sevdiğimiz ülkemiz, Türkiye bir batağa sürüklenmiş, Milli gururumuz zedelenmiş, bağımsızlığımız tartışılır olmuş, Dünya Bankası ve IMF’in direktifleriyle bakan ve bürokrat değiştirip kanunlar çıkarır olmuşuz. Eğitim isimde kalmış, kalite sıfırlanmış, insanımız aç, üretim durmuş. Borç bütçenin 3 katını aşmış, vakit ah vah çekme zamanı değil. Ülkemizi 1940’ların oligarşik ortamına döndürenlerden, soyup soğana çevirenlerden, batıranlardan kurtarmanın tek yolu sivil toplumun güçlenmesidir. Sivil toplumun etkili ve en güçlü kurumu ise sendikalardır. Bu sebepten misyonumuzu ülke geleceği ile eşdeğerde görüyoruz ve bu anlayışla sendikacılık yapıyoruz.

Genç Eğitimciler: Ülkemizde, sivil toplum neden bu kadar güçsüz? Neden bu kadar tepkisiz bir toplumuz?

Şevket SEZER: Biz itaat kültürü ile yetişmiş bir milletiz. Devleti baba bilmişiz hep, devleti kutsamışız. Bu anlayış yanlış, devlet baba değil, devlet de kutsal değildir. Millet devlete hizmet için değil, devlet millete hizmet için varolmalıdır. En azından demokratik ülkeler için bu böyledir.

İşte bu sebepten Türkiye’de sivil toplum gelişmemiştir. Nasıl gelişsin ki; örgütlenme hakkı hep engellenmiş, halka güvenmek şöyle dursun, kendisine hep potansiyel bir tehlike olarak bakılmıştır.

İsveç’te sivil toplum örgütlerine üye olanların sayısı ülke nüfusunun 4 katıdır. Bizde ise bu oran nüfusumuzun %4’ü kadardır. Avrupa’da en ufak bir hak ihlali karşısında kıyamet kopuyor. Bizde ise hükümranlık haklarımız IMF ve ABD’ye peşkeş çekildiği bir ortamda bile kılımız kıpırdamıyor. Hak arama kültürümüz gelişmemiş. Bu yüzden gelen vuruyor, giden vuruyor. Vuran, vuranın yanına kâr kalıyor. Hayır bu böyle gidemez... gitmemeli... Sivil toplum güçlenmeli. Türkiye sivilleşmeli, demokratikleşmeli. Oligarşi bitmeli, Oligarşistler gitmeli. 

Genç Eğitimciler: Demokratikleşmede örgütlenmenin rolü nedir sizce?

Şevket SEZER: Demokratik bir toplum olabilmenin temel şartlarından biri, örgütlenme hakkına sahip olmaktır. Örgütlenme hakkına sahip olmayan toplumlar, temel hak ve çıkarlarını koruyamazlar. Sosyal adaleti teminat altına alamazlar. Örgütlenme hakkının engellendiği ülkelerde, demokrasiden ve demokratik hukuk devletinden bahsedilmesi mümkün değildir. Böyle ülkelerde hiçbir zaman hakça bölüşüme ulaşılamaz, sadece verilenle yetinmek zorunda kalınır.

Türkiye’de örgütlenme hakları devamlı engellenen tek kesim, kamu kesimidir. Bu yüzden kamu çalışanlarının refah pastasından aldıkları pay devamlı olarak daralmış ve küçülmüştür. Örgütlenme hakkından anlaşılması gereken, hiç kuşku yok ki sendikalaşma ve serbest toplu pazarlık yapabilme hakkıdır. Yoksa dernek ve vakıf benzeri örgütlendirme, gerçek anlamda fonksiyonel bir örgütlenme olamaz. Dernek ve vakıfların, üyelerinin refah seviyesinin yükseltilmesi hususunda önemli bir katkı sağlaması mümkün değildir.

Bir devlet, sosyal hukuk devleti ise; sivil toplum sözünün bir anlamı vardır. Aksi takdirde; günümüzde olduğu gibi sivil toplumdan, demokrasiden, hak ve hürriyetlerden dolayısıyla sendikal haklardan söz etmenin anlamı yoktur.

Genç Eğitimciler: Kamu çalışanları niçin ihlal edildi? Devlet için memurun önemi yok mu?

Şevket SEZER: Hayır, her devlet için memurun önemi çok büyüktür. Bilhassa totaliter karakterli bir devlet için memur çok daha önemlidir. Çünkü memur, devletin ideolojisini halka taşıyan, aşılayan en önemli araçtır. Aynı zamanda memur, toplumun denetiminde ve güdümünde önemli bir rol oynamaktadır.

