14.01.1960 MILLIYET
TAS
VALI BEYIN KONUSMASI
Çetin ALTAN
Dünkü gazetelerde sayin Istanbul Valisi Ethem Yetkiner'in, Üniversite'deki hâdiselerle ilgili bir demecini okuduk. Maalesef bu demeçte gerçeklere, hukuk prensiplerine, mülkî idare teamüllerine ve mevcut mevzuatla tatbikata uyan bir tek cümle yok...
Sayin Vali'nin sözlerini cümle cümle naklediyorum: Irticâi tel'in maksadiyle bir talebe tesekkülünün tertiplemek istedigi mitinge memleketimizde irticâ olmadigi için izin vermedim.
Memleketimizde irticâ olmadigi iddiasinin samimiyet derecesini ölçmek çok zor. Gerek sayin Basbakan, gerek sayin muhalefet lideri, nutuklarinda dahi memleketteki su üstüne çikan bir gerilik cereyanindan ve öncüsünden sik sik bahsetmeye ve siyasî edebiyatimiza 31 Mart'tan beri adi duyulmamis birisini sokmaya mecbur olmuslardir. Bu alandaki tevkifler ile D.P. Emirdag ilçe idaresi için verilen isten el çektirme karari meydandadir. Hilâfet isteyenler, seriat isteyenler, mehdîliginden söz açanlar, mucize rivayetleri, çarsaf, bere, sakal ve sinemalarin yaptigi haremlik seanslari her gün gazete sütunlarini doldurmaktadir.
Bunlara karsi Atatürkçü gençligin gösterdigi hassasiyeti, irticâ yoktur mucib sebebiyle kirmaya kalkmanin, dogrulugunu anlayamadik. Sayin Valinin kabul edecegi ölçüde bir irticâ ortaya çiktigi gün, korkariz ki, kendisinin de yerinde baskalari bulunur. Buna ragmen hükûmetin emrine, her ne pahasina olursa olsun, karsi gelmek isteyen bir topluluk, Üniversite bahçesinde derhal dagitildi.
Hükûmet, kanunlari uygular ve kanunlarin uygulanmasi için ancak memurlarina emir verebilir. Vatandasa emir veremez. Üniversite zaten bir topluluktur ve onun bahçesinde bu topulugun Anayasaya bagliligini ifade etmesini, hükûmet emrine karsi gelmek diye vasiflandirmak kabul edilir bir iddia degildir. Hükmî sahsiyeti bünyesindeki toplulukta mâna bulan müesseselerin, toplantilari Toplanti ve Gösteri Yürüyüsleri Kanununun iznine bagli degildir. Kislalardaki toplantilar, okullardaki toplantilar, parlamentodaki toplantilar gibi Üniversite'deki toplantilar için de mülkî makamlarin izni bahis konusu olamaz. Yoksa her ders, her bayrak töreni, her toplu oyun ve her talim için izin almak gerekirdi. Kat'iyetle beyan etmek isterim ki, kanunun ihlâl edildigi her yerde polis, vazifesini serbestçe ve cesaretle ifâ eder.
Hususî hukuk ve askerî kazâ disinda böyle olmasi gerekir. Fakat tatbikatta tersi olmaktadir. Usak hâdiselerinde ve yayin yasagi konan öteki hâdiselerde polis, kanunun ihlâline ve vatandasin tecavüzüne ugramasina seyirci kalmistir. Kaldi ki Üniversitedeki toplantida kanun ihlâl edilmis degildir. Polis, mülkî ve adlî âmirlerinden gayri hiç kimseden izin almaya mecbur degildir.
Mecburdur. Meselâ bir hirsizi kovalarken hirsiz bir kislaya girse, polis, kisla kumandanindan izin almadan oraya giremez. Ayni sartlar altinda Meclise de giremez. Üniversiteye de giremez. Hattâ ev sahibinden izin almadan eve bile giremez. Hele mülkî makamlarin emirleri hiçbir masuniyeti bozmaya yetmez. Mahkeme kararlarinin ise hudutlari bâzan baska kanunlarla tahdit edilmistir. Cumhurbaskanlarinin mutlak dokunulmazligi gibi... Kanunsuz toplanti herkesin serbestçe girip çiktigi, gelip geçtigi Üniversite bahçesinde degil de, binanin içinde olsa idi, polis oraya da girer, vazifesini yapardi.
Üniversite daimî bir topluluk demektir, bunun hangi sartlar altinda kanunsuz olacagini ancak Rektörlük bilir ve bundan sâdece orasi sorumludur. Bunun daima hürmet ettigimiz Üniversite muhtariyetiyle hiçbir alâkasi yoktur. Vardir. Bu da Üniversite muhtariyetini ihlâl etmek degilse, ihlâl nasil olur? Üniversite muhtariyeti, suçlularin Üniversite içinde siginabilmesi demek degildir.
Üniversiteye hiçbir suçlu siginamaz. Bunun ihtimalinden bahsetmek, Üniversite kavramina pek karsi olur. Bu konuda Rektörlügü haberdar etmeden girilecek her tesebbüs bu süpheyi kabul etmek ve Üniversiteyi suçlularla birlik sayacak kadar küçük görmek demektir. Sayin Valinin beyanatinin Rektörle konusmalarina ait kismini ise Üniversite Rektörü tamamen tekzib etmistir.
Biz, resmî makamlar tarafindan verilen demeçlerin hukuka, gerçege ve iyi niyete dayanmasini istiyoruz. Bunlarin sâdece siyasî temayüllere dayananlari ise sahiplerini maddeten ayakta tutsa bile, en kutsal prensipleri yerlerde süründürüyor.