Sunuş

Ses veriyoruz üryan sonbaharlarda!!!

Selam olsun hayata dair cümleleri olanlara...

''Yürümenin dışında bütün eylemlerin adı kaçıştır''

Bir avuç duyarlı güzel insanlarla yoldayız. Çıktık yola sabır denen kervanla. Yola çıkışımızdaki temel sebeplerin başında bu devranın böyle dönmesin seyirci kalışımızın endişesi olmuştur.

Güzel insanlarla birlikte karar verdik. Bizler kurduğumuz cümlelerle sarf ettiğimiz kelimelerle karşı çıkacağız zulme ve haksızlığa. Elimizle düzeltemediğimizi seslerimizle düzelteceğiz. İçinde bulunduğu-muz çevrenin ve yaşamsal dairenin birileri tarafından sürekli daraltılmasına ve kuşatılmasına engel olmaya çalışacağız; gücümüz nispetinde.

Bize dayatılan ve yaşamamız istenilen karbon hayatı yaşamayacağız. Biz şekillendireceğiz yaşamalarımızı, birileri değil. Dağınık olacağız darmadağınık. Koynumuzda hüzünlerimiz, aşklarımız; buruk tebessümler ikliminde volta atıp güneşe yürüyeceğiz en sert adımlarımızla. Ellerimizde hamburgerler değil, kan damlatılmış ekmeğimiz olacak. Paylaşacağız ekmeğimizi tüm tekelleşmelere inat. Sigaramızın yarısını dostumuza uzatacağız en içten samimi duygularla; O da bir nefes çeksin diye. İnsan müsveddelerinin içinden geçeceğiz bizlere küfretseler bile. Bizim alnımız ak gönlümüz müsterih olacak. Sokaktaki tinerci çocukların ellerinden tutup aynı düşleri paylaşacağız; herkes iğrenerek baksa da onlara. Biz bu sürgün ülkenin tenleri beyaz zencileri olacağız. Bizim hiç bir zaman olaylara ‘televizyonun karşısındaki koltuklardan bakma’ gibi bir lüksümüz olmayacak. Bizzat olayları biz düzenleyip müdahil olacağız. Bizim kahvaltımız sadece bir bardak çay ve simit olacak. Bizi ötekileştirmeye çalışan batıcı, laik ilerici şaklabanlara karşı hep ‘yerel’ kalacak ve öyle yaşayacağız. Bizim, vatandaşından korkan, devleti koruyan, mahkemelerimiz ve sivil görünümlü askerlerimiz olmayacak. İnsanları biz yargılamayacağız. ‘ Yargılayıcıya’ bırakacağız. Bizim geçmişten korkumuz olmayacak; geleceğe dair kaygılarımız da olmayacak. Bizler belki de okullarımızı uzatacak, numaralı köle olmamak için direneceğiz. “Hiç akletmez misiniz” diye soracaklar; biz hayır etmeyiz diyeceğiz.

Tek tip olmayacak, üniformaları giymeyeceğiz. Bizim bir tane ayakkabımız olacak, evlerimizde kaloriferlerimiz ve kombilerimiz olmayacak. Soğuk su ile duş yapacağız, bedenlerimiz taş kesilecek ama yüreğimiz asla... Biz sırtımızı holdinglere, medya patronlarına değil alın terimize yaslayacak ve buradan güç alıp yeşerteceğiz sevdalarımızı ve umutlarımızı. Biz işçi emekçi teraneleri atmayacak, bütün insanlara kucak açıp mazlumdan yana olacağız. İnsanı merkeze alacağız.biz resmi olan her şeyden nefret edeceğiz. Onların yasaları bizim için yasal olmayacak. Biz illegal olacağız. Dişlerimiz kanayacak ama kalbimiz asla...

Düşünüyorum o halde varım önermesine inanmayacağız. Sezar’ın hakkını Sezar’a; Tanrının hakkını Tanrıya verenlerden olmayacağız. İlahi olan neyi gerektiriyorsa öyle davranıp adaleti paylaşacağız.

Komün oluşturmayacak ve komünal hayata inanmayacağız. Hiç bir zaman küreselleşmeyeceğiz, aksine ümmetçi kalacağız. Marx’ı ve Lenin’i, Hitler’i ve Ziya Gökalp’i takmayacağız. ‘Onların ahlakı bizim ahlakımız’ olmayacak; Onlara reddiyeler yazıp kendi doğrularımızla hareket edeceğiz. Siyaseti çok iyi bilecek ve yanlış yapanı tasfiye edeceğiz. Politik arenaya hakim olan paradigmayı eleştirecek, etikten yoksunları dize getireceğiz. Şehre inen kurtları inlerine geri sürecek, siz oralara layıksınız; buralara değil diyeceğiz.

Ve bizler törelere ve tabulara karşı çıkacağız. Bizler kendi marşlarımızı söyleyeceğiz. “Yeşil, yeşil, yeşil. Yaşasın yeşil...” Yüzümüzü işbirlikçi demokrasiciler gibi batı ya çevirmeyip, Doğunun Öfkesini damarlarımızda hissedip Mağrip’li kalacağız.

Her yıkılışımızda kuvvetimiz artacak

Ve biz yeniden doğacağız çıkan yeni yangınlardan ve yanışlardan...

 

Bilal Açıkbaş

 Geri   Ana Sayfa

 

Hosted by www.Geocities.ws

1