IMAM-I BÛSIRÎ VE BÜRÜYEN KASIDE
Bürüyen Kaside’nin sahibi Serâfeddîn Muhammed Bûsirî Misirlidir.. Dedelerinden biri Ebusirli oldugundan lakabi Bûsirî olmustur..
Hicri 608 yilinda dogmus ve 696 yilinda vefat etmistir..
Bilgin, üstün ahlakli ve takva eri bir müslümandi..
Siir ve belâgatta essizlerdendi..
Peygamberi ögen birçok siiri vardir..

Bir gün felç geçirir ve vücudunun yarisi tutmaz olur..
Bu kasideyi yazar ve Allah’tan Peygamber hatiri için sifa umar..Siirin bittigi gece, Ilm-i Ledün Sultanini rüyasinda görür ve Kasideyi huzurunda okur..
Uyandiginda felcin geçtigini hayretle görür ve eli tutar, ayagi yürür.. Felç yok denecek kadar azalmistir..

Imamin hayat hikayesinde, bu kasideye bagli daha bir çok harika olaylardan ve kerametlerden bahsedilir..

Kasidenin asil adi: Kaside-i Bür’edir.. Kaside-i Bürde, Kaside-i Bürdiyye, Kaside-i Büride gibi isimler de verilmistir. Fakat en çok kullanilan isimleri:
Kaside-i Bür’e ve Kaside-i Bürdedir..

Peygamberin hirkasiyla mükafatlandirilan Kâab bin Züheyr’in “Banet Suad” Kasidesine de Kaside-i Bürde denildigi için, biz, bu Kasidenin ismini türkçelestirirken Kaisde-i Bür’e adini esas aldik..
Bür’e, kurtulus, kurtaris gibi anlamlara geldigi için, Bürde anlamini da içinde tasiyan BÜRÜYEN kelimesini seçtik..
Böylece hem günahlari ve suçlari örten, hem insani koruyan, kurtaran, hem de siir olarak da insani bürüyen, bürüyerek baska bir atmosfere götüren gibi çok anlamlari içinde bulunduran zengin özlü bir kelime ile bir çok karsiliklar birden verilmek istenilmis oldu..
Bununla birlikte, kasideye KURTULUS KASIDESI de denebilir, SIFA KASIDESI de..

TERCÜME: SEZAI KARAKOÇ



KASIDE-I BÜRDE
Imâm-i Bûsirî

Selem agaçlarini mi, ordaki dostlari mi andin ki birden
Gözbebegin kanlandi, gözyasin akti kirmizi kirmizi..

Yoksa bir yel mi esti Kâzime yönünden;
Yoksa Eden Dagi’nin üstünde, kapkaranlik gecede
Simsek mi çakti?..

Gözlerine ne oldu ki, “dur aglama” desen çosar irmak olur;
Ya kalbine ne dersin, “yetis huzur” dedikçe artar acisi gami..

Ask gizli kalir mi kimseden, niçin aldatir kendini insan?
Gönül yanip dururken, gözden akarken çesme gibi gözyasi..

Ask olmasaydi döker miydin gözyasini böyle taze topraga?..
Gözün uykudan kaçar miydi, andiginda Ban Agacini, Alem Dagini..

Âsik inkar etse ne çikar, gerçek sahitler var:
Yasa batik gözler, sararmis yüz, zayif ten ve göz çukurlari...

Asktan degil de neden bu peki, bir yanaginda kirmizi gül;
Bir yanaginda sari gül döküntüsü, izi;
Kizilirmak, Yesilirmak yatagi..

Evet, yârin hayali gelip beni birden uyandirdi;
Sevgi, zaten gelir gamlarla, mahveder vücut hazlarini..

Askim sebebiyle bana dil uzatan, utanir miydin ki bilseydin,
Yanik asklariyla meshur Özr oymagi gençlerinden daha mazurum, beterim hakçasi...

Gizlenir gibi degil ki bu sir, iste sen de ögrendin;
Simdi, de diyecegini, kat by derde bir dert de sen..
Zaten yok sonu yok basi..

Ögüdünü esirgemedin sagol benden ama;
Tutamadim onlari, çünkü tutuktur zaten sevenin kulaklari..

