ASK ÜSTÜNE ÜÇ
NOKTA
Serdal
Yilmaz
"Konustun günesi hatirliyordum
Gariptin yepyeni bir sesin
vardi
Bu ses öyle benim öyle yabanci
Bu ses saçlarimi islatan sessiz bir
kardi."
S.Karakoç
Ask, yeniligin ta kendisi...
Onda bulunan her
kimildanis, her baskaldiri ruhun,
hayata ve statükoya meydan okumasi.
Ask
insani yeniler.
Sevgi gibi durgun ve uysal degildir.
Sevgi benim nazarimda
gelenekçidir.
Geleneklerine bagli yasli biri gibi uysal ve sabirli.
Oysa
ask fütürist ve yepyeni bir sestir.
Ask yüzeyden konusmaz. Ruhun ta
derinliklerinden gelir onun sesi:
"Sessiz derin sonsuz yasli duvarlar
önünde
Türküler içinde en sen en senin olani söyle"
Bir bakima ruhun
sesini duyumsamaktir ask.
Hayir ses degil haykiris, sessiz çiglik.
Sessiz
çiglik!
Sadece yasayan bireyin hissedebilecegi "sessiz çiglik".
Ama
dosdogrusu baslangiçlari yasayanlar için.
Mecnun'u hatirlayin;
ask onda
önce sessiz çiglik, sonrasi korkusuzca haykiris!
Ask bir tanimayis
degildir.
Aksine bütünüyle tam bir kabullenme.
Belki de bu kabullenme onu
sevgiden üstün tutuyor.
Aski, sevgiyle es tutamayacak kadar üstün
görüyorum.
Ali Seriati'nin ifade eyledigi gibi:
"Sevgi bir pazarlik,
alisveris; ask ise teslimiyet."
Nedense aski kategorilere ayiranlar ona
sinirsiz bir teslimiyet noktasindan
bakamiyorlar.
Eger
bakabilselerdi,
aski derecelendirip siniflandiracaklarina, teslimiyetine
"teslim" olurlardi.
Aska hüküm vermek ne haddime.
Ama bütün bunlarin
üstüne,
ask üstüne sunu demek geliyor içimden:
Ask ruhun bütün
inceliklerini toplayip serpmektir hayatin üstüne.
Belki de "En Sevgili"ye
oluruna ve olmazina "hepsi ben" demektir. Hepsi ben.
Bütün günahlarin,
çikmazlarin, aykiriliklarin ve suçlamalarin "hepsi ben".
Gülün dikeni de ben,
masukun feryadi da.
Kendimi hiçbir tarihsel ask kahramani ile
özdeslestirmiyorum.
Aski yasiyorum ve ruhumu "yeni" buluyorum.
Belki de
samimiyeti ve teslimiyeti tekrarda degil, yenilikte ariyorum.
Aldanmiyorum,
kendimi avutmuyorum, nostalji yapmiyorum. Kokusmusluklarina,
tekrarlarina,
paryalastirmalarina karsi "ask" ile ruhumu temiz tutuyorum.
Ve belki de en
önemlisi,
aski ruhumun ve insanligimin sigortasi olarak
görüyorum:
"Ask siyahin beyazdan ayrildigi
Samanyolunda yürüyen bir
karinca"
S. Karakoç
Diyebilirim ki "Sinirsiz'in" sinirlisi evrenin
içinde görünmezligin,
soyutlanisin sirrina sahip timsal olarak görüyorum
aski.
Ask bir "ayristirmadir" benim zamanimda ve mekanimda.
Gönüllü
koruyucularla, sahipli yalancilarin ayristirmasi.
Ruhumu çepeçevre saran ask
"yerlilerin aski".
Oysa "sahipliler" aski bir aldatmaca
saniyorlar.
Belki de bütün bu ahkâmlarin üstüne, en hakikisi olan, son
söz olan
"teslimiyet" üstüne, özü olan "samimiyet" üstüne, bütünü temsil eden
"ASK"
üstüne:
"Ey gönüllerin en yumusagi en derini
Sevgili
En
sevgili
Ey sevgili
Uzatma dünya sürgünümü benim"
S.
Karakoç