MODERNİZM ALGISI

Felsefe ve bilimin Allah’ı, Avrupa’nın İslam’ı, Emperyalizmin ulusal varlığı tartıştığı ve bunları yok etmeye çabaladığı bu 2000’li yıllarda modernizmi daha hala anlam olarak kavrayamayan beyinler sakal, sarık ve örtüye saldırırken ,bazıları da ulusu ve İslam’ı savunmak adına bunlara sımsıkı sarılmışlardır. Böylece her iki tarafta özgürlüğü en değersiz şey gibi hoyratça harcamışlardır...

Kesimlerden biri, yeni kazanılan özgürlüğü dünyada sanki her şey bedava ele geçiyor ve tesadüflerle oluşuyormuşçasına para, aşk, ziyaret, moda, sakal, giysi... gibi şeylerle harcayarak özgürlüğü musibete çevirirken diğer bir kesimde ölü bir ulusun, köle bir toplumun kurtuluşunu; sömürülen ve geri bırakılmış bir ülkenin ilerlemesini; politik bilinç, toplumsal erginlik, sorumluluk duygusu, çaba, fedakarlık gibi özelliklerle değil; daha da basite indirgeyerek daha kolaycı bir yoldan Avrupalıyı maymunca taklitte görmüşlerdir. Bu beyinler medeniyeti açıkgözce modernizm olarak yansıtanlardır. Ceket, pantolon, manto, mini etek, dans, gösteriş, otomobil, modeller, dekor, mantolar, tv, radyo, banka .. yani tüm yeni doğmuş yada doğacak şeyleri ve hareketleri ilericilik olarak kabul ederler. Modernizm, tüketicilik kalıbında, medeniyeti üretkenlik ve düşünce kalıbında tanımışlar ya da onlara bir şekilde böyle tanıtılmış. Bunlar en vahşi bir yerlinin bir hafta gibi kısa bir sürede modern bir Amerikalıya çevrilebildiğini bilmezler. Bu noktada öne hemen şu soru çıkar; peki bu nasıl olur?

 

Modernizm öncelikle işe geleneği ve doğallığı yok etmekle koyulur ve ondan sonrada modern sanata yönelir, sonrada bunu takip edenler... Yeter ki bu lanet modernleşme kararı alınsın! İçki içerek mest olunan filmler, etkin ve yaygın propagandalar, tavırlar, danslar, çarpık ilişkiler ve yeni masraflar başlar, birde bakarsınız ki modernizm oluşmuş..!?

Halbuki kapasitesinin farkında olan ve düşünebilen beyinler medeniyeti güçlü bir düşünceyle olgunlaşma dönemi olarak algılayabilmede hiçte zorluk çekmeyeceklerdir. Medeniyet sorumluluk duygusu, kültürel birikimin ölçülülüğü, düşünsel bir sıçrama, özgün kişilik, yeterlilik, seçme ve ayırdetme gücü, ortak bir eylem ruhu, teşhis ve yazgıyı değiştirme istek ve yapıcılığıdır. Yani bir çift kelimeyle ideolojik bir devrim. Bunlar versace’ler, acoste’ler gibi giysiler ve amica, elle gibi dergilerle olacak bir iş değildir. Çile ister.. İş, eylem, sabır, cesaret, hakkıyla çalışma ve ahlaki doğruluk, adalet ister. Fedakarlık, yoksullara, mahrumiyetlere katlanma, tehlikeyi karşılama, bilgi, samimiyet, takva, bilim, çokça uyanıklık, akıllılık, aza kanaat, bilinçlilik ve tehlikeye karşı kendinden feragat ister.. Sizce modernleşmek hangi yolla olmalı ya da modernizm=Batı mı???

Düşmandan kötülük, büyücülerden zarar, dosttan haset ve kin beklemeyi; hileleri, çirkin ve hasta noktalarla beraber dar görüşlülüğü de görmeyi ister modernizm. Dışardan emperyalizm içeriden sömürücülerin başına dert ve musallat ettiği herşeyi bilerek, geri bırakılmış hasta bir toplumun kurtuluşu ve uyandırılması için, yapılacak çağrıya, oluşturulacak dinamizme uygun ne varsa, gerekli her ne varsa hepsini yapmayı ister.. Evet işte bunları ister medeniyet, sizce televole’ler, pembe diziler kadar kolay mı medeniyet, bir daha düşünelim..

Medeniyet ve modernizmi gerçek anlamının dışına taşıyan, dar beyinlere en somut örnekle cevap vererek bu kavramları gerçek anlamına yaklaştırabilecek misalle şimdilik bu tartışmaya (aslında tartışma değil, sadece benim içimde yaşadığım bir tartışma) nokta koymak zamanımızı en verimli şekilde kullanmak adına yapılacak en doğru eylemdir.

Medeniyet Hz. Muhammet’in (S.A.V) yaptığı iştir. Vahşi, bireyci, cehalet ve yoksulluğun, bedevi kinciliğin egemen olduğu bir sahradan doğu ve batının en büyük emperyalist güçlerini darmadağın eden tarihin kültür ve medeniyetlerine olgunluk veren ve verecek olan bir medeniyet çıkardı, yani insanı “insan” yaptı. Bu değil midir medeniyet, tekrar bir düşünelim...

Bağdadi

Geri   Ana Sayfa

                                                              

Hosted by www.Geocities.ws

1