11.01.1960 AKSAM

AZ GITTIK UZ GITTIK

BILGI YÜKÇÜLERI

Aziz NESIN

Bilmek, o bilinecek olani yeniden bulmak demektir bence. Bu düsüncemi örnek vererek daha açik anlatayim: Diyeyim yerçekimi kanununu ögrenecegiz. bu kanunu ögrendikten sonra bilmek demek, tipki o kanunun ilk bulucusu Newton gibi onu yeniden bulup ortaya çikarmak demektir. Biz ögrenmeden önce, sanki yeryüzünde yerçekimi kanunu hiç yokmus da, onu ilk biz buluyormusuz gibi ögrenirsek, iste bu, o kanunu bilmek demektir. Yoksa o kanunu, gir gir ezberlemis olmak, o kanunu bilmek demek degildir. Iste bu yüzden matematik sayilardan geometri noktadan baslanarak ögretilir. Yirminci yüzyilin bilgisi, en ilkel çag bilgilerinden baslanarak, onlarin verilerinden basamak basamak yararlanarak ögrenilir. Einstein'in Görelik Kuramini (izafiyet nazariyesini) ögrenecekseniz, insan düsüncesi, bu kurami buluncaya degin nice asamalar geçirmisse, bütün bunlari bir bir ögrenmek gerekir. Ondan sonra Einstein'in bulusu gibi, biz yeniden bir daha Görelik Kuramini bulabilirsek, iste ancak o zaman Görelik Teoremini biliyoruz demektir. Gerçek bilgi böyle olur.

Buradan topluma, daha soyut kavramlara geçelim. Bir toplum, yirminci yüzyil gelismesine ulasacaksa, ondan önce bu düzeye ulasan toplumlarin geçirdigi bütün asamalari bir bir geçirmek zorundadir. Bir toplum hürriyet mi istiyor, hürriyeti hangi anlamda istiyorsa, o anlamda hürriyete ulasmis toplumlarin geçirdigi bütün asamalari geçmek zorundadir. Yani yeryüzünde hürriyeti ilk kendisi buluyorcasina ona kavusacak.

Afrika'nin ilkel kabilesinden bir çocugu alin, ileri uygarlikta bir ülkede yetistirin. Yetismek demek, o uygarligin bütün basamaklarini bir bir geçmek demektir. Artik o çocuk, uygar bir kisi olur. Ilkel bir topluma, uygar bir toplumun en ileri araçlarini gereçlerini, düsüncelerini getirin, verin. O ilkel toplum, kendisine verilenlerle, uygar bir toplum düzenine giremez. Girebilmesi için, kendisine bütün verilenleri yeniden yaratmasi, bulmasi gerekir. Evini aydinlattigi elektrigi Edison gibi bulacak. Özgürlüge, bütün özgürlük savaslarini yapmisçasina kavusacak. Tarihî dönemleri geçmeden, son döneme gelinemez. Yoksa o toplum, eline hazir verilenlerin degerini bilemez, onlara sahip olamaz. Simdi bir soru gelir akla: Ileri uygarlikta bir toplum, bu düzeye iki bin yilda gelmisse, geri bir toplum da bin yili yasiyacak, bunca bekliyecek mi? Beklemiyecek.

Görelik Kuraminin, yerçekimi kanununun bulunmasi için binlerce yil geçmis. Ama insanoglu, bu binlerce yilda bütün ögrenilenleri bes-on yil içine sikistirip, en son asamaya ulasir. Ileri bir çagda yasamanin yarari iste budur. Daha önceki çaglarin verileriyle bugünü yasamak, yoksa baskalarinin bulduklarina hazira konmak degil. Insan tohumu ana karninda dokuz ay içinde on binlerce yilin bütün yaratik asamalarini geçip öyle doguyor. Toplumlar da böyle. En geri bir toplumun en ileri toplum düzeyine ulasmasi için, ille de binlerce yil beklemesi gerekmez. O binlerce yilin bütün verilerini, ama hepsini yeniden bularak kisa bir süre içine sikistirabilir; yâni toplumsal siçrama yapabilir.

Sayin okurlarim, böyle bilgiç bilgiç konustugum için affinizi dilerim. Gazete fikrasinda bilgiç görünmeyi hiç sevmem. Ama, okuma kitaplarina bile girmesi gerekli olan, bu çok bilinen dogrulari, yurdumuzdaki birkaç olayi açikliyabilmek için yazdim. Siraliyayim: Bir verem uzmani doktor tanirim, namaz kilar, oruç tutar; bunlar iyi. Üç aylari da tutar. Bu da iyi. Bütün türbeleri dolasir. Haydi bu da iyi. Bu da yetmez, bir “târikat”e baglidir. Bu da az, her bakimdan gericidir. Bu doktorun bir akrabasi benim arkadasimdir. “Nasil olur, anlamiyorum” diyor, “adam doktor, uzman... Hiç mi kafasinda müsbet ilim yok?”

Oysa ben sasmiyorum. Bu doktora sorsaniz, bütün tabiat kanunlarini bilir. Bilir ama gir gir bilir. O kanunlari yeniden bulmus olmadigi için, onlara sahip degildir. Tipki, tasidigi küfede neler oldugunu bildigi halde onlarin sahibi olmayan yükçü gibi.

Yurt gezisinde yine uzman bir doktor tanidim; Nurcu'ydu, hem de bölgesindeki Nurcularin basiydi. Nurculukla olumlu bilim-tip nasil bagdasir, diye sasanlar var. Oysa o, bilgisinin sahibi degil, yükçüsüydü.

Üniversiteli aydin sanilan kisilerden nasil gerici çikiyor diye sasmamaliyiz. Avrupa'da ögrenim yapmis bir yüksek mühendis tanidim. Bir büyük fabrikanin basinda. Hastalarin iyi olmak için yatirlara gittigi konusulurken “Ben de giderim” dedi. “O is baska, bu is baska.”

Gerçekten bu kisiler, yirminci yüzyili yasamiyorlar, tasiyorlar. Bilgilerini yeniden yaratmamis, yeniden bulmamislar.

Hosted by www.Geocities.ws

1