DAVA:
Gulen'in ilk davasi hocasi said-i kurdinin intikamini almak, ama asil gayesi de bir
seriatci Kurt devleti kurmaktir. Bunun icin "Eger elimde imkan olsaydi, her
birinizin icine, evinizin yolunu unutturacak sekilde izdirap ekerdim…Yapar ve her
birinizi dava dusuncesiyle deli etmeye calisirdim." (Fasildan Fasila-2, sf.141)
davada munferit hareket edilmemesini, dayanismanin sart oldugunu, "islam davasi
bugun bizden cok daha fazla fedakarliklar beklemektedir" (Fasildan Fasila-3, sf. 5)
diyerek "artik Ramiz hocanin oglu degilim. Kaderim, sizin kaderinizle, davanin
kaderiyle butunlesmis. Bu safhadan sonra benim munferit kararlar vermem ve o kararlara
gore davranmam acik ya da kapali hizmete ihanet sayilir. Verecegim yanlis kararlarin riski
butun bir cemaata râcî olur…" (a.g.e., sf. 69) demekte, orgutunun elebasi
olarak sorumluluklarinin altini
cizmektedir. "Biz bugun muslumanlar olarak cok agir bir mesuliyetin altinda
bulunuyoruz. Bir donemde sabahe gibi seckinlerle temsil edilen bu dava, bugun, ciliz
iktidarimiza ragmen, ilahi bir ihsan olarak omuzlarimiza yuklenmis durumda."
(Fasildan Fasila-2, sf.63) Goruluyor ki, kendini islam devletini yeniden kurmak misyonu
ile gorevli kabul ediyor.
"…dava insanlarinin munferit hareket etmeleri son derece sakincalidir… davaya
zimnî ve kapali bir ihanettir."
(Fasildan Fasila-3, sf. 69) "Ben yillardan beri bu davaya sahip cikacak
insanlarin genclerden tesekkul etmesi icin rabbime dua dua yalvardim."(a.g.e., sf.
96)
"O halde gelin, Allah askina; su islam ve kur'an davasinda, hem de her seviyede
elemana cok ciddi ihtiyac duyuldugu bir donemde, ayni cizgiyi paylastigimiz insanlarin
kusurlarini arastirmayalim." (a.g.e., sf. 20)
Yeter ki davayi hedefimize ulastiracak sekilde yurutelim diye bas bas bagiriyor.
Butun teskilatina da "Basyucelerin Amentusu" adini verdigi bir de and
ictirmektedir. Soyle ki; "Mukaddes dava ve mefkuremizi, nefsanî ve cismanî
herarzunun ustunde tutmak, onu butun beseri istek ve istihalara tercih
>etmek, gercegi bulup bildikten sonra umum sevdiklerimizi ve gonul bagladiklarimizi
feda edecek kadar kararli olmak, yuce mefkure adina en tahammul fersa hadiseleri
gogusleyerek, gelecek nesillerin saadetine giden yollari acmak, maddi manevi butun
hazlardan siyrilarak yasamayi baskalarinin mutlulugu icinde ele alarak hizmette onde,
ucrette arka saflarda bulunma felsefesiyle makam mansip mucadelesinden kelepir sevdasindan
uzak kalmak bu meslegin icmali esaslaridir." (a.g.e., sf. 106)
Boylece dava ugruna bir nevi tariki dunya olmus bir serdengecti insan grubu yetistirmekte
ve soyle demektedir;
"Hz. Bediuzzamanin hizmet anlayisina gore eger bir beldede onun bir talebesi varsa,
orasi, islam dusuncesi hesabina fethedilmis demektir… Bu ise sahabelerin ilkleri gibi,
davayi hayatiningayesi bilmekle gerceklesecek bir husustur." (a.g.e., sf. 227)
GELIR KAYNAKLARI:
Islam davasinin gelir kaynaklarini cesitli yollardan
olusturmaktadir. "Islama ciddi bir dava suuru ile uyanan insanlar kirkta bir
zekat ile hicbir sey yapamayacaklarini bilmeli ve ona gore davranmalidirlar. Islam davasi
bugun bizden cok daha fazla fedakarliklar beklemektedir. Nitekim bu dusunceye uyanmis nice
kudsi
dava erleri vardir ki, hizmeti o olcude goturmektedirler. Bugun birer umit kaynagidir bu
insanlar. Evlerinin, arabalarinin, fabrika-larinin anahtarini, tapularini getirip hizmete
takdim etmekte ve istediginiz yere kullanin demektedirler." (Fasildan Fasila-3, sf.
