Karanlığın koynunda uykusu bölünenler aşkına!..
Üç asırdır kapılarda bekleşen mahzun yürekler aşkına!..
Sevdası yüreğinde kanter içinde kalanlar aşkına!..
Çığlık çığlık yürekleri sapanlarında Filistinli çocuklar aşkına!..
Zulme atılan taşlar,
Hakk’a adanan başlar,
Canlar canlar aşkına Ya Rab!..
Bir umut..
Bir tebessüm..
Bir güneş..
Bir sabah......
Gece yarısı sokaklardayım... Yüreğim isyanlarda.. Ve düşünceler...
İnadına suskunum...
Herşeyin böyle sürüp gideceğine inanmıyorum..
Kabullenemiyorum...
Çarpıyor, bölüyor, topluyor, çıkarıyorum...
Sonuç hep yanlış.. Sağlamalar hep hata veriyor....
İnanmıyorum bütün güneşlerin hep batıya doğacağına..
Bütün duyduklarımın, bildiklerimin, yaşadıklarımın ve dahası inandıklarımın, beni mağlubiyetle cezalandıracağına..
İnanmıyorum aklın bir tarafa yığılıp kalacağına...
Zaferlerin, hep birilerinin ana malı olduğuna...
Bütün çırpınışların, tiz bir çocuk çığlığı olarak öylece kalabileceğine asla inanmıyorum!...
Toprak ne kadar ilgisiz kalabilir ki bağrına atılan tohumlara?...
Güneş daha ne kadar sırtını dönebilir ki karanlıklarımıza?..
Nehirler daha ne kadar dayanabilir çatlamış toprakların çağrısına?.
Bir gün kavuşacağız!.. Bir gün dönecek devran..
Tohumlar çatlayacak, fidanlar orman olacak..
Emekle, duayla, gözyaşıyla aydınlanacak ufuklar..
Suya kanacak toprak, çoşkuyla.. hasretle.. gözyaşıyla çağıldayacak nehirler..
Bir gün kavuşacağız elbet..
Elele, gönülgönüle dağbaşlarına çiçekler götüreceğiz..
Türküler söyleyeceğiz özgürce.. Hani ayrı ocaklarda gizlice, hüzünle ama umutla bestelediğimiz..
Göreceksiniz!..
Günleri döndüren, karanlıkları aydınlatan Rabbe yemin olsun ki Göreceğiz..
Bizim türkümüz söylenecek dilden dile..
Sonra sökün edecek şafaklar bir bir..
Mazinin görkemli yapısı, artısıyla yarınlara taşınacak..
Sımsıkı kenetlenecek yürekler..
Kardeşliğimiz sözde değil, özde olacak..
Herbirimiz, yıllardır söylenen o türkünün sözlerinden birisiyiz..
Ahengi bozmadan aralarında durmaya çalışıyoruz belki..
İşte ben, bu duruşumuzun bir anlamı, bir neticesi olduğuna, başkalarının duruşlarını da değiştireceğine inanıyorum..
Ve.. Kendime değil, yanında durduklarıma inanıyorum..
Çünkü ben, Onların özünde samimiyeti gördüm..
Hayatı sevgiliye sunulan bir öpücük gibi taşıyanlarını,
Ötelere sevdalı, içinden dünya geçen o kocaman yürekleri gördüm.
Nurdan adamlar gördüm ben, ölümün üstüne yürüyen, hayatın alacaklısı.. Her adımda devleşen yürekleri, azmi, yenilmezliği...
Gözyaşıyla ıslanan upuzun geceleri, dua dua dağılan karanlıkları, yeşeren umutları gördüm...
Tüm bunlar rüya değil!.. Olamaz da..
Ey yıllardır koynunda bir medeniyet taşıyan zaferin çocukları!..
Rüya değil bunlar! Günleri döndüren Rahman aşkına olacak..
Sizin de sıranız gelecek..
İslam Medeniyetinin güneşi doğmak üzere..
Bu sancılar o kutlu doğumun sancıları..
Ve ufuklar onun kızllığındadır..
Hem öyle bir medeniyet ki;
Bizim dünyamız, çarpışma ve savaş üzerine, kan üzerine kurulmayacak.. Bayraklar dalgalanmayacak sokalarda “hayat mücadeledir, savaştır” diye.. Roketler, ölüm planları ve ezilen, sömürülen mazlumlar olmayacak dünyamızda..
Önce kendisiyle barıştıracağız insanları, Rabb’le buluşsunlar için..
Sonra tabiatla.. Diyeceğiz ki;
Ne varsa kainatta hepsi O’nun, hepsi O’ndan.. Biribirimizi tamamlayan cüzleriz biz.. Görevlerimiz, yeteneklerimiz ayrı ama gayrılık yok.. Hedeflerimiz bir çünkü.. O’nun neferleriyiz, O’nun hizmetindeyiz.. Ve O’ndan geldik, O’na dönücüleriz..
Sonra bir tevbe edeceğiz tüm insanlık adına geçmişe, karalarımıza.. Asırlardır süregelen zulümlere..
Yüreklerimiz Kabe’de, Kabe yüreklerimizde tavaf ederken cancana arınacak, aklanacağız..
Dünya insanlık neymiş, barış neymiş, adalet, insan hakları neymiş bizden öğrenecek..
Tahsin Toprakev [[Blacksun]]