En büyük internet, baska büyük yok!

Durmus Hocaoglu

"internet'le savasan zavallilara inat: Yasasin internet! Kagsamis kütüphanelere ölüm!"

Dünya'nin gitgide küçülen bir kürecik haline dönüsmesinin, ülkemizde yeterince irdelenmeyen ve tartisilmayan birçok getirisi ve götürüsü bulunmakta. "Globallesme" denen ve "bütün dünya bir köy" slogani ile ifade edilen bu olgunun gerçekten de dünyayi küçülte küçülte bir küçük köy haline dönüstürüp—dönüstüremeyecegi; is bu olgunun ayni zamanda modern bir "kolonyalizm" ve dahi Globallesme yaninda bir de – Türk entellektüellerinin büyükçe bir kesrinin adindan dahi habersiz oldugu– "Glokallesme"nin de fiilî bir vakia olup—olmadigi; bazilarinin etekleri zil çalarak "globallesmenin ulus—devletlerin ve milliyetçiliklerin sonunu getirdigini" îlan etmesine ragmen, aslinda bu ikisinin de sonlarinin gelmeyip, tam tersine, artik bölgesel (regional) gözükmeye baslayan "eski ve küçük" ulus devletlerin tarih sahnesinden çekilmeye baslayip yerlerine daha büyük çapli uluslara dayanan, daha farkli ve daha büyük çapli (territorial) ulus devletlerin ve daha farkli ve daha büyük çapli milliyetçiliklerin gelmeye baslayip baslamadigi ayri bir konu. Ben bugün bu sayfada yine Globallesme'nin bir baska ürünü ve bir baska veçhesi olan internet'ten kisaca söz etmek istiyorum.



internet, Globallesme'nin en bariz göstergelerinden birisi; fakat acaba hangi anlamda?...

internet'i bugün bizlerin nasil kullandigi ayri bir konu; bana kalirsa kötü kullaniyoruz. Buradaki "kötü" ibaresi gururumuza dokunabilir; ama gerçek bu! Bunun da en bariz göstergelerinden birisi, Türkçe sitelerdir.

internet'te hemen—hemen hersey var diyebilirim; hemen—hemen her sey! Ama benim en fazla ilgimi çeken tarafi, "bilgi bankasi veya deposu" niteligi. Internet, gerçekten de tam manasiyla bir bilgi denizi! Adeta, sanki, devasa bir baraj patlamis da apartman yüksekliginde su dalgalari üstünüze geliyor; dikkat etmezseniz bogulmak isten bile degil. söyle bir manzara tahayyül ediniz: Bir gün, hayirsever bir amca, bütün ömrü boyunca birkaç plastik parçasindan maada dogru—düzgün bir oyuncagi olmamis bir fukara çocugunun kolundan tutarak onu, envai türden oyuncak ile lebabe leb dolu bir hipermarkete götürüyor ve söyle diyor: "Haydi evladim, buradaki bütün oyuncaklar senin; istedigin her oyuncagi alabilirsin; kirmak—dökmek dahi serbest". imdi: Ömrü boyunca hayalini bile kurmaktan aciz kaldigi bu zenginlik karsisinda, dari ambarina düsmüs aç tavuk gibi kalan bu gariban yavrucak ne hale gelir? Eger bir yerine inme inmez de sag kalirsa ne ala; ve fakat yine de dikkatli ve seçici davranmazsa oyuncaklari ellemekten oynamaya firsat dahi bulamayabilir. Iste, ben kendimi bazan böyle hissediyorum; siteler arasinda sörf yapmaktan, o site senin bu site benim, dolasip makalelere, tezlere ve kitaplara bakmaktan okuyamadigim zamanlar oluyor. Onun için, diyorum ki: internet, en büyük kütüphane; baska büyük yok! En azindan benim için!

Evet; internet, benim için en büyük kütüphane! Uzunca zamandir, özel ve istisnai haller hariç, kütüphanelere gitme ihtiyaci duymadigimi söyleyebilirim! Lazim gelen bilgi malzemesini (kitap, dergi gibi) yine gücüm vüs'atinde satin aliyorum; ama en fazla Bilgi Denizi'nde ariyorum. Artik, bir is yapmaya degil yapmamaya, bir ise yaramaya degil yaramamaya kodlanmis; beni, yapacagim arastirmadan lanet ederek vazgeçirmek için var gücüyle gayret eden; kütüphaneye gelmis bir kitabi üç—dört yilda okuyucuya çikarmayan, üsengeç, tembel, canindan bezmis gibi duran, asik suratli kütüphane memurlarinin vechi mübareklerini görmeyeli hayli uzun zaman oldu! Aman ya Rabbim! Ne haz; ne saadet! Evimdeyim; mekan, çalisma odam; rahat bir kiyafetle masamin basinda, ekranin karsisindayim, yanimda kahvem veya çayim; evimden uzaniyorum, Amerika'daki bir kütüphanedeki bir dergide nesredilmis bir makaleyi, bir kitabi veya bir doktora tezini ekrana aliyorum; elime toz degmiyor, kütüphane memuru da yok!...

internet'le savasan zavallilara inat: Yasasin internet! Kagsamis kütüphanelere ölüm!