57)
Bir baska yerde ise bu finans kaynaklari icin; "…halka cesitli vesilelerle muracaat
ettik. Onlar da destek
>verdiler." (a.g.e., sf. 75) Kendine bagli olanlari; "Mumin
mutlaka bir yolunu bulmali ve mutlaka zengin
>olmalidir." (Prizma-2, sf. 33) diyerek muritlerini zengin olmaya neredeyse
mecbur etmektedir. Bugun icin cesitli kuruluslar yoluyla kontrol ettigi sermaye de
katrilyonlara gelmis olmalidir.
Orgutlenmesinin onemli bir yanini vakiflasma teskil etmektedir. "Vakif
dusuncesi: Acilmis yuzlerce imani-hatip, kuran kursu, camiler ve bu muesseseleri
besleyecek varidat kaynaklari bu dusuncenin tecessum etmis sekilleridir. Bunlarin
yanisira…okullar, yurtlar, pansiyonlar vardir." (Fasildan Fasila-3, sf. 202-203)
PROPAGANDA:
Butun bu kurmus oldugu genis organizasyonla cesitli propaganda vasitalarini kullanarak cok
genis bir yelpazeyi
hedeflemekte ve adim adim yurumektedir. "…biz tv, radyo, gazete ve
dergilerden olusan basin yayin
yoluyla dinimize hizmet etmeyi bir yol, bir metod olarak benimsemisiz" (Fasildan
Fasila-3, sf. 95)
diyerek, dinleme mevkiinde olan herkese islami anlatmanin farz oldugunu tekrarlamaktadir.
Telkinlerin cocuk yasta daha iyi sonuc verecegini, gencleri ancak genclerin daha iyi
etkileyecegini, muhatabin iyi taninmasi gerektigini, yeni gelene nasil davranilmasi
gerektigi ogretilmektedir. Kendisine bagli evlerde teyp ve video
kasetleri dagitilmakta bununla beyinler yikanmaktadir. Bir video kasetinde soyledigi
"daha once kolay aglayamiyordum simdi ise alistim, istedigim an kolayca
aglayabiliyorum" diyerek kendi sahtekarligini en buyuk propaganda araci olarak
kullanmaktadir.
"1995 yilini yasadigimiz su gunlerde artik Allaha binlerce hamd-u sena olsun,
hocamizin sohbetleri gerek teyp, gerekse video kasetine kaydedilmekte ve hemen herkese bu
sohbetlerin intikali saglanmaktadir. (Fasildan Fasila-1, OnsozXXV. Ahmet Kurucan, s.6.
1995) "…bir ay gibi kisa bir zaman dilimi icinde Fasildan
Fasila'nin aranir bir kitap olmasi ve 22.000 adet satmasi"(Fasildan Fasila-2 Onsoz,
Ahmet Kurucan)
adi edilen bu olay, nasil bir iletisim aginin kuruldugunu gostermektedir.
