HOCANIN OKULLARI ''Hoca'nin Gorunmeyen Yuzu: Okullari'' isimli kitaptan alintiliyoruz: ''Bugun ortaya cikarak, yillarca birlikte yasadigim bu cemaatin aldatmacalarini ortaya koymanin altinda iki onemli neden var: 1. Onlarla birlikte oldugum sure boyunca yapilan baski ve zorlamalar sonucu, iki bucuk yil depresyon tanisiyla tedavi gormus olmam... Benzer bir durumu halen yasamakta olan bir diger ogrencinin babasini tanimam. 2. Din adina korkunc bir somuru duzeni kurarak, insanlari aldatan ve toplumu ortacag karanligina goturmek isteyen bu salgina, vatanini ve degerlerini seven bir kisi olarak dur diyebilmek... Okulun en basarili ogrencisi olarak 2. ve 3. siniflarda Imam-Hatip Ortaokullari bilgi yarismasinda yer aliyordum. Son sinifta okulun yakininda bir evde yasayan bazi agabeyler, bizimle ilgilenmeye basladilar. Bizi evlerine davet ederek, 'derslerimize yardim edeceklerini' soyluyor, ayrica bize cok hos ikramlarda bulunuyorlardi. 1989-90 ogretim yili boyunca evlerinde bize ders veren bu agabeyleri, siniftaki bir arkadasim araciligi ile tanidim. Saatlerce bize ders anlatir, bilmediklerimizi ogretir, bu arada sohbet ederlerdi. Bu agabeylerin, bizi calistirmalari karsiliginda maddi hicbir sey istememeleri bizim icin bulunmaz firsatti. Verdikleri derslere devam eden 6-7 ogrenciydik. Birgun geldi, 'neden boyle bize iyi davrandiklarini' sordugumuzda; 'Bizler okullarimizi bitirdigimizde ogretmen olmak istiyoruz. Sizlere ders anlatarak deneyim elde ediyoruz' dediler. Sozunu ettigim agabeyler, bana ilimli
olmayi ogrettiler: Bizlere verilen egitimin amaci Imam-Hatip okullarinda da, Fethullah
cemaatinde de ayniydi. Yani, Islami bir toplumu yaratmak... Islam devleti kurmak. Bu amaca
ulasmada yol ve yontem farkliydi. RP ve onun gibi tanimlayabilecegimiz radikal gruplar ,
kendilerini soylem ve faaliyetleriyle ortaya koyarken; F. Gulen cemaati, cok Diger insanlar, 'Islamda kadinla tokalasmak haramdir' deyip kadinlarla tokalasmazlarken ve bir bakima zihniyetlerini acikca ortaya koyarken, bizim cemaatin elemanlari-insanlari tarafindan kabul gormek icin -kadinlarla birarada olmaktan kacinmazlar... Bu durumu baska bir ornekle daha aciklamak istiyorum: Mesela, Isik Evleri'nde kalan biz Nur talebeleri icin, coca-cola icmek kesinlikle haramdir. Fakat cemaate yeni girecek veya yeni girmis insanlarin evine gittigimizde, bize ikram edilen cola'lari, 'haram ' diyen agabeyler, bizden once davranir icerlerdi. Daima uyumlu ve ilimli bir goruntu vermek tedbir olarak vasiflandirilir. Agabeylerle oldugumuz 9-10 ay suresinde, bizden hicbir sey istemediler. Oylesine siki bir tedbir uyguluyorlardi ki, o insanlari onca sure taniyor olmamiza ragmen, namaz kildiklarini, Zaman gazetesi ve Sizinti dergisi okuduklarini, Fethullahci olduklarini anlamamistik. Bunlari, geriye donusumuzun artik olmayacagi bir zamanda ogrendik. Bu uzun zaman diliminde gazetelerini, kitaplarini, namazlarini, ibadetlerini bizden siki bicimde sakladilar. Daha sonra bu yontemi biz de ogrencek ve yeni gelenlere, bize ve dostlugumuza alisincaya kadar, hicbir sey belli etmeyecektik. Bu gizlilige, 'hizmette temel egitim' yani 'tedbir' deniyor. Cemaat mensuplarina herhangi bir onyargi ile bakilmamasi, onlarin