Ayaz

GÖKÇEN DISÇI


Ayaz vuruyor gözlerime.

Bir peri masalindan uyandirilmis mahmur ve asil gözlerime...

Ayaz vuruyor yüregime.

Sicak düslerle büyütüp sonra gecenin koynuna biraktigim yüregime...

Ayaz, orta yerinde gecemin...

Dilimin âr edip lâl oldugu anda, dualarla andim adini.

Kinindan çikarilmis bir kiliç gibi bedenim.

Askimi kanatarak gelip dayandim, bir ayaz vakti yürek kapina.

Sen de kelâm yollarindan duysan beni, sonra yürek zindanimi yildizlarinla kusatsan...

Ayazin orta yerinde, bir atimlik nefesteyim.

Yöneldim kapina; utangaç, mahcup ve âsiklarin cevelan ettigi gözlerine...

Kirik Mizrap var avuçlarimda; gönlümün en içli bestesini kazdim 'Ay Yüzlüm' sayfalarina. Ama ne sen varsin, ne de Ay Yüzlüm.

Bir ayriligin zemherisinde, kalbimin buhurundan çok uzak bir mevsimdeyim.

Agit degil bu.

Söylendim yüregim yettigince, dilim döndügünce...

Hasretine ayaz vurdu en derinden...

Destanini okudum dünyanin dört bir yaninda.

Ebem kusaginda, yedi renginde, yetmis bin diyarda...

Ananin ak sütü gibi katiksiz akittigin gözyaslarinda gördüm, isiltisini destaninin. Kalbimin kiyisina vuruyor gözyaslarin.

Ise pasa bulandi gönül kâbem simdi.

Saldim sehrin kucagina kendimi, mesken tuttum kaldirimlari...

Sevgililer Sevgilisi'ne en yakin, ates içinde yüregin... Siladasin...

Dönüse kapilari kapattin;

mesafeler kahredici,

kalem sürgüne düstü,

nâmeler hep boynu bükük...

Dön artik!

Ya bir ayaz gecesinde gittigin gibi, ya da dillenen sevda sözlerinle siz yüregime. Buzlandi yüregim, gözyaslarimin sesi kisildi.

Bir baskayim, gecenin hitama ermeyen ayazinda...

Vuslat rüzgârlari beklerken, her seferinde agit yakti güllerim.

Oysa nice güller var Sevgili, yagmurunda islanmayi bekleyen...

Firtinalar kopuyor, feryâdfigan her yerde. Soguk rüzgârlar kiriyor belimi.

Hele bir de öksüz, yetim, boynu bükük kalislarim yok mu?

Dönüp islatamiyorum titrek kalpleri. Ah, bir de memleketin soguk nefesini...

Bilirsin bu halleri, gariplerin askini ve yapayalniz mahzun gönülleri...

Ümitvarim Efendim, ayazinda gecemin...

Dönüsünü mustulayacak sabahlarin sicaginda... Kabul edilecek aziz dualarla... Biliyorum, döneceksin su gariplerin yurduna.

Yagmurunda islanmaya az kaldi ve belki de vefasizligimi bagisladiginda.

Iste o zaman salarim kendimi, ayaz vurmus topragin bagrina...



Bu sana seslenisim Efendim!

Bu sadece benim degil, belki de hepimizin seslenisi...

Okyanuslari asan Târik gibi, ya da 'hasret' deyip yüregi daglanan Üveys gibi olmak istedim. Lâkin ne okyanusta bir katre olabildim ne de yüregim daglandi.

Adini baslarina taç yapan muhabbet erlerinin gözyaslariyla yetindim.

Yolunu kaybetmis bir yapragin, rüzgârla dansi gibi Mevlâna'nin etegine sarildim. Sarildim da içimi yakan çöl atesine bir yudum su bulamadim.

Sems'i imdada çagirirken, 'Gül' agladi halime, gülden utandim.

Ümit çagimin en güzide yillarinda, duygu ve düsüncelerimin en çalkantili döneminde bana beklemeyi ögrettin...

Kirlenen düslerimize,
Yoklugunda hârlanan bu yürek atesine,
Çöle dönen ömrümüze
Hepimize
Bir yagmur tanecigi ile gel Efendim!
Ya bir ayaz gecesi gittigin gibi,
Ya da ait oldugun yere: kaleminle siz yüregimize...

Hosted by www.Geocities.ws

1