Haberler
 

Sayı:32
13 Mart 2002

Sorumlu Olmaya Davet

8 Mart Dünya Kadınlar Günü Coşkuyla Kutlandı

Şoförler Odası Seçimleri Kızışıyor

Egzoz Ölçümlerinde Beklenen Fiyasko

Kalpazanlara Dikkati

Yat Limanında Hedef Büyük

Fareli Köyün Kavalcısı

 

Sorumlu Olmaya Davet
Birinci derece deprem bölgesi olması yanı sıra, İran-Afganistan üzerinden gelen baskıyla her yıl iki sentim batıya kayan Anadolu Yarımadası'nın "birinci derece deprem çıkış noktası" olan Fethiye'de bayraktarlık yapabilecek tek bir duyarlı insan ne yazık ki hala daha ortada yok.
Nisan ayında Fethiye'de deprem olacak şeklinde başlık atmış olsak, her kesimden uğursuz karga şeklinde tefe koyulurduk. Yazılı ve görsel basında son günlerde sıkça yaşadığımız bulgulara ve de Fethiye tarihinde 7 şiddetinin altında afet yaşanmadığını bilmemize rağmen, hiç değilse neden Nisan ayında sanki deprem olacakmış gibi önlemler almıyoruz ve de hazırlanmıyoruz.
Zorunlu olarak her birimiz en azından ilkokul mezunuyuz. Eğitim süresince ölçü birimlerini öğrenmişizdir. Saniyede 3 kilometre hızın ne demek olduğu konusunda hiç olmazsa oturup 15 saniyelik bir kafa yoralım. Saniyede 3 kilometrelik hızla gelecek bir felaketin sonrasında vurdumduymazlar olarak, Fethiye'nin %90'nı veya %95'i yerle bir olur. İsterseniz bahislere de gireriz. Her birimiz duyarsızlığımız sayesinde, körü körüne para kazanma hırsı yüzünden aptalca ölümü çoktan haketmedik mi?
Takdir-i İlahi patavatsızlığını kesinkes yapmayalım. Felaket tamtamlarını çalmıyoruz. Ölümün soğuk yüzünü her an hissedebileceğimizi dile getirmeye çalışıyoruz. Olası bir felaket başımıza bir saat sonra da gelebilir, yüz yıl sonrada. Ölümün kaçınılmazlığı yaşam kadar gerçek. Her inançlı kişi olarak, ölmekten korkmuyoruz. Baş yazıda da ayrıntılarına kadar ifade ettiğimiz, yaklaşık bir aydır bu konu ile ilgili bire bir görüşmeler yaptığımız, sorumlu ve de yetkili olarak benimsediğimiz kişilerin duyarsızlığı, tepkisizliği, vurdumduymazlığı bizi korkutuyor.
Asıl gerçek olan şu; bizler halk olarak duyarsız olduğumuz için, bizi temsil eden kişilerin duyarsız ve tepkisiz kalmaları gayet normal. Son kez uğursuz karga olalım ve soralım. Haftaya Çarşamba günü Fethiye'de %100 deprem olacağını bilseniz ne yaparsınız? Doğal olarak her birimiz çoluk çocuğumuzu, ana-babamızı hatta ve hatta beslediğimiz kedi, köpek, kanaryamızı alel acele deprem riski olmayan bir yere götürürüz. Bununla da kalmayıp değerli eşyalarımızın yanı sıra kapımızdaki zili bile söker götürmeye kalkarız. Bütün bunları götürürken evimizin veya işyerimizin saten duvarlarını, balkon demirlerini, ahşap veya çelik kapılarımızı götürememenin burukluğunu da yaşarız.
Bir soru daha. Böyle bir felaketi önlemek değil, önceden bilmek konusunda bir şeyler yapılabileceğini bilseniz en azından malınızı olmasa da canınızı kurtarmak için 50'şer milyon lira verir misiniz?
Tabi ki veririz.
İşte bizler yaklaşık bir aydır, iş olsun diye değil, gazete olarak önemsenmek açısından hiç değil, bu toplumda yaşayan insanlardan birileri olarak, topluma olan görevimiz açısından bir çok kişiyle görüştük. Düşüncelerimizi, önerilerimizi, hiç bir kişiden beş kuruş bile talep edilmeden, çözüm yollarını dile getirdik. Ama ne yazık ki gördüklerimiz, yaşadıklarımız her saniye, Kelime-i Şahadet getirmemiz gerektiğini ortaya koydu. İmzalanacak evraklar açılışlar, randevular, denetlemeler, kontroller çok daha değerli.