tehlike olarak gorulmemesi icin, bu yonteme basvuruyorlar. Bu yontem 'Isik Evleri' icin cok gerekli. Ayrica, kamuoyu icinde cok olumlu bir goruntu veriyorlar. Gercek yuzlerini gostermezler. Bizi Izmir'e getiren ve o cok guvendigimiz agabeylerin gercek yuzunu gormeye basladik. Bize, kalacagimiz yurt icin cok guzel seyler anlatmislardi. Oysa, kalacagimiz yurt daha insaat halindeydi. Ve yurdun bitirilmesi icin, bizim de isciler gibi gunlerce calismamiz gerekiyordu. Bize, 'Ataturk Lisesi'nde okuyacaksiniz' demislerdi, oysa beni Buca Lisesi'ne, N'yi ise Sirinyer Lisesi'ne kayit yaptirdilar. Yeni yasam, yeni bir dunya...'' Donmemek uzere butun gemileri yakmis; butun belgeleri onlara vermistik. Okullara kaydimiz yapilmisti... Agabeyler de zaten bunu cok iyi biliyorlardi. Boylece ailelerinden cesitli vaatlerle kopartilmis, dunyayi tanimayan, hicbir sey bilmeyen bir suru zavalli cocuk... Artik, bu tarihten sonra bizim icin yeni bir yasam basliyordu: Fethullahcilik. Gercek boyle... Sonra da kati bir disiplin ve Said-i Nursi'nin ogretileri ile dis dunyadan tamamen kopuk, Fethullah Hoca'nin gorusleri dogrultusunda bir sisteme dahil ediyorlar, hizmete sokuyorlar... Bu cemaatin kendisiyle misyon edindigi 'Ilay-i Kelimetullah' yani Islami dunyanin her yanina ve her insanina goturmeye, Allah'in dini olan Islami ve anayasa hukmunde olan Kur'an-i Kerim hukumlerini hem fen hem de toplumsal yasamda etkin kilmaktir. Diger adiyla 'Kur'an hizmeti'.. Tedbir ise, Kur'an hizmetini yaparken bu hizmete hic kimse tarafindan zarar verilmesin, bu is yarim kalmasin diye alinan birtakim onlemlerdir. Bu onlemlere, diger adiyla takiyle ya da tev'il yoluna gitme de denir. Orneklemek gerekirse, cok ilimli ve yumusak gozukmek, kod isimleri kullanmak, yeni ogrencilerden uzun bir sure asil kimliklerini saklamak gibi... Kendine, 'Hakki tutup kaldirma' ya da 'Islami yeniden herseyi ile hem bireyin hem de toplumun tum yasamina etkin ve egemen kilma' diye tanimlayabilecegimiz bir misyon yukleyen bu cemaat, kod isim kullanmayi 'tedbir' acisindan zorunlu gormektedir. Nihai hedefe ulasana kadar, her yontem ve yol mubahtir. Bunun icine yalan soylemek de, insanlari aldatmak da girer. Yeter ki, 'hizmet' kesintiye ugramasin. Hizmet denilen calismanin en buyuk ozelligi, sessiz ve derinden olmasidir. Bu gizlilik de guclu oluncaya kadar devam edecektir. Gulen'in deyisiyle, bunun olcusu, 'Gelinen hicbir noktadan, hicbir guc tarafindan geri adim attirilmayacak kadar guclu olmaktir'. Cemaatin temel felsefesi budur... Agabeyler, kapmak icin ogrencinin evine tanisma yemegine gitiklerinde, sayet evin reisi icki iciyorsa, Agabey de ona eslik ediyordu. Bir defasinda arkadasimin evine gitmistik. Yemekte icki vardi; agabey, arkadasimin babasina katilmak icin orada icki de icti. Gozlerime inanamadim. Daha sonra, sordugumda, 'hizmet icin' dedigini hatirliyorum. Disarida entelektuel gorunmeye calisilir, pantolon giyilir, kravat takilirdi. Evlerde ise salvar giyer, sarik takarlardi. Yani disarida tedbir uygulanirdi... (*) (*) Gorustugumuz eski bir cemaat mensubu boyle bir olaya rastlanmadigini, disarda modern icerde salvar giyinmenin cok lokal bir davranis olmasi gerektigini belirtti.
