|
|
|
Sorumlu Olmaya Davet
Birinci derece deprem bölgesi olması yanı sıra, İran-Afganistan üzerinden
gelen baskıyla her yıl iki sentim batıya kayan Anadolu Yarımadası'nın
"birinci derece deprem çıkış noktası" olan Fethiye'de bayraktarlık
yapabilecek tek bir duyarlı insan ne yazık ki hala daha ortada yok.
Nisan ayında Fethiye'de deprem olacak şeklinde başlık atmış olsak, her
kesimden uğursuz karga şeklinde tefe koyulurduk. Yazılı ve görsel basında
son günlerde sıkça yaşadığımız bulgulara ve de Fethiye tarihinde 7 şiddetinin
altında afet yaşanmadığını bilmemize rağmen, hiç değilse neden Nisan ayında
sanki deprem olacakmış gibi önlemler almıyoruz ve de hazırlanmıyoruz.
Zorunlu olarak her birimiz en azından ilkokul mezunuyuz. Eğitim süresince
ölçü birimlerini öğrenmişizdir. Saniyede 3 kilometre hızın ne demek olduğu
konusunda hiç olmazsa oturup 15 saniyelik bir kafa yoralım. Saniyede 3
kilometrelik hızla gelecek bir felaketin sonrasında vurdumduymazlar olarak,
Fethiye'nin %90'nı veya %95'i yerle bir olur. İsterseniz bahislere de
gireriz. Her birimiz duyarsızlığımız sayesinde, körü körüne para kazanma
hırsı yüzünden aptalca ölümü çoktan haketmedik mi?
Takdir-i İlahi patavatsızlığını kesinkes yapmayalım. Felaket tamtamlarını
çalmıyoruz. Ölümün soğuk yüzünü her an hissedebileceğimizi dile getirmeye
çalışıyoruz. Olası bir felaket başımıza bir saat sonra da gelebilir, yüz
yıl sonrada. Ölümün kaçınılmazlığı yaşam kadar gerçek. Her inançlı kişi
olarak, ölmekten korkmuyoruz. Baş yazıda da ayrıntılarına kadar ifade
ettiğimiz, yaklaşık bir aydır bu konu ile ilgili bire bir görüşmeler yaptığımız,
sorumlu ve de yetkili olarak benimsediğimiz kişilerin duyarsızlığı, tepkisizliği,
vurdumduymazlığı bizi korkutuyor.
Asıl gerçek olan şu; bizler halk olarak duyarsız olduğumuz için, bizi
temsil eden kişilerin duyarsız ve tepkisiz kalmaları gayet normal. Son
kez uğursuz karga olalım ve soralım. Haftaya Çarşamba günü Fethiye'de
%100 deprem olacağını bilseniz ne yaparsınız? Doğal olarak her birimiz
çoluk çocuğumuzu, ana-babamızı hatta ve hatta beslediğimiz kedi, köpek,
kanaryamızı alel acele deprem riski olmayan bir yere götürürüz. Bununla
da kalmayıp değerli eşyalarımızın yanı sıra kapımızdaki zili bile söker
götürmeye kalkarız. Bütün bunları götürürken evimizin veya işyerimizin
saten duvarlarını, balkon demirlerini, ahşap veya çelik kapılarımızı götürememenin
burukluğunu da yaşarız.
Bir soru daha. Böyle bir felaketi önlemek değil, önceden bilmek konusunda
bir şeyler yapılabileceğini bilseniz en azından malınızı olmasa da canınızı
kurtarmak için 50'şer milyon lira verir misiniz?
Tabi ki veririz.
İşte bizler yaklaşık bir aydır, iş olsun diye değil, gazete olarak önemsenmek
açısından hiç değil, bu toplumda yaşayan insanlardan birileri olarak,
topluma olan görevimiz açısından bir çok kişiyle görüştük. Düşüncelerimizi,
önerilerimizi, hiç bir kişiden beş kuruş bile talep edilmeden, çözüm yollarını
dile getirdik. Ama ne yazık ki gördüklerimiz, yaşadıklarımız her saniye,
Kelime-i Şahadet getirmemiz gerektiğini ortaya koydu. İmzalanacak evraklar
açılışlar, randevular, denetlemeler, kontroller çok daha değerli.