Sonuçta söz konusu kişilere ifade ettiğimiz gibi, hiç birimiz deprem konusunda uzman değiliz. Ülke çapında uzman sayılan birçok kişinin farklı görüşlerinin de olduğunu bilmekteyiz. Bizleri temsil eden kişilerin ve sivil toplum örgüt temsilcilerinin, resmiyetten uzak, protokol olmaksızın, gerekirse bir makam tercih dahi edilmeden, en azından bir çay bahçesinde dahi olabilecek bir sohbet toplantısı. Bir şey yapmak amacıyla değil, deprem konusunda bir şeyler yapabilmek amacıyla. Bilgileri, önerileri ortaya koymak. Azami 2-3 saat sürebilecek toplantıda, afet öncesi, deprem konusunda kriter sayılabilecek, bu konuda hemen harekete geçebilmek. Aldığımız tek yanıt; "Böyle bir toplantı yaparsak, halkı tedirgin ederiz."
Bizim gazete olarak hedefimiz şudur: Fethiye'ye ivedilikle "Erken Uyarı Cihazı" kurdurmak. Gerek yazılı-görsel basından, gerekse internetteki ilgili sitelerden açıkça gözlemlediğimiz; dünyada tescil edilmiş erken uyarı cihazının tek başına yeterli olmadığıdır.
Doğrudur. Hiç bir cihaz tek başına işlevsel görevini yapamaz. Bu cihazları birbirlerine bağlayan ağ sisteminin olması şarttır. Sistem ne kadar geniş olursa, uyarı süresinin uzayacağı aşikardır.
Üç sene önce ilçemize kadar gelip, altı saatlik konferans veren, Fethiye ve bölgemiz konusunda bilgili Prof. Dr. Ahmet Ercan'ın erken uyarı cihazı ve ağ sistemi ile ilgili anlattıkları hala kulaklarımızda. Geçen sayıda olduğu gibi, bu konudaki yazıları gazetemizde işlemekteyiz. Orta sayfamızda başlık attığımız "Sesimi Duyan Var mı?" sayfasında sürekli bilgileri sizlere aktaracağız. Prof. Dr. Ahmet Ercan konferansında, söz konusu cihazın Girit'te var olduğunu, Fethiye, Afyon, Denizli ve Burdur'da da cihazların kurulması sonucunda ağ sistemini oluşturmamız gerekliliğinden bahsetmişti. Maliyeti bir milyon dolar olan bu sistemin fiyatı büyük gelebilir. Fakat olası bir Fethiye depreminde %95'lik bir maddi kaybın faturası en az yüz milyon dolar olabileceği düşünülürse, önlem için gereken paranın abartılı sayılmaması gerekmektedir. Fethiye'de kurulması gereken, erken uyarı cihazı için ilk etapta bize düşen rakam 200-250 bin dolar arasında. Bunun lira karşılığı da abartılı olarak 300-450 milyar lira civarında. Ayrıntılarını baş yazıda açıkladığımız bu paranın temini için hiç bir vatandaşımızdan para talep ettirmemeyi düşünüyoruz. Ne bir bakandan, bakanlıktan, ne de bir bürokrattan ve ne de sözüm ona vekillerimizden talepkar değiliz. Hiç bir kimseye yalakalık yapmadan, bu cihazı hatta ağ sistemini oluşturacak para zaten yanı başımızda. Para bizim. Sadece ve sadece halkın birliği ile gerekirse kamuoyu baskısıyla paramızı alırız. Bizler kimseden sadaka, minnet istemiyoruz, kimse de bizim olan paramıza ahkam kesmemeli.
Sürekli olarak dile getirdiğimiz gibi; eksikliğimiz ekonomik sıkıntı değil, siyasi kokuşmuşluk hiç değil. Toplum varsa ben de varım olgunluğunu kazanmamızdır.
Bizler Beyaz Kalem olarak Fethiye halkına layık olmaya tüm maddi ve manevi baskılara rağmen devam edeceğiz.

