Yazıda geçen isim ve olayların gerçekle ilgisi olmayabilir!

 

Beni Dokuyanlar, Merhaba

 

Dostlarım ,Arkadaşlarım , Sevmediklerim, uzak durduklarım, Hatta Nefret ettiklerim: Merhaba

 

Bir nehir gibi içimde çağlayan dostlar

Tabiat anayı, kendinden geçerek ,hayretler içinde anlatan ve beni okumaya mecbur bırakan öğretmenim

Söylediği yalanlarla kendini kendi yalanlarına hapseden ülkem insanları

Derileri bir balon gibi şişen ve mutlak bir öfke ve acz içinde gözleri dolan idealist adamlar

Yaşını,cinsiyetini, makamını, sosyal konumunu dikkate  almadan ortalık yerde hüngür hüngür ağlayanlar

Gözüme takılanlar

Elini Tuttuklarım

Yüreğine Yapıştıklarım

Kelime kelime dizilip cümle olduklarım

ilmik ilmik beni dokuyanlar merhaba

 

Bir dost sormuştu, Dostlarından ayrıldığına üzülüyor musun? Yıllarını,yüreğini, hayatını paylaştığın insanlardan kopmak, bir köşeye savrulmak acı vermiyor mu?

Bu soru o zamana sığmayan daha ileriki zamanlara da doğru yayılan bir acının bıçak ucuydu sanki.

Günlerce kalbimde bir bıçakla gezdim sanki.

Oysa değil dostlarımı sevmediğim, sevemediğim insanları bile özlemiştim..

 

Mehmet Salih vardı Mesela.. Bir kitaptan alıntı olduğu belli olan ezberlediği sayılı cümlelerle benimle tartışmaktan hoşlanan bir çocuktu. Sinir olurdum.. Sırf o yüzden psikoloji kitabı okumuştum..

 

Zekeri ya vardı. Garip bir çocuktu. Beş kilometreden fazla yolu yürüyerek gelirdi okula.Kendince sebepleri vardı .Otobüs düşünme yetisini yok ediyormuş insanın.. Yolda yalnız yürüyen insanlar mutlaka düşünür derdi. Takdir eder, otobüse binerdim..

 

Mücahid zeki bir çocuktu.Çok kitap okudu. Kalbindeki yaraların büyüdüğünden bahsetti.Tarikatın bir merhem olabileceğini düşündü. Çok fazla devam edemedi. Sonra zengin kızlarla çıkmaya başladı.Kızlara okuduğu kitaplardan bahsediyormuş. Ayy inanmıyorum.. diyormuş kızlar. Hem de Sen.. Sonra namaza başladıklarını söyledi. Namaza başlayandan ayrıldığını da.. Kafayı yiyeceğim yakında.. Ben eskiden o kadar anlatırdım Namaza başlamazlardı, şimdi ne oldu ki!!

 

AbdulHak koruyucu meleğim gibiydi.Para harcamama da karışırdı, giydiğim elbiseye de.. Hatta her ay başında  lokantada yemek yiyebileceğimize hükmetmişti.. Pazara kimin gideceğinden ekmeği kimin alacağına kadar. Kahvaltıda yiyeceğim zeytin sayısını belirlediğini söylesem mahrem sırları ifşa etmiş olur muyum ki..

 

Muhammed abi bekardı. Evlenmemişti ve evlenmeyecekti.Bu zamanda mutlaka İslam için birilerinin fedakarlık yapması gerekiyor derdi.Her gün talebelerine iman dersleri yapardı.Her yıl yeni öğrencileri olurdu. Her kişilik ve karakterden bir sürü insana katlanışını seyrederdim..  Sabrı, metaneti etrafındakilere hep destek ve umut oldu. Hala oluyor..(muş)

 

 Ali Aleviydi. Güzel saz çalardı.”Ali Bizim Şahımız,Kâbe kıbleğahımız “ türküsünü birlikte okurduk.Bizimle Namaz kılardı.Siyaseti sevmezdi.Uzun zaman sonra Alevilik hakkında konuşabildik Ali ile.. Art niyetsiz ve daha önceden oluşmuş bu bağ destek oldu konuşmalarımıza  . Anlamamak için değil anlamak için tartıştık "durduğumuz yerleri".Ali Derdi ki: “ Herkes sizin gibi olsa problem değil..” Oysa bizimkilerin çoğunluğu bizim gibi düşünüyordu.Tanıdıklara güveniliyor tanımadıkları hakkında önyargı ve korku yaşıyorlardı. Sonra Alinin bu cümlesi kuran onlarca insan gördüm..