Baskıcı rejimlerde bilhassa öğretmenler rejimin vazgeçilmez elemanlarıdır. Çünkü okullar, devletin doğrudan doğruya kullandığı ideolojik kurumlardır. Öğretmenler bu kurumlarda resmi ideoloji inşa eden mühendisten farksızdırlar. En azından devlet, daha doğrusu siyasal iktidarlar öğretmene bu gözle bakmaktadır.

Özellikle 1960 senesine kadar memurlardan beklentiler bu doğrultuda olmuştur. Bunun karşılığında memur hem sosyal, hem de maddi yönden tatmin edilmiştir. 1960’tan sonra ise memurun ekonomik ve sosyal durumu gittikçe kötüleşmiş, fakirlik sınırında geçim sıkıntısı içinde kıvranan bir hal almıştır. 

Böyle bir devlet yapısında; resmi ideoloji, memurun değer yargıları çatışmıyorsa, fazla problem yoktur. Ama çatışıyorsa o zaman sorunlar çoğalır.

Tektipçilik hastalığına tutulmuş, baskıcı rejimlerin panzehiri demokratik, sosyal hukuk devleti olabilmektir. Bunun yolu ise sivilleşmeden ve sivil toplumun güçlenmesinden geçer.

Genç Eğitimciler: Sendikalaşmanın Türkiye’deki seyrini özetleyebilir misiniz?

Şevket SEZER: Sendikacılık 1800’lü yılların ortalarında, Avrupa ve Amerika’da Sanayi Devrimi ile birlikte ortaya çıkmıştır. İşçilerin (12-18) saat gibi, çok uzun olan günlük çalışma sürelerini ve çok ağır olan çalışma şartlarını iyileştirmek amacıyla oluşturdukları kurumlardır, sendikalar.

Bizde sendikacılığın kökeni Loncalar dönemine, Ahilik Teşkilatına, Orta Sandığı ve Teavün Sandığına kadar dayandırılır.

İlk yazılı toplu sözleşme 1776 yılında, Kütahya’da fincan işçileri tarafından ülkemizde imzalanmış olmasına rağmen bugün, biz kamu çalışanlarına grevli-toplu sözleşmeli sendikal örgütlenme haklarının çok görülmesi, üzüntü verici bir durumdur.

1947 yılına kadar kurulan işçi örgütleri gerçek anlamda sendika konumundan uzak kurumlardır. Amele-i Perver Cemiyeti, Osmanlı Amele Cemiyeti, Umum Amele Birliği vs gibi.

1947 Yılında; İşçi Ve İşveren Sendikaları ve Sendika Birlikleri ismiyle ilk sendika kanunu çıkartıldı.

1950’de 5018 sayılı yasa ile hür sendikacılığın önü açıldı. 1961’de kamu sendikaları serbest bırakıldı. 1971 tekrar yasaklandı.

1952’de Türk-İş, daha sonra TİSK (1962), DİSK (1967), Hak-İş, Misk(1967) kuruldu. İşçi sendikalarının en büyüğü olan Türk-İş, popülist politikaların dışına çıkamadı. 1971’e kadar TÖS (Türkiye Öğretmenler Sendikası), 1971’den sonra kurulan Töb-Der, Pol-Der ve DİSK ise proletarya iktidarını gerçekleştirmek için, bunlara alternatif olarak kurulan Milliyetçi dernekler MİSK, Ülkü-Bir, Pol-Bir ise anikomünist bir tavırla ideolojik doğrultuda sendikacılık yaptılar. İş kardeş kavgasına kadar sürüklendi, kaos doğdu. 1980 darbesi ile gelen ara rejime çanak tutuldu.

Eğitim iş kolunda kurulmuş olan TÖS ve TÖB-DER, sınıf farkına dayalı ideolojik yaklaşımı öyle bir boyuta taşıdılar ki, her gün yapılan grevler, destek ve dayanışma eylemleri ile ülke ekonomisi felç oldu. Eğitim ve öğretim büyük ölçüde aksadı. Ülke tam anlamı ile kamplara ayrıldı. Her fırsatta kurşunlar sıkıldı. Faili meçhullerin ardı arkası kesilmedi. Ödenen faturanın bedeli 5 bin gencin canı oldu.

İnsanlarımız ideolojik sendikacılıktan öylesine bezdi ki aradan seneler geçmesine rağmen 1990’dan sonra kurduğumuz sendikamıza memur arkadaşlarımızı üye yapmak için ikna etmekte çok zorlandık.

Genç Eğitimciler: Eğitim-Bir-Sen’i kurma amacınız neydi? Niçin eğitim işkolunda sendikalaşma ihtiyacı duydunuz.