Sonuçta söz konusu kişilere ifade ettiğimiz gibi, hiç birimiz deprem konusunda
uzman değiliz. Ülke çapında uzman sayılan birçok kişinin farklı görüşlerinin
de olduğunu bilmekteyiz. Bizleri temsil eden kişilerin ve sivil toplum
örgüt temsilcilerinin, resmiyetten uzak, protokol olmaksızın, gerekirse
bir makam tercih dahi edilmeden, en azından bir çay bahçesinde dahi olabilecek
bir sohbet toplantısı. Bir şey yapmak amacıyla değil, deprem konusunda
bir şeyler yapabilmek amacıyla. Bilgileri, önerileri ortaya koymak. Azami
2-3 saat sürebilecek toplantıda, afet öncesi, deprem konusunda kriter
sayılabilecek, bu konuda hemen harekete geçebilmek. Aldığımız tek yanıt;
"Böyle bir toplantı yaparsak, halkı tedirgin ederiz."
Bizim gazete olarak hedefimiz şudur: Fethiye'ye ivedilikle "Erken
Uyarı Cihazı" kurdurmak. Gerek yazılı-görsel basından, gerekse internetteki
ilgili sitelerden açıkça gözlemlediğimiz; dünyada tescil edilmiş erken
uyarı cihazının tek başına yeterli olmadığıdır.
Doğrudur. Hiç bir cihaz tek başına işlevsel görevini yapamaz. Bu cihazları
birbirlerine bağlayan ağ sisteminin olması şarttır. Sistem ne kadar geniş
olursa, uyarı süresinin uzayacağı aşikardır.
Üç sene önce ilçemize kadar gelip, altı saatlik konferans veren, Fethiye
ve bölgemiz konusunda bilgili Prof. Dr. Ahmet Ercan'ın erken uyarı cihazı
ve ağ sistemi ile ilgili anlattıkları hala kulaklarımızda. Geçen sayıda
olduğu gibi, bu konudaki yazıları gazetemizde işlemekteyiz. Orta sayfamızda
başlık attığımız "Sesimi Duyan Var mı?" sayfasında sürekli bilgileri
sizlere aktaracağız. Prof. Dr. Ahmet Ercan konferansında, söz konusu cihazın
Girit'te var olduğunu, Fethiye, Afyon, Denizli ve Burdur'da da cihazların
kurulması sonucunda ağ sistemini oluşturmamız gerekliliğinden bahsetmişti.
Maliyeti bir milyon dolar olan bu sistemin fiyatı büyük gelebilir. Fakat
olası bir Fethiye depreminde %95'lik bir maddi kaybın faturası en az yüz
milyon dolar olabileceği düşünülürse, önlem için gereken paranın abartılı
sayılmaması gerekmektedir. Fethiye'de kurulması gereken, erken uyarı cihazı
için ilk etapta bize düşen rakam 200-250 bin dolar arasında. Bunun lira
karşılığı da abartılı olarak 300-450 milyar lira civarında. Ayrıntılarını
baş yazıda açıkladığımız bu paranın temini için hiç bir vatandaşımızdan
para talep ettirmemeyi düşünüyoruz. Ne bir bakandan, bakanlıktan, ne de
bir bürokrattan ve ne de sözüm ona vekillerimizden talepkar değiliz. Hiç
bir kimseye yalakalık yapmadan, bu cihazı hatta ağ sistemini oluşturacak
para zaten yanı başımızda. Para bizim. Sadece ve sadece halkın birliği
ile gerekirse kamuoyu baskısıyla paramızı alırız. Bizler kimseden sadaka,
minnet istemiyoruz, kimse de bizim olan paramıza ahkam kesmemeli.
Sürekli olarak dile getirdiğimiz gibi; eksikliğimiz ekonomik sıkıntı değil,
siyasi kokuşmuşluk hiç değil. Toplum varsa ben de varım olgunluğunu kazanmamızdır.
