BEVVALiZEMZEM


Eski zamanlarda bir adam varmis. Ünlü biri olmadigi için kimse tanimazmis onu, ama bu adam taninmak istiyormus. En büyük tutkusu ün kazanmak, herkes tarafindan taninmak, her yerde parmakla gösterilmekmis.

Fakat olumlu yollardan üne kavusamiyormus, yeteneksizmis adam. O da, her ne yolla olursa olsun mutlaka ün kazanmak için sürekli yöntemler tasarliyormus.

Bir yol bulmakta gecikmemis. Hac mevsiminde Kabeye gitmis. Zemzem kuyusunun yanina varmis. Orasi mahser gibi kalabalikmis. Kuyuya yaklasmis, herkesin gözü önünde isemeye baslamis. Bunu gören kisiler ona lanetler yagdiriyor, engellemek için de ellerinden geleni yapiyorlarmis. Sonunda bir yolunu bulup adami oradan uzaklastirmislar.

Bu arbede sirasinda herkes onu görmüs, daha sonra da görenler görmeyenlere göstermis. Parmaklarini ona çevirip, "iste, Zemzem kuyusuna iseyen alçak su adam!" diyorlarmis. Bu haber caddelere, sokaklara, evlere kadar yayilmis.

Zamanla baska kentlere, köylere ve her yere ulasmis. Adam, her nereye gitse, onu taniyan biri çikiyor, yanindakine tanitmak istiyor, parmagini uzatip, "iste, Zemzem kuyusuna iseyen namussuz su adamdir!" diyorlarmis.

Adam da, her parmakla gösterilisinde, her adinin anilisinda, her lanetlenisinde gururlaniyor, taninmanin, ünlü olmanin keyfini yasiyormus. "Sonunda ünlü oldum iste!" diyormus. "Siradan biri degilim artik. Herkes beni parmakla gösteriyor. Yakinda ünüm bütün ülkeye, hatta belki de bütün dünyaya yayilacak." Adamin gerçek adi unutulmus, ona "Bevvalizemzem" diyorlarmis, yani "Zemzem kuyusuna iseyen adam.

" Bu hikayeyi niçin anlattim? Çünkü, bu tür adamlar günümüzde de var. Her yerde görmek mümkün onlari. Televizyonlar, radyolar, gazeteler, meydanlar onlarla dolup tasiyor. Tek tutkulari var, o da ünlü olmak. Ünün hangi yollardan geldigine aldiris etmiyorlar. Halkin kendilerini lanetlemesine de bakmiyorlar. Bunlarin iseyecek bir Zemzem kuyulari yok elbette, ama kutsal olan, ya da saygi duyulan sadece zemzem mi?

 Baska seyler buluyorlar. Dine saldiriyorlar, din dersine hücum ediyorlar, imanlari yaralamanin yollarini ariyorlar, hürmete layik kisileri hedef seçiyorlar. Kelimelerini sidik gibi kullaniyor, kirlenmedik deger birakmiyorlar. irinli bir yara gibi çevreye mikrop saçan agizlarini her açislarinda masum bir insan daha lekelenmis oluyor. Yaydiklari pis koku, baska insanlara hayati zindan ederken, kendi menhus nefislerine hos geliyor.

Yilan gibi zehirlemekten lezzet aliyorlar. Temiz olana yer yok dünyalarinda. Karanlikta yasadiklari için, isik gözlerini acitiyor. Karanlik aydinliktir onlar için ve aydinlik da karanlik. Kavramlari tersine çeviriyorlar. Yukari, asagi oluyor ve ileri, geri diye adlandiriliyor. Gerçi bunlarin sayilari binde biri bile bulmuyor, ama aykiri isler yaptiklari, yikici olduklari için sesleri yüksek çikiyor. Hemen isitiliyor, biliniyor, ünleniyorlar. Lanetleniyorlar, ama buna aldirdiklari yok.

Bu gibileri isteklendirenler de var, böyle biri çiksa da ondan söz etsek diye bekleyenler. Kendileri de çogu kez ayni yollardan geçtikleri için benzerlerini ariyorlar. Bevvalizemzem bir tiptir ve her yerde o tipin örnekleri vardir. Bakin çevrenize, görürsünüz. Ogün bugündür, olumlu yollarla bir yerlere gelemeyen yolsuzlarin yolu olmustur zemzeme isemek.Bu yol nereye gidiyor acaba?

ÖMER SEVINÇGÜL


 

 

Hosted by www.Geocities.ws

1