Aziz müslüman kardesim selam sana!..

Gidiyoruz, gidiyoruz, gidiyoruz…
Sonra dönüp arkamiza bakiyoruz ki bir çuvaldiz yol gitmisiz..
Bir masal içinde yasiyoruz da onun için mi?..
Yoksa kaskati gerçekler mi, zahmet çoklugunu alinmis yol gibi gösteriyor?..
Yoksa, dümdüz sanilan yol, bir tabakadan ansizin bir baska tabakaya düsüs
yüzünden, içiçe girmis çemberler gibi dolambaçli da ondan mi?..
Belki..
Ama, yolun çetinligi, sonunda ulasilacak olani büyütmektedir..
Yani bir bakima, hedeften, varilmak istenen noktadan sonrasini
kolaylastirmaktadir..
Sen yolla ugrastikça, varmadigin hedef te yerinde duracak degildir..
Belki hedef te , seni artik beklemeyecek te kendi kendini kurmaya
kalkacaktir..
Ama bu, yine senin eserindir..
Sen yolla ugrasmasan, yolun son ucunda böyle bir karincalanma ve kimildanma
beklemek hakkin olmaz..
Ama sen yolun kendisiyle ugrastikça, hedefe varmak umudu hiç kaybolmayacak
demektir..
Hedefin suurunu zorluyorsun demektir..
Elbet “her güçlükten sonra bir kolaylik vardir”
Sen ileriye dogru hamle yapip, içinde ilerledigin tabakalarin toprak
damarlarinin elverissizligi yüzünden döne döne yine ayni noktaya, çikis
noktasina dönsen bile kazançlisin..
Çünkü nokta ayni nokta olsa da, sen artik eski sen degilsin..
Yol ilerlememis te olsa, sen ilerlemissin..
Kaybettigin mesafeleri ve zamani, elverisli ilk rüzgârda geri alabilirsin..
Bir sey ki, ilerde olusmaktadir, sen ona yetiseceksin..
Sartlar hazir olmasa da, insan hazir oluyor ya.. Bu da ilerlemenin ta
kendisidir..
Sen, etten gözleriyle degil, zihin gözleriyle, iç gözleriyle,
Bu ilerlemeyi görenlere bak Ey ideal arkadasim!
Sen konusanlara degil, susanlara bak!..
Büyük alinyazilari çetinliklerden yazilmistir…
Bayram, asil zindandan ve asil kurbandan gözlenmistir..
Yepyeni bir dünya, hep sabirdan ve imandan beklenmistir..
Birak kara insanlar, inkârcilar, onlar bizimle ugrassin…
Nasil olsa bir gün onlarla ugrasan, evlerinin içinden çikacaktir..
Bir ilâhî bagistir; Kutlu çocuk Musa, Firavun’un sarayinda yetisecektir..
Döne döne ayni noktaya dönsen bile, bu yolda dön! Yine dön!
Çünkü bu dönme, Mevlânâ’nin dönmesidir..
Yalniz ayaklarin degil, sesin de var..
Gidemedigin yerleri çagiriyorsun ya..
Hem ilerle, hem çagir..
Sen gidemesen bile, çagirdiklarin sana gelecektir..
Sen asil öze bak!.. Mayaya bak!..
O düzelince hepsi birden düzelecektir..
Teker teker suyu, topragi, havayi iliklastiramazsin..
Bahar gelince hepsi birden isinacaktir..
Öyleyse sen, ayri ayri suya, böcege, agaca, tasa bakma!..
Bahar bak!..
Insanin içindeki bahari gözle!..
Bahari bekle!..
Yola ne bakiyorsun?.. Yolcuya bak!..
Yolu nasil olsa gidecek olan o degil mi?..
Yolun çetinliginden ve uzunlugundan, bitmezliginden ne yakinip duruyorsun?..
Her dogan gün, gidis gücünü tazeledikten sonra..
Kitaptan gelen bâd-i sabâ,
Kibleden esen rüzgâr,
Ruhunu ve vücudunu ilerlerin esintisiyle doldurduktan sonra..
Kendime böyle dedim, sana da böyle derim..
Selam sana aziz kardesim!..
SEZÂI KARAKOÇ

 

Hosted by www.Geocities.ws

1