Bizler Beyaz Kalem olarak Fethiye halkına layık olmaya tüm maddi ve manevi
baskılara rağmen devam edeceğiz.
Başa
Dön
8
Mart Dünya Kadınlar Günü Coşkuyla Kutlandı
8
Mart Dünya Kadınlar Günü tüm yurtta kutlanırken, ilçemizde de çeşitli
etkinliklere sahne oldu.
Sivil toplum örgütleri başta olmak üzere çeşitli kurum ve kuruluşlarda
yapılan bir dizi etkinlikler ile 8 Mart Dünya Kadınlar Günü kutlandı.
Atatürkçü Düşünce Derneği, Çağdaş Yaşamı Destekleme Derneği ve Eğitim-Sen
Fethiye Şubesi 8 Mart Cuma günü Anadolu Turizm Meslek Lisesi'nde bir gece
düzenleyerek fedakar kadınların özel gününü kutladılar.
ADD Başkanı Güngör Berk, gecenin anlam ve önemini belirten bir konuşma
yaparak, Kurtuluş Savaşı'nda erkeklerle yan yana düşmana karşı savaşan
kadınların dünyada ilk seçme ve seçilme hakkının Türkiye'de verildiğine
dikkat çekerek, Ulu Önder Mustafa Kemal Atatürk'ün kadınlara verdiği önemi
belirtti. 1857 yılında başlayan kadın hakları direnişlerinin kadınlar
için yeni bir sayfa açtığını söyleyen Güngör Berk, ülkemizde 8 Mart Dünya
Kadınlar Günü'nün 1976 yılından beri kutlandığını söyleyip, tüm dünya
kadınlarının bu anlamlı gününü ADD olarak kutladıklarını ifade etti.
Çağdaş Yaşamı Destekleme Derneği Başkanı Şükran Akbülbül, yaptığı konuşmada,
ülkemizde özellikle taşrada yaşayan kadınların ikinci sınıf insan muamelesi
gördüğünü söyleyip, Türk Kadını'nın artık hakettiği konuma gelmesi gerektiğini
belirtti. Kadınların toplumdaki yerinin giderek saygınlaşması gerektiğini
söyleyen Akbülbül, Çağdaş Yaşamı Destekleme Derneği olarak bu konuda da
çalışmalarını sürdüreceklerine değindi.
Ülke kadınlarının % 27'sinin okur-yazar olmadığını söyleyen Şükran Akbülbül,
ülke nüfusunun 6 milyonuna denk olduğunun altını çizdi.
Çeşitli şarkı ve şiirlerin renk kattığı gece sonunda tüm davetliler bütün
dünya kadınlarının gününü kutladılar.
Başa
Dön
Şoförler
Odası Seçimleri Kızışıyor
Fethiye'nin
en büyük sivil toplum örgütlerinden Şoförler ve Otomobilciler Odası seçimleri,
16 Mart Cumartesi günü Fethiye Lisesi salonunda yapılacak.
Üç yılda bir yapılan ve dört dönem başkanlık yapan Şoförler Odası Başkanı
Ercan Katrancı, aday olmayacağını açıklarken, sebebinin sağlık sorunları
olduğunu ancak adaylığını açıklayan Cengiz Koca'ya destek verdiğini açıkladı.
12 Yıllık görev süresince bir çok hizmetler yaptıklarını söyleyen Ercan
Katrancı, göreve geldiklerinde Şoförler Odası'na yeni bir bina kazandırdıklarını,
bilgisayar sistemine geçildiğini, görev süresince şoför esnafının yanında
olduklarını ve sorunlarının çözümlerini şeffaf bir anlayış içinde yerine
getirmeye çalıştıklarını belirtti.
Şoförler Odası'nın 6401 üyesi olduğuna dikkat çeken Katrancı, ülke genelinde
630 oda içinde gönüllü olarak başkanlığı bırakan ilk kişi olduğunu da
söyledi.