Cemaat medyayi iyi kullaniyor Fethullah Gulen cemaatinin cok uzun
yillar kapali ve sessiz kalip, sonra birdenbire kamuoyunun gundemine girmesi, kuskusuz,
cok ince bir politikanin sonucudur. Fethullah Gulen, 30 yila yakin bir zamandir bu cemaati
206 kitle orgutunu catisi altinda
toplayan Sivil Toplum Kuruluslari Birligi (STKB), anilan ogrencilerin tanitimina onculuk
edince, cemaat yayin organi konumundaki Zaman gazetesi, Gulen ve okullarin savunmasini
ustlenerek; STKB'yi ''illegal orgut yuvasi'' ve ''Ataturkcu Dusunce Dernegi'' ni de
''Ataturk ismini izinsiz kullaniyor'' diyerek sucladi. Gazete haberinin ekseni, anilan Gulen'in avukatlari da, ogrenciler ve arkasindakiler hakkinda dava acacaklarini acikladilar. (bkz; Zaman, 17 Subat 1998) Fakat Zaman gazetesi, kanunen yasak olan ''Ataturk'' adinin alinmasiyla, bir sifati ifade eden ''Ataturkcu'' sozcugunu bilerek birbirine karistirip, sanki ''Ataturkcu'' sifatinin da bir kisiye, dernege, kurulusa verilmesinin yasadisi olacagi yolunda izlenim birakti. Acik bir demagoji kokuyordu soz konusu haber. Bu arada, genelde dinci vakiflari
barindiran Turkiye Gonullu Tesekkuller Vakfi Baskani Ahmet Sisman da, ''kimligi belirsiz
iki ogrenciye isnat edilerek Fethullah Gulen'in karalanmasi'' ni kinadi. Gulen'den ''Ozur
dilenmesi'' ni istedi. (Zaman, 14 Subat Islami egilimli avukatlardan olusan Hukukcular Dernegi Baskani Av. Necati Ceylan, ''bu aciklamayla hukukun cignendigini'' belirterek, ''bu acikca yargisiz infazdir'' yolunda gorus belirtti. Ancak, STKB gerilemedi; daha once basin onune cikmayan ve adlarini gizleyen iki ogrenciyi kamuoyuna tanitti. ''Hoca'nin Gorunmeyen Yuzu- Okullari'' adiyla, iki ogrencinin anlatim ve iddialarini iceren kitabi basina dagitti. Basta Zaman gazetesi olmak uzere
Fethullah Gulen'e yakin duran cevre ise, ogrenci ''yakinlarinin ifadelerine'' dayanarak,
''anilan iki kisinin STKB tarafindan aldatildigini; kendilerine burs verildigini ve
milyarlarca lira takdim edildigini'' soylediler. Zaman, daha bir gayretli davranarak,
STKB'nin toplantisina katilan Turk-Is 1. Bolge Temsilcisi Faruk Buyukkucak' la goruserek,
''bu zatin, STKB tarafindan baska bir gerekceyle toplantiya davet edildigini: oysa, basin
toplantisinin Fethullah Gulen aleyhinde oldugunu Aydinlik dergisine yaptigi aciklamaya gore, Buyukkucak soyle dedi: ''STKB toplantisina bilerek ve isteyerek katildim. Oyuna falan da getirilmedim. Zaman gazetesi carpitiyor. Tekzib icin ariyorum, ama karsima cikmiyorlar.'' (bkz; 15 Subat 1998) Aksam 'dan Nazli Ilicak, ''Ser
cephesi hala gorevde'' basligi ile su satirlari kaleme aldi: ''Refah Partisi'nden sonra,
sira galiba Fethullah Gulen Hocaefendi aleyhine bir kampanya baslatmaya geldi. Bazi gazete
ve dergilerde haberler yayinlaniyor, duzmece sehitler bulunup toplantilar duzenleniyor.
