Ah mine'l-Ask
Bir çogalmadan ibarettir ask,
bir cosmadan, kabarmadan, büyümeden ibarettir.
Devamli artmayan bir duygunun
ask olmasi ne mümkün?
Sözün var oldugu günden beri, en fazla sarf
edildigi alan asktir. Ask
üzerine söylenmis sözlerin siniri yoktur. Belki
söylenmemis söz de yoktur;
ama her dönemde baska türlü söylenmekten dolayi
çogalan söz vardir.
Söz nötr bir varliktir, üst derecesi kelam, alt derecesi
laftir. Sözün kelam
derecesinde konusu asktir. Söze en güzel manayi ask
verir. Bütün
boyutlariyla sözü askla söylediginiz zaman sözün güzelligini
hissedersiniz.
Bir cümleyi askla yazin; görün cümle ne kadar güzellesir.
Usulen yazilan
cümleden muhatabin alacagi pek bir sey yoktur.
Hayatin
asktan yoksun oldugu hiçbir zaman gösterilemez ki. Bitkinin hayati
olsun,
insanin hayati olsun, dünyanin hayati olsun, bütün hayatlarin her
kademede
aska ihtiyaçlari vardir.
Askla bakmak; yürekle bakmak demektir. Göz
sadece bir fonksiyonu yürütür;
ama fonksiyonun içini dolduran, onu sanata
dönüstüren gönüldür. Biz
gözümüzle bakariz; ama gören gönüldür. Gönlümüzde
ask varsa, gözün gördügü
güzeldir.
"Yalnizca bir türlü ask vardir; ama
görüntüleri binlerce türlüdür" der bir
bilge.
Üç çesidini
söyleyelim:
Ask beseridir; sakayla baslar, sorumluluk getirir. Gözden girer,
gönülde
yasar. Surete meyledenler ziyandadir.
Ask platoniktir; sohbetle
baslar, zahmet getirir. Zihinden girer, gönülde
yasar. Siretini süslemeyenler
yol sasirir.
Ask Ilahidir; imanla baslar, vahdete götürür. Gönülde dogar,
gönülde yasar.
Sirri saklamayanlar, basini verir.
Ask, Allahu Teala'nin
"Bilinmeyi istedim kainati yarattim" buyurdugu noktada
baslar. Ve oradan bir
irmak gibi birdenbire coskuyla akar, binlerce yola
ayrilir, binlerce irmak
olusur. Bir bastan binlerce bas olusur. Onun için
bir türlü ask vardir.
Varligimizi sürdürdügümüz medeniyet birikiminin içinde
askin bütün çesitleri
mevcut. Bugün dahi mevcut, biz hangi boyutunda
yasiyorsak askin, o türlüsünü
tadiyoruz demektir.
Beseri askin (mecazi askin) Ilahi aska dönüsmesi
tabii bir seyir. Pek çok
mutasavvif Ilahi ask için beseri aski ilk basamak
olarak görür.
Çünkü Allah güzeldir, güzelligi sever. Mevcudattaki o Ilahi
kudretin eserine
bakarak ancak bir izden asila gidebilir, görüntüden
orijinale geçebilir
manasinda beseri aski ilk basamak olarak görmüslerdir ve
atlamislardir
oradan.
Iste; Leyla ile Mecnun. Leyla'nin bir beser olarak
askini Kays'in
biriktirmesi... Kays içinde büyüyen o askla ileride bir
esikten atlayarak
Leyla ile bütünlestirmesi... Buradan da ileri giderek baska
boyutlara yol
almasi... Artik o Hallacin "enel hak" dedigi noktadir, o
Nesimi'nin cübbemin
altinda "Allah'tan gayrisi yoktur" dedigi noktadir. Gerek
bas verirsiniz
gerek derinizi yüzerler. Sirlari ifsa etmek noktasinda ask
biter.
Salt sirdir ask. Ask bir kisilik sirdir, iki kisiye müsaadesi
yoktur.
Zaten ask tekildir. Sevilen hiçbir zaman askin içinde degildir. Askin
içinde
seven vardir o kadar. Sevilenin haberi bile olmayabilir asktan,
olmasi
önemli de degildir üstelik. Ask tekil oldugu için sirlari da,
kederleri de,
acilari da, firkati de, hicrani da, gözyasi da, atesi de
tekildir.