Başa Dön

8 Mart Dünya Kadınlar Günü Coşkuyla Kutlandı
8 Mart Dünya Kadınlar Günü tüm yurtta kutlanırken, ilçemizde de çeşitli etkinliklere sahne oldu.
Sivil toplum örgütleri başta olmak üzere çeşitli kurum ve kuruluşlarda yapılan bir dizi etkinlikler ile 8 Mart Dünya Kadınlar Günü kutlandı.
Atatürkçü Düşünce Derneği, Çağdaş Yaşamı Destekleme Derneği ve Eğitim-Sen Fethiye Şubesi 8 Mart Cuma günü Anadolu Turizm Meslek Lisesi'nde bir gece düzenleyerek fedakar kadınların özel gününü kutladılar.
ADD Başkanı Güngör Berk, gecenin anlam ve önemini belirten bir konuşma yaparak, Kurtuluş Savaşı'nda erkeklerle yan yana düşmana karşı savaşan kadınların dünyada ilk seçme ve seçilme hakkının Türkiye'de verildiğine dikkat çekerek, Ulu Önder Mustafa Kemal Atatürk'ün kadınlara verdiği önemi belirtti. 1857 yılında başlayan kadın hakları direnişlerinin kadınlar için yeni bir sayfa açtığını söyleyen Güngör Berk, ülkemizde 8 Mart Dünya Kadınlar Günü'nün 1976 yılından beri kutlandığını söyleyip, tüm dünya kadınlarının bu anlamlı gününü ADD olarak kutladıklarını ifade etti.
Çağdaş Yaşamı Destekleme Derneği Başkanı Şükran Akbülbül, yaptığı konuşmada, ülkemizde özellikle taşrada yaşayan kadınların ikinci sınıf insan muamelesi gördüğünü söyleyip, Türk Kadını'nın artık hakettiği konuma gelmesi gerektiğini belirtti. Kadınların toplumdaki yerinin giderek saygınlaşması gerektiğini söyleyen Akbülbül, Çağdaş Yaşamı Destekleme Derneği olarak bu konuda da çalışmalarını sürdüreceklerine değindi.
Ülke kadınlarının % 27'sinin okur-yazar olmadığını söyleyen Şükran Akbülbül, ülke nüfusunun 6 milyonuna denk olduğunun altını çizdi.
Çeşitli şarkı ve şiirlerin renk kattığı gece sonunda tüm davetliler bütün dünya kadınlarının gününü kutladılar.