Üç yıl önceki seçimlerde 2200 oy alarak başkanlık koltuğuna oturduğunu
ifade eden Ercan Katrancı, aday sayısının bu yılki seçimlerde fazla olduğunu
rekabetin bir hayli çekişmeli geçeceğinin beklendiğini belirtti.
Şoförler ve Otomobilciler Odası seçimlerinde başkanlık için yarışacak
olan Cengiz Koca, Hayri Topçu, Ayhan Yiğit, İsmail Tahancı, Osman Büyükhancı,
İlker Karacabey ve Adnan Çelik kulis çalışmalarına devam ederken, şoför
esnafının nabızlarını ölçüyorlar.
Başkan adaylarından görüştüğümüz bir kişi, başkan olduğu takdirde Şoförler
Odası olarak yeni bir sayfa açacaklarını ve araçlara yapılan vize uygulamasından
doğan sorunları ortadan kaldırarak, çağdaş bir oda oluşturacaklarını söyledi.
Telefonda 1991 yılında 7 rakamlı sisteme geçildiğini belirten aday, şu
anki yönetimin geri kaldığını ve telefon numarasının hala dört rakam olarak
bilindiğini söyleyip, artık çağ atlamanın zamanı geldi şeklinde konuştu.
Başa
Dön
Egzoz
Ölçümlerinde Beklenen Fiyasko
Fethiye
genelinde 27 bin araca yapılması planlanan egzoz muayeneleri yalnızca
8150 araca yapılırken, 18.950 araç ise egzoz ölçümlerini yaptıramadı.
Fethiye 1 Nolu Sağlık Ocağı önünde uzun kuyruklar oluşturan araç sahipleri
sabahın erken saatlerinde saraya girerken, çoğu vatandaşlar ise egzoz
ölçümlerini yaptıramadan akşam saatlerinde sıralardan ayrıldılar.
4 Şubat tarihinde start alan egzoz ölçüm çalışmaları, 8 Mart Cuma günü
sona ermesi belirlenmiş olmasına rağmen yoğun katılım üzerine 10 Mart
Cuma gününe kadar uzatılmıştı.
Saatlerce uzun kuyruklar oluşturarak sıra bekleyen vatandaşlar, binlerce
araca yalnızca bir emisyon aleti ile hizmet verilmesinden dolayı çağımıza
yakışmayan manzaralar oluştuğunu söylediler. 6 milyon lira karşılığında
egzoz ölçümlerini yaptırmaya çalıştıklarını belirten araç sahipleri süre
dolduğu için mağdur olduklarını belirttiler.
Sabahın erken saatlerinde sıraya girdiklerini söyleyen araç sahipleri
akşamın beşine kadar sıra bekledikleri halde ölçümlerini yaptıramadıklarını
ve bu yüzden yapılacak cezai işlemlere itiraz edeceklerini ifade ettiler.
Egzoz ölçümleri için belirtilen sürenin çok yetersiz olduğunu belirten
vatandaşlar, kaymakamlığa seslenerek sürenin uzatılmasını istediler.
Top Vatandaşa Atıldı
Fethiye 1 Nolu Sağlık Ocağı önünde görev yapan emisyon masası yetkilileri
çalışmaların gerekli prosedürler çerçevesinde yapıldığını kendilerinden
bir sorun kaynaklanmadığını söylediler. Araç sahiplerinin belirli günlerde
gelmemesi ve egzoz ölçümlerini son güne bırakmaları nedeniyle bu kaosun
yaşandığını belirten yetkililer, araç sahiplerinin duyarsızlığından yakındılar.
Egzoz ölçümü yapılmayan araçların 10 Mart 2002 tarihinden sonra Muğla
veya Dalaman'a giderek egzoz ölçümlerini yaptırabileceğini söyleyen emisyon
masası heyeti, yeni bir uzatmanın söz konusu olmadığını açıkladılar.
İlgili kurum veya kuruluşların egzoz ölçümleri için başlangıç ve bitiş
tarihlerini belirlerken kasıtlı veya kasıtsız gerçeği görmemeleri ortadadır.
