�Geyik Muhabbeti�ne Yan�t�a Yan�t


Say�n Fevziye Deniz G�ndo�du,

�Bilgi sahibi olmadan fikir sahibi olmu� mimar arkada��m�za yan�t�md�r� ba�l�kl�  yaz�n�z i�in tekrar te�ekk�r ederim. Size bu yaz�y� yazmak i�in ancak vakit bulabildim. Biraz geciktim, �z�r dilerim.

Ger�ekten, tepkisizli�i �erdem� haline getirmi� bir toplumda, mesle�imizle, �r�nlerimizle, edimlerimizle ve d���ncelerimizle toplumsal varl���m�z� anlaml� k�lacak �abalara, bir tart��ma ortam�na katk�da bulunmak amac�yla, iyi niyetle dile getirdi�im g�r��lerime, ne denli ac�mas�z olursa olsun, g�r�� ayr�l�klar�n�, d���nce farkl�l�klar�n� benzer bir tepki ile dile getiren bir yaz� ile kar��l�k buldu�um i�in �ok mutlu oldum. �nan�r m�s�n�z, �...ke�ke,� dedim, kendi kendime, �b�yle bir tepkiyi sadece bir ki�iden de�il, daha �ok ki�iden alabilseydim. D���ncelerim e�er yanl��sa, do�ruyu g�sterecek, bana ba�ka bilmedi�im ne varsa, o bilmediklerimi de g�sterebilecek birileri vard�r mutlaka... Ve e�er, d���ncelerimde bir nebze do�ruluk pay� oldu�unu belirten bir g�r�� gelmi� olsayd�, benimle ayn� kayg�lar� payla�an insanlar�n var oldu�unu bilmek ne kadar keyif verici olurdu�.

Ne yaz�k, epey s�re ge�mesine kar��n, ne ba�ka bir arkada��mdan, ne de ba�ka bir meslekta��mdan bir tepki alamad�m. Ama, olsun. Sizin yaz�n�z bile bana bu d�nyada yapayaln�z kalmad���m� g�sterdi!

Say�n G�ndo�du,

�imdi yaz�n�za yan�t vermek istiyorum. Ama bu yan�t�m� verirken, bir polemik haline getirmekten, sizinle bir �eki�meye giriyor izlenimi vermekten ka��nma �abas� i�inde olaca��m. Yaln�zca d���ncelerimi biraz daha a�maya �al��aca��m. B�ylece, baz� meslekta�lar�n �posta kutular�n�� bo�una i�gal eder duruma d��memi� olaca��m� umuyorum.

Yan�t yaz�n�zda beni, daha ilk sat�rda, bilgi sahibi olmadan fikir sahibi olmu� biri olarak de�erlendirmi�siniz. Do�rudur. Benim, restorasyon, arkeoloji, sanat tarihi gibi uzmanl�k alanlar�nda bu konular�n uzmanlar� kadar bilgi sahibi olabilmem m�mk�n de�ildir. Bu konular�n herhangi birinde uzmanla�m��, dirsek ��r�tm��, sa� a�artm�� herhangi bir meslekta��mla, onun alan�na girerek, adeta �a��k atmaya� kalk��mak gibi bir densizlikte bulunmak istemem. �Geyik Muhabbeti� ba�l�kl� yaz�m� da b�yle bir niyetle yazmad�m. Ama �yle bir izlenim vermi�sem, kusurumu ba���lay�n, istemeden olmu�tur. Yaz�lan bir mektubun, ertesi g�n bir daha okunduktan sonra postaya verilmesini �neren bir s�z vard�r. Hep ayn� t�r konu�malar�n art�k g�na getirdi�i, yeni bir �ey s�ylemeyen, hatta insanlar� da yanl�� d���ncelere y�nlendirebilecek bir televizyon program�ndan sonra, �fkeyle kalkan zararla oturur misali, bu �neriyi yerine getirmedi�im i�in beni ba���lars�n�z umar�m.