Insan kazanma: Arkadaslarin maddi acidan desteklenmelerinin bu problemleri onleyecegi…
Boyle acayip bir zamanda… namazkilan, oruc tutan… arkadaslara degil iki burs, canlar
bile verilse azdir. Arkadaslarin yakin takibe alinmasi sarttir. Ayrilma emarelerinin
goruldugu anda uzerine gidilmesi…" (a.g.e., sf. 113)
Saflarinda inanc olarak sallanan genclere ise su metot uygulanmaktadir; "Bunun
icin de ulfete dusenlere, afaki ve enfusî saglam bir tefekkur; olum ve ahirete ait
levhalarin dusundurulmesi, cesitli hizmet muesseselerinin gezdirilip gosterilmesi; dini ve
ictimai bir kisim vazifelere zorlanmasi… Ayrica boylelerine mâzinin altin
sayfalari sik sik mutalaa ettirilerek sanli gecmislerimizin nazara verilmesi; kendilerini
yenilemelerine zemin hazirlanmalidir."(Asrin Getirdigi Tereddutler, sf. 208)
"Supheye dusen birisi icinsu hususlar uzerinde durulmasinda fayda vardir. Boyle
birisi, bir marifet ehline gitmeli ve goturulmelidir. Boyle bir mudahale
sayesinde tedaviyi kolaylastirma ve supheyi giderme onemlidir. Ayrica supheye dusen kimse,
dusunce ufku aydin… kimselerle sik sik gorusturulmeli…dir. Yurt icinde ve yurt
disinda, dusuncemizin yurekten temsilcileriyle… gorusturulmesi cok defa bin nasihatten
daha tesirli olabilir." (a.g.e., sf. 153-154)
HEDEF:
Hizmetin askeri disiplin, plan program, fedakarlik, sabir, firsatlari kullanma, sorumluluk
istedigini belirtir. Hizmetin sahsa gore olmasi gerektigini soyler. "Nefer;
Din-i mubin-i islama hizmet eden herkes neferdir.
Dolayisiyla bu hizmette askeri disiplin cok onemlidir." (Fasildan Fasila-1, sf.
125)Herkese kabiliyetine gore is verilmelidir ve her ferde mutlaka bir vazife
verilmelidir.
"Bu mesuliyetin yerine getirilmesinde hayatimiz bile soz konusu olmayabilir. Esasen
bu mukavelenin onemli bir buudunu da olumu goze almak teskil etmektedir." (a.g.e.,
sf. 114) diyerek bunu bakara suresinin 40'inci ayeti ile de destekler.
Hedefinin bir safhasinin ne oldugunu bakiniz nasil aciklamaktadir;
"Komunizmanin her sahada bitisi ve tukenisi sistem arayisini daha da
hizlandirdi. …simdi eger topyekûn insanliga ait bir boslugu biz, inandigimiz din ile
dolduramaz ve bunu kisa zamanda gerceklestiremezsek… Bu sebeple de daha hizli bir tempo
ile calismamiz gerekmektedir….ve az dahi olsa durmak hatadir."(a.g.e.,sf. 168)
Turkistan'daki kendi cemaatindaki kisilerin Turkiye'deki agabey adini verdikleri kisilere
gonderdikleri ve Turk
Cumhuriyetleri'ndeki asil niyet ve amaclarini gosteren mektuplarindan birinde soyle
soyleniyor; "Muhterem Agabeyler, biz de butun kardeslerimizle birlikte Hazreti
Ustadimizin bu duasiyla mubarek gunlerinizi ve ramazaninizi tebrik ve tesid eder…
Buradaki Meylam Firdevsi ruyasinda Turkiye'ye gitmis, bir
buyuk dershanede nurani yuzlu bir zat Ozbekistan'dan geldigini ogrenince "Kardesim!
Risale-i Nur Ozbekistan'da bir gunes gibi dogdu, Hz. Ustadin her bir talebesi bir gunes
gibidir. Kiymetini biliniz demis…
Hakikaten bu nur gunesinin tesiri yalniz Ozbekistan'da degil, Kirgizistan, Kazakistan ve
Turkmenistan'da da gorulur. Mulk bir dershane ihtiyacimizi daha evvel size arz
etmistik. Sizden gelen 4000 dolar buradaki istiraklerle 11.000 dolara tamamlandi. Uc
kiralik dershaneden baska iki de hanimlar dershanesi var… Ayrica her iki cemaatin
ev dersleri bir hayli cogaldi." (Yeni Hayat Dergisi, 1999 Haziran, "Fethullah
Gulen'in Orta
Asya'daki Okullarinin Gercek Yuzu", sf. 25-28)
Cag ve Nesil-1 kitabinin 25'inci sayfadaki; "Sen! Kalk! Tarihinin boynuna
vurulan bu korkunc kemende bir
kilic indir; … Ve milletin kalbinde bir odem gibi tumseklesen irin yuvalari birer birer
dagilmaya basladi! Ya, ozunden dogan gercek aktifiteyi ve son karari duysa ve gorselerdi.