Yasli adama, agarmis saça, utanmadan; “yalan söylüyorsun” dedim..
Nasil inkâr, itham edilebilir oysa, agaran saçin beyazligi?..

Günaha batik nefs, ögüt mü dinler!
Kendi karanligina gömülmüs ak saç, nasil isitsin bu karanligi?..

Güzel fiillerle bir sölen hazirlayamadi nefsim;
Misafirse sessiz, ihtisamsiz apak çikageldi, karsilayan bile olmadi..

Bilseydim ki, yok bende bir karsilama gücü bile,
Siyaha boyadigim bir panonun ardina saklardim kendimi ve bu sirri..

Kim çeker benim nefsimi bu hoyratlik alanindan?..
Çilgin atlari zaptedip dört döndüren süvariler gibi tipki..

Günah isleye isleye günahi bitireyim dersin belki içinden..
Bos hayal! Yemek vücudu arttirir, günah da günahi...

Nefs memedeki çocuktur, vaktinde kesmezsen sütten,
Koca adam olur da, hâlâ emzik ister, arar sütü mamayi..

Nefsine sen hâkim ol! O olmasin sana hâkim;
Çünkü nefs neye hâkim olursa, onu ya öldürür, ya soldurur hâsili..

Nefs sürüsü birakirsan yayilir her yöne; görmeli gözetmeli;
Otu çok tatli gelen yaylalara yaymazlar koyunlari..

Nefsin tattirdigi hazzin çogu semm-i katildir;
Aguyu altun tasta bal içre sunarlar, bunlar onun suç ortagi..

Açligin ve toklugun hilelerinden koru kendini,,
Evet açligin da.. Çok açlik, tokluktan da zararli..

Gözünden yaslar bosalt ki, ne haramlar doldurmustun vaktiyle..
Ve sigin tövbe gölgelerine, odur en serin hurma alti..

Seytana ve nefsine uyma! Bas kaldir, isyan et!..
En akla yakinmis gibi gelen sözlerini bile dinleme, des ve bul püf noktalarini..




KASIDE-I BÜRDE
Imâm-i Bûsirî
2



Bazan hasim kiligindadir, bazan hisim, bazan hakem,
Düpedüz hilekârdirlar, ne hakemi, ne hasimi, ne hisimi!

Allah’im sen affet bizi!.. Bizzat söyleyip te tutamadigimiz sözlerden..
Ki andirir kisirlarin nesliyle ögünmesini tipki...

Sana “yap!” dedim ama ben yapmadim onu;
Sana “yol iste bu yoldur” dedim ama nefs, beni o yola birakmadi..

Üstüme borç olan namazi kildim, orucu tuttum; ama o kadar..
Ölüm, evet ölüm göz önündeyken bir parçacik arttirmadim onlari..

Kendime zulmettim, ihmal ettim geceleri ihya sünnetini..
Can verdi gecelere namazla O, öyle ki, siserdi ayaklari..

Bos midesinin üstüne tas kor, derisini büzüp dügümler,
Çekilen karnina kusak baglardi; yine azalmazdi açliga sabri...

Altundan ulu daglar nefsine sundular da kendilerini,
Reddetti O, gösterdi onlara gerçek ululugu ve gerçek altini...

Zühd ve takvasini arttirdi, eksiltmedi o daglarca zarûret..
Ne denli olsa da yok edemez ihtiyaç, insandaki temizligi, piriltiyi...



KASIDE-I BÜRDE
Imâm-i Bûsirî
3

Dünya ne oluyor ki, O ona muhtaç olsun..
Dünya O’na muhtaç ki, onun için degil midir varolusu, yokluktan çikisi?..

Bu dünyanin ve öte dünyanin, göze görünür- görünmez yaratiklarin,
Acemin, Arabin, bölük bölük bütün insanligin Hz. Muhammed’dir basi..

Bir esi yoktur O’nun emir ve nehiy peygamberliginde;
“Evet” i tam evetti, “hayir” i tam hayirdi...

Her yönden hücum eden korkunun türlüsünden
Ancak O Sevgili kurtarabilir bizi, O’nun merhameti, O’nun sefaati...

