|
X.
ULUSAL EĞİTİM BİLİMLERİ KONGRESİNİN DEĞERLENDİRMESİ
Ömer AKGÜL /
Celalettin ÖZAT
X.
Ulusal Eğitim Bilimleri Kongresi 7-9 Haziran 2001 tarihileri arasında
Bolu Abant İzzet Baysal Üniversitesi Eğitim Fakültesi’nde
gerçekleştirildi. Prof. Dr. Yaşar Akbıyık’ın başkanlığını
yaptığı düzenleme kurulu, kongrede sunulmak üzere gönderilen
423 bildiriden 386 bildiriyi aktarılmaya uygun görmüştür.
Üç gün süren kongrenin ilk iki gününde bildiriler sunulmuş,
diğer gün ise sosyal içerikli Yedi Göller gezisi gerçekleştirilmiştir.
İlk
gün Prof. Dr. Bozkurt Güvenç, Prof. Dr. İhsan Turgut, Prof.
Dr. Yaşar Akbıyık, Prof. Dr. Kemal Güçlüyol’un panelist
olarak katıldığı açılış oturumunda sistemin noksanlıklarını
farkeden eğitimciler bir nevi günah çıkarttılar. Teorik düzeyde
yeterliliğe sahip olduğuna inanılan eğitim sistemimizin ne yazık
ki pratikte bir yansımasının olmaması öz eleştiriyi
beraberinde getirdi. Değişen dünyada “erdem”,
“fazilet”, “ahlâk”, “aile” gibi kavramların eğitim
arenasında artık konuşulmadığını, insanların idealsiz,
toplumun beklentileriyle örtüşen amaçlara sahip olmayan, popüler
kültürün kaygan zemininde niteliksiz bireyler haline geldiğini
ifade eden Güvenç’i, Turgut “vicdan kaynaklı ahlâksal
normları kaybeden öğrencilerimiz, öğretilirken eğitilmeyen
bir topluluk haline geldi” diyerek
destekler mahiyette konuşmuştur. Güvenç’in eğitim
camiasına yönelik olarak “düşünmek istemiyorlar, çünkü düşündürtülmüyorlar”
sözü bizce oturumun en can alıcı ifadelerinden biriydi.
Felsefenin eğitim programlarındaki eksikliğinden dem vuran
Turgut “insan dinsiz yaşayabilir, lakin ahlaksız yaşayamaz”
diyerek ne yazık ki ahlakın, dinin sosyal hayattaki bir yansıması
olduğunu göz ardı etmiş ve çatalla hoşaf içmeye kalkışmıştır.
Eğitimciliğin tanımını “fikirlere hamile olanlara ebelik
yapmaktır” sözüyle ifade eden Turgut, üniversitelerin
meslek adamı değil; düşünen(!), eleştiren, sorgulayan, araştırmacılar
yetiştirmesi gerektiğini belirtmiştir. Eğitimde fırsat eşitliğinden
bahseden Güçlüyol, inancı sebebiyle okullarına alınmayan, eğitimini
yarıda bırakmak zorunda kalmış başörtülü öğrencileri göz
ardı ederek, kendi içinde tutarsız ifadeler kullanmıştır.
“Osmanlıdan Cumhuriyete eğitim” içerikli konuşmasıyla Akbıyık,
Osmanlı eğitim sistemini eleştirmiştir. Bu değerlendirmeyi
yaparken günümüz koşullarını kriter alarak, Osmanlıda halkın
okuma yazma bilmediğini, savaşçı bir topluluk olduğunu ve bu
durumun formal eğitimi engellediğini söylerken söz konusu dönemde
varolan dünya devletlerinin okuma-yazma durumlarıyla Osmanlıyı
kıyaslamayarak metodoloji hatasına düşmüş, eğitimin ihtiyaçlar
doğrultusunda şekillendiğini ve geliştiğini unutmuştur.
Osman Gazi’nin okur-yazar olmadığını bir kâşif edasıyla
söyleyen Akbıyık’ı genç eğitimciler olarak daha tutarlı düşünmeye
davet ediyoruz. Demokratik anlayıştan bahseden ve çok partili
hayata geçişin, milli eğitimi kısır döngüye soktuğunu
ifade eden sözleri ise bir diğer çelişkidir.
Kapanış
oturumunda söz alan Ömer Akgül isimli bir öğrenci, kongreye
öğrenci katılımının son derece düşük olmasını eleştirmiş
bu konuda 3 fikir önermiştir. Bunlar; kongrenin final sınavları
haftasıyla çakışmaması, öğrencilerin karşılayamayacağı
katılım ücretlerinin istenmemesi, öğrencilere toplumsal ve
manevi ideale sahip olma onurunun aşılanmasıdır. Gelecek sene
Kıbrıs Yakın Doğu Üniversitesinde düzenlenmesi kararlaştırılan
XI. Ulusal Eğitim Bilimleri Kongresine yönelik olarak dikkat
edilmesini istediğimiz unsurları aktarmak gerekirse: Eğitim-Öğretim
materyallerinin kullanıma sunumu bizleri ziyadesiyle memnun etmiştir.
Projektör, bilgisayar kullanımı slayt sunumlarına olanak sağlamıştır.
Bolu İl Valisi M. Ali Türker’e ve Üniversite Rektörü Prof.
Dr. H. Nihal Bilgen’e misafirperver tutumlarından dolayı teşekkür
ediyor, bu geleneğin devam etmesini bekliyoruz. Kongrenin sunum
ve tartışmalarıyla tüm yönlerinin kayıtlara alınması,
kongre sonuçlarının bir bildiri şeklinde yayınlanması, halkımızın
değerleriyle yoğrulmuş bir eğitim anlayışını yeniden
canlandıracak olan fikri tartışmaların yapılması gelecek yıla
yönelik olan beklentilerimizdir.
Bolu
Abant İzzet Baysal Üniversitesinin kongre süresince barınma,
beslenme, organizasyon, hızlı düzeltme ve ulaşım alanlarındaki
göstermiş olduğu performans katılımcılar tarafından takdir
edilmiştir. Fakat davet edilmesine rağmen Milli Eğitim Bakanı
Metin Bostancıoğlu’nun kongreye katılmayışı eğitimin ne
kadar önemsendiğinin göstergesi olmuştur.
Geri
Ana Sayfa
|