Gene birileri dugmeye basti... Birtakim sivil toplum kuruluslari cemaatin okullarinda STKB, basina yaptiklari ikinci bir aciklamada, ''STKB'de yer alan tum orgutler yasaldir'' dedikten sonra, ''Seriat devleti getirmek isteyenler, hangi kademelere gelmis, hangi gorev ve yetkileri ele gecirmis olursa olsun, demokratik, laik, sosyal hukuk devlet ilkelerine gercek anlamlari ile sahip cikan bizleri bilincli ve kararli sekilde karsilarinda bulacaklardir'' yolunda gorus belirtti. (Cumhuriyet, 14 Subat 1998) Ardindan ''Fethullah'in parlatilan yildizini sondurecegiz'' sozlerini soyledi. (Aydinlik, 15 Subat 1998). Olayin hikayesi boyle. Medya ile calisan Strateji Grubu Ozellikle medya, Gulen cemaatine cok olumlu yaklasiyor. Dogrusu cemaat, medyayi cok iyi kullaniyor. Baslangicta, televizyonlarda ya da basindaki soylesiler, ozel olarak secilmis kisiler tarafindan yaptirildi. Bunlar anlasmali roportaj ve yazilardi. Bunlar nasil yapiliyor? Bilinen
seyler bunlar... Cesitli yontemler var... Basinda maddi ya da manevi cikar temin etme
geliyor. Cemaat, Fethullah Gulen'in temas edecegi, soylesi veya TV programi yapacagi
kisilerle ilgili olarak cok ayrintili bilgi toplar. Onlari degerlendirerek, uygulanacak
stratejiyi saptar. Zaten, kendilerine uygun onerileri kabul ederler. Medya iliskileri ile
calisan, G. Gulen cemaatinin cok uzun yillar kapali ve sessiz kalip, sonra birdenbire kamuoyunun gundemine girmesi, kuskusuz, cok ince bir politikanin sonucudur. F. Gulen, 30 yila yakin bir zamandir bu cemaati olusturmus. Hicbir gazeteci, ciddi bicimde, bu cemaatin yetistirdigi genclerin dunyasina girmeyi dusunmemis. Cok saglikli bir arastirma, bazi seylerin Turkiye'de ne kadar ters gittigini ortaya cikarabilirdi. ''Nabza gore serbet vermek...'' Son gunlerde cemaatle ve hoca ile ilgili haber soylesiler cok artti. Bizlere, zaten, 1998 yili basi itibariyla cemaatin cok onemli hale gelecegi soylenmisti. Oyle de oluyor. Hele cemaatin odullerini alana unlu kisiler... Bugun yukselen radikal Islama karsi Gulen'i umut isigi gorenler, kisa zaman sonra ne denli yanildiklarini anlayacaklardir... Istanbul Gazi Mahallesi'nde meydana gelen olaylar sirasinda incinmis olan Alevilerin, bir anlamda destegini almak icin, 'Ben de Aleviyim' diyor F. Gulen. Bunu agabeylere sordugumuzda, 'Hocaefendi, bu sozleriyle ne demek istedi?' dedigimizde, bizesoylenen suydu: 'O Kizilbaslara ulasabilmenin, hareketimize engel olmalarini onlemenin yolu, biraz gururlarini oksamaktan gecer. Nabza gore serbet vermek gerekir. Hocaefendi, bunu yapmistir.' Cemaat, Sunnilik disinda butun mezhepleri kesinlikle reddeder ve dislar. Dogu'dan gelmis Safii mezhebindeki bazi arkadaslar, zorla Hanefi yapildilar... Takiyye, cemaatin temel felsefesidir. Kullanilan kod isimler, uzatilmis saclar, uzun favoriler, modern gorunusler, gerektiginde kizlarin baslarini acmaya zorlanmalari, hep hedefe varmak icin kullanilan gostermelik hareket ve aldatmacalardir... Oysa, hizmette, surekli olarak, yillarca beyinlerimize 'cemaat disinda dost olmayacagi, cemaat disindaki butun insanlarin cok kotu insanlar olduklari' asilandi. Burc FM, STV, Sizinti, Aksiyon vs'den olusan bu cemaatin medyasi, propagandalarini yapmak ve kendilerini tanitmak acisindan cok onemlidir. Yayinlarda tarihi ve guncel olaylar cok degisik acidan yorumlanarak verilmek istenen mesajlar topluma ulastirilir. Ama, bilir misiniz ki, bu yayinlar biz cemaat ogrencilerine yasaktir. Bizler STV, Burc FM'i izleyemeyiz. O