Başa Dön

Şoförler Odası Seçimleri Kızışıyor
Ercan KatrancıFethiye'nin en büyük sivil toplum örgütlerinden Şoförler ve Otomobilciler Odası seçimleri, 16 Mart Cumartesi günü Fethiye Lisesi salonunda yapılacak.
Üç yılda bir yapılan ve dört dönem başkanlık yapan Şoförler Odası Başkanı Ercan Katrancı, aday olmayacağını açıklarken, sebebinin sağlık sorunları olduğunu ancak adaylığını açıklayan Cengiz Koca'ya destek verdiğini açıkladı.
12 Yıllık görev süresince bir çok hizmetler yaptıklarını söyleyen Ercan Katrancı, göreve geldiklerinde Şoförler Odası'na yeni bir bina kazandırdıklarını, bilgisayar sistemine geçildiğini, görev süresince şoför esnafının yanında olduklarını ve sorunlarının çözümlerini şeffaf bir anlayış içinde yerine getirmeye çalıştıklarını belirtti.
Şoförler Odası'nın 6401 üyesi olduğuna dikkat çeken Katrancı, ülke genelinde 630 oda içinde gönüllü olarak başkanlığı bırakan ilk kişi olduğunu da söyledi.
Üç yıl önceki seçimlerde 2200 oy alarak başkanlık koltuğuna oturduğunu ifade eden Ercan Katrancı, aday sayısının bu yılki seçimlerde fazla olduğunu rekabetin bir hayli çekişmeli geçeceğinin beklendiğini belirtti.
Şoförler ve Otomobilciler Odası seçimlerinde başkanlık için yarışacak olan Cengiz Koca, Hayri Topçu, Ayhan Yiğit, İsmail Tahancı, Osman Büyükhancı, İlker Karacabey ve Adnan Çelik kulis çalışmalarına devam ederken, şoför esnafının nabızlarını ölçüyorlar.
Başkan adaylarından görüştüğümüz bir kişi, başkan olduğu takdirde Şoförler Odası olarak yeni bir sayfa açacaklarını ve araçlara yapılan vize uygulamasından doğan sorunları ortadan kaldırarak, çağdaş bir oda oluşturacaklarını söyledi. Telefonda 1991 yılında 7 rakamlı sisteme geçildiğini belirten aday, şu anki yönetimin geri kaldığını ve telefon numarasının hala dört rakam olarak bilindiğini söyleyip, artık çağ atlamanın zamanı geldi şeklinde konuştu.

Başa Dön

Egzoz Ölçümlerinde Beklenen Fiyasko
Fethiye genelinde 27 bin araca yapılması planlanan egzoz muayeneleri yalnızca 8150 araca yapılırken, 18.950 araç ise egzoz ölçümlerini yaptıramadı.
Fethiye 1 Nolu Sağlık Ocağı önünde uzun kuyruklar oluşturan araç sahipleri sabahın erken saatlerinde saraya girerken, çoğu vatandaşlar ise egzoz ölçümlerini yaptıramadan akşam saatlerinde sıralardan ayrıldılar.
4 Şubat tarihinde start alan egzoz ölçüm çalışmaları, 8 Mart Cuma günü sona ermesi belirlenmiş olmasına rağmen yoğun katılım üzerine 10 Mart Cuma gününe kadar uzatılmıştı.
Saatlerce uzun kuyruklar oluşturarak sıra bekleyen vatandaşlar, binlerce araca yalnızca bir emisyon aleti ile hizmet verilmesinden dolayı çağımıza yakışmayan manzaralar oluştuğunu söylediler. 6 milyon lira karşılığında egzoz ölçümlerini yaptırmaya çalıştıklarını belirten araç sahipleri süre dolduğu için mağdur olduklarını belirttiler.
Sabahın erken saatlerinde sıraya girdiklerini söyleyen araç sahipleri akşamın beşine kadar sıra bekledikleri halde ölçümlerini yaptıramadıklarını ve bu yüzden yapılacak cezai işlemlere itiraz edeceklerini ifade ettiler.
Egzoz ölçümleri için belirtilen sürenin çok yetersiz olduğunu belirten vatandaşlar, kaymakamlığa seslenerek sürenin uzatılmasını istediler.
Top Vatandaşa Atıldı
Fethiye 1 Nolu Sağlık Ocağı önünde görev yapan emisyon masası yetkilileri çalışmaların gerekli prosedürler çerçevesinde yapıldığını kendilerinden bir sorun kaynaklanmadığını söylediler. Araç sahiplerinin belirli günlerde gelmemesi ve egzoz ölçümlerini son güne bırakmaları nedeniyle bu kaosun yaşandığını belirten yetkililer, araç sahiplerinin duyarsızlığından yakındılar.
Egzoz ölçümü yapılmayan araçların 10 Mart 2002 tarihinden sonra Muğla veya Dalaman'a giderek egzoz ölçümlerini yaptırabileceğini söyleyen emisyon masası heyeti, yeni bir uzatmanın söz konusu olmadığını açıkladılar.
İlgili kurum veya kuruluşların egzoz ölçümleri için başlangıç ve bitiş tarihlerini belirlerken kasıtlı veya kasıtsız gerçeği görmemeleri ortadadır. 27 bin aracın 30 mesai gününde tek bir cihazla yapılamayacağının bilinmesi gerekirdi.
Araç sahiplerinin duyarsızlığı ve her işte olduğu gibi son güne bırakma alışkanlığımız yanı sıra, günde ortalama 600 araca muayene yapılan bir aletle 27 bin aracın mantıklı olarak 60 günde bitirilebileceği, süre olarak en az 2-3 ay veya 2-3 ilave alet ve ekip oluşturulması gerektiği yetkililerin konuyu yeniden ele almaları gerekmektedir.