Kim döndüyse sesine, kosup yapistiysa O’nun etegine,
Yapismis oldu kopmaz bir ipe, hiç kopmaz ve tam kurtarici...

Içiyle ve disiyla, ahlak ve yaradilista üstündür,
öbür peygamberlerden bile;
Hiçbirinin ilmi, keremi O’nu geçemedi, O’nunkine ulasamadi..

Ve hepsi umar ve bekler, Allah’in Resûlundan;
Denizinden bir avuç su;
Yagmurundan bir damla su yollamasini..

Dururlar huzurunda hepsi yerli yerinde..
Kimi ilminden bir nokta,
Hikmetinden bir hareke bir kismi..

Peygamber ruhu alip peygamber vücudunu,
mükemmel peygamber olunca,
O’nu Sevgili edindi seve seve insan yaratan, insan ören Rabbi..

Üstünlügünde esit ve ortak yoktu O’na kimse;
Güzelligiyse parçalanmaz bölünmez bir bütündü, ne çikacak,
ne eklenecek bir sey vardi...




KASIDE-I BÜRDE
Imâm-i Bûsirî
4

Hristiyanlarin kendilerine gelen Resûl için dediklerini dememek sartiyla,
Ög ögebildigin kadar.. Yücelt yüceltebildigince O Hakk Kahramanini..

Korkmadan istedigin ölçüde serefi bagla O’na;
Istedigin ölçüde O’nun degerlilik hakkini tani..

Erginligine yok son ki, orada durup,
Dil, cesaretini bulsun, O’nu anlatmayi..

Mucizeleri bile gerçeginin yaninda sönük kalir;
Yoksa ismi anilinca çürüyen kemikler bile canlanip ayaga kalkmaliydi..

Aklin yetismeyecegi tekliflerle etmedi bizi imtihan;
Bizi sevdiginden elbet.. Biz de hemen inandik O’na..
En ufak süphe bize yaklasmadi..

O’nun gerçegine ermekte cümle âlem âciz kaldi;
Uzak âciz kaldi, yakin âciz kaldi, acz çepçevre sardi dört yani..

Günes küçük sanilir uzaktan bakilinca;
Göz dayanmaz amma, çiplak gözle bakildi mi..

Insan nasil bu yerde anlar O’nun gerçegini,
Ki rüyada görsen O’nu, sana yeter ömür boyu
Bu mutluluk ve O’nun nurdan bakislari..

Insanligin bilip bilecegi su, bilgilerinin sonu sudur ancak;
O insandir ve yaratilmislarin en iyisi, en güzeli, en hayirlisi..

Ve Peygamberlerin halka gösterdigi mucizeler,
O’ndandi, O’nun nurundandi, O’nun habercisi, O’nun öncü isiklariydi..

Çünkü O erdemlik günesi, öbür peygamberlerse yildizlardir,
O yildizlar ki; Günesten aldiklariyla aydinlatirlar karanliklari..

Gel gör ki, Rabbim O’na neler verdi, nasil süsledi O’nu..
Ahlâkini güzellikle sardi, müjdeyle, güler yüzlülükle benek benek noktaladi..

Latifligi bir çiçek, dolunay seref ve degeri..
Cömertligi bir deniz, yardimi zamandir tipki..

Tek basina bir yerde, O’nu görsen, heybetinden
Sanirsin arkasinda asker, asker,asker.. bir ordu gizli, bir ordu sakli..

O’nun tebessümünden ve konusmasindandir sanki;
Sedefte sakli inci, Inciler hep sedefte sakli..

O’nun topraginin kokusundan daha güzel var mi koku?
Ne mutlu o kisiye ki koklamis, öpmüs ola o topragi!

Dogusu açiklar bize her yönden her açidan O’nu..
Baslangici da iyi O’nun, sonu da..
Hostur dogusu ve batisi..


KASIDE-I BÜRDE
Imâm-i Bûsirî
5

O dogum günü ki, iyi farkina vardi Iran, indiginin
Kendisi için korku, kendisi için ceza, kendisine cehennem âzabi..

Göçtü, darmadagin oldu Kisra’nin saray duvarlari o gece..
Devleti de, bu duvardan baslayarak yarildi, çatladi ve dagildi..