Biz butun bir millet olarak dolu dolu gozlerle bu mutlu karari hecelemekte ve karar gununu
gozlemekteyiz."
Hedefini ise;
"Buhari ve Muslim'de zikredilen bir hadisi serife dayanarak diyoruz ki; muslumanlar
er gec bir gun mutlaka hakim olacaklar." (Asrin Getirdigi Tereddutler-2, sf. 58)
seklinde belirtmektedir.
"Evet, tirmanma seridindeyiz; yukumuz cok agir ve zirvelerde bizi gormeye tahammulu
olmayan bir suru hasmimiz var." (Inancin Golgesinde-2, sf. 234)
"Plan ve programlar once tasavvurla baslar. Sonra akil surecine girer ve birer birer
dusunce ve fikir olurlar. Sonra bu dusuncenin hayata gecirilmesi icin vasat ve ortamin
musait hale gelmesi sarttir. Demek oluyor ki, meselenin bir dusunce ve fikir olarak
hazirlanmasi, bir de dusunce ve fikirlerin hayata gecirilmesi yonleri var. Biz bunlarin
butunune plan ve program diyoruz. Her ciddi aksiyon ve hamle, hep boyle bir plan ve
programin urunu oldugu surece yararli ve kalici olmustur." (Fasildan Fasila-2, sf.
119)
"Birisi irsadda muvaffak oldugu halde, cephede hic iradesi yoktur. Irsaddaki
basarisina bakip da cephede vazifelendirirseniz, buyuk bir fiyasko ile karsilasirsiniz.
Binanaleyh bu hizmetin basarisi icin insanlar iyi taninmali ve sonra istihdam
edilmelidirler." (a.g.e., sf. 140)
Planini programini taa 9-10 yasindan baslayarak yapmis birisi var ortada. Bir kurmay subay
gibi kendine bagli kisileri tek tek cephede mi, baska yerde mi vazifelendirecegine kadar
ince ince hesabini yapan birisi!
Bakiniz orgut elemanlarina hangi talimatlari veriyor? "Hizmette onde olan
arkadaslar her an kendi durumlarini
gozden gecirmekle beraber, hizmet icindeki her sahsi, mutlaka kabiliyetlerine gore
vazifelendirmeyi de ihmal etmemelidirler. Vazife bizim hayatimizdir… Bu itibarla her bir
ferde, once bu isi planlayanlar tarafindan mutlaka birer vazife tevdi edilmelidir."