27 bin aracın 30 mesai gününde tek bir cihazla yapılamayacağının bilinmesi
gerekirdi.
Araç sahiplerinin duyarsızlığı ve her işte olduğu gibi son güne bırakma
alışkanlığımız yanı sıra, günde ortalama 600 araca muayene yapılan bir
aletle 27 bin aracın mantıklı olarak 60 günde bitirilebileceği, süre olarak
en az 2-3 ay veya 2-3 ilave alet ve ekip oluşturulması gerektiği yetkililerin
konuyu yeniden ele almaları gerekmektedir.
Başa
Dön
Kalpazanlara
Dikkat
Sahte
beş milyonluk banknotlar ile piyasayı dolandırmak isteyen iki kalpazan
yakayı ele verdi.
Geçtiğimiz günlerde Denizli'den, Fethiye'ye gelen Hidayet Kundak ve Mustafa
Kundak isimli iki kardeş, Patlangıç'ta bulunan Camuzoğlu Market'ten sigara
alma bahanesi ile sahte beş milyonluk bozdurmak istediler. Durumdan şüphelenen
market sahibi İbrahim Camuz, iki kardeşi bir süre takip etti. Çeşitli
alışveriş yerlerine girerek sahte beş milyonlukları piyasaya sürmeye çalışan
Hidayet ve Mustafa Kundak isimli şahışları polise bildiren İbrahim Camuz
sahtekarları suç üstü yakalattı.
Emniyet Müdürlüğü'nde ilk sorguları yapılan Hidayet ve Mustafa Kundak,
16 adet sahte beş milyonluğu piyasaya sürdüklerini itiraf ettiler.
Fethiye genelinde araştırma başlatan emniyet müdürlüğü vatandaşları uyararak
sahte paraya karşı dikkatli olmaları gerektiğini söylediler. Kalpazanların
sahte para verdiği yerler araştırılıyor.
İki sahtekarı yakalatarak, günün konusu olan Camuzoğlu Market sahibi İbrahim
Camuz, sahte parayı hemen anlarım, parayı bana uzattığında sahte olduğunu
anladım. Ancak, belli etmeden şahısları takip ettim, bütün marketlere
gidip para bozduruyorlardı, ben de polise bildirdim şeklinde konuştu.
Geçen yılda buna benzer bir olayla karşılaştığını söyleyen İbrahim Camuz,
genellikle sigara alarak parayı bozdurmak istiyorlar, bu yüzden çok dikkatliydim
dedi.
Başa
Dön
Yat
Limanında Hedef Büyük
Yaklaşan
turizm sezonu öncesinde Fethiye Yat (Marina) Limanı çalışmaları uluslararası
statülerine uygun olarak devam ediyor.
Fethiye Liman Başkanı Ahmet Karabulut yapılacak olan yeni marinanın 100'er
metrekarelik iki alanda yapılacağını ihaleyi alan Ecetaş Firması'nın çalışmalarına
başladığını söyledi.
Yap-işlet-devret projesi kapsamında yapılacak olan yeni marinanın on yıl
bu firma tarafından işletileceğine değinen Karabulut, şu an 400 yat bağlandığını
proje bittikten sonra bu rakamın iki mislinden daha fazla yat ve teknenin
limanında konuklayabileceğini ifade etti.
Şu anda bakım onarım tadilatlarının başladığına değinen Liman Başkanı
Ahmet Karabulut, aynı zamanda kara ve deniz muayenelerinin de yapıldığını
söyledi.
200 m2 alanda yapılacak iki ayrı iskelenin turizm açısından büyük fayda
sağlayacağına inandığını belirten Karabulut, bu sayede Fethiye Limanı'na
çok fazla yat ve tekne gelebileceğini ve turizm ekonomisine büyük yarar
getireceğini vurguladı.
Şu anda Başbakanlık Denizcilik Müsteşarlığı'ndan iskele yapımı için izin
alınma safhasında bulunulduğunu söyleyen Ahmet Karabulut, en kısa zamanda
cevap geleceğini ve bir yıl zarfında iskele yapımının tamamlanıp hizmete
sokulmayı amaçladıklarını ifade etti.