yayinlardaki cagdas bir konusma, konuklarla sohbetler ya da muzik programlari bizim
kafamizi karistirabilir diye... Cunku yayinlar, cemaatin kamuoyuna yansiyan yuzu icin ozel
olarak secilmis programlardan olusur.(*) Cemaatte 'kadin sesi kesinlikle haramdir' fikri,
ilk ogretilenlerin basinda gelir. Oysa, STV'de Eser - Engin Noyan cifti Ote yandan, zar zor gecinirken, bizleri mecburen Zaman ve Sizinti gibi cemaatin yayinlarina abone yaparlardi. Yurt ve evlerde kalan herkesin bir gorevi vardi; Zaman gazetesi, Sizinti dergisi sorumlulari gibi. Onlara kazandirdiklari her abone icin, 'ahirette sana su kadar Huri verilecek ve sevap yazilacak' diyerek calismalari, gazete ve dergilerin tirajlarinin arttirilmasi saglanirdi.
ISIK EVLERI Gulen'in deyimiyle, (ogrencilerin/agabey adi verilenlerin kaldigi-F.B.) 'Isik Evleri' cemaatin inanmis ya da ticari imkanlar saglanmis esnaf ve isadamlari tarafindan finanse edilir. Cemaat icin agi genisletmenin yolu, yeni mali kaynak ve insan gucu bulmaktadir. Cemaatin birlik butunluk icinde birarada bulunup, amaclarini gerceklestirmesi icin, yeni gelenlere manevi ve mukaddes degerlerin onemi benimsetilir. Ahiret hayatlarinda elde edecekleri kazanimlar, sevaplar anlatilir. Onceleri Anadolu'daki esnaflarla baslayan, sonra buyuk kentlere ve is dunyasina ulasan bu maddi yardimlarin birer Allah ve Peygamber hizmeti oldugu kabul edildigi icin, cemaat bu konuda pek zorluk cekmez. (Bu yardimsever kisilerin) cemaatin, ogrencileri Ummet ruyalari ile egittiklerini bilmedikleri muhakkak. 'Hayirli bir is' diyerek buna sariliyorlar. Boylece, Turkiye'nin dort bir tarafinda, ilcelere kadar uzanmis bu evlerde, okullardaki basarili, zeki cocuklarla baglanti kurulur. Genellikle okul birincileri secilir. Bu nedenle, 'Isik Evleri', cemaate adam kazandirmanin en etkili yontemidir. O evlerde gorulen yakinlik, karsilik beklemeden yapilan yardimlar cocuk dunyamizda bizlere, o gune degin hic sahip olmadigimiz duygulari, heyecanlari yasatir. Ancak cemaate girdikten ve cemaatin bir kucuk uyesi olduktan sonra muthis bir degisim baslar. Bir askeri disiplinle, oylesine kati kurallarla yasamaya baslanir ki, dayanmak cok guctur. ... Yurt belletmeni, beni, sabah namazina kaldirdi. Ustum acik oldugu icin cok usurdum. Bir de sabahlari buz gibi suyla abdest alirdik. Bir keresinde abdest almak istemedim. Belletmen, zorla beni suyun altina soktu. Ondan sonra hasta, sinuzit oldum... ... Yatsi namazi ve tesbihattan
sonra, ev imaminin sohbeti vardir. Sonra Nur Risaleleri ve F. Gulen'in kitaplari okunur,
kasetleri izlenir. Haftada en az (biz ogrenciler icin ozel olarak hazirlanmis) 3 kaset
video izlenir. Islamin nasil yeniden yonetime hakim olacagi, ozlenen Ser-i duzenin topluma
