MODEL SAHSIYET

O bizim dünyamizin mihveri. Hayatimizin odagi. Dönüp
dolasip gelecegimiz nokta. Basvuracagimiz rehber.
Siginacagimiz liman. Teselli bulacagimiz iklim.

O, Allah’in kainata armagani...

O,Peygamber .

En dogru haberin tasiyicisi...

O,kisiligi ilahi terbiyede dokunmus önder.

Bir kitap ki,hangi hecesine sarilsaniz,sizi hidayete
götürecek,size bir dirilik bahsedecek.

Her cümlesinde bir hayat modeli insa edeceksiniz.

Bir mücerred kavil degil,bir gerçeklik O. 63 yili dolu
dolu yasamis bir insan. Ve 63 yilinin her bir
karesinde,ilahi terbiyenin imbiginden geçmis
güzellikler sunan bir insan...

Bir çocuk,bir öksüz,bir yetim,bir genç,bir baba,bir
es,bir isadami,bir komutan,bir arkadas,bir devlet
baskani,bir muzaffer,bir maglup,çileyi ve sevinci
yasamis bir önder...

Gözaltinda bir insan...

Gün ortasinda bir hayat...

Gülümsemesinden yürüyüsüne kadar hayatinin her karesi
kayda geçen ve milyarlarca çogalan bir insan. Hep
okunan,asirlarca okunan,milyarlarca okunan bir
insan...

Böyle okunacagini bilen ve o sorumlulukla yasayan bir
insan.

Nereden bakarsan,oradan ölçüler alabilecegin bir
örnek.

O’nun çok net bir tarifi var:Canli Kur’an.

Kur’an neyse,O,kisiliginde derlemis tüm ilahi modeli.
Sanki Kur’an’in insa edecegi toplum modeli,O’nun
hayatinin çözülmüs,renk renk çizgi çizgi izdüsümü
olmus...O yasiyor her mü’minde... Hayatimizin fethi
demek,O’nun renkleriyle yeniden biçimlenmek demek. Bir
toplumun Islam’a göre insasi demek,O’nun gönül
dünyasinin bir iksir halinde sehrin ve toplumun
damarlarini dolasmasi demek.

Bize canimizdan aziz olmak gerek O. Çünkü canimizin
anlami O. O’nunla olmussa ruh,sevdalisina kavusmus
demektir. O’nu sevmisse sevgiyi bulmustur. O’na
ulasmissa vuslata ermistir.

Biz yoksak bugün,O’nu hayatimiza tasiyamadigimiz
içindir. Gözlerimiz O’nun gözüyle
bakmadigi,kulaklarimiz O’nun kulagi ile
duymadigi,dudaklarimiz O’nun fem-i saadetlerine ayarli
olmadigi,yüreklerimiz Onun kalbinin ahengine ayarli
olmadigi içindir.

Islam toplumlari bir sanci içindeyse boydan boya,Onun
kutlu elleriyle insa olmadigi,ellerimiz O’nun eline
benzemedigi içindir.

Evlerimiz Hane-i Saadet’e benzemiyorsa,bir Islam
toplumunun yapi tasi olamiyordur. Mescidlerimiz
Mescid’i Nebevi’den doku tasimiyorsa,sancilidir.
Müesseselerimizin tohumu Darü’l- Erkam’la birlikte
atilmamissa,üzerine Medine kurulmaz. Önderlerimiz
O’nun önderlik bilgisinden geçmemisse,yollarda
kaliriz. Ve her birimiz,O’nun Peygamberlik’ten öte
sade bir mü’min olarak hissettigi sorumlulugu
kusanmadigimiz zaman kendimizi kaybederiz.

Bir türlü Muhammed Ümmetinin izzetini
kusanamamak;o’nun terbiye ettigi nesle yeterince
benzemedigimizdendir.

14 asri asip,O’nun kalb iklimine sokulmak gibi bir
gayretimiz oldugunda,buradan oraya bir kalb yolu insa
edebildigimizde,oradan buraya nakis nakis hayat
nümuneleri sagabildigimizde ümmet mektebine kaydolmus
olacagiz. “Muhammed Kitabi”ni okuyabildigimizde,ümmet
olacagiz.