Son nefesini verdi, korkudan mecûsi mes’alesi..
Ve Yahudi nehri, bilinmeyen bir yere alip gitti,
Dert yuvasi basini..

Ve sapik Save halki, her günkü gibi
Su aldiklari göle gittiklerinde;
Bu da nesi?.. Kurumus kül olmus!
Döndüler elleri bos,
Kizgin kudurmus ve çatlamis dudaklari..

Sanki dogmustu ateste su,suda ates duygusu!..
Tabiat, o gün yoldan çikmislari, tabiatindan çikararak karsiladi..

Sanki, çarpiklarin atesi sikildi terledi de sulanip söndü üzüntüden;
Sulariysa hüzünlerinden ates gibi kizdi, buharlasti..

Cinler çiglik atarlar, Nurlar, saçarlarken havaî fiseklerini
Hak böyle tantanayla çikiyordu ortaya, Hakk’in sesi ve ihtisâmi..

Kör oldular, sagir oldular, felç oldular, mustulari duymadilar,
Haberleri almadilar; görmediler korkutus yildirimlarini..

“Bundan sonra o egri dinimiz belini dogrultup ayaga kalkamaz”
Dediler, haberini verdiler kâhinleri, ozanlari..

Gökte yildizlarin aktigi görülürdü
Ve ayni anda yerde putlarin devrildigi, yikildigi..

Ve vahy yolundan çekilip gitti bozgun
Seytanlarin sahi; bozgun askeri yerinde kala kaldi..

Nasil ki, Ebrehe’nin ordusu dagilmisti;
Iki avuçtan atilanla bir ordu kör olmus, yere saplanmisti..

Allah dedikten sonra o taslarin atilisi
Rabbine yalvarir yalvarmaz baligin karnindan atilanin çikisini andirmisti..



KASIDE-I BÜRDE
Imâm-i Bûsirî
6
Yemin ederim ikiye bölünen aya,
O’nun kalbiyle ilgili aya..And içerim aya karsi!..

Ve o hayri, keremi içine alan magaraya..
And içerim ki, Kafirlerin gözleri içerdeki Isiktan kör oldu bakamadi..

And içerim ki, Muhbir-i Sadik magaradaydi ve Siddik magaradaydi..
Görmediler ve sandilar ki, orda, kimsecikler yoktu ve olamazdi..

Ne bilsinler ki, örümcek O’nun için örmüs agini..
Güvercin, O’nun için yuva yapmis, yumurta birakmis uçup durmaktaydi..

Allah isterse bir güvercin, bir örümcek agiyla da korur,
Kat kat zirhi ve yüksek kaleleri aratmaz,
onlardan müstagni kilar insani..

Ve bir örnek daha:
Çagirinca Peygamber, Agaçlar geldi, egildi huzurunda;
Dallariyla, kökleriyle yürüdüler; Çünkü yok ayaklari..

Çizgiler çekerek yol ortasina, yazilar yazarak
Güzel yazilar yazarak; dallari budaklari...

O bulut gibi ki, O nereye giderse üstünde o da oraya gider,
O’na, gün ortasinda yakan günese karsi gölge yapardi..

Dünyanin sikintisi binince bogazima
Hemen sarilir, siginirim O’na..
O hemen kurtarir bu zavalliyi..

Iki dünyaya ait hiçbir sey yok ki, o hayir saçan elden
Istemis olayim da almamis olayim, olmadi..

Aklin ermeyince hemen inkâra kalkma rüya vahiylerini;
Belki gözleri uyurdu O’nun ama, kalbi uyumazdi..

Nübüvvetiyle O gerçegin doruguna çikmisti
Nasil inkâr olunabilir erginlerin rüya durumlari..

Allah’in alani bu. Ne vahiy çalismakla olur
Ve ne de bir suçtur Peygamberin gâibi çizip anlatisi..

Bir dokunmakla nice hastayi iyi etti eli
Nice çilginlik zincirini kirip mahkûmlarini kurtardi..

Kara kitlik yillari oldu, O’nun duasiyla canli ve ak
Sanki gecenin oratasinda ansizin bir dolunay çikti..