faydalari ve benzeri hedefler tekrarlanir. Ya da Hoca'nin yeni cikan bir kitabi sayfa
sayfa Evler cok guzel dosenmis, her turlu imkani olan evlerdir. Ev imami, ogrencilerle surekli toplanti halindedir. Dikkati cekmek icin, toplantilar herkesin uykuda oldugu zamanlarda yapilir. Siki istisare icindedirler. Eve gelen ogrenciler kivama gelmisse, onlarin planlamasi yapilir. Zaman gazetesinin promosyonu icin calisilir. Her evin imami, abone bulmak konusunda yaris icindedir. ''Kutsal cemaatten olmak...'' Bir kere, beyinlerimize su ana fikir sanki kazinmistir: 'Bu cemaatten olmak cok buyuk bir nasiptir. Yani oyle bir kismettir ki, herkese nasip olmaz. Allah'in ancak cok sansli ve secilmis kullari, bu cemaatin bireyleri olabilir. Bu kutsal cemaatin manevi bir misyonu var'... Ayrica, surekli olarak cemaatin cok buyudugu ve hayatta ne olmak istersek -kaymakam, vali, polis, ogretmen- olabilecegimizi ya da nerede ve nasil bir is kurmak istiyorsak, cemaatin hemen yardim edecegini soyluyorlardi. Cemaatin sadece Turkiye'de degil, butun dunyada yayildigini ve cok guclu oldugunu soyluyorlardi. Eger cemaate karsi olumsuz bir
davranisiniz olursa, hizmeti sekteye ugratacak birsey yaparsaniz, en basta 'sefkat tokadi'
yersiniz. Allah'in kapisina sirtini donmeniz ve Allah'in da size sirtini donmesi...
Peygambere karsi gelmeniz... bunun sonuclari ne olabilir? Bu tur oyle korkutucu seyler
anlatilir ki, inanci olan bir insan icin bunlara tahammul edilemez... Eger cemaate karsi
cok buyuk bir sey yaparsaniz, hizmette kucucuk bir hata yapmis olursaniz, Allah basiniza
oyle husumetler getirir ki, ne dunyada ne de Cemaat, cok net soylemek gerekirse, ana hatlariyla: a) Isik Evleri ve yurtlarda yetistirilen, Gulen'in deyisiyle, 'Isik Suvarileri' yle yeni bir toplum yaratmak... Altin Nesil denen, bu yetistirilen genclik, cemaatin ana hedefleri cercevesinde yeni bir toplum yaratacaktir. b) Yaratilan yeni toplumda Islami duzen hakim olacaktir. Bu da laik demokratik Turkiye Cumhuriyeti'ni sona erdirip, yerine Ser'i kanunlarin gecerli olacagi, Islami devleti kurmakla gerceklesecektir. ... Yetistirilip, kendilerini Altin Nesil denilen yeni nesil, Ataturk'e, devrimlerine ve onun eseri olan Cumhuriyet'e dusmandir. Onunla hesaplasmak uzere yurt, kolej ve Isik Evleri'nde egitilmislerdir. Ser'i duzeni arzulayan tek tip insanlardan olusan yiginlari olusturur... Yani bir kul oluyoruz. Artik hangi
yone suruklenirsek, nereye goturulursek oraya gidiyoruz. Sormayan, sorgulamayan, kendine
soylenen her seye riza gosteren, itaat eden kisi oluyoruz. Agabeyler ne derse, itirazsiz
kabul edeceksin... Orduya yonelik siyaset Gulen ve cemaati; planli surdurdukleri calismalarinin onunde engel olarak hep orduyu gormuslerdir. (Orduyu) ele gecirme hep basarisizlikla sonuclaninca, Gulen, su anda orduya yonelik su politikayi izlemektedir: 1) Orduya hos gorunme (bu arada hizmet calismalarini yine sessiz ve derinden devam ettirme) 2) Askeriyeye karsi bazi politikacilardan alinmis tavizlerle polisi guclendirme (Asker-polis denkligini olusturmaya calisma).. Ordunun istedigi