A��k�as�, benim restorasyon konusuna olan ilgim arkeolojiye olan ilgimden daha az. Bilgim ise, baz� s�yle�ileri, seminer ve a��k oturumlar� izleme ve mimarl�k dergilerini okuma sonucu edinilebilecek olandan fazla de�ildir. Koruma-restorasyon ba�lam�ndaki fikir ve d���ncelerim de, hem bu t�r etkinliklerden, hem toplumsal ili�kilerimden, hem de kullan�c�lar, T�rkiye genelinde mimarlar ile restorasyon konusunda �aba g�stermi� arkada�lar�mla olan sohbetlerimden edinilmi�lerdir. Do�rusu, bu bilgi azl���na ilaveten, �yanl�� fikir sahibi olmu�� da diyebilirdiniz. Belki de �yledir. Arkeoloji ile biraz daha fazla ilgilendim nedense. Ki�isel bir merak olsa gerek. Ama kronik haf�za zay�fl���m nedeniyle, isimleri hat�rlayamam, tarihleri kar��t�r�r�m. Oysa sanat tarihi ve arkeoloji, iyi bir haf�za gerektiriyor. Bu nedenle, bu konuda bir ��ren yeri sever� olman�n �tesine ge�mek �abas�na dahi girmedim.

Fakat, yaz�mda da, bu konularda bir iddiada bulunmu� de�ilim. Depremlerle y�k�lan Yunan �ehirlerinden s�z etmemi �komik� bulmu�sunuz. �z�ld�m. Ben yaz�mda, yaln�zca, antik kentlerde a��rl�kl� olarak ta� kullan�ld���n�, bu kentlerin �o�unun depremlerle �kar��la�t���n�� yazd�m. Bu da yanl�� de�il san�r�m. Yaln�z Yunan kentleri de�il, t�m Anadolu kentleri tarih boyunca depremle kar��la�m��. Bir �rne�i Ekrem Akurgal��n Anadolu Uygarl�klar� kitab�ndan vereyim: Troya�n�n hemen b�t�n evrelerinde deprem y�k�m� ile kar��la��lm��. Depremin tamamen y�kmad��� durumlarda da, deprem sonras� yang�n ve ya�malamalar kenti peri�an etmi�. Kekovadaki bat�k kentin, G�lc�k�te kar��la��lan durumda oldu�u gibi, bir deprem s�ras�nda �deniz taban�nda kayma� sonucu tahrip oldu�una ili�kin baz� yaz�lar okumu�tum. Bu ne kadar do�rudur bilmiyorum. Ama do�rulu�undan ku�ku duymad���m bir bilgiyi aktararak, siz �zmir�den �rnek vermi�siniz, ben de �zmir�e k�saca de�ineyim. Ekrem Akurgal��n ayn� kitab�ndan bir al�nt�, bak�n ne diyor:  �M.S. 178 y�l�nda Smyrna�da �iddetli bir depremin oldu�u ve kentin, Marcus Aurelius�un yard�m� ile yeniden in�a edildi�i bilinmektedir.� Yani depremler, Anadolu�da, eski yeni, t�m yerle�meleri etkilemi�tir. 17 A�ustos k�rfez depreminde bile, onca y�k�m�n yan� s�ra, �stanbul�da, bir k�s�m surlarda da y�k�m olmu�tu.

Di�er yandan, zaten, yaz�mda, antik kentlerin yaln�zca depremlerle yok oldu�unu s�ylemek gibi bir gaf yapmamaya da �zen g�sterdim. Antik kentlere de�inmi� olmam�n nedeni ise, ah�ab�n t�m meziyetlerine ve Helenistik d�nem �ncesindeki yerle�melerde dahi kerpi�le birlikte ba�ar� ile kullan�lm�� olmas�na kar��n, Yunan ve Roma-Bizans yerle�melerinde ana yap� malzemesi olarak kullan�lmad���n�, onikibin y�ll�k birikimden s�zederken, bu d�nemlerin g�zard� edilemeyece�ini belirtmekti. �stelik, tek tanr�l� dinlerin yayg�nla�ma s�recinde, pagan k�lt�r�n �nemli bir k�s�m birikiminin de, bir daha ihya edilmemek �zere tarihe g�m�ld���n�, bu k�lt�re ait mimari ��elerin pek �o�unun yokedildi�ini ya da tamamen terkedildi�ini unutmamak gerek. Dolay�s�yla, onikibin y�lda Anadolu�da mimari birikimin ula�t��� nokta olarak geleneksel konut ve onun depreme dayan�kl� teknolojisinden s�z ederken daha dikkatli olunmas� gerekmez mi sizce de?