Yani içinde bulundugu ates sadece bir kisiyi yakar, gözyasi da bir
kisiden
akar, ayriligi bir kisi çeker. Aski bunlar çogaltir, askin
"eksilmeyen fakat
artan" özelligi ayni zamanda buradan beslenir. Gözyasi aski
artirir, hicran,
hasret bu duygular aski devamli büyütür, katmerler, yuvarlar
bir çig gibi.
Yani ask, aci çekmeyi bastan göze almayi gerektiriyor.
Askin
bir tarifi de aci ve bütün bu acilardan duyulan mutluluk. Onun
ötesinde de
insanin kabiliyeti. Ask her gönülde ayni kivamda varolamaz.
Gönül
medeniyetindeki gönüllerimiz aski degisik boyutlarda alacaktir, o
zaman isin
içine sirri da girer. Yani benim sirrim benim kalbime sigacak
olan kadardir,
daha ötesini kaldiramaz. Sir, aci ve hasret varsa ask vardir
ve o ask
tekildir bir kisiyi ilgilendirir.
Biz aski genel kabulümüzde "beseri ask"
derken bir zaaf olarak algiladik,
"Ilahi ask"i da bir hedef olarak gördük.
Beseri askin ve Ilahi askin
ikisinin de ayni anda ve ayni bünyede tezahürü
bir geçis itibariyla
mümkündür.
Ahsenü'l-Kasas buyurulmus Yusuf
Suresi'nde; aski anlattigi için bu sure.
Mevlana "Zeliha o hale gelmisti
ki..." diyor, "... çörekotundan öd agacina
kadar her seyin adi Yusuf'tu onun
için. Yusuf'un adini baska adlara
gizlemisti, mahremlerine bu sirri
söylemisti. Mum ateste yumusadi, dese;
sevgili bize alisti, yüz verdi, demis
olurdu. Bakin ay dogdu, dese; sögüt
dali yeserdi, dese (...); basim agriyor,
dese; basimin agrisi geçti, iyiyim,
dese hep ayri manalari vardi bu sözlerin.
Birini övse onu överdi, birinden
sikayet etse onun ayriligini söylemis
olurdu. Yüz binlerce seyin adini ansa,
maksadi da Yusuf'tu onun, dilegi
de..."
Hiçbir insan bir kadina asik olmayi veyahut da bir kadinin bir
erkege asik
olmasini, "beseri ask" dedigimiz duyguyu yadsiyamaz,
ayiplayamaz.
Ne din, ne de yasalar yasaklamistir aski; yürekler Allah'a
aittir çünkü.
Gönül ki Allah'in evidir, askin her çesidine itibar
eder.
Bütün milimetrekarelerinde ayni sevgili olmayan bir gönül aski bilir
mi
acep?!.
Bir kuru yakinlasmayi, ilgiyi, arzuyu ask sanarak yasanilan
ömür adina
va veyla ve va esefa!..
Bir Cemal'e kul, bir Ahmed'e köle, bir
Leyla'ya deli ve bir isiga pervane
olmayanin aski mi vardir, ya akli mi
vardir ki!..
Alem bir ask için yaratilmis ve "Ask imis her ne var
alemde!.."
Muhabbetten Muhammed oldu hasil
Muhammed'siz muhabbetten ne
hasil.
Sevgi üzerine kullanilabilecek bütün mecazlari üstüne alinmadir
ask.
Ask acidir, hasrettir. Hicran ve hayrettir, firkat ve gurbettir. Gözyasi
ve
ahtir; tazarru ve münacattir.
Ask ölümdür, can vermedir, kurban
olmadir.
Canlarin birbirinde kaynayip erimesidir; canlarin can özünde
yitirilmesi ve
aranmamasidir ask.
Parçalara böldükçe demiri, miknatisi
güçle bütün parçalarin yine
birbirlerini aramalaridir.
Arama gücünü
yitiren, zayiflatan, küçülten parçalar birakir; ancak
birbirini
kovalamayi.