Bulut akitti durdu suyu öylesine ki, o kurak vâdilerde;
Oldu her sel bir arim seli, her irmak bir deniz irmagi..

Birak konusayim, anlatayim o mûcizeleri:
Geceleri daglarda yakilan sölen atesleri gibidir âsikârliklari..

Inciyi islersen degerlenir süphesiz;
Ama islemesen de inci incidir; incilikte farksizdir islenmisi, hami..

Ama nasil uzanabilir hayali övüsün o yüceliklere
Ki orda hüküm sürer o davranis ve ahlâkin hârikalar mantigi..

Biri Kur’an Âyetleri: Haktir, Allah’tan gelmedir,
Ezelî ve ebedîdir, sonradandir, fakat yoktur öncesi basi..

Zamanla kayitli degil getirdigi kutsal haber
Son saatten, Addan, Iremden haber...
Odur mutlak haberlerin saltanati..

Devam edip gidiyor O’nun hükmü. Üstündür
Öbür peygamber mûcizelerine ki, tesirleri ve hükümleri ebedî olmadi..



KASIDE-I BÜRDE
Imâm-i Bûsirî
7

Öyle muhkemdir ki, hamlede yikar inkâri ve süpheyi
Tartisma kabul etmez; hâkime hakeme yok ihtiyaci..

Kimse karsi çikamadi O’na. Yeltenmediler degil ama.
Düsmani, en düsmani bile O’na siginmakta buldu var olmayi..

Belâgati, düsmaninin davasini uzaklara firlatir:
Kötü niyetlinin elini hareminden irakta tutmaktir zaten yigide yarasani..

Kemmiyette anlamlar deniz dalgalarindan büyük;
Keyfiyetse, güzellikte ve degerde cevahirden üstün ve san’atli..

Madem okuyunca gözün, gönlün nur doldu, aydinlandi;
Zafer buldun her vakit. Öyleyse bu saglam ipe iyi yapis, saril siki..

Okuyusun, korkusundansa alev alev yanan cehennem atesinin
Itfaiyesi budur yalniz atesin: Yanik yürekle çagirmaktir tek sarti..

Sanki O söyle bir pinar: Yüzü simsiyah olan
Gelip bir yikanmakla bembeyaz olur; budur nur pinari..

Ve O, adalette sirat gibi kildan ince; hak ve esitlikte de,
Hassas ve ayarli mizan gibi, insanlar ve kâinatlar arasi..

Bakma bilmezlikten gelislerine, inkarlarina yüregi karalarin
Onlar öyle bilir, öyle anlarlar ki... Ama ya kiskançliklari?..

Eh! Öyleyse kalksin agriyan göz inkâr etsin, göremiyor ya,
Günesi, gün isigini; yarali agiz da, alamadigindan suyu, suyun lezzetini, tadini..

Çölde hizli hizli giden yoksullar; develeri
Iz birakarak giden dilek sahipleri görürsün. Yön tektir; O Hayr kaynaginin evi alani..

Sen ey, anlayanlar için, bizzat varolusunla ne büyük isaret ve mûcize,
Nimetin kadrini bilenler için ne büyük nimetsin, ne büyük Hakk armagani..

Ne hesabi mümkün, ne kitabi harikalarinin
Ve yine de usanmaz insan bir bir anmaktan onlari..




KASIDE-I BÜRDE
Imâm-i Bûsirî
8
KASIDE-I BÜRDE
IMAM-I BÛSIRÎ -8-
Kalktin bir gece, kutsal bir yerden kutsal bir yere gittin,
Kapkaranlik gecelerde dolunay nasil ilerlerse
Alimli alimli..

Çiktin, boyuna çiktin.. Yükseldin Kâbe Kavseyne kadar,
Ki, daha önce ne kimse çikmisti oralara,
Ne de hayal ve ümit etmisti; birak çikmayi..

Seni öne geçirdi her yerde peygamberler, resuller,
Seni öne geçirip arkada durdular kendileri, hizmet gelenegi icabi..

Delip yedi kat gögü geçip gittin Sen o üstün insanlarla alay alay;
Baslarinda Sendin, baslarinda sallanan sancak Senin sancagindi..