Depreme dayan�kl�l��� art�rmak i�in kullan�lan demir �ubuklar zaten konumuz de�il. Ah�ab�n esnekli�ini, yine sizin deyiminizle �germe ve �ekmelere� kar�� ne kadar dayan�kl� oldu�unu yads�yan bir c�mle kulland���m� da sanm�yorum. Yaz�m� tekrar g�zden ge�irdim, b�yle bir ifadeye rastlamad�m.

Di�er yandan, yan�t yaz�n�zda, sanki ben �geleneksel konutlar�m�z� sevmiyor ve onlar� korumay� gereksiz buluyormu�um� gibi bir izlenim edinmi� oldu�unuzu g�rd�m. Buna da �ok �z�ld�m, ��nk�, yaz�mda, birka� kez , koruman�n gereklili�inden, geleneksel konutlar�m�z�n y�ksek mimari de�erinden s�zettim. Tarihi miras�n korunmas�na nas�l itiraz edebilirim? Bu, b�rak�n�z mimarlar�, cahil kalm��lar�n dahi yeltenemeyece�i bir tav�rd�r. Kas�tl� ve haince bir yakla��m olabilir bu ancak. Aksine, kentlerin kimliklerini, ki�iliklerini ortaya koyan tarihi miras�n korunmas�ndan vazge�ilemeyece�ini, �stelik bu koruman�n m�zecilik anlay���yla de�il, tarihi miras� g�n�m�z ya�am�na dahil eden bir anlay��la yap�lmas�n� savunan biriyim. Bu ama�la �nerdi�im y�ntem de, yaz�mda, �ok a��k bir dille ifade edilmi�tir. �tiraz etti�im �ey ise, sizin deyiminizle, �bo� nostalji balonlar��d�r. Fo�a�daki kullan�lmayan 150 kadar geleneksel konuttan s�z ediyorsunuz. Bunlar�n neden ilgisiz kald�klar�n�, eminim, ara�t�rm��s�n�zd�r. G�n�m�z ya�am ko�ullar�na ve ya�am bi�imine uygun de�ildir bunlar. Sahipleri ya bo�alt�p gitmi�lerdir ve (bazen bilin�siz bir inatla) restore etmeye de�er g�rm�yorlard�r, ya da ekonomik ko�ullar� bir restorasyona giri�meye elvermiyordur. Yaln�z Fo�a de�il, t�m T�rkiye�de, o kadar �ok geleneksel konutla kar��la�t�m ki, sahipleri ya da kirac�lar�, bir apartman dairesine ta��nacak maddi g��leri olmad���ndan i�inde oturmaya devam etmektedirler. Yani bir nevi �zorunlu bar�nak� gibi kullan�lmaktad�r bu evler. ��inde oturuldu�u halde bak�ms�zl�ktan y�pranmaktad�rlar. Yaz�kt�r. Hamasi konu�malar yapmak ve kendi kendimize kimi zaman �v�nmek, kimi zaman d�v�nmek yerine bu miras�n korunmas� i�in yap�lmas� gerekenleri ortaya koymak ve bu do�rultuda �aba harcamak zorunday�z.

