|
Merhaba
sevgili dostlar,
Hayatın
her geçen gün daha karmaşıklaştığı ve insanlarımızın bu
karmaşıklık altında ezildiği günlerde, birçok kişinin
kafasını karıştıran bir araştırmayla çıkmıştık karşınıza,
birinci sayımızda. Ve şimdi karma eğitimle ilgili, bazılarının
kafasını karıştıran araştırmanın 2. bölümüyle karşınızdayız.
Aldığımız tepkilerden ilginizi çektiğini anladığımız,
araştırmanın devamını sunuyoruz.
KAR
MA
EĞİTİM ve KADIN-ERKEK EŞİTLİĞİ
Kadın-erkek
eşitliğini sağlayacağı gerekçesiyle 1960’lı yılların
sonunda büyük bir reform olarak kutlanan karma eğitimin kadın-erkek
eşitliğini sağlamak bir yana toplumdaki kadın ve erkek
rollerini daha da perçinlediğinin ortaya çıkması Almanya’da
eğitim çevrelerinde büyük yankı uyandırdı. Eğitim çevreleri
konuyu tartışıyor ve yeni gelişmeleri değerlendiriyorlar. Bu
yeni gelişmeleri kabullenmek, birçok pedagoga ağır geliyor.
Karma eğitimin tartışıldığı kurumlardan biri olan Eğitim
ve Bilim Sendikası (GEW) başkanı Otto Herz, ayrı eğitimin bazı
derslerde anlamlı olabileceğini, fakat yine de karma eğitimin
sorgulanmaması gerektiğini söylüyor.
Karma
eğitimin, yüzyıllardır süren bir savaşın sonunda, kız ve
erkeklerin eşit şansı yakalayabilmesi için varılan son nokta
olduğu düşünülüyordu. Çünkü 200 sene önce J. J. Roussea
kızların yüksek eğitim görmesine gerek olmadığını, aksine
onların ev hanımı olarak eğitilmesi gerektiğini savunuyordu.
1937’de 3. Devlet’ in okul
yönetmeliğinde “karma eğitim nasyonal sosyalist eğitimin
ruhuna aykırı bir sistemdir” yazıyordu.
Hitler,
Kavgam isimli kitabında “kızların eğitilmesinden amaç, iyi
bir anne olmalarını sağlamaktır” diyordu. Kısacası 20. yüzyılın
ortalarına kadar kızlara doğru dürüst bir eğitim imkanı
sunulmamış, bayanların sadece çocuklarla, mutfakla ve
kiliseyle ilgilenmeleri ve kocalarına hizmet etmeleri gerektiği
savunulmuştu.
Bu
durum çok yavaş değişti. Doğu Almanya’da 2. Dünya Savaşından
sonra, Batı Almanya’da ise ancak 60’lı yılların sonunda
karma eğitime geçildi.
OKULLARDA
KIZ VE ERKEKLERİN DURUMU
Aslında
karma eğitime geçilmesiyle gerçekten de kız öğrencilerin iyi
bir hamle yaptığı görülür. 1996 yılı itibariyle
Almanya’da lise mezunlarının % 54’ü kızdır. Bu da
reformcuları haklı çıkarır gibi görünmektedir. ( Aslında kızların
eğitim seviyesinin yükselmesini, karma eğitime değil, eğitimin
kızların da doğal bir hakkı olduğu gerçeğinin kavranmasına
bağlamak herhalde daha gerçekçi bir yaklaşım olacaktır. Çünkü
Der Spiegel’in de belirttiği gibi önceden bayanların sadece
çocuklarla, mutfakla ve kiliseyle ilgilenmesi ve kocasına hizmet
etmesi gerektiği düşünülüyordu. Bundan dolayı kadının,
erkekler gibi eğitim almasına gerek yoktu. Halbuki İslam 14 asır
evvel kadın-erkek ayrımı yapmadan bütün insanlara ilim öğrenmeyi
farz kılmıştır. Ve yine kadın-erkek ayrımı yapmadan ilmin Müslüman’ın
yitik malı olduğunu ve nerede bulursa alması gerektiğini öğütlemiştir.
Tarih boyunca, vuku bulan birtakım aksi uygulamalar ise İslâm’ı
bağlamamaktadır. Y.A. )
Fakat
umulanın aksine karma eğitim toplumdaki kadın ve erkek klişelerini
ortadan kaldırmak yerine, daha da perçinledi. Ayrıca karma eğitimde
kızları aşağılama (diskriminirung) fazlasıyla hüküm sürüyor.
Karma sınıflarda;
1.
