|
Rabia ?
“Rabia,minik
yavrum benim,
Canım kızım,
Kınalı kuzum,
Ciğer
parem”... diye sevdi adam kızını.
Zaten hep de böyle
severdi.
Kızı Rabia.
Her sabah kapıdan
çıkarken babası
Dudaklarında o
gizemli dua.
Dudaklarında
buruk bir tebessüm
Yüzünde hüzün.
Sanki neler
getireceğini biliyormuş gibi bu günün.
Ve yine o minik
dudaklar kıpır kıpır.
Bilmem ki Rabia
yine neler mırıldanır durur.
Ve bir dua bin
umutla baba uğurlanır.
Yine akşamı
iple çekti Rabia.
Akşama babası
ona neler (de) getirecekti.
Ama istifi
bozulmadan geri gelen kurabiyeleri
Bu gün de Rabia
yiyecekti.
Ve ertesi akşam
ve ertesi sabah
Hep böyle geçti.
3. gün, ufukta göründü
baba,
Başında tepsi.
Ve ağırlığından
satamamanın hiçbir şeyi,
Önüne eğilmişti.
Yaklaştıkça
babası,
Ağlamamaya yemin
eden Rabia
Bozdu yemini nasılsa
cezası kefaretti.
Önce umut, sonra
hüzün, sonra acı
Rabia babasına,
babası Rabia’ya duacı.
“Satamadın mı
baba” dedi Rabia umutsuzca.
“Satamadım Kızımmmm”...
Adam cevapladı
usulca.
“Yani hani çok
güzel olmuştu kurabiyeler”.
“Tabi yaa”
dedi baba,
Anne çaresiz
mutfakta
Duymamak için bu
nakaratları
Elinde 5 dakikadır
aynı soğanı
Doğramakta.
3. gün çocukluğun
masumluğu kadar güzel,
Masumluğun gücü
kadar büyük,
Bakışlarındaki
gizem kadar derin uykusundan uyandı Rabia.
3 gündür soğan
kokuyordu mutfakları,
Nefesleri gibi..
Ve minik avuçlarını
açtı göklere
Ve açıldı gözyaşı
pınarları
Sanki çağlıyordu.
Gören dua ediyor
sanırdı ama,
Rabia (du)ağlıyordu.
“Allah’ım”
dedi usulca,
“Annem yapamıyor
kurabiyeleri,
Belli,
Ne olur sen
yap”...
Ve masumluğunda
çocukluğun,
Hıçkırıklarına
karıştı o sabah unlar.
Gözyaşlarıyla
yoğruldu yine hamur.
Ve yine binbir
dua ile babayı uğurladılar.
Ve yollara revan
oldu babası yine,
Kahvehaneler
mekanı,
Bir elinde tepsi,
Bir elinde ayaklık.
Akşamı iple çekti
Rabia,
Sokalar gibi kapının
eşiği de soğuktu.
Allah’a bunca
duadan sonra bu olmamalıydı kader.
Babası da üşüdü
Rabia’nın
Rabia da üşüdü
en az babası kadar.
Kapının önünde
dikildi durdu.
Ve sokak lambasının
pusu
Babasının gölgesine
vurduğunda
Rabia yine
beyninden vuruldu.
“Satamadın mı
baba” dedi
Ama sorarken ölüyordu.
“Satamadım kızımm”
dedi babası.
“Satamadım”.
“Yine almadı mı
amcalar”
“Evet kızım
bu gün de bir kurabiye almadılar”.
Rabia’nın gözleri
doldu.
Gül yüzü
soldu.
Hıçkırıklar
kalmamıştı ki zaten,
Sesi artık boğum
boğumdu.
Ve yine gece
oldu..
Ve yine Rabia gündüzün
kendini bekleyen acısına inat
Geceye doğru doğruldu.
Ve o küçük
elleriyle
Bir hamur yoğurdu.