Ger�ekten de, ben �Geyik Muhabbeti� ba�l�kl� yaz�mda, yaln�zca, bir �feti�le�tirmenin� yanl��l���ndan, bir uzmanlar toplulu�una de�il, konut-deprem-kentle�me sorunlar� i�inde bunalm�� halk�m�za y�nelik bir s�yle�inin, insanlar� yanl�� y�nlendirmesinden duydu�um kayg�y� dile getirmek istedim. Bu feti�le�tirmenin boyutu hakk�nda bir fikir vermesi i�in size bir al�nt� verece�im. Say�n Oktay Ekinci, Mimarlar Odas��n�n 37. Ola�an Genel Kurulu�nda yapt��� a��� konu�mas�nda bak�n ne diyor: �Ve yine e�er T�rkiye, mimarl�k k�lt�r�nde d�nyada sadece bu co�rafyaya nasip olan binlerce y�ll�k birikimlerden vazge�meseydi ve sadece arsa rant�n� maksimize etmeye d�n�k bir yap�la�ma ve imar plan� anlay���n�n girdab�na girmeseydi, ayn� depremler felakete d�n��meyecek, d�nya bize (asl�nda yine bizim tarihimizden ��rendikleri) yap� k�lt�r� dersini vermeye kalk��mayacakt�...�  Televizyondaki s�yle�i de, i�te b�yle bir fikrin etraf�nda dola��yor, bu fikri, geleneksel konutlar�m�z ve onlar�n ah�ap str�kt�r� �er�evesinde savunuyordu.

�unu �ncelikle g�rmek gerekmez mi: Anadolu tarihi, yaln�z �bizim� tarihimiz de�ildir. D�nya tarihinin �ok etkin bir par�as�d�r. �stelik yaln�zca mimari birikim bak�m�ndan de�il, sanat�n her t�r�n�n ve edebiyat�n, be�eri bilimlerin ve pozitif bilimlerin tarihi birikimi bak�m�ndan da... �Biz�, yaln�zca, bu birikimin ucunda buca��nda bir k���k par�ay�z. As�l komik olan, d�nyan�n �bizim tarihimizden bir yap� k�lt�r� dersi ��rendi�ini� iddia etmektir.

Sonra, mimarl�k k�lt�r�nde �d�nyada sadece bu co�rafyaya nasip olan binlerce y�ll�k birikim�den s�z ediliyor. Elbette, sadece bu co�rafyada bulunabilecek mimari ��eler g�sterilebilir. Kald� ki, her co�rafyan�n kendine �zg� mimari birikiminden s�z etmek de m�mk�nd�r. Ama, ger�ekten merak ediyorum, nas�l oluyor da, bu co�rafyada olu�mu� da olsa, �binlerce� y�ll�k mimari k�lt�r �yaln�zca bu co�rafyaya� nasip oluyor? �rne�in, Mezopotamya�ya (S�merler), Yunanistan�a (Helen), �talya�ya (Roma) ve herhalde say�labilecek daha �ok say�da �co�rafyaya� nasip olmuyor mu? Osmanl� mimarl��� kadar, Avrupa mimarl��� da Ayasofya�dan etkilenmemi� midir? Ya da, gotik mimarinin, Avrupal�lar�n Ha�l� Seferleri s�ras�nda g�rd�kleri Sel�uklu yap�lar�ndan esinlendiklerine ili�kin �izgiler ta��d���n� d���n�rseniz, Avrupa da bu birikimden �nasiplenmi�� olmuyor mu? Ah�ap str�kt�rl� yap� yaln�z Anadolu�da m� var? Ta��n ve tu�lan�n, zenginli�in (sermaye birikiminin) artmas�yla birlikte egemenliklerini ilan ettikleri �a�lara kadar (16. ve 17. y�zy�llar), ah�ap, Avrupa �kentlerinin� ba�l�ca yap� eleman�yd�. Avrupa, ah�ap str�kt�r�n kullan�ld��� en g�zel �rneklerle doludur hala.