internet denen bu çagdas teknolojik kerametten istifade etmek için asiri bir gayret sarfetmenize hacet yok: iyi bir bilgisayar, internet baglantisi, bir yazici ve onun kagit, toner, dram gibi– sarf malzemesini temin edecek ve telefon faturasini ödeyecek kafi miktarda mali güç (en zor tarafi burasi); ve bir de en mühimi: Okudugunu anlayabilecek bir ecnebî lisani; tercihen ve bahusus, ingilizce! illa ki ingilizce; ana sart ingilizce! ingilizce yoksa, hiç zahmet etmeyiniz! Çok istisnai haller hariç, ingiliz lisani yeter de artar bile! Fransizca ve Almanca gibi birinci sinif kültür dilleri dahi ingilizce yaninda bir kiymeti harbiye ifade etmiyor; esasen bu isi pek de beceremiyorlar. ....Türkçe mi dediniz? Pek mahdut birkaçi hariç, Türkçe siteler ise yaramaz. Üniversite siteleri umumiyetle çok zayif; bölüm programlari, hocalarin adlari vesairden baska dise dokunur pek bir sey yok; bir de birkaç adet sade suya tirit link; fazla bir ehemmiyeti yok; onlarin verdigi linklerin yüz kati zenginini ben kendim "favorit"e kaydettim. Kaldi ki, üniversitelerinden dahi çoban yetisen bir ülkenin kabile diline, bir isaretlesme sistemine dönüsmüs dili ile kim ne yazar ve kim ne okur ki? Geçiniz efendim!



Bugüne kadar internet'ten aldigim makale, tez ve kitap sayisi binleri geçti; bunlarin hepsini tab' etme imkanim maalesef yok; zira, bu, yukarida "en zor tarafi burasi" diye zikrettigim sebebe müsteniddir; ol sebebe binaen kismi azamini "camdan" okuyorum. Bu hal pek nahos; okumanin hazzini tadmak içün illa ve muhakkak el kagida meshetmeli; ama neylersiniz, buna da sükür!



internet'ten "retrieve" ettiklerim içerisinde neler yok ki! Bereketli bir ummandan hangi baliklar çikmaz? Birkaç örnek sayayim: Bati düsüncesinin hemen—hemen bütün klasikleri bu bilgi denizinde mevcut; Antik Grek'in en taninmis filozof, edip, sair ve tarihçilerinden yirminci asra kadar yasamis olanlar dahil. Roma ve Hristiyan Ortaçag döneminde ve daha sonralari, Latince'nin bütün Bati'da "Lingua Franca" oldugu dönemde te'lif edilmis Latince eserlerin nerdeyse külliyati, asillari ve Ingilizce tercümeleri ile birlikte mevcut; bazi siteler bunlari "trilingual", yani "üçdilli" veriyor; ayni metnin hem Latincesine, hem Ingilizcesine, hem de Fransizcasina ayni anda ulasmak en fazla bir kaç tusu tiklatmaya veya farenin kuyrugunu biraz oynatmaya bakiyor; hepsi bu. Grekçe eserlerin ve modern dönem metinlerinin büyük bir kismi ayni sekilde, "on—line"; emre hazir! Gerisi sizin kaabiliyetinize kalmis; bilgi orada, karsinizda duruyor; uzan, al ve oku!



internet'te çok önemli "tam akademik" siteler de var; mesela EBSCO'da, bir kismi hakemli bir kismi hakemsiz binlerce akademik dergiden derlenmis olan 1.100.000'den (birmilyon yüzbin) ziyade akademik makale, "Digital Dissertations"da, 1861'den günümüze kadar yapilmis, 1.600.000'den (birmilyonaltiyüzbin) ziyade master ve doktora tezi tam metin olarak on—line yayinlaniyor ve bu siteye her sene ortalama 55.000 master ve doktora tezi ilâve ediliyor. Daha böyle niceleri var ki burada sayamam. Türkiye'de hiçbir kütüphanenin vizyonu, ufku, gücü ve imkani buna elvermez. Ne var ki, bu sitelerin hepsi "free" (yani beles) degil; yillik abonelikleri hayli tuzlu olanlar da var (100.000 dolar gibi). Onun için, benim fikrimce, üniversitelerimizin yapacagi en hayirli islerden birisi, bu gibi sitelerin abone ücretlerini ödeyip ücretsiz ya da makul bir ücretle sunmak olacaktir; bunu kismen de olsa yapan birkaç üniversite var; birisi de VanYüzüncü Yil [bkz: www.yyu.edu.tr]. Ama yetmesi mümkün degil; dahasi gerek. Kim bilir, belki bir gün, bu ülkede "Bilgi"nin degeri anlasilirsa ya da balik kavaga çikarsa?



internet bilgi materyalleri artik git—gide daha yaygin bir sekilde akademik yayinlarda da kullaniliyor; vakia hala buna direnenler yok degil, ama, bosuna; internet'e karsi direnmek, vaktiyle Matbaa'ya karsi direnmekten daha dar bir kafa anlamina gelmektedir.

[email protected] AKSiYON DERGiSi



Hosted by www.Geocities.ws

1