 

Hüseyin’le Zekeriya'ların evinde tanıştık.Küçük ama cesaretli bir  çocuktu.Kitap okumayı sevmezdi.”Kardeşim İslam hak din ve tek doğrudur..Ben bilmiyor yada savunamayabilirim.. Ama mağlup olduğum anda karşımdakine tekme tokat girerim. Çünkü ben haklıyım”  derdi ve öyle yaşardı..

 

Deniz kirli ve  uzun saçlı, ayaklarında asker postallarıyla gezerdi.Söyledikleri de giydikleri kadar farklıydı.Sosyalist idi.Fikirsiz insanlara ot yada taş muamelesi yapardı.Müslüman’ım deyip yaşamayanları aşağılardı. Bu yüzden kimse  konuşamazdı Denizle.

 

Metin yakışıklı ve karizmatik bir Çerkez delikanlısıydı.Kızların ve Ülkücülerin gözdesiydi.Her ay birkaç soruyla karşıma çıkardı kantinde.Tartışma sonunda hiç kazanamadım.Ama her yeni gelişinde söylediğim cümleleri metin’in ekranında gördüm.Bir sırrı keşfetmiştim artık.Metin ilerde evleneceği kız dışındakilerle ilişkisini bitirdi.Okulun reislik tekliflerini geri çevirdi.Ülkücü arkadaşlarıyla tartışmalara girdi.O artık başka birisiydi.. Kızlar ve ülkücüler Metini ellerinden almışım gibi bana kinle bakar oldular.. Oysa almak diye bir şey yoktu, vermek vardı ortada..

 

Mekanın, zamanın,yaşın.. değişimiyle her şeyin rengi değişiyor..Dostluklarda birer hatıra olarak geride kalıyorlar.. Bazen elini kaldırıp yakalamak yada Adımını oraya atıp aralarına girmek  istiyorsun. Acı ve hüzün birlikte tepene konuyor.. Ağlamaklı bir tebessüm olur mu bilmiyorum.ama oluyor!

 

Ey Dostlarım..

Ben sizden hiç ayrılmadım. Sizden aldığım parçalarla bu elbiseyi diktim.

Ben hala sizinleyim.Sizden çaldığım,aldığım,kopardığım,sizlerin farkına varmadan tutuşturduğunuz parçalarla kendimi tamamladım.

Her yanımda sizden bir fikir,bir davranış,bir tebessüm, bir duruş,bir bakış,bir yürek var..

Sizden aldığım kelimelerle cümleler kuruyorum..

Attığım adımlarda sizin ayak izleriniz var..

Hala içimde sizleri taşıyorum..

Yalnız değilim.. Gördüklerim, duyduklarım, konuştuklarım, yürüdüklerimle benim..

 

Bir nehir gibi içimde çağlayan dostlar

Tabiat anayı kendinden geçerek ,hayretler içinde anlatan ve beni okumaya mecbur bırakan öğretmenim

Söylediği yalanlarla kendini kendi yalanlarına hapseden ülkem insanları

Derileri bir balon gibi şişen ve mutlak bir öfke ve acz içinde gözleri dolan idealist adamlar

Yaşını,cinsiyetini, makamını, sosyal konumunu dikkate  almadan ortalık yerde hüngür hüngür ağlayanlar

Gözüme takılanlar

Elini Tuttuklarım

Yüreğine Yapıştıklarım

Kelime kelime dizilip cümle olduklarım

ilmik ilmik beni dokuyanlar merhaba

 

 

Fani ayrılıklar ebedi beraberliği doğuruyorsa ayrılık da yoktur..

 

 

Yazan: Delilik Bir Tercihtir

Mail: [email protected]

Hosted by www.Geocities.ws

1