Şevket SEZER: Eğitim, milletlerin mazilerini yaşanan zaman dilimiyle ve gelecekleriyle birleştiren, kültürlerin devamını sağlayan bir köprüdür. Mazi kök ise, dal ve yapraklar gelecektir. Aradaki gövde ise eğitimdir. Üzülerek ifade edeyim ki; ülkemizde eğitim ve öğretim bitmiş, kalite sıfırlanmış, en kutsal meslek öğretmenlik saygınlığını yitirmiş, sıradan meslek haline gelmişti. Bu gidişata dur demek, mesleğimize saygınlığını tekrar kazandırmak, eğitimsizlikten kaynaklanan sorunları temelden çözmek, ekonomik ve sosyal çıkarlarımızı insanca yaşam boyutuna çıkarmak, hak ihlallerinin önüne geçmek için; örgütlü toplum olmak gerektiğini gördük. İtaat kültürüyle yetiştirilmiş, uyuşmuş, uyuşturulmuş beyinleri harekete geçirmek için, birilerinin ellerini taşın altına sokması gerektiğine inandık. Bu birileri niye biz olmayalım diye düşündük. İşte o gün, bugün, 1992’den bu yana, 10 seneden bu yana sendikadayız, sendikacıyız. Eğitim-Bir-Sen’in kurulma hikayesi kısaca bu.

Genç Eğitimciler: Eğitimde sendikalaşmanın önemi nedir?

Şevket SEZER: Daha önce de ifade ettiğim gibi örgütlenme hakkı demokratikleşmenin olmazsa olmazıdır. Bu hak kamu çalışanlarından 2001 senesine kadar devamlı esirgendi. Şu anda kazanılan hakta güdük ve sahte (Grevsiz ve toplu sözleşmesiz) bir sendika yasasına dayanıyor. Sendikacılık bir menfaat birliği, bir hak arama kurumu olduğundan, senelerdir hakları ihmal ve ihlal edilmiş, memurlar için çok önemli bir kurum. Eğitim iş kolu için ise hepsinden daha da önemli. Türkiye’de sorunların çözümünün eğitime bağlı olduğu ortada. Eğitim sorunlarının çözülmesi ise örgütlü bir mücadele yani sendikal bir mücadele gerektiriyor. 

Bu sebepten; sendikal misyonumuzun ülkenin geleceğine özdeş olduğunun bilinci içindeyiz. Bu sorumluluk anlayışı ile sendikacılık yapıyoruz.

Genç Eğitimciler: Türkiye’deki sorunlara nasıl çözümler üretilebilir? Faaliyetleriniz nelerdir.

Şevket SEZER: Sendikamız Eğitim-Bir-Sen ve Konfederasyonumuz Memur-Sen’in Kurucu Genel Başkanı Merhum M. Akif İnan ağabeyimiz; “Beni bu ülkenin Milli Eğitim Bakanı yapmak yerine Memur-Sen’i Türkiye’nin en büyük sendikası yapmanız daha iyidir” diyordu. Anlaşılacağı gibi, Eğitimin ve eğitimcinin kısaca Türkiye’nin sorunlarının çözümü, Sendikal mücadelemizin başarısına bağlıdır. Sendikal mücadeleyi bu kadar önemsememizin sebebi budur.

Sendikamız tarafından kurulmuş olan çok sayıda komisyon çeşitli konularda  çalışmalar yapıyor. Çalışmalar bitikçe alternatif çözüm önerileri olarak kamuoyuna ve ilgili mercilere sunuluyor. Bu şekilde sorumlu sendikacılık anlayışının örnekleri veriliyor.

Eğitimde gerçek anlamda bir reforma acilen ihtiyaç olduğuna inanıyoruz. Hantallaşmış merkezi yapının hızla değiştirilmesini, eğitimin, sorgulayıcı, araştırmacı, katılımcı bir yapıya kavuşturulmasını, yerelleştirilmesini savunuyoruz.

Milli Eğitim Bakanlığı’nın  idari ve ekonomik bakımdan küçültülerek, sadece araştırma, denetim ve koordinasyon görevleri yapan, bir konuma getirilmesi gerektiği kanaatini taşıyoruz. Öğretmenlerin kaynaktan yetiştirilmesini, öğretmenliğin ise en zor ulaşılan fakat en çok kazandıran meslek haline getirilmesini  mesleki saygınlığımız için şart olarak görüyoruz.

Genç Eğitimciler: Biz genç eğitimciler için ne önerirsiniz? Tavsiye ve temennileriniz nelerdir?

Şevket SEZER: Eğitim bir sevgi işidir. Mesleğinizi sevmiyorsanız, içinizde çocuk sevgisi yoksa size teslim edilecek olan o körpecik yavruların ülkemizin geleceği olduğuna inanmıyorsanız, onlara verilecek olan hizmeti bir ibadet olarak görmüyorsanız sakın öğretmen olmayınız. Cevabınız olumlu ise Allah yolunuzu açık etsin. Sizinde, ülkenin de istikbali parlak demektir.

   

Geri   Ana Sayfa

                                                              

Hosted by www.Geocities.ws

1