(Fasildan Fasila-2, sf. 149)
Nasil bir vazifesi olmali ki su asagidaki fikri one surebilsin; "Bazen, hizmetimiz
adina yuklendigimiz islerden dolayi oylesine bunaliyoruz ki noktalansin su hayat, olumun
kollarinda diyesiniz geliyor. Fakat birden emanetin, o'nun oldugu inanci ile irkiliyor ve
bu dusunceyi buyuk bir saygisizlik olarak goruyoruz." (a.g.e., sf. 150)
Kadrolarina hedefe varma ile ilgili soyledigi su sozler ne ince bir taktik eseridir;
"Gunumuzde, kaderin cilvesi olarak gozde ve gonulde bir hayli hizmet eri var. Bunlar
kabiliyet ve liyakatlarini asan onemli sorumluluklar altinda bulunuyorlar… bazen
hizmetteki konumu itibariyle olmazsa olmaz bir yerde bulunan arkadas, eger degisik
mulâhazalarla bir kenara cekilse, oyle zannediyorum ki, bu davranisiyla sevap degil
ihtimal gunah bile kazanabilir. Cunku daha yapilmasi gereken dunya kadar is var. Alttan
gelen kadro ise henuz bu isleri yapacak, hem daha iyi yapabilecek kapasitede degil… Bu
itibarla bizim butun dusunce ve davranislarimizda hizmet gemisinin yurumesi
hedeflenmeli… (her ne sebep) bu hedeflere ulasmayi geciktirirse, bundan
…vazgecmelidir." (a.g.e., sf. 345)
Bakin bu hedefi Fasildan fasila-3 kitabina Onsoz yazan Ahmet Kurucan nasil tarif ediyor:
"Yeniden islama donusun yasandigi zaman diliminde Turkiye'de bu gelisim ve degisimin
onculerinden olan M. Fethullah Gulen
Hocaefendi ve onun yol gosterdigi cizgide hareket eden gonulluler toplulugu…"
"Istidatli, metodolojiye acik, sistemli calisabilen, mesaisini iyi tanzim eden,
musahedelerini iyi degerlendirebilen, aklini iyi kullanabilen, haber-i mutevatirden cok
iyi istifade eden insan sayisinin artmasi olcusunde HEDEFE ULASMA kolaylasir."
(a.g.e., sf. 194)
Ne yapacaksin bu kadar cok bu vasifta insani? Gayenin duzeni degistirmek oldugu daha nasil
anlatilsin ki
"Gelecek nesil icin: Ikinci dunya savasinda Hitler, … nasil arkadan gelenler
uzerlerinden gecebilsin diye tanklarin bazisini batakliklara yigmissa, ayni sekilde bir
nesil de, arkadan gelen nesillerin kurtulmasi adina kendini feda etmelidir. Turkiye'de su
anda yasanan surec budur." (Fasildan Fasila-1, sf. 110) Hani bu adam barisciydi? Bu
adam ve orgutunun Turkiye Cumhuriyeti devleti ve Ataturk ile simdilik gizli bir savas
icinde
oldugu hicbir supheye yer vermeyecek kadar aciktir. Yukaridaki ifade ise bunun bir zaman
acik savas halinde tezahur edebilecegini belirtiyor. Soyle ki;Bu mesuliyetin
yerine getirilmesinde hayatiniz bile soz
>konusu olmayabilir. Esasen bu mukavelenin onemli bir buudunu da olumu goze almak
teskil etmektedir. Iste konuyla alakali kur'an ayeti: `Allah muminlerin mallarini ve
canlarini cennet kendilerinin olmak uzere satin almistir. Cunku onlar Allah yolunda
savasirlar, oldururler, oldurulurler.' Bu tevratta, incilde ve kur'anda Allah uzerine bir
hak bir vaaddir. Ahdini Allahtan daha cok yerine getiren kim olabilir? O halde, o'nunla
yaptiginiz bu
alis-veristen dolayi sevinin. Gercekten bu buyuk bir kazanctir." (Fasildan Fasila-1,
sf. 124)
"Girin bu sorumluluk altina ve asirlardan beri yasanan bir hayatin vebalinden
kurtarin neslimizi… kurtarin caginizi…caginizin insanlarini." (Fasildan Fasila-3,
sf. 98) "Evet Avrupa islama gebedir ve yakinda hamlini
>vaz'edecektir. Islam dunyasinda ise dogum tamamlanmakuzeredir." (Sonsuz Nur-1,
Insanligin Iftihar Tablosu, sf. 234)
"Medine doneminde ise, iktisat ve ictimaiyata, hukuk ve muharebelere ait meselelerin
gundeme geldigini ve bir site devletin kurulma calismalarinin basladigini goruyoruz. Butun
peygamberler icin degismeyen bu kanun, baska hicbir devirde de degismeyecektir."
