|
Safranbolu
İstanbul-çorum
Kervanyolu'nu Sinop'a bağlayan güzergah üzerindeki Safranbolu,
kervanların mola noktasıymış eskiden. Osmanlı devrinde ise
başkentten sürülenlere sürgünün mutsuzluğunu yaşatmış. Cinci
Hanı develerin sırtında yol tepen tüccarların anılarıyla yüklü
şimdi. Dedikodulara göre saraydan uzaklaştırılarak
Safranbolu´ya yollanan Köprülü Mehmet Paşa´nın yaptırdığı cami
ise en dikkat çekici yapı. Geleneksel Türk mimarisinin en
güzel örneklerine sahip Safranbolu, Kentsel Sit Alanı ve
koruma altında bulunuyor. Ünü sınırlarımızı da aşan kent
ayrıca UNESCO´nun Dünya Kültür Mirası Listesi´nde. Tarihi
çarşıda eski meslekler sokak isimlerinde gösteriyor kendini
sadece, Saraçlar, Semerciler, Yemeniciler... |
|
Bodrum
Muğla´nın
ilçesi Bodrum, Türkiye´nin en gözde tatil yerlerinden. Son
zamanlarda peşpeşe açılan barlarlarıyla ünlenen merkezde
turizm sezonu yaz kış devam ediyor.İlçe merkezi yapılaşmadan
nasibini almış olsa da koylar hâlâ sakin ve mavi. Ve herkes
aradığını buluyor Bodrum'da. Tatil isteyen tatil, eğlence
isteyen eğlence... Ayrıca Bodrum Havana Beach Club 1
Haziran 2002de yaz sezonunu açıyor. Yaklaşık 11.000 m2 alan
üzerinde kurulu olan tesiste restaurantlar, snack barlar,
havuz,vip lounge,gece kulübü, su sporları merkezi,serbet dalış
okulu,business center,health club,açık hava sineması, masaj
salonu, kids club,kuaför, business center,butikler ve revir
bulunuyor.
Topkapı
Sarayı
Osmanlı
İmparatorluğu'nun Başkent İstanbul'da yönetim sarayı ve
hanedanlık ikametgâhı olarak kullanılan Topkapı Sarayı, Fatih
Sultan Mehmed'in İstanbul'u fethetmesinden kısa bir süre sonra
1473 yılında tamamlanmıştır. Osmanlı hanedanı, Topkapı
Sarayı'nı 19. yüzyılda Boğaziçi Sarayları'na yerleşene kadar
kullanmıştır. Saray, Cumhuriyet'in İlanı'ndan sonra 3 Nisan
1924'te Atatürk'ün emriyle müze haline getirilmiştir. Çeşitli
dönemlerde, değişik sultanların emirleriyle yapılan ek yapılar
ve yenilenmelerle görkemli bir boyut ve işlev çeşitliliği
kazanan saray, bu görünümüyle Osmanlı devlet kurumlaşmasının
bir yansıması olmuştur. Osmanlı saray protokol ve
hiyerarşisinin zamanla kazandığı görkem ve çok ünitelilik
Topkapı Sarayı mimarisine de yansımış, hatta devletin
yükselişi ve çöküşü de sanatsal anlatımını bu sarayda
bulmuştur. Tüm bu büyük geçmişi dekorlayan dramatik olaylar
süreci ile saray, dünya müzeleri arasında tarihsel yaşantısı
ile günümüze ulaşabilmiş ender örneklerden biridir. Fatih
Sultan Mehmed'in İstanbul ile sembolleşen Bizans ile birlikte
Ortadoğu'nun imparatorluk geleneğine de varis olması, göreceli
olarak dinamik ve göçer Asya-Anadolu geleneği ile yoğrulmuş
olan önceki Osmanlı yönetim sisteminde önemli nitelik
değişmelerine neden olmuştur.Bu özelliğin sultan ve ailesiyle
bütünleşen mutlak idare kavramına güç verdiği ve saray
kurumunun Fatih Kanunnamesi ile bilinçli olarak bir
imparatorluk sistemine uyacak şekilde hiyerarşik kademelenme
ve görkem kazandığı görülür. Bu nitelik değişiminin unsurları
aşamalı olarak Topkapı Sarayı'nda görülebilir. Topkapı Sarayı,
İstanbul Topografyası'nı oluşturan Marmara Denizi, İstanbul
Boğazı ve Haliç arasında tarihsel İstanbul Yarımadası'nın
ucundaki Sarayburnu'nda Bizans Akropolü üzerinde inşa
edilmiştir. Saray, kara tarafında Fatih'in yaptırdığı Sur-u
Sultani, deniz yönünde ise Bizans Surları ile şehirden
ayrılmıştır.
| |
|
Saklıkent
Antalya'ya
50, Fethiye'ye 45 kilometre uzaklıktaki Saklıkent, uzunluğu 13
kilometreyi bulan bir kanyonun ağzı. Daracık kanyonun içinde
yapılacak birkaç kilometrelik yürüyüş heyecan verici
olabilir.Saklıkent aynı zamanda Türkiye'nin belli başlı kayak
merkezlerinden birini de barındırıyor. Ocak - mart aylarında
en iyi sezonun yaşandığı kayak merkezi, mart sonunda hem kayak
hem de denize girebilme imkânı tanıyan ender yerlerden.
Merkezde, biri 745 diğeri 840 metre uzunluğunda iki tele-ski
var. |
|
Dalyan
Köyceğiz
gölünü denize bağlayan doğal kanalın kıyısına kurulu Dalyan,
Muğla'nın Ortaca ilçesine bağlı.Caretta caretta´ların
yumurtlama bölgesi olan Dalyan sahilinde soyunma kabinleri,
tuvalet, yiyecek ve içecek gereksinimlerinin karşılandığı
tesisler dışında hiçbir yapılaşmaya izin verilmiyor.
Kaplumbağaları rahatsız etmemek için hava karardıktan sonra
kumsala inmek bile yasak. Kaunos antik kenti, carettaların
yumurtlama alanı İztuzu kumsalı ve Dalyan'ın ünlü çamur
banyolarının dışında, bölgede farklı tatil seçenekleri de
bulunuyor.
Bergama
Müzesi
Carl
Humman ve Alexander Conze yönetiminde 1878 yılında Bergama'da
başlayan arkeolojik kazıların sonucunda, 1900-1913 yıllarında
akropolde yapılan kazılar sırasında bugünkü Alman Kazı Evi
yanında bir depo müzesi yapılmıştır. Bu depo o dönemde
Türkiye'deki iki arkeolojik eser deposundan biridir. I. Dünya
Savaşı nedeniyle ara verilen Bergama'daki kazılara 1927
yılında Theodor Wiegand başkanlığında yeniden başlanmıştır.
Aynı yıl akropol kazılarına ek olarak Asklepieion'da kazıların
başlamasıyla birlikte eserler çoğalmış ve yeni bir müze
binasına gereksinim duyulmuştur. 1932 yılında Bergama'ya gelen
Mareşal Fevzi Çakmak konuyla yakından ilgilenmiş, ziyaretinden
sonra yeni bir müze kurulması için emir vermiştir.
| |