Erkekler, kızların iki katı derse aktif olarak katılıyor.
2.
Erkekler kızlara oranla daha fazla övgü, daha az uyarı
alıyorlar. Çünkü atılganlıklarıyla kendilerini ön plana çıkarıyor,
bu sayede daha fazla dikkatleri üzerlerine topluyorlar.
3.
Kızların ders esnasında sözleri daha sık kesiliyor ve
erkekler tarafından katılımları engelleniyor.
4.
İyi not alan erkek öğrenciler dikkatli ve zeki, başarılı
kız öğrenciler ise düzenli ve çalışkan olarak kabul
ediliyor.
Birçok eğitimci, öğretmenler arasında “sosyal
tampon”
veya “pedagojik
bir yıkama sabunu”
olarak adlandırılan kızların usluluk ve uysallığını
istismar ediyor; uysal ve çalışkan kızları, küçük rambolar
uslansın diye azgın erkeklerin yanına oturtuyorlar. Genellikle
eğitimciler, uyumsuz erkekleri eğitmek ve derse uyumlarını sağlamak
için onları kayırıyor. Kızlar ve onların ilgilendiği şeyler
ise arka plana itiliyor. Sınıfa hükmetme savaşını, çoğunlukla
erkekler kazanıyor. Dersin akışını onlar belirliyor.
Eğitim araştırmacısı Marianne
Horstkemper’in analizleri şöyle:
“Vechta Yüksek Okulunda, sınıfta gizli bir çalışma
planı yürürlükte. Bu plana göre fikirleri erkekler öne sürüyor,
protokolü kızlar yazıyor. Kızlar sınıftaki balıkları
besliyor, erkekler dia projektörünü kuruyor.”
Bir kız öğrenci karma eğitimin getirdiği sonuçlardan
şöyle şikayet ediyor:
“Okul kitaplarına
erkekler astronot, banka müdürü veya sirk yöneticisi olarak; kızlar
ise hemşire, anne veya sekreter olarak geçmeye devam ediyor.”
Bazı erkek öğretmenler ise derslerde gizli cinsel
duygularla hareket ediyor. Elektrik konusu anlatılırken “Bu
konu daha fazla erkeklerin dikkatini çeker sanırım” deniyor,
denebiliyor. Amonyak anlatılırken de “Bunu kızlar, temizlik işinden
dolayı daha iyi bilir” deniyor. Bir öğretmen “Sınıf çok
gürültülü değil mi, dediğim zaman kızlar, bana yardım
etmiyor” diye şikayet ediyor
Berlin
Max-Planck Eğitim Araştırmaları Enstitüsü’nün
araştırmaları şu gerçeği belgeledi: “Özellikle fizik ve
matematik derslerinde, kızlar çok çabuk öğrenme isteklerini
kaybediyor, bu dersleri yapabileceklerine dair kendilerine olan güvenlerini
yitiriyorlar.”
Güya çok daha yetenekli erkekler, güvenle ve bilinçli
bir şekilde ortaya atılıyor ve alay ederek kızların
cesaretini kırıyor. “Kızlar fizikten ne anlar” veya “Kızlar
bilgisayar ekranındaki yanlışları tipeksle düzeltir.” gibi
sözlerle onların moralini bozuyorlar.
Aslında cinsiyetler arasındaki iyi bir karşılaştırma
sadece kızlara fayda vermez. Toplumdaki davranış biçimleri üzerine,
kızlar kadar erkekler de kafa yoruyor. Birçok erkek öğrenci, günlük
okul hayatında kendilerine çok yüklenildiğini hissediyor.
Delikanlılık onları cesur ve agresif hale getiriyor. Münih St
Anna Gymnasium’da okuyan 17 yaşındaki Benjamin Heine şunları
söylüyor:
“Yanı başımızdaki sınıfta erkekler gücü elinde
bulunduruyor. Erkekçe davranmak mecburiyeti var. Şahane bir
ceketim olmalı, spor giyinmeliyim. Esasında hepimiz aynıyız.”
Erkekler çoğunlukla ayrı sınıfları reddediyor.
Dortmund Üniversitesince yapılan eğitimi geliştirme araştırmaları,
erkek öğrencilerin % 87 oranında kızlarla birlikte okumak
istediğini ortaya koydu. Erkeklerin dörtte biri, dersleri
gerilimli buluyor, her iki erkekten biri yanlış flört ortamı
olarak görüyor.
Sonuç olarak kızlar, zorlu dönemeçlerde uğraşmak ve
engellerden yakınmaktansa Fransızca kelime ezberlemeyi,
Goethe’nin şiirlerini okuyup piyeslerini yorumlamayı, yani
sosyal dersleri tercih ediyorlar.