Dahas�, arsa rant�n� maksimize etmeye d�n�k bir yap�la�ma ve imar plan� anlay���ndan dem vuruluyor. Siyasi tercihler konusu bir yana b�rak�ld���na ve toplumsal, ekonomik tercihlere de�inilmedi�ine g�re, kapitalist sisteme g�re ak�l y�r�telim: D�nyan�n neresinde, hangi kentinde kentsel arsan�n �de�erinden� feda edilmi�? Bu de�er �e�itli bi�imlerde ortaya ��kabilir. Ama hepsinin ortak niteli�i, manevi olmaktan �ok, maddidir! Yanl�� olan rant�n maksimize edilmesi �abas� de�ildir: Bu �aba g�sterilirken planlaman�n, mimari yakla��m�n maddi donat�s�zl���ndan, eksiklik ve yanl��l�klar�ndan s�z edilebilir ancak. Akla ve bilime uygun olmayan, gerici politikac�lar�n i�birlik�isi yapsat�� m�teahhitlerin eline bakan mimar ve m�hendislerin �r�nlerinden �ikayet edebiliriz belki. Sermaye birikimini sa�layamam��, yoksul kalm��, feodal ili�kileri a�amam��, kapitalist toplumun gerektirdi�i �rg�tlenmelerini tamamlayamam�� kentlerin arsalar� da, maksimum rant�n tam tersine, ger�ek de�erinin �ok alt�nda b�rak�larak, i�te b�yle heba edilir. Kentlerin ve merkezlerinin mezbelelik halleri, tamamen bundand�r. Do�ru yerde kent kuracak, �al��an bir altyap� olu�turacak, uygun ye�il alan ve sosyal donat� alanlar� ay�racak, bu alanlar� gere�ince donatacak, sa�l�kl� bina in�a edecek paran�z ve �rg�tlenmeniz yoksa, k�t� m�teahhitlere, �irkin y�zl� arsa spek�lat�rlerine, sala� kentlere mahkum olursunuz. T�m ���nc� d�nya �lkelerinin ortak kaderidir bu. Sa�l�kl� bir kentle�me i�in sermaye birikimi �her nas�lsa- sa�land���nda da, �ok katl� yap�ya, g�kdelene, �a�da� mimari yakla��mlara, �a�da� teknolojilere s�rt�n�z� �evirirseniz, �binlerce y�ll�k birikim� diyerek tutuculuk, hatta bir anlamda gericilik yaparsan�z, sizi kimse dinlemez, gerekeni yapar, ama olan �bizim mimarl���m�za� olur.

Do�ru olan yakla��m, d�nyaya �k�lt�rel �st�nl�k� taslamak, kendi kendimize gelin g�vey olmak, �binlerce y�ll�k birikimle� k�r� k�r�ne �v�nmek de�il, d�nyan�n eri�ti�i mimari birikimi, teknolojik d�zeyi alg�layabilmek ve bu alg�laman�n gereklerini yapabilmektir.

Say�n G�ndo�du,

Elbette, konut a����n�n giderilmesinde mevcut konut stoklar�m�z de�erlendirilmelidir. Elbette ikinci ve hatta ���nc� konutlar�n, yazl�klar�n, tar�m alanlar�n�, muz ve portakal bah�elerini, zeytinlikleri yok etmelerine izin verilmemelidir. Do�al ve tarihi �evreye, do�al ve k�lt�rel mirasa zarar veren giri�imler engellenmelidir. Bu konularda size kat�lmamak m�mk�n de�il. Asl�nda, yaz�n�z� okudu�umda, sizinle pek �ok noktada ayn� �eyleri s�yledi�imizi g�rd�m. Hayaller ve ger�ekler konusunda bile...

Binlerce y�ll�k ta olsa, bazen �o� k�lt�rel birikim, bir toplumun olgunlu�a eri�mesi i�in yeterli olmuyor. Hatta �o� topluma ayak ba�� bile olabiliyor. Ya�am�n ger�eklerini g�rmenin, hayal kurmam�z� engellemeyece�ini ve hayal kurmam�z�n ya�am�n ger�eklerinden bizi uzakla�t�rmamas� gerekti�ini anlad���m�zda, birey ve toplum olarak olgunlu�a ula�ma yolunda bir ad�m daha atabilmi� olaca��z.

Bilmem ki, ne dersiniz? Ben -�imdilik- b�yle d���n�yorum...

Sayg�lar�mla,

Fatih S�YLER
6 May�s 2000

Hosted by www.Geocities.ws

1