Başa Dön

Kalpazanlara Dikkat
Sahte beş milyonluk banknotlar ile piyasayı dolandırmak isteyen iki kalpazan yakayı ele verdi.
Geçtiğimiz günlerde Denizli'den, Fethiye'ye gelen Hidayet Kundak ve Mustafa Kundak isimli iki kardeş, Patlangıç'ta bulunan Camuzoğlu Market'ten sigara alma bahanesi ile sahte beş milyonluk bozdurmak istediler. Durumdan şüphelenen market sahibi İbrahim Camuz, iki kardeşi bir süre takip etti. Çeşitli alışveriş yerlerine girerek sahte beş milyonlukları piyasaya sürmeye çalışan Hidayet ve Mustafa Kundak isimli şahışları polise bildiren İbrahim Camuz sahtekarları suç üstü yakalattı.
Emniyet Müdürlüğü'nde ilk sorguları yapılan Hidayet ve Mustafa Kundak, 16 adet sahte beş milyonluğu piyasaya sürdüklerini itiraf ettiler.
Fethiye genelinde araştırma başlatan emniyet müdürlüğü vatandaşları uyararak sahte paraya karşı dikkatli olmaları gerektiğini söylediler. Kalpazanların sahte para verdiği yerler araştırılıyor.
İki sahtekarı yakalatarak, günün konusu olan Camuzoğlu Market sahibi İbrahim Camuz, sahte parayı hemen anlarım, parayı bana uzattığında sahte olduğunu anladım. Ancak, belli etmeden şahısları takip ettim, bütün marketlere gidip para bozduruyorlardı, ben de polise bildirdim şeklinde konuştu.
Geçen yılda buna benzer bir olayla karşılaştığını söyleyen İbrahim Camuz, genellikle sigara alarak parayı bozdurmak istiyorlar, bu yüzden çok dikkatliydim dedi.

Başa Dön

Yat Limanında Hedef Büyük
Yaklaşan turizm sezonu öncesinde Fethiye Yat (Marina) Limanı çalışmaları uluslararası statülerine uygun olarak devam ediyor.
Fethiye Liman Başkanı Ahmet Karabulut yapılacak olan yeni marinanın 100'er metrekarelik iki alanda yapılacağını ihaleyi alan Ecetaş Firması'nın çalışmalarına başladığını söyledi.
Yap-işlet-devret projesi kapsamında yapılacak olan yeni marinanın on yıl bu firma tarafından işletileceğine değinen Karabulut, şu an 400 yat bağlandığını proje bittikten sonra bu rakamın iki mislinden daha fazla yat ve teknenin limanında konuklayabileceğini ifade etti.
Şu anda bakım onarım tadilatlarının başladığına değinen Liman Başkanı Ahmet Karabulut, aynı zamanda kara ve deniz muayenelerinin de yapıldığını söyledi.
200 m2 alanda yapılacak iki ayrı iskelenin turizm açısından büyük fayda sağlayacağına inandığını belirten Karabulut, bu sayede Fethiye Limanı'na çok fazla yat ve tekne gelebileceğini ve turizm ekonomisine büyük yarar getireceğini vurguladı.
Şu anda Başbakanlık Denizcilik Müsteşarlığı'ndan iskele yapımı için izin alınma safhasında bulunulduğunu söyleyen Ahmet Karabulut, en kısa zamanda cevap geleceğini ve bir yıl zarfında iskele yapımının tamamlanıp hizmete sokulmayı amaçladıklarını ifade etti.
Marina yapımının ardından Fethiye'nin denizcilik adına büyük bir merkeze kavuşacağını söyleyen Karabulut, çalışmaların aralıksız devam edeceğini sözlerine ekledi.