Tasin içinde sakli olan atestir ask; bir kivilcim
çakinca kusatir bütün
evreni.
Atom çekirdegi etrafinda saniyede iki bin
kilometrelik hizla dönen
elektronlarin karidir bu.
Kudretin ve Ilahi
san'atin özündeki cevherden beseri estetige akip gelen
ilhamdir o. Bir sehre
Ussak bir köye Asiklar adini vermektir.
Ask ki siirde Su kasidesi, mimaride
Selimiye, musikide Ferahfeza'dir.
Ask, haddehanelerden dökülen ates, manaya
gebe sözdür. Ask, mesktir.
"Kim asik olur da iffetini muhafaza eder,
halini gizler ve bu yüzden ölürse
sehit olarak vefat eder." diyen bir hadis-i
serif rivayet ediliyor.
Kalplerimizin incelmesi, yüreklerimizin
güzellikleri tatmasi ve tanimasi
açisindan her insanin aska ihtiyaci
vardir.
Bunu yasaklayamazsiniz. Fakat gizlilik esastir. Asik olan insan
askini
herkese ilan edemez, bu ayip bir seydir. Çünkü sevgilinin adi onun
için
kutsaldir. Sevilen insanin eskiden beri adinin ulu orta söylenmesi
asik'i
incitir.
Asik olmak degil, aski söylemek ayiptir. Çünkü ask bir
sirdir dedik.
Aski mutlaka kötü yorumlamamak lazimdir. Çünkü ask
olgunlastiricidir.
Gönlümüzle, Allah'in isaretlerini görebilmemizi saglayacak
en önemli
vasitalardan birisidir ask.
Gönlü açmak ancak sevmekle olur.
Asktan kaçis ta yoktur, siz istediginiz
kadar yasaklayin o, kisiye bir gün
gelir.
Seyh Galib'in dedigi gibi "Birden bire bu aski bu tuhfe bulanindir."
(Tuhfe:
hediye)
Önce beseri askin rafine edilmesi lazim, Ilahi aska
yükselmesi için.
Bir insanin esine veyahut da bir baskasina besledigi ask-i
mecazi var. Daha
sonra bu insan Ask-i Ilahi'ye yükseliyor. Bu hal ailesine
karsi olan askinda
bir düsme göstermeyecektir. Ilahi askin içerisinde beseri
askin cüzleri
zaten mevcuttur. Ilahi aska vasil olmak bilakis beseri asklarin
temelini
saglamlastirir.
Denizin içinde damla vardir; ama deniz damladan
ibaret degildir. Bugün askla
ibadet edebilen bir insan, yarin ibadet eder
gibi asik olabilir. Bugünkü
isini askla yapan da, ayni isi yarin ask ile
yapamayabilir.
Ask sayesinde insan ebedilik kazanir ve lamekan olur. Ask
bir hiçliktir
tasavvuf nesvesinde. Fakat o hiçlikte kendinizi "hiç"
hissettikçe var
olursunuz ve hiçlik büyük bir varliga sebep olur. Can
verirsiniz; ama can
verdikten sonra yasamaya baslarsiniz, kendinizi feda
edersiniz feda olduktan
sonra söhret olursunuz.
"Güzelsiz olmaziz amma
oluruz etsiz ekmeksiz".
Beseri boyutta askin mekani ve zamani çok
kisitli, insanlar sadece birisinin
gözlerini görebiliyor. "Küçüksu'da gördüm
seni, gözlerinden bildim seni"
gözlerinden baska bir yerinden de bilmesi
mümkün degil zaten. Böyle bir
kiyafet, böyle bir toplum yapisi, sokakta
olmayan bir kadin.
Beseri askin sadece gözyasi getirdigini, sadece aci
getirdigini, dolayisiyla
bizim sairlerimizin de "sevgili" diye hitap
ettikleri insanlarin ancak
kokularini duyabildikleri; saba yeli sevgilinin
saçinin kokusunu getirdigi
zaman, acisinin en fazla oldugu, yoldan geçecek
diye günlerce yolda
beklemek, bir haber gelecek diye bir süzgün bakisina, bir
gamzeli bakisina
muhatap olurum diye günlerce uykusuz kalmak. Bütün bunlar
içerisinde beseri
iliski ve birliktelik çok sinirli. Bu sinirlilik askin bir
gömlek daha
yükselmesini saglayabiliyor. Içinizde büyütüyorsunuz, hasretin
çogalmasi
askin da çogalmasi demek.