Kuzey Rhein-Westfalen eyaletinde kız öğrenciler, ancak %
12 oranında fizik dersini seçiyor. Kimya dersi % 35 oranında seçilmiş.
Buna karşılık, lise bitirme dersi olarak resim % 71, Almanca %
69 oranında seçilmiş. Bu netice, kadın ve erkek beyinlerinin
farklılığının bir sonucu mu? Nörologlar, bu konuyu tartışıyor.
Berlin, Hamburg, Niedersachsen ve Kuzey Rhein-Westfalen
eyaletlerindeki denemeler gösteriyor ki kızlar, tipik erkek branşı
olan dersleri de heyecanla takip edebiliyorlar. Ama kızlar, kızlarla
birlikte olmak şartıyla. Böyle olunca “teknik erkeklere ait
bir meslek” klişesi bozuluyor. Kiel Pedagoji ve Tabiî Bilimler
Enstitüsü’nün 600 öğrenci üzerinde yaptığı araştırma
şu neticeyi ortaya koydu:
“Kız sınıflarında
yapılan kimya ve fizik derslerine karşı öğrencilerin ilgileri
farkedileilir derecede artıyor. Aynı durum Münih St Anna
Gymnasium’da da görülmüştür.
Matematik ve tabiî bilimler ağırlıklı ders yapan Kız
Yüksek Okulu, 1987 yılına kadar sadece kızlara hizmet
veriyordu. Sonra okulun bütün sınıflarına erkek öğrenciler
alındı. Netice kızlar için çok kötü. Önceden okul bitirme
dersi olarak matematiği seçen kız öğrencilerin, ancak yarısı
kadar kız öğrenci, matematik dersini bitirme dersi olarak seçti.
“Kızların,
matematiği yapamaması söz konusu değil, onlar sadece
kendilerini kandırıyor.” diyor okul müdiresi Dietlinde Stücklen.
Halbuki kızlar kendi aralarında ders görürken, karma eğitimdeki
erkeklerin seçtiği oranda seçiyorlardı. Fizik dersini seçme
oranı ise % 10’a düşmüş durumda. 51 yaşındaki müdür
yardımcısı ve
fizik-matematik öğretmeni Johanna Mehler; “karma eğitim, ayrı
eğitimden daha fazla ayırıyor. Öğretmenler, tipik kız
dersleri kabul edilen dersleri seçmemeleri için kız öğrencileri
cesaretlendiriyor, kız okuluna dönmek istemiyoruz ama uygulanan
karma eğitimde iyi değil.” diyor.
MESLEKLERDE
KADIN VE ERKEKLERİN DURUMU
Seçtikleri
bölümler, kızları hayatta erkeklere göre daha dezavantajlı
hale getiriyor. Yüksek okullarda eşitsizlik açıkça görülüyor.
Kızlar çoğunlukla İngilizce, sosyal pedagoji, Almanca,
psikoloji bölümlerini seçiyor; fizik, kimya, elektroteknik,
makine mühendisliği alanlarında erkekler hükmediyor. 80’li yıllarda
erkek mesleklerine kadınların yönlendirilmesi akımı başladı.
Federal ve eyalet hükümetleri, kadınları para takviyesi
yaparak destekledi. Fakat proje başarılı olamadı.
Geleceğin mesleği gözüyle bakılan metal ve
elektrik-elektronik mesleklerinde, sadece % 3 oranında bayan çalışıyor.
Mekanikerlikte durum daha da kötü. Oran sadece % 1.
1990 yılında yüksek okul bitiren kızların % 3’ü
tipik erkek mesleği kabul edilen alanlardan diploma aldı, %
46’sı ise bayan mesleklerini seçti.
Netice kadınları ekonomik olarak etkiliyor. Güvenli işyerleri
erkekler tarafından kapılıyor. Tipik erkek mesleğini bitiren
bayanların yıllık kazancı, tipik erkek mesleği bitiren
erkeklerin kazancının sadece yarısı.
( Der Spiegel, bayanların daha çok sözel, erkeklerin ise
sayısal içerikli meslekleri seçtiklerini ve erkeklerin seçtikleri
mesleklerin daha geleceğe dönük ve kazançlı meslekler olduğunu
belirtiyor. Bu aşamada şöyle bir soru akla gelebilir; her geçen
gün popülaritesi artan ve kızların daha çok seçtiği
psikoloji geleceğe dönük ve kazançlı bir meslek değil mi?