Başa Dön

Fareli Köyün Kavalcısı
Fethiye'nin en gözde turizm semtlerinden biri olan Çalış'ın göbeğinde cadde kenarındaki inanılmaz bataklık görüntüleri çevre sakinlerini canından bezdirdi.
Mustafa Kemal Bulvarı Mevkii'ndeki kanalizasyon atıkları ile beslenen bataklık çevre sakinlerinin büyük tepkisine neden olurken defalarca Fethiye Belediyesi'ne başvurdukları halde göz göre göre hiç bir sonuç alamadıklarını söylediler.
Büyük bir ihmalin ve de sorumsuzluğun sergilendiğini belirten vatandaşlar, aylardır belediye yetkililerine müracaat ettikleri halde üvey evlat muamelesi gördüklerini söyleyip, "Bu iş ne kadar daha böyle gidecek" şeklinde konuştular.
Belediye Başkanı Behçet Saatcı ile telefonla görüşüp, sorunlarını anlattıklarını ifade eden çevre sakinleri, hiç bir sonuç alamadıklarını vurguladılar.
Kurutulmayan bataklığın mikrop yuvası olduğuna değinen çevre sakinleri, Mart ayında sivrisinek ve pis kokudan duramıyoruz, havalar iyice ısındığında biz ne yapacağız diyerek haklı tepkilerini dile getiriyorlar.
Fareler İle Yaşıyorlar
Evlerinin hemen yanı başında bulunan 300 m2'lik bataklıktan ve kanalizasyondan gelen farelerin evlerine hücum ettiğini söyleyen mağdurlar, fırınların içinde fare pisliklerinin bile bulunduğunu ve bu yüzden veba, kolera gibi ciddi hastalıklara yakalanmalarının an meselesi olduğunu ifade ettiler.
Aylardır Fethiye Belediyesi'ne başvuru yapıp, kanalizasyon ve batağlığa bir çözüm bulunması için yalvardıklarını söyleyen çevre sakinleri, artık belediyeden umudu kestiklerini belirtip, zirai ilaçlarla korunmaya çalıştıklarını söylediler.
Belediye Başkanı Behçet Saatcı'nın direkt telefonlarından sorunlarını birebir anlatıp yardım istediklerini ifade eden Çalış sakinleri defalarca konuyu bahsettiklerinden ve sonuç alamamalarının üzüntüsünü yaşadıklarını belirttiler.
"Biz insanız, insana saygı bu kadar mı?" diye konuşan vatandaşlar, fareler ile bizi yaşatmaya hiç kimsenin hakkı yok diyerek artık vaat değil, icraat istiyoruz şeklinde konuştular.
Çocuklarını dışarıya çıkaramadıklarını, pencerelerini açamadıklarını belirten çevre sakinleri bu inanılmaz ihmalin bir an önce düzeltilmesi gerektiğine değindiler.
Belediye yetkililerinden moloz, taş istediklerini, bataklığın bu şekilde geçicide olsa etkisiz hale getirileceğini söyleyen vatandaşlar, ancak bundan da bir sonuç alamadıklarını belirttiler.
Belediye yetkililerinin sanayi bölgesine moloz döktüğünü ifade eden mağdurlar burası daha önemliydi. Turizme açık olan Çalış bunu hak etmiyor, diyerek sitemde bulundular.
2002 Fethiye'sine yakışmayan bu çevre rezaletinin bir an önce çözüme kavuşturulması gerektiğine değinen vatandaşlar, Fethiye Belediyesi'nden artık bir çözüm bulması gerektiğine değinip, şikayetlerinin dikkate alınmasını istediler.


Başa Dön

.

Hosted by www.Geocities.ws

1