Saygı Ozturk- Star 30 Agustos 2000
Müfettişlerin 'Fethullah Raporu'nu açıklıyoruz
| Fethullah Gülen
grubunun Emniyet içinde geniş bir tabanının bulunduğu biliniyor. Bu grubun çalışma
yöntemleri de müfettiş raporlarıyla gün yüzüne çıkıyor. 'Fethullahçı Emniyetçi'lerin
deşifre olduktan sonra geri çekilmeyi bildikleri ve yerlerini başkalarının
doldurmalarını sağladıkları da bu ayrıntılı raporu okuduğumuzda görülüyor. Emniyet Genel Müdürlüğü 'Fethullahçı' oldukları gerekçesiyle bazı Emniyet mensupları hakkında inceleme yaptırdı. Polis Başmüfettişleri Ahmet Saraç, Mustafa Maktav, E. Özgül Ezer'in yaklaşık 11 ay süren incelemeleriyle bazı gerçekler ortaya çıktı. Fethullahçılar'ın nasıl örgütlendiği, hangi birimleri ele geçirmek için harekete geçtikleri 13 Haziran 1999 tarih B. 05.1.EGM.0.60.01 sayılı raporunda belirtiliyor. Bazı Emniyet mensuplarının isimleri sıralanıyor. Bunların isimlerini ve görev yerlerini şimdilik açıklamak istemiyorum. Ancak Emniyet'te üst düzey görevlerde olduklarını belirtmekle yetiniyorum. Öyle bir yapı kurulmuş ki bazı isimler 'Sincan olayları'na kadar dayanmış... İnceleme yapılırken müfettişler ismi geçen kişilerin daha önce çalıştıkları birimlerde, o dönem birlikte oldukları görevlilerle de konuşmayı ihmal etmemiş. Dahası bazılarının köylerine bile gitmişler. Orada da gizli araştırmalar yürütmüşler. Yani tam 'polisiye araştırma' yapmışlar. Üç koldan yürütülen incelemeler tamamlandıktan sonra Fethullah Gülen grubunun Emniyet'e ilk sızış tarihleri ve faaliyetleri raporun 'tahlil' bölümünde şöyle belirtiliyor: '1985-1992 yılları arasında, irticai yapıya sahip kişilerin Emniyet Teşkilatı içinde yapılanmaya gittikleri ve bu dönem içerisinde önemli yerlerden daire başkanlıkları, eğitim kurumları ve illerde kendi elemanlarını yerleştirerek uzun vadeli, planlı ve programlı bir şekilde çalışma içerisinde oldukları herkesçe bilinen bir gerçektir. Belirtilen yıllar arasındaki teşkilat bünyesindeki yapılanmada, eğitim kurumlarına eleman almada, yurt dışına eğitim ve araştırma amacıyla personel gönderilmesinde, rütbe terfilerinde, atamalarda ve diğer konularda kendi yandaşlarına çeşitli menfaatler sağlanmıştır. Günümüzde Emniyet Teşkilatı'nda yer alan irticai gruplardan bazılarının 1990-1992 yıllarında Polis Akademisi Başkanlığı'na alınan özel sınıflardan olduğu görülmektedir. Yine yukarıda belirtilen yıllar arasında Polis Koleji ve Akademisi'ne alınan öğrenciler, bugün karşımıza irticai faaliyetler içerisinde yer alan rütbeli elemanlar olarak karşımıza çıkmaktadır. Konuya örnek olarak 1992 yılında Polis Başmüfettişi İzzet Sezgin Şenel tarafından yapılan tahkikatta Polis Akademisi'nde görevli 9 öğretim üyesi ve H.B.E, M.T., S.T., A.Ö. gibi üst düzey yöneticilerin de bulunduğu 90'a yakın personel hakkında Emniyet Örgütü Disiplin Tüzüğü'nün 8/1 maddesine göre meslekten çıkarılmalarına ve bütün sanıklar hakkında Devlet Güvenlik Mahkemesi'ne suç duyurusunda bulunulması talep edilmiştir.' Fethullahçı yapılanma konusunda örnekler veren 3 polis başmüfettişinin raporlarında şunlar yazılı: 'Vermiş bulunduğumuz örneklerle, Emniyet Teşkilatı'nda ve Polis Akademisi'nde irticai gruplara ait kesimin nasıl bir yapılanma içerisinde oldukları, planlı ve programlı çalışmalarının sonucunda atılan tohumların yeşererek günümüzde nasıl büyüdüklerini görmekteyiz.' İsimleri 'Fethullah Hoca'nın Emniyet'teki kilit adamları' olarak geçenlerin 'jet hızı'yla yükseldiğini müfettişler raporlarında belirtiyor ve bunun için örnekler sıralıyorlar. Bir isim belirtip bu kişinin nasıl yükseltildiği örnek olarak gösteriliyor. İşte yazdıkları: 'Bu kişi Şube Müdürü olarak (4'üncü sınıf emniyet müdürü) Polis Akademisi'ne geçmesiyle beraber 3 yıl içinde Polis Akademisi Başkan Yardımcısı, bir yıl sonra Daire Başkanı olmuştur. Yani 4 yılda bu rütbeyi almıştır. Günümüzde ise aynı şartlarda Birinci Sınıf Emniyet Müdürü olabilmek için en az 9 yıl müdürlük yapmış olması gerekmektedir.' Bazı Emniyet mensupları 'Fethullahçı' olmanın karşılığını kısa sürede üst rütbelere ulaşarak alıyor. Bu kişiler gelebilecekleri yere geldikten sonra, daha doğrusu iyice 'deşifre' olduktan sonra Fethullahçılık'la ilgili faaliyetlerde geri planda kalıyor. Bu bilinçli bir uygulama olsa gerek. Tarikat bağı kurulduktan sonra yükselmek kolay. Bunlar belli bir yere geldikten sonra 'Ben onlardan değilim. Kandırılmışım' demeye başlıyorlar. Bu durum müfettişlerin inceleme raporunda şöyla belirtiliyor: '1985-1991 yılları arasında irticai kesime mensup kişilerin Emniyet Teşkilatı'nda yapmış oldukları yapılanma ile kendi yandaşlarına çeşitli menfaatler yarattığı bilinmektedir. Örneğin emniyet müdürlüğü rütbesini alan personel, hemen birkaç ay veya yıl içinde 1'inci sınıf emniyet müdürü yapılarak okul müdürü, daire başkanı ya da il emniyet müdürü olarak ataması yapılmıştır. Günümüzde ise 1'inci sınıf emniyet müdürü olabilmek için 9 yıl çalışmış olmak gerdekmektedir.' Emniyet'in içinde bulunduğu durum, bu örnek özetlemeyle yetiyor. Bu raporun ayrıntıları var. Onlara da değineceğiz. Bir gerçek daha var, Fethullahçılar'a yönelik operasyon planlarının hazırlanmasına rağmen uygulamaya konulmadığı da bilinen bir gerçek. |