zaman ihtilal yapabilme ihtimalini onlemenin yolu ya da orduyu ele gecirmek ya da boyle bir guc dengesi olusturmakla saglanabilir (polis kolejlerine girmek, ogretim uyelerini ozel olarak sectirmek ve cemaate bagli polisleri daha ogrencilik yillarinda etkilemek, hizmete sokmak).. Nitekim basina yansiyan pek cok olay, cemaatin polis camiasinda oldukca etkin oldugunu gostermistir. Kati hizmet anlayisi icinde yetistirilen bu polisiye kuvvet, gerektiginde silahli bir guc olarak ordunun karsisinda yer alabilir diye dusunulmustur. Gulen, ordu konusunda o kadar hassastir ki, askerin almis oldugu her olumsuz karar, onu hasta eder, yataklara dusurur... Idari ve siyasi kadrolardaki muritleri, ona tehlikeli durumlari (darbe vs-FB) ihtimalleri cok kisa zamanda ulastiriyorlar kuskusuz... ... Hizmet, askeriyeye cok buyuk onem vermektedir. Su anda Hizmet'in hedefi askeriyedir. Bu kurumu da ele gecirirlerse, Turkiye cok buyuk bir kaosun icine suruklenecektir. Hizmet devamli olarak, uygun kisilige, asker kisiligine sahip sir vermeyen elemanlari secer ve eliyle askeriyenin icine koyar. Bunlardan biri de bendim. Ancak birkac arkadasimiz, daha sonra askeri okullarda fark edilerek okuldan uzaklastirildilar. Bizleri, askeri okullarda kendimizi belli etmememiz icin ozel olarak egitirlerdi. Mesela, gozlerimizle namaz kilardik.... Orduya yonelik siyaset Gulen ve cemaati; planli surdurdukleri calismalarinin onunde engel olarak hep orduyu gormuslerdir. (Orduyu) ele gecirme hep basarisizlikla sonuclaninca, Gulen, su anda orduya yonelik su politikayi izlemektedir: 1) Orduya hos gorunme (bu arada hizmet calismalarini yine sessiz ve derinden devam ettirme) 2) Askeriyeye karsi bazi
politikacilardan alinmis tavizlerle polisi guclendirme (Asker-polis denkligini olusturmaya
calisma).. Ordunun istedigi zaman ihtilal yapabilme ihtimalini onlemenin yolu ya da orduyu
ele gecirmek ya da boyle bir guc dengesi olusturmakla saglanabilir (polis kolejlerine
girmek, ogretim uyelerini ozel olarak sectirmek ve cemaate bagli polisleri daha Nitekim basina yansiyan pek cok olay, cemaatin polis camiasinda oldukca etkin oldugunu gostermistir. Kati hizmet anlayisi icinde yetistirilen bu polisiye kuvvet, gerektiginde silahli bir guc olarak ordunun karsisinda yer alabilir diye dusunulmustur. Gulen, ordu konusunda o kadar hassastir ki, askerin almis oldugu her olumsuz karar, onu hasta eder, yataklara dusurur... Idari ve siyasi kadrolardaki muritleri, ona tehlikeli durumlari (darbe vs-FB) ihtimalleri cok kisa zamanda ulastiriyorlar kuskusuz... ... Hizmet, askeriyeye cok buyuk onem vermektedir. Su anda Hizmet'in hedefi askeriyedir. Bu kurumu da ele gecirirlerse, Turkiye cok buyuk bir kaosun icine suruklenecektir. Hizmet devamli olarak, uygun kisilige, asker kisiligine sahip sir vermeyen elemanlari secer ve eliyle askeriyenin icine koyar. Bunlardan biri de bendim. Ancak birkac arkadasimiz, daha sonra askeri okullarda fark edilerek okuldan uzaklastirildilar. Bizleri, askeri okullarda kendimizi belli etmememiz icin ozel olarak egitirlerdi. Mesela, gozlerimizle namaz kilardik.... |