Evet, gerçekten de, sosyal buhranın her geçen gün arttığı dünyamızda,
psikoloji kazançlı ve geçerli bir meslek. Fakat, kızların
daha çok seçtiği bir alan olmasına rağmen, dikkat edersek hem
Türkiye’de hem de dünyada meslekte ilerleyen, uzmanlaşan ve
tabiri caizse işin kaymağını yiyen kesim, daha çok erkekler.
Yani kızlar kemiyet -sayısal- olarak üstün olmalarına rağmen,
elit tabakayı erkekler oluşturuyor. Ayrıca şu da bir gerçek
ki alanın popülaritesinin artmasıyla birlikte kız ve erkek sayısı
da dengelenmeye başladı. Y.A.)
Nünberg
Çalışma ve Meslek Araştırmaları Enstitüsü’nün
verilerine göre kadınların üçte biri, bilgisayarlı iş
yerinde çalışıyor. Erkekler, yüksek yetenek isteyen
programlama, tesis kurma, teknik araçları kullanma gibi bölümlerde
çalışırken kadınlar kolay alanlarda yığılıyor.
Çalışma alanlarındaki
erkek-kadın farklılığı, sadece okulda erkeklerin teknik
aletlere yatkınlığı ve kızları bir tarafa itmesi ile açıklanamaz.
Birçok işveren ve personel şefi, teknik ve tabiî bilimler
kadınlara göre değil, klişesine sahip. Ama kızlar için
ilk şekillenme hiç şüphesiz okulda gerçekleşiyor.
Son zamanlarda bayan profesörler ve kadın hakları
savunucuları, bayanlar üniversitesi kurma çalışması yapıyor.
Ama henüz önemli bir başarı sağlanmış değil. Amerika’da
kızlar için 84 yüksek okul bulunmasına karşılık,
Almanya’da bu alandaki çalışmalar yeni. (1996 senesinde
Spiegel’in yaptığı bu tespit artık geride kaldı. Focus
dergisi internet sitesinde, 1999 senesinde Almanya’da kızlar için
üniversite açıldığını duyurdu. A.E.K)
AMERİKA’DA
KIZ YÜKSEK OKULLARINA YOĞUN İLGİ
Amerika’da
durum çok daha farklı. Çok zengin bir geleneğe sahip olan “Kız
Kolejleri” ilgi patlaması yaşıyor. Bu sadece Amerika’nın
First Lady’si Hillary Clinton, Massachuset’te bulunan
Wellesley Kız Kolejinden mezun olduğu için değil. Kız yüksek
Okullarını bitiren bayanlar, mesleklerinde daha başarılı. ABD
Dışişleri Bakanı Madeleine Albright da kız Yüksek Okulu
mezunu.
21
yaşındaki Monika Ring, üniversitede matematiik ve fizik okuyor.
Münih’teki kız okulu, St Anna Gymnasium mezunu. Geleceğin
akademisyeni; “Eğer bir kız lisesini bitirmemiş olsaydım
üniversitede bu bölümde okuyamazdım.” diyor.
Sonuç:
Nitelikli
ve yansız bir tahlil yapıldığı takdirde karma eğitim,
avantajlarının yanında getirdiği dezavantajla gerçekçi bir
boyutta incelenmedir. Almanya’da yapılan bu araştırmalar ve açıklamalar
her ne kadar bizim toplumumuzu yansıtmasa da dikkat etmemiz
gereken unsurlar mevcuttur. Bu gün kadın ve erkeğin fizyolojik
olarak farklı olmasının yanında zihinsel yetenek, ilgi alanları,
beceri, vs. dallarda da değişiklikler gösterdikleri de
kaydedilmektedir. Birbirinden farkları bulunan insanlardan aynı
şeyleri istemek nasıl yanlışsa, bir çok alanda birbirine
benzemeyen kadın ve erkeklerden de aynı şeyleri beklemek sağlıklı
bir umu değildir. Bir kadının inşatta tuğla taşıyarak
fiziksel olarak bedeninin kaldıramayacağı işlerle meşgul
olması veya kendini buna zorlaması ne kadar lüzumsuz bir eşitliktir.
Eşitlik derken adaleti öldürmemenin ehemniyeti tekrar hatırlatmayı
kendimize bir borç biliriz.
Cinsiyet
farklılığına dayanan bazı ayrılıkların bir çok alanda
olması gerektiği gibi eğitimde de uygulanmasını ümit
ederiz.
YASİR
AKINCI
Der Spiegel,
6.5.1996, s. 112-123, Çev: Ali Erkan Kavaklı
Geri
Ana Sayfa
|