|
IKEBANA
Japonlarin
tüm dünyaya armagan ettikleri, Çiçek düzenleme sanatina verilen isim
IKEBANA.. Belki bilirsiniz, Japonlar tabiata âsik ve güzellikleri
hissetmesini bilen milletlerdendir.. Hatta onlarin, saksi içinde minik
agaçlar yetistirdigini de duymussunuzdur; saksi içinde 50 yillik, 100 yillik
minicik çamlar, çinarlar.. Ayrica bilenler bilir, Japon bahçeleri de
meshurdur, seyrine doyum olmaz.. Hepsi güzel ama benim en çok ilgimi çeken
IKEBANA.. NEDEN MI?.. Öncelikle kalbe ve ruha hitâbeden bir sanat oldugu
için.. Sonrasi... Bir sürü özelligi var tabii ama esas konu bu
olmadigindan deginmiyorum.. Derler ki; Ikebana daki en yüksek, gösterisli
çiçek Allahi, ortadaki kisa ve egilimli olan insani, tabandaki ot ve
yapraklar da tabiati ifade edermis. Durun daha bitmedi.. Ikebananin esas
çarpiciligi su: Ve ayni zamanda bana bu yaziyi yazdiran en önemli
özelligi; Tek bir yönü yok.. Nereden bakarsaniz bakin her yeri
ayni.. Her yer tek yüz.. Her cephe ön yüz.. MÜTHIS! Hep ayni..
Degismiyor.. Sizce de çarpici degil mi?.. Simdi: Bu duygu birikimiyle,
cemiyet aynasindaki bizlere bakalim; Sana, bana, ona, onlara.... Binbir
suratlarimiza.. Kisiye, mekâna, duruma, konuma göre degisen bizlere.. Evde
ayri, iste ayri, okulda ayri, sanalda ayri, fakire ayri, zengine ayri, medya
karsisinda ayri, gerçek hayatta ayri, kendi kendine
oldugunda ayri....................... Kaç maskemiz var sahi?.. Kaç
yüzümüz?.. Kaç ayri durumdan kaç ayri görüntü veriyoruz?.. Bu görüntüler,
karsimizdakine tek yönden net bile ulassa, içimizde kendimize karsi net bir
görüntü elde edebiliyor muyuz?.. Degilse, bu bizi rahatsiz etmiyor
mu?.. Etmiyorsa neden?.. Isin can alici noktasi; Bunca kalabalik
arasinda Ona (CC) karsi net bir görüntü çizebiliyor muyuz?... En azindan
kendi adimiza?.. Bakiyorsunuz bazi cüce adamlar, medyanin da destegiyle
cemiyetin dev aynasinda kahramanlar(!)... Firsat oluyor tanisiyorsunuz ve
birkaç cepheden bakiyorsunuz, yere göge konulamayan bu
kahramanlara(!)... Öyle hallerine vâkif oluyorsunuz ki Kanaatiniz, son
sözünüz; Bu, O muymus... Siz bu misâli alin, her yasadiginiz an ve mekâna
uygulayin, medya; toplum duyarliligi olsun, kisiler; aramizdan.. Ne degisir
ki.. Sonuç ayni.. Yazik... Hiçbir yere yakismiyoruz bu
halimizle.. Hiçbiryerde tutunamiyoruz.. Kendi içimizi olusturamiyoruz,
bizleri oynamaktan... Kuramiyoruz iç dünyamizi.. Ve Onun içindir ki bir
türlü KIRAMIYORUZ ZINCIRLERI... Hep düsünürüm; Maskesiz, perde arkasi
olmayan insan, çift tarafli madalyonu olmayan var mi acaba?.. Hep talip
olageldigimiz.... Hayati hep Mevlana ögretisiyle yasayan; Ya oldugun gibi
görün! Ya göründügün gibi ol! Var mi acaba? Hep özledigimiz.. IKEBANA bir
sanat.. Ve temelde yapilmasi istenen sey; Kalbin yaradilis gayesine uygun
çalismasini saglamakmis bu sanatla.. Keske bizler de ikebanalar gibi
olabilsek.. Keske sadece bir yüzümüz olsa herkese dönük.. Bir yüzümüz olsa
hep iftihar edecegimiz.. Keske oldugumuz gibi görünsek, Ya da göründügümüz
gibi olsak... Biliyor musunuz Japonyada ikebana sanatini bilmeyen kizlar
evde kalirmis : )) Biz de acilen göründügün gibi ol! sanatini
ögrenmeliyiz... Yoksa bir arpa boyu bile yol alamayiz.. Yoksa bu
kalabalikta insan, kendini yitirir de asla varamaz Ona (CC)... Haydi
davranalim!.. Madalyonlari firlatip atmanin tam vaktidir!.. Selam
ile..
Monaroza |