Öyle çiktin, yükseldin ki, yarisanlar kaldi yari yolda;
Yakinlikta ilerisi, daha ötesi kalmadi..

Bütün makamlar geride kaldi Makamindan
Çagrildigin o an, Tektin artik nasil tekse; gök ve kale sancaklari...

Devsirmek için yemislerini gözlerden sakli
Bir bulusmanin ve gizliden gizli sirri..

Topladin ögülesi gök çiçekleri, üstünlükleri tek basina;
Astin bütün menzilleri yalniz, issiz kalabaliksiz, hizli hizli..

Tayin edildigin is nice ulu;
Idrakse ne kutlu sana mahsus nimetler alanini..

Günler geçer, geceler geçerdi; gün ne, gece ne bilmezlerdi
Ancak haram ayi geceleri yaparlardi uyku bayrami..

Yüzen atlar denizinin üstünden akar asker denizi,
Atlar dalga dalga deniz ileri, çoskun kahramanlari..

Onlar ki, kosar Allah’a dogru, yasar Allah için;
Mahveder, kökünden söküp atar küfrü, simsekten kiliçlari..

Ne mutlu sana bana Ulu Islam Milleti, suurlarin örgüsü;
Bize Yaratan verdi o saglam, o yikilmaz yapiyi..

Allah, bizi kendisine çagirani, çagirinca kendisine,
O Peygamberlerin oldu, bizse ümmetlerin basi..

Bir arslanin nasil ürkerse koyunlar sesinden, heybetinden,
Öyle perisan etti. O’nun çikis haberi, inkar yobazlarini..





KASIDE-I BÜRDE
IMAM-I BÛSIRÎ -9-
Peygamber terketmedi savas alanini; düsman,
Çevrilinceye dek gögdelere, kasap çengellerine asili..

Düsmanlarin gözü hep kaçista olurdu savaslarda;
Kol ve bacaklari kiskanirlardi, kargalarin kapip kaçtigi..

Onlarla kurtuldu yalnizliktan Islam Milleti, Dini;
Sanki yadellerden döndü, yurdunu buldu, sila yapti..

Allah, ordusuyla koruyacak, varlik var oldukça O’nu;
O, dul ve yetim, babasiz ve sahipsiz olmadi..

Her biri bir dagdir savasta, onlara çarpan, onlarla çarpisanlara
“Savas meydaninda ne gördün?” diye sor, düsmanlarina sor onlari..

Bedire sor, Huneyne sor, Uhuda sor.. Sor bütün savas alanlarina;
Kesin sonuç alista, zaferde onlar mi üstündü,
yoksa kendi isinde veba mi?..

Kipkirmizi çikaranlardir kapkara vücutlara sokup
Yildirimdan da çabuk, bunlar ak çelik kiliçlari..

Onlar sanki kâtip, süngüler de kalemleriydi
Ve vücutlarda bir tek harfi bile noktasiz birakmazlardi..

Silahla donanmislardir ve yüzlerinden taninirlar
Seçilirken ilk bakista nasil hemen seçilirse agaçlar içinde gül agaci..

Her biri silahlari içinde saksi içindeki gonca gibi;
Zafer rüzgarlari sana armagan eder kokularini...

Daglarda fiskiran çamlar gibi birden zuhur ederler atlar üstünde;
Kolanlarin ilmeklerin sikiligi degil dimdik tutan onlari, yüreklerin, bileklerin saglamligi..

Kalpleri, dudaklari uçukladi korkudan düsmanlarin
Ayiramaz oldular kahramani koyundan, kardan karanligi,
kargadan kartali..

Onlara bir ormanda rastlayan aslan bile uslanirdi,
Çünkü beraberlerindeydi Peygamberin zaferi ve duasi..

Yok dostundan tek kisi yardimini görmesin,
Düsmanindan tek kisi yemesin tokadini..





KASIDE-I BÜRDE
IMAM-I BÛSIRÎ -10-

Dinin kanatlarini gerdi ümmet üstüne;
Gözlerden saklar orman aslan yuvalarini..

Ne felsefe, ne mantik durup dayanabildi,
Kur’an’in karsisinda. Fikir gecelerini isitti aydinligi..

