|
SITARE ...
asikâre,
söylenmeyen seyler vardi, aramizda. hani kenetlenirdi de, agiz,
yildiz kaymiscasina, yalayip geçerdi ya, gözlerini. öylece
dillendirirdi ya, bakislarim, anlayamadiklarini. o kara yagiz,
düsüncelerdeki pervasizlik, dil ucunda, pek agirbasli oluyordu,
Sitare, ya da zincirleniyordu, akil neferlerince..
yüz bir
pare, top atisi mi gerekirdi, duyurmaya bir seyleri? hiç görmedin
mi, gözlerinde patlattigim, maytaplarin pariltilarini? göz okumayi
bilmem ki? diyorsun. anliyorum Sitare, anliyorum. cam
gerisinden, kaktüsü bile menekse görürdün de, papatyayi papatya,
gülü gül görmezdin hiç. ya ne görürdün, bana baktiginda? -
biçare ha?
bak ki kadere, en uzaklarda bir yildiz demistin bir
gün, sormustum da adini. kadinca güzelligine dalip, yürekce
yaklasirken sana, usulca, sen, adinca, ve doludizgin
uzaklasirdin, nedense. ay olmayi, yildiz olmayi denerdim de,
yani basinda durmak için, olamazdim Sitare. hep karanlikta kalirdim,
o yüzden. sen pirilca isirken, en uzaklarda; yalnizca, gece
olmak kalirdi bana, ve kararmak, ne çare..
o kadar çok
benziyorsun ki, yüregimdekine. o kadar andiriyorsun ki onu. sen o
sun aslinda Sitare, o sensin. ya ben kimim?
Mustafa
Erçin
|