8 YILLIK SEKTİ                                                   MÜSLÜM GAZANFER

Bir eğitim dergisi olarak kendi ülkemizin yürüttüğü maarif faaliyetlerini gözden geçirmemizin gerekliliğine inanıyoruz. Türkiye’de eğitim sistemi incelenirken uzmanları en çok rahatsız eden problem alanı sürekli yapılan değişikliklerdir. Ve bu değişikliklerin ana sebebi ülkenin getirilmek istendiği platformu kuracak ve devam ettirip koruyacak bireyler yetiştirmektir. Dolayısıyla her yeni gelen siyasal düşünce, eğitimi kendi politikası egemenliğinde yeniden çerçevelemekte, yeniden şekillendirmektedir. Bu sebeple bu günlerde uygulanması düşünülen yeni bir eğitim sistemini bir öncekilerle kıyaslamayı düşünmekteyiz. 
Eğitim sistemimizdeki yap-boz uygulamalarının geleceğimize ve öğrencilere verdiği zararları başka bir sayıda sizlerle paylaşmayı düşünüyoruz..

Devlet, Avrupa Birliği’ne girme sürecinin heyecanını yaşarken, Avrupalı olmaya entegrasyon faaliyetleri de tüm hızıyla devam etmektedir. İnsanımızı her alanda olduğu gibi eğitim alanında da yeni değişiklikler beklemektedir. Bunların en önceliklisi ise 8 yıllık kesintisiz eğitim uygulamasında yaşanacak gibi gözükmektedir. Avrupa’nın bizden beklediği ise zorunlu eğitim süresini 12 yıla çıkarmamızdır. 12 yıllık eğitime geçerken değerlendirilmesi gereken en önemli hususlardan biri ise şu an içinde bulunduğumuz 8 yıllık kesintisiz eğitim politikasının yeterince değerlendirip değerlendirmediğimizdir.Eğitim süremizin sekiz yıla çıkması  iyi bir gelişme olmakla birlikte bunun kesintisiz olması  çeşitli problemleri beraberinde getirmiştir. Bunların en başında  insanların bireysel farklılığının göz önüne alınmamış olması vardır. Her insan doğuştan bir birinden farklı yaratılır. “Göklerin ve yerin yaratılması, renklerinizin ve dillerinizin farklılaştırılması O’nun alametlerindendir: bunda, kuşkusuz, -fıtrî- bilgiye (anlama ve kavrama yeteneğine) sahip insanlar için dersler vardır.” (Rum: 30) ayet-i kerimesinde de görüldüğü gibi insanlar varoluş itibariyle birbirinden farklı yaratılmıştır. Her insan birbirinden farklı fizyolojik, psikolojik yapıya sahiptir. Her insanın farklı ilgi alanları, farklı yetenekleri vardır. Bunların göz önünde bulundurulmaması, istismar edilmesi, görmezden gelinmesi ise pedagojik düzeyde istenmeyen sonuçlar doğurur. Sekiz yıllık kesintisiz eğitimle kişisel farklar göz önüne alınmamaktadır. “Her insan farklıdır ve farklı ihtiyaçları vardır. Farklı insanlar, farklı ihtiyaçlarını, birbirinden farklı yolarla giderebilmektedirler.”1 Her insanı farklı yaratan Allah, onların mizaçlarını farklı yaratır. Bu  insanlar farklı çevrede  yetişirler; farklı çevrede yetişen insan diğerlerinden daha da farklılaşır. Farklı  çevrede yetişen, farklı ilgi ve yeteneğe sahip insanların  sekiz yıl boyunca herhangi bir yönlendirme yapılmadan tek tip bir eğitim görmeleri onların ilgi ve yeteneklerinin körelmesine neden olur. İlgi  ve yetenekleri körelen insan doyum sağlayamayacağı için kendisine uygun olmayan meslekleri seçebilir. 

Dünyanın ileri ülkeleri olan Avrupa ilkelerinden hiç birisinde görülmeyen sekiz yıllık kesintisiz eğitim adeta ilkokulun uzatılmış biçimi gibidir. Avrupa ülkelerinde ilkokul kısaltılırken bizde tam tersi olarak ilkokul uzatılmıştır. Amerika’da ilkokul 4 yıldır; öğrenim kademelidir. Gelişmiş ülkelerin hiç birinde kesintisiz zorunlu eğitim yoktur. Sekiz yıllık kesintisiz eğitim geri kalmış yirmi ülkede uygulanmaktadır. Bunların arasına Türkiye’de eklenmiştir. Gelişmiş ülkelerin hiç birinde eğitim kesintisiz  değildir, kademelidir.

  Dünyanın gelişmiş ülkelerinden hiç birinde uygulanmayan bu sistem verimi arttırmayı bir yana bırakalım, eğitimin kalitesini düşürmekten kurtulamamıştır. Eğitimin  kalitesinin düşmesi de insanların ilgi ve yetenekleri doğrultusunda eğitim alamayışının sonucu olarak,  insanların  kendilerinde olan yetenekleri  ortaya koyamamasına, yetenekleriyle uyuşan bir meslek sahibi olamamalarına sebep olmaktadır. İnsanların yeteneklerine uygun bir meslek sahibi olamamaları da   verimin düşmesine, toplumsal huzursuzluğun ortaya çıkmasına sebep olmaktadır.

Bizim istediğimiz ise eğitim sisteminin tek tip insan yetiştirmemesidir. Eğitimin insanların yeteneklerini ortaya koymaları ve yeteneklerine uygun bir mesleğe yöneltilmelerinin göz önüne alınarak, insanlarımızın en iyi şekilde eğitimlerini sağlayabilmelerinin sağlanması, eğitim sisteminin toplumun istek, ihtiyaç ve yeteneklerine uygun hale getirilmesidir. Ancak bu şekilde toplumun huzur ve refahı sağlanabilir. Eğitim monoton halden, aktif hale getirilmelidir. Amaç kaliteli insan yetiştirmekse tek tip insan yetiştiren bir eğitim sisteminden vazgeçilmelidir. İnsanların farklılığının bilincine varılmalı ve eğitim sistemi buna göre düzenlenmelidir.

 

Sekiz yıllığın seken diğer yönleri ise; 50-100 kişilik sınıflar, taşımalı eğitim, öğretmen açıkları, gerçekleşmeyen bilgisayar destekli sınıf hayalleri, ve mesleki eğitimin engellenmesinden öte bir anlam ifade etmeyen bir sürü yığın...


--------------------------------------------------------------------------------

1 Akgül, Ömer. (2001) Mesleki Rehberlik, Eğitim Yazıları Dergisi 4, İstanbul, s. 177

 

Geri   Ana Sayfa

                                                              

Hosted by www.Geocities.ws

1