Marina yapımının ardından Fethiye'nin denizcilik adına büyük bir merkeze
kavuşacağını söyleyen Karabulut, çalışmaların aralıksız devam edeceğini
sözlerine ekledi.
Başa
Dön
Fareli
Köyün Kavalcısı
Fethiye'nin en gözde turizm semtlerinden biri olan Çalış'ın göbeğinde
cadde kenarındaki inanılmaz bataklık görüntüleri çevre sakinlerini canından
bezdirdi.
Mustafa Kemal Bulvarı Mevkii'ndeki kanalizasyon atıkları ile beslenen
bataklık çevre sakinlerinin büyük tepkisine neden olurken defalarca Fethiye
Belediyesi'ne başvurdukları halde göz göre göre hiç bir sonuç alamadıklarını
söylediler.
Büyük bir ihmalin ve de sorumsuzluğun sergilendiğini belirten vatandaşlar,
aylardır belediye yetkililerine müracaat ettikleri halde üvey evlat muamelesi
gördüklerini söyleyip, "Bu iş ne kadar daha böyle gidecek" şeklinde
konuştular.
Belediye Başkanı Behçet Saatcı ile telefonla görüşüp, sorunlarını anlattıklarını
ifade eden çevre sakinleri, hiç bir sonuç alamadıklarını vurguladılar.
Kurutulmayan bataklığın mikrop yuvası olduğuna değinen çevre sakinleri,
Mart ayında sivrisinek ve pis kokudan duramıyoruz, havalar iyice ısındığında
biz ne yapacağız diyerek haklı tepkilerini dile getiriyorlar.
Fareler İle Yaşıyorlar
Evlerinin hemen yanı başında bulunan 300 m2'lik bataklıktan ve kanalizasyondan
gelen farelerin evlerine hücum ettiğini söyleyen mağdurlar, fırınların
içinde fare pisliklerinin bile bulunduğunu ve bu yüzden veba, kolera gibi
ciddi hastalıklara yakalanmalarının an meselesi olduğunu ifade ettiler.
Aylardır Fethiye Belediyesi'ne başvuru yapıp, kanalizasyon ve batağlığa
bir çözüm bulunması için yalvardıklarını söyleyen çevre sakinleri, artık
belediyeden umudu kestiklerini belirtip, zirai ilaçlarla korunmaya çalıştıklarını
söylediler.
Belediye Başkanı Behçet Saatcı'nın direkt telefonlarından sorunlarını
birebir anlatıp yardım istediklerini ifade eden Çalış sakinleri defalarca
konuyu bahsettiklerinden ve sonuç alamamalarının üzüntüsünü yaşadıklarını
belirttiler.
"Biz insanız, insana saygı bu kadar mı?" diye konuşan vatandaşlar,
fareler ile bizi yaşatmaya hiç kimsenin hakkı yok diyerek artık vaat değil,
icraat istiyoruz şeklinde konuştular.
Çocuklarını dışarıya çıkaramadıklarını, pencerelerini açamadıklarını belirten
çevre sakinleri bu inanılmaz ihmalin bir an önce düzeltilmesi gerektiğine
değindiler.
Belediye yetkililerinden moloz, taş istediklerini, bataklığın bu şekilde
geçicide olsa etkisiz hale getirileceğini söyleyen vatandaşlar, ancak
bundan da bir sonuç alamadıklarını belirttiler.
Belediye yetkililerinin sanayi bölgesine moloz döktüğünü ifade eden mağdurlar
burası daha önemliydi. Turizme açık olan Çalış bunu hak etmiyor, diyerek
sitemde bulundular.
2002 Fethiye'sine yakışmayan bu çevre rezaletinin bir an önce çözüme kavuşturulması
gerektiğine değinen vatandaşlar, Fethiye Belediyesi'nden artık bir çözüm
bulması gerektiğine değinip, şikayetlerinin dikkate alınmasını istediler.
Başa Dön
.
|
 |