Ve “Allah’ım”
dedi usulca,
“Annem yapamıyor
kurabiyeleri,
Belli,
Ne olur bari sen
yap...
Ve ne olur gücüme
güç kat.
Kurabiyeme
tat”.
Bir müddet sonra
masa
Minik elleri
kadar küçük kurabiyelerle doldu.
Rabia uyumamalıyım
diyordu.
Ama Rabia
yoruldu.
Sabah namazına
yakın mutfakta tıkırtılar,
Anne gördüğü
manzaraya şaşkın,
Babasıyla bir
olup
Doyasıya ağladırlar.
“Babam” dedi
Rabia, “Amcalar belki sevmiyordur.
Bak ben küçük
çocuklar için kurabiye yaptım.
Belki çocuklar küçük
kurabiye bekliyordur”.
Baba düştü
yine yollara revan,
Elinde tepsi...
Çöplere karıştı
açlıktan kokan nefesi.
Ama Allah katında
nefesi kadar nefis kokan hevesi,
Evde bekleyen
Rabiası için
Akşam sofrasında
bir tas sıcak çorba,
Ve bir minik çikolata...
Akşam karanlık
kadar korkunç,
Karalar giydiğinde
Rabia kapıda
bekliyor yine.
Baba eve doğru yürümekte,
Gören yürüyor
sanır ama
Ayakları sanki
geri gitmekte.
Satamadın mı
baba 5. gün bugün,
Allah’ım bu
nasıl bir imtihan,
Büyükleri isyan
ettirip,
Küçükleri eğitmekte.
“Satamadın mı
baba”
“Satamadım kızım”
dedi adam usulca...
Ve yığıdı
kaldı kapının önünde oracığa...
Annede bir çığlık,
çocukta bir vaveyla...
Mahalleli mi kaldı
sanki eskisi gibi,
Kapı komşusu ya
da...
Çığlıkları
yan binaya girmedi ama yükseldi arşa.
Rabia “Ne
olur” diyordu
Ayıldığında
“Baba ne olur”,
“Yarın beni de
işe götür”.
“Belki ben
satarsam alırlar kurabiye”...
Adam “Tamam”
dedi çaresiz...
“Kahvelerde
kurabiye satmaya
Yarın beraber
gideriz”...
Geceleyin Rabia
doğruldu yatağından...
“Allah’ım
dedi ne olur,
Annem yapamıyor
kurabiyeleri
Belli...
Ne olur sen
yap...
Ve babam da satamıyor,
Yarın kahvelerde
dolaşırken babamla
Kurabiyeleri sen
sat”...
Kahveci almadı
Rabia’yı içeri.
Zaten seyyar satıcılar
giremezdi...
Rabia, kapıda üşüyerek
bekledi.
İçeri giren
kumarbazlar adama yüklendi...
Hiç küçük bir
kız
Kış günü soğukta
Çalıştırılır
mıydı böyle,
Acımasız...
Eve dönerken
Rabia yemin etti.
Aç karınların
öfkesi,
Boş sofraların
bereketi
Olacaktı o büyüyünce.
Komşusunu
soracaktı.
Akrabasına koşacaktı.
Ve her gördüğünde
bir kurabiyeci,
İlk önce o
soracaktı.
“Satamadın mı
baba”,
“Satamadım
evlat”...
“Ver o zaman
tepsiyi...
Bizim eve
misafirler geldi de.
Annem kurabiye
istedi”...
“Allah’ım
babam satamıyor kurabiyeleri
Belli.
Ne olur bari sen
sat”...
Onca vurdumduymaz
adama inat...
Kendisi almazsa
kurabiyeleri,
Allah’ın
kurabiye satmayacağına inandı.
Ve Allah’ı üzmemek
için Rabia her gün
Gördüğü her küçük
tezgahtan
Bir küçük
kurabiye aldı...
Münir ARIKAN
Geri
Ana Sayfa
|