(Inancin Golgesinde-2, sf. 207) Demek ki kanun islami bir devlet kurmaktir. Mesele bu
kadar sarih. "Su anda …Anadolu topraklarinda hizla oze donusun yasandigi
yeni bir dirilis doneminde sayiliriz. Bu dirilis toplumun butun unitelerinde birlikte
yuruyor." (Fasildan Fasila-3, sf. 181)diyerek bakiniz nasil bunu tarif ediyor.
"Zaman lehimize calisiyor: Hic supheniz olmasin zaman muslumanlarin lehine
islemektedir. Simdilik net olarak keyfi ya da kemmi bir buudumuz yoksa da, nasil anne
karninda ceninin dogmasina olagan ustu sartlar disinda- kesin gozuyle bakiliyorsa, oyle
bizim durumumuz da su anda artik doguma yaklasmis bir cenin gibi kabul
edilebilir. Evet bir millet, bugun olmasa da yarin, mutlaka sorumsuz insanlarin elinden
dunyanin idaresini almak zorundadir."(Fasildan Fasila-1, sf. 112)
KURDUGU ORDU:
Butun bu hedeflere Islami ordu, Fecir ordusu, Isik ordusu
veya mucahitler dedigi insanlarla ulasacagini hesap etmektedir. "Efendimiz
Mekke'de peygamberligiyle ilk zuhur ettigi donemde bile etrafinda bogazlanmaya hazir
mucahitler vardi."(Fasildan Fasila-2, sf. 142-142)
Bu orduyu bir baska yerde; "Evet, Sezai Beyin ifadesiyle fecr ordusu artik gun
yuzune cikmistir. Bu kutsidavaya omuz verecek genc ve dinamik kadro is basindadir."
(Fasildan Fasila-3, sf. 97) diye tarif etmistir.
"Hasili, bu gencler toplulugunun bir futûvvet ordusunun yapacagi daha cok seyler
var." (a.g.e., sf. 98) diyerek hedefe mutlak varilacagini belirtmektedir.
"Muminde gerilim, din ve dine ait seyleri, dini duygu ve dusunceyi asikâne
arzu etmesi, izdirap cekmesi hatta bu hususta huzursuz olmasi, dinin hayata hakim
olmasini, basta kendi milleti olmak uzere, insanligi dini duygu ve dusunceye uyarmayi en
buyuk emel, hatta hayatin gayesi bilmesidir. Ayrica kufre kufrana, ahlaksizliga ve
delalete karsi nefret duyup, nefret gostermelidir ki canliligini koruyabilsin. Aksine az
gevseklik gosterdigi takdirde din adina bir sey yapamaz." (Asrin
GetirdigiTereddutler-2, sf. 139)
"Oyleyse gelecegi kucaklamayi planlayanlar, oturup o'nu bekleyecegine, kendilerini
ona asker olarak yetistirme gayreti icine girmelidirler. Tâ ki geldiginde hazir olan
askerinin basina gecebilsin." (Prizma-1, sf. 25)
"Dosta itminan, mutehayyire ikna, dusman ve mufterilere ilzam (susturma) ve iskât
(yoketme) mesaji…"(Sonsuz Nur-1,>Insanligin Iftihar Tablosu, sf. 1)
Bir kisim insanlara buldugu tanim kobradir. "Kobralara Merhamet: Bu itibarla,
muslumanlara taarruz eden
kimseleri affetme kobralara merhamet olsa da, insanligazulumdur." (Fasildan Fasila-1,
sf. 93)
Bu donemi ise soyle tarif eder: "Bu donem diger donemlerde oldugundan fazla
magrem ile magnem'in at basi oldugu bir donem." (Fasildan Fasila-3, sf.82)
Magremin anlami "diyet odenmesi gereken" demektir. Magnem
>ise "dusmandan ele gecirilen mal" demektir. Boyle Osmanlicaterimler
kullanarak bu dili anlayan kurmaylarina vaazlarinda mesajlar vermektedir. Diyet odenip,
ganimet elde edildigine gore Fethullah Gulen ve ekibi buyuk bir savas icinde bulunuyor
demektir.