Yeter sana peygamber mucizesi, okumamisken bilgisi;
O “cahiliyet” çaginda, öksüzlük de üste, terbiye ve ahlâki..

O’nu öger ögerim, yorulmam ve usanmam. Affa sebep umarim;
Sairlikle, devlet memurluguyla geçen ömrün bütün suçlarini..

Boyna bir boyunduruk bunlar: Korkulu son hazirlar.
Sürüklediler beni; sanki ben kurbanlik bir deve, onlar ipi halkasi..

Ah! Çocukluk etmisim; harcamisim kendimi bir ömür boyu:
Bir ömür boyu, toplamis, devsirmisim suç ve pismanliklari..

Bir de düsün nefsimin ticaret zararini,
Bir an duraklamadan din satip alan dünyayi..

Ismarlama yerine hazir esya düskünü;
Parayi pesin alip yiyen, mali boyuna borçlanan imalatçi..

Gerçi günah isliyorum ama dönmüs degilim O’na verdigim sözden,
Kopar cinsinden degil gönlümün bagi..

Söz vermistir kurtaracaktir, adiyla çagrilani..
Ve beni O’nun adiyla çagirirlar..

Ve insanlik içinde kim olabilir, O’ndan çok sözünde durani..

Yarin hesap gününde tutmazsa O elimden:
Sen benim için de: Vay sana!
Hey sonsuz kayan adam, uçurumlar kurbani..

Hasa! O, mahrum etmez yardimindan isteyeni;
Kogmaz konu komsuyu, soguk karsilamaz kendine siginani..

Düsüncemi, siirimi O’nu ögme yoluna koydugum günden beri,
O oldu benim için koruyucular koruyucusu, kurtaricilar kurtaricisi..

Lütfunu esirgemez en dar elden bile O.
Çünkü: Yagmur ihmal etmez çiçeklerle süslemekte
su tutmaz yalçin dag uçlarini..

Gözüm yok, bu dünyanin parasinda pulunda, zerresinde.Bu türlü zehirleri..
Iki avucunu açip toplar ancak, Herem’in ögücüsü sair Züheyr takimi.

Ey insanlarin en iyisi!. En üstünü! Yalniz sana siginilir,
Herkes için geçerli, kimsenin kurtulamadigi vakit kapiyi çaldi mi..

Allah’in Resûlü, beni de bürümeye, örtmege yeter kurtaran örtün..
Göründügü o gün, öç alan adiyla Yaratici..

Bu dünya ve öte dünya, senin bagis bollugundan örnekler;
Levh ve kalem bilgisinin bilgindedir kaynagi..

Nefsim! Düsme umutsuzluga büyük günah islemislik yüzünden..
Mutlak bagislayan yaninda, degil büyügü küçügünden farkli..


KASIDE-I BÜRDE
IMAM-I BÛSIRÎ


Nefsim! Düsme umutsuzluga büyük günah islemislik yüzünden..
Mutlak bagislayan yaninda, degil büyügü küçügünden farkli..

Günahlarin büyüklügüne göre gelir, o ne kadar büyükse o daha da büyük olur,
Umulur ki, dagitilirken kullara Yaratanin aciyisi..

Rabbim! Yalvarislarimi döndürüp çevirme bana geri;
Rahmetinden elverir bir rakam eklemeden, kapama hesabimi.

Rabbim! Bu kuluna yardim et, bu dünya ve öte dünyada.
Korkulu olaylar ve durumlarda yok bir parçacik olsun dayanikligi..

Rabbim! Izin ver çözülsün ebedî salavat bulutlari bir kez daha..
Bosansin Resûl üstüne sel sel, sicim sicim “Selam! Selam” yagmurlari..

Ailesi üstüne, arkadaslari ve baglilari üstüne bir kez daha.
Yasasin bir kez daha, o sana en yakin, eli açik, gönlü ipekten yumusak, içleri piril piril yolunun ululari..

Ban agacinin yapragini, gögdesini titrettikçe tiril tiril
Bad-i Sâba,
Kizgin çöllerde ürpettigi sürece develeri devecinin sarkilari..

                    Tercüme:
Sezai Karakoç// Islam’in siir anitlari’ndan

Hosted by www.Geocities.ws

1