Tek basina basladi O. Ama yüregi,kainati içine alacak
kadar büyük açilmisti. “Gelin” derken,tüm kainati
çagiriyordu adeta. Insü cinni çagiriyordu...
Kapi kapi dolasirken gönlünde herkese yer vardi.

Üzerine deve iskembesi atilirken,tasidigi sorumlulugun
patikalarda tükenmege elvermedigini biliyordu.

En kati kalpleri bile yokladi çözmek için...

Bir davanin müntesibi olmaksa O’na bakmak lazim. O’nun
te’yid-i ilahi ile donanmis kalbi kivamina...

O kivamin etrafinda pervane olursak,ona vurulursak,ona
kosarsak,ondan beslenirsek,ondan güç alirsak...

O’nun yüregi gibi bütün bir dünyaya açilan kainat
çapinda bir yürek arayisina girersek,bizler de bir
iken bin oluruz,çaglari yarar geliriz.

Cömertti O. Halimdi. Müsfikti. Merhametli idi.
Celadetli idi. Ülfet edilebilendi. Rifk sahibi idi.
Mutedildi. Öfkesini yenendi. Gülümseyendi. Sevgisi
musafahasinda hissedilendi. Sevendi. Mükrimdi.
Müsfikti.

Ve daha nice vasiflar,kemali resmeden...

Bütün bunlar, bir görev insaninin vasiflaridir.
Dünyanin neresinde üç bes kisi bir araya gelmisse,bu
vasiflari tasiyan insanlarin etrafinda
gerçeklesmistir.

O,bütün bunlari sahsiyetinde kemal noktasinda
tasiyandi.

Bugün bizi bir ümmet olarak bulusturan baglar,O’nun
sahsiyet vasiflarindan üzerimize düsen kirintilar
olmalidir. Cömertliginden bir sey düsmüsse vericiyiz.
Sevgisinden yüregimize bir kirinti
ugramissa,birbirimize muhabbet beslemekteyiz.
Hilmimiz,sefkatimiz,itidalimiz,zoraki
tebessümlerimiz... O’ndan kalabilen güzellikler...
Bizi güzel yapan sey onlar...
Canli Kur’an olmak ne demek?

Ilke insani olmak demek o.

Yani önderligin olmazsa olmaz vasfi.

Rabbin sevip insa ettigi kul olmak demek. Her hattu
hareketinde,Rabbin rizasina iltica demek. Her
davranisi Rabbin hosnudluguna sunulmak üzere seçilmis
olmak demek.

Insanlara getirdigi ölçüyü,ilk ve hep kendi hayatinda
yasamak demek. Kullukta en önde olmak demek.

Ve bu sebeple,Rabbin nazarini her vakit üstünde
hissetmek demek. Her dem murakabe hali demek... Diri
olmak demek her an.

“Rabbim beni bana birakma”diyebilmek...

Bu,bir cam fanus gibi içi disi bir olmak demek...

Bir tarih kisiligi degildi O.

O,kiyamete kadar tüm çaglarin önderi idi. Yani bizim
ve bizden sonrakilerin. Insan,O’nun önderliginde
insanligini idrak edecekti O’ndan sonra...
Tarih,O’ndan sonra hep Onun etrafinda yazilacakti.

O’nu unuttugumuz oluyor mu?

O’nsuz geçiyor mu günlerimiz?

O ne kadar var hayatimizda?

O’nu ne kadar seviyoruz?

O,evimizin ne kadar konugu oluyor?

Evimizi ne kadar Dar’ül-Erkam gibi hissediyoruz?

Çocuklarimiz O’ndan ne biliyor?

Gerek kendi hayatimizi gerekse çocuklarimizin
kisiligini beslerken,kaynak noktasinda ne kadar O’nun
güzelligi var?

O’nu sevmek,O’nu özümsemek ,O’nunla bütünlesmek
,aynilesmek... Bunlar her çagin sevdalilarinin temel
özelligi... Onlarin kervanina katilmak... Iste
yüregimizi kavurmasi gereken tutku bu... Bunun için
dua ediyoruz Rabbimize... Rabbim bizleri ask ehli
kil...Sana ve habibine...

Ask imis her ne var alemde... Gayrisi bir kiyl ü kaal
imis ancak...

Rabbim bize aska mütehammil gönüller lutfet.
Amin

Ahmet Tasgetiren


Hosted by www.Geocities.ws

1