KADRO:
Ordu ya da kadro elemanlarini 40 yil once
yetistirmege basladigini soyluyor. "1960 senesi yaz doneminde kamp yaptik.
Hepimiz 70 kadardik, ikinci ve ucuncu kamplar daha kala-balikti. Hatta ucuncu sene her an
uc yuz kadar talebe bulunuyordu." (Kucuk Dunyam, sf. 105) "Talebenin akli,
ruhu, kalbi terbiye edilsen diye kamplar kuruluyordu." (a.g.e., sf. 116) Devam
ediyor;
"Kamplarda okunan kitaplar, Arapca tedrisat, orayi adeta bir medreseye ceviriyordu
…kamplarda askeriyenin disiplini, tekkenin edebi ve medresenin ilmi butunlesiyor ve
hayalimizdeki …dunyaya ilk adim atilmis oluyordu." (a.g.e. sf. 122)
Kamplarda yapilan ama burada soylenmeyen seyler de vardi. Askeri egitim ve yakin dogus,
uzak dogu sporlari. Butun bunlar bir arada dusunuldugunde ortaya cikan tablo Cumhuriyet
icin buyuk bir tehdittir. Ve iste o kamplardan bu gunlere, sayilari binli rakamlarla ifade
edilen kadrolara, her mahallede bir ya da birkac isik evine kadar gelindi. O zamanin
kamplarinda hedefi soyle belirtiyor: "Disiplinli ama ruhaniyetli insanlar
yetistirmek tek gaye ve hedefimizdi… Gece yuruyusleri, gunduzleri kosular, yat-kalklar
hep bu hedefe yonelikti." (a.g.e., sf. 124)
"Arkadaslarimiz Turkiye'nin her yerinden istedikleri talebeleri
gonderiyorlardi." (a.g.e., sf. 122)
Gulen bu kadrolari soyle tarif etmektedir; "Yeryuzunde her zaman, islami
hizmeti omuzlayacak bir hasbiler kadrosu olmalidir, …bu fedailer, insanliga hakiki bir
tebligcinin nasil olmasi gerektigi dersini de vermelidir. Iste
hayallerimi susledigim KADRO ve iste BUYUK DAVA'nin buyuk hamleleri… Bu millet simdi
artik lafa degil, yasantiya bakiyor." (Irsad Ekseni, sf. 109).
Bu kadrolarin davranislarini ise soyle belirtiyor; "Son gunlerde yuzlerce arkadas
sahadet icin bu fakirden dua
istedi." (Fasildan Fasila-1, sf. 70-71)
Bunlarin ise ruh hallerini soyle tarif ediyor; "Bir asri askin zamandan beri
cesitli zulum, magduriyet ve
>haksizliklar altinda surekli inleyen bu kusak, oylesine bilenmistir ki, cok yakin
gelecekte o, polatlasan ruhuyla, kendine bu mezelletleri reva gorenlerin karsisina
dikilecek ve mutlaka onlarla hesaplasacaktir." (Fasildan Fasila-2, sf. 15)
Kendisinin kadrosuna guvenini ayrica soyle ifade ediyor; "5-10 insanla cihani
fethetmemiz mumkundur." (a.g.e., sf. 198)
"Fakir (yani kendisi) her zaman gecmise siginip onun hulyalari ile yasayip ve
gelecegi de onun uzerine karinca kararinca bir dantela gibi ormeyi gaye-i hayal edinmis
biri olarak bir neslin yetismesi icin cok basarili olmasam da hep cirpinip durdum. Yillar
ve yillar hep genc nesiller arasinda, selef-i salihin olcusunde gelecegi
kucaklayarak, insanlar arasinda durdum." (Fasildan Fasila-3, sf.30)
"Ben butun dengelere baskaldirarak baskalarinin arkalarindan kostugu seyleri ayaginin
ucuyla bir kenara itecek insanligin iftihar tablosunun beyani icinde dininden,
diyanetinden dolayi kendilerine deli denecek 5-10 insan istiyorum… Ne olur Allahim!
Senin hazinelerin genistir. Isteyene istedigini ver; bana da bu olcude 5-10
insan. N'olur Allahim! (a.g.e., sf. 127)
Neden istiyordu bu 5-10 tam militan insani? Bu 5-10 insani orgutunun temeli yapacak.
Bunlari coktan bulmus olmali ki, kurdugu orgut kendi ifadeleriyle; "…evet
sizler henuz hizmet itibariyle 18 yasinda sayilirsiniz
(1978'den itibaren). Buna karsilik, hizmet dusunce ve sistematigimizi kabullenip sahip
cikanlarin adedi ve bu dusuncenin ulasmis oldugu cografya itibariyle hadiseye bakacak
olursaniz, bir acidan Osmanlidan cok cok ileride oldugunuz rahatlikla soylenebilir."
(a.g.e., sf.106-107)
Bu sozleri soyledigi zaman 1994 yili olduguna gore, bir de o zamandan bu yana eklenenleri
dusunursek eger, faaliyetlerinin tehlike boyutlarini da hangi olcude asmis oldugu
kolaylikla anlasilabilir.
"Zira din adina en buyuk aksiyon sahibi sahsiyetleri yetistirmek senin bu gayretine
baglidir." (Irsad Ekseni, sf. 42) "Bizler gelecegin mimar ve kurucularini,
meseleleri cikis noktalarina, sebeplere gore degil, gayelere gore mutalaa edecek yuksek
himmetli bir kadro olarak dusunuyoruz." (sf. 30)
"Insanligin gelecekte alacagi cebri-keyfiyet, hele icinde bulundugumuz dunya
itibariyle bizi o turlu dikkat ve teyakkuza zorluyor ki, su anda aceleden verecegimiz
herhangi bir kararin, ileride telâfisi imkansiz hatalara sebebiyet verme ihtimali
vardir." (Cag ve Nesil-1, sf. 30) "Ben su yirminci asirda, din-i mubin-i islama
sahip cikan delikanlilari sahabinin velayetine mazhar goruyorum." (Asrin Getirdigi
Tereddutler-1, sf. 183)
"Evet artik yatarken sakaklari zonklayanlar cogalmistir. Bugun insanligin ve
imansizlarin izdirabini ruhunda yasayan binlerce genc vardir. … buyuk davanin altina
girmeye azmetmis, onlara (sahabilere) denk isler yapma gayreti icinde yepyeni bir nesil
terutaze umidden mesajlarla hizmetteki yerlerini almaya calismaktadirlar." (Asrin
Getirdigi Tereddutler-3, sf. 73)
"Hemen her alanda buyumemizin, sebepler planinda garantisi olan faali
"Cemaatlar arasinda … irtibat sarttir ve zaruridir.
Bu yapilmadigi taktirde cemaatlesmeler bolunmeyi,falanmayi eriyip gitmeyi netice verir. Bu
ise islam adina buyuk bir zarardir…caresi butunlesmek, birlik beraberligi korumaktir…
Ancak bu hususta bazi prensiplerin hatirlanmasinda yarar var. Evvela hicbir cemaat bir
digerinin aleyhine bulunmayacak. Ikincisi cemaat fertleri, diger cemaat buyuklerine karsi
saygili davranmali… ucuncusu butun bu cemaatlar birbirlerinin dertleriyle dertenmeli.
Cemaatlari sevin, sevemiyorsaniz kendinizi sevmeye zorlayin." (Fasildan Fasila-1,sf.
170-172)
"…islami cemaatlardan herhangi birine dahil her fert manevi bir sirketin uyesi
demektir." (a.g.e., sf. 174)
Goruldugu gibi her taktigi, stratejiyi, imkani, takiyyeyi, riyayi ve yalani kullanarak
hedefine mutlak ulasmak istemektedir.