"Eyitti ol peri bir gün düsüne
gireyim bir seb/ Sevincimden nice yillar
geçiptir görmedim uyku" : O sevgili
bir gün bana dedi ki hadi gönlün olsun
rüyana girecegim bir gece, bu sözü
duydugumdan sonra sevincimden nice yillar
geçiyor hala uyku uyuyamadim. Böyle
bir tek söz, bazen bir çift göz ömür
boyu süren bir askin merkezidir. Böyle
bir toplumda o güzellikten, o sözden
yola çikan insan Ilahi aska
gidebiliyor.
Askin en büyük özelligi ruh terbiyesine müsait olmasi. Seven
daima niyazda,
sevilen daima nazda. Sonuçta insanin yaratilisindaki özü,
mutlak suretle
hissetmesini saglayacak bir aci ve kederle kalbi yumusatmak,
mumlari
eritmektir. Kalp mumlasip mum da eriyince ister istemez bir yanis, "
Hamdim,
pistim, yandim" olur. Yanma son noktadadir. Artik çesitli tecellileri
kabul
etmeye haziriz; hosgörü, affetme, sabir ve hatta bütün ömrünüz
boyunca
ulasacaginiz duygulari kapsar. Bunu yapmadikça, kalp çig kalir,
ister
istemez meseleleri de hazmetmek zor olur. Onun için ayrilik vardir, aci
ve
hasret vardir. Askta vuslat yoktur, vuslat oldugu an ask yoktur.
Vuslat
askin düsmanidir üstelik.
Bugünün nisanliliklari üç ay,
evlilikleri iki-üç sene sürüyor. Çünkü ask
diye yasanilan seyler riyakarca
yürütülen bir oyundan ibaret. Her iki taraf
da gerçek yüzlerini gizliyorlar,
karsi tarafa hos gelecek geçici bir hale
bürünüyorlar. Oglan bir simit alip
gelesiye kadar, kiz yeni bir sevgili
bulabiliyor mu kendine, ona bakmak
lazim. Bu kadar vazgeçilebilir duygulara
ask diyebiliyorlarsa onu
sorgulasinlar.
Ask sorgulanmalidir; bir ilgi midir, bir sevgi midir, bir
tutku mudur.
Anormalliktir; ama bu anormallige geçis sürecinde bizim
duygularimizi hangi
derecede, hangi merhalede tuttugumuza bagli. Bir
üstünlük, bir ayricalik
vesilesi yani. Oysa bugün hepsine ask diyoruz, hatta
cinsellige bile ask
deniyor, ask yapmak ask adina çok küçültücü bir sey
üstelik. Insanin bir
ilgiyi ask sanmasi; onun askidir; fakat askin ancak bir
nebzesidir. Içinde
ask yok degil mutlaka vardir; ama askin ne kadaridir iste
ona bakmak
lazimdir. Mutlak asktan herkes ancak nasibi kadarini
alabilir.
Bir seyin ask olabilmesi için tutkulu olmasi, patolojik olmasi,
anormal
olmasi gerekir.
Istahla yemek yerken hatirlayip sevileni, yemek
bogazda dügümleniyorsa;
derin uykularda görülen rüyadan sonra bir daha uyku
girmiyorsa gözlere, sen
bir mecliste adi anildiginda onun, inziva engin bir
boyut kazaniyorsa,
hamasi bir söylevin tam ortasindaki bir kelime, bir cümle
ne dedigini
bilmezlestiriyorsa insani, iste odur ask. O ki, göz kapaklari
kapandiginda
karanliklari son bulmuyorsa, ne cür'et asktan söz
edile!?.
Eskiler "Ah mine'l-Ask" yani "Ah askin elinden!..."
demisler.
Galiba biz de "Ah Bine'l-Ask " yani "Ah aska ulasmak!..."
